Etiket: Aile

  • Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Göktaş, Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerine Genel Kuruldaki konuşmasına, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’e rahmet dileyerek başladı.

    Dünyanın gözleri önünde acı bir katliamın yaşandığını belirten Göktaş, “Bugün ne yazık ki, Gazze’de büyük bir insanlık suçu işleniyor. Bu vesileyle Cumhurbaşkanı’mızın Filistin’de yaşanan bu insanlık dışı zulmün durması yönündeki çağrısını yineliyor, bir an evvel son bulmasını diliyorum. Türkiye olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın dört bir yanında mazlumun yanında yer almaya, zalime karşı hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz. İnsanlık tarihinin en korkunç saldırılarının açtığı yaraları el birliğiyle saracağız.” diye konuştu.

    “Asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin herkes için acının ve hüznün tarihi olduğunu kaydeden Göktaş, “Depremin meydana geldiği ilk andan itibaren devletimiz sahada, milletimizin yanında oldu. Tüm kurumlarımızla üstün bir gayret göstererek gece gündüz demeden her türlü yardımı vatandaşlarımıza ulaştırdık.” ifadelerini kullandı.

    Depremin ardından yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren, deprem bölgesini hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını vurgulayan Göktaş, “İlk günkü gibi, depremden etkilenen kardeşlerimiz için canla başla sahada aktif bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kendileri de birer depremzede olan çalışma arkadaşlarımızla vatandaşlarımızın derdine derman olmaya devam ediyoruz.” dedi.

    İkamesi olmayan en temel kurumu aile olarak nitelendiren Göktaş, “Aileye yönelik her türlü tehdide karşı duruşumuz nettir. Bu anlamda aile değerlerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Aile bağlarımızı sarsacak yaklaşım ve uygulamalara karşı teyakkuzda olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun pek çok meydan okumayla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu olumsuzluklara karşı ailelerimizi bilinçlendirmek ve desteklemek için bugün, her zamankinden çok daha fazla sorumluluğumuz olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda aileyi koruma ve güçlendirme politikalarımıza yön verecek 8. Aile Şurası’nı geniş bir katılımla gerçekleştirdik. Şura kararlarını da ocak ayı içerisinde milletimizle paylaşacağız. Ayrıca oluşturduğumuz Bilim Kurulu, tüm politikalarımızın hayata geçirilmesinde bizlere mihmandar olacak. Bunun yanı sıra kuracağımız Aile Enstitüsü ile bir yandan akademik çalışmalarla politikalarımıza yön verecek, diğer taraftan çalışanlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini artıracak programlar yürüteceğiz. 2024’ün ilk çeyreğinde Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’nı açıklayacağız. Bu eylem planıyla aileyi çevre, iklim değişikliği, dijitalleşme ve demografik değişimlerin olumsuz etkilerine karşı güçlendirmeye yönelik farkındalık çalışmaları yürüteceğiz.”

    Aile ve Gençlik Fonu

    Göktaş, gençlere yönelik Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını belirterek, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız. Gençlerimizi, evlilik süreçlerinde destekleyecek, onları sosyal risklerden korumaya yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti sunacağız. Bunun yanı sıra kendi işini kurmak isteyen gençlerimizin girişimlerine ve projelerine destek olacağız. İlk uygulamalarını deprem bölgesinden başlatacağımız Fonu, kısa bir süre içerisinde tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin istikbali için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu.

    Çocukların milli değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri için çalıştıklarını vurgulayan Göktaş, “Çocuğun üstün yararı ilkesini şiar edinerek her bir çocuğun güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlayacak ve sosyal refahlarını iyileştirecek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla aile bütünlüğünü koruyarak 164 bin çocuğun sağlıklı gelişimine katkı sunuyoruz. Psikososyal desteğe ihtiyacı olanlara sosyal hizmet, maddi zorluk yaşayan ailelere aylık 3 bin 571 lira maddi destek sağlıyoruz.” dedi.

    Koruyucu aile programı kapsamında 9 bin 655 çocuğun bugün aile şefkatiyle büyüdüğünü aktaran Göktaş, “Her bir çocuk için ailelere 5 bin 705 lira destek sağlıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğümüz Gönül Elçileri Projesi ile koruyucu aile programını daha da yaygınlaştırıyoruz. Bunun yanı sıra Evlat Edinme hizmetiyle 19 bin 496 çocuğu sıcak bir yuvaya kavuşturduk.” diye konuştu.

    Gerçekleştirdikleri dönüşümle 14 bin 325 çocuğun 1365 çocuk evi ve çocuk evleri sitelerinde aile sıcaklığında büyümelerini sağladıklarını dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:

    “Korumamız altındaki 2 bin 828 engelli çocuğa özel koruma ve bakım hizmeti veriyoruz. Şu an kuruluşlarımızda 20’si milli olmak üzere 5 bin 517 sporcu çocuk bulunuyor. Çocukların sporun yanı sıra kültür, sanat, teknoloji ve bilişim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirecek programlara katılmalarını sağlıyoruz. Her birine bir mesleki beceri kazandıracak özel staj programları hazırlıyoruz. Bugüne kadar devlet korumasında yetişmiş 61 bin 480 gencin kamuda istihdam edilmesini sağladık. Bu yıl sonuna kadar 1044 gencimizin atamasını gerçekleştireceğiz. İnsanı koruyan her şeyin ailenin ve toplumun kimliğini koruduğu inancıyla RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine İlişkin İş Birliği Protokolü kapsamında çalışmalarımızı başlattık. Ayrıca Sosyal Medya Çalışma Grubu ile geleneksel ve sosyal medya ortamında çocukları ve aileleri tehdit eden içeriklerle ilgili hukuki süreçleri 7/24 takip ediyoruz. Zararlı içeriklere anında müdahale ediyoruz. Çocuk dostu içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmalarını güçlendireceğiz. Çocukların, yazılı, görsel ve dijital yayınların zararlarından ve diğer risklerden korunması amacıyla zararlı içeriklerle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz.”

    “Çocuklar Güvende” ekipleri

    Çocukların dijital dünyanın sunduğu imkanlardan faydalanabilmesi ve zararlı içerikleri tanıma becerilerinin arttırılması için çocuklara akran destekli öğrenme tekniği ile dijital okuryazarlık eğitimi verdiklerini ifade eden Göktaş, çocukları her türlü zararlı içerikten ve yayından korumak için çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

    Ebeveynlere, bakım verenlere ve çocukla temas halinde olan personele yönelik “çocuklarda mahremiyet bilinci” eğitimlerini verdiklerini belirten Göktaş, şöyle konuştu:

    “Çocuklar Güvende ekiplerimizle okulları ziyaret ediyor, onları karşılaşabilecekleri tehlikelerden uzak tutmaya gayret ediyoruz. 352 bin öksüz ve yetim çocuğa sosyal hizmetlerimizi ve yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Ailesinden ayrı düşmüş, yabancı uyruklu çocuklara psikososyal destek ve sosyal uyum hizmeti sağlıyoruz. Yeşilay ile işbirliğinde aileleri, çocukları ve gençleri tehdit eden her türlü bağımlılığa karşı mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Rehberlik birimlerimiz aracılığıyla çocukları ve aileleri yakından takip ediyor, riskli durumları önceden tespit ederek erken müdahaleye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.”

    Engelli vatandaşların aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını öncelediklerini bildiren Göktaş, “560 bin 647 engelli vatandaşın evde bakımları için ailelerine aylık 5 bin 97 lira ödeme yapıyoruz. Bu kapsamda toplam 113,4 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Bakıma ihtiyacı olan 7 bin 49 engelli için 107 Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizde gece gündüz demeden hizmet veriyoruz. 310 özel bakım merkezi, 136 Gündüzlü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve 149 Umut Eviyle, engelli vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu ile engelli haklarının korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar doğrultusunda ülkemizin koşullarına uygun uzun süreli bakım güvence sistemini hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Engelli ve yaşlıların toplumsal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla şehir içi toplu taşıma imkanlarından ücretsiz yararlanmalarını sağladıklarını bildiren Göktaş, temmuz ayında ücretsiz seyahat için araç başına yaptıkları ödemeyi yüzde 100 artırdıklarını hatırlattı.

    Şiddete karşı sıfır tolerans

    Toplumun güçlü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmesinin ancak kadınların her alanda güçlü olmasıyla mümkün olacağını dile getiren Bakan Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu anlamda kadının güçlenmesi demek hem toplumun hem ailenin güçlenmesi demektir. Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye demektir. Bugün toplumumuzun temel direği olan kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, refahının artırılması, her alanda etkin bir şekilde yer almaları için çok büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra 2002’den bugüne, genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, kadın istihdamını yüzde 25 oranında artırdık. Kadın istihdamında çok büyük bir gelişme kaydetmiş olsak da elbette bunu yeterli görmüyoruz. Yeni çalışmalarımızla kadınları ekonomik, sosyal, sağlık ve eğitim başta olmak üzere her alanda daha da güçlü kılacağız. Uygulamaya koyacağımız Mahalle Odaklı Kreş Modeli ile kadınların ev veya iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda olmalarının önüne geçmek istiyoruz. Biz istiyoruz ki, kadınlar ilgi ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri meslekte yer alsın, bireysel ve toplumsal hayata daha aktif katılım sağlasın, bunu yaparken de çocukları için gözü arkada kalmasın. Bu kapsamda 0-3 yaş dönemi çocuklara bakım ve eğitim hizmeti veren kurumlarımızı Türkiye’nin dört bir yanında yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

    Kadına yönelik şiddetin fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları bulunan küresel bir sorun olduğunu kaydeden Göktaş, şunları söyledi:

    “Tüm bu boyutlarını göz önünde bulundurarak mücadelemizi, ‘şiddete sıfır tolerans’ ilkesiyle büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu ile bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahibiz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı’nın, 2024 yılı faaliyet programını 25 Kasım’da açıkladık. Bu faaliyet planı ile adalete erişim, mevzuat, politika, koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler ile toplumsal farkındalık başlıkları altında çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Aynı gün yayımlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Koordinasyon Kurulunu yeniden yapılandırdık. Böylece kurumlarımızla daha güçlü bir işbirliği ile kadına yönelik şiddetle mücadelemizi etkin bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. 11 dil desteği bulunan KADES uygulaması ile şiddet ihbarlarına daha hızlı ve daha etkili bir şekilde cevap veriyoruz. Alo 183 Şiddetle Mücadele Hattı ve farklı iletişim uygulamaları ile anlık danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Şiddet mağduru kadınların ve beraberindeki çocukların adalete erişimlerini kolaylaştırıyoruz. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle (ŞÖNİM) 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin rol oynayan ŞÖNİM’lerle 2012’den bugüne kadar toplam 1 milyon 646 bin kişiye hizmet verdik. Bu başvuruların büyük bölümü rehberlik ve psikososyal desteklerden oluşuyor.”

    Açacakları yeni merkezlerle hizmetleri daha da yaygınlaştıracaklarını dile getiren Göktaş, “Bugün 149 kadın konukevinde 3 bin 650 kadına hizmet veriyoruz. Kadınların ve çocuklarının risk durumları ve farklı ihtiyaçlarına göre 15 ilde 17 kadın konukevini ihtisaslaştırdık. Bu kapsamda konukevlerimizde anne-çocuk ilişkisine destek oluyor, kadınların ve çocukların psikolojik gelişimlerine katkı sağlıyoruz” dedi.

    Konukevlerinde kalan kadınların bilgi ve becerilerini artırarak toplumsal ve ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde yeniden katılımlarına destek olduklarını bildiren Göktaş, şöyle konuştu:

    “Kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Biz bu konuya her zaman bu anlayışla yaklaştık. Bu soruna asla müsamaha göstermedik, göstermeyeceğiz. Şiddete maruz kalan, şiddet riski taşıyan herkesi koruma altına alıyoruz. 81 ilde avukatlarımızla kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik her türlü tehdit, şiddet, istismar ve ihmal vakalarının hukuki süreçlerini büyük bir titizlikle takip ediyor, davalarda mağdurların yanında yer alıyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadına yönelik şiddetle mücadele topyekun yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Bu, hepimizin sorumluluğundadır. Şiddeti ortadan kaldıracak değerler sevgi, saygı ve merhamettir. Bu değerleri, toplumun her alanında çarşıda, pazarda, okulda, ailede, iş yerlerinde, sporda, sanatta, doğada hakim kılabildiğimiz müddetçe şiddet asla hiçbir yerde barınamaz. Aksi takdirde de karşısında önce bizi bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın.”

    Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirdiklerini, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:

    “Sosyal yardımlardan faydalananların yüzde 82’si çalışamayacak durumda olan vatandaşlarımızdır. Yani yardım alanların yüzde 82’si yaşlı, çocuk ve engellilerden oluşuyor. Bugün 50’den fazla sosyal yardım programıyla çeşitli kalemlerde daha fazla vatandaşımıza dokunuyoruz. Sosyal Hizmet Merkezlerimizle, geliştirdiğimiz dijital uygulamalarla, 7/24 çalışan destek hattımızla vatandaşlarımız yardımlara artık daha kolay erişebiliyor. Bu kanallarla vatandaşlarımız yardım talebini en fazla 4 dakika içerisinde bize ulaştırabiliyor. Biz de vatandaşımızın ihtiyacını gidip yerinde tespit ediyoruz ve ihtiyaç duyulan hizmetleri sunuyoruz. Bu kapsamda sel, deprem, yangın gibi afetlerde mağdur olan vatandaşlarımıza durumlarına bakılmaksızın yaptığımız tek seferlik yardımlar dahil, sosyal yardımların farklı kalemlerinden 4,4 milyon hanemizi yararlandırdık.”

    Sözlerinin sonunda “müjde paylaşmak” istediğini dile getiren Göktaş, “Yakın zamanda Bakanlığımıza sözleşmeli personel alımı gerçekleştireceğiz. Aramıza katılacak yeni çalışma arkadaşlarımızla kurumlarımızın kapasitesini daha da güçlendirecek, sosyal hizmetlerin niteliğinin ve erişilebilirliğinin artırılmasını sağlayacağız” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Türkiye’yi sarsan ‘Profesör Kabus’ Süleyman Salih Zoroğlu hakkında dava açıldı!

    Türkiye’yi sarsan ‘Profesör Kabus’ Süleyman Salih Zoroğlu hakkında dava açıldı!

    İstanbul’da dikkat dağınıklığı, sınav stresi gibi nedenlerle Türkiye’nin dört bir yerinden kliniğine gelen 21 çocuğa “istismara uğramışsınız” diyerek çoklu kişilik bozukluğu teşhisi koyduğu iddia edilen ünlü Prof. Dr. Süleyman Salih Zoroğlu’na ve klinik çalışanlarına dava açıldı.

    İddianamede Zoroğlu’nun hayvanlara yapılan ameliyatlarda kullanılan ketamin maddesini sulandırarak çocuklara verdiği ve onları uyuşturucu maddeye bağımlı hale getirdiği ileri sürüldü. Ayrıca çocukları ailesini öldürmekle telkin ettiği, hatta “bacıhane” ismini verdiği eve yerleştirip ardından yurt dışına götürme planı yaptığı kaydedildi.

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede; tutuklu şüpheli Çocuk Ergen ve Aile Psikiyatrisi Prof. Dr. Süleyman Salih Zoroğlu, yine tutuklu olan yardımcısı Dr. Ahmet Aktaş, Asistan Dr. Zeynep Akgü, Süleyman Salih Zoroğlu’nun eşi diş hekimi Özgül Zoroğlu, klinik sekreteri İnci Arslan ve kamuda görev yapan Hüsna Ağca şüpheli olarak yer aldı.

    21 ÇOCUK MAĞDUR OLDU

    İddianamede yaşları 7 ile 18 arasında değişen 6’sı erkek 21 çocuk mağdur olarak yer aldı. 2’si kardeş olan çocukların aileleri toplam 20 aile de müşteki sıfatıyla yer aldı. 151 sayfalık iddianame 5 bölümden oluşuyor. İddianamenin ilk bölümünde 21 mağdur çocuğun ve ebeveynlerinin Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan beyanlarına, Süleyman Salih Zoroğlu’nun çocuklarla yaptığı seans kayıtlarına, ailelere gönderilen mesaj içeriklerine yer veriliyor.

    Mağdur çocuklar ifadelerinde Süleyman Salih Zoroğlu’nun seans sırasında kendilerine cinsel içerikli sorular yönelttiğini ve ailelerini suçlamaya yönlendirdiğini iddia ediyor.

    ÇOCUKLARI KENDİ TUTACAĞI EVLERE YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞTI

    Çocukların ebeveynleri ise suç duyurularında Süleyman Salih Zoroğlu’nun çocuklarına tanısı çok zor olan çoklu kişilik bozukluğu teşhisini hızlıca koyduğunu anlatarak; çocuklarına seans esnasında ketamin maddesi verdiğini anlatıyor. Ebevynlerin iddiasına göre bu maddenin etkisi altında kalan çocuklar Zoroğlu’nun yönlendirmesiyle ailelerini suçluyor. Öte yandan Zoroğlu da çocukların aile bireylerini istismarla suçlayarak maddi talepler içeren tehditvari girişimlerde bulunuyor. İddianameye göre Prof. Dr. Zoroğlu’nun yaptıkları bununla da sınırlı değil; İddiaya göre ünlü psikiyatrist, çocukları kendi tutacağı bir eve yerleştirmeye ve yurt dışına göndermeye de çalışmış.

    ADLİ TIP KURUMU: UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİNDEN YARGILANABİLİR

    İddianamenin 2. Bölümü ise savcının uygulamadaki tedavileri anlayabilmek açısından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) aldığı rapor ve Bilimsel Tespit ve Mütalaalardan oluşuyor. ATK 5 İhtisas Dairesinin raporuna göre; ağrı kesici anestezik bir madde olan Ketamin’in, suiistimalinin tespit edilmesi halinde “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçu kapsamında yargılanabileceği belirtildi. Şüphelinin klinik ve ev adreslerinde ele geçirilen maddeler üzerinde ATK Kimya İhtisas Dairesi tarafından yapılan inceleme ve analizler neticesinde “ketamin” ve “ketamin bulaşıklı” madde ve materyaller tespit edildiği de kaydediliyor.

    KAYNAK: HABERTÜRK

    Kaynak: Haber7.com

  • Bizi ölümle tehdit ediyorlar

    Bizi ölümle tehdit ediyorlar

    Dünyaca ünlü Filistin kökenli Amerikalı modeller Bella ve Gigi Hadid’in babası Mohamed Hadid, İsrail’in Gazze işgali nedeniyle güneye kaçan sivilleri televizyonlarda görünce, annesinin 75 yıl önce yaşadıklarının gözünde canlandığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Avrupa’dan kaçtıkları için evlerinde misafir ettikleri iki Yahudi göçmen aile tarafından kapının önüne koyulduklarında henüz 9 günlük bir bebek olan Hadid, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana süren İsrail saldırılarını AA muhabirine New York’ta değerlendirdi.

    BİZİ KENDİ EVİMİZE ALMADILAR

    Filistin doğumlu iş insanı Hadid, 1946’da Avrupa’dan kaçarak gemiyle Hayfa Limanı’na yanaşan Polonya ve Macaristan kökenli Yahudi göçmenlere Filistin halkının kapılarını açtığını anlattı. Babasının da iki Yahudi aileyi Safed’de bulunan evlerine aldığını söyleyen Hadid, annesinin bundan 2 yıl sonra kendisini dünyaya getirmek için babaevinin bulunduğu Nasıra’ya gittiğini belirtti. İlk İsrail-Filistin Savaşı’nın başladığı 1948’de dünyaya geldiğini söyleyen Hadid, “Ben henüz dokuz günlükken, annem iki yaşındaki ablamı da yanına alarak Safed’deki evimize dönmüş. Hayfa Üniversitesinde profesör olan babam da evde değilmiş. Annemle ailemize ait olan kısma geldiğimizde bizi içeri almamışlar.” dedi. Hadid, mülteci durumuna düştüklerini anlayan annesi Khairiah Hadid’in, çocuklarının yolda üşümemesi için evden battaniye almak istediğini ancak Yahudi ailenin onları eve almadığını kaydetti. Hadid, Gazze’de saldırılardan kaçan sivillerin görüntüsünün, annesinin çocuklarıyla Suriye’ye giderken günlerce dağlık arazide kah hayvan sırtında kah yürüyerek yol kat etmelerine ve günler sonra Suriye’de mülteci kampına varmalarına dair anlattıklarını hatırlattığını ifade etti. Babalarıyla da günler sonra bu kampta bir araya gelebildiklerini söyleyen Hadid, “Henüz 9 günlük olduğum için hiçbir şey hatırlamıyorum. Ama ekranda gördüklerim annemin beni bir mülteci kampına canlı ulaştırabilmek için verdiği mücadeleyi ve yaşadığı zorlukları hissettirdi.” dedi.

    Ölüm tehditleri alıyoruz

    Bella ve Gigi Hadid’in, Filistin’e yönelik dikkati çeken sosyal medya paylaşımlarına atıfta bulunan Hadid, şu değerlendirmede bulundu: “Çocuklarım doğa ve dünyada insanların başına ne geliyorsa sezgilerini izlerler. Türkiye’deki deprem felaketinden tutun da Afrika’daki açlığa, Güneydoğu Asya’daki evsizliğe, UNICEF için okul yapmaya kadar yıllardır hep bu konularda katkı sundular.” Hadid, halihazırda Gazze’ye yönelik saldırıların, ailesine yönelik eleştirileri de tehlikeli düzeye çıkardığına dikkati çekerek “Çok sayıda tehdit alıyoruz. Ölüm tehditlerinden telefon numaralarımızı değiştirmek zorunda kaldık.” diye konuştu.

    Vatan toprağına gömülemediler

    Hadid, dünyanın en büyük acısının, insanların ölü veya diri olarak doğdukları topraklara dönememesi olduğunu dile getirdi. Annesi, babası ve babaannesinin doğup büyüdükleri topraklara gömülmeyi vasiyet etmelerine rağmen bunu yerine getirememesini, hayatının en büyük üç acı olayı olarak nitelendiren Hadid, “Anne ve babamı da ABD’de defnetmek zorunda kaldık. Ben de doğduğum topraklarda gömülmeyi isterdim.” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Serbest bırakılan Filistinli kadın: “Sevinmeye utanıyoruz”

    Serbest bırakılan Filistinli kadın: “Sevinmeye utanıyoruz”

    Esir takasında akşam saatlerinde yaşanan gecikmenin ardından serbest bırakılan Filistinli 6 kadın ve 1 çocuk, İsrail polisi tarafından evlerine ulaştırıldı. Ailelerin kutlama yapmasını, çevrede Filistinlilerin toplanmasını yasaklayan İsrail polisi, esirlerin evlerinin çevresinde yoğun biçimde konuşlandı.

    İSRAİL POLİSİ MASUMLARI HEDEF ALDI

    İşgal altındaki Kudüs’te 2015’te İsrail kontrol noktasında otomobilindeki tüpün patlaması sonucu vücudunun yüzde 60’ı yanan ve bu sırada bir askerin yaralanması nedeniyle 11 yıl hapse mahkum edilen Filistinli İsra Ceabis’in serbest bırakılması da İsrail polisinin baskınları sebebiyle gecikti. İsra Ceabis’in serbest bırakılması öncesi ailenin evine baskın düzenleyen İsrail polisi, aile fertlerini darbederek evden çıkardı. Polisler, çevredeki basın mensuplarını da aynı şekilde güç kullanarak ve darbederek buradan uzaklaştırmaya çalıştı.

    İsrail polisi, çok sayıda zırhlı araç ve birlikle Ceabis’in ailesinin evinin çevresinde konuşlandı. Kudüs’te serbest bırakılan diğer esirler evlerine ulaşmasına rağmen Ceabis, ancak gecenin ilerleyen saatlerinde ailesine kavuştu.

     

    KAYNAK: WWW.DAİLYUMMAH.COM

    Kaynak: Haber7.com

  • 15 Temmuz şehit aileleri Antalya’da buluştu

    15 Temmuz şehit aileleri Antalya’da buluştu

    Her yıl bir araya gelerek hüzünlerini ve sevinçlerini paylaşan aileler, Antalya’da gerçekleşen buluşmada hasret giderdiler. Yıllar içinde kurulan dostlukların perçinlendiği programın ilk gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Rıdvan Duran şehit aileleriyle bir araya geldi.

    Ailelerle başbaşa programına katılan Duran, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını paylaşarak ekledi; “Bu millet, tarihi boyunca kahramanlık ve fedakarlıkla dolu, başı dik, alnı ak, hür bir şekilde yaşamıştır. Bundan sonra da inşallah aynı şekilde yaşamaya devam edecektir. Bu vatan için, bayrak için verilen canlar ve dökülen kanlar asla unutulmayacak, minnetle anılacaktır. 15 Temmuz, tüm farklılıkları bir kenara bırakarak “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet” ilkeleri etrafında birleştiğimiz gündür. Bu mücadelede tankların, uçakların ve mermilerin önüne göğsünü siper eden müstesna bir direniş sergilenmiştir. Bu şerefli ve vakur duruş, tarihin sayfalarına eşsiz bir Demokrasi Destanı olarak yazılmıştır.”

    Aynı programa katılan Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürü Şemsettin Yalçın ise şehit yakınlarının sorunlarını dinleyerek gerekli adımların atılacağını belirtti.

    BULUŞMA “BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ” MOTTOSUYLA YAPILIYOR

    “7. Geleneksel Şehit Aileleri Buluşması”nın açılış progamında konuşan 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, şehit aileleriyle yapılan buluşmanın önemine değinerek “Her yıl bir araya gelmek hem bize hem de ailelerimize iyi geliyor. Bu programın mottosu “Biz Büyük Bir Aileyiz”. Derneğimiz bu ailenin çatısını oluşturuyor. Büyük ailemizin her bir ferdini saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Dostluğumuzun, kardeşliğimizin bir ömür devam etmesini diliyorum” dedi.

    FİLİSTİN DİRENİŞİ DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK

    15 Temmuz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Kadın ve Aile Komisyonu Başkanı Ayşe Varank Arslantürk ise şehit yakınlarını selamlayarak Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekti; “Bu yılki buluşmamızı maalesef terör devleti İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırım ve işlediği vahşetin gölgesinde gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız eylemlerle dualarımızla, boykotla kardeşlerimize destek versek de yaptıklarımız Hz. İbrahimin ateşine su taşıyan karıncanın çabasından öteye geçmiyor maalesef. Biz de diyoruz ki ateşi söndürmesek de safımız belli olsun. Huzuru ilahide durduğumuz yer mazlumların yanı olsun. Bizler 15 Temmuz gecesini iliklerine kadar yaşamış olan şehit yakınları olarak, en yakınındakini kaybetmenin, vatan için canını ortaya koymanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz nasıl ki 15 Temmuz’da sokağa inip ülkemizde darbe defterini kapatarak yeni bir sayfa açtıysak, Allah’ın yardımıyla imkansızı başardıysak, inanıyorum ki Filistin’deki direnişle dünyada yeni bir sayfa açılacak.”



    SU UYUR FETÖ UYUMAZ!

    Açılış programında konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, FETÖ tehdidinin geçmediğini belirterek örgüte karşı her zaman uyanık olunması gerektiğini ifade ederek ekledi; “Su uyur FETÖ uyumaz, düşman uyumaz. Hepimizin uyanık olması, uyanık kalması lazım. Hala fırsat bulsalar tekrar örgütlenecekler, devlete sızacaklar, tekrar geçmişte yaptıkları ihaneti yapacaklar. Biz bunu yaptığımız operasyonlardan biliyoruz. 7 Haziran itibarıyla Sayın Yerlikaya’nın İçişleri Bakanı olmasından bugüne devam eden FETÖ operasyonlarında 3 bin 500 gözaltı oldu. Bunun 786’sı tutuklandı, 775’ine de adli kontrol kararı verildi. Zannetmeyin ki FETÖ bitti, bitmedi. Devlette, toplumda temizlik devam ediyor, tekrar dirilmesinler diye de tedbir devam ediyor, edecek.”

    Dünyanın gözü önünde Gazze’de masum Müslümanların katledildiğini, soykırıma uğradığını ifade eden Karaloğlu, siyonist terör devleti İsrail’in bebek, çocuk, kadın, yaşlı dinlemeden okulları, hastaneleri, ibadethaneleri, cami kilise ayrımı yapmadan toplumun kutsal saydığı tüm yerleri, savaş hukukunda kesinlikle dokunulması yasak olan mekanları bombalayarak insanlık suçu işlediğini söyledi.

    ELLER GAZE İÇİN SEMAYA AÇILDI

    Eski İstanbul Baş Vaizi Mustafa Akgül’ün katılımıyla gerçekleştirilen “253 Hatim Programı”nda ise 15 Temmuz şehitleri için okunan hatimlerin duaları yapıldı. Mustafa Akgül, programda şehitliğin müslümanlar için ne anlama geldiğini örneklerle anlattı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerle devam eden programda vatan için canından geçen tüm şehitler ve Gazze’de soykırıma maruz kalarak şehit edilen Filistinliler rahmetle yad edildi.

     

     

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com