Etiket: Çalışma

  • Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Göktaş, Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerine Genel Kuruldaki konuşmasına, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’e rahmet dileyerek başladı.

    Dünyanın gözleri önünde acı bir katliamın yaşandığını belirten Göktaş, “Bugün ne yazık ki, Gazze’de büyük bir insanlık suçu işleniyor. Bu vesileyle Cumhurbaşkanı’mızın Filistin’de yaşanan bu insanlık dışı zulmün durması yönündeki çağrısını yineliyor, bir an evvel son bulmasını diliyorum. Türkiye olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın dört bir yanında mazlumun yanında yer almaya, zalime karşı hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz. İnsanlık tarihinin en korkunç saldırılarının açtığı yaraları el birliğiyle saracağız.” diye konuştu.

    “Asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin herkes için acının ve hüznün tarihi olduğunu kaydeden Göktaş, “Depremin meydana geldiği ilk andan itibaren devletimiz sahada, milletimizin yanında oldu. Tüm kurumlarımızla üstün bir gayret göstererek gece gündüz demeden her türlü yardımı vatandaşlarımıza ulaştırdık.” ifadelerini kullandı.

    Depremin ardından yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren, deprem bölgesini hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını vurgulayan Göktaş, “İlk günkü gibi, depremden etkilenen kardeşlerimiz için canla başla sahada aktif bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kendileri de birer depremzede olan çalışma arkadaşlarımızla vatandaşlarımızın derdine derman olmaya devam ediyoruz.” dedi.

    İkamesi olmayan en temel kurumu aile olarak nitelendiren Göktaş, “Aileye yönelik her türlü tehdide karşı duruşumuz nettir. Bu anlamda aile değerlerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Aile bağlarımızı sarsacak yaklaşım ve uygulamalara karşı teyakkuzda olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun pek çok meydan okumayla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu olumsuzluklara karşı ailelerimizi bilinçlendirmek ve desteklemek için bugün, her zamankinden çok daha fazla sorumluluğumuz olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda aileyi koruma ve güçlendirme politikalarımıza yön verecek 8. Aile Şurası’nı geniş bir katılımla gerçekleştirdik. Şura kararlarını da ocak ayı içerisinde milletimizle paylaşacağız. Ayrıca oluşturduğumuz Bilim Kurulu, tüm politikalarımızın hayata geçirilmesinde bizlere mihmandar olacak. Bunun yanı sıra kuracağımız Aile Enstitüsü ile bir yandan akademik çalışmalarla politikalarımıza yön verecek, diğer taraftan çalışanlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini artıracak programlar yürüteceğiz. 2024’ün ilk çeyreğinde Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’nı açıklayacağız. Bu eylem planıyla aileyi çevre, iklim değişikliği, dijitalleşme ve demografik değişimlerin olumsuz etkilerine karşı güçlendirmeye yönelik farkındalık çalışmaları yürüteceğiz.”

    Aile ve Gençlik Fonu

    Göktaş, gençlere yönelik Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını belirterek, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız. Gençlerimizi, evlilik süreçlerinde destekleyecek, onları sosyal risklerden korumaya yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti sunacağız. Bunun yanı sıra kendi işini kurmak isteyen gençlerimizin girişimlerine ve projelerine destek olacağız. İlk uygulamalarını deprem bölgesinden başlatacağımız Fonu, kısa bir süre içerisinde tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin istikbali için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu.

    Çocukların milli değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri için çalıştıklarını vurgulayan Göktaş, “Çocuğun üstün yararı ilkesini şiar edinerek her bir çocuğun güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlayacak ve sosyal refahlarını iyileştirecek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla aile bütünlüğünü koruyarak 164 bin çocuğun sağlıklı gelişimine katkı sunuyoruz. Psikososyal desteğe ihtiyacı olanlara sosyal hizmet, maddi zorluk yaşayan ailelere aylık 3 bin 571 lira maddi destek sağlıyoruz.” dedi.

    Koruyucu aile programı kapsamında 9 bin 655 çocuğun bugün aile şefkatiyle büyüdüğünü aktaran Göktaş, “Her bir çocuk için ailelere 5 bin 705 lira destek sağlıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğümüz Gönül Elçileri Projesi ile koruyucu aile programını daha da yaygınlaştırıyoruz. Bunun yanı sıra Evlat Edinme hizmetiyle 19 bin 496 çocuğu sıcak bir yuvaya kavuşturduk.” diye konuştu.

    Gerçekleştirdikleri dönüşümle 14 bin 325 çocuğun 1365 çocuk evi ve çocuk evleri sitelerinde aile sıcaklığında büyümelerini sağladıklarını dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:

    “Korumamız altındaki 2 bin 828 engelli çocuğa özel koruma ve bakım hizmeti veriyoruz. Şu an kuruluşlarımızda 20’si milli olmak üzere 5 bin 517 sporcu çocuk bulunuyor. Çocukların sporun yanı sıra kültür, sanat, teknoloji ve bilişim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirecek programlara katılmalarını sağlıyoruz. Her birine bir mesleki beceri kazandıracak özel staj programları hazırlıyoruz. Bugüne kadar devlet korumasında yetişmiş 61 bin 480 gencin kamuda istihdam edilmesini sağladık. Bu yıl sonuna kadar 1044 gencimizin atamasını gerçekleştireceğiz. İnsanı koruyan her şeyin ailenin ve toplumun kimliğini koruduğu inancıyla RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine İlişkin İş Birliği Protokolü kapsamında çalışmalarımızı başlattık. Ayrıca Sosyal Medya Çalışma Grubu ile geleneksel ve sosyal medya ortamında çocukları ve aileleri tehdit eden içeriklerle ilgili hukuki süreçleri 7/24 takip ediyoruz. Zararlı içeriklere anında müdahale ediyoruz. Çocuk dostu içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmalarını güçlendireceğiz. Çocukların, yazılı, görsel ve dijital yayınların zararlarından ve diğer risklerden korunması amacıyla zararlı içeriklerle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz.”

    “Çocuklar Güvende” ekipleri

    Çocukların dijital dünyanın sunduğu imkanlardan faydalanabilmesi ve zararlı içerikleri tanıma becerilerinin arttırılması için çocuklara akran destekli öğrenme tekniği ile dijital okuryazarlık eğitimi verdiklerini ifade eden Göktaş, çocukları her türlü zararlı içerikten ve yayından korumak için çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

    Ebeveynlere, bakım verenlere ve çocukla temas halinde olan personele yönelik “çocuklarda mahremiyet bilinci” eğitimlerini verdiklerini belirten Göktaş, şöyle konuştu:

    “Çocuklar Güvende ekiplerimizle okulları ziyaret ediyor, onları karşılaşabilecekleri tehlikelerden uzak tutmaya gayret ediyoruz. 352 bin öksüz ve yetim çocuğa sosyal hizmetlerimizi ve yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Ailesinden ayrı düşmüş, yabancı uyruklu çocuklara psikososyal destek ve sosyal uyum hizmeti sağlıyoruz. Yeşilay ile işbirliğinde aileleri, çocukları ve gençleri tehdit eden her türlü bağımlılığa karşı mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Rehberlik birimlerimiz aracılığıyla çocukları ve aileleri yakından takip ediyor, riskli durumları önceden tespit ederek erken müdahaleye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.”

    Engelli vatandaşların aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını öncelediklerini bildiren Göktaş, “560 bin 647 engelli vatandaşın evde bakımları için ailelerine aylık 5 bin 97 lira ödeme yapıyoruz. Bu kapsamda toplam 113,4 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Bakıma ihtiyacı olan 7 bin 49 engelli için 107 Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizde gece gündüz demeden hizmet veriyoruz. 310 özel bakım merkezi, 136 Gündüzlü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve 149 Umut Eviyle, engelli vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu ile engelli haklarının korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar doğrultusunda ülkemizin koşullarına uygun uzun süreli bakım güvence sistemini hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Engelli ve yaşlıların toplumsal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla şehir içi toplu taşıma imkanlarından ücretsiz yararlanmalarını sağladıklarını bildiren Göktaş, temmuz ayında ücretsiz seyahat için araç başına yaptıkları ödemeyi yüzde 100 artırdıklarını hatırlattı.

    Şiddete karşı sıfır tolerans

    Toplumun güçlü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmesinin ancak kadınların her alanda güçlü olmasıyla mümkün olacağını dile getiren Bakan Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu anlamda kadının güçlenmesi demek hem toplumun hem ailenin güçlenmesi demektir. Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye demektir. Bugün toplumumuzun temel direği olan kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, refahının artırılması, her alanda etkin bir şekilde yer almaları için çok büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra 2002’den bugüne, genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, kadın istihdamını yüzde 25 oranında artırdık. Kadın istihdamında çok büyük bir gelişme kaydetmiş olsak da elbette bunu yeterli görmüyoruz. Yeni çalışmalarımızla kadınları ekonomik, sosyal, sağlık ve eğitim başta olmak üzere her alanda daha da güçlü kılacağız. Uygulamaya koyacağımız Mahalle Odaklı Kreş Modeli ile kadınların ev veya iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda olmalarının önüne geçmek istiyoruz. Biz istiyoruz ki, kadınlar ilgi ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri meslekte yer alsın, bireysel ve toplumsal hayata daha aktif katılım sağlasın, bunu yaparken de çocukları için gözü arkada kalmasın. Bu kapsamda 0-3 yaş dönemi çocuklara bakım ve eğitim hizmeti veren kurumlarımızı Türkiye’nin dört bir yanında yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

    Kadına yönelik şiddetin fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları bulunan küresel bir sorun olduğunu kaydeden Göktaş, şunları söyledi:

    “Tüm bu boyutlarını göz önünde bulundurarak mücadelemizi, ‘şiddete sıfır tolerans’ ilkesiyle büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu ile bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahibiz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı’nın, 2024 yılı faaliyet programını 25 Kasım’da açıkladık. Bu faaliyet planı ile adalete erişim, mevzuat, politika, koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler ile toplumsal farkındalık başlıkları altında çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Aynı gün yayımlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Koordinasyon Kurulunu yeniden yapılandırdık. Böylece kurumlarımızla daha güçlü bir işbirliği ile kadına yönelik şiddetle mücadelemizi etkin bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. 11 dil desteği bulunan KADES uygulaması ile şiddet ihbarlarına daha hızlı ve daha etkili bir şekilde cevap veriyoruz. Alo 183 Şiddetle Mücadele Hattı ve farklı iletişim uygulamaları ile anlık danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Şiddet mağduru kadınların ve beraberindeki çocukların adalete erişimlerini kolaylaştırıyoruz. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle (ŞÖNİM) 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin rol oynayan ŞÖNİM’lerle 2012’den bugüne kadar toplam 1 milyon 646 bin kişiye hizmet verdik. Bu başvuruların büyük bölümü rehberlik ve psikososyal desteklerden oluşuyor.”

    Açacakları yeni merkezlerle hizmetleri daha da yaygınlaştıracaklarını dile getiren Göktaş, “Bugün 149 kadın konukevinde 3 bin 650 kadına hizmet veriyoruz. Kadınların ve çocuklarının risk durumları ve farklı ihtiyaçlarına göre 15 ilde 17 kadın konukevini ihtisaslaştırdık. Bu kapsamda konukevlerimizde anne-çocuk ilişkisine destek oluyor, kadınların ve çocukların psikolojik gelişimlerine katkı sağlıyoruz” dedi.

    Konukevlerinde kalan kadınların bilgi ve becerilerini artırarak toplumsal ve ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde yeniden katılımlarına destek olduklarını bildiren Göktaş, şöyle konuştu:

    “Kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Biz bu konuya her zaman bu anlayışla yaklaştık. Bu soruna asla müsamaha göstermedik, göstermeyeceğiz. Şiddete maruz kalan, şiddet riski taşıyan herkesi koruma altına alıyoruz. 81 ilde avukatlarımızla kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik her türlü tehdit, şiddet, istismar ve ihmal vakalarının hukuki süreçlerini büyük bir titizlikle takip ediyor, davalarda mağdurların yanında yer alıyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadına yönelik şiddetle mücadele topyekun yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Bu, hepimizin sorumluluğundadır. Şiddeti ortadan kaldıracak değerler sevgi, saygı ve merhamettir. Bu değerleri, toplumun her alanında çarşıda, pazarda, okulda, ailede, iş yerlerinde, sporda, sanatta, doğada hakim kılabildiğimiz müddetçe şiddet asla hiçbir yerde barınamaz. Aksi takdirde de karşısında önce bizi bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın.”

    Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirdiklerini, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:

    “Sosyal yardımlardan faydalananların yüzde 82’si çalışamayacak durumda olan vatandaşlarımızdır. Yani yardım alanların yüzde 82’si yaşlı, çocuk ve engellilerden oluşuyor. Bugün 50’den fazla sosyal yardım programıyla çeşitli kalemlerde daha fazla vatandaşımıza dokunuyoruz. Sosyal Hizmet Merkezlerimizle, geliştirdiğimiz dijital uygulamalarla, 7/24 çalışan destek hattımızla vatandaşlarımız yardımlara artık daha kolay erişebiliyor. Bu kanallarla vatandaşlarımız yardım talebini en fazla 4 dakika içerisinde bize ulaştırabiliyor. Biz de vatandaşımızın ihtiyacını gidip yerinde tespit ediyoruz ve ihtiyaç duyulan hizmetleri sunuyoruz. Bu kapsamda sel, deprem, yangın gibi afetlerde mağdur olan vatandaşlarımıza durumlarına bakılmaksızın yaptığımız tek seferlik yardımlar dahil, sosyal yardımların farklı kalemlerinden 4,4 milyon hanemizi yararlandırdık.”

    Sözlerinin sonunda “müjde paylaşmak” istediğini dile getiren Göktaş, “Yakın zamanda Bakanlığımıza sözleşmeli personel alımı gerçekleştireceğiz. Aramıza katılacak yeni çalışma arkadaşlarımızla kurumlarımızın kapasitesini daha da güçlendirecek, sosyal hizmetlerin niteliğinin ve erişilebilirliğinin artırılmasını sağlayacağız” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Siyonist aklın büyük tuzağı ve küresel sapkınlığın şifreleri: Mustafa Merter’in ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabı çok ses getirecek

    Siyonist aklın büyük tuzağı ve küresel sapkınlığın şifreleri: Mustafa Merter’in ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabı çok ses getirecek

    ‘Hekaton’la Son Tango’ adlı eseri hakkında bir basın toplantısı gerçekleştiren Dr. Mustafa Merter, bu kitabında, yeni medyanın da tetiklediği cinsel kimlik karmaşası üzerine beş ana konu başlığı altında hem dünya hem de ülkemiz adına geniş çaplı araştırmaların sonuçlarını aktarırken meseleye devlet ve toplum bazlı çözüm önerileri sundu.

    Türkiye’de alanında bir ilk

    Türkiye’de ilk kez LGBT ve diğer marjinal akımlar üzerine bilimsel, psikiyatrik ve sosyolojik olarak kapsamlı bir çalışma sunan Dr. Mustafa Merter, Hekaton’la Son Tango, kitabında yıllar içerisinde uluslararası boyutta edindiği iş ve akademik hayat tecrübelerini aktarırken vurguladığı bir diğer husus ise küresel çapta sürdürülen propagandanın, politikadan hukuk sistemine kadar yayıldığı oluyor. Eser, yeni medya düzeninin de yarattığı cinsel kimlik karmaşasından, İstanbul Sözleşmesi’ne kadar geniş bir yelpazede bilimsel veriler sunuyor. Merter, meseleye devlet ve toplum bazında net çözüm önerileri sunmasıyla alandaki çalışmalara yön verecek referans bir eser haline geldi.

    “Küresel propaganda karşıtı bir psikiyatrist”

    Aileyi kurumunun bozguna uğraması konusunda propaganda çalışmalarına yönelik detaylı araştırmalar sunarak Netflix, Disney+ ve TikTok’a kadar analiz eden Merter, tüm bu sürecin sonucunda özellikle devlet eliyle, “Yüksek Stratejik Araştırmalar Enstitüsü” ile “Nefs İlmi Enstitüsü”nün kurulmasını önererek topluma düşen görev ve sorumluluklardan da söz ediyor. Merter, gerek çalışmaları gerekse bilimsel bakışıyla küresel propaganda karşısında Hekaton’la Son Tango eseriyle söylenecek yeni sözlerin olduğunu bizlere gösteriyor.

    Akademik ön kabuller, değişmez, hatta değiştirilmesi tartışmaya dahi açılamaz gibi işlenen hükümlerle, bilimsel ve kültürel bir perspektif ışığında yüzleşen Merter, Hekaton’la Son Tango eserinde, yeni materyalizm, cinsel kimlik, nefret söylemi, akademik objektiflik ve insan hakları gibi içi giderek boşaltılan terim ve söylemlere dair, bu zamana kadar yapılmış en kapsamlı bilimsel araştırmalardan birini sunuyor. Merter, bu çalışmayla küresel propaganda karşısında bir psikiyatrist olarak duruyor.

    “Mustafa Merter kimdir?”

    1947 yılında İstanbul’da doğan Mustafa Merter, ilkokulu Cihangir’de, ortaokulu ise Avusturya Lisesi’nde okudu. Ailesi tarafından eğitimine devam etmesi için İsviçre’ye gönderilen Merter, burada, St. Moritz’de Montalya Lisesi’nden Lozan Lemania Lisesi’ne geçerek 1969 yılında İsviçre Federal Lise Diploması alarak mezun oldu. Bir süre Almanya’da dahiliye asistanlığı da yapan Merter, branş değişikliği yaparak İsviçre’de psikiyatri eğitimine başladı. Uzmanlığını Zürih Üniversitesi Hastanesi’ne bağlı Burghölzli Psikiyatri Hastanesi’nde tamamladı. İlerleyen süreçteyse “Flufenazin Dekanoat” nöroleptik çalışmasıyla doktora eğitimini tamamladı. 1977 yılında Teresa Spescha ile evlenen Merter’in bu evlilikten iki çocuğu dünyaya geldi. 1987 yılında Türkiye’ye yerleşen Merter, Turgutreis’te serbest psikiyatr olarak mesleğini icra etmiştir. Merter’in yayımlanmış 3 kitabı ve çeşitli akademik makaleleri bulunmaktadır.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ‘Bilim Kurulu’ kuruldu

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ‘Bilim Kurulu’ kuruldu

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın faaliyet ve çalışma alanları için 16 üniversiteden 10 rektör ve 20 akademisyenin katılımı ile oluşturulan Bilim Kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Kurul ile bakanlığımızın çalışma alanlarına ilişkin veri temelli, bilimsel ve bütüncül bir perspektifle daha güçlü politikaların hayata geçirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde faaliyet ve çalışma alanları için oluşturulan Bilim Kurulu’nun ilk toplantısına Bakan Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı. Bakan Göktaş, Bakanlık olarak politikalarında, bilimsel çalışmaları her zaman en önemli rehber olarak gördüklerini ifade ederek, “Bu anlayış, sosyal politikalarımızın etkinliğini artıran bir yaklaşımdır. Çünkü biliyoruz ki, veri temelli sosyal politikalar, toplumun ihtiyaçlarını daha doğru tanımamızı ve gidermemizi sağlar. Bilimsel çalışmalar, sosyal politika geliştirme anlamında önemli bir kriter. Geliştirdiğimiz politikaların çıktılarını bilimsel çalışmalara zemin olacak şekilde doküman haline getiriyor, yayınlıyoruz. Böylelikle elde edilen çıktılar, kurumsal hafızamızda yer ediniyor. Hem mevcut uygulamalarımızın etkinliğini artırıyor, hem de gelecekteki politikalarımız için sağlam bir zemin oluşturuyoruz” diye konuştu.

    ”562 BİLİMSEL ARAŞTIRMAYA İZİN VERDİK”

    Kurulun temel amacının çeşitli disiplinlerden gelen tecrübeleri bir araya getirip, toplumun ihtiyaçlarına yönelik politikaları şekillendirmek olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Halihazırda Bakanlık olarak, üniversiteler ve araştırma merkezleri ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Çalışmalarımız aynı zamanda bilimsel araştırmalara veri kaynağı oluyor. Lisans ve lisansüstü düzeydeki saha uygulamaları ve staj faaliyetlerine destek veriyoruz. 2019-2023 yılları arasında Bakanlığımıza bağlı kurum ve kuruluşlarda, 562 bilimsel araştırma gerçekleştirilmesine izin verdik. Bu sayede çalıştığımız alanlarda bilimsel bilginin üretilmesine güçlü bir zemin sağlıyoruz” diye konuştu.

    ”DAHA GÜÇLÜ POLİTİKALAR AMAÇLIYORUZ”

    Bakan Göktaş, Bilim Kurulu’nun sağladığı platformların, üniversitelerle olan diyaloglarını daha da ileriye taşıma konusunda kritik bir köprü görevi üstleneceğini söyleyerek, “Bugün ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Bilim Kurulumuzun, politika geliştirme süreçlerimizin temel taşlarından biri olacağını ümit ediyorum. Bilim Kurulumuz, ülkemizin farklı bölgelerindeki 16 farklı üniversiteden 10 rektör ve 20 akademisyen olmak üzere alanında uzman kişilerden oluşuyor. Bu kurul ile bakanlığımızın çalışma alanlarına ilişkin veri temelli, bilimsel ve bütüncül bir perspektifle daha güçlü politikaların hayata geçirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    ”ÇALIŞMA ALANLARI, 4 BAŞLIKTAN OLUŞUYOR”

    Bakan Göktaş, kurulun çalışma alanlarının ‘Aile ve Toplum Hizmetleri’, ‘Engelli ve Yaşlı Hizmetleri’, ‘Çocuk Hizmetleri’ ve ‘Kadının Güçlendirilmesi’ olmak üzere 4 temel başlıktan oluştuğunu belirterek, “Kurulumuzun çalışma esasları içerisinde komisyonlarımız ve çalışma gruplarımız belirlenecek. Bu komisyonlarımız; ulusal ve uluslararası bilimsel araştırma ve projelerinin geliştirilmesi, akademik ve saha çalışmalarına yönelik iş birliği ve koordinasyonun sağlanması ve güçlenmesi, Bakanlığın hizmet alanlarındaki güncel ve yenilikçi modellerin değerlendirilmesi, mevcut durum analizi ve risklerin saptanması, bilimsel çözüm önerilerinin sunulması, toplumsal farkındalık çalışmalarına yer verilmesi başlıklarında çalışacaklar” dedi.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Özhaseki: Her ay 50 bin civarında konut ve iş yerini teslim edeceğiz

    Bakan Özhaseki: Her ay 50 bin civarında konut ve iş yerini teslim edeceğiz

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yeşil dönüşüm için kanunlarımızı, paydaşların talepleri ve bilimsel veriler doğrultusunda güncelledik. Meclisin normal çalışma gündemi başladığı zaman inşallah getireceğiz ve bunu çıkarmak için gayret edeceğiz.” dedi.

    Özhaseki, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu öncesinde İller Bankası Macunköy Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında konuştu.

    Kurulun, gelecek hafta Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai şehrinde başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı (COP28) öncesinde Türkiye’nin müzakere önceliklerini ve ulusal ölçekte hazırlanan iklim değişikliği azaltım ve uyum eylem planlarını değerlendirmek üzere toplandığını belirten Özhaseki, toplantının hayırlı kararlara vesile olmasını temenni etti.

    Bakan Özhaseki, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında 850 bin bağımsız birimin ve yaklaşık 18 milyon vatandaşın zarar gördüğünü hatırlattı.

    Deprem bölgesinde yaraları sarabilmek adına büyük bir gayretin içerisinde olduklarını vurgulayan Özhaseki, “İlk etaptaki 100 bin kadar konutun inşasına başladık. Bunlar çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Bir taraftan yerinde dönüşüm projemizi açıkladık. Şu ana kadar 245 bin vatandaşımız, ‘eğer devlet beni desteklerse ben görevimi yerinde yaparım’ diye bizlere müracaatta bulundular, desteklemeye devam ediyoruz. Bir taraftan da aldığımız bir kararla köylerimizdeki bütün köy evlerinin tamamını çelik karkas üzerine inşa edeceğimiz 100 bine yakın evin de ihalelerine başladık.” diye konuştu.

    Deprem bölgesinde yapımı devam eden ve tamamlanan yapıların peyderpey hak sahiplerine teslim edildiğini aktaran Özhaseki, gelecek aylarda da her ay 50 bin civarında konut ve iş yerini teslim etmeye devam edeceklerini kaydetti.

    Özhaseki, bir yandan afet bölgesini ayağa kaldırıp kentsel dönüşüm çalışmalarına gayret ederken, diğer yandan da iklim değişikliğiyle ilgili mücadelenin bütün hızıyla devam ettiğini vurguladı.

    İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE VURGU

    Dünyanın, iklim değişikliğinin ağır etkileriyle karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu anlamda Akdeniz iklim kuşağında bulunan Türkiye’nin de iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerin başında geldiğini söyledi.

    Bakan Özhaseki, Sanayi Devrimi’nden bugüne neredeyse 150 yıllık bir süreç içerisinde atmosferdeki karbondioksit miktarının yüzde 50 civarında arttığını ifade ederek, bu durumun, küresel ortalama sıcaklığı Sanayi Devrimi öncesine göre 1,1 derece artırdığını anlattı.

    İklim değişikliğinin en büyük sebeplerinden birinin Sanayi Devrimi ile başlayan çok üretim, çok tüketim ve çok kirletmeye dayalı süreçten kaynaklandığını dile getiren Özhaseki, şunları paylaştı:

    “Bu konuda en çok kirleten ülkeler belli. Hindistan, Çin, Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri. Türkiye bu konuda en az kirleten ülkelerin başında geliyor. Ancak inancımızın da gereği ve yasalarımızın da emrettiği şekilde biz hiç kirletmeme üzerine kendimizi kurgulamaya çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki dünya bir denge üzerine yaratılmış, bu denge bozulduğu zaman felaketler arka arkasına geliyor. Sizin doğayı tahrip etmemeniz gerekiyor. Atmosferi kirletmemeniz gerekiyor. Eğer bunu yaparsanız tabiat adeta sizden intikam alıyor.”

    “ÜLKEMİZİN YEŞİL VARLIĞINI YÜZDE 13’E KADAR YÜKSELTTİK”

    Özhaseki, ülke olarak iklim değişikliğiyle mücadeleyi her zaman siyaset üstü ve sınır tanımayan konular olarak ele aldıklarını, hatta iklim değişikliklerini artık ülkelerin güvenlik meselesi olarak gördüklerini belirtti.

    Bakanlık olarak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak üzere yaptıkları çalışmalardan da bahseden Özhaseki, şöyle devam etti:

    “Sayın Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olan iradesi çok önemli. Bu çerçevede 2030 için azaltım hedefimizi neredeyse iki misline çıkardık, yüzde 41’e yükselttik. Yeşil dönüşüm için kanunlarımızı, paydaşların talepleri ve bilimsel veriler doğrultusunda güncelledik. Meclisin normal çalışma gündemi başladığı zaman inşallah getireceğiz ve bunu çıkarmak için gayret edeceğiz. Korunan alan miktarlarımızı neredeyse iki misline yükselttik. Bu alanda ekolojik koridorlarla ülkemizin yeşil varlığını yüzde 13’e kadar yükselttik. Ama OECD rakamları ortalaması olan yüzde 17’ye de kısa süre içerisinde yaptığımız birtakım stratejilerle çıkmayı düşünüyoruz.”

    Denizlerin temizliğinin önemli bir göstergesi olan mavi bayraklı plajları 551’e yükselttiklerini vurgulayan Özhaseki, Türkiye’nin bu sayıyla dünyada 3’üncü sırada yer aldığını aktardı.

    Son 20 yılda sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla üretilen 3 milyon konutu çevreye saygılı, sıfır atık uyumlu ve iklim dostu olacak şekilde imal ettiklerini belirten Özhaseki, inşası devam eden konutların dönüşümünde de aynı hassasiyeti gösterdiklerine dikkati çekti.

    SANAYİDE YEŞİL DÖNÜŞÜM

    Mehmet Özhaseki, sanayide yeşil dönüşümü gerçekleştirme kapsamında tüm sanayicileri yeşil sertifika edinmeleri için teşvik ettiklerini ve eğitim çalışmalarıyla bilinçlendirdiklerini kaydederek, bunun dışında bütün şehirlerde katı atık düzenli depolama tesisi sayılarını arttırmaya devam ettiklerini anımsattı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, 81 ilde 100 milyon metrekare millet bahçesi hedefine hızla yaklaştıklarına işaret eden Özhaseki, “Şu anda 81 ilde 213 millet bahçesini tamamladık, 283 millet bahçemizin çalışmaları da hızla devam ediyor.” ifadesini kullandı.

    Sıfır Atık projesine de değinen Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “7 yıldır uygulanıyor ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi himayelerinde devam ediyor. Bu konuda yaptığımız çalışmalarla 172 bin binada sıfır atık yönetim sistemini hayata geçirdik ve 20 milyon insana bu konuda eğitim verdik. Proje başladığından bu tarafa 45,5 milyon ton geri kazanılabilir atık elde etmiş olduk. Bunlardan elde ettiğimiz gelir 96 milyar lira. Bu atıkların kazanılmasıyla birlikte 432 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu ve 108 milyon varil petrolden de tasarruf edildi.”

    “SIFIR ATIK, TÜRKİYE İÇİN BİR MARKA HALİNE GELDİ”

    Bakan Özhaseki, 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak ilan edildiğini ve tüm dünyada kutlanmasının kararlaştırıldığını hatırlatarak, G20 Liderler Zirvesi Sonuç Metni’nde de Sıfır Atık’a yer verildiğini söyledi.

    Son BM Zirvesi’nde, Emine Erdoğan ve BM Genel Sekreteri tarafından “Sıfır Atık Küresel İyi Niyet Beyanı”nın imzalandığını anımsatan Özhaseki, dünyanın artık Sıfır Atık’a güçlü bir şekilde davet edildiğini belirtti. Özhaseki, Sıfır Atık’ın sadece bir çevre hareketi ve döngüsel ekonomi modeli olmanın çok ötesinde Türkiye için bir marka haline geldiğini ifade etti.

    Özhaseki, 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefleri noktasında tüm paydaşları da bu sürece dahil eden ve rehberlik oluşturan 2023-2030 dönemi için Ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı hazırladıklarını anlattı.

    Eylem planı kapsamında sorumlu ve ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde nihai 40 stratejik hedef ve 132 eylem ile ilgili paydaşlarla istişare edilerek bu sonuca ulaştıklarını aktaran Özhaseki, bu plan kapsamında Sektörel Uygulama Planlarını da oluşturarak doğayı koruyan, insani ve yeşil bir kalkınmayı esas alan stratejileri tayin ettiklerini vurguladı.

    İlave olarak İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında belirlenen 29 strateji ve 265 eylemle hedefi 12. Kalkınma Planı’nda, “Afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürebilir çevre” şeklinde ifade ettiklerini anlatan Özhaseki, “Hükümetimizin hazırladığı 2024-2026 Orta Vadeli Program kapsamında yeşil dönüşüme matuf olan 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimize uygun çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

    Plan ve stratejilerinin hazır olduğunu vurgulayan Özhaseki, “Tüm kurum ve kuruluşlarımızla hedefe ulaşmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Gökyüzünde bombaların değil kuş cıvıltılarının olduğu yemyeşil bir dünyaya giden lokomotifin öncülüğünü yapmak istiyoruz. Kararlıyız, Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koydukları 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerini başaracağız. Çocuklarımıza yeşil süper güç Türkiye’yi bir miras olarak bırakacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kaynak: Haber7.com

  • ‘Gayrimenkul Lisansüstü Tez Ödülleri Yarışması başvuruları devam ediyor

    ‘Gayrimenkul Lisansüstü Tez Ödülleri Yarışması başvuruları devam ediyor

    Gayrimenkul alanında daha fazla akademik çalışma hazırlanmasını teşvik etmek amacıyla GYODER ve İAV iş birliğinde ve bu yıl Rönesans Gayrimenkul ve Servotel sponsorluğunda düzenlenen ‘Gayrimenkul Lisansüstü Tez Ödülleri Yarışması’nın ikincisinin başvuruları devam ediyor. Gayrimenkule yönelik özgün ve bağımsız araştırmaya dayalı bilimsel verilerin, geniş ve derin bir bakış açısı ile irdelenerek yorumlanması, analiz edilmesi ve ortaya konulan özgün çalışmaların pratik hayata örnek olacak şekilde sektörün ilgisine sunulmasını hedefleyen yarışmaya lisansüstü veya doktora diplomasını 1 Ocak 2021 – 31 Ocak 2024 tarihleri arasında almış/alacak kişiler katılabiliyor.

    Adayların üniversitelerin dört yıllık lisans programından mezun olmaları ve aynı zamanda gayrimenkulde finansman, risk yönetimi, değerleme, satış ve pazarlama, hukuk, vergilendirme, proje geliştirme, mülk yönetimi, mekânsal analiz, mimarlık ve şehir bölge planlama, GYO, GYF, kentsel dönüşüm, doğal afetler, proptech ve benzeri konularda yüksek lisans veya doktora yapmış olmaları bekleniyor.

    30 BİN TL ÖDÜLLÜ YARIŞMANIN SON BAŞVURU TARİHİ 31 OCAK 2024

    Hazırlanan tezlerin, 31 Ocak 2024 tarihine kadar İAV’nin adresine posta/kargo ile ulaşması veya elden teslim edilesi gerekiyor. Tezler, Prof. Dr. Ahmet İncekara, Prof. Dr. Ali Hepşen, Prof. Dr. Gürsel Öngören, Prof. Dr. Selin Gündeş, Prof. Dr. Işıl Erol, Doç. Dr. Yeşim Aliefendioğlu Tanrıvermiş, Doç. Dr. Serhat Başdoğan, Dr. Ahmet Büyükduman, Dr. İlhami Akkum, Dr. Levent Sümer, Dr. Murat Berberoğlu, Dr. Raife Y. Eyiler’den oluşan jüri tarafından değerlendirilirken; kazananlar 2024 mart ayı sonunda açıklanacak.

    Lisansüstü tezlerde dereceye giren eserlerin her birine 20.000 TL nakit, doktora tezlerinde dereceye giren eserlerin her birine 30.000 TL nakit ödül verilecek.

    Tez Değerlendirme Jürisi, uygun gördüğü durumda “Jüri Özel Ödülü” verebilecek.

    Ödüllü tezler, ayrıca basılı hale getirilerek iş dünyasına, ilgili üniversitelere ve kütüphanelere ulaştırılacak.

    “YENİ PERSPEKTİFLERE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK”

    Genç araştırmacılara kapılarının açık olduğunu söyleyen GYODER Başkanı Neşecan Çekici, “Gayrimenkul sektörü, ülkemizin ekonomik büyüklüğüne önemli katkılar sağlamaktadır. Bu alanda yapılan akademik çalışmaların artması ve derinleşmesi, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, lisansüstü düzeyde gerçekleştirilen özgün tez çalışmalarını özendirmek ve desteklemek amacıyla bu yarışmayı düzenliyoruz. Sektördeki bilimsel gelişmeyi destekleyerek genç araştırmacıları cesaretlendireceğine inandığımız yarışmamızın, gayrimenkul sektörüne yeni perspektifler sunacak niteliğe sahip akademik çalışmalara ev sahipliği yapacağına inanıyoruz” diye konuştu. 

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com