Etiket: Deprem

  • Önce mesaj sonra deprem

    Önce mesaj sonra deprem

    Merkez üssü Marmara Denizi Gemlik Körfezi olan 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD’dan yapılan açıklamaya göre, saat 10.42’deki sarsıntının şiddeti 5.1 olarak kaydedildi. Kuvvetli sarsıntı, deniz yüzeyinin yaklaşık 8,98 km derinliğinde oluştu. Can ve mal kaybının yaşanmadığı depremde bir ise ilk yaşandı. Sarsıntı sırasında Android işletim sistemine sahip telefonlara gönderilen mesaj dikkat çekti. Kimi kullanıcıya 20 saniye, kimisine ise 7 saniye önce “Android Deprem Uyarıları Sistemi” başlığıyla gönderilen mesajda, “Hafif sarsıntı bekleniyor. Yaklaşık 61,1 km uzaklıkta, ilk tahminlere göre 5.0 büyüklüğünde” ifadelerine yer aldı.

    SİSTEMİ AÇ HABERDAR OL

    Söz konusu mesaj, Android işletim sistemine sahip telefonlardaki ‘Android Deprem Uyarıları Sistemi’yle, depremi saniyeler önce haber vermiş oldu. Mesajda kullanıcıların depremin merkez üssüne olan uzaklığının yanı sıra şiddetine ilişkin bilgi de yer aldı. Yaşanan gelişme, bazı Android kullanıcıları ‘önce mesaj, sonra sarsıntı geldi’ gibi yorumlarına neden oldu. İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Cenk Yaltırak ise gelişmenin, Google’ın dünya çapında yaptığı uygulama sayesinde olduğunu belirterek, “Bu aslında bir erken uyarı sistemi değil. Deprem öncesi değil, deprem olduktan sonra uzaklığa bağlı olarak bildirim yapılıyor. Yani Android telefonlara deprem önceden haber verilmedi” değerlendirmesi yaptı.

    13 ARTÇI SARSINTI

    İstanbul, Bursa, Kocaeli, Çanakkale, Bilecik ve Sakarya’da da hissedilen depremin ardından açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AFAD, Jandarma, Emniyet, UMKE ekiplerinin saha taraması yaptığını ifade etti. Bakan Yerlikaya, sarsıntının ardından en büyüğü 4.5 olmak üzere 13 artçı deprem yaşandığını ifade etti. 5.1 büyüklüğündeki depreme ilişkin bilgilendirme yapan Bakan Yerlikaya, 2 vatandaşın merdivenden düştüğünü, ancak sağlıklarına ilişkin olumsuz bir durumun söz konusu olmadığını açıkladı. Öte yandan Gemlik Körfezi’nde 5.1’lik sarsıntıdan 3 dakika sonra 4,5 büyüklüğünde bir deprem daha kayıtlara geçti.

    2 BİNADA ÇATLAK VAR

    İstanbul’da da hissedilen deprem sonrası Esenler ve Küçükçekmece’de 2 binada çatlak oluştu. Alınan ihbarla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri ilgili adresler giderek inceleme yaptı. Küçükçekmece’deki 25 yıllık binanın balkon altı kısımlarında demirler ile bazı kolonlarında ise çatlaklar görüldü.

    ARMUTLU’DA OKULLAR TATİL

    Armutlu Kaymakamlığı, yaşanan deprem sonrası ilçedeki tüm okulların tatil edildiğini açıkladı. Öğleden sonra 1 günlük tatil kararının ardından öğrenciler evlerine gönderildi. Öte yandan Bursa’da yaşanan depremin en çok etkilediği noktalardan Mudanya’da belediye binası tedbir amaçlı tahliye edildi.

    BÜYÜK DEPREMİN ÖNCÜSÜ DEĞİL

    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Haluk Özener, Gemlik depreminin büyük İstanbul depremin öncüsü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Marmara’da bir deprem bekliyoruz, ancak denizde olan her depremi büyük depremin öncüsü olarak algılamamak gerekir. Marmara Denizi’nde yılda 900 tane deprem oluyor. 2020’den bu yılın 15 Ağustos’una kadar baktığımızda Marmara Bölgesi’nde 3 bin tane

    irili ufaklı deprem olduğunu görüyoruz.”

    HASTASINI ALIP DIŞARI KAÇTI

    Sarsıntının etkisiyle vatandaşların panik anları da güvenlik kameralarına yansıdı. Depreme klinikte hasta muayene ederken yakalanan bir diş hekimi, koltuktaki hastayı adeta kucaklayıp dışarı çıkardı. Bağcılar İstoç Otopazarı’ndaki görüntülerde, dükkanda oturanlar kendilerini dışarıya atarken, kimisi de otoparktaki araçlarına binerek kaçmaya çalıştı. Bir iş yerinde çok sayıda çalışan dışarı kaçarken birşey olmamış gibi çayını yudumlayan kişi de fenomen oldu.

    UZUN SÜREDİR DEPREM ÜRETMİYORDU

    Marmara Denizi’nde yaşanan depremi değerlendiren Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, Marmara Denizi Gemlik Körfezi’ndeki 5,1 büyüklüğündeki depremin, uzun süredir deprem üretmeyen bir fay hattında meydana geldiğini söyledi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bakan Yumaklı: 100 bin konutun içme suyunu temin edeceğiz

    Bakan Yumaklı: 100 bin konutun içme suyunu temin edeceğiz

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerde TOKİ tarafından inşa edilecek projelere içme suyunun Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından sağlanacağını belirterek ilk aşamada 52 bin konuta acil içme suyu temini amacıyla 10 yerleşim yeri için ihalelerin gerçekleştirildiğini ve çalışmalara başlandığını bildirdi.

    Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası afetten zarar gören illerde yaşayan vatandaşlara içme ve kullanma suyu temin edilmesi amacıyla Bakanlık tarafından yoğun çalışmalar yürütüldüğünü hatırlattı.

    Deprem felaketinin hemen ardından, içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için DSİ tarafından Malatya’da 41, Kahramanmaraş’ta 40, Hatay’da 36, Adıyaman’da 4 ve Osmaniye’de 5 adet olmak üzere toplamda 126 adet kuyu açıldığına işaret eden Yumaklı, şu bilgileri aktardı:

    “Açtığımız kuyularla saniyede yaklaşık 2 bin 587 litre içme suyu sağlanarak 905 binden fazla vatandaşımıza içme suyu ve 576 hektar alana sulama suyu temin edildi. Depremden etkilenen 11 ilimiz ve bunlara bağlı ilçelerde içme suyu kaynakları, iletim hatları, arıtma tesisleri, depo bağlantı hatları ve depolarda oluşan tüm hasarlar giderildi. Bunun yanında, arıtılmış su il ve ilçelerin içme suyu depolarına kadar iletilerek vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Ayrıca, İller Bankası ile su ve kanalizasyon idarelerinin sorumluluğunda bulunan şehir şebekelerindeki arızalara bakım onarım ve malzeme desteği sağladık.”

    TOPLU KONUT PROJELERİNE SUYU DSİ TEMİN EDECEK

    Depremden etkilenen illerde TOKİ tarafından yapımına başlanan ya da başlanacak olan yeni yerleşim yerlerinin acil içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması için AFAD ve DSİ arasında bir protokol imzalandığını bildiren Yumaklı, “Protokol kapsamında, 27 yerleşim yerinde yaklaşık 100 bin konutun içme suyu DSİ Genel Müdürlüğümüz tarafından temin edilecek” ifadelerini kullandı.

    Bakan Yumaklı, bu kapsamda ilk aşamada 52 bin konuta acil içme suyu temini amacıyla 10 yerleşim yeri için ihalelerin gerçekleştirildiğini ve çalışmalara süratle başlandığını belirterek “2.etapta yer alan kalan 17 yerleşim yeri için ise proje çalışmaları aynı hızla devam ediyor. Depremden etkilenen illerimizdeki vatandaşlarımızın ilk andan itibaren olduğu gibi bundan sonra da her daim yanlarındayız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Başkan Özlü Haber7’ye konuştu: İsrail ürünlerine yasak getirdik!

    Başkan Özlü Haber7’ye konuştu: İsrail ürünlerine yasak getirdik!

    Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Haber7 muhabiri Müge Çakmak ile yaptığı röportajda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Düzce Belediyesinin İsrail markalı ürünlere yasaklar getirdiğini ifade eden Özlü, teknoloji alanında yapılan yatırımları, depreme karşı alınan tedbirleri, Türkiye Yüzyılı projeleri ve yaklaşan seçim süreci ile ilgili sorulara yanıtlar verdi.

    İşte Özlü’nün Haber7’ye vermiş olduğu röportajın detayları:

    “İSRAİL ÜRÜNLERİNE YASAK GETİRDİK”

    • İsrail’in Filistin’e yönelik işgal saldırılarına şahitlik ediyoruz. Birçok belediye israil katliamlarına sponsor olan firmaların ürünlerine boykot kararı aldı. Sizler de düzce belediyesi olarak bu kararı destekliyor musunuz? Belediye tesislerinde bu konuyla alakalı attığınız somut adımlar oldu mu?

    Biz bu kararı başından beri destekliyoruz. Düzce Belediyesi iştiraki şirketlerimizde Düzce Belediyesi sosyal tesislerimizde İsrail menşeli firmaların ürünlerine yasaklama getirdik. Türkiye’de alınan bu kararı en başından beri destekleyen belediyelerden birisiyiz.

    “DÜZCE DEPREM KONUSUNDA OLDUKÇA BİLİNÇLİ”

    • Kısa süre önce 12 Kasım 1999 düzce depreminin 24’üncü yıldönümüydü. Kahramanmaraş merkezli asrın depreminde yaşanan acı ve yıkımlar da hala gündemde. Böylesi afetlere karşı tecrübeli olan Düzce’de depreme karşı ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz?

    Düzce depremler konusunda deneyimli bir şehir. Biliyorsunuz 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinde büyük zarar görmüş, büyük yaralar almış bir şehir. Biz o tarihten bugüne kadar geçen 24 yıl içerisinde depreme karşı çok sayıda çok kıymetli tedbirler aldık. Bu tedbirlerin başında deprem yönetmeliklerini şehrimizde aynen uygulamak vardır. Yine bu tedbirlerimizin içerisinde yüksek katlı yapılaşmalara son verdik. Düzce’de kat sayısını zemin+4 olarak sınırlandırdık. Bazı bölgelerde zemin+2 bazı bölgelerde zemin+3 ama en fazla zemin+4 olarak belirledik. Bakın 23 Kasım 2022 tarihinde Düzce’de deprem oldu. Bu depremde Düzce’de bir tek can kaybı vermedik. Aslında 23 Kasım depremi, depremin ivmesi bakımından çok kuvvetli bir depremdir. Süresi kısa ama ivmesi yüksek olan bir depremdir. Bu depremde konut stokumuzun % 75 oranında yeni olması deprem konusunda ki gösterdiğimiz bu hassasiyet sebebiyle can kaybı vermedik ama belli bir sayıda 790 civarında binamızda hasar oldu. Bütün bu hasarlı binaları da geçen süre içerisinde yıktık.

    Onların yerlerine depreme dayanıklı konutlar inşa ediyoruz. Deprem konusu, doğal afetler konusu bence Türkiye’nin artık birinci meselesidir. Özellikle iklim değişikliğinden sonra sadece deprem değil diğer doğal afetler sel, fırtına, heyelan gibi diğer afetlerde Türkiye’nin gündeminde yer alıyor. Aslında benim asıl mesleğim makine mühendisliği ve savunma sanayi uzmanıyım. Türkiye için savunma sanayinin, savunmamızın ve milli güvenliğimizin çok önemli olduğunu düşünürdüm. Ama 6 Şubat depreminden sonra birinci konu depreme karşı dirençli şehirler inşa etmek. Yani büyük ölçekli kentsel dönüşümler gerçekleştirmek. Bu çerçevede İstanbul ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerimizde büyük ölçekli alan bazlı kentsel dönüşümler gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu konudaki farkındalığın belirlenmesi, ortaya konulması gerekiyor. Ben depreme karşı doğal afetlere karşı dirençli şehirler inşa etmenin artık savunma sanayimizden önemli bir konu olduğunun kanaatindeyim. Bilinçli bireyler konusunda Düzce bu konuda Türkiye’ye örnek bir şehir. 2 büyük deprem ve bir küçük deprem yaşamış bir şehir. O yüzden Düzce’de deprem konusunda ciddi bir bilinçlenme vardır. İnsanlarımız depreme karşı duyarlıdır ve Düzce de çok sayıda gönüllü araba-kurtarma ekipleri vardır. Düzce Belediyesi olarak bu arama kurtarma ekipleriyle birlikte çalışma yönünde planlamalar yaptık. Allah korusun bir doğal afet anın da gönüllü arama kurtarma ekipleriyle Düzce Belediyesi itfaiyesi müştereken çalışacaklar. Bu arada şunu ifade edeyim bölgesinin en güçlü itfaiye teşkilatını oluşturduk. Bugün Türkiye’nin neresinde bir doğal afet neresinde bir yangın, sel, deprem olsa bizim itfaiye teşkilatımız ve onunla beraber çalışan gönüllü arama kurtarma ekipleri hemen görev başında.

    “GENÇLERE BİLİMİ SEVDİRMEK BİZİM İÇİN ÖNEMLİ BİR GÖREV”

    • Ülkemize Bilim ve Teknoloji Bakanı olarak hizmet etmiş biri olarak Düzce Belediyesi’nin çalışmalarına öncülük ediyorsunuz. Türkiye’nin 7’inci Bilim Merkezi’ni de açtınız. Bu yönde gençleri bilime teşvik için ne gibi çalışmalarınız var?

    Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda büyük bir sıçrama yapabilmesi Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olmasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Teknoloji odaklı bir üretim ekonomisini benimsememiz gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçevede gençlere bilimi sevdirmek önemli bir görev. Düzce’de ki gençlerin bilime olan sevgilerini bilime olan ilgilerini arttırmak için Türkiye’nin 7. Bilim Merkezini Düzce’ye açtık. Bunu TÜBİTAK ile beraber yapıyoruz. Buradaki öncülüğü Düzce Belediyesi olarak biz üstlendik ama TÜBİTAK’tan çok ciddi destek alıyoruz. Ben bu çerçevede TÜBİTAK Başkanımız Sayın Hasan Mandala da teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık yaptığım dönemde özellikle endüstri dört sıfır konusunu anlatabilmek için bir model geliştirmiştim kafamda. Bu model şudur; ağaç modeli. Bilim ile teknoloji- teknoloji ile endüstri arasında bağ kurmazsak bizim yaptığımız işler tekil kalır bireysel kalır ve bir faydaya dönüşmez. Bilim dediğimiz şey bir ağaç düşünün ağacın kökleri toprakta toprağı bilim gibi düşünün içinde her türlü mineral her türlü maddeden olan zengin hazine gibi düşünün buna bilim diyoruz. Ağacı teknolojiye benzetelim çünkü ağaç var 50 kg elma verir ağaç var 100 kg elam verir yani cinsi önemli.

    Buna teknoloji dersek ağacın ortaya koyduğu ürünlerde elma, armut, elmaydı bunlarda sanayi gibi düşünelim yani toplayan kazanıyor satan kazanıyor meyve suyuna dönüştüren kazanıyor teknolojiye, teknolojiden sanayiye bağ kurmamız gerekiyor. Ben bunu çok önemsiyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün güzel bir sözü var diyor ki: “Bilim tetkik ile olur tercüme ile olmaz.” Diyor. Dolayısıyla üniversitelerimizin bilgi üretmesi gerekiyor. Üretilen bilginin teknoparklar eli ile teknolojiye dönüştürülmesi gerekiyor. Yani bilimin çıktısı teknolojiye girdi. Üretilen teknolojiyi de sanayimize enjekte etmemiz gerekiyor ki biz yüksek katma değerli ürünler yapabilelim. Bakın bugün ihracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payı %3’ün altındadır. Bu Kore gibi ülkelerde % 25’in üzerinde. Biz ne zaman yüksek teknolojili ürünler üretir ve bunları ihraç edersek Türkiye’nin cari dengesi Türkiye’nin dış ticaret açığı kapanır diye düşünüyorum.

    “ZAMAN TÜRKİYE ZAMANI”

    • Türkiye Cumhuriyeti 100 yaşında. Türkiye Yüzyılı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Türkiye Yüzyılı tanımı çok seviyorum. Gerçekten önümüzdeki yüzyılın bütün dünyada Türkiye Yüzyılı olmasını çok istiyorum. Bakın çocuktum ortaokul öğrenesiydim, lise öğrencisiydim o günlerde hep başka milletlerin başka ülkelerin mucizeleri konuşulurdu. Örneğin Alman mucizesi, Japon mucizesi konuşulurdu. Ve biz bunları okuyarak büyüdük. Daha sonraki yıllarda Kore’nin 1960’dan sonra ki kalkınma hızı konuşulur oldu. Bugünlerde de Çin konuşuluyor. Fakat bütün bu başka milletlerin mucizelerinin dışında artık zaman Türkiye zamanı artık bir Türkiye mucizesi oluşturma zamanı. Biz Türkiye Yüzyılı tanımının altını iyi doldurabilirsek bu tanımlama altında bu hedef altında inşallah önümüzdeki asır içinde bulunduğumuz asır bir Türkiye asrı Türkiye Yüzyılı olacak. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu herhangi bir Afrika ülkesi ile herhangi bir az gelişmiş ülke ile mukayese edemeyiz. Biz geçmişte medeniyetler kurmuş bir milletin mensubuyuz o yüzden ben Türkiye’yi mukayese ederken Almanya ve Japonya ile mukayese etmek isterim. Hem ölçekleri Türkiye’ye yakın hem de dünyanın gelişmiş ülkeleri. Doğal kaynaklar bakımından bizim gibiler çok zengin değiller ama teknoloji üreterek, bilgi üreterek dünya ekonomisinde ilk 10 ekonominin arasında yer alan ülkeler. Türkiye’nin kendisini mukayese edeceği iki ülke Almanya ve Japonya’dır.

    “HERKESİ DÜZCE’YE DAVET EDİYORUZ”

    • Hem yaz hem kış turizminde Düzce bilinir bir konuma yükseldi. Topuk yaylası, rafting, İstanbul’a yakın olması vesilesiyle yerli ve yabancı turistleri ağırlıyorsunuz. Düzce’nin turizm açısından bilinirliğini artırmak için ne gibi çalışmalarınız ve projeleriniz var?

    2021 yılında Düzce’de kongre yaptık. Düzce İktisat ve Kalkınma Kongresini düzenledik. Bu kongrede 4 alana çalıştık. Tarım, ticaret, sanayi ve turizm. Biz gördük ki bunlardan 4 alanda Düzce’nin en bakir olduğu en az zengin olduğu kısım turizm. İstanbul’dan Ankara’ya giderken turizm yatırımları Sapanca’da bitiyor. Ankara’dan İstanbul’a giderken turizm yatırımları Bolu’da bitiyor. Bolu ile Sapanca arası adeta keşfedilmemiş bir cennet. Düzce’yi ikiye ayıracaksınız Düzce’nin güneyi ve Düzce’nin kuzeyi. Düzce’nin güneyinde daha çok yayla ve şelale vardır. Düzce’nin kuzeyinde daha çok tarih ve deniz vardır. Düzce’nin kuzeyinde Konuralp başta olmak üzere çok zengin tarihi miras var. Konuralp’te antik kazılar yapıyoruz. Yaklaşık 10 bin kapasiteli antik tiyatro var. İstanbul’a en yakın antik tiyatro Düzce’de ve arkeologların ifadelerine göre yaklaşık 10 bin kişilik tiyatronun olduğu bölgede bundan 2 bin yıl önce burada 100 bin nüfuslu bir devlet ve bir şehir vardı. Düzce’nin kuzeyinde Akçakoca var. Adeta Karadeniz’in incisi. Ankara’ya en yakın deniz Akçakoca’dadır. Eskiden deniz görmek isteyen Ankaralılar daha çok Akçakoca’ya gelirlerdi. Mesela Sarıkaya Mağarası Düzce’nin en büyük mağarasıdır ve Türkiye’de de ilk 3 mağara arasında yer alır. Bunlar Düzce’nin görülmesi gereken yerleri arasındadır. Güzel bir mağara, yayla, şelale görmek istiyorsanız Düzce’ye gelin. Büyük Melen tesislerinde rafting yapılır. Rafting tesislerimiz yaklaşık 10 km’lik parkuru kapsar. Dolayısıyla rafting yapmak için yine gelinmesi gereken yer Düzce’de. Buradan herkesi Düzce’ye davet ediyoruz.

    Şuan röportaj yaptığımız mekan Düzce Mutfak Sanatları Merkezidir. Düzce’nin çok zengin demografik yapısının, gastronomi kültürünün yansıtıldığı yer burası bu yüzden bu merkezi ben çok önemsiyorum. Bakın Düzce göçlerle büyüyen bir şehir.  Balkanlardan, Kafkaslardan, Doğudan, Batıdan gelen ve burayı vatan kılan insanların şehridir Düzce. Bu gelenlerin kendilerine has mutfakları var. İşte bunların tamamının toplandığı yer Düzce Mutfak Sanatları Merkezidir. Burada yerel mutfak, Düzce mutfağının çok zengin çeşitlerini tatma imkânınız olur.

    “DÜZCELİLER İÇİN GÜNDE 16 SAAT ÇALIŞIYORUM”

    • 31 Mart yerel seçimlerine çok az süre kaldı. Yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?  Bu zamana kadar mevcut projelerin yüzde kaçı tamamlandı? Yeni dönemdeki hedefleriniz nelerdir?

    Bundan tam 4 yıl önce vaat ettiğim bütün projeleri başlattım. Bunların bir kısmı bitti bir kısmı devam ediyor. Devam edenlerin, bitmeyenlerin sebebi projelerde bizim öngöremediğimiz teknik sorunların çıkması. Özellikle Düzce zemin bakımından biraz problemli zorlu bir şehir. Bazı projelerimiz zemin ilgili teknik sorunlar yaşadığımız için gecikti. Ama onlarda devam ediyor. Onları da tamamlayacağız. Düzcelilere verdiğimiz her sözü takip ettik her sözü yerine getirmeye çalıştık. Ben günde 16 saat çalışıyorum, Düzce için çalışıyorum. Burada kalıcı eserler bırakmak için çalışıyorum. Bütün amacım buradan ayrıldıktan sonra arkamdan hayırla anılmak. Benim doğduğum, büyüdüğüm şehre hizmet etmek benim için hayatımın en büyük sosyal sorumluluk projesidir. Bizim genel merkezde işler onların değerlendirmelerine bağlı. Ben görevimin başındayım genel merkez bir değerlendirme yapacak devam edip etmeme konusunda genel merkez bir karar verecek.

     

     

     

     

    Kaynak: Haber7.com

  • Depreme karşı çelik direnci… 1999 depremi çelik yapılara yönlendirdi

    Depreme karşı çelik direnci… 1999 depremi çelik yapılara yönlendirdi

    ANKARA (İGFA) – Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Daire Başkanlığı’nın Mart 2023 raporuna göre, deprem bölgesindeki binaların yüzde 86,7’si, dairelerin ise yüzde 95,4’ü betonarme. Binaların sadece yüzde 2,4’ü çelik iken, yüzde 3,5’i yığma ve yüzde 3,6’sı prefabrik.

    Geriye kalan diğer kategorisinde ise ahşap, karma veya tanımlanamayan taşıyıcı sistemler yer alıyor. Türk Yapısal Çelik Derneği’nin araştırması, bu yüzde 2,4’lük paya sahip çelik yapılardan herhangi birinin göçüp can kaybına sebep olmadığını gösteriyor. Örneğin, Hatay’ın merkezinde bulunan, modüler çelik yapı sistemiyle inşa edilen The Museum Hotel, hiçbir hasar almadan depremi atlattı. Ne yazık ki, Türkiye’de tüm çelik yapıların oranı betonarme binalara göre çok düşük, sadece yüzde 5. Bunun yüzde 4’ü de fabrika gibi endüstriyel yapılardan oluşuyor.

    Öte yandan çelik yapılar, geleneksel yapılara göre iki kat daha hızlı inşa edilebildikleri için, kışın başladığı şu günlerde normal hayatlarına dönmeyi bekleyen depremzedelerin yaralarının daha hızlı sarılmasını sağlamaları bakımından da önemli.

    Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, 1999 Depremi’nden beri az yol alındığını hatırlatarak, “İstanbul’da 2000 öncesi konut sayısı 4 milyon 500 bindi, şu anda 6 milyon 384 bin. Bakanlık verisine göre, şimdiye kadar kentsel dönüşüm yöntemiyle sadece 695 bin konutun dönüşümü sağlandı yani 2000 öncesi yapıların yüzde 16’sı yeni yönetmeliklere göre inşa edildi. 2000 sonrası inşa edilen tüm yapıların deprem dirençli olduğunu varsayarsak -ki değil-, hâlâ İstanbul’da 3 milyon 800 bin deprem riski taşıyan konut var demektir. Bu rakamlara iş yerleri, sosyal yapılar dahil değil. Ülkenin en önemli şehrinde durum bu. Ülkemizde 38 milyon 400 konut bulunuyor. Ne kadarının deprem dirençli olduğunu hesap etmek dahi umutsuzluk yaratabileceği için elim, hesap makinesine gitmiyor. Kısacası, ülkemizin en önemli sorununda sınıfta kalmış durumdayız” diyor.

    Yarım asırlık ve 2,5 milyon metrekarelik inşaat deneyimiyle Consera, çelik yapıları tüm ülkeye yaymayı hedefliyor. Şimşek, çelik yapıların neden depreme daha dayanıklı olduğunu ise, şu sözlerle açıklıyor: “Öncelikle deprem, binaları ağırlıkları nispetinde etkiler. Yapı toplam ağırlığı ne kadar fazla ise, deprem kuvveti de o kadar çok olacaktır. Bu sebeple deprem kuşağındaki yapıların mümkün olduğunca hafif malzemelerle inşa edilmesi gerekir. Dünyada gelişmiş ve deprem coğrafyasında bulunan ülkelerin tercih ettiği malzeme, çeliktir. Çelik yapılar, geleneksel -özellikle betonarme- yapılara göre, 7 ile 10 kat daha hafiftir ve bu oranda deprem kuvvetine daha az maruz kalırlar. Ayrıca çelik taşıyıcılı yapılar, endüstriyel ortamda yüzde 100 denetimle üretildiklerinden insan hatalarına karşı çok daha fazla güvenilirdir. Denetlenmeleri, çok daha kolay ve mümkündür. Deprem esnasında yapıların salınım yapabilme, esneklik yetenekleri hasar almalarını önleyen diğer bir husustur. Çelik yapılar, yine geleneksel yapılara göre çok daha esnektir.”

    DEPREMİN YARALARINI İKİ KATI HIZLA SARMAK MÜMKÜN

    Hafif ve modüler çelik yapıların endüstriyel ortamlarda üretilmeleri, dolayısıyla iklim koşullarından bağımsız 24 saat çalışabilme imkânı vermeleri; hızlı yapılaşma için de en ideal seçim olmalarını sağlıyor. Şimşek, bu sistemin deprem sonrası yaraları onarmakta 2-3 kat daha hızlı olduğunu vurgulayarak, “Deprem sonrasında halkın bir an önce yaşamına geri dönebilmesini sağlayacak ilk eylem, yaşam alanlarını çok hızlı inşa etmek. Örneğin, Japonya 1995’te olan Kobe depreminden sonra yaralarını sadece iki sene içinde sardı ve sonraki depremlere karşı çok önemli kararlar aldı. Yüksek yapılar için sismik izolatörleri keşfetti, hızlı yapılaşma için çelik sistemleri kullandı. Çelik yapı sistemlerinde taşıyıcı iskeletler; fabrikalarda, iklim koşullarından bağımsız, endüstriyel yöntemlerle üretildiklerinden, geleneksel yöntemlere göre 2-3 kat daha hızlıdır. Bu, yapının tamamlanma süresini yine geleneksel yapılara göre en az yüzde 50 daha kısaltır. Ayrıca çelik sistemlerle üretilen modüler yapılarda bu hız yüzde 100’e varan süre avantajları sağlar ki, ülkemizin olası depremlere hazırlanabilmesi için hızlı inşaat yapabilmek çok değerli. Bir şehir 10 sene yerine beş senede eski haline gelebilir” diye konuştu.

    SON ÜÇ YILDA YÜZDE 30 BÜYÜME

    Türkiye’de deprem sorununa en etkili çözüm olacak çelik yapıların geliştirilmesi, yaygınlaşması için çalışmayı bir vatandaşlık görevi olarak gören Şimşek, “Bu yapı sistemine ülkemizin çok ihtiyacı var. Şirket olarak ülkedeki kalıcı çelik ve modüler çelik yapı ihtiyacının karşılanması için çalışırken, bu yapıları dünyanın her yerine ihraç etmek için de gereken kapasite artışımızı yaparak üretmeye devam edeceğiz. Consera, çelik yapılar odağında bünyesinde mühendislik, üretim, uygulama ve gayrimenkul geliştirme guruplarını aynı anda istihdam etmiş tek şirkettir diyebiliriz. Özellikle anahtar teslim yapı projelerindeki binlerce kullanıcı deneyimi, çelik yapılara ait en ideal üretim ve yapım yöntemlerini bize öğretti. Ekibimiz, dünyadaki tüm standartlara göre üretim ve proje yapabilecek bilgi ve deneyime sahip. Son üç yıldır yüzde 30 büyüdüğümüz düşünülürse, hedefimize ulaşmak için emin adımlarla ilerlediğimiz net görülür” diyor.

  • Malatya ve Adıyaman’da peş peşe depremler! Bölgedeki vatandaşlara uyarı

    Malatya ve Adıyaman’da peş peşe depremler! Bölgedeki vatandaşlara uyarı

    Son dakika haberi: AFAD, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 17:46’da 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    Depremin derinliği 6,99 olarak açıklandı.

    BİR SARSINTI DAHA KAYDEDİLDİ

    5,2’lik depremin ardından saat 17.49’da 4,7 büyüklüğünde ikinci bir sarsıntı daha kaydedildi.

    ADIYAMAN’DA DA DEPREM MEYDANA GELDİ

    AFAD, Adıyaman’ın Sincik ilçesinde saat 18:54’te 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

    AFAD’DAN ÖNEMLİ UYARI

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD), deprem bölgesinde 4,5 ve üzeri artçı depremlerin meydana gelmeye devam ettiği belirtilerek, ağır hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi, riskli binaların çevresinde bulunulmaması uyarısı yapıldı.

    AFAD’dan yapılan açıklamada, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli 7,7 ile 7,6 büyüklüğündeki depremler sonrasında bölgede 4,5 ve üzeri artçı depremlerin meydana gelmeye devam ettiği belirtildi.

    Açıklamada, “Vatandaşlarımıza, bölgedeki ağır hasarlı yapılara kesinlikle girmemelerini, riskli binaların çevresinde bulunmamalarını ve resmi birimlerin uyarılarını dikkate almalarını önemle hatırlatıyoruz.” ifadesine yer verildi.

    BAKAN YERLİKAYA’DAN İLK AÇIKLAMA

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, depremde AFAD ve ilgili kurumlardan tüm ekiplerin saha taramalarıma başladığını belirterek, gelişmeleri yakından takip ettiklerini bildirdi.

    Yerlikaya sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 5,2 büyüklüğünde meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremde, başta AFAD olmak üzere ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmalarına başlamıştır.

    Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”


    AFAD’DAN AÇIKLAMA: OLUMSUZ BİR DURUM YOK

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), olumsuz bir durumun olmadığını saha taramasının devam ettiğini bildirdi.

    Yapılan açıklamada, ”Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5.2 ve 4.7 büyüklüklerindeki depremler sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Ekiplerimiz teyakkuz halindedir. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.” denildi.

    BAKAN KOCA’DAN AÇIKLAMA

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Malatya’nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremin hemen ardından Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş Sağlık Afet Koordinasyon Merkezleri ile (SAKOM) görüşülerek depremin hissedildiği bilgisi alınmış, bölgeyi taramak için ambulans ekipleri görevlendirilmiştir. Bölge halkına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum” dedi.

    Kaynak: Haber7.com

  • Malatya’da art arda iki deprem! Çok sayıda ilde hissedildi

    Malatya’da art arda iki deprem! Çok sayıda ilde hissedildi

    Son dakika haberi: AFAD, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 17:46’da 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    Depremin derinliği 6,99 olarak açıklandı.

    BİR SARSINTI DAHA KAYDEDİLDİ

    5,2’lik depremin ardından saat 17.49’da 4,7 büyüklüğünde ikinci bir sarsıntı daha kaydedildi.

    BAKAN YERLİKAYA’DAN İLK AÇIKLAMA

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, depremde AFAD ve ilgili kurumlardan tüm ekiplerin saha taramalarıma başladığını belirterek, gelişmeleri yakından takip ettiklerini bildirdi.

    Yerlikaya sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 5,2 büyüklüğünde meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremde, başta AFAD olmak üzere ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmalarına başlamıştır.

    Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”


    AFAD’DAN AÇIKLAMA: OLUMSUZ BİR DURUM YOK

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), olumsuz bir durumun olmadığını saha taramasının devam ettiğini bildirdi.

    Yapılan açıklamada, ”Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5.2 ve 4.7 büyüklüklerindeki depremler sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Ekiplerimiz teyakkuz halindedir. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.” denildi.

    Malatya Valiliği, ağır hasarlı binalardan uzak durulması konusunda uyarıda bulundu.

    Ayrıntılar geliyor

    Kaynak: Haber7.com

  • Malatya’da art arda iki deprem! Çok sayıda ilde hissedildi

    Malatya’da art arda iki deprem! Çok sayıda ilde hissedildi

    Son dakika haberi: AFAD, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 17:46’da 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    Depremin derinliği 6,99 olarak açıklandı.

    BİR SARSINTI DAHA KAYDEDİLDİ

    5,2’lik depremin ardından saat 17.49’da 4,7 büyüklüğünde ikinci bir sarsıntı daha kaydedildi.

    BAKAN YERLİKAYA’DAN İLK AÇIKLAMA

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, depremde AFAD ve ilgili kurumlardan tüm ekiplerin saha taramalarıma başladığını belirterek, gelişmeleri yakından takip ettiklerini bildirdi.

    Yerlikaya sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 5,2 büyüklüğünde meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremde, başta AFAD olmak üzere ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmalarına başlamıştır.

    Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”

    AFAD’DAN AÇIKLAMA: OLUMSUZ BİR DURUM YOK

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), olumsuz bir durumun olmadığını saha taramasının devam ettiğini bildirdi.

    Yapılan açıklamada, ”Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5.2 ve 4.7 büyüklüklerindeki depremler sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Ekiplerimiz teyakkuz halindedir. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.” denildi.

    Malatya Valiliği, ağır hasarlı binalardan uzak durulması konusunda uyarıda bulundu.

    Ayrıntılar geliyor

    Kaynak: Haber7.com

  • Türkiye’deki konutları dayanıklı hale getirmeni bedeli 500 milyar dolar

    Türkiye’deki konutları dayanıklı hale getirmeni bedeli 500 milyar dolar

    9’uncu Sürdürülebilir Finans Forumu’nda 6 Şubat depreminin maliyetleri ve finans sektörünün dış kaynak temininde sürdürülebilir kalkınma odağı konuları ele alındı. Forumda konuşan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, mevcut evlerin güçlendirilmesi konusunda toplamda 500 milyar dolar harcanması gerektiğini belirtti.

    9’uncu Sürdürülebilir Finans Forumu Borsa İstanbul’da başladı. Forumun teması Finans sektörünün dış kaynak temininde sürdürülebilir kalkınma odağı ve 6 Şubat depremleri” oldu. Depreme dirençli ve yeşil kentleri oluşturmak ile afet bölgesinin kalkınması için sürdürülebilir kaynaklara erişim konuları işlendi. Forum, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ve SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Depremin Türkiye’ye oluşturduğu maliyetlere değinen konuşmacılar, depremin ekonomiye yükünün 2023 yılının ilk yarısında milli gelirin yüzde 9’una denk geldiğini belirttiler. Ayrıca Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremin bu yılın ilk yarısında yaşanan ekonomik kaybın 2011 yılından beri yaşanan kayıpların arasında en yükseği olduğu belirtildi.

    “MEVCUT EVLERİ DAYANIKLI HALE GETİRMEK İÇİN YARIM TRİLYON DOLAR HARCAMAK GEREKİYOR”

    Türkiye’de bulunan mevcut evlerin dayanıklaştırılması konusunu ele alan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, “Türkiye’de bulunan mevcut konutları dirençli hale getirmek istesek maliyeti toplam 465 milyar dolar olur. Yaklaşık yarım trilyon dolar yani gayri safi milli hasılanın yüzde 50’sinden fazlasını bahsediyoruz. Tabi ki bunu finanse etmek gerçekten zor. Doğal afetler dışında iklim değişikliğini maliyeti azaltma konusunda baktığımızda Türkiye’de 600 milyar doların üzerinde bir maliyet oluşuyor. 100 milyar dolar bir deprem 500 milyar dolar mevcut evlerin dayanıklı hale getirilmesi ve iklim değişikliğini azaltma konusunda da 500 milyar dolar yani toplamda maliyet 1 trilyon doların üzerine çıkmış oluyor. Bu durumda maliyetimiz gayri safi milli hasılanın tamamı demek oluyor.

    “TÜRKİYE VE SURİYE’DE YAŞANAN DEPREMLER 2023 YILININ İLK YARISINDA TOPLAMDA 91 MİLYAR DOLARLIK EKONOMİK KAYIP OLUŞTURDU”

    Doğal afetler sonrası ekonomik götürülerden bahseden İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, “Doğal afetler sonrası ekonomik götürüleri gözle görülür derecede artıyor. Dünyada 2023 yılının ilk yarısında doğal afetlerden kaynaklı ekonomik kayıplar 194 milyar doları buldu. Ne yazık ki bunun 91 milyar doları da şubat ayında Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremler oluşturdu. Bu yılın ilk yarısındaki ekonomik kayıplar tüm zamanların en yüksek 5’inci 2011 den beri ise en yüksek kayıp olarak tarihe geçti. Söz konusu maliyet şimdiden küresel çapta yıllık toplam ortalama maliyetin yüzde 60’ına denk geliyor” dedi.

    “DEPREMİN YÜKÜ 2023 MİLLİ GELİRİN YÜZDE 9’UNA DENK”

    Dildar Edin, “2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin Türkiye ekonomisi üzerinde toplam yükünün en önemli bileşeni konut hasarı oluşturuyor. Bunun oranı yüzde 54.9 yani 57 milyar dolara denk geliyor. İkinci ağırlıktaki hasar kaybı ise kamu alt yapı ve hizmet binalarındaki yıkım buda yaklaşık 13 milyar dolar. Konut haricinde özel kesim hasarı ise yaklaşık 12 milyar dolar. Hepsini topladığımızda yaklaşık 2023 milli gelirinin yüzde 9’una denk geliyor. Dünya bankası, Türkiye deprem sonrası iyileşme ve yeniden imar projesi kapsamında 1 milyar dolarlık finansman desteği verdi. Dünya bankasının mevcut programına ilaveten yeni operasyonlar ile birlikte 35 milyar dolara finansman paketini deprem bölgesinde rehabilitasyon yeşil dönüşüm başta olmak üzere reel sektörün yeni yatırımlarına kullanılması bekleniyor” şeklinde konuştu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Özhaseki: Kentsel dönüşümde önemli adımlar attık

    Bakan Özhaseki: Kentsel dönüşümde önemli adımlar attık

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Uşak programına Uşak Valisi Dr. Turan Ergün ve Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın’ı makamlarında ziyaret ederek başladı. Ziyaretlerin ardından Çarşı Uşak proje alanında Uşak Kentsel Dönüşüm İrtibat Ofisinin açılışı gerçekleştiren Bakan Özhaseki, protokol imzası ve kentsel dönüşüm yapılacak sahadaki ilk yıkım törenine katıldı.

    Törenin açılışında konuşan Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın, desteklerinden dolayı Bakan Özhaseki’ye teşekkür etti. Seçim çalışması döneminde söz verdikleri tüm projeleri hayata geçirmek için gayret gösterdiklerini belirten Başkan Çakın, bu projenin şehrin kalbi olduğunu söyleyerek bölgede yürütülecek kentsel dönüşümle yıpranmış ve eskimiş şehir merkezinin yenileneceğini aktardı.

    Uşak Valisi Turan Ergün de Çarşı Uşak projesinin detaylarını anlatarak Özhaseki’ye kente verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederek, proje tamamlandığında sadece Uşak’ın değil bütün bölgenin, birçok ziyaretçiyi ağırlayarak uğrak yerlerden birisi olacağını söyledi.

    Şehirlerin de bakıma ihtiyacı olduğunu ve günümüzdeki hızlı değişimlere ayak uydurmasını gerektiğini kaydeden Bakan Özhaseki ise, “Belediye başkanları gayret edecekler, dönüşümlerle uğraşacaklar, yenileyecekler, ihtimam gösterecekler. Zaten şehirlerin geleceği o şehirde yaşayan yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılıdır” dedi.

    Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın’ın projelere başarılı bir şekilde imza attığını ifade eden Özhaseki, “Genç başarılı bir kardeşimiz, inşallah bundan sonra da zaten başarılarını katlayarak devam ettirecek. Ben de naçizane bir ağabeyi olarak üzerime ne düşüyorsa yapmaya razıyım ve yapacağım da” diye konuştu.

    “SÖZÜMÜZ ÖZELLİKLE DE YERİNE GELSİN İSTEDİK”

    Bakan Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli depremi hatırlatarak iki ağır depremin ardından yeni bir projeye kolay kolay başlayamadıklarını belirterek, şöyle devam etti:

    “Neden? Neredeyse 2 milyona yakın insanımız, ya kira yardımı yapıyoruz ya konteyner kentlerde kalıyor. Şimdi siz benim yerine kendinizi koyun; şurada konteyner kentlerde yaşayan insanlar var, evi yıkılmış, sağda solda kiralarda vaziyeti idare etmeye çalışan insanlar var. Onların ihtiyaçları varken gidip bir başka yerde sıfır bir projeye başlayabilir misiniz? Emin olun başlayamazsınız. Biz de o maksatla tabii ki o bölgelere çok ağırlık veriyoruz ama burada da yıllardır söz verdiğimiz bir proje vardı. Bu projeyi başlatmak icap ediyordu. Bu sözümüz özellikle de yerine gelsin istedik.”

    Deprem bölgesindeki çalışmalardan bahseden Özhaseki, deprem bölgesinde 200 bin konutun yapımının yakın zamanda biteceğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Zaten inşallah bir ay sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın o bölgeyi ziyaretleriyle birlikte vatandaşlarımıza ev teslimine başlıyoruz. 100 bin civarında köy evlerimizi 6 ay içerisinde bitireceğiz, çelikten yapıyoruz onları da. Bu arada ‘ben yerinde dönüşüm yaparım, ben işimi yaparım’ diyen kardeşlerimize de 1,5 milyon lira civarında, eğer evi hasarluysa daha fazla bir parayı, yarısını kredi olarak yarısını da 2 sene ödemesiz, 10 sene vadeli olarak veriyoruz. Yani evlerini yapsınlar, içinde rahat etsinler diye. İnşallah 2-3 sene sonra o bölgelerdeki tüm hasarların tamamını ortadan kaldırırız.”

    “KENTSEL DÖNÜŞÜM KONUSUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

    Özhaseki, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak tartışmaya açık bir konu olmadığını belirterek sözleri şöyle devam etti:

    “Bundan sonra konutlarımızı sağlam yapmalıyız. Yani özellikle 2000’den önce yapılmış olan ne kadar elimizde yapı stokumuz varsa gözden geçirmeliyiz. Gücü yetenler yenileme cihetinde ellerinden geleni yapmalılar. Biz zaten Bakanlık olarak kentsel dönüşüm konusunda hem yasalar çıkarıp hem de bu tür yerlerde yardımcı olarak bu işleri yapmaya çalışıyoruz. İstiyoruz ki deprem gelmeden hazırlıklı olalım. Deprem geldiğinde de dizlerimize vurup ah edip, ağlamayalım. Onun için burada eskimiş şu dokunun yenilenmesi, değişime ayak uydurması, esnaflık yapan kardeşlerimizin daha iyi vaziyette hayatlarını sürdürmeleri elbette önemliydi. Ama bir taraftan da deprem ülkesi diye bildiğimiz bu memlekette yaptığımız konutlar sağlam olsun istiyoruz.”

    Konuşmaların ardından anlaşmaya varılan vatandaşlarla imza töreni gerçekleştirildi. Hak sahibi vatandaşlar mutabakat metnine imza attı. İmza töreninin ardından dua edilerek bölgedeki ilk yıkım yapıldı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Özhaseki: 2000’den öncesi yapılan konutları gözden geçirmeliyiz

    Bakan Özhaseki: 2000’den öncesi yapılan konutları gözden geçirmeliyiz

    Bakan Özhaseki, Uşak programı kapsamında Vali Turan Ergün ve Belediye Başkanı Mehmet Çakın’ı makamlarında ziyaret etti.

    Basına kapalı gerçekleşen ziyaretlerin ardından Çarşı Uşak Proje Alanı Kentsel Dönüşüm Ofisi açılışı, imza ve yıkım törenine katılan Özhaseki burada yaptığı konuşmada, şehirlerin medeniyetlerin doğduğu kendine has bir kültürü, mimarisi ve kadim geçmişi olan yerler olduğunu söyledi.

    Özhaseki, şehirlerin de bakıma, gözetilmeye ihtiyacı olduğunu ve günümüzde yaşanan hızlı değişime ayak uydurması gerektiğini belirterek, “Belediye başkanları gayret edecekler, dönüşümlerle uğraşacaklar, yenileyecekler, ihtimam gösterecekler. Zaten şehirlerin geleceği o şehirde yaşayan yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılıdır.” dedi.

    Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın’ın başarılı projelere imza attığını ifade eden Özhaseki, “Genç başarılı bir kardeşimiz, inşallah bundan sonra da zaten başarılarını katlayarak devam ettirecek. Ben de naçizane bir abisi olarak üzerime ne düşüyorsa yapmaya razıyım ve yapacağım da.” diye konuştu.

    Bakan Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yeni bir projeye kolay kolay başlayamadıklarını belirterek, şöyle devam etti:

    “Neden? Neredeyse 2 milyona yakın insanımız, ya kira yardımı yapıyoruz ya konteyner kentlerde kalıyor. Şimdi siz benim yerine kendinizi koyun; şurada konteyner kentlerde yaşayan insanlar var, evi yıkılmış, sağda solda kiralarda vaziyeti idare etmeye çalışan insanlar var. Onların ihtiyaçları varken gidip bir başka yerde sıfır bir projeye başlayabilir misiniz? Emin olun başlayamazsınız. Biz de o maksatla tabii ki o bölgelere çok ağırlık veriyoruz ama burada da yıllardır söz verdiğimiz bir proje vardı. Bu projeyi başlatmak icap ediyordu. Bu sözümüz özellikle de yerine gelsin istedik.”

    DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÇALIŞMALAR

    Deprem bölgesinde 200 bin konutun yapımının yakın zamanda biteceğini kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Zaten inşallah bir ay sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın o bölgeyi ziyaretleriyle birlikte vatandaşlarımıza ev teslimine başlıyoruz. 100 bin civarında köy evlerimizi 6 ay içerisinde bitireceğiz, çelikten yapıyoruz onları da. Bu arada ‘ben yerinde dönüşüm yaparım, ben işimi yaparım’ diyen kardeşlerimize de 1,5 milyon lira civarında, eğer evi ahırlıysa daha fazla bir parayı, yarısını kredi olarak yarısını da 2 sene ödemesiz, 10 sene vadeli olarak veriyoruz. Yani evlerini yapsınlar, içinde rahat etsinler diye. İnşallah 2-3 sene sonra o bölgelerdeki tüm hasarların tamamını ortadan kaldırırız.”

    Özhaseki, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

    “Bundan sonra konutlarımızı sağlam yapmalıyız. Yani özellikle 2000’den önce yapılmış olan ne kadar elimizde yapı stokumuz varsa gözden geçirmeliyiz. Gücü yetenler yenileme cihetinde ellerinden geleni yapmalılar. Biz zaten bakanlık olarak kentsel dönüşüm konusunda hem yasalar çıkarıp hem de bu tür yerlerde yardımcı olarak bu işleri yapmaya çalışıyoruz. İstiyoruz ki deprem gelmeden hazırlıklı olalım. Deprem geldiğinde de dizlerimize vurup ah edip, ağlamayalım. Onun için burada eskimiş şu dokunun yenilenmesi, değişime ayak uydurması, esnaflık yapan kardeşlerimizin daha iyi vaziyette hayatlarını sürdürmeleri elbette önemliydi. Ama bir taraftan da deprem ülkesi diye bildiğimiz bu memlekette yaptığımız konutlar sağlam olsun istiyoruz.”

    Uşak Valisi Turan Ergün de Özhaseki’ye kente verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederek, proje tamamlandığında bölgenin, en önemli merkezlerden biri olacağını, birçok ziyaretçiyi ağırlayacağını söyledi.

    Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın ise seçimler öncesinde söz verdikleri tüm projeleri hayata geçirmek için gayret gösterdiklerini belirterek, şehrin kalbi konumundaki bölgede yürütülecek kentsel dönüşümle eskimiş kent merkezinin yenileneceğini aktardı.

    AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in de konuşma yaptığı törenin ardından İl Müftüsü Burhan Çakır tarafından dua edildi. Çarşı Uşak Proje Alanı Kentsel Dönüşüm İrtibat Ofisi’nin açılış kurdelesi kesildi.

    Daha sonra anlaşmaya varılan vatandaşlarla imza töreni gerçekleştirildi. Hak sahibi vatandaşlar mutabakat metnine imza attı. İmza töreninin ardından bölgedeki ilk yıkım yapıldı.

    Çarşamba Pazarı, Ayakkabıcılar Çarşısı ve eski garajı kapsayan 39 bin 100 metrekarelik alandaki dönüşüm projesiyle yeni bir kapalı pazar yeri, otopark, dükkan ve ofisler inşa edileceği belirtildi.

    Özhaseki’ye ziyaretlerinde AK Parti Uşak Milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul ile AK Parti Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar da eşlik etti.

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com