Etiket: Dünya

  • Tehlikede birlik nimette paylaşım

    Tehlikede birlik nimette paylaşım

    Müslümanların birlikte yaşam projesi, bir vahiy projesidir. Bu proje, iç ve dış hukukumuzu düzenler. Hakça/adil bir düzen kurmayı hedefler. Birlikte yaşama projesinin amentüsü ise ‘tehlikede iştirak, nimette taksimat’tır. Bu projenin ihlali ve ihmali, vahyin tevhidi projesine bir isyan hareketidir. Birey ve toplumların sosyal güvenliği ve sigortası/cennet ve cehennem buna göre belirlenir.

    Naslar, parçacı ve dar açıyla değil de bütünsel ve geniş açıyla okunduğunda; bu ilkenin ana ilke olduğu görülecektir. İslam’ın anayasal ve genel ruhuna vakıf olanlar, İslam dinini tek kelime ile ifade edecek olurlarsa; bu tevhidi projeyi temel ilke olarak bulacaklardır. Bu ilkeye iman etmeyen gerçek ve tüzel kişilerin, toplumsal birlikteliği sağlamaları, ‘Müslümanlar kardeştir’ ilkesini gerçekleştirmeleri mümkün olamayacaktır. Sözde kardeş olsalar da özde kardeş olamayacaklardır.

    GELİR ADİL PAYLAŞILMALI

    Bu vahiy projesinden anlaşılan, tehlikede tevhit olma yanında, gelirin de adil paylaşılması zorunludur. Böylece sosyal hukuk ve sosyal adalet gereği, Allah’ın nimetlerinden kardeşler olarak birlikte istifade etme yoluna gireceklerdir. Yoksa Müslümanlar arasında toplumsal birlikteliğin kurulması mümkün olamayacaktır. Birlikte yaşam projesinin olmazsa olmaz ilkesi olan bu ilkenin ihlali ve ihmali kaos ve mutsuz bir toplum yapısı oluşmasına sebep olacaktır. Aksi takdirde Müslümanlar bir bataklıktan bir bataklığa sürüklenip duracaklardır. Bu tevhit projesi, adeta Müslümanların tek vücut, bir beden olma projesidir. Bu vahiy projesi sayesinde Medine’de tevhidi bir kurtuluş güneşi doğmuştur.

    TEMEL İLKE İHMAL EDİLİYOR

    Müslümanlar, bugün sadece Kelime-i Tevhit ve Kelime-i Şehadet getirerek ahireti alırsın mantığına yönlendirilmişlerdir. Birlikte yaşamanın temel ilkesi ve şehadeti ihmal edilmiş, toplu yaşamda vahiy projesine virüs sokulmuştur. Bugün zenginlerin dünyada cenneti yaşadığını, orta sınıfın şikayet ettiğini, fakirlerin ise şükür tespihini çektiğini görüyoruz. Fakirler için cennete erken girme akidesi oluşturularak zenginlerin dünya hayatı sigortalanmıştır. Oysa birlikte yaşamanın temel ilkesi, tehlikede tek vücut olma, nimette ise adil bir paylaşım olmalıdır. Zihinsel kirlilik akidevi olarak da sigortalanmış, kapitalizmin mabedine çaput bağlanmıştır.

    Sonuçta kapitalizmin zehrini almış olanlar, piyasa İslam’ını İslam olarak algılayanlar, tehlikede iştirak, nimette taksimat ilkesini anlamakta zorlanacaklardır. Zira zenginler, dünyada huzurları kaçmasın, malları yağma ve müsadere edilmesin diye bazı rivayetleri çok sevmişlerdir. Bu zenginler, kendi rahatlarını devam ettirmek maksadıyla, tevhit ilkesini ihlal ederek, tehlikede iştirak etmek, nimetlerde paylaşmak yerine fakirler zenginlerden daha önce cennete girecek şeklindeki rivayetlere sığınarak kendilerini koruma altına almışlardır.

    MEDİNE’DE ADİL BİR DÜZEN KURULDU

    Bu kapitalist ve sınıflı toplum yapısını benimsemeyen Mekke müşrikleri, Hz. Peygambere hep karşı koydular. Menfaatleri zedelenir diye Hz. Muhammed’i Mekke’den çıkardılar. Sonuçta Hz. Peygamber (sav) Medine’de adil bir düzen kurdu. Bu düzenin temel esası tehlikede iştirak, nimette taksimat olan vahiy projesini, birlikte yaşam projesi olarak kabul etti. Bu vahiy projesi Emevîler’den bu yana ihmal edilerek sadece ahirete yönelik olan tevhit inancı benimsendi. Hz. Peygamber’den sonra izlenen sinsi sosyal siyasetlerle, bu ilkeden geri dönüldü. Bu makas değişimi, bir süre sonra İslam dünyasının perişanlığını getirdi. Üretmiş oldukları yıkım projesinde başarılı oldular. Bu projenin başarılı olması için de kendi değerlerimizi kullandılar. Naslar, adeta miyop bir gözlük yerine hipermetrop bir gözlükle okundu.

    ESAS OLAN TEVHİDİ BİR DÜNYA KURMAK

    Bugün Müslümanların bu zilleti yaşamalarına sebep olundu. Bu zilleti halen göremeyen, hasta toplumun tanısını koyamayan, tehlikede iştirak edemeyen, nimeti adil paylaştıramayan, vahiy projesine isyan eden kapitalist sistem anlayışına son verilmelidir. Adeta çakıl taşı olan dünya malını kardeşlik çimentosuyla karıştırıp tevhit suyuyla yoğurmak tevhidi bir dünya kurmak esastır. Ancak böyle bir kardeşlikten bahsedilebilir ve tevhidi ilke yerine getirilmiş olur. Yoksa dünya hayatına adeta razı olunmuş bireyler olarak kabukta kalmış oluruz. İman ise bu yozlaştırılmış inancı reddetmektedir.

    Gelin İslam dininin bu medeniyet güneşini yeniden ilkeleriyle pratiğimize hâkim kılalım. Sadece yukarıda ifade ettiğim temel ilkenin pratiğe aktarılması bile birlikte yaşamın damarlarımıza kan, soluduğumuz oksijeni kadar bize heyecan katacaktır. Kelime-i Şehadet getirilerek İslam’a girmekle birlikte, toplu yaşamın şehadeti olan “tehlikede iştirak, nimette taksimat” ilkesinin makas değişimini bile anlasak çok şeyler değişecektir.

    BU VAHİY PROJESİ UYGULANMALI

    İslam dinine sadece girmekle yaptığımız şehadetle tevhit sağlanamamıştır. İslam’ın birlikte yaşam projesinin şehadeti, İslam’a girip İslam’ın ilkelerinin devamı için zorunlu şartlardandır. Peygamberimizin uyguladığı bu vahiy projesi bırakın Türkiye’yi, dünyamıza yeniden adil bir düzen kurmak için bir meşale yakmış olabiliriz.

    İslam öncesi Arap kültürünün örf ve adetlerine gerisin geri döndüğümüz unutturulmuştur. Bu da din kavramını kültürle destekleyip geleneğe iman ettirilmesiyle sağlanmıştır. Sonuçta bugün her bir Müslüman bir kenarda gözyaşı dökmektedir. Artık bedenen, ruhen ve kalben yorulmuş bir İslam âlemi, can çekişirken; vahiy projesinin pratik uygulamasına derhal geçmemiz geleceğimiz açısından, hararetle ihtiyacımız bulunmaktadır. Geçici dünya hayatını ebedi dünya hayatına tercih eden bir toplum haline gelmiş bulunmaktayız. Kapitalizm gözlerimizi kör ettiğinden gerçeği göremez hale geldik.

    Gelin birlikte yaşamın temel ilkesi olan “tehlikede iştirak, nimette taksimat” ki Kur’an’ın bize verdiği bu tevhit ruhunu tekrar dünyamıza hâkim kılalım. Gerisi boş söz ve insanları kandırmaktan öteye bir çözüm yolu olmayacağı açıktır. Buyurun…! Er kişi niyetine…!

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Gazze ve boykot silahı

    Gazze ve boykot silahı

    ABD ve müttefiklerinden oluşan sömürgeci güçlerin desteğini arkasına alan İsrail’deki Siyonist rejimin en son Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım tarihin ender gördüğü zulümlerden birisidir. Tahrif ettikleri kutsal kitapları merkeze alarak ve hahamlardan aldığı fetvalar ile sivil insanlara en hayati ihtiyaç maddelerinden olan suyu ve elektiriği kesmeleri, ekin tarlalarını imha etmeleri, ekmek fırınlarını vurmaları, denizde avlanmaya çıkabilmiş balıkçıların teknelerini batırmaları, evlere el koymaları, hastaneleri bombalamaları, bebeklik çağındaki çocuklardan seksen yaşındaki ihtiyarlara, hamile kadınlara varıncaya kadar sivil halkı özellikle katletmeleri, anneleri ile giden çocukları cebren alıp tutuklamaları hatta direnenleri keyfi şekilde öldürmeleri, kendilerine insani yardım ulaştırılmasını engellemeleri tarihin ender gördüğü zulümlerden birisidir. Bugün Siyonistlerin bombaları altında sekiz bin civarında çocuğun katledildiği biliniyor. Bu Firavun’un tutumudur.

    DÜNYA GÖZ YUMUYOR

    Siyonistlerin işledikleri insanlık suçuna rağmen egemen güçlerin tepki bir yana soykırımı desteklemeleri ise Gazze halkının Müslüman olmalarından kaynaklanıyor. Ukrayna saldırısında Rusya’ya gösterilen devletler düzeyindeki haklı tepkinin ve duyulan derin kaygının Gazze insanından esirgenmesi bununla ilgilidir. “İslam Radikalizmine!” karşı gösterilen duyarlılığın “Radikal Dinci” İsrail’in Siyonist başbakanı Netanyahu’ya gösterilmemesi bir tarafa desteklenmesi yine bununla ilgilidir. İslam devletleri söz konusu olduğunda BM’den alınan kararlara uymadıkları gerekçe gösterilerek ittifak halinde operasyonlar düzenlenerek tarumar edilmeleri İsrail’in hiçbir BM kararına uymaması bir yana meydan okuyucu tavrına rağmen himaye görmesi yine bununla ilgili bir konudur. Bu iki yüzlü tutum insanlığın ve insani değerlerin özellikle de Müslümanların ne kadar büyük bir risk altında olduğunun belgesidir.

    MÜSLÜMAN REFLEKSİ KAYBOLDU

    Modern iletişim araçlarının imkanlarıyla tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden bu olaylar bilinen bazı gerçekleri bir kez daha teyit etti. Bunlardan bazılarını şu şekilde ifade edebiliriz:

    Birincisi, Batı dünyasının iki yüzlü tavrı açık bir şekilde gösterdi ki haç-hilal mücadelesi adı konmamış bir şekilde farklı araçlar üzerinden devam ediyor, İslamofobik eylemler bir devlet politikası olarak bazen açık bazen de örtük biçimde destekleniyor.

    İkincisi İslam dünyasının yenilmişlik-ezilmişlik sendromu içinde bulunduğu ve bunun getirdiği zillet, dağınıklık zulme sessizliği getiriyor.

    Üçüncüsü Oryantalizmin İslam alemi üzerindeki siyasi, kültürel ve ekonomik projeler kimlik kaybı sebebiyle “Müslüman refleksi”nin yok olmasına neden oldu. Öte yandan Batı’nın kolonyal politikalarının gönüllü kabulü ile İslam’ın dünyaya sunacağı imkanlar heba ediliyor.

    Dördüncüsü ABD ve AB ülkelerinin tüm dünyaya ayar vermede kullandıkları ve her türlü siyasal, sosyal, felsefi, ekonomik hatta teolojik tartışmaların merkezine yerleştirdikleri insan hakları, özgürlük gibi kavramları sömürü düzenin devamı için araçsallaştırdıkları daha da netleşti.

    KÖTÜLÜĞÜ ÖNLEMEK İÇİN!

    Orta ve uzun vadede İslam aleminin zaman kaybı olmaksızın tekrar kendi ayarlarına dönerek Müslüman refleksi kazanması için devletler düzeyinde politikalar belirlemeye ihtiyacı var. Şu anda acil olarak yapılabilecek en etkili silahlardan birisi ise ekonomik boykot.

    İkiyüzlü dünyada ve İslam aleminden az önce sayılan sebepler dolayısıyla devletler düzeyinde bugün için toplu bir hareketin imkansız olduğu dikkate alınırsa zulme duyarlı her bir insanın Siyonistlerin politikalarına destek veren kişi ve kuruluşların ürettikleri mal ve hizmetleri boykot etmesi etkili bir yol olarak görülebilir. Bu, kötülüğü önlemeye dönük takdire değer bir eylemdir.

    İslam’ın iki ana kaynağı olan ayetler ve hadisler herkesi gücü ile orantılı olarak iyiliği hâkim kılmak ve kötülüğü engellemekle görevlendirir. Bir insanın güç kullanarak ya da dili ile söyleyerek engel olamadığı bir kötülüğe rıza göstermediğini farklı şekilde aksiyon alarak ortaya koyması gerekir. Bugün bu yollardan birisi ekonomik boykottur. Bu tutum mazluma iyilikte ve zalimi engelleme çabasında yardımlaşmanın bir şeklidir.

    MÜMİNLER BİR VÜCUDUN ORGANLARI GİBİDİR

    Hz. Peygamber dayanışma konusunda müminleri bir vücudun organlarına benzetir. Buna göre organlardan birisinin maruz kaldığı rahatsızlığı diğerlerinin de hissettiği gibi müminler de kardeşlerinden birisinin başına gelen bir belayı hissetmeli ve onlarla dayanışma içinde olmalıdır. Hz. Peygamberin bu hadisi, ekonomik boykot yoluyla verilecek tepkiyi de içine alacak şekilde yorumlanabilir. Çünkü günümüzde ekonomik boykot, zulmü engellemek için dayanışma içinde olmanın etkili yollarından birisidir. Bu tür eylemler devletler düzeyinde yapılabilirse daha da güçlü bir etkiye sahip olur. Ancak az önce bahsedildiği üzere İslam aleminin parçalanmış hali şimdilik buna engel gibi gözükmektedir.

    Bugün Gazze’de yaşananlar daha genel ifadesiyle Filistin meselesi sadece belli bir bölgenin ve oradaki insanların sorunu değil. İnsanı insanlığından utandıran katliamlar ve uygar dünyanın ona verdiği desteğe bakıldığında bu bir ahlak sorunudur ve tüm insanlığın meselesidir. Artık günün bütün etkili araçları vasıtasıyla bu zulmü durdurmanın yolu bulunmalı, adil ve yaşanılabilir bir dünya kurmak için çabalar artırılmalıdır.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • ‘TRT World Forum 2023’ için geri sayım başladı

    ‘TRT World Forum 2023’ için geri sayım başladı

    Hazırlıkları yaklaşık 1 yıldır süren “TRT World Forum 2023” için geri sayım başladı. 8-9 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek olan dev etkinlik, dünyadan önemli isimleri bir araya getirecek. Bugüne kadar birçok ülkeden 8 bin 500’den fazla konuk ve 651 konuşmacıyı bir araya getiren “TRT World Forum”, bu yıl da dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyen, siyasetçi, sivil toplum çalışanı, düşünce kuruluşu uzmanı, bürokrat ve gazeteciden oluşan 153 ayrı konuşmacının katılımıyla dünya gündemine ışık tutacak. Bu yıl “Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler” teması ile 7’ncisi düzenlenecek; hem küresel hem de bölgesel öncelik ve gündemleri tanımlayan uluslararası bir konferans olan “TRT World Forum 2023”, küresel problemleri masaya yatırmayı ve çözüm önerileri getirmeyi hedefliyor.

    2017 yılından bu yana gerçekleştirilen tüm TRT World Forumlara katılarak Türkiye ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan ve söylemleri dünya basınında da yoğun ilgi gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu seneki foruma da katılacak.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayacak olan etkinlikte; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanlar da yer alarak önemli konu başlıklarında açıklamalarda bulunacak.

    8-9 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikte öne çıkan konu başlıkları arasında uluslararası güvenlik, enerji ve iklim, ekonomi, teknoloji, yapay zekâ, medya ve kamu yayıncılığı ve politika yer alıyor. Açılış konuşmaları, açık oturumlar ve uzmanlarla yuvarlak masa toplantılarının yer alacağı etkinlikte, dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı yüzlerce siyaset yapıcı, iş insanı, akademisyen, gazeteci gibi birçok fikir önderi bir araya gelecek.

    Açık oturum başlıkları arasında; “Türkiye Yüzyılı Vizyonu: Sistem Kurucu Bir Aktör Olarak Türkiye”, “İsrail’in Gazze Savaşı: İnsani Kriz ve Barış Beklentileri”, “Jeopolitiğin Geri Dönüşü: Yeni Yüzyılda Rekabetler ve Yeniden İttifaklar”, “Dijital Çağda Kamu Yayıncılığı: Zorluklar ve Fırsatlar”, “Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirmek”, “Çok Bilmiş Yapay Zeka: Yaratıcı Potansiyel mi, Yıkıcı Musibet mi?”, “Bölünmüş/Birleşmiş Milletler: Etkin Çok Taraflılık İçin Çalışmak”, “İnsanlığı Güçlendirmek: Sosyal Krizlerin ve Eşitsizliklerin Ele Alınması”, “Gıda, Su ve Enerji Güvenliğinin Kritik Bağlantısı” yer alıyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bizi ölümle tehdit ediyorlar

    Bizi ölümle tehdit ediyorlar

    Dünyaca ünlü Filistin kökenli Amerikalı modeller Bella ve Gigi Hadid’in babası Mohamed Hadid, İsrail’in Gazze işgali nedeniyle güneye kaçan sivilleri televizyonlarda görünce, annesinin 75 yıl önce yaşadıklarının gözünde canlandığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Avrupa’dan kaçtıkları için evlerinde misafir ettikleri iki Yahudi göçmen aile tarafından kapının önüne koyulduklarında henüz 9 günlük bir bebek olan Hadid, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana süren İsrail saldırılarını AA muhabirine New York’ta değerlendirdi.

    BİZİ KENDİ EVİMİZE ALMADILAR

    Filistin doğumlu iş insanı Hadid, 1946’da Avrupa’dan kaçarak gemiyle Hayfa Limanı’na yanaşan Polonya ve Macaristan kökenli Yahudi göçmenlere Filistin halkının kapılarını açtığını anlattı. Babasının da iki Yahudi aileyi Safed’de bulunan evlerine aldığını söyleyen Hadid, annesinin bundan 2 yıl sonra kendisini dünyaya getirmek için babaevinin bulunduğu Nasıra’ya gittiğini belirtti. İlk İsrail-Filistin Savaşı’nın başladığı 1948’de dünyaya geldiğini söyleyen Hadid, “Ben henüz dokuz günlükken, annem iki yaşındaki ablamı da yanına alarak Safed’deki evimize dönmüş. Hayfa Üniversitesinde profesör olan babam da evde değilmiş. Annemle ailemize ait olan kısma geldiğimizde bizi içeri almamışlar.” dedi. Hadid, mülteci durumuna düştüklerini anlayan annesi Khairiah Hadid’in, çocuklarının yolda üşümemesi için evden battaniye almak istediğini ancak Yahudi ailenin onları eve almadığını kaydetti. Hadid, Gazze’de saldırılardan kaçan sivillerin görüntüsünün, annesinin çocuklarıyla Suriye’ye giderken günlerce dağlık arazide kah hayvan sırtında kah yürüyerek yol kat etmelerine ve günler sonra Suriye’de mülteci kampına varmalarına dair anlattıklarını hatırlattığını ifade etti. Babalarıyla da günler sonra bu kampta bir araya gelebildiklerini söyleyen Hadid, “Henüz 9 günlük olduğum için hiçbir şey hatırlamıyorum. Ama ekranda gördüklerim annemin beni bir mülteci kampına canlı ulaştırabilmek için verdiği mücadeleyi ve yaşadığı zorlukları hissettirdi.” dedi.

    Ölüm tehditleri alıyoruz

    Bella ve Gigi Hadid’in, Filistin’e yönelik dikkati çeken sosyal medya paylaşımlarına atıfta bulunan Hadid, şu değerlendirmede bulundu: “Çocuklarım doğa ve dünyada insanların başına ne geliyorsa sezgilerini izlerler. Türkiye’deki deprem felaketinden tutun da Afrika’daki açlığa, Güneydoğu Asya’daki evsizliğe, UNICEF için okul yapmaya kadar yıllardır hep bu konularda katkı sundular.” Hadid, halihazırda Gazze’ye yönelik saldırıların, ailesine yönelik eleştirileri de tehlikeli düzeye çıkardığına dikkati çekerek “Çok sayıda tehdit alıyoruz. Ölüm tehditlerinden telefon numaralarımızı değiştirmek zorunda kaldık.” diye konuştu.

    Vatan toprağına gömülemediler

    Hadid, dünyanın en büyük acısının, insanların ölü veya diri olarak doğdukları topraklara dönememesi olduğunu dile getirdi. Annesi, babası ve babaannesinin doğup büyüdükleri topraklara gömülmeyi vasiyet etmelerine rağmen bunu yerine getirememesini, hayatının en büyük üç acı olayı olarak nitelendiren Hadid, “Anne ve babamı da ABD’de defnetmek zorunda kaldık. Ben de doğduğum topraklarda gömülmeyi isterdim.” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Gazzeli çocuklardan BM’ye mektup var!

    Gazzeli çocuklardan BM’ye mektup var!

    Yaşanan soykırım gün geçtikçe daha da kötü bir hal alırken barış ve özgürlük isteyen Gazzeli öğrenciler seslerini mektup yazarak duyurmaya çalıştı. BM’ye mektup yazan öğrenciler, mektuplarında şu ifadelere yer verdi; “Gazze’deki çocuklar için, tıpkı dünyadaki tüm çocukların sahip olduğu temel hakları talep ediyoruz: Her şeyden önce yaşam hakkı, güvenlik ve barış hakkı, gıda ve ilaç hakkı.”

    “DERİN BİR ENDİŞE İÇİNDE SESLENİYORUZ”

    Temel haklarından mahrum kaldıklarını belirten çocuklar mektuplarında, “Bizler, Ajans çapında faaliyet gösteren Okul Parlamentosu üyeleri olarak, bugün sizlere yüreklerimiz buruk, derin bir üzüntü ve endişe içinde sesleniyoruz. Her gün Gazze’deki ailelerin tamamı bombalanıyor ve öldürülüyor. Gazze’deki aileler 40 günü aşkın bir süredir gıda, su ve yaşamın temel gereksinimlerini karşılamak için gerekli yakıttan mahrum bırakılarak neredeyse tamamen kuşatılmış durumdalar. Bu acı gerçek acımızı körüklemekten başka bir işe yaramıyor.” ifadeleri kullandı.

    “HER ŞEYDEN ÖNCE YAŞAM HAKKI”

    Gazze’deki mevcut durumdan dolayı en temel ihtiyaçları olan yaşama haklarının ellerinden alınmasının üzüntüsünü belirten çocuklar, “Gazze’deki çocuklar için, tıpkı dünyadaki tüm çocukların sahip olduğu temel hakları talep ediyoruz: her şeyden önce yaşam hakkı, güvenlik ve barış hakkı, gıda ve ilaç hakkı ve Gazze’deki binlerce ailenin tek sığınağı haline gelen, ancak uluslararası dokunulmazlıklarına rağmen bombardıman ve yıkımdan kurtulamayan okullarında oyun oynama ve öğrenme hakkı.” cümlelerine yer verildi.

    “DÜNYA ONLARIN ACILARI KARŞISINDA NASIL SESSİZ KALABİLİYOR?”

    Barış çağrısı yapan çocuklar, dünyadan desteklerini beklediklerini vurgulayarak şunları ifade etti;

    “Bu savaşta masum çocukların ve ailelerinin her gün çektiği acılara tanık olurken haklarımızdan yararlanamıyor ve onlara karşı süregelen bu adaletsizliği anlayamıyoruz. Çocuklar böylesine korkunç koşullarda nasıl yaşayabilir? Tüm temel haklarını kaybetmiş olmalarına rağmen, savaşı durdurmak için dünyanın dört bir yanındaki toplumlardan destek ummaya devam ediyorlar. Dünya onların acıları karşısında nasıl sessiz kalabiliyor? Sesleri ve çığlıkları neden duyulmuyor? Neden tüm bu acılara tek başlarına katlanmak zorundalar? Onların acılarına son vermek için yardımınıza ve uluslararası eyleme ihtiyacımız var. Gazze’deki çocuklar için barış ve güvenlik çağrılarımızı duymanızı ve onları desteklemenizi ve savunmanızı umuyoruz.”

    Kaynak: Haber7.com

  • Selçuk Bayraktar: TB3 ve KIZILELMA dünya muharebe tarihinde devrim yapacak

    Selçuk Bayraktar: TB3 ve KIZILELMA dünya muharebe tarihinde devrim yapacak

    Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, KTÜ’de düzenlenen ‘Milli Teknoloji Hamlesi Söyleşisi’ne katıldı. Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde, salonu dolduran öğrencilerle bir araya gelen Bayraktar, BAYKAR’ın tarihsel süreçteki gelişimi hakkında sunum yaptı.

    ”TB3 SİHA 2024’TE GÖREVE BAŞLAYACAK”

    Uçuş testleri süren Bayraktar TB3 SİHA’yı 2024 yılında göreve hazır hale getireceklerini belirten Bayraktar, “Ürettiğimiz teknolojiler sayesinde başka ülkelerin kapısını çalan bir konumdan; kapısı çalınan bir konuma geldik. Geçen haftalarda Bayraktar TB3 SİHA’nın uçuşunu gerçekleştirdik. Hatta bugün itibarıyla 8’inci uçuşunu da yapıyor. TB3’ü de en kısa zamanda gemimize konuşlandırıp, 2024 yılında da göreve hazırlıyoruz. 2024’te inşallah göreve başlayacak” dedi.

    ”DÜNYA HAVACILIK TARİHİNDE İLK”

    Test uçuşları başarılı sonuçlanan TB3 silahlı insansız hava aracı ve KIZILELMA’nın dünya hava muharebe tarihinde devrim yapacağını belirten Bayraktar, “Semalardaki uçuşlarımız, ülkemize bir anlamda bağımsızlığını kazandırdı ve terörün belinin kırılmasını da sağladı. Bizler BAYKAR’daki arkadaşlara şunu söyledik, ülkemiz semalarında tam bağımsız ve hür olununcaya kadar çabalarımız devam edecek. BAYKAR’ın genetik kodu bu. İnsansız hava savaş uçağımız KIZILELMA ile Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı öncesi test uçuşunu başarıyla tamamladık.

    KIZILELMA bizlere oyun kurucu olduğunu da müjdeliyor. Bu uçuşlar bir anlamda gelecekte hava muharebesinin nasıl olacağını da gösteriyor. Özellikle KIZILELMA ile AKINCI’nın yakın uçuşu, dünya havacılık tarihinde ilk kez yaşandı. Bebeklerin hesapsız, arsız, azgın şekilde katledildiği dünyanın, ahlak, iyilik ve adalet sesinin daha gür şekilde çıkabilmesi için bu uçaklara ve sizlerin çalışmalarına ihtiyacı var arkadaşlar. Bayraktar TB3 ve KIZILELMA, günün birinde görev almayı başardığında, dünya muharebe tarihinde devrim yapacaklardır, aynen SİHA’larımız gibi” diye konuştu.

    Konuşması sonrası Bayraktar’a, KTÜ yönetimi tarafından düzenlenen törenle ‘Fahri Doktora’ ünvanı da verildi.

    Kaynak: Haber7.com

  • Selçuk Bayraktar: Bayraktar TB3 ve KIZILELMA muharebe tarihinde devrim yapacak

    Selçuk Bayraktar: Bayraktar TB3 ve KIZILELMA muharebe tarihinde devrim yapacak

    Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, KTÜ’de düzenlenen ‘Milli Teknoloji Hamlesi Söyleşisi’ne katıldı.

    Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde, salonu dolduran öğrencilerle bir araya gelen Bayraktar, BAYKAR’ın tarihsel süreçteki gelişimi hakkında sunum yaptı.

    Uçuş testleri süren Bayraktar TB3 SİHA’yı 2024 yılında göreve hazır hale getireceklerini belirten Bayraktar, “Ürettiğimiz teknolojiler sayesinde başka ülkelerin kapısını çalan bir konumdan; kapısı çalınan bir konuma geldik. Geçen haftalarda Bayraktar TB3 SİHA’nın uçuşunu gerçekleştirdik. Hatta bugün itibarıyla 8’inci uçuşunu da yapıyor. TB3’ü de en kısa zamanda gemimize konuşlandırıp, 2024 yılında da göreve hazırlıyoruz. 2024’te inşallah göreve başlayacak” dedi.

    “Dünya havacılık tarihinde il”

    Test uçuşları başarılı sonuçlanan TB3 silahlı insansız hava aracı ve KIZILELMA’nın dünya hava muharebe tarihinde devrim yapacağını belirten Bayraktar, şunları söyledi:

    “Semalardaki uçuşlarımız, ülkemize bir anlamda bağımsızlığını kazandırdı ve terörün belinin kırılmasını da sağladı. Bizler BAYKAR’daki arkadaşlara şunu söyledik, ülkemiz semalarında tam bağımsız ve hür olununcaya kadar çabalarımız devam edecek. BAYKAR’ın genetik kodu bu. İnsansız hava savaş uçağımız KIZILELMA ile Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı öncesi test uçuşunu başarıyla tamamladık. KIZILELMA bizlere oyun kurucu olduğunu da müjdeliyor. Bu uçuşlar bir anlamda gelecekte hava muharebesinin nasıl olacağını da gösteriyor. Özellikle KIZILELMA ile AKINCI’nın yakın uçuşu, dünya havacılık tarihinde ilk kez yaşandı. Bebeklerin hesapsız, arsız, azgın şekilde katledildiği dünyanın, ahlak, iyilik ve adalet sesinin daha gür şekilde çıkabilmesi için bu uçaklara ve sizlerin çalışmalarına ihtiyacı var arkadaşlar. Bayraktar TB3 ve KIZILELMA, günün birinde görev almayı başardığında, dünya muharebe tarihinde devrim yapacaklardır, aynen SİHA’larımız gibi” diye konuştu.

    Konuşması sonrası Bayraktar’a, KTÜ yönetimi tarafından düzenlenen törenle ‘Fahri Doktora’ ünvanı da verildi. 

    Kaynak: Haber7.com

  • Esenler’de kültür merkezi koltukları Gazzeli çocuklara ayrıldı

    Esenler’de kültür merkezi koltukları Gazzeli çocuklara ayrıldı

    İnsanlığın onur sınavı haline gelen Gazze konusunda sessiz veya kayıtsız kalmanın gelecek nesiller tarafından yargılanacak bir ihmalkârlık olacağına dikkat çeken Esenler Belediyesi ve İstanbul belediyeleri, herkesi Gazze’deki katliama karşı duyarlı olmaya ve bu konuda harekete geçmeye davet etti. Bu kapsamda 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde İstanbul’da bulunan tüm kültür merkezlerinin koltuklarına Gazze’de katledilen çocukların isimleri yazıldı. Programda, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde “Tay” çizgi filminin gösterimi yapıldı. Programa Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu da katıldı.

    EY İNSANLIK ÇOCUKLARI KURTAR!

    Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, “Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Yaklaşık 30 küsür yıldan beri, Dünya Çocuk Hakları Günü münasebetiyle dünyadaki egemen güçler çocuk haklarıyla ilgili konuşmalar yaparlar. Çocukların dünyanın geleceği açısından neyi ifade ettiğini anlatırlar. Acaba bugün Dünya Çocuk Hakları Günü’nde bu konuşmaları yapanlar, 40 günden beri şehit olan yaklaşık 5 bin Gazzeli çocuk için ne söyleyecekler? Siyonist, katil İsrail’in katliamının ve soykırımını çocuklara nasıl anlatacaklar? Şu anda arkamda gördüğünüz koltuklarda Gazze’de 40 günden beri şehit olan çocuklarımızın isimleri var. Onlar Çocuk Hakları Günü’nü görmediler. Bundan sonra da görmeyecekler. Acaba dünyada bu katledilen çocuklar için utanacak bir yüz var mı? Ey insanlık ayağa kalk ve çocukları kurtar!” ifadelerini kullandı.

    30 ARALIK’A KADAR FARKINDALIK ETKİNLİKLERİ YAPILACAK

    İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün katkılarıyla Esenler Belediyesi ve AK Partili ilçe belediyeleri tarafından yürütülen “İnsanlığın Onur Sınavı: Gazze” etkinlikleri kapsamında 30 Aralık’a kadar sempozyum, paneller, konferanslar, söyleşiler, şiir dinletileri, sergiler, Kur’an tilavetleri, tiyatro gösterimleri, konserler ve yarışmalar düzenlenecek.

    Kaynak: Haber7.com

  • Erdoğan: Bu savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür

    Erdoğan: Bu savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

    Öncelikle Cumartesi gecesi Berlin Olimpiyat Stadı’nda oynanan hazırlık maçında Almanya karşısında tarihi galibiyete imza atan A milli futbol takımımızı cani gönülden tebrik ediyorum. Millilerimiz deplasmanda 72 yıl sonra gelen 3-2’lik skorla tarifsiz bir gurur yaşattılar. Gurbetçi kardeşlerimizin coşkuyla takımımızın yanında yer almaları da bizim için ayrıca anlamlıydı.

    Türkiye Yüzyılı’nın inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. İçeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan’ın ev sahipliğinde Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde birliğimizi, beraberliğimizi bir kez daha perçinledik.

    “KKTC’deki kardeşlerimizin 15 kasım Cumhuriyet Bayramını tebrik ediyorum”

    Merhum Gaspıralı İsmail Bey’in ‘Dilde, fikirde işte birlik” idealine adım adım yaklaşıyoruz. Geçen sene KKTC’nin anayasal ismiyle teşkilata gözlemci üye olması tarihi adımdı. Kıbrıs Türkü kardeşlerimize uygulanan tecridin kırılması yanında Türk dünyasının Kıbrıs halkına desteğini ortaya koymuştuk. KKTC’deki kardeşlerimizin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramını tekrar tebrik ediyorum. Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı bir kez daha rahmetle yâdediyorum.

    Son olarak 4 ay önce 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda Ercan Havaalanının yeni terminal binası ve pistinin açılışını gerçekleştirdik. Zaman verdiği sözlerin hilafına davranarak AB’nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya’da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz.

    “Kimi batılı güçler yeni bir dönemin başladığını hala idrak edemiyor”

    Kimi Batılı güçler bölgemizde yeni bir dönemin başladığını hala idrak edemiyor. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeğin de Ermenistan’ın görüp kabullenmesi gerekiyor. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin barış fırsatını farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamak en büyük temennimizdir. Ermenistan’a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barı elini tutması çağrısında bulunuyorum.

    “TOGG ile küresel rekabetteki yerimizi aldık”

    Kazakistan dönüşü açılışını yaptığımız Ford Otosan Yeniköy fabrikası toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli yatırımdır. Otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Bu sektörde dünyanın 13. en büyük otomotiv üreticisi konumundayız.

    TOGG’un üretimi ve satışa başlamasıyla kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle ‘Türk araba yapamaz, fabrikada üretim bandı yok, vatandaş bunu almaz’ diyenleri, bundan 60 yıl önce Devrim otomobilini garaja mahkum edenlerin bugünkü uzantılarını hüsrana uğrattık.

    “TOGG 12 bin teslimat yaptı”

    TOGG şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır.

    Rize’de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı 2 milyar 886 milyon lira yatırım bedeli olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. 36,7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesile ile attık.

    İran ve Pakistan ile ekonomik işbirliği

    Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 8-9 Kasım tarihlerindeki Taşkent’te Özbekistan Cumhurbaşkanı ve katılımcı ülkenin liderleriyle bir araya geldik. İran ve Pakistan’la birlikte kurduğumuz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğiz.

    10 Kasım’da Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal ve kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha yâdettik. Her yıl milli ağaçlandırma günü olarak kutladığımız 11 Kasım’ı bu kez ülkemiz genelinde ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Her ilimizde 100. Yıl Cumhuriyet Ormanları’nın kuruluşunu gerçekleştirdik.

    Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. Türkiye Yüzyılı’na Nefes sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese teşekkür ediyorum.

    “Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sağlık sistemini kazandırdık”

    Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihten tevarüs ettiği kerim devlet vasfına tam manasıyla ilk kez bizim dönemimizde kavuşmuştur. Kurucu kadronun hayallerini süsleyen, kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet özlemi, 21 yılda bir idealden çıkıp hakikate dönüşmüştür. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sağlık sistemini kazandırdık. Devletimizin şefkat şemsiyesi dışında hiçbir vatandaşımızın kalmaması için özel çaba harcadık.

    Çeşitli destek programlarından evde bakım hizmetlerine farklı alanlarda yeni düzenlemeleri devreye aldık. Diğer alanlar gibi sosyal devlet uygulamalarında mevcutla yetinmiyor kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Darülaceze Sosyal Yaşam bunun en son örneğiydi.

    “Kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz”

    Filistin’deki mazlumların acısı nasıl bizim acımız ise Uygun Türkü, Ahıska Türkü, Kerkük Türkmeni’nin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Bunların hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Türkiye’nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti bizim dönemimizde zirveye çıkmıştır. Bundan sonra da her daim kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

    İsrail’in 7 Ekim’den beri süren ahlaksız ve alçak saldırılarına maruz kalan Gazze halkına bu anlayışla sahip çıkıyoruz. 11 uçak dolusu malzeme ile bir sivil insani yardım gemisini Mısır’a gönderdik. Gazze’li kardeşlerimiz için 800 tona varan malzemeyi bölgeye sevk etmiş olduk.

    Yardım malzemelerinin Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye ulaştırılmasını sağlıyoruz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimini komple keserek Gazze halkını sadece öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda taammüden hastanelerini bombalayarak Gazze’lilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor.

    “Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet yapılmaktadır”

    Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgali, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık yapılmaktadır. Hamile kadınları katletmekle övünen bir cinnet hali içindeler. Çocukları, yaşlı erkek ve kadınları uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak, üzerlerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür.

    Netenyahu İsrail halkı üzerinde yitirdiği itibarı hastaneleri, ibadethaneleri, okulları bombalayarak yeniden canlardırmak peşindedir. Neredeyse tüm hastaneler ya yıkıldı, ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. El Ehli Baptist ve Şifa hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail’in ortaya attığı iddiaların tamamen safsata olduğu anlaşıldı.

    “Güya medeni dünya İsrail’in hastanelere dönük saldırılarını sessizce seyretti”

    Güya medeni dünya İsrail’in hastanelere dönük saldırılarını sessizce seyretti. Savaş hukukunun açık ihlali olan İsrail’i kendisini savunma hakkı olarak diyen ülkeler gördük. Gazze’deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının ülkemize sevki ile girişimimizi başlattık. Toplam 88 hasta ve 61 refakatçısı ile ülkemize getirdik.

    Gazze’de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleri ile ilgili çabalarımız sürüyor. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye tarihi misyonunu, nemelazımcılık yaparak değil başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirmektedir.

  • Edirne’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi

    Edirne’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi

    Edirne‘de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi.

    Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Özgür Çocuklar Parkı’nda toplanan, aralarında çocukların da bulunduğu Edirne Çocuk Hakları Derneği üyeleri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden çocukların anısına mum yaktı. Mumlar toprağa dizilerek “barış” yazıldı.

    Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nur Yılmaz Ercin, bu yıl Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutlamanın çok zor olduğunu söyledi.

    Çocukların, eğitim, sağlık ve oyun haklarından özgürce yararlanması gerektiğini vurgulayan Ercin, “Bunu sağlamak en önemli önceliğimiz diyecek yerde, çocuklar öldürülmesin demek zorunda kalmak çok zor. Ama daha fenası, son derece utanılacak, son derece acınası bir durumda olmak çok ağır, çok zor. Savaşları başlatanlar çocuklar değil, silahlarla, bombalarla ayrım gözetmeksizin sivilleri öldürenler çocuklar değil.” dedi.

    Ercin, dernek olarak öncelikle çocuklardan alınan yaşam hakkının geri verilmesi için tüm dünyaya çağrıda bulundu.

    Bu yıl dernek olarak 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü, Gazze’de öldürülen yaklaşık 5 bin çocuğun yasını tutmak adına kutlamadıklarını ifade eden Ercin, “Bu yıl sadece anıyoruz. Çocuklar için sözde laflarla bu günü geçirmek istemiyoruz. Dünyanın gözü önünde, bile isteye gerçekleşen ölümler durduğunda belki yine çocuk haklarından söz edebileceğiz. Ama bu yıl, öldürülen veya yaralanan her bir çocuk için tüm karanlıklara karşı, şiddete ve tüm savaşlara karşı herkesi birer mum yakmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

    Kaynak: AA / Dünya
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com