Etiket: Ekonomik

  • Gazze ve boykot silahı

    Gazze ve boykot silahı

    ABD ve müttefiklerinden oluşan sömürgeci güçlerin desteğini arkasına alan İsrail’deki Siyonist rejimin en son Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım tarihin ender gördüğü zulümlerden birisidir. Tahrif ettikleri kutsal kitapları merkeze alarak ve hahamlardan aldığı fetvalar ile sivil insanlara en hayati ihtiyaç maddelerinden olan suyu ve elektiriği kesmeleri, ekin tarlalarını imha etmeleri, ekmek fırınlarını vurmaları, denizde avlanmaya çıkabilmiş balıkçıların teknelerini batırmaları, evlere el koymaları, hastaneleri bombalamaları, bebeklik çağındaki çocuklardan seksen yaşındaki ihtiyarlara, hamile kadınlara varıncaya kadar sivil halkı özellikle katletmeleri, anneleri ile giden çocukları cebren alıp tutuklamaları hatta direnenleri keyfi şekilde öldürmeleri, kendilerine insani yardım ulaştırılmasını engellemeleri tarihin ender gördüğü zulümlerden birisidir. Bugün Siyonistlerin bombaları altında sekiz bin civarında çocuğun katledildiği biliniyor. Bu Firavun’un tutumudur.

    DÜNYA GÖZ YUMUYOR

    Siyonistlerin işledikleri insanlık suçuna rağmen egemen güçlerin tepki bir yana soykırımı desteklemeleri ise Gazze halkının Müslüman olmalarından kaynaklanıyor. Ukrayna saldırısında Rusya’ya gösterilen devletler düzeyindeki haklı tepkinin ve duyulan derin kaygının Gazze insanından esirgenmesi bununla ilgilidir. “İslam Radikalizmine!” karşı gösterilen duyarlılığın “Radikal Dinci” İsrail’in Siyonist başbakanı Netanyahu’ya gösterilmemesi bir tarafa desteklenmesi yine bununla ilgilidir. İslam devletleri söz konusu olduğunda BM’den alınan kararlara uymadıkları gerekçe gösterilerek ittifak halinde operasyonlar düzenlenerek tarumar edilmeleri İsrail’in hiçbir BM kararına uymaması bir yana meydan okuyucu tavrına rağmen himaye görmesi yine bununla ilgili bir konudur. Bu iki yüzlü tutum insanlığın ve insani değerlerin özellikle de Müslümanların ne kadar büyük bir risk altında olduğunun belgesidir.

    MÜSLÜMAN REFLEKSİ KAYBOLDU

    Modern iletişim araçlarının imkanlarıyla tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden bu olaylar bilinen bazı gerçekleri bir kez daha teyit etti. Bunlardan bazılarını şu şekilde ifade edebiliriz:

    Birincisi, Batı dünyasının iki yüzlü tavrı açık bir şekilde gösterdi ki haç-hilal mücadelesi adı konmamış bir şekilde farklı araçlar üzerinden devam ediyor, İslamofobik eylemler bir devlet politikası olarak bazen açık bazen de örtük biçimde destekleniyor.

    İkincisi İslam dünyasının yenilmişlik-ezilmişlik sendromu içinde bulunduğu ve bunun getirdiği zillet, dağınıklık zulme sessizliği getiriyor.

    Üçüncüsü Oryantalizmin İslam alemi üzerindeki siyasi, kültürel ve ekonomik projeler kimlik kaybı sebebiyle “Müslüman refleksi”nin yok olmasına neden oldu. Öte yandan Batı’nın kolonyal politikalarının gönüllü kabulü ile İslam’ın dünyaya sunacağı imkanlar heba ediliyor.

    Dördüncüsü ABD ve AB ülkelerinin tüm dünyaya ayar vermede kullandıkları ve her türlü siyasal, sosyal, felsefi, ekonomik hatta teolojik tartışmaların merkezine yerleştirdikleri insan hakları, özgürlük gibi kavramları sömürü düzenin devamı için araçsallaştırdıkları daha da netleşti.

    KÖTÜLÜĞÜ ÖNLEMEK İÇİN!

    Orta ve uzun vadede İslam aleminin zaman kaybı olmaksızın tekrar kendi ayarlarına dönerek Müslüman refleksi kazanması için devletler düzeyinde politikalar belirlemeye ihtiyacı var. Şu anda acil olarak yapılabilecek en etkili silahlardan birisi ise ekonomik boykot.

    İkiyüzlü dünyada ve İslam aleminden az önce sayılan sebepler dolayısıyla devletler düzeyinde bugün için toplu bir hareketin imkansız olduğu dikkate alınırsa zulme duyarlı her bir insanın Siyonistlerin politikalarına destek veren kişi ve kuruluşların ürettikleri mal ve hizmetleri boykot etmesi etkili bir yol olarak görülebilir. Bu, kötülüğü önlemeye dönük takdire değer bir eylemdir.

    İslam’ın iki ana kaynağı olan ayetler ve hadisler herkesi gücü ile orantılı olarak iyiliği hâkim kılmak ve kötülüğü engellemekle görevlendirir. Bir insanın güç kullanarak ya da dili ile söyleyerek engel olamadığı bir kötülüğe rıza göstermediğini farklı şekilde aksiyon alarak ortaya koyması gerekir. Bugün bu yollardan birisi ekonomik boykottur. Bu tutum mazluma iyilikte ve zalimi engelleme çabasında yardımlaşmanın bir şeklidir.

    MÜMİNLER BİR VÜCUDUN ORGANLARI GİBİDİR

    Hz. Peygamber dayanışma konusunda müminleri bir vücudun organlarına benzetir. Buna göre organlardan birisinin maruz kaldığı rahatsızlığı diğerlerinin de hissettiği gibi müminler de kardeşlerinden birisinin başına gelen bir belayı hissetmeli ve onlarla dayanışma içinde olmalıdır. Hz. Peygamberin bu hadisi, ekonomik boykot yoluyla verilecek tepkiyi de içine alacak şekilde yorumlanabilir. Çünkü günümüzde ekonomik boykot, zulmü engellemek için dayanışma içinde olmanın etkili yollarından birisidir. Bu tür eylemler devletler düzeyinde yapılabilirse daha da güçlü bir etkiye sahip olur. Ancak az önce bahsedildiği üzere İslam aleminin parçalanmış hali şimdilik buna engel gibi gözükmektedir.

    Bugün Gazze’de yaşananlar daha genel ifadesiyle Filistin meselesi sadece belli bir bölgenin ve oradaki insanların sorunu değil. İnsanı insanlığından utandıran katliamlar ve uygar dünyanın ona verdiği desteğe bakıldığında bu bir ahlak sorunudur ve tüm insanlığın meselesidir. Artık günün bütün etkili araçları vasıtasıyla bu zulmü durdurmanın yolu bulunmalı, adil ve yaşanılabilir bir dünya kurmak için çabalar artırılmalıdır.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Ocak Partisi yerel seçim kararı aldı, ‘simge’ gündem oldu: Bu bizim kutsal işaretimiz!

    Ocak Partisi yerel seçim kararı aldı, ‘simge’ gündem oldu: Bu bizim kutsal işaretimiz!

    Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, Sincan İlçe Başkanı Şerafettin Kütük’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Canpolat’a çok sayıda partili eşlik etti. Canpolat, partinin yurt genelinde teşkilatlanmasının hızlı şekilde tamamlandığını belirterek, “Şimdi kongrelerimizi gerçekleştiriyoruz. İlçe kongrelerinden sonra il kongrelerimizi de hızlı bir şekilde bitirip daha sonra seçimlere müdahil olacağız. Yerel yönetim seçimlerinde, Ocak Partisi olarak bütün illerde, ilçelerde bağımsız bir şekilde, hiçbir ittifakın günahına ortak olmadan, hiç kimsenin hatasına dahil olmadan kendi partimizin bünyesinde bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkarma kararı aldık. Bunu Sincan’da da yapacağız, bunu Ankara’nın her yerinde, tüm Türkiye’nin her yerinde, hatta dünya genelindeki temsilcilerimiz ile birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı. 

    ‘OCAK PARTİSİ’Nİ KİMLER NEDEN DURDURMAK İSTİYOR’

    Ocak Partisi’nin 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimine katılamamasına tepki gösteren Canpolat, “FETÖ ve PKK ile iltisaklı olan siyasi partilerin alındı belgelerini alıp, seçimlere müdahil olmalarını hayretle ve utançla seyrettik. Bizi engellemek isteyenlerin, yerli ve milli bir siyasi partinin önüne geçmeye çalıştığını hep beraber işitiyoruz, görüyoruz. Türkiye’de oynanan oyunların hala devam ettiğini görüyoruz. Hala oyun oynuyorlar. Millete kumpas yapma derdindeler. Bu milletin özüyle şerh edilmiş Osmanlı medeniyetini yaşayıp ve yaşatmak isteyen, Cumhuriyetin değerlerinde ecdadın izini süren bir Osmanlı Ocakları bünyesinde üyeleri tarafından kurulmuş Ocak Partisi’ni kimler neden durdurmak istiyor? Sorununuz, endişeleriniz nedir” dedi.

    Canpolat, Ocak Partisi’nin ekonomik görüşü ile ilgili soruya şu yanıtı verdi:

    “Türkiye Cumhuriyeti devleti coğrafi açıdan son derece çok önemli bir coğrafyaya sahiptir. Yer altı, yer üstü zenginlikleri ile ekonomik kriz yaşayabilecek bir ülke statüsünde değildir. İyi yöneticilerin görev başında olması ile Türkiye’de bir ekonomik krizin olmayacağı kanaatindeyiz. Sadece Sayın Erdoğan ile bu işler olmaz. AK Parti’nin de hükümetin de Sayın Erdoğan ile uyumlu bir şekilde çalışmadığı kanaatindeyiz. Bu yüzden uyumlu çalışılmadığı için ortaya ciddi bir sorun çıkıyor. Bunun adı; ekonomik kriz. İşte bakın; Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasındaki sürtüşmeler ekonomiye de sirayet ediyor. Siyasi ikbal uğruna dar gelirli vatandaşın geçim sıkıntısını görmeyen bir iktidarın kulaklarını tıkadığı gibi millet de bu siyasi partileri sandıkta tıkayacaktır. Ocak Partisi’nin önünü açacaktır. Yer üstü ve yer altı  kaynaklarımızla milletimiz rahat bir nefes alacaktır. Ekonomik krizin farkındayız. Özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın almış olduğu maaşları doğru bulmuyoruz. Çözüm, Ocak Partisi’dir.”

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com