Etiket: Etti

  • Esir takasında 3’üncü günde yine benzer tablo! İsrailliler Kassam askerlerine el salladı

    Esir takasında 3’üncü günde yine benzer tablo! İsrailliler Kassam askerlerine el salladı

    • HABER7

    7 Ekim’deki tarihi Aksa Tufanı operasyonu sonrası işgalci İsrail ile Filistin arasında yaşanan gerilimde en kritik rolü üstlenen Kassam Tugayları, esir takasında da dikkatleri üzerine topluyor.

    YİNE EL SALLADILAR

    Gazze Şeridi’nin hükümet partisi Hamas’ın vatan müdafaası yapan askerî kanadı Kassam Tugayları, tünellerde tuttuğu İsrailli tutukluları serbest bırakmaya devam ediyor. İsrail ile varılan ateşkes mutabakatı kapsamında 3’üncü günde 13 İsrailli, 3 Rus, 1 Taylandlı tutukluyu Kızılhaç’a teslim eden Kassam Tugayları, yine sıcak görüntüler verdi.

    Filistinli askerler, İsrailli rehineleri Kızılhaç ekiplerine teslim ettikleri esnada hepsine tek tek el salladı. Karşılığında İsraillilerin de Kassam askerlerine el salladığı görüldü.

    Yoğun güvenlik tedbirleri altında gerçekleştirilen tutuklu tesliminde askerlerin, sivillere yönelik insani yaklaşımı dikkat çekti.

    Kassam Tugayları’nın yayınladığı görüntüler, savaş hukukuna riayetin en bariz örneği olarak tarihe geçti.

    İşte o anlar:

    ____________________

    “ANNE GİBİ DAVRANDILAR”

    Daha önce 24 Ekim’de 2 yaşlı rehineyi herhangi bir anlaşma olmaksızın serbest bırakan Kassam Tugayları, tahliye öncesi iki kadına yiyecek ve içecek ikram etmiş, yürümelerine yardım için kollarına girmişti.

    Serbest bırakılan İsrailli Yahudi Yocheved Lifshitz, Kassam askerinin elini sıkarak “şalom (selam)” demişti. Lifshitz, daha sonra yaptığı açıklamada, “Kur’an’a inanan insanlar oılduklarını ve bize zarar vermeyeceklerini söylediler. Bize bağlı bir doktor vardı ve birkaç günde bir neler olup bittiğini görmeye geliyordu. Doktor mutlaka ilaç getiriyordu. Onların yediklerini yedik. Bize saygıyla davrandılar, ilaç verdiler, hijyenimize dikkat ettiler. Çok arkadaş canlısıydılar. Bana anneleriymişim gibi davrandılar. Tuvaletimi yaptığım yeri bile bana temizletmediler.” demişti.

    • Lifshitz’in açıklamalarından rahatsız olan terör devleti İsrail, yaşlı kadını hedef göstermişti. İsrail devlet televizyonu KAN, İsrail için yayın yapan bir kuruluştan alıntıladığı açıklamada, “Lifshitz’in canlı yayında açıklama yapmasına izin vermek hataydı” ifadelerine yer verdi. İsrailli Rikki Blaiberg “Geri gelmesi talihsizlik, Hamas onu geri alsın.” şeklinde paylaşımda bulunurken, Yehud Gainot adlı İsrailli ise 85 yaşındaki Lifshitz’e “solcu çöp” diyerek hakaret etti.
       


    REHİNEYİ KUCAKTA TAŞIDILAR, EL SALLAYARAK VEDALAŞTILAR

    24 Kasım’daki ilk esir takasında ise Kassam Tugayları’nın Kızılhaç görevlilerine İsrailli tutukluları teslim ederken tutuklulara nazik davranması dikkat çekmiş, bazı esirler ayrılırken el sallamıştı.

    Sağlık problemleri olan bir İsrailli tutuklu ise Kassam Tugayları askerinin kucağında taşınarak görevlilere teslim edilmişti.

    ASKERLERLE HATIRA FOTOĞRAFI

    Esir takasının ikinci gününde de benzer manzaralar yaşanmıştı. Serbest bırakılan anne ile kızı, Kassam askerleriyle hatıra fotoğrafı çektirmişti.

    Görüntülerde, İsrailli tutuklulara iyi davrandığı ve esirlerin gülücüklerle vedalaştığı kaydedilmişti. Kassam askerlerinin ayrılırken esirlere “Good Bye” ifadesini kullandığı ve aynı karşılığı aldığı görüntülere yansımıştı.

    • 3 GÜNDE 78 FİLİSTİNLİ, 26 İSRAİLLİ

    24 Kasım’da varılan anlaşmaya göre Hamas’ın elindeki 50 İsrailli esire karşılık, İsrail hapishanelerindeki 150 Filistinlinin serbest bırakılması konusunda mutabakat sağlanmıştı. Şu ana kadar abluka altındaki Gazze Şeridi’nden 26 İsrailli esir ve İsrail hapishanelerinde tutuklu 78 Filistinli serbest bırakıldı.

     

    İSRAİL SERBEST BIRAKTIĞINA DA ZULMEDİYOR

    49 gün boyunca Gazze’de bütün savaş suçlarını işleyen; 2,5 milyon Gazzeli’yi yerinden yurdundan etmeye çalışan, hastaneleri vuran, ambulansları tarayan, 5 bini aşkın bebeği katleden, annelerin canını alan, camileri yok eden, okulları yerle bir eden, yasaklı fosfor bombasıyla soykırım düzenleyen İsrail esir değişiminde de gaddar suratını gösterdi.

    Terör devleti İsrail’in cezaevlerinden serbest bıraktığı rehinelerin bazılarının işkence nedeniyle yürüyemeyecek halde olduğu ve hafıza kaybı yaşadığı görülmüştü.

    16 yaşında İsrail tarafından esir alınan ve 8 yıl sonra serbest bırakılan Filistinli Marah Bakir ise Siyonistlerin kendilerine acımasızca işkence yaptığını dile getirerek, “İsrail, tıbbi ihtiyaçlarımızı karşılamak bir yana bize acımasız işkenceler yaptı, ağır cezalar uyguladı.” diye konuşmuştu.

    İsrail askeri kurmaylarının, anlaşma kapsamında cezaevinden tahliye ettiği Filistinli tutsaklara “Konuşmayın, kutlamalara katılmayın” direktifi vererek psikolojik baskı uyguladığı kaydedilmişti.

    ____________________

    7 EKİM’DE DE BENZER MANZARALAR…

    Dünyaya İsrail’in katliam, Kassam’ın insanlık dersi verdiği savaşın ilk kıvılcımının çakıldığı 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunda da benzer görüntüler yaşanmıştı.

    ♦ Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de İsrail’de girdiği bir evde muz yemek için bile ev sahibi kadından izin istemişti.

    İsrail’de İbranice yayın yapan Kanal 12’ye konuşan İsrailli kadın, Kassam Tugayları’na mensup direnişçilerin evine geldiği anı şu sözlerle anlatmıştı:

    “Bir anda kapının açıldığını duydum. Arapça konuşmalar duydum. Kapıyı kapalı tutmaya çalıştım. 6 kişi olunca başarılı olamadım. Kapıyı açmayı başardılar. Kapıyı açmak için bir kez ateş ettiler. Ama bize zarar gelmedi. Onlar eve girdikten sonra iki çocuğumun olduğunu söyledim. Birbirlerine baktıktan sonra İngilizce olarak ‘Merak etme biz Müslümanız size zarar vermeyeceğiz.’ dedi. Hem şaşırdım hem rahatladım. Çocuklarla oturdum. Onlar da evde arama yaptı. Onlardan biri evdeki muzu göstererek, ‘Yiyebilir miyim’ diye sordu. ‘Evet yiyebilirsin’ dedim. Evde iki saat durduktan sonra gittiler. Böyle bitti.”

    “O KÜÇÜK!”

    Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de İsrail işgalindeki topraklarda çekilen görüntülerinde bir direnişçinin, “O daha küçük, onu bırakın.” ifadelerini kullandığı kayıtlara geçmişti.

    “İÇKİ İÇMEMİZE BİLE MÜSAADE ETTİLER”

    7 Ekim’de İsrail’deki festival alanında yaşanan olayda sağ kurtulan Yasmine isimli kadın, İsrail Radyosu’nda yaptığı açıklamada, “Kassam Tugayları’nın kendilerine çok iyi davrandığını, panik halindeyken sakinleştirdiklerini hatta içki içmelerine bile müsaade ettiklerini fakat İsrail polisinin müdahalesiyle festival alanındaki Yahudi gençlerin öldüğünü” söyledi.

    İSRAİL HASTANE VURURKEN KASSAM ASKERLERİ YAHUDİ ESİRİ TEDAVİ ETTİ

    7 Ekim’de festival alanında İsrail polisinin müdahalesiyle yaralanan ve Gazze tarafına geçirilen Mia Shem’in tedavisi Kassam Tugayları nezaretinde yapıldı.

    Kassam, Mia Shem’in kolunun pansuman edilerek bandajlandığına dair tedavi görüntülerini içeren bir video yayınladı. Videoda ailesine seslenen Mia Shem, “Beni tedavi ettiler, ilgilendiler, ilaç verdiler. Her şey yolunda. Lütfen en kısa zamanda bizi buradan çıkarın.” dedi.

    •  

    •  

    •  

    •  

    •  

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • Seyyid Kutub’un idam edilmeden önceki son anları

    Seyyid Kutup Kimdir?

    9 Ekim 1906’da Mısır’ın Asyût vilâyetine bağlı Mûşâ köyünde doğdu. Hindistan kökenli olan babası el-Hâc Kutub b. İbrâhim, Mısır’ın İngiliz işgalinden kurtulması için çalışan el-Hizbü’l-Vatanî’nin aktif bir üyesiydi. Seyyid Kutub ilk öğrenimini köyünde tamamladı. 1921 başlarında Kahire’ye giderek eğitimine devam etti. 1926’da Öğretmen Okulu’ndan mezun olunca Külliyyetü Dâri’l-ulûm’un hazırlık sınıfına girdi, iki yıl sonra da Dârü’l-ulûm’a kaydoldu. Öğrencilik yılları sırasında Abbas Mahmûd el-Akkād ile tanıştı ve görüşlerinden etkilendi. Üniversitedeki öğrenci hareketlerine katıldı. Ayrıca edebiyatla ilgilendi. 1933’te üniversiteden mezun oldu ve ardından altı yıl kadar ilkokul öğretmenliği yaptı. Eğitim sisteminin düzelmesi için çeşitli reform taslakları hazırladı. Seyyid Kutub’un Akkād’a olan yakınlığı edebiyat dünyasında hızla yükselmesinde büyük rol oynadı, Akkād ve çevresiyle birlikte edebî tartışmalara katıldı (geniş bilgi için bk. Adnan Ayyub Musallam, The Formative Stages, s. 87-93; Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Seyyid Ḳuṭub, s. 135-189). Öğrencilik yıllarında girdiği Vefd Partisi’nden 1942’de ayrılarak Sa‘diyyîn Partisi’ne üye oldu. Ancak 1945’te siyasî partilerle ilişkisini kesti.

    Seyyid Kutub’un II. Dünya Savaşı sonrasında edebî konulara ilgisi devam etse de yazılarında siyasî ve içtimaî meseleler ağırlık kazanmaya başladı. Nisan 1947’den itibaren finansmanını hıristiyan Yûsuf Şehâte’nin sağladığı aylık el-ʿÂlemü’l-ʿArabî dergisini çıkardı. 4. sayısından sonra bu dergiyi bırakarak Dârü’l-kütübi’l-Arabî’nin sahibi ve İhvân-ı Müslimîn mensubu Muhammed Hilmî el-Minyâvî’nin finanse ettiği haftalık el-Fikrü’l-cedîd dergisini yayımlamaya başladı. Ancak derginin siyasî üslûbu hükümet çevrelerini rahatsız etti ve Mart 1948’de kapatıldı. Seyyid Kutub da eğitim araştırmaları yapmakla görevlendirilen heyet içinde Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. Kasım 1948’de New York’a giden Kutub burada Batı hayat tarzını yakından tanıma imkânı buldu. New York ve Colorado’da eğitimle ilgili araştırmalarda bulundu, bazı yüksek öğretim kurumlarında derslere katıldı, Amerika’nın değişik eyaletlerini gezdi. Mısır’a dönüşü sırasında İngiltere, İsviçre ve İtalya’ya uğradı. Düşüncelerinin değişeceği beklentisiyle gönderildiği Amerika’dan Ağustos 1950’de Batı sisteminin en keskin karşıtlarından biri olarak döndü. Bir süre Maarif Bakanlığı’nda murakıp yardımcılığı yaptı. Bundan sonra görev yeri sık sık değiştirildi. 18 Ekim 1952’de bakanlıktaki görevinden istifa etti.

    Temmuz 1952’deki askerî darbe öncesinde ve sonraki aylarda Seyyid Kutub ile darbeyi yapan Hür Subaylar arasında yakın ilişki mevcuttu. Darbe öncesinde Cemal Abdünnâsır ve arkadaşları Seyyid Kutub’un evinde toplantılar düzenliyordu. İhtilâlin ardından devrim konseyinin isteği üzerine Ağustos 1952’de verdiği İslâm’da ruhî ve fikrî hürriyet konulu konferans Hür Subaylar’ın takdirini kazandı. Bu sırada sempati duyduğu İhvân-ı Müslimîn teşkilâtıyla Hür Subaylar arasında yakınlık kurmaya çalıştı. Ocak 1953’te oluşturulan Hey’etü’t-tahrîr’in genel sekreterliğini yürüten Cemal Abdünnâsır’a bir ay kadar yardımcılık yaptı. Cemal Abdünnâsır’ın, İhvân-ı Müslimîn’in ileri gelenlerinden teşkilâtı kapatıp Hey’etü’t-tahrîr’e katılmalarını istemesi yüzünden iki taraf arasında anlaşmazlık çıktı. Seyyid Kutub arabuluculuk yapmaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve İhvân-ı Müslimîn yanında yer alarak Şubat 1953’te teşkilâta üye oldu. 15 Ocak 1954’te İhvân-ı Müslimîn teşkilâtının kapatılması üzerine örgütün önde gelenleriyle birlikte Seyyid Kutub da tutuklandı; ancak ülke çapındaki gösterilerin ardından diğer tutuklular gibi o da serbest bırakıldı. Daha önce kapatılmış bulunan el-İḫvânü’l-müslimûn adlı haftalık gazete Seyyid Kutub yönetiminde Mayıs 1954’ten itibaren tekrar yayımlanmaya başlandı. Fakat Seyyid Kutub, iktidar tarafından sansüre uğradığı gerekçesiyle 5 Ağustos 1954’te gazetenin neşrine son verdi. 26 Ekim 1954’te Cemal Abdünnâsır’a karşı girişilen başarısız suikasttan sorumlu tutulan İhvân-ı Müslimîn örgütü yöneticileriyle birlikte Seyyid Kutub da tutuklandı ve on beş yıl hapse mahkûm edildi. Kahire’de hapiste bulunduğu süre içerisinde Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân adlı tefsiri üzerinde çalışmaya devam etti. Hapishane şartlarında sağlığı iyice bozulan Seyyid Kutub cezasının on yıllık kısmını çektikten sonra Irak Devlet Başkanı Abdüsselâm Ârif’in girişimiyle Mayıs 1964’te tahliye edildi. Hapisten çıkınca çok tartışılan kitabı Meʿâlim fi’ṭ-ṭarîḳ’ı yazdı. Bu eserinde savunduğu görüşleri ve bir grup İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte teşkilâtı yeniden canlandırma faaliyetlerine katılması yüzünden 9 Ağustos 1965’te tekrar tutuklandı. Uzun süren yargılama sonunda idam cezasına çarptırıldı ve 29 Ağustos 1966’da cezası infaz edildi; cesedi bilinmeyen bir yere gömüldü.

    Kaynak: TDV Ansiklopedisi

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com