Etiket: Güven

  • Türk halkı esnafa güvenmiyor

    Türk halkı esnafa güvenmiyor

    Türk halkının yüzde 13,5’i esnafa ‘Her konuda güvenirim’ derken, yüzde 14,4’ü ‘Ne güvenirim ne güvenmem’ cevabını vererek daha kararsız bir tutum sergiledi. ‘Bazı konularda güvenirim’ diyenler yüzde 20,3’lük bir kesimi kapsadı. Esnafa güvenmediğini belirten yüzde 51,8’lik oran detaylandırıldığında ise yüzde 23,8’i ‘Fazla güvenmem’, yüzde 28’i ise ‘Hiç güvenmem’ cevabını verdi. Areda Survey 2021 yılından itibaren her yıl gerçekleştirdiği esnafa güven araştırmasıyla Türk toplumunun değişen bakış açısını ortaya koydu.

    YILLARA GÖRE AZALDI

    Araştırmada esnafa olan güveninin her yıl azaldığı görülse de 2023 yılında ‘Her konuda güvenirim’ diyenlerin 2022 yılına göre artış gösterdiği de dikkati çekti. Aynı araştırmada esnafa hiç güvenmediğini söyleyenlerin yıllara göre oranları şu şekilde değişti: ‘Hiç güvenmem’ cevabı 2021 yılında yüzde 17,2 iken, 2022 yılında 28,1’le yükseldi ve bu oran 2023 verilerinde de yüzde 28 ile bir önceki yıla göre benzer bir karşılık buldu. Esnafa ‘Her konuda güvenirim’ diyenlerin yıllara göre değişimi 2021’de yüzde 14,5 iken, 2022 yılında yüzde 6,9’a düştü. 2023 yılında ise bu oran yüzde 13,5’e çıktı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Areda Survey’den dikkat çeken araştırma: Türk halkı esnafa güveniyor mu?

    Areda Survey’den dikkat çeken araştırma: Türk halkı esnafa güveniyor mu?

    Areda Survey 2021 yılından itibaren her yıl gerçekleştirdiği esnafa güven araştırmasıyla Türk toplumunun değişen bakış açısını ortaya koydu. Araştırmada esnafa olan güveninin her yıl azaldığı görülse de 2023 yılında ‘Her konuda güvenirim’ diyenlerin 2022 yılına göre artış gösterdiği de dikkat çeken bir sonuç olarak yer aldı.

    Esnafa güven yıllara göre azalıyor mu?

    Pandemi dönemi ve e-ticaret derken esnaf ile olan ilişkilerde değişmeye başladı. Areda Survey 2021 yılından itibaren her yıl gerçekleştirdiği esnafa güven araştırmasıyla Türk toplumunun değişen bakış açısını ortaya koydu. Araştırmada esnafa olan güveninin her yıl azaldığı görülse de 2023 yılında ‘Her konuda güvenirim’ diyenlerin 2022 yılına göre artış gösterdiği de dikkat çeken bir sonuç olarak yer aldı.

    Areda Survey’in 2023 yılı verileri baz alındığında; Türk halkının yüzde 13,5’i esnafa ‘Her konuda güvenirim’ derken, yüzde 14,4’ü ‘Ne güvenirim ne güvenmem’ cevabını vererek daha kararsız bir tutum sergiliyor. ‘Bazı konularda güvenirim’ diyenler yüzde 20,3’lük bir kesimi kapsıyor. Esnafa güvenmediğini belirten yüzde 51,8’lik oran detaylandırıldığında; yüzde 23,8’i Fazla güvenmem’, yüzde 28’i ise ‘Hiç güvenmem’ cevabını verenlerden oluşuyor.

    Aynı araştırmada esnafa hiç güvenmediğini söyleyenlerin yıllara göre oranları şu şekilde değişim gösteriyor;

    ‘Hiç güvenmem’ cevabı 2021 yılında yüzde 17,2 iken, 2022 yılında 28,1’le yükselişe geçiyor ve bu oran 2023 verilerinde de yüzde 28 ile bir önceki yıla göre benzer bir karşılık buluyor.

    Esnafa ‘Her konuda güvenirim’ diyenlerin yıllara göre değişimi ise; 2021’de yüzde 14,5 iken, 2022 yılında yüzde 6,9’a düşüyor. 2023 yılında ise bu oran yüzde 13,5’e çıkıyor.

    Araştırmanın Metodoloji

    Türkiye genelinde 2.384 kişinin katıldığı ve 27 Ekim – 31 Ekim 2023 tarihleri arasında yapılan araştırma, kantitatif araştırma yöntemlerinden CAWI tekniği ile “Areda Survey’in Profil Bazlı Dijital Paneli” kullanılarak gerçekleştirildi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bahçıvan: “Finansal istikrarı sağlamaya dönük adımların başında güven yatıyor”

    Bahçıvan: “Finansal istikrarı sağlamaya dönük adımların başında güven yatıyor”

    Son yıllarda Türkiye’de rasyonel ekonomi politikalarından uzaklaşılmış olmanın ortaya çıkardığı ciddi sorunlar ve tahribatlar olduğunu ifade eden Erdal Bahçıvan, “Bu durum üretim hayatımızı ve sanayicilerimizi maalesef çok olumsuz etkiledi. Geçmiş dönemlerden sarkan olumsuzluklar, iş hayatımızda hala bazı açılardan varlığını koruyor. Geçtiğimiz haziran ayının başından itibaren göreve başlayan yeni ekonomi yönetimi, özellikle reel ekonominin temsilcileriyle yoğun istişarelerde bulunarak ekonomide yeni bir dengelenme gayreti içinde bulunuyor. Öncelikle yıllardan beri savunduğumuz ve bundan sonra da savunacağımız, Türkiye ekonomisi için olduğu kadar, sanayimiz ve sanayicimizin en önemli güvencesinin finansal istikrar olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Çünkü biz finansal istikrara; üreticinin, sanayicinin ve iş insanının planlı, programlı, uzun vadeli bir ekonomik iklimde çalışabilmesi için elinde olması gereken en temel unsur ve ‘sermaye’ olarak bakıyoruz. Bunun kaybolmasının en büyük bedeli hepimizin yaşayarak bildiği ve öğrendiği gibi enflasyondur. Tıpkı bugün olduğu gibi, son dönemlerde ortaya çıkan farklı sorunlar nedeniyle maalesef yüksek enflasyonun yeniden gündemimize gelmesinin bedelini, tüm toplum kadar sanayiciler de ne yazık ki hak etmedikleri kadar ve fazlasıyla ödemektedirler. Belli dönemlerde enflasyonla ilgili farklı tartışmaların olduğu her yerde enflasyonun Türkiye için asla ve asla kabul edilemeyecek ve mutlaka hayatımızdan çıkması gereken bir olgu olduğunu dile getirdik. Ve bugün yine aynı şeyi söylüyoruz. Finansal istikrarın kaybolduğu ortamların önce fiyat istikrarsızlığına, ardından da yüksek enflasyon döngüsüne yol açtığını izliyoruz. Bu tür dönemlerde belki kısa vadede küçük avantajlar elde edilse dahi, uzun vadede çok ciddi bedeller ödediğimiz gerçeğini kabul etmek durumundayız.” diye konuştu. 

    ‘EN KIYMETLİ MARKAMIZ TÜRK LİRASI’DIR’

    Sanayiciler için öngörülebilirliğin ve finansal istikrarın sağlanması konusunda en önemli kurum olarak gördükleri Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ve ilkeli duruşunu çok önemsediklerinin altını çizen Erdal Bahçıvan, “Türkiye Cumhuriyeti’nin en kıymetli markası Türk Lirası’dır. Bu markayı başta altında imzası bulunan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olmak üzere hepimizin gözü gibi koruması gerektiği konusunda kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Merkez Bankası’nın bu sorumluluğunu yerine getirebilmesinin yolunun, bağımsız ve uzun vadeli ilkesel duruştan geçtiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Biz niye hep finansal istikrarın doğruluğunu savunduk? Niçin enflasyonun sadece kısa vadede bir menfaat getirdiğini dile getirdik? Türkiye’ye kısa vadeli, sağlıklı olmayan, temeli olmayan çözümlerin yarar getirmeyeceğini düşündüğümüz için. Bu tür yaklaşımların yarattığı tahribatın boyutunu bugün hep birlikte görüyoruz.” diye konuştu. 

    ‘KISA VADELİ GELGİTLERDE ÇOK BEDEL ÖDEDİK’

    Ülke olarak artık gerçekten uzun vadeli perspektiflere, planlamalara ve projelere ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Erdal Bahçıvan, “Çünkü Türkiye kısa vadeli gelgitler nedeniyle maalesef geçmiş dönemlerde çok bedeller ödemiştir. Onun için ülkemiz, nitelikli büyümeye dönük uzun vadeli politikalara, reel sektörümüz hem ekonomi yönetimi ile ve hem de Merkez Bankası ile birlikte çalışacağı bir modele mutlaka kavuşturulmalıdır. Geçen haziran ayında Merkez Bankası’nda Gaye Erkan’ın göreve gelmesiyle birlikte, kısa süre içinde hem ekonomimiz, hem de Merkez Bankamız zorlu sınavlarla karşı karşıya kaldı, kalmaya da devam ediyor. En önemli sınav, hiç şüphe yok ki ülkemiz ekonomisine güvenilmesi gerektiğini bütün dünyaya göstermek, finansal istikrarı sağlayarak geleceğe dair öngörü yapmaya imkân verecek ortamı yaratmaktı. Şunu hiç unutmayalım. Finansal istikrarı sağlamaya dönük adımların başında güven yatıyor. Merkez Bankası’nın şu anda uygulamakta olduğu politikaların oluşturduğu güven ve itibar öncelikle Türkiye’nin kredibilitesine doğru yansımaya başlamıştır. CDS’lerin 500’lerden, önce 400’lere, şimdi 330’lu rakamlara geliyor olması Türkiye’ye dönük bu güvenin, bu itibarın dış çevrelerde de yeniden kazanıldığının bir göstergesidir. Kabul etmeliyiz ki Türkiye’nin gerek uzun vadeli, gerek kısa vadeli fon sağlaması, son dönemlerde ortaya çıkan olumsuz görüntü nedeniyle son derece sıkıntıya girmişti. Bu nedenle öncelikle bu güven ortamının oluşturulması ve sağlıklı duruşun ilk etkisinin CDS’lere yansıyor olması son derece değerlidir. Bu doğru politikalarla birlikte Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in de söylediği gibi önümüzdeki aylarda Türkiye’ye yönelik hızlı bir kaynak akışı beklemekteyiz. Bu fon akışlarının artmaya başlamasıyla beraber, reel sektörün nitelikli finansmana erişiminde de ciddi ve değerli bir iyileşmenin olacağını düşünüyorum. Ama bunun olabilmesi için de bu sağlıklı yönetime duyulan güvenin her kesimden destek alması önemlidir. Bu sınavın şu ana kadar başarılı bir şekilde geçilmesinde Hükümetimizle birlikte en önemli paya sahip olan Merkez Bankamızın Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ı ve ekibini tebrik ettiğimi burada özellikle ifade etmek istiyorum. Merkez Bankamızın reel sektörün temsilcileri olarak bizlerle yapılan istişareler sonucu aldığı önemli kararları, bu çerçevede atılan adımlar olarak değerlendiriyor ve takdirle izliyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com