Etiket: iddia

  • Türkiye’yi sarsan ‘Profesör Kabus’ Süleyman Salih Zoroğlu hakkında dava açıldı!

    Türkiye’yi sarsan ‘Profesör Kabus’ Süleyman Salih Zoroğlu hakkında dava açıldı!

    İstanbul’da dikkat dağınıklığı, sınav stresi gibi nedenlerle Türkiye’nin dört bir yerinden kliniğine gelen 21 çocuğa “istismara uğramışsınız” diyerek çoklu kişilik bozukluğu teşhisi koyduğu iddia edilen ünlü Prof. Dr. Süleyman Salih Zoroğlu’na ve klinik çalışanlarına dava açıldı.

    İddianamede Zoroğlu’nun hayvanlara yapılan ameliyatlarda kullanılan ketamin maddesini sulandırarak çocuklara verdiği ve onları uyuşturucu maddeye bağımlı hale getirdiği ileri sürüldü. Ayrıca çocukları ailesini öldürmekle telkin ettiği, hatta “bacıhane” ismini verdiği eve yerleştirip ardından yurt dışına götürme planı yaptığı kaydedildi.

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede; tutuklu şüpheli Çocuk Ergen ve Aile Psikiyatrisi Prof. Dr. Süleyman Salih Zoroğlu, yine tutuklu olan yardımcısı Dr. Ahmet Aktaş, Asistan Dr. Zeynep Akgü, Süleyman Salih Zoroğlu’nun eşi diş hekimi Özgül Zoroğlu, klinik sekreteri İnci Arslan ve kamuda görev yapan Hüsna Ağca şüpheli olarak yer aldı.

    21 ÇOCUK MAĞDUR OLDU

    İddianamede yaşları 7 ile 18 arasında değişen 6’sı erkek 21 çocuk mağdur olarak yer aldı. 2’si kardeş olan çocukların aileleri toplam 20 aile de müşteki sıfatıyla yer aldı. 151 sayfalık iddianame 5 bölümden oluşuyor. İddianamenin ilk bölümünde 21 mağdur çocuğun ve ebeveynlerinin Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan beyanlarına, Süleyman Salih Zoroğlu’nun çocuklarla yaptığı seans kayıtlarına, ailelere gönderilen mesaj içeriklerine yer veriliyor.

    Mağdur çocuklar ifadelerinde Süleyman Salih Zoroğlu’nun seans sırasında kendilerine cinsel içerikli sorular yönelttiğini ve ailelerini suçlamaya yönlendirdiğini iddia ediyor.

    ÇOCUKLARI KENDİ TUTACAĞI EVLERE YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞTI

    Çocukların ebeveynleri ise suç duyurularında Süleyman Salih Zoroğlu’nun çocuklarına tanısı çok zor olan çoklu kişilik bozukluğu teşhisini hızlıca koyduğunu anlatarak; çocuklarına seans esnasında ketamin maddesi verdiğini anlatıyor. Ebevynlerin iddiasına göre bu maddenin etkisi altında kalan çocuklar Zoroğlu’nun yönlendirmesiyle ailelerini suçluyor. Öte yandan Zoroğlu da çocukların aile bireylerini istismarla suçlayarak maddi talepler içeren tehditvari girişimlerde bulunuyor. İddianameye göre Prof. Dr. Zoroğlu’nun yaptıkları bununla da sınırlı değil; İddiaya göre ünlü psikiyatrist, çocukları kendi tutacağı bir eve yerleştirmeye ve yurt dışına göndermeye de çalışmış.

    ADLİ TIP KURUMU: UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİNDEN YARGILANABİLİR

    İddianamenin 2. Bölümü ise savcının uygulamadaki tedavileri anlayabilmek açısından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) aldığı rapor ve Bilimsel Tespit ve Mütalaalardan oluşuyor. ATK 5 İhtisas Dairesinin raporuna göre; ağrı kesici anestezik bir madde olan Ketamin’in, suiistimalinin tespit edilmesi halinde “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçu kapsamında yargılanabileceği belirtildi. Şüphelinin klinik ve ev adreslerinde ele geçirilen maddeler üzerinde ATK Kimya İhtisas Dairesi tarafından yapılan inceleme ve analizler neticesinde “ketamin” ve “ketamin bulaşıklı” madde ve materyaller tespit edildiği de kaydediliyor.

    KAYNAK: HABERTÜRK

    Kaynak: Haber7.com

  • Arda Turan sessizliğini bozdu! Parayı nerede teslim etti?

    Arda Turan sessizliğini bozdu! Parayı nerede teslim etti?

    Yüksek kar vaadiyle fon dolandırıcılığında en çok para kaptıran isim olan Arda Turan sessizliğini bozdu. Hakkındaki kara para iddialarını kesin bir dille yalanlayan Turan, paraları nerede teslim ettiği sorusuna da yanıt verdi.

    KARA PARA İDDİALARINA YANIT

    İşin içinde güvenilir insanlar olduğu için girdiğini belirten Turan, “Ne kara parası, ben 600 maç oynadım. 100’ün üstünde milli takım forması giydim. Dolandırıldığım para servetimin 6’da 1’i bile değil” şeklinde konuştu.

    “GÜVENİLİR İSİMLER OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

    Oda TV’de yer alan habere göre; “Ben sadece DenizBank ve Şube Müdürü Seçil Erzan’a güvendim” diyen Turan, “Parayı da bizzat bankada şube müdürüne teslim ettim. Bana DenizBank’ın güvencesi olduğunu söyledi. Ben fon, eurobond gibi şeylerden anlamam. İşin içinde güvenilir isimlerin olduğunu söyledi. Ben de güvendim” dedi.

    “KAMERALARI KAPATMIŞ KADIN”

    Parayı banka içinde elden teslim ettiğini belirten Turan, “Kameraları da kapatmış kadın. O nedenle bankanın içinde para verdiğim görüntüler yok” ifadelerini kullandı.

    “KİMSE ARAYIP SORMUYOR”

    Arda Turan’ın yakın çevresine ise “Tek üzüldüğüm şeyse kimsenin arayıp sormaması, geçmiş olsun dememesi. Bu ülkede başarılı olunca insanların sürekli aşağıya çekmeye çalışması çok üzücü.” diye yakındığı ifade edildi.

    FON SKANDALI NASIL BAŞLADI?

    Futbol dünyasından ünlü isimlerin de aralarında bulunduğu toplam 18 kişiyi 25 milyon 770 bin dolar ve 7 milyon 384 TL dolandırdığı gerekçesiyle 226 yıl hapsi istenen bankacı Seçil Erzan davası gündemdeki yerini koruyor. Eski Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in adının geçmesinden dolayı “Fatih Terim Fonu” olarak anılan olayın yankıları sürerken Gençlik ve Spor Bakanlığı Teftiş Kurulu da inceleme başlattı.

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yıl içinde İstanbul Göktürk’te bir eve baskın düzenledi. Bu baskında özel bir bankanın Büyükdere şube müdürü Seçil Erzan gözaltına alındı. Bu operasyonun ardından “Fatih Terim Fonu” iddialarına neden olan dosyanın kapağı açılmış oldu. Evinde arama yapılan şüpheli Erzan hakkında ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından tutuklama kararı çıktı. Adli sürecin çok hızlı ilerlediği bu dosyanın kapağı aralandığında ise ortaya aralarında ünlü isimlerin olduğu ve yaklaşık 80 milyon doları bulduğu ifade edilen bir dolandırıcılık soruşturması çıktı.

    216 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabul etmesi üzerine 4’ü tutuklu 7 sanık 20 Kasım’da hakim karşısına çıkmıştı. Mahkeme heyeti, tutuklu 2 sanığın tahliyesine karar vererek, duruşmayı 12 Ocak 2024’e ertelemişti.

    LİSTEDE SPOR CAMİASININ ÜNLÜ İSİMLERİ VAR

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz tarafından yürütülen soruşturmada dosyaya onlarca şikayet dilekçesi girdi. ‘Mağdur’ sıfatıyla şikayet edenler arasında Galatasaray camiasının tanınmış isimleri Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Semih Kaya’nın yanı sıra kulüp yöneticilerinin olduğu iddia edildi.

    MİLYONLARCA DOLAR BUHAR OLDU

    Soruşturmanın bu aşamasında, Fatih Terim’in yaklaşık 10 milyon dolar kaybettiğini ifade edilirken, bazı iddialara göre dosya büyüklüğü 80 milyon dolara yakındı. Terim’in 12,5 milyon doları, Arda Turan’ın ise için 6 ile 8 milyon euro arasında parasının kaybolduğu da iddia edildi.

     

    Kaynak: Haber7.com

  • Futbol camiasını sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası! İddialar, korkunç rakamlar

    Futbol camiasını sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası! İddialar, korkunç rakamlar

    •   HABER7

    Son yılların en çarpıcı dolandırıcılık olayı gündemdeki yerini koruyor. Aralarında ünlü teknik direktörler, yöneticiler ve futbolcuların aldığı dolandırıcılık olayında 18 mağdurun olduğu, 80 milyon doları bulan vurgunun yapıldığı iddia ediliyor. Yargıya intikal eden olayda toplam 226 yıl hapis cezası talep ediliyor.

    Denizbank Şube Müdürü Seçil Erzan’ın ithamların odağında olduğu; teknik direktör Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Emre Belözoğlu gibi isimlerinin mağdur olarak adının karıştığı olay nasıl yaşandı, hangi aşamaları gündeme geldi, yargı safhasında neler oluyor, iddianamede hangi vahim suçlama ve ifşaatlar yer alıyor?

    HER ŞEY BU OPERASYONLA BAŞLADI

    İşte spor camiasını derinden sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası…

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yıl içinde İstanbul Göktürk’te bir eve baskın düzenledi. Bu baskında Denizbank’ın Büyükdere Şube Müdürü Seçil Erzan gözaltına alındı. Bu operasyonun ardından “Fatih Terim Fonu” iddialarına neden olan dosyanın kapağı açıldı.

    Evinde arama yapılan şüpheli Erzan hakkında ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından tutuklama kararı çıktı.

    Adli sürecin çok hızlı ilerlediği bu dosyanın kapağı aralandığında ise ortaya aralarında ünlü isimlerin olduğu ve yaklaşık 80 milyon doları bulduğu ifade edilen bir dolandırıcılık soruşturması çıktı.

    ONLARCA ŞİKAYET DOSYASI EKLENDİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz’ın yürüttüğü soruşturmada dosyaya onlarca şikayet dilekçesi eklendi.

    Bankacı Seçil Erzan nedeniyle mağdur olduğunu iddia edenler arasında Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Semih Kaya’nın yanı sıra kulüp yöneticileri de yer aldı.

    SİSTEM BÖYLE KURULMUŞ

    İddialara göre; Denizbank’ta şube müdürlüğü yapan Seçil Erzan, ‘ponzi’ ya da yaygın bilinen ismiyle ‘saadet zinciri’ adında bir dolandırıcılık sistemi kurdu. Yüksek kâr vaadiyle hedefledikleri isimleri dolandırıcılık sistemine dahil ettiği ve kendisine yatırım yapanların paralarıyla, sisteme sonradan dahil olanların parasını ödediği iddia edildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine yansıyan tespitlere göre; sistem, paranın dönmemeye başlamasıyla kilitlendi. Herkes parasını aynı anda istemeye başladı. Bir yandan yüklü borç aldığı tefecilerden tehditler alan Seçil Erzan, ünlü isimlerin paralarını geri ödeyemeyince saadet zinciri sistemi patladı. 

    HEDEFTE KORKUNÇ PARALARIN DÖNDÜĞÜ FUTBOL DÜNYASI VAR

    Bankacı Seçil Erzan’ın ‘yüksek karlı gizli fon’ vaadiyle futbol dünyasını hedef aldığı belirtildi. Selçuk İnan, Emre Belözoğlu ve Fernando Muslera’nın aralarında bulunduğu dolandırılma iddiasıyla ilgili en çok konuşulan isimlerinden biri de Arda Turan oldu.
    Futbolcular Selçuk İnan, Emre Çolak, Emrah Çolak, Musa Mert Çetin “iftira” suçundan bankanın yönetim kurulu üyeleri ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunurken, olayla ilgili flaş detaylar ortaya çıktı. Seçil Erzan’ın yeni WhatsApp yazışmaları ifşa oldu.

    ARDA TURAN’IN WHATSAPP MESAJLARI

    Arda Turan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan telefon görüşmesi kayıtlarında, Seçil Erzan’la sırra kadem bastığı 7 Nisan’da görüştüğü ortaya çıktı. 

    Arda Turan‘ın mesajlarda Seçim Erzan‘a “abla” diyerek hitap ettiği ve parasını alamadığı için borçlularının telefonlarına bile çıkamadığını söylediği öğrenildi.

    Borçlarını ödemek için Seçil Erzan’dan para isteyen Arda Turan’ın, “Bu gün kredi kartım kesiliyor. 6 Mart’a kadar ödemesi var. Bu günü hayatım boyunca unutmayacağım. Çok kötü hale düştüm. Ve kendime yakıştıramıyorum. Ödeme için arayan insanların telefonunu açamıyorum. Düştüğüm hale bak dilenci oldum” ifadesini kullandığı görüldü.

    İşte dava dosyasında yer alan dökümlere göre o konuşmadan çarpıcı bölümler:

    Arda Turan: Ben sana dünya para getirdim Seçil, bütün servetim sendeydi ya. Bu parayı kime verdin? 15-20 milyon dolar. Faize mi gitti?
    Seçil Erzan: Yok faize gitmedi, ben onların hepsini tek tek çıkaracağım bu akşam.
    Arda Turan: Gözümün içine baka baka çoluğumun çocuğumun rızkına, yalan söyledin. Denizbank kisvesi altında, Hakan Ateş’i kullanarak, Fatih Hocayı kullanarak. Neden yaptın?
    Seçil Erzan: 1 lira almadım. Üstüne borçla kaldım, hayatım bitti.
    Arda Turan: Şu anda bu savcılık işlerini de polisi de biz tutuyoruz. Kimseyi bir yere göndermiyoruz. 20 kişiyse bankayla çözmeye çalışırız. Ama 100 kişi varsa, bu iş olmaz…
    Seçil Erzan: Hani maksimum olsun 25 olsun. O kadar bile yoktur.
    Arda Turan: Kimler var?
    Seçil Erzan: Ayhan, Semih, Selçuk, Arda, Muslera, Emre Çolak, Emre Belözoğlu, Fırat Mert, Nur, Terim, Fulya, Hoca, Tanın..
    Arda Turan: Peki Fatih Hoca? Fatih Hoca kârda mı bu işten?
    Seçil Erzan: Valla normal şartlarda Hoca kârdaydı…
    Arda Turan: E hocanın da krediler çıkmış. Buse Terim’in de parası varmış. Beraber mi girdiler onlar?
    Seçil Erzan: Yazdım onları.
    Arda Turan: Hakan Ateş bunu duydu bugün, Mehmet Aydoğdu duydu. Bunların haberi yok muydu hiçbir şeyden ya.
    Seçil Erzan: Yok. Mahvedecekler beni onlar. Ama ne yaparlar…
    Arda Turan: Bu fon yalan mıydı?
    Seçil Erzan: Ben baştan kendi kendime bir şeyler kurmaya çalıştım da ilerlemedi, sonra osu busu gitti..
    Arda Turan: Hayır, bir yerlerde bu paranın bir kısmı battı mı? Anlat ki Seçilcim yardımcı olalım. 10 sene yatacağın yerde 5 sene, 5 sene yatacağın yerde 3 sene yatarsın.
    Arda Turan: Benim şimdi 20 bin dolarım kaldı. Borçlarımı biliyorsun. Sende kredim var. Ne yapacağım?
    Seçil Erzan: Paralarınızı banka ödemek zorunda. Bu işi duyulmasın diye kapatacak. Siz sekiz buçukta Hakan Ateş’le mi buluşacaksınız?
    Arda Turan: Evet… Ben, Emre Belözoğlu, Fatih Hoca. Benim oraya gitmem lazım elimde bir şeyle. Mağduruz Hakan abi, bu olay kapansın, basına yansımadan diye. Sen liste vermezsen, adamlar bu mağduriyeti kabul etmezse herkes savcılığa gidecek.
    Seçil Erzan: Ben liste çıkaracağım.
    Arda Turan: Nasıl yaparsın ya!
    Seçil Erzan: Çok kötüyüm kendimi yere atıyorum. Ölmek istiyorum.

    ARDA TURAN ARSASINI SATTI

    İddialara göre ünlü isimler, Seçil Erzan’ın kurduğu dolandırıcılık ağına yalnızca paralarını kaptırmadı. Bu isimlerden Arda Turan’ın da arazisini sattığı ve hatta üzerine kredi çekerek borçlandığı da öğrenildi. Erzan’ın yalanlarına inanan Turan, Eyüpsultan‘daki arazisini sattı.

    Daha sonra da aynı bankadan tam 33 milyon TL‘lik kredi çekti. Turan, toplamda 60 milyon TL‘yi kendi elleriyle banka müdürüne verdi.

    EMRE BELÖZOĞLU, ACUN ILICALI’DAN BORÇ ALARAK SİSTEME DAHİL OLMUŞ

    Dolandırılan isimler arasında yer alan Emre Belözoğlu’nun da Erzan’a verdiği paraları ne şekilde ulaştırdığı ortaya çıktı. Belözoğlu, 17 Mart 2023’te kuzeni Volkan Bahçekapılı eli ile 1 milyon 492 bin dolar verdi. Bahçekapılı, anılan parayı kendi eli ile Erzan’a, müdürü olduğu Levent’teki şubesinde teslim etti. 

    Aynı gün Belözoğlu, 1 milyon 400 bin dolar daha gönderdi. Bu kez Erzan, Bahçekaplı’nın Levent’teki ofisine giderek anılan parayı aldı. Daha sonra ise 18 Mart günü Belözoğlu bu kez 400 bin doları, şoförü Alpaslan Akyüz’e vererek Seçil Erzan’a teslim etmesini istedi. Akyüz 400 bin doları, Erzan’ın çalıştığı bankanın genel müdürlük binasının önünde kendisine teslim etti. Bu para teslimatlarının üzerinden 10 gün geçtikten sonra Erzan, Belözoğlu’nu bir kez daha arayarak “Bu parayı 5 milyon dolara tamamlayalım.” dedi.

    Erzan’ın isteği sonrası Belözoğlu talep edilen paranın bir kısmını Acun Ilıcalı‘dan aldı.

    Ilıcalı Belözoğlu’na 28 Mart’ta Volkan Bahçekapılı‘nın hesabına 500 bin dolar gönderdi. Aynı gün Tekin Alp Göksel isimli bir kişi de 9 milyon 703 bin 250 TL gönderdi. Toplanan para Terim’in ailesinin yakın dostu Nur Erkasap aracılığıyla Erzan’a teslim edildi.

    KAYIP PARALAR KİME GİTTİ?

    futbol dünyasından ünlü isimlerin de olduğu çok sayıda kişiyi dolandırdığı iddia edilen bankacı Seçil Erzan’ın kurduğu “ponzi” sisteminde milyonlarca dolar kayıp para bulunuyor. Peki bu kayıp paralar nereye gitti?

    Seçil Erzan verdiği ifadede şu isimleri işaret etti;

    “Fon adıyla Semih Kaya’dan 3 milyon 200 bin dolar aldım. Fakat 5 milyon 700 bin dolar geri ödememe rağmen yakamı kurtaramadım. Ona fazladan ödediğim bu parayı Emre Belözoğlu ve Arda Turan’dan aldım.”

    “Semih Kaya’nın menajeri Fırat Özdemir “Seni Türkiye’de yaşatmazlar, benim çok tanıdığım var, MİT başkanını tanıyorum” diye beni sürekli tehdit etti. Hatta Göktürk’teki evime gelerek tehdidi sürdürdü.”

    “Kendisinden faizle para aldım. Yüzde 50 faizle 1 milyon dolar geri ödeme yaptım. Bankada bana baskı kurup borçlu olduğuma dair senetler imzalattı. Beni kaçırmak için bana Şırnak Cizre’ye uçak bileti aldırdı.”

    “Faizle para aldım ama çok daha fazlasını geri ödedim. Kendisine bir borcum bulunmamakta, aksine yüklü miktarda alacağım vardır.”

    “Ondan aldığım tüm parayı ödedim. Ona verdiğim belgeler hâlâ ondadır. Ödemiş olduğum senetleri icraya koyarak beni mağdur etmek istiyor.”

    “Bana para satan kişilerdendir. Kendisinden toplamda 300 bin dolar para aldım. Bu paranın 1.5 katı kadar fazladan faiz ödediğim kişidir.”

    “Başka tefecilerden de para bulup bana getirirdi. Sonrasında bu parayı faiziyle geri alırdı. Ali Yörük bana boş senet de imzalattı.”

    “Süleyman Aslan isimli tefeciden 10 milyon TL aldım, 14 milyon TL geri ödedim. Ayrıca Aslan bana 1 milyon 350 bin dolar daha verdi. Sonrasında ben ona 2 milyon 650 bin dolar ödedim.”

    “Bozcaada’daki evimin tadilatlarını yapmıştı. Toplamda Burak’a fazladan 750 bin dolar verdim.”

    “Tanın Yılmaz benim öz teyzemin oğludur. Merve Yılmaz da Tanın’ın eşidir. Bu zamana kadar sürekli hem Merve’ye hem Tanın’a para verdim ancak doymadılar. Merve banka şubesinde bana saldırdı. Kolumdaki Rolex saatimi aldılar. Merve bana verdiği 1 milyon 200 bin TL’yi 5 milyon TL olarak geri aldı. Sonra 4 milyon getirip 6.5 milyon TL olarak geri aldı.

    Seçil Erzan 20 Kasım’da İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıktığında, aslında kendisinin de mağdur olduğunu, parayı elinden aldıklarını anlattı. İfadesinde, “Bana dokunmaz sandığım ve bin yıl yaşamasına izin verdiklerim gram gram zehir salmışlar, fark etmemişim onları… Babamın kefen parasını bile aldılar” dediği isimleri daha önce savcılıktaki ifadelerinde tek tek saymıştı.”

    FATİH TERİM’DEN MAĞDUR ORDUSUYLA O BANKAYA ÇIKARMA

    Öte yandan fon dolandırıcılığı olayında Fatih Terim’le ilgili de önemli bilgiler ortaya çıktı.  Fatih Terim’in dolandırılan futbolcularla birlikte bankaya gelerek Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’ten tefecilik faaliyetine ilişkin bedellerin ödenmesinin mümkün olup olmayacağını sorduğu belirtildi.

    Fatih Terim, Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun Denizbank’ın genel müdürlük binasına giderek banka çalışanı Rüya Hanım ile yazıştığı ortaya çıktı. Terim, Rüya Hanım’dan aldığı bilgilere göre, hesabında 3 milyon dolar alacağı olduğunu öne sürdü. Ancak Denizbank yetkilileri, Terim’in bu tutarda bir parasının olmadığını ve Rüya Hanım’ın bu ifadeyi Seçil Erzan’ın yönlendirmesiyle yazmış olabileceğini iddia etti. Rüya Hanım’ın olaylardan sonra istifa edip başka bir kurumda çalışmaya başladığı öğrenildi.


    FATİH TERİM SESSİZLİĞİNİ BOZDU: SAVAŞ BAŞLATIYORUM

    Olaylar çığırından çıkınca ünlü teknik direktör Fatih Terim ‘ponzi’ sistemi dolandırıcılığına ilişkin sessizliğini bozdu. Terim, hakkındaki iddialarla ilgili ‘hukuk savaşı’ başlatacağını söyledi.

    Milliyet’ten Ferit Zengin’in haberine göre, Galatasaray eski teknik direktörü Fatih Terim, “Yılların Fatih Terim kompleksini dışa vurma fırsatı bulanlar, ilgimin olmadığı bir davaya beni karıştırmaya çalışıyor. Ne alacağım vardır ne de vereceğim. Benim adımı karıştıranların aleyhine, tarihin en büyük hukuk savaşını başlatıyorum. Hazır olsunlar” dedi.

    SEÇİL ERZAN’IN İLK İFADESİ

    Onlarca ismi ‘ponzi’ sistemi ile dolandırdığı iddia edilen bankacı Seçil Erzan hakim karşısına çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılan Erzan suçlamalarla ilgili ilk açıklamasını mahkemede yaptı. 

    Duruşmada ilk kez savunma yapan Erzan, “Her şey gereksiz ‘ben yaparım’ özgüveniyle başladı. Bu hayat banka müdürü Seçil Erzan olmaktan daha zormuş. Genel müdürümüz bize, ‘Benim şube müdürlerim kaptanlarımdır. Çıplak ayakla kor üstünde yürür’ derdi. Ben şubat ayına kadar korların üstünde yürüdüm.” dedi.

    Hiçbir yanlışı olmadığını öne süren Erzan, kendisinin batmak üzere olan bir geminin kaptanı olduğunu dile getirdi. Erzan, “Dolandırıcı olsam gemi batar ben kurtulurdum. Suça konu olan bakiyenin bende olmadığı, bu bakiyeyi bir yerde saklamadığımı, bununla bir şeyler almadığımı salondakilerin bildiğini çok iyi biliyorum. Bakiyenin 45 milyon olmadığını bildiklerini de biliyorum.” diye konuştu.

    İddianamede adı geçenlerle paradan para kazanma konusunda ortak noktası olduğunu da sözlerine ekleyen Erzan, şöyle devam etti:

    “Çok iyi çalışandım, çok iyi iş yapardım bu yüzden o camiada bilinirliğim oldu. Ben dolandırıcı değilim. Beni ben dolandırdım. Son dönemde bir şeyler ortaya çıktı. Ben Galatasaray kulübüne yakın olduğum için oyuncuların parasını değerlendirme konusunda elimden geleni yapıyordum. Ben insanların parasını üzerime almadım. Birileri beni dolandırdı. Dışarıda parayı değerlendireceğimi düşündüm ve evimi defalarca ipotek ettim. Arabamı sattım her şeyimi sattım.”

    “AZA TAMAH ETMEMELERİ BENİ BU HALE SOKTU”

    Savunmasının devamında Erzan, “Faiz adı altında bu insanların aza tamah etmemeleri, çok kazanmak istemeleri beni bu hale soktu. Şubat ayından sonra ben baskı altına girdim. Bu insanlar 7/24 beni rahatsız ettiler.” dedi.

    Çok kötü olaylar yaşadığını dile getiren Erzani, “Evimi bastılar, silahla tehdit ettiler, mermi gösterdiler, işten attıracağız diye tehditler ettiler. İnsanların hepsi kağıt parçası istiyorlardı çünkü o kağıtlar ‘ben size borçluyum’ demekti. Amacım orada ben size parayı ödeyeceğim demekti. Ben hesap kitap yapamadığım da bana yardımcı olmalarını istediğim insanlar oldu.” ifadelerini kullandı.

    “Ben dolandırıcı olsaydım kimseye senet vermezdim. Ben canımla buradayım. Nisan ayından beri sağlıklı düşünemiyorum. Ben çok korkak biriyim. Ben 45 milyon dolar değil bin dolar bile kaçıramam.” diye konuşan Erzan, banka dolandırıcılığı yapmadığını dile getirip bu süreçte darp da edildiğini iddia etti.

    Erzan, savunmasının devamında şöyle devam etti:

    “Bu salondaki herkes benim etimden sütümden faydalandılar. Ben sadece canımla kaldım. Ben bankadan para alıp vermesem de kendi malımı satıp onlara para verdim. Ben kaçmadım, gitmedim. Amacım kimseyi dolandırmak değildi. Basiretli bir bankacıydım. Ben dolandırıldım. İnsanlar benim sayemde mülk sahibi oldu.”

    2011 yılında Florya şube müdürü olduğunu kaydeden Erzan, 2020 yılına kadar kimseye borcu olmadığını öne sürdü.

    “Bu dönemde yakınlarım bana para verir değerlendirirdim. O dönem halka arza filan giriyordum kendi hesabımdan.” diye konuşan Erzan, “Bu insanlarda saygın insanlardı. Paramın yetmediği yerde kredi çekiyordum. Bakiyenin birilerinin evlerinde arabasında kolundaki saatlerinde yazlıklarında, birilerinin cebinde olduğunu biliyorum ben. Adı geçen herkesle ortak paydamız paradan para kazanmaktı.” dedi.

    “TERİM 300 BİN DOLAR VERDİ”

    Bu işlemlerden komisyon da almadığını ifade eden sanık, “2020 yılında Galatasaray camiasında saygın biri 300 bin dolar para vermişti. Sonrasında o dönemde kulüpten ayrıldı. O kişi kendisi elden parasını teslim etti, o parayı değerlendiriyordum. Bana verdiği paradan çok çok fazla istemeye başlayınca hayır diyemedim. İstediği zaman 50-100 bin gibi ona geri gönderiyordum.” dedi.

    Mahkeme başkanının 300 bin dolar veren kişinin kim olduğunu sorması üzerine Erzan, Fatih Terim cevabını verdi.

    Savunmasının devamında Seçil Erzan, müşteki Emre Çolak’ın 3 milyon 200 bin dolar verdiğini ve bu paranın hepsini geri almadığını, Emre Belözoğlu’nun 4 milyon 200 bin dolar verdiğini ve geri almadığını, Arda Turan’ın teslim ettiği miktarı daha sonra yazılı beyanda bulunarak sunacağını söyledi.

    Fatih Terim ile aralarında para alışverişi olduğunu ancak kendisine borcu olmadığını savunan sanık, Fernando Muslera’nın ana parasından 500 bin dolarını ödenmediğini belirtti.

    “KAZANDIRIRKEN SEÇİL, KAZANDIRAMAYINCA DOLANDIRICI OLDUM”

    Erzan, “Fon adı altında kimseden para almadım. Bana herkes çok para kazanmak için ikna olmuş şekilde geldi. Fon adı altında para aldığım kişiler oldu. Emre Belözoğlu bana Volkan Bahçekapılı’nın referansı ile geldi.” dedi.

    Volkan Bahçekapılı’nın avukatı, Bahçekapılı’nın kendisine nasıl ulaştığını sordu. Erzan, “Volkan Bahçekapılı’nın ailesi beni tanır, çok severdi. Oradan bildiği için geldi.” dedi. Bunun üzerine Bahçekapılı’nın avukatı tekrar, “Ailesinden kim?” diye sordu. Bunun üzerine Seçil Erzan, “Fatih Terim” şeklinde konuştu.

    Savunmasının sonunda Erzan, “Kazandırırken Seçil’dim, kazandıramayınca dolandırıcı oldum.” ifadelerini kullandı.

    SEMİH KAYA PARASINI TEHDİTLE Mİ ALDI?

    İsmail Saymaz’ın yazısına göre, Seçil Erzan, eski futbolcu Semih Kaya’nın ismini vererek kendisinin 3 milyon dolar getirip 5 milyon 700 bin dolar geri aldığını ileri sürdü. Kaya ve menajeri tarafından tehdit edildiğini söyleyen Erzan, “Benden para almaya devam ettiler. Yakamı kurtarmak için bu parayı vermeye devam ettim. Semih Kaya’ya verdiğim bu parayı Emre Belözoğlu ve Arda Turan’dan aldığım paralardan ödedim. Kurtulmak için ikisine de ödeme yaptım. Semih Kaya bu fazla paralarla Bodrum’da kendisine villa aldı” dedi.

    Gazeteci Fatih Altaylı, eski futbolcu Semih Kaya’nın sanık Erzan’ı döverek parasını aldığını iddia etti ve şunları söyledi:

    “Semih Kaya’nın Seçil Erzan’ı tartaklayıp dövdüğünü de biliyoruz… Başka futbolcuları konuşmaya başladık biz. Okuduğum davanın dosyasında gördüğüm kadarıyla darplar var, futbolcuların bazılarının alacağı kalmamış olan Semih Kaya gibi bazı futbolcular Seçil Erzan’ı dövmüşler, çok karmakarışık bir işler var.”

    SEÇİL ERZAN BU PARAYI HANGİ VAATLE TOPLADI?

    Seçil Erzan’ın konuştuğu isimlere, yüksek kâr getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu (yüzde 30-45 arası değişen faiz iddiasıyla) ve yine kamuoyunda tanınmış Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek para yatırmaya ikna ettiği biliniyor.

    Şikâyetçiler arasında yer alan eski futbolcu Emre Çolak, Erzan’ın kendisini bu fona para vermeye ikna sürecini “Beni de arayıp bankanın yatırım fonuyla kandırdı. Biz kaşına gözüne kanıp para vermedik. Bankanın kurumsal kimliğine güvenerek verdik. Kendisi beni aradı, ‘Bankanın yatırım fonu olduğunu, istersen tanıdık isimlere sorabilirsin’ dedi. Ben de Arda Turan’a sordum, o da öyle bir fonu olduğunu söyledi. 3 milyon 212 bin lira tek seferde verdim. 2-3 ayda yüzde 25 karla geri parayı vereceğini söyledi. Birkaç gün sonrada belge aldım. Herhangi bir ödeme almadım sonrasında. Yurt dışında olduğun için kardeşim Emrah Çolak parayı çekip bankaya götürdü. Şikâyetçiyim” diyerek anlattı.

    SANIKLAR KAÇ YIL CEZAYLA YARGILANIYOR?

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk‘ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    KİM NE KADAR DOLANDIRILDI?

    • Arda Turan: 7 milyon 500 bin dolar
    • Emre Belözoğlu: 4 milyon 292 bin dolar
    • Selçuk İnan: 1 milyon 535 bin dolar
    • Nestor Fernando Muslera: 500 bin dolar
    • Emrah -Emre Çolak: 3 milyon 212 bin dolar
    • Buse Terim Bahçekapılı: 240 bin dolar
    • Bülent -İnci Çeviker: 2 milyon 198 bin dolar
    • Burhan Taşpolat-Evrim Pınar Güzel: 1 milyon 416 bin dolar ve 1 milyon 500 bin TL
    • İsmail İbrahim Çağlar: 2 milyon 910 bin dolar
    • Musa Mert Çetin: 75 bin dolar
    • Ömer Kahraman: 940 bin dolar ve 5 milyon 884 bin TL
    • İbrahim Kocabaldır: 140 bin dolar
    • Uğur-Nurettin Gözaçan: 500 bin dolar
    • Nuray Şengüller: 312 bin dolar

    DENİZBANK AÇIKLAMA YAPACAK

    Banka müdürü Seçil Erzan‘ın başrol oynadığı büyük vurgunla ilgili bugüne kadar açıklama yapmayan Denizbank ise sessizliğini bozuyor. Banka, manipülatif ve yönlendirme içerdiğini düşündükleri haberler üzerine konuyla ilgili açıklama yapma kararı aldı. 

    Bugün iki ayrı yazılı açıklama yapması beklenen Denizbank, hem manipülatif haberlerin kaynağını açıklayacak hem de soru işaretlerini yanıtlayacak. Bu konuda, 20 soruya 20 yanıt başlığı ile hazırlanan metin, tüm basın kuruluşlarına gönderilecek. 

    Konuyla ilgili detaylı bir çalışma yapan banka yönetimi, olayın patlak vermesinin ardından Seçil Erzan‘ın banka yönetimi tarafından zorla alıkonulduğu da dahil olmak üzere, kamuoyundaki soru işaretlerini kendi açısından anlatacak. 

    Kaynak: Haber7.com

  • İngiltere’de taht kavgası: Prens sabırsız, Kral öfkeli

    İngiltere’de taht kavgası: Prens sabırsız, Kral öfkeli

    Kraliyet biyografi yazarı Omid Scobie, kaleme aldığı “Endgame (Oyun Sonu)” isimli kitapta, İngiltere Kralı 3. Charles ile oğlu Prens William arasında taht rekabeti olduğunu iddia etti. İngiltere’de bugün yayınlanan kitapta, William’ın kral olmak için “sabırsız” olduğu, Kral ve Veliaht Prens arasında artan bir mücadele olduğu ifade edildi.

    “WILLIAM BABASININ YETERİ KADAR YETKİN OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYOR”

    Telegraph gazetesinin aktardığına göre, 75 yaşındaki Kral 3. Charles ile 42 yaşındaki Prens William’ın kamuoyunun onayını kazanmak için rekabet içinde olduğu iddia edilen kitapta, Prens William’ın kral olma konusundaki sabırsızlığının babasını öfkelendirdiği, Charles’ın William’ın kendisini gölgede bırakma çabaları karşısında çileden çıktığı belirtildi. Buna göre, babasını, cinsel saldırı ile suçlanan York Dükü Prens Andrew konusunu düzgün bir şekilde ele almadığı için “yeterince yetkin olmamakla” eleştiren Prens William, Kral 3. Charles’ın Andrew’a karşı neden sert bir tutum takınmadığını anlamakta güçlük çekiyor.

    Scobie’ye konuşan Prens William’a yakın bir kaynak, “Dürüstçe ifade etmek gerekirse, William babasının yeterince yetkin olduğu görüşünde değil. Aynı tutkuları ve ilgi alanlarını paylaşıyor olsalar da liderlik tarzları tamamen farklı” yorumunu yaptı.

    “WILLIAM HARRY’İ ARTIK DIŞARIDAKİ BİR KİŞİ GİBİ GÖRÜYOR”

    Kitapta dile getirilen bir başka iddiaya göre, Kral 3. Charles, onlarca yoldır çevre ve iklim ile ilgili sosyal sorumluluk etkinlik ve eylemlerinde bulunsa da Prens William’ın 2021 yılından bu yana her yıl beş kişiye verilen küresel çevre ödülü Earthshot Ödülü’nün lansmanına dahil edilmemişti, bu da kendisini epeyce kızdırmıştı.

    Prens William ile kraliyet ailesindeki rolünden eşi Meghan Markle ile birlikte feragat eden küçük kardeşi Prens Harry arasındaki ilişkiye de yer verilen kitaba göre, “William küçük kardeşini artık faydalı bir dikkat dağıtıcı ya da istenmeyen hasar olarak görmüyor.” William’ın Harry’nin hayatıyla ilgili aldığı kararlar karşısında hayal kırıklığına uğradığını anlatan Scobie, Prens William’ın Meghan Markle’dan en başından beri hiç hoşlanmadığını, erkek kardeşi Meghan Markle ile evlendiğinden bu yana onunla arasına mesafe koymak istediğini ve onu artık ‘dışlanmış bir yabancı’ (outsider) gibi gördüğünü iddia etti.

    “OĞLUNA KIZGIN AMA HAKKINDA KÖTÜ KONUŞULSUN İSTEMİYOR”

    Öte yandan, yine kitapta dile getirilen iddialara göre, Kral 3. Charles kendisini “annesi 2. Elizabeth ile aynı albeniye sahip olmayan geçiş dönemi kralı olarak” görüyor.

    Harry ve Meghan’ın kraliyet ailesinden uzaklaşması karşısında Charles’ın gerçekten üzgün olduğunu aktaran Scobie, Kral 3. Charles’ın Netflix’te yayınlanan belgesel dizisi için çifte kızgın olduğunu, ancak insanların oğlu hakkında onun yanında kötü konuşmalarına izin vermediğini yazdı.

    Kaynak: Haber7.com

  • MSB İncirlik Üssü iddialarını yalanladı! ‘Türkiye’nin duruşu bellidir’

    MSB İncirlik Üssü iddialarını yalanladı! ‘Türkiye’nin duruşu bellidir’

    Filistin-İsrail arasındaki savaş 47. gününde devam ederken ve Türkiye’nin Filistin halkına desteği açıkken İngiltere merkezli Declassified UK sitesi skandal bir iddiada bulundu. 

    İNCİRLİKTEN İSRAİL’E SİLAH TAŞINDI İDDİASI

    İngiliz sitesi, ABD’nin İsrail’e silah ulaştırmasında Güney Kıbrıs’taki İngiliz Agratur üssü uluslararası bir merkez haline getirildiğini, ABD ve İngiltere uçaklarının Almanya, Türkiye ve İspanya’daki üslerden Agratur’a, oradan da İsrail’e nakliye uçuşları yaptığını öne sürdü. Site Türkiye’de mühimmat taşınmasının Adana’da bulunan İncirlik Üssü‘nden gerçekleştirildiğini iddia etti. 

    MSB’DEN AÇIKLAMA GELDİ

    İddianın gündeme gelmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığı kaynakları açıklama yaptı. “İncirlik’e inen ABD uçaklarının Güney Kıbrıs üzerinden İsrail’e silah taşıdığı” iddiasının sorulması üzerine kaynaklar, “Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin zararına olacak herhangi bir faaliyetin içinde olmamız veya bu faaliyetlere göz yummamız söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki duruşu bellidir” şeklinde cevap verdi. 

    MSB kaynakları ayrıca Gazze’ye savaşın başından bu yana Hava Kuvvetlerimize ait 11 uçakla 208 ton insani yardım malzemesi ve 5 ton tıbbi malzeme gönderildiğini duyurdu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Ümit Dikbayır Meral Akşener’e bayrak açtı: Rezil edeceğim!

    Ümit Dikbayır Meral Akşener’e bayrak açtı: Rezil edeceğim!

    Ardı ardına yaşanan istifaların yaşandığı İYİ Parti’de bu kez kayıp 132 milyon lira krizi yaşandı. Eski mali işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dikbayır üzerinden ortaya atılan iddialar, partiyi bir kez daha karıştırdı. Meral Akşener’in ‘ispat etsin’ çıkışı üzerine ‘Savcılığa gideceğim’ diyen Dikbayır, ihraç talebiyle disipline yollandı! İstifası beklenen Ümit Dikbayır, adeta tehditler yağdırdı: Hepsini rezil edeceğim!

    MİLLETVEKİLLERİNDEN DE PARA İSTENMİŞ!

    Milletvekillerinden 500 bin TL ve 1 milyon TL gibi bağışların istenmesi de partiyi iyice karıştırdı. Meral Akşener, ispat ederlerse şerefsizim diyerek sert çıktı. Akşener’in sözlerine yanıt veren Ümit Dikbayır ise “Gerçeği ispat etsin yoksa savcılığa gideceğim” açıklaması yaptı.

    Ancak bu sözlerinin üzerine apar topar kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna yollandı!

    Partide çalışan bir kadına tacizde bulunduğu da iddia edilen Ümit Dikbayır, suskunluğunu bozdu ve adeta Meral Akşener’e savaş açtı.

    DİKBAYIR: SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİM!

    Ümit Dikbayır, CHP’ye yakınlığı ile bilinen Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Açıkçası 5-10 gün sonra partimizden istifa etmeyi düşünüyordum. Bağımsız kalacaktım. Ama iş madem bu hale getirildi, ben de sonuna kadar mücadele edeceğim. Yani yazık ediliyor. O kadar çok arayan var ki partili partisiz. Yazık ediyorlar partiye. Onun altında bazı parti yetkililerimizin çok utanacağı bir şey var. Ben onu anlattığım zaman rezil, kepaze olacaklar” diyerek tehditler yağdırdı.

    SIRF İFTİRA ATSINLAR DİYE İŞE ALINAN BİRİSİ?

    Ümit Dikbayır, hakkındaki taciz iddialarıyla ilgili de şu açıklamayı yaptı: Partide tacizde bulunulduğu öne sürülen kadını işten çıkarıp olayın üstünü kapattılar. O kızcağız da işten çıkarılmasını benden biliyor. Şimdi bilenmişler, 5 sene önce işten çıkarttıkları bu kişiyi işe almışlar sırf bana iftira atsın diye.

    DİKBAYIR İDDİALARIN ARAŞTIRILMASI İÇİN SAVCILIĞA GİDECEK!

    Öte yandan Ümit Dikbayır’ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hakkındaki iddiaların araştırılması için dilekçe vereceği de ortaya çıktı. Dikbayır, ayrıca TBMM Başkanlık Divanı’na dilekçe verip, iddia konularıyla ilgili dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyecek.

    DİSİPLİN KURULU BUGÜN TOPLANIYOR

    İYİ Parti Yüksek Disiplin Kurulu ise saat 14.00 da toplanacak. Ümit Dikbayır’ın Disiplin Kurulu ‘Tedbiri’ karara bağlayacak.

    Kaynak: Haber7.com

  • Disipline sevk edilen İYİ Partili Dikbayır’dan yeni açıklama!

    Disipline sevk edilen İYİ Partili Dikbayır’dan yeni açıklama!

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hesaplarını incelettiği iddia edilen partinin Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, parti disiplin kuruluna sevk edildi.

    Hakkında ihracı istenen Dikbayır, sosyal medya hesabı üzerinden video paylaşımı ile açıklamalarda bulundu.

    Dikbayır sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Son dönemde bu emek ve emanetlerin iddia ve dedikodular vasıtasıyla gölgelendiğine şahit oluyoruz. Milletimize umut olarak anılması gereken İYİ Parti maalesef iftiralar ve dedikodularla alınmaktadır. İlk günlerde şahsımın onuru ve şerefi söz konusu olsa da dava arkadaşlarımın bir toz zerresi kadar bile emeğinin heba olmaması adına suskunluğumu korudum. İnandım ve bekledim ki genel başkanımız bu dedikodu ve iftira çarkını kıracak, gereğini yapacak. İnanıyordum ki Genel Başkan Meral Akşener İYİ Parti’ye verilen hiçbir emeği iftira, hırsızlık ve para ilişkileriyle aynı cümle içinde kullandırmayacak ama olmadı. Bu eğri işlerin önüne geçmek yerine o kazanın altına odun atıldı. Suskunluğumu korumakla birlikte partimizin elini rahatlatmak, solu kaldırmak için hakkımdaki iddiaların araştırılmasını talep ettim” dedi.

    HER GÜN YENİ YALANLAR ÜRETİLİYOR

    Her geçen gün iddiaların değiştiğini ifade eden Dikbayır, “Hem parti disiplin kuruluna, hem de İYİ Parti Türkiye Büyük Millet Meclisi grup yönetimine dilekçe verdim. Ancak üzülerek tecrübe ettim ki kutsal emanet gördüğüm emekleri korumaktaki hassasiyetim partimizin yetkili kurullarında karşılık bulmadı. Gelinen noktada Türkiye’ye ve Türk milletine güneşi vadeden İYİ Parti’nin üzerine gölge düşürülmesi karşısında susmam mümkün değildir. Gördüm ki suskunluk genel başkanımızın etrafına yuvalanmış olan ve o güneşi gölgelemeye kalkan, hesapçı, kurnaz kişi ve odaklara güç katmaktan başka işe yaramayacak. Öyle sınır tanımaz bir iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız ki her gün iddialar değişiyor. Her gün yeni yalanlar üretiliyor. Her gün yeni kalpler kırılıyor. Nitekim benim genel başkan ve yakınlarının banka hesaplarını incelettiğim yalanıyla başlayan dedikodular bugün disiplin kuruluna sevkimde gerekçe gösterilen taciz iftirasının atıldığı ahlaksız bir girdaba kadar sürüklenmiştir. Bu kadar basitleşebilen, bu kadar alçalabilen bir güruhun iyi ve cesur insanları, daha fazla kirletmesine sessiz kalamam. Ben bir haysiyet mücadelesi veriyorum. Bu mücadele yalnızca kendi adıma verdiğim bir mücadele değildir. Bu mücadele başta canımdan aziz bildiğim ailem olmak üzere tüm emektarlarımız, gönül veren tüm seçmenlerimiz adınadır” diye konuştu.

    TÜRM İDDİALARINA ARAŞTIRILMASINI İSTİYORUM

    Dikbayır, “İYİ Parti’nin dedikodularla ve hiçbir ferdinin hak etmediği iftiralarla anılmasına engel olmak içindir. Bu hareket tüm emektarlarımıza patronluk taslayan kendine özel üç, beş kendini bilmezin yalanlarıyla genel başkanın fikrini ve vicdanını zehirlemeye kalkacağı sahipsiz bir hareket değildir. Bu hareket il ve ilçe başkanlarımızdan, mahallelerde emek veren cesurlarımıza kadar hepimizi ağalık taslayan üç, beş kendini bilmezin dedikodu çarkında ezilecek, itibarsızlaştıracak bir hareket de değildir. Bu hareket partimizi şahsi malı zanneden tüm unsurlarını idare edebileceğini zanneden, kendini bilmez bir güruhun elinde oyuncak olabilecek bir hareket de değildir. Bu hareket kibirli bir güruh iyi ve cesur insanları bozuk para gibi harcayabilecekleri bir hareket de değildir. Bu gerçekler ve yüklediği sorumluluklar gereği gereken adımları attım, atıyorum. Bu çirkinlikleri artık hukukun adaletin gündemine taşıyorum. Tüm iddiaların araştırılmasını ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını talep ediyorum. Bu şahsıma genel başkan yardımcılığı, milletvekilliği gibi onurlu görevleri yapma imkanı veren iyi ve cesurlar ailesine karşı namus borcumdur. Bu noktadan sonra bütün vebal de suskunluğun ebedi zarafetini görmezden gelenlerin boynundadır” şeklinde konuştu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Kılıçdaroğlu ‘Partiyi bölüyor’ iddiaları sonrası evinden çektiği videolara geri döndü

    Kılıçdaroğlu ‘Partiyi bölüyor’ iddiaları sonrası evinden çektiği videolara geri döndü

    CHP’nin devrik eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, veda ettiği görevinin ardından Ankara’da yeni bir ofis açtı. CHP yandaşı gazeteci İsmail Saymaz, Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen CHP’li vekillerin söz konusu ofisi ziyaret ettiğini iddia etti.

    “CHP’li vekillerin bir bölümü Özgür Özel’i genel başkan olarak görmüyor”

    “CHP’liler Kılıçdaroğlu’nun vakfına gidip destek ziyaretinde bulunuyormuş. Bu yapı Özel’i genel başkan olarak görmüyor.

    ” diyen Saymaz,

    “Bu da fiili bölünmeyi meydana getirir. Özel’in önlem alması gerekir. Yerel seçimlerde olası kayıpta partiyi erken seçime götürme çabasındalar.”

    iddiasında bulundu.

    Kurultay mahkemeye taşınacak iddiası

    Tüm bu iddiaların bölgesinde bugün dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı. CHP’li bir grup delegenin son kurultayı mahkemeye taşımaya çalıştığı iddia edildi.

    Kılıçdaroğlu bu iddialara evinden yayınladığı videoyla yanıt verip, iddiaları ‘art niyetli’ olarak nitelendirdi.

    Kılıçdaroğlu evinden çektiği videolara geri döndü

    “Gerek TV’lerde gerek sosyal medyada, partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum.”

    diyen Kılıçdaroğlu,

    “Bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve de delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem. Güzel günlerde görüşmek dileğiyle

    ” ifadelerini kullandı.
  • Meral Akşener: Okçuluk Vakfı’na İBB’den 16.5 milyon aktarılmış

    Meral Akşener: Okçuluk Vakfı’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinden 16.5 milyon aktarılmış, yahu Malazgirt Meydan Muharebesi’nde bu kadar ok atılmadı!

    Milletimizi açlığa sefalete mahkum edenler maalesef bir takım değerlerimizi perde yaparak altına saklanıyorlar. Vakıf işi de böyle. Bizim bildiğimiz vakıf insanların mallarını hayır için bağışlamasıdır. Vakıflar milletten almaz. Ama yeni moda şu bir akrabaya vakıf kurduruluyor sonra devletin kaynaklarını buralara aktarıyorlar. Allah’tan korkun. Sadece İBB’den bu vakıflara 850 trilyon lira aktarılmış. Mesela okçular vakfı diye bir vakfı var. Kimin olduğunu biliyorsunuz. Bu vakfa sadece İBB’den 16,5 trilyon lira aktarılmış. Yahu Malazgirt Meydan muhaberesinde bu kadar ok atılmadı. Koca Anadolu fethedildi bu kadar ok atılmadı. Gençler bu nasıl oktur? Sanki S-400 füzesi. İstanbul seçimin iptal edilmesinin asıl amacı budur. Yaptıkları yağmanın devam etmesini sağlamak. Bir avuç yağmacının saltanatı sürsün diye milletin iradesini yok saydılar.

    İBB’den Meral Akşener’in Okçular Vakfı iddialarına yanıt

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Twitter hesabından Meral Akşener’in “Okçular Vakfı’na İBB’den 16,5 trilyon lira aktarılmış, yahu Malazgirt Meydan muhaberesinde bu kadar ok atılmadı” iddialarına ilişkin paylaşımda bulunarak, “İBB’den hiçbir vakfa nakit para aktarımı kesinlikle söz konusu değildir” açıklaması yapıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi sosyal medya hesabı Twitter’den İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki iddialara ilişkin açıklamada bulundu. İBB’den yapılan açıklamada, “Sayın Meral Akşener’in bugün partisinin grup toplantısında dile getirdiği iddialar, daha önce de (02/02/2019) açıkladığımız gibi gerçek dışıdır. İBB’den hiçbir vakfa nakit para aktarımı kesinlikle söz konusu değildir” denildi.

    Okçular Vakfı: İBB’den herhangi bir para aktarımı söz konusu değildir

    Okçular Vakfı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Okçular Vakfı‘na bugüne kadar İBB’den herhangi bir para aktarımı söz konusu değildir.” denilen, açıklamada, “Sayın Meral Akşener, Okçular Vakfı’nın sosyal ve kurumsal yapısındaki bu hassasiyetini dikkate alarak açıklama yapması gerekirken, tamamen asılsız, mesnetsiz, hukuksuz ve gerçekle bağdaşmayan bu açıklamayı yapmasını akıl tutulması olarak niteliyor, reddediyor ve şiddetle kınıyoruz. Sayın Meral Akşener iddiasını ispatla mükelleftir. Bu iddiasını ispatlamaya davet ediyoruz. Aksi halde kendisini ‘müfteri’ ilan edeceğiz ve hakkında hukuki ve yasal yollara başvuruyoruz.” denildi.

    Kaynaklar:
    http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/1403289
    https://t24.com.tr/haber/ibb-den-meral-aksener-in-okcular-vakfi-iddialarina-yanit,822434

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com