Etiket: Para

  • Çarıklı milyoner olduk: Paraları kapıştılar

    Çarıklı milyoner olduk: Paraları kapıştılar

    Kamuoyunda “yüksek kârlı gizli fon” adıyla bilinen dolandırıcılık davasında, Seçil Erzan’ın da aralarında bulunduğu 2’si tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü duruşmasına, tutuklu sanıklar Erzan ve Ali Yörük ile tutuksuz sanıklar Nazlı Can ve Asiye Öztürk katıldı. Müştekiler Mert Zeydanlı ve Nuray Şengüler ile tarafların avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada söz alan müşteki Nuray Şengüler, Seçil Erzan’ı 15 yıldır tanıdığını belirterek, eşinin hastane masrafları için sürekli para çektiği dönemde kendisine fon teklifinde bulunduğunu söyledi. Şengüler, toplamda 10 milyon lira ve 56 bin dolar verdiğini belirterek, “Bu paradan 312 bin lira verdi. Ama sonradan geri aldı. Çok mağdur oldum. İnsanlara yardıma etmeyi seven birisiyim yardım ederken yardım alacak duruma düştüm. Eşimi dokuz aydır hastaneye götüremiyorum. Çarıklı milyoner olduk. Kağıtta milyonlar yazıyor. Evde beş kuruş para yok. Şikayetçiyim” diye konuştu.

    TEHDİT ETMEMİŞ

    Semih Kaya da mahkemede tanık sıfatıyla dinlendi. Mahkeme başkanının “Seçil Erzan size fazla para verdiğini söylüyor, ne dersiniz?” sorusu üzerine Kaya, yurt dışında Çekya’nın en büyük kulüplerinden birinde oynadığını hatırlatarak, “Sözleşmelerine imza attığım bedeller görülürse benim böyle bir paraya ihtiyacımın olmadığı anlaşılacaktır. Ben zaten o güce sahibim. Seçil Erzan kim ki bana ev alacak, benim ona ihtiyacım olacak?” sözlerini sarf etti.

    Seçil Erzan’ın avukatı tarafından, “Paranızı almak için mi baskı yaptınız?” sorusu üzerine Kaya, baskı yapmadığını ifade etti.

    Erzan, eski sevgilisi olduğu öne sürülen avukat Candaş Gürol ile mahkemede ilk kez karşılaştı. Tanık olarak ifade veren Gürol, Erzan ile Temmuz 2022’de tanıştığını belirterek, “Benim tanıdığım dönemde Seçil bankada çalışıyordu, sevilen, başarılı ve çalışkan bir kadındı. Herhangi bir illegal davranışını görmedim. Aralık ayının sonları, Ocak ayının bu zamanları Seçil ile ilgili her şey 180 derece bozulmaya başladı. Hayat dolu insan gitti, gizli telefon konuşmaları olmaya başladı. Birkaç defa denk geldim, Candaş geldiği anda telefon kapanmaya başlar oldu. Beni aldattığını bile düşündüm. Açıkçası ben Seçil ile her şey çok iyiyken bir anda 180 derece dönmesine şaşırdım” şeklinde konuştu. Gürol ifadesinin devamında, “Seçil’in böyle bir işin içinde olması hayal gücümün de ötesindeydi” ifadelerini kullandı.

    ZORLA GETİRİLECEKLER

    Seçil Erzan’ın tutukluluk halinin devamına karar veren Mahkeme, müştekiler Arda Turan, Emre Belözoğlu, Selçuk İnan ve Fernando Muslera’nın avukatlarına müvekkillerini hazır etmeleri için son kez süre verilmesine, aksi takdirde haklarında zorla getirme kararı çıkarılmasına hükmetti.

    Emre’nin parası 10 kişiye dağıtıldı

    Emre Çolak’a karşı banka müdürü olarak sorumlu olduğunu, HTS kayıtlarının ortaya çıkması gerektiğini belirten Erzan, “ Herkes bu paranın nerede olduğunu soruyor. Bu para bende değil” dedi. Sanık Erzan, Emre Belözoğlu’nun parasının 10 kişiye dağıtıldığını, kendisine teslim edilen paraların ise müştekilerce yüksek faiz beklentisiyle verildiğini iddia etti. Gerçek mağdurlar adına üzüldüğünü dile getiren sanık Erzan, banka kayıtlarını yazdığı ajandalarını, bankanın kendisinden aldığını öne sürdü.

    Paralar kapışılıyordu

    Duruşmada söz alan Erzan, “Parayı aldığımda bagajın kapağı açılınca kapışılıyordu. Canımla buradayım. Kim ne aldığını söylemezse gerçeği ortaya çıkaramayız. İlk fonu Semih Kaya’ya söyledim. Ben bir süre sonra daha fazla faiz isteyenlere para yetiştirmeye çalıştım” dedi. Semih Kaya ise, “Erzan’dan 3.5 milyon dolar parça parça para aldım. Aldıklarımın hepsini Denizbank hesabına yatırdım” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Fon vurgunu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Fon vurgunu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Futbolcuların milyon dolarlar kaptırdığı vurgunda tutuklu banka müdiresi Seçil Erzan’ın ‘çantacı’sı Nazlı Can’ın köyünden de paralar topladığı ortaya çıktı. Köylülerin kimi tarlasını, traktörünü satıp kimi de kredi çekip parasını ‘gizli fona’ vermiş.

    Türkiye’nin gündemine oturan milyon dolarlık gizli fon vurgunun izini sürdük, savcılıkta ismi geçenlere ulaşmak için çıktığımız yolda ilginç bilgilere ulaştık. Davanın 7 sanığından biri olan ve tutuklu banka müdürü Seçil Erzan’ın çantacısı olarak bilinen Nazlı Can’ın yaşadığı Tekirdağ’ın Kapaklı İlçesi’nin Yanıkağıl Köyü’ne gittik. Fona birikimlerini kaptıranların sadece ünlü futbolcular ve iş adamlarıyla sınırlı olmadığını; tarlasını, traktörünü satan, kredi çeken köylülerin de para kaptırdığını öğrendik. Sistem aynı şekilde işliyordu. Seçil Erzan’ın çocukluk arkadaşı da olan Nazlı Can, köylülerden topladığı paralar karşılığında iddianamedekilere benzer şekilde ‘Falanca teyzeden şu kadar para aldım’ yazılı kağıtlar vermiş.

    “BİR HAFTADIR KÖYDE”

    Büyük bir sessizliğin yaşandığı köyde ilk muhtarlığa uğradık. Muhtar Yücel Başaran, konuşmak istemese de kayıtsız kalamadı, bizimle şu bilgileri paylaştı: “Nazlı Can, tahliye olduktan sonra köye geldi, daha bir hafta oldu. Yeğeni de ‘çantacılık’ yaparak para taşımış. Nazlı hep burada ikamet etti. Seçil Erzan’la hem çocukluk arkadaşı, hem de uzaktan akrabalar. Seçil de buralı, ikisinin de aileleri akrabaları burada yaşıyor ama Seçil köye Nazlı’nın yanına sayılı geldi. Bizim de Nazlı tutuklanınca olaydan haberimiz oldu.”

    “SIK SIK İSVİÇRE’YE GİTTİ”

    “Parayı İsviçre’ye götürdükleri söyleniyor. Biz de biliyoruz İsviçre’ye çok fazla gidip geldiklerini, gezmek için bile olsa o kadar çok gidilmez. Benim çiftliğim var, Nazlı’nın kuzeni veteriner, onunla çalışıyoruz, maddi durumları da gayet iyi. Onunla konuştum. ‘Aramız zaten çok iyi değil kendisiyle. Benden hiç para istemedi, haberim olsaydı belki verirdim’ dedi. Bana da hiç gelmedi. Yaşam standartlarında bayağı değişiklikler olduğunu görüyorduk. Seçil’le ilgili olduğunu tahmin ediyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk. Nazlı burada bir fabrikada çalışıyordu, oradan emekli oldu. Herhangi bir işi yok.”

    “ÇANTACILIK YAPIYORDU”

    Muhtarlıktan ayrılıp, köylülerle konuşmak için kahve kahve, sokak sokak dolaştık. Attığımız her adımın köylülerin birbirine haber verdiğini gördük. Büyük suskunluk; herkesin her şeyden haberi olduğunu ve konuşmamak için anlaştıkları izlenimini veriyordu. İsminin yazılmasını istemeyen köylülerden biri, “Burada zengin köylü yok, hepsi fakir. Zaten bu köyde para veren varsa kâr etse de söylemez, kaybetse de başına bir şey gelmesinden korktuğu için söylemez. Nazlı’nın babası pandemide vefat etti. Biz de bir ay önce televizyondan gördüğümüz kadarını biliyoruz. Bu köyde değil ama Çorlu’da bir otomotiv bayiinin müdürü para verip, faiziyle geri almış. Aynı şekilde fondan kâr eden ünlü bir de kuyumcu varmış. Çorlu’da Seçil’in para ilişkileri incelenmeli.”

    NAZLI CAN’IN EVİNE GİTTİK

    Uğradığımız kahvelerden birinde konuşmaya çalıştığımız iki köylüden biri, kapının önüne çıkıp telefonla konuştu. Daha sonra bize, “Nazlı’nın evi orası, sizi bekliyorlar” diyerek yolun karşısındaki evi gösterdi. Biz eve varmadan, binanın arkasından dolanıp eve girenler oldu. Zile bastık, bir adamla bir kadın karşıladı. Kadın, “Nazlı burada değil, gidin buralardan” diyerek bizi uzaklaştırdı. Sonrasında Nazlı Can’ın avukatı Hikmet Can’ı aradık. Avukat Can, sorularımıza cevap vermek yerine köyde olmamızdan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi, “Köyde ne işin var?” diye sordu. Ondan izinsiz oralarda dolaşamayacığımızı ima ediyordu.

    “PARA DOLU ÇANTAYI TAŞIRKEN ZORLANDIM”

    Seçil Erzan’a, 2 milyon 720 bin dolar kaptıran iş insanı Mert Zeydanlı, “Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, para dolu çantayı taşırken zorlandım’ dedi.

    Futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 18 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen DenizBank’ın eski şube müdürü Seçil Erzan’ın davasında yeni mağdur ortaya çıktı. İdianamede, iş insanı müşteki Mert Zeydanlı’nın, Erzan’a 2 milyon 720 bin dolar verdiği ancak bu zamana kadar Erzan’ın parasını geri vermediği belirtildi. Zeydanlı ifadesinde şunları söyledi: “Bu fona sadece Fatih Terim’in para yatırabildiğini ama ailesinin de fona Terim üzerinden para yatırabildiğini söyledi. Örnek olarak Müfit Erkasap’ın eşi Nur Erkasap’ı gösterdi. Nur Erkasap’ı aradım, kendisi ile ertesi gün şubede Seçil Erzan’ın odasında buluşmak üzere sözleştik. Ertesi gün 1 milyon 525 bin dolar para dolu çantayı Nur Erkasap’ın yanında Erzan’a verdim. Çanta çok ağırdır, ben bile o çantayı üst kata çıkarırken zorlandım. Çantayı arabaya kadar benim taşımamı istedi.’

    ‘ÖDEMELERİ BANKADA YAPTIM’

    Paranın akıbetini sorduğunda Erzan’ın kendisini oyaladığını belirten Zeydanlı, “Parayı elden teslim ettim, ödemeler hep banka içerisindeydi. Ödemeler için Erzan’dan belge almadım. Yatırımcısı gizli olan bir fona dışarıdan yatırdığım paraya dekont verilmesi zaten mümkün olmazdı. Verselerdi ben şaşırırdım. Bana Erzan’ın anlattığı Fatih Terim adına kurulmuş minimum 25 milyon dolarlık özel fon olduğu ve bankanın müdürü olduğu için güvendim. Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, kendisine güvenerek ödeme yapmadım’ dedi.

    FUTBOLCULARIN PARALARI KÖYLÜLERDEN!

    Nazlı Can, Seçil Erzan’ın savcılığa verdiği listede 600 bin dolarla para kaptıran isimler arasında görünüyordu. Bu paranın Nazlı Can’ın köylülerden topladığı para olduğu iddia ediliyor. Fona milyon dolarlar kaptıran bazı futbolculara geri ödemenin de köylülerden alınan paralarla yapıldığı ileri sürülüyor.

    YARGI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARACAK

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, futbol camiasının ve iş insanlarının dolandırıcılığı yüksek gelir vadeden gizli fon olayına ilişkin, “7 sanık ve 18 müşteki var. Bu iddianame İstanbul 41. Ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İkinci duruşma 12 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Yargı elbette iddiaları araştıracak. Kimler suçlu kimler suçsuz ortaya çıkacaktır” dedi.

    SPK: FON DEĞİL DOLANDIRICILIK

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 80 maddelik torba kanun teklifinin görüşmelerinde milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül’e ‘Fatih Terim Fonu’ olarak bilinen ve futbol dünyasından birçok kişinin yüksek getiri vaadiyle dolandırıldığı soruşturmayı sordu. Gönül “Söz konusu olay bir dolandırıcılık olayı ve Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan, fon adı geçmesi bizim mevzuatımıza tabi olmayan bir dolandırıcılık olayı” dedi.

    KUYUMCUDAN 750 BİN DOLAR ALDI

    Seçil Erzan ifadesinde, “Çorlu’da pırlantacı olan Ömer Kahraman da fon vaad ettiğim kişilerdendir. Hatta Ömer, bana vereceği paraları Nazlı’ya teslim etmiştir. Buna ilişkin görsel benim telefonumda yer almaktadır. Nazlı da tam hatırlamamakla birlikte Ömer’den aldığı 750 bin dolar tutarındaki parayı bana getirmiştir. Fakat bu paranın yarısını ödedim, yarısını ödeyemedim” diye konuşmuştu.

    ‘ZAMAN ZAMAN PARA ALDIM’

    İlk duruşmada tahliye edilen Nazlı Can ise ifadesinde, “Zaman zaman birilerinden para almışlığım bu şekilde olmuştur. Daha doğrusu tek başıma sadece bir kez Çorlu’da pırlantacıdan para alıp Seçil’e teslim ettim. Bunun dışında tek başıma kimseden para almadım. Seçil ile birlikte gittiğimizde de parayı her zaman Seçil teslim almıştır. Seçil’in kime ne vaatte bulunduğunu bilmiyorum. Ben kimseyi dolandırmadım” demişti.

    ZABITA AMİRİ 500 BİN DOLARINI KAPTIRMIŞ

    Fon dolandırıcılığının bir kolu da Çorlu’ya uzandı. Seçil Erzan’ın dolandırdığı kişilerden biri olan Hüseyin Eligül’ün, Çorlu Belediyesi’nde zabıta amiri olarak çalıştığı ortaya çıktı. Eligül’ün, Seçil Erzan’a 500 bin dolar verdiği belirlendi. Parasının bir kısmını alamadığını belirten Eligül, ifadesinde Seçil Erzan’ı suçladı. Seçil Erzan’ı 30 yıldır tanıdığını belirten Eligül, “Kendisi bana özel bankacılık faaliyetlerinden bahsederek bu faizlerden yararlanabileceğimi söyledi. Seçil’e güvenerek birden çok kez fona yatırması için para verdim, fakat bana parayı parça parça geri verdi, bir kısmını da vermedi” dedi. Eşi Sermin Eligül’ün, Seçil Erzan’ın annesi rahatsız olduğu için onun Bozcaada’daki evinde kaldığını söyleyen Hüseyin Eligül, “Seçil, bir emaneti getirmem için rica etti. Bozcaada’da bir mimardan poşet içerisine sarılı bir şey aldım emaneti kendisine teslim ettim” dedi. Kendisine para veren kişinin mimar İbrahim Kocabaldır olduğunu kaydeden Eligül, bu kişinin de paralarını alamadığını söyledi.

    KAYNAK: AKŞAM / YELİZ COŞKUN

    Kaynak: Haber7.com

  • Fon vurgununu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Fon vurgununu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Futbolcuların milyon dolarlar kaptırdığı vurgunda tutuklu banka müdiresi Seçil Erzan’ın ‘çantacı’sı Nazlı Can’ın köyünden de paralar topladığı ortaya çıktı. Köylülerin kimi tarlasını, traktörünü satıp kimi de kredi çekip parasını ‘gizli fona’ vermiş.

    Türkiye’nin gündemine oturan milyon dolarlık gizli fon vurgunun izini sürdük, savcılıkta ismi geçenlere ulaşmak için çıktığımız yolda ilginç bilgilere ulaştık. Davanın 7 sanığından biri olan ve tutuklu banka müdürü Seçil Erzan’ın çantacısı olarak bilinen Nazlı Can’ın yaşadığı Tekirdağ’ın Kapaklı İlçesi’nin Yanıkağıl Köyü’ne gittik. Fona birikimlerini kaptıranların sadece ünlü futbolcular ve iş adamlarıyla sınırlı olmadığını; tarlasını, traktörünü satan, kredi çeken köylülerin de para kaptırdığını öğrendik. Sistem aynı şekilde işliyordu. Seçil Erzan’ın çocukluk arkadaşı da olan Nazlı Can, köylülerden topladığı paralar karşılığında iddianamedekilere benzer şekilde ‘Falanca teyzeden şu kadar para aldım’ yazılı kağıtlar vermiş.

    “BİR HAFTADIR KÖYDE”

    Büyük bir sessizliğin yaşandığı köyde ilk muhtarlığa uğradık. Muhtar Yücel Başaran, konuşmak istemese de kayıtsız kalamadı, bizimle şu bilgileri paylaştı: “Nazlı Can, tahliye olduktan sonra köye geldi, daha bir hafta oldu. Yeğeni de ‘çantacılık’ yaparak para taşımış. Nazlı hep burada ikamet etti. Seçil Erzan’la hem çocukluk arkadaşı, hem de uzaktan akrabalar. Seçil de buralı, ikisinin de aileleri akrabaları burada yaşıyor ama Seçil köye Nazlı’nın yanına sayılı geldi. Bizim de Nazlı tutuklanınca olaydan haberimiz oldu.”

    “SIK SIK İSVİÇRE’YE GİTTİ”

    “Parayı İsviçre’ye götürdükleri söyleniyor. Biz de biliyoruz İsviçre’ye çok fazla gidip geldiklerini, gezmek için bile olsa o kadar çok gidilmez. Benim çiftliğim var, Nazlı’nın kuzeni veteriner, onunla çalışıyoruz, maddi durumları da gayet iyi. Onunla konuştum. ‘Aramız zaten çok iyi değil kendisiyle. Benden hiç para istemedi, haberim olsaydı belki verirdim’ dedi. Bana da hiç gelmedi. Yaşam standartlarında bayağı değişiklikler olduğunu görüyorduk. Seçil’le ilgili olduğunu tahmin ediyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk. Nazlı burada bir fabrikada çalışıyordu, oradan emekli oldu. Herhangi bir işi yok.”

    “ÇANTACILIK YAPIYORDU”

    Muhtarlıktan ayrılıp, köylülerle konuşmak için kahve kahve, sokak sokak dolaştık. Attığımız her adımın köylülerin birbirine haber verdiğini gördük. Büyük suskunluk; herkesin her şeyden haberi olduğunu ve konuşmamak için anlaştıkları izlenimini veriyordu. İsminin yazılmasını istemeyen köylülerden biri, “Burada zengin köylü yok, hepsi fakir. Zaten bu köyde para veren varsa kâr etse de söylemez, kaybetse de başına bir şey gelmesinden korktuğu için söylemez. Nazlı’nın babası pandemide vefat etti. Biz de bir ay önce televizyondan gördüğümüz kadarını biliyoruz. Bu köyde değil ama Çorlu’da bir otomotiv bayiinin müdürü para verip, faiziyle geri almış. Aynı şekilde fondan kâr eden ünlü bir de kuyumcu varmış. Çorlu’da Seçil’in para ilişkileri incelenmeli.”

    NAZLI CAN’IN EVİNE GİTTİK

    Uğradığımız kahvelerden birinde konuşmaya çalıştığımız iki köylüden biri, kapının önüne çıkıp telefonla konuştu. Daha sonra bize, “Nazlı’nın evi orası, sizi bekliyorlar” diyerek yolun karşısındaki evi gösterdi. Biz eve varmadan, binanın arkasından dolanıp eve girenler oldu. Zile bastık, bir adamla bir kadın karşıladı. Kadın, “Nazlı burada değil, gidin buralardan” diyerek bizi uzaklaştırdı. Sonrasında Nazlı Can’ın avukatı Hikmet Can’ı aradık. Avukat Can, sorularımıza cevap vermek yerine köyde olmamızdan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi, “Köyde ne işin var?” diye sordu. Ondan izinsiz oralarda dolaşamayacığımızı ima ediyordu.

    “PARA DOLU ÇANTAYI TAŞIRKEN ZORLANDIM”

    Seçil Erzan’a, 2 milyon 720 bin dolar kaptıran iş insanı Mert Zeydanlı, “Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, para dolu çantayı taşırken zorlandım’ dedi.

    Futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 18 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen DenizBank’ın eski şube müdürü Seçil Erzan’ın davasında yeni mağdur ortaya çıktı. İdianamede, iş insanı müşteki Mert Zeydanlı’nın, Erzan’a 2 milyon 720 bin dolar verdiği ancak bu zamana kadar Erzan’ın parasını geri vermediği belirtildi. Zeydanlı ifadesinde şunları söyledi: “Bu fona sadece Fatih Terim’in para yatırabildiğini ama ailesinin de fona Terim üzerinden para yatırabildiğini söyledi. Örnek olarak Müfit Erkasap’ın eşi Nur Erkasap’ı gösterdi. Nur Erkasap’ı aradım, kendisi ile ertesi gün şubede Seçil Erzan’ın odasında buluşmak üzere sözleştik. Ertesi gün 1 milyon 525 bin dolar para dolu çantayı Nur Erkasap’ın yanında Erzan’a verdim. Çanta çok ağırdır, ben bile o çantayı üst kata çıkarırken zorlandım. Çantayı arabaya kadar benim taşımamı istedi.’

    ‘ÖDEMELERİ BANKADA YAPTIM’

    Paranın akıbetini sorduğunda Erzan’ın kendisini oyaladığını belirten Zeydanlı, “Parayı elden teslim ettim, ödemeler hep banka içerisindeydi. Ödemeler için Erzan’dan belge almadım. Yatırımcısı gizli olan bir fona dışarıdan yatırdığım paraya dekont verilmesi zaten mümkün olmazdı. Verselerdi ben şaşırırdım. Bana Erzan’ın anlattığı Fatih Terim adına kurulmuş minimum 25 milyon dolarlık özel fon olduğu ve bankanın müdürü olduğu için güvendim. Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, kendisine güvenerek ödeme yapmadım’ dedi.

    FUTBOLCULARIN PARALARI KÖYLÜLERDEN!

    Nazlı Can, Seçil Erzan’ın savcılığa verdiği listede 600 bin dolarla para kaptıran isimler arasında görünüyordu. Bu paranın Nazlı Can’ın köylülerden topladığı para olduğu iddia ediliyor. Fona milyon dolarlar kaptıran bazı futbolculara geri ödemenin de köylülerden alınan paralarla yapıldığı ileri sürülüyor.

    YARGI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARACAK

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, futbol camiasının ve iş insanlarının dolandırıcılığı yüksek gelir vadeden gizli fon olayına ilişkin, “7 sanık ve 18 müşteki var. Bu iddianame İstanbul 41. Ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İkinci duruşma 12 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Yargı elbette iddiaları araştıracak. Kimler suçlu kimler suçsuz ortaya çıkacaktır” dedi.

    SPK: FON DEĞİL DOLANDIRICILIK

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 80 maddelik torba kanun teklifinin görüşmelerinde milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül’e ‘Fatih Terim Fonu’ olarak bilinen ve futbol dünyasından birçok kişinin yüksek getiri vaadiyle dolandırıldığı soruşturmayı sordu. Gönül “Söz konusu olay bir dolandırıcılık olayı ve Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan, fon adı geçmesi bizim mevzuatımıza tabi olmayan bir dolandırıcılık olayı” dedi.

    KUYUMCUDAN 750 BİN DOLAR ALDI

    Seçil Erzan ifadesinde, “Çorlu’da pırlantacı olan Ömer Kahraman da fon vaad ettiğim kişilerdendir. Hatta Ömer, bana vereceği paraları Nazlı’ya teslim etmiştir. Buna ilişkin görsel benim telefonumda yer almaktadır. Nazlı da tam hatırlamamakla birlikte Ömer’den aldığı 750 bin dolar tutarındaki parayı bana getirmiştir. Fakat bu paranın yarısını ödedim, yarısını ödeyemedim” diye konuşmuştu.

    ‘ZAMAN ZAMAN PARA ALDIM’

    İlk duruşmada tahliye edilen Nazlı Can ise ifadesinde, “Zaman zaman birilerinden para almışlığım bu şekilde olmuştur. Daha doğrusu tek başıma sadece bir kez Çorlu’da pırlantacıdan para alıp Seçil’e teslim ettim. Bunun dışında tek başıma kimseden para almadım. Seçil ile birlikte gittiğimizde de parayı her zaman Seçil teslim almıştır. Seçil’in kime ne vaatte bulunduğunu bilmiyorum. Ben kimseyi dolandırmadım” demişti.

    ZABITA AMİRİ 500 BİN DOLARINI KAPTIRMIŞ

    Fon dolandırıcılığının bir kolu da Çorlu’ya uzandı. Seçil Erzan’ın dolandırdığı kişilerden biri olan Hüseyin Eligül’ün, Çorlu Belediyesi’nde zabıta amiri olarak çalıştığı ortaya çıktı. Eligül’ün, Seçil Erzan’a 500 bin dolar verdiği belirlendi. Parasının bir kısmını alamadığını belirten Eligül, ifadesinde Seçil Erzan’ı suçladı. Seçil Erzan’ı 30 yıldır tanıdığını belirten Eligül, “Kendisi bana özel bankacılık faaliyetlerinden bahsederek bu faizlerden yararlanabileceğimi söyledi. Seçil’e güvenerek birden çok kez fona yatırması için para verdim, fakat bana parayı parça parça geri verdi, bir kısmını da vermedi” dedi. Eşi Sermin Eligül’ün, Seçil Erzan’ın annesi rahatsız olduğu için onun Bozcaada’daki evinde kaldığını söyleyen Hüseyin Eligül, “Seçil, bir emaneti getirmem için rica etti. Bozcaada’da bir mimardan poşet içerisine sarılı bir şey aldım emaneti kendisine teslim ettim” dedi. Kendisine para veren kişinin mimar İbrahim Kocabaldır olduğunu kaydeden Eligül, bu kişinin de paralarını alamadığını söyledi.

    KAYNAK: AKŞAM / YELİZ COŞKUN

    Kaynak: Haber7.com

  • Arda Turan sessizliğini bozdu! Parayı nerede teslim etti?

    Arda Turan sessizliğini bozdu! Parayı nerede teslim etti?

    Yüksek kar vaadiyle fon dolandırıcılığında en çok para kaptıran isim olan Arda Turan sessizliğini bozdu. Hakkındaki kara para iddialarını kesin bir dille yalanlayan Turan, paraları nerede teslim ettiği sorusuna da yanıt verdi.

    KARA PARA İDDİALARINA YANIT

    İşin içinde güvenilir insanlar olduğu için girdiğini belirten Turan, “Ne kara parası, ben 600 maç oynadım. 100’ün üstünde milli takım forması giydim. Dolandırıldığım para servetimin 6’da 1’i bile değil” şeklinde konuştu.

    “GÜVENİLİR İSİMLER OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

    Oda TV’de yer alan habere göre; “Ben sadece DenizBank ve Şube Müdürü Seçil Erzan’a güvendim” diyen Turan, “Parayı da bizzat bankada şube müdürüne teslim ettim. Bana DenizBank’ın güvencesi olduğunu söyledi. Ben fon, eurobond gibi şeylerden anlamam. İşin içinde güvenilir isimlerin olduğunu söyledi. Ben de güvendim” dedi.

    “KAMERALARI KAPATMIŞ KADIN”

    Parayı banka içinde elden teslim ettiğini belirten Turan, “Kameraları da kapatmış kadın. O nedenle bankanın içinde para verdiğim görüntüler yok” ifadelerini kullandı.

    “KİMSE ARAYIP SORMUYOR”

    Arda Turan’ın yakın çevresine ise “Tek üzüldüğüm şeyse kimsenin arayıp sormaması, geçmiş olsun dememesi. Bu ülkede başarılı olunca insanların sürekli aşağıya çekmeye çalışması çok üzücü.” diye yakındığı ifade edildi.

    FON SKANDALI NASIL BAŞLADI?

    Futbol dünyasından ünlü isimlerin de aralarında bulunduğu toplam 18 kişiyi 25 milyon 770 bin dolar ve 7 milyon 384 TL dolandırdığı gerekçesiyle 226 yıl hapsi istenen bankacı Seçil Erzan davası gündemdeki yerini koruyor. Eski Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in adının geçmesinden dolayı “Fatih Terim Fonu” olarak anılan olayın yankıları sürerken Gençlik ve Spor Bakanlığı Teftiş Kurulu da inceleme başlattı.

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yıl içinde İstanbul Göktürk’te bir eve baskın düzenledi. Bu baskında özel bir bankanın Büyükdere şube müdürü Seçil Erzan gözaltına alındı. Bu operasyonun ardından “Fatih Terim Fonu” iddialarına neden olan dosyanın kapağı açılmış oldu. Evinde arama yapılan şüpheli Erzan hakkında ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından tutuklama kararı çıktı. Adli sürecin çok hızlı ilerlediği bu dosyanın kapağı aralandığında ise ortaya aralarında ünlü isimlerin olduğu ve yaklaşık 80 milyon doları bulduğu ifade edilen bir dolandırıcılık soruşturması çıktı.

    216 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabul etmesi üzerine 4’ü tutuklu 7 sanık 20 Kasım’da hakim karşısına çıkmıştı. Mahkeme heyeti, tutuklu 2 sanığın tahliyesine karar vererek, duruşmayı 12 Ocak 2024’e ertelemişti.

    LİSTEDE SPOR CAMİASININ ÜNLÜ İSİMLERİ VAR

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz tarafından yürütülen soruşturmada dosyaya onlarca şikayet dilekçesi girdi. ‘Mağdur’ sıfatıyla şikayet edenler arasında Galatasaray camiasının tanınmış isimleri Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Semih Kaya’nın yanı sıra kulüp yöneticilerinin olduğu iddia edildi.

    MİLYONLARCA DOLAR BUHAR OLDU

    Soruşturmanın bu aşamasında, Fatih Terim’in yaklaşık 10 milyon dolar kaybettiğini ifade edilirken, bazı iddialara göre dosya büyüklüğü 80 milyon dolara yakındı. Terim’in 12,5 milyon doları, Arda Turan’ın ise için 6 ile 8 milyon euro arasında parasının kaybolduğu da iddia edildi.

     

    Kaynak: Haber7.com

  • Deniz Bank’tan Seçil Erzan açıklaması

    Deniz Bank’tan Seçil Erzan açıklaması

    Denizbank, eski çalışanları Seçil Erzan’ın adının karıştığı yolsuzluk dosyasına yönelik ayrıntılı açıklama yaptı.

    Fatih Terim, Arda Turan ve Emre Belözoğlu gibi isimlerin dolandırıldığı gerekçesiyle açılan dava hakkında bilgi verilen açıklamada, olaydan 7 Nisan 2023 tarihinde haberdar olduğu belirtildi.

    “SAADET ZİNCİRİ İLE ALAKAMIZ YOK”

    Bankanın verdiği bilgiye göre, dolandırıldığını iddia eden isimlerle hemen toplantı yapıldı.

    Açıklamada şöyle denildi:

    “- 8 Nisan Cumartesi sabahı spor dünyasından olan isimler Bankamızı ziyaret etmiş, kendileriyle Bankamız Hukuk, Operasyon, Teftiş Kurulu, İnsan Kaynakları birimlerinin yöneticileri, ilgili Bölge Müdürü ve Genel Müdürümüzün de katıldığı toplantı gerçekleştirilmiştir.

    – Toplantıda, spor dünyasından olan kişiler kendi eski hocalarının adıyla anılan bir fon olduğunu belirtip Seçil Erzan tarafından kandırıldıklarını ve önemli tutardaki paraları kendisine verdiklerini söylemişler, bir kağıda el yazısı ile yazılı alacaklı listesinin görüntüsünü vermişlerdir. Bankamız mağdur olduğunu beyan eden kişilerin isimlerini toplu olarak ilk kez böyle öğrenmiştir.”

    Bankanın açıklamasına göre Seçil Erzan ile temasa geçilmek istendi ancak ulaşılamadı. Bu girişimlerden sonra banka yetkilileri Erzan ile temas kurdu. Ardından Erzan’ın evine gidilerek bazı notlar alındı ancak bu notlardan parasal trafiğe ilişkin bilgi edinilemedi. Banka, Erzan’ın zorla alıkonulduğu ve tehdit edildiğine ilişkin iddiaları yalanlarken, şu bilgileri paylaştı:

    “- Seçil Erzan’ın Bankamıza giriş ve çıkışı arasındaki tüm hareketler, lobi ve toplantı odasındaki giriş çıkışlar kamera kayıtlarıyla tespit edilmiş olup rapor eşliğinde Cumhuriyet Savcılığına sunulmuştur. Hal böyle iken, kanunen yerine getirmek zorunda olduğumuz prosedürlerin uygulanmasının Bankamızın “personelini alıkoymak” şeklinde anlatılması kabul edilemez bir iddiadır.

    – Daha açık bir ifadeyle belirtmek isteriz ki; Seçil Erzan’ın “ortada zimmet suçu yoktur, konunun bankayla ilgisi yoktur yönünde ifade vermesi ve bu kapsamda delillerin bertaraf edilmesi maksadıyla baskı altına alınması hatta hürriyetinden yoksun bırakılması” yönündeki tüm iddialar tamamen mesnetsizdir. Kaldı ki iddia sahiplerinin belge dedikleri kağıtlar, şikayetçiler ve vekilleri tarafından mahkeme dosyalarına sunulmuştur.

    – DenizBank’ta saadet zincirine dair herhangi bir kayıt bulunmadığından doğal olarak herhangi bir delilin karartılması da söz konusu olamaz. DenizBank, Cumhuriyet Savcılığı ve BDDK tarafından kendisinden istenen diğer tüm bilgi ve belgeleri derhal ilgili makamlara sunmuştur. Bu çerçevede hassas bölgeler olarak kabul edilen banka şubelerinde alınan kamera kayıtları genel teamül olarak iki-üç ay saklanmakta iken, bazı müşteki avukatlarının delil karartmakla itham ettiği Bankamız, Levent Büyükdere Caddesi Şubemizin 27 kamera tarafından tespit edilen yaklaşık 10 aylık şube kayıtlarını da, daha soruşturmanın en başında adli mercilere teslim etmiştir.”

    Bankanın açıklamasında, banka müdürlerinin nakit para alma yetkisi bulunmadığı da savunuldu ve bu durumun inceleme konusu yapıldığı aktarıldı. Açıklamada şöyle denildi: 

    “-BDDK tarafından görevlendirilmiş Murakıplarca içlerinde DenizBank’ın da olduğu 23 bankanın kayıtları incelenmiştir. Söz konusu inceleme sonucunda hazırlanmış olan 16.06.2023 tarihli 88387 sayılı raporun 41. sayfasında “Seçil Erzan tarafından teslim alındığı iddia edilen paraların Banka kayıtlarına ve/veya Banka mamelekine herhangi bir şekilde girmediği, işlemlerde aldatma unsurunun var olabileceği (olmayan bir fonu varmış gibi gösterme) Seçil Erzan’ın hizmet sözleşmesinde müşterilerden fiziki ve nakdi para kabul etme gibi bir görevinin bulunmadığı hususları tespit edilmiştir.” denilmektedir.

    – DenizBank’ta gişe personeli dışında hiç kimsenin nakit para kabul etme yetkisi bulunmamaktadır. Türkiye’deki bütün bankalardaki bankacılık işlemleri, ilgili bankaların sistemlerinde gerçekleştirilmekte ve şubelerden yapılan her türlü nakit para kabul etme işlemleri de yine sadece bu işle görevlendirilmiş personel vasıtasıyla gişelerden yapılabilmektedir. Şikayetçilerin hemen hepsinin DenizBank ve diğer bankaların müşterileri olduğu da gözetildiğinde, kuralın bu kişilerce bilinmediğini söyleyebilmek hayatın olağan akışına aykırıdır.”

    Açıklamada, bankanın yolsuzluk iddiasıyla ilgisi olup olmadığı konusunun BDDK tarafından da incelendiği belirtildi. Açıklamaya göre BBDK, bu konuda bilgi ve belge bulamadı. 

    – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı makamı tarafından yürütülen 2023/82925 Sayılı soruşturma kapsamına dahil olduğu görülen 19.04.2023 tarihli suç duyurusunda Banka Yöneticileri Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve Seçil Erzan şüpheli olarak gösterilmektedir. Seçil Erzan’a atfedilen fiiller konusunda Rapor’da ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Şüpheli ifadelerinin bir kısmında Seçil Erzan’ın Banka Yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu tarafından yönetilen bir fonda yüksek getiri beklentisiyle nemalandırma taahhüdüyle para topladığı iddia olunsa da adı geçen Banka Yöneticileri tarafından yönetilen ve müştekilerden edinilen paranın kayden veya nakden aktarıldığı böyle bir fonun mevcudiyetine ilişkin emareye (sirküler, sözleşme, ilan, dekont açıklaması, para hareketi ve sair belge) rastlanmamıştır.” denilmek suretiyle bazı şikayetçi avukatlarının iddia ettiği gibi DenizBank Yönetim Kurulu üyelerinin ve yöneticilerinin konu ile ilgi ve bilgilerinin olmadığı açıkça belirtilmiş, BDDK Raporu çerçevesinde zimmet suçu yönünden yazılı başvuruda bulunulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”

    29 ŞİKAYETÇİ VAR

    Bankanın verdiği bilgiyi göre yolsuzluk olayı kapsamında 29 kişi bankaya başvurdu. 

    Kaynak: Haber7.com

  • Futbol camiasını sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası! İddialar, korkunç rakamlar

    Futbol camiasını sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası! İddialar, korkunç rakamlar

    •   HABER7

    Son yılların en çarpıcı dolandırıcılık olayı gündemdeki yerini koruyor. Aralarında ünlü teknik direktörler, yöneticiler ve futbolcuların aldığı dolandırıcılık olayında 18 mağdurun olduğu, 80 milyon doları bulan vurgunun yapıldığı iddia ediliyor. Yargıya intikal eden olayda toplam 226 yıl hapis cezası talep ediliyor.

    Denizbank Şube Müdürü Seçil Erzan’ın ithamların odağında olduğu; teknik direktör Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Emre Belözoğlu gibi isimlerinin mağdur olarak adının karıştığı olay nasıl yaşandı, hangi aşamaları gündeme geldi, yargı safhasında neler oluyor, iddianamede hangi vahim suçlama ve ifşaatlar yer alıyor?

    HER ŞEY BU OPERASYONLA BAŞLADI

    İşte spor camiasını derinden sarsan dolandırıcılık olayının perde arkası…

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yıl içinde İstanbul Göktürk’te bir eve baskın düzenledi. Bu baskında Denizbank’ın Büyükdere Şube Müdürü Seçil Erzan gözaltına alındı. Bu operasyonun ardından “Fatih Terim Fonu” iddialarına neden olan dosyanın kapağı açıldı.

    Evinde arama yapılan şüpheli Erzan hakkında ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından tutuklama kararı çıktı.

    Adli sürecin çok hızlı ilerlediği bu dosyanın kapağı aralandığında ise ortaya aralarında ünlü isimlerin olduğu ve yaklaşık 80 milyon doları bulduğu ifade edilen bir dolandırıcılık soruşturması çıktı.

    ONLARCA ŞİKAYET DOSYASI EKLENDİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz’ın yürüttüğü soruşturmada dosyaya onlarca şikayet dilekçesi eklendi.

    Bankacı Seçil Erzan nedeniyle mağdur olduğunu iddia edenler arasında Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Semih Kaya’nın yanı sıra kulüp yöneticileri de yer aldı.

    SİSTEM BÖYLE KURULMUŞ

    İddialara göre; Denizbank’ta şube müdürlüğü yapan Seçil Erzan, ‘ponzi’ ya da yaygın bilinen ismiyle ‘saadet zinciri’ adında bir dolandırıcılık sistemi kurdu. Yüksek kâr vaadiyle hedefledikleri isimleri dolandırıcılık sistemine dahil ettiği ve kendisine yatırım yapanların paralarıyla, sisteme sonradan dahil olanların parasını ödediği iddia edildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine yansıyan tespitlere göre; sistem, paranın dönmemeye başlamasıyla kilitlendi. Herkes parasını aynı anda istemeye başladı. Bir yandan yüklü borç aldığı tefecilerden tehditler alan Seçil Erzan, ünlü isimlerin paralarını geri ödeyemeyince saadet zinciri sistemi patladı. 

    HEDEFTE KORKUNÇ PARALARIN DÖNDÜĞÜ FUTBOL DÜNYASI VAR

    Bankacı Seçil Erzan’ın ‘yüksek karlı gizli fon’ vaadiyle futbol dünyasını hedef aldığı belirtildi. Selçuk İnan, Emre Belözoğlu ve Fernando Muslera’nın aralarında bulunduğu dolandırılma iddiasıyla ilgili en çok konuşulan isimlerinden biri de Arda Turan oldu.
    Futbolcular Selçuk İnan, Emre Çolak, Emrah Çolak, Musa Mert Çetin “iftira” suçundan bankanın yönetim kurulu üyeleri ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunurken, olayla ilgili flaş detaylar ortaya çıktı. Seçil Erzan’ın yeni WhatsApp yazışmaları ifşa oldu.

    ARDA TURAN’IN WHATSAPP MESAJLARI

    Arda Turan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan telefon görüşmesi kayıtlarında, Seçil Erzan’la sırra kadem bastığı 7 Nisan’da görüştüğü ortaya çıktı. 

    Arda Turan‘ın mesajlarda Seçim Erzan‘a “abla” diyerek hitap ettiği ve parasını alamadığı için borçlularının telefonlarına bile çıkamadığını söylediği öğrenildi.

    Borçlarını ödemek için Seçil Erzan’dan para isteyen Arda Turan’ın, “Bu gün kredi kartım kesiliyor. 6 Mart’a kadar ödemesi var. Bu günü hayatım boyunca unutmayacağım. Çok kötü hale düştüm. Ve kendime yakıştıramıyorum. Ödeme için arayan insanların telefonunu açamıyorum. Düştüğüm hale bak dilenci oldum” ifadesini kullandığı görüldü.

    İşte dava dosyasında yer alan dökümlere göre o konuşmadan çarpıcı bölümler:

    Arda Turan: Ben sana dünya para getirdim Seçil, bütün servetim sendeydi ya. Bu parayı kime verdin? 15-20 milyon dolar. Faize mi gitti?
    Seçil Erzan: Yok faize gitmedi, ben onların hepsini tek tek çıkaracağım bu akşam.
    Arda Turan: Gözümün içine baka baka çoluğumun çocuğumun rızkına, yalan söyledin. Denizbank kisvesi altında, Hakan Ateş’i kullanarak, Fatih Hocayı kullanarak. Neden yaptın?
    Seçil Erzan: 1 lira almadım. Üstüne borçla kaldım, hayatım bitti.
    Arda Turan: Şu anda bu savcılık işlerini de polisi de biz tutuyoruz. Kimseyi bir yere göndermiyoruz. 20 kişiyse bankayla çözmeye çalışırız. Ama 100 kişi varsa, bu iş olmaz…
    Seçil Erzan: Hani maksimum olsun 25 olsun. O kadar bile yoktur.
    Arda Turan: Kimler var?
    Seçil Erzan: Ayhan, Semih, Selçuk, Arda, Muslera, Emre Çolak, Emre Belözoğlu, Fırat Mert, Nur, Terim, Fulya, Hoca, Tanın..
    Arda Turan: Peki Fatih Hoca? Fatih Hoca kârda mı bu işten?
    Seçil Erzan: Valla normal şartlarda Hoca kârdaydı…
    Arda Turan: E hocanın da krediler çıkmış. Buse Terim’in de parası varmış. Beraber mi girdiler onlar?
    Seçil Erzan: Yazdım onları.
    Arda Turan: Hakan Ateş bunu duydu bugün, Mehmet Aydoğdu duydu. Bunların haberi yok muydu hiçbir şeyden ya.
    Seçil Erzan: Yok. Mahvedecekler beni onlar. Ama ne yaparlar…
    Arda Turan: Bu fon yalan mıydı?
    Seçil Erzan: Ben baştan kendi kendime bir şeyler kurmaya çalıştım da ilerlemedi, sonra osu busu gitti..
    Arda Turan: Hayır, bir yerlerde bu paranın bir kısmı battı mı? Anlat ki Seçilcim yardımcı olalım. 10 sene yatacağın yerde 5 sene, 5 sene yatacağın yerde 3 sene yatarsın.
    Arda Turan: Benim şimdi 20 bin dolarım kaldı. Borçlarımı biliyorsun. Sende kredim var. Ne yapacağım?
    Seçil Erzan: Paralarınızı banka ödemek zorunda. Bu işi duyulmasın diye kapatacak. Siz sekiz buçukta Hakan Ateş’le mi buluşacaksınız?
    Arda Turan: Evet… Ben, Emre Belözoğlu, Fatih Hoca. Benim oraya gitmem lazım elimde bir şeyle. Mağduruz Hakan abi, bu olay kapansın, basına yansımadan diye. Sen liste vermezsen, adamlar bu mağduriyeti kabul etmezse herkes savcılığa gidecek.
    Seçil Erzan: Ben liste çıkaracağım.
    Arda Turan: Nasıl yaparsın ya!
    Seçil Erzan: Çok kötüyüm kendimi yere atıyorum. Ölmek istiyorum.

    ARDA TURAN ARSASINI SATTI

    İddialara göre ünlü isimler, Seçil Erzan’ın kurduğu dolandırıcılık ağına yalnızca paralarını kaptırmadı. Bu isimlerden Arda Turan’ın da arazisini sattığı ve hatta üzerine kredi çekerek borçlandığı da öğrenildi. Erzan’ın yalanlarına inanan Turan, Eyüpsultan‘daki arazisini sattı.

    Daha sonra da aynı bankadan tam 33 milyon TL‘lik kredi çekti. Turan, toplamda 60 milyon TL‘yi kendi elleriyle banka müdürüne verdi.

    EMRE BELÖZOĞLU, ACUN ILICALI’DAN BORÇ ALARAK SİSTEME DAHİL OLMUŞ

    Dolandırılan isimler arasında yer alan Emre Belözoğlu’nun da Erzan’a verdiği paraları ne şekilde ulaştırdığı ortaya çıktı. Belözoğlu, 17 Mart 2023’te kuzeni Volkan Bahçekapılı eli ile 1 milyon 492 bin dolar verdi. Bahçekapılı, anılan parayı kendi eli ile Erzan’a, müdürü olduğu Levent’teki şubesinde teslim etti. 

    Aynı gün Belözoğlu, 1 milyon 400 bin dolar daha gönderdi. Bu kez Erzan, Bahçekaplı’nın Levent’teki ofisine giderek anılan parayı aldı. Daha sonra ise 18 Mart günü Belözoğlu bu kez 400 bin doları, şoförü Alpaslan Akyüz’e vererek Seçil Erzan’a teslim etmesini istedi. Akyüz 400 bin doları, Erzan’ın çalıştığı bankanın genel müdürlük binasının önünde kendisine teslim etti. Bu para teslimatlarının üzerinden 10 gün geçtikten sonra Erzan, Belözoğlu’nu bir kez daha arayarak “Bu parayı 5 milyon dolara tamamlayalım.” dedi.

    Erzan’ın isteği sonrası Belözoğlu talep edilen paranın bir kısmını Acun Ilıcalı‘dan aldı.

    Ilıcalı Belözoğlu’na 28 Mart’ta Volkan Bahçekapılı‘nın hesabına 500 bin dolar gönderdi. Aynı gün Tekin Alp Göksel isimli bir kişi de 9 milyon 703 bin 250 TL gönderdi. Toplanan para Terim’in ailesinin yakın dostu Nur Erkasap aracılığıyla Erzan’a teslim edildi.

    KAYIP PARALAR KİME GİTTİ?

    futbol dünyasından ünlü isimlerin de olduğu çok sayıda kişiyi dolandırdığı iddia edilen bankacı Seçil Erzan’ın kurduğu “ponzi” sisteminde milyonlarca dolar kayıp para bulunuyor. Peki bu kayıp paralar nereye gitti?

    Seçil Erzan verdiği ifadede şu isimleri işaret etti;

    “Fon adıyla Semih Kaya’dan 3 milyon 200 bin dolar aldım. Fakat 5 milyon 700 bin dolar geri ödememe rağmen yakamı kurtaramadım. Ona fazladan ödediğim bu parayı Emre Belözoğlu ve Arda Turan’dan aldım.”

    “Semih Kaya’nın menajeri Fırat Özdemir “Seni Türkiye’de yaşatmazlar, benim çok tanıdığım var, MİT başkanını tanıyorum” diye beni sürekli tehdit etti. Hatta Göktürk’teki evime gelerek tehdidi sürdürdü.”

    “Kendisinden faizle para aldım. Yüzde 50 faizle 1 milyon dolar geri ödeme yaptım. Bankada bana baskı kurup borçlu olduğuma dair senetler imzalattı. Beni kaçırmak için bana Şırnak Cizre’ye uçak bileti aldırdı.”

    “Faizle para aldım ama çok daha fazlasını geri ödedim. Kendisine bir borcum bulunmamakta, aksine yüklü miktarda alacağım vardır.”

    “Ondan aldığım tüm parayı ödedim. Ona verdiğim belgeler hâlâ ondadır. Ödemiş olduğum senetleri icraya koyarak beni mağdur etmek istiyor.”

    “Bana para satan kişilerdendir. Kendisinden toplamda 300 bin dolar para aldım. Bu paranın 1.5 katı kadar fazladan faiz ödediğim kişidir.”

    “Başka tefecilerden de para bulup bana getirirdi. Sonrasında bu parayı faiziyle geri alırdı. Ali Yörük bana boş senet de imzalattı.”

    “Süleyman Aslan isimli tefeciden 10 milyon TL aldım, 14 milyon TL geri ödedim. Ayrıca Aslan bana 1 milyon 350 bin dolar daha verdi. Sonrasında ben ona 2 milyon 650 bin dolar ödedim.”

    “Bozcaada’daki evimin tadilatlarını yapmıştı. Toplamda Burak’a fazladan 750 bin dolar verdim.”

    “Tanın Yılmaz benim öz teyzemin oğludur. Merve Yılmaz da Tanın’ın eşidir. Bu zamana kadar sürekli hem Merve’ye hem Tanın’a para verdim ancak doymadılar. Merve banka şubesinde bana saldırdı. Kolumdaki Rolex saatimi aldılar. Merve bana verdiği 1 milyon 200 bin TL’yi 5 milyon TL olarak geri aldı. Sonra 4 milyon getirip 6.5 milyon TL olarak geri aldı.

    Seçil Erzan 20 Kasım’da İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıktığında, aslında kendisinin de mağdur olduğunu, parayı elinden aldıklarını anlattı. İfadesinde, “Bana dokunmaz sandığım ve bin yıl yaşamasına izin verdiklerim gram gram zehir salmışlar, fark etmemişim onları… Babamın kefen parasını bile aldılar” dediği isimleri daha önce savcılıktaki ifadelerinde tek tek saymıştı.”

    FATİH TERİM’DEN MAĞDUR ORDUSUYLA O BANKAYA ÇIKARMA

    Öte yandan fon dolandırıcılığı olayında Fatih Terim’le ilgili de önemli bilgiler ortaya çıktı.  Fatih Terim’in dolandırılan futbolcularla birlikte bankaya gelerek Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’ten tefecilik faaliyetine ilişkin bedellerin ödenmesinin mümkün olup olmayacağını sorduğu belirtildi.

    Fatih Terim, Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun Denizbank’ın genel müdürlük binasına giderek banka çalışanı Rüya Hanım ile yazıştığı ortaya çıktı. Terim, Rüya Hanım’dan aldığı bilgilere göre, hesabında 3 milyon dolar alacağı olduğunu öne sürdü. Ancak Denizbank yetkilileri, Terim’in bu tutarda bir parasının olmadığını ve Rüya Hanım’ın bu ifadeyi Seçil Erzan’ın yönlendirmesiyle yazmış olabileceğini iddia etti. Rüya Hanım’ın olaylardan sonra istifa edip başka bir kurumda çalışmaya başladığı öğrenildi.


    FATİH TERİM SESSİZLİĞİNİ BOZDU: SAVAŞ BAŞLATIYORUM

    Olaylar çığırından çıkınca ünlü teknik direktör Fatih Terim ‘ponzi’ sistemi dolandırıcılığına ilişkin sessizliğini bozdu. Terim, hakkındaki iddialarla ilgili ‘hukuk savaşı’ başlatacağını söyledi.

    Milliyet’ten Ferit Zengin’in haberine göre, Galatasaray eski teknik direktörü Fatih Terim, “Yılların Fatih Terim kompleksini dışa vurma fırsatı bulanlar, ilgimin olmadığı bir davaya beni karıştırmaya çalışıyor. Ne alacağım vardır ne de vereceğim. Benim adımı karıştıranların aleyhine, tarihin en büyük hukuk savaşını başlatıyorum. Hazır olsunlar” dedi.

    SEÇİL ERZAN’IN İLK İFADESİ

    Onlarca ismi ‘ponzi’ sistemi ile dolandırdığı iddia edilen bankacı Seçil Erzan hakim karşısına çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılan Erzan suçlamalarla ilgili ilk açıklamasını mahkemede yaptı. 

    Duruşmada ilk kez savunma yapan Erzan, “Her şey gereksiz ‘ben yaparım’ özgüveniyle başladı. Bu hayat banka müdürü Seçil Erzan olmaktan daha zormuş. Genel müdürümüz bize, ‘Benim şube müdürlerim kaptanlarımdır. Çıplak ayakla kor üstünde yürür’ derdi. Ben şubat ayına kadar korların üstünde yürüdüm.” dedi.

    Hiçbir yanlışı olmadığını öne süren Erzan, kendisinin batmak üzere olan bir geminin kaptanı olduğunu dile getirdi. Erzan, “Dolandırıcı olsam gemi batar ben kurtulurdum. Suça konu olan bakiyenin bende olmadığı, bu bakiyeyi bir yerde saklamadığımı, bununla bir şeyler almadığımı salondakilerin bildiğini çok iyi biliyorum. Bakiyenin 45 milyon olmadığını bildiklerini de biliyorum.” diye konuştu.

    İddianamede adı geçenlerle paradan para kazanma konusunda ortak noktası olduğunu da sözlerine ekleyen Erzan, şöyle devam etti:

    “Çok iyi çalışandım, çok iyi iş yapardım bu yüzden o camiada bilinirliğim oldu. Ben dolandırıcı değilim. Beni ben dolandırdım. Son dönemde bir şeyler ortaya çıktı. Ben Galatasaray kulübüne yakın olduğum için oyuncuların parasını değerlendirme konusunda elimden geleni yapıyordum. Ben insanların parasını üzerime almadım. Birileri beni dolandırdı. Dışarıda parayı değerlendireceğimi düşündüm ve evimi defalarca ipotek ettim. Arabamı sattım her şeyimi sattım.”

    “AZA TAMAH ETMEMELERİ BENİ BU HALE SOKTU”

    Savunmasının devamında Erzan, “Faiz adı altında bu insanların aza tamah etmemeleri, çok kazanmak istemeleri beni bu hale soktu. Şubat ayından sonra ben baskı altına girdim. Bu insanlar 7/24 beni rahatsız ettiler.” dedi.

    Çok kötü olaylar yaşadığını dile getiren Erzani, “Evimi bastılar, silahla tehdit ettiler, mermi gösterdiler, işten attıracağız diye tehditler ettiler. İnsanların hepsi kağıt parçası istiyorlardı çünkü o kağıtlar ‘ben size borçluyum’ demekti. Amacım orada ben size parayı ödeyeceğim demekti. Ben hesap kitap yapamadığım da bana yardımcı olmalarını istediğim insanlar oldu.” ifadelerini kullandı.

    “Ben dolandırıcı olsaydım kimseye senet vermezdim. Ben canımla buradayım. Nisan ayından beri sağlıklı düşünemiyorum. Ben çok korkak biriyim. Ben 45 milyon dolar değil bin dolar bile kaçıramam.” diye konuşan Erzan, banka dolandırıcılığı yapmadığını dile getirip bu süreçte darp da edildiğini iddia etti.

    Erzan, savunmasının devamında şöyle devam etti:

    “Bu salondaki herkes benim etimden sütümden faydalandılar. Ben sadece canımla kaldım. Ben bankadan para alıp vermesem de kendi malımı satıp onlara para verdim. Ben kaçmadım, gitmedim. Amacım kimseyi dolandırmak değildi. Basiretli bir bankacıydım. Ben dolandırıldım. İnsanlar benim sayemde mülk sahibi oldu.”

    2011 yılında Florya şube müdürü olduğunu kaydeden Erzan, 2020 yılına kadar kimseye borcu olmadığını öne sürdü.

    “Bu dönemde yakınlarım bana para verir değerlendirirdim. O dönem halka arza filan giriyordum kendi hesabımdan.” diye konuşan Erzan, “Bu insanlarda saygın insanlardı. Paramın yetmediği yerde kredi çekiyordum. Bakiyenin birilerinin evlerinde arabasında kolundaki saatlerinde yazlıklarında, birilerinin cebinde olduğunu biliyorum ben. Adı geçen herkesle ortak paydamız paradan para kazanmaktı.” dedi.

    “TERİM 300 BİN DOLAR VERDİ”

    Bu işlemlerden komisyon da almadığını ifade eden sanık, “2020 yılında Galatasaray camiasında saygın biri 300 bin dolar para vermişti. Sonrasında o dönemde kulüpten ayrıldı. O kişi kendisi elden parasını teslim etti, o parayı değerlendiriyordum. Bana verdiği paradan çok çok fazla istemeye başlayınca hayır diyemedim. İstediği zaman 50-100 bin gibi ona geri gönderiyordum.” dedi.

    Mahkeme başkanının 300 bin dolar veren kişinin kim olduğunu sorması üzerine Erzan, Fatih Terim cevabını verdi.

    Savunmasının devamında Seçil Erzan, müşteki Emre Çolak’ın 3 milyon 200 bin dolar verdiğini ve bu paranın hepsini geri almadığını, Emre Belözoğlu’nun 4 milyon 200 bin dolar verdiğini ve geri almadığını, Arda Turan’ın teslim ettiği miktarı daha sonra yazılı beyanda bulunarak sunacağını söyledi.

    Fatih Terim ile aralarında para alışverişi olduğunu ancak kendisine borcu olmadığını savunan sanık, Fernando Muslera’nın ana parasından 500 bin dolarını ödenmediğini belirtti.

    “KAZANDIRIRKEN SEÇİL, KAZANDIRAMAYINCA DOLANDIRICI OLDUM”

    Erzan, “Fon adı altında kimseden para almadım. Bana herkes çok para kazanmak için ikna olmuş şekilde geldi. Fon adı altında para aldığım kişiler oldu. Emre Belözoğlu bana Volkan Bahçekapılı’nın referansı ile geldi.” dedi.

    Volkan Bahçekapılı’nın avukatı, Bahçekapılı’nın kendisine nasıl ulaştığını sordu. Erzan, “Volkan Bahçekapılı’nın ailesi beni tanır, çok severdi. Oradan bildiği için geldi.” dedi. Bunun üzerine Bahçekapılı’nın avukatı tekrar, “Ailesinden kim?” diye sordu. Bunun üzerine Seçil Erzan, “Fatih Terim” şeklinde konuştu.

    Savunmasının sonunda Erzan, “Kazandırırken Seçil’dim, kazandıramayınca dolandırıcı oldum.” ifadelerini kullandı.

    SEMİH KAYA PARASINI TEHDİTLE Mİ ALDI?

    İsmail Saymaz’ın yazısına göre, Seçil Erzan, eski futbolcu Semih Kaya’nın ismini vererek kendisinin 3 milyon dolar getirip 5 milyon 700 bin dolar geri aldığını ileri sürdü. Kaya ve menajeri tarafından tehdit edildiğini söyleyen Erzan, “Benden para almaya devam ettiler. Yakamı kurtarmak için bu parayı vermeye devam ettim. Semih Kaya’ya verdiğim bu parayı Emre Belözoğlu ve Arda Turan’dan aldığım paralardan ödedim. Kurtulmak için ikisine de ödeme yaptım. Semih Kaya bu fazla paralarla Bodrum’da kendisine villa aldı” dedi.

    Gazeteci Fatih Altaylı, eski futbolcu Semih Kaya’nın sanık Erzan’ı döverek parasını aldığını iddia etti ve şunları söyledi:

    “Semih Kaya’nın Seçil Erzan’ı tartaklayıp dövdüğünü de biliyoruz… Başka futbolcuları konuşmaya başladık biz. Okuduğum davanın dosyasında gördüğüm kadarıyla darplar var, futbolcuların bazılarının alacağı kalmamış olan Semih Kaya gibi bazı futbolcular Seçil Erzan’ı dövmüşler, çok karmakarışık bir işler var.”

    SEÇİL ERZAN BU PARAYI HANGİ VAATLE TOPLADI?

    Seçil Erzan’ın konuştuğu isimlere, yüksek kâr getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu (yüzde 30-45 arası değişen faiz iddiasıyla) ve yine kamuoyunda tanınmış Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek para yatırmaya ikna ettiği biliniyor.

    Şikâyetçiler arasında yer alan eski futbolcu Emre Çolak, Erzan’ın kendisini bu fona para vermeye ikna sürecini “Beni de arayıp bankanın yatırım fonuyla kandırdı. Biz kaşına gözüne kanıp para vermedik. Bankanın kurumsal kimliğine güvenerek verdik. Kendisi beni aradı, ‘Bankanın yatırım fonu olduğunu, istersen tanıdık isimlere sorabilirsin’ dedi. Ben de Arda Turan’a sordum, o da öyle bir fonu olduğunu söyledi. 3 milyon 212 bin lira tek seferde verdim. 2-3 ayda yüzde 25 karla geri parayı vereceğini söyledi. Birkaç gün sonrada belge aldım. Herhangi bir ödeme almadım sonrasında. Yurt dışında olduğun için kardeşim Emrah Çolak parayı çekip bankaya götürdü. Şikâyetçiyim” diyerek anlattı.

    SANIKLAR KAÇ YIL CEZAYLA YARGILANIYOR?

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk‘ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    KİM NE KADAR DOLANDIRILDI?

    • Arda Turan: 7 milyon 500 bin dolar
    • Emre Belözoğlu: 4 milyon 292 bin dolar
    • Selçuk İnan: 1 milyon 535 bin dolar
    • Nestor Fernando Muslera: 500 bin dolar
    • Emrah -Emre Çolak: 3 milyon 212 bin dolar
    • Buse Terim Bahçekapılı: 240 bin dolar
    • Bülent -İnci Çeviker: 2 milyon 198 bin dolar
    • Burhan Taşpolat-Evrim Pınar Güzel: 1 milyon 416 bin dolar ve 1 milyon 500 bin TL
    • İsmail İbrahim Çağlar: 2 milyon 910 bin dolar
    • Musa Mert Çetin: 75 bin dolar
    • Ömer Kahraman: 940 bin dolar ve 5 milyon 884 bin TL
    • İbrahim Kocabaldır: 140 bin dolar
    • Uğur-Nurettin Gözaçan: 500 bin dolar
    • Nuray Şengüller: 312 bin dolar

    DENİZBANK AÇIKLAMA YAPACAK

    Banka müdürü Seçil Erzan‘ın başrol oynadığı büyük vurgunla ilgili bugüne kadar açıklama yapmayan Denizbank ise sessizliğini bozuyor. Banka, manipülatif ve yönlendirme içerdiğini düşündükleri haberler üzerine konuyla ilgili açıklama yapma kararı aldı. 

    Bugün iki ayrı yazılı açıklama yapması beklenen Denizbank, hem manipülatif haberlerin kaynağını açıklayacak hem de soru işaretlerini yanıtlayacak. Bu konuda, 20 soruya 20 yanıt başlığı ile hazırlanan metin, tüm basın kuruluşlarına gönderilecek. 

    Konuyla ilgili detaylı bir çalışma yapan banka yönetimi, olayın patlak vermesinin ardından Seçil Erzan‘ın banka yönetimi tarafından zorla alıkonulduğu da dahil olmak üzere, kamuoyundaki soru işaretlerini kendi açısından anlatacak. 

    Kaynak: Haber7.com

  • ‘Akçeli işleri araştıralım’ önerisi Meral Akşener’i çileden çıkardı!

    ‘Akçeli işleri araştıralım’ önerisi Meral Akşener’i çileden çıkardı!

    İYİ Parti’de sular durulmuyor. Parti’nin önceki Mali İşler Başkanı ve Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ile Genel Başkan Meral Akşener arasındaki “para” tartışmasının yanı sıra, partideki FETÖ, yolsuzluk, taciz gibi iddialar artarak sürüyor.

    Son olarak Akşener’in, “Akçeli işleri araştıralım” önerisi yapan eski Genel Başkan Yardımcısını, ağzını bozarak tehdit ettiği öğrenildi. Akşener’in 12 Haziran 2023 tarihli Genel İdare Kurulu toplantısında (GİK), öneriyi yapan Genel Başkan Yardımcısı ve GİK Üyesi Arzu Önşen’i, “Senin içinden geçerim. Genel Kurulda bu para pul işlerini karıştırırsanız, bu konulara girerseniz sizin içinizden geçerim.” diye tehdit ettiği belirtildi. Önşen’in Akşener hakkındaki şikayet dilekçesine ulaşıldı. Akşener’in tehdidi, Önşen’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet dilekçesinde yer aldı.

    İŞTE O ŞİKAYET DİLEKÇESİ

    Önşen’in dilekçesinde, Parti içindeki kıyametin 2023 milletvekili seçimlerinde aday listelerinin açıklanınca koptuğu ifade ediliyor. Dilekçede “Milletvekili seçilmesi garanti olan yerlerde kullanılmış olan Genel Merkez (Genel Başkan) kontenjan adayların parti ve teşkilatlar ile bir alakalarının olmaması, hatta bir kısmının açıklandıkları gün parti üyesi dahi olmaması ve bir kısmının başka partilerin üyesi olduğu yönündeki iddialar ve sosyal medya paylaşımları parti teşkilatlarını ayağa kaldırmıştır” deniliyor.

    PARTİ İÇİNDEKİ TEPKİLERİ GÜNDEME GETİRİNCE İHRAÇ İŞLEMİ BAŞLATILDI

    Seçimlerin kaybedilmesi sonrası yaşanan infial ve tepkileri parti yetkili organlarında gündeme getiren Önşen hakkında ihraç işlemi başlatıldığı belirtilen şikayet dilekçesinde, 12 Haziran 2023 tarihinde yapılan İyi Parti Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısında yaşananlar şu şekilde aktarılıyor: “Tehdit ve hakaret suçlarının işlendiği 12.06.2023 tarihinde yapılan İyi Parti Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısıdır. Şüpheli Akşener anılan toplantının henüz girizgahında “Bu toplantıyı sizin için düzenledim, dökün eteğinizdeki taşları diye başlayarak eleştiriler karşısında nasıl bir tavır takınacağını göstermiştir… Önşen’in toplantıdaki konuşması sırasında, zaman zaman Genel Başkan tarafından sözü kesildiği anlatılan dilekçede, topluluk önünde Meral Akşener tarafından aleni bir şekilde tahkir ve tehdit edildiği belirtiliyor.

    “14 ADAY PARTİLİ DEĞİLDİ”

    Toplantıdaki konuşmasında; İstanbul 3. Bölge 2. sıra adayının vekil listesine konulduğu tarihte parti üyesi olmadığı, Antep 1. Sıra adayını teşkilatın tanımadığı, Kırklareli 1. sıra adayının Mecliste AK Parti adına görev yapmış biri olduğu… bu şekilde tam 14 tane örnek olduğunu, Partinin, partililerin, teşkilatların tanımadığı, onay vermediğini anlatan Önşen’in şikayet dilekçesi devamında milletvekilliği adaylıklarının para karşılığı verildiği iddialarını dile getirdiği bölüm şöyle:

    “En çok anlamadığım ve üzüldüğüm hususta şudur ki; Bu teşkilat seçim çalışmaları esnasında yürüdüğü her yerde, para aldınız, para ile listeler yer değiştirdi, para ile koltuklar alındı verildi cümleleri ile karşılaştı. Sosyal medyada, yazılı ve görsel medyada bu konular günlerce işlendi, gazeteler manşet yaptı. Bunlar yalanlanmadı, bu dedikodular sahipsiz bırakıldı, yok sayıldı. Şüyu vukuundan beter iken esaslı ve güçlü bir şekilde yalanlanmadı. Teşkilatlarımızın başı öne eğdirildi… GİK üyemiz benim yanımda İlçe başkanı ile konuştu ve ‘Abi bu adamın annesi 200 milyon lira verdik ikinci sıra oldu’ diyor. Telefonu 3 kişi canlı dinledik…”

    “SENİN İÇİNDEN GEÇERİM”

    Dilekçede, Önşen’in bu konuşmaları üzerine Akşener’in kendisini parmak sallayarak şu sözlerle tehdit ettiği kaydediliyor: “Arzu, Madem öyle çık karşıma aday ol Arzu. Senin içinden geçerim… Ama genel kurulda bu para pul işlerini karıştırırsanız, bu konulara girerseniz ‘sizin içinizden geçerim’, diyerek müvekkili tüm GİK huzurunda tehdit etmiş; Daha sonra bir kez daha ve bu kere yine parmak sallayarak “Senin içinden geçerim” diyerek tam 3 kere bu hitap ile seslenmiştir.”

    “O… DERLER”

    Ökşen’in “Ben ‘para verdik’ diyenleri GİK kararı ile Disiplin Kuruluna gönderelim. Yaptıkları açıklamaların savunmalarını yapsınlar. Sözleri ve eylemleri partimizi küçük düşürüyor. Gözlerimizi kapayınca bu sorun hallolmuyor, insanlar konuşuyor. Çenelerini kapatmak için GİK olarak bizim bu konu üzerine eğilmemiz ve gereğini yapmamız lazım.” demesi üzerine Akşener’in “Sen biliyor musun? Bizim toplumumuzda bir kadın ve bir erkek yan yana oturduğu zaman kadın için “O…” derler; diyerek Ökşen’e GİK üyeleri huzurunda hakaret ettiği de dilekçede belirtiliyor.

    “TOPLANTININ KAMERA KAYDI VAR”

    Dilekçede toplantıların kamera kaydına alındığı belirtilerek “Şüpheli Genel Başkanın katıldığı tüm GİK toplantıları kamera ile kaydedilmektedir. Bu nedenle ilk önce bu kamera kayıtları ve bunların deşifresini talep ediyoruz.” ifadeleri kullanılıyor.

    KAYNAK: AYDINLIK

    Kaynak: Haber7.com

  • Ümit Dikbayır’dan canlı yayında şoke eden iddialar! İYİ Parti çalkalanıyor!

    Ümit Dikbayır’dan canlı yayında şoke eden iddialar! İYİ Parti çalkalanıyor!

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, TV 100 ekranlarında Erdoğan Aktaş ve Eşit Ağırlık programının konuğu oldu. Canlı yayında gündem olacak iddialarda bulundu.

    Dikbayır, taciz iddialarına ilişkin  “5 sene önce partiden atılmış bir kız, neden atıldığını biliyorum. Bu kız genel başkanlık katında birisiyle ilişkisi vardı. Yakalanıyorlar. Bu çocuk, özel kalem Esma Beker bu işi kapatıyor. Kızı işten çıkartıyorlar ama bu kız benden dolayı çıktığını zannediyor. Şimdi bu kızdaki nefreti bildikleri için 5 sene sonra “biz sana yeniden iş vereceğiz” diyorlar. İsim verirsem Akşener çok mahçup olur” ifadelerine yer verdi.

    İŞTE DİKBAYIR’IN AÇIKLAMALARI

    “BEN BU KONULARIN GÜNDEMDE OLMASINDAN UTANIYORUM”

    Dünyada özellikle Ortadoğu’da savaşlar varken, ülkemizin bu kadar sorunları varken bizim bunları gündeme getirmemiz gerekirken maalesef son 1,5 aydır İYİ Parti her akşam televizyonlarda tartışılır oldu. Ben bunu milletimizin takdirine bırakıyorum. Ben bu konuların gündemde olmasından utanıyorum.

    “BU SALDIRI OLDUĞU GÜN, GENEL BAŞKAN İLE BİR GERGİNLİK YAŞADIK”

    Şimdi bu süreç, 31 Mart 2023’te İstanbul İl Başkanlığımıza bir saldırı olmuştu. Bu saldırı olduğu gün, Genel Başkan ile bir gerginlik yaşadık. Ben son zamanlarda kendi koruma ekibinin, kendi genel başkanlık katının işine karışmıyordum. Orası başka bir alan, kendi özel kalemi karışıyordu. Oraya hatırlarsanız korumaları gelemedi. Nedeni onların oteli uzaktaydı. Uzakta olmasının sebebi ben değildim. Ama orada bir gerginlik yaşadık. Ben neticede 55 yaşında bir aile babasıyım ve kırıldım Sakarya’ya geri döndüm. Korumalarının gelememesinden beni sorumlu tuttu. Akşener’e yakın olan oteli korumaları beğenmemişti. Ben de karşı çıkmıştım ama çok da müdahale edemiyorsunuz. Sakarya’ya geri dönerken beni aradı ‘geri dön’ dedi. Ben de o halde geri dönmedim.

    “AKŞENER’İN OĞLU EVİME GELDİ”

    Oğlu Fatih Akşener, evime geldi. Ben aslında bu dönem aday olmayacaktım. Gördüğüm başka şeylerde vardı ama bu son damla olmuştu. Ben siyaset defterini o gün kapatmıştım. Ama oğlu Fatih Akşener 2-3 saatten fazla oturdu. “Ben bir şey istemiyorum, siyaset sahnesini kapatacağım” dedim. Akşener’in oğlu “bunu biz anlatamayız” dedi. Ben de “anlatırım, bir hastalık bahane ederim, işimi gücümü bahane ederim, sessiz sedasız bırakmak istiyorum” dedim. Genel başkanın yalnız kalacağını söyleyince aday oldum. Seçim sürecinde genel başkanla birlikte çalıştım. Genel başkanın yanında olmam gerekiyordu ama Sakarya’da olmam gerekiyordu. Sonra Sakarya’da olamayınca eşim bir adaymış gibi 3. Sıra milletvekilimizin yanında aday gibi çalıştı, benim yokluğum konuşulmasın diye. Orada da kırıcı şeyler, hak etmediğimiz şeyler söylendi.

    “PARAYLA VEKİLLİK SATILDIĞI İDDİA EDİLDİ”

    Seçimle kongre arasında GİK toplantısı oldu. Seçimden sonra kongreden önce. Şimdi bu para mevzuları konuşulmaya başlandı. Partinin içinde bazıları “para ile milletvekilliği satıldığını” iddia etti. Ben bu toplantıda “bakın boş konuşmaya gerek yok, söylediğiniz şahıslardan bir tanesi bile Dikbayır’a veya İYİ Parti’ye bağışta bulundum” desin “milletvekilliğinden istifa edeceğim” dedim. Bu konu orada bitti. Bu bir rahatsızlıktı. Bizim tüzüğümüzde genel başkanın yüzde 5 hakkı var, istediği 30 vekili istediği yerden aday koyabilirdi. Bu kongre süreci geldi.

    “ORADA BİR ÇALIŞMA GÖRDÜM”

    Ben 28 yıl MHP’de, 7 yıl da İYİ Parti’de siyaset yaptım. 28 yılda tek bir yere aday olmamışımdır. Ben siyaseti devlete, millete yaptım. İstesem aday olabilirdim ama olmadım. Bazen genel başkana bu kadar yakın olduğunuzda bazı şeyleri sizin yapmanız gerekir. Bazı şeylere arada tampon olmanız gerekir. Yaptığınız kötü şeyleri kendinize iyi şeyleri genel başkana mal edersiniz. Ben hep böyle yaptım. Evet, partinin içinde sevilen olursunuz, bazen sevilmeyen olursunuz. Şimdi bu kongre sürecinde ben bir şey fark ettim. Bu durumlara gelince bazen kaseti geri sarıyorsunuz.

    “BEN İSTİFA EDERİM’ DEDİM”

    Ben son kongreden önceki kongrede ikinci çıkmıştım, 1 oy farkla. Peki bu kongrede bu kadar az oy aldım? Orada bir çalışma gördüm. Kongreden sonra bizim bir kadın kotasında hata yapıldığını gördük. Bizde yüzde 25 kadın kotası var. Akşener beni aradı “hata yapıldı, birinin istifa yapılması lazım” dedi. “Ben istifa ederim” dedim. İlk kongrede de bir hata olmuştu, ben istifa etmiştim parti rahatlasın diye. Son kongrede bu yapılan yanlıştan dolayı GİK’ten istifa ettim. Daha sonra bayramdan sonra Akşener’in evine gittim “genel merkezden uzaklaşmak istiyorum” dedim. O da ısrar etmeden “tamam” dedi. Anladım ki benimle çalışmak zor olmaya başlamış. Bunlar problem değil, bunu en iyi Akşener bilir.

    “PARTİNİN PROTOKOL MÜDÜRÜ BENİ ÇİZDİRMEK İÇİN ÇALIŞMA YAPTI”

    Ben Genel Başkan’a anlatım. Siyasettir bu, siyasetin içinde partilerin içinde ufak ufak rekabetler olabilir. Beni Koray Aydın çizebilir çizdirebilir, siyasetçi. Metin Ergun çizdirebilir, Dursun Ataş çizdirebilir ama bu çalışmanın içinde protokolde görevli Esma Beker’in çok yakını Sinan İnce diye bir arkadaş var beni kongrede çizdirmek için çalışma yaptı. Akşener’den görevden almasını beklerdim, yapmadı. Bu bende derin bir kırgınlık yarattı.

    “MİLLETVEKİLLERİNDEN PARA İSTENDİ”

    Bundan sonra meclis tatil oldu. Biz meclise girdik, Ekim 15-20 gibi falandı, milletvekillerinden para istendi. Kiminden 1 milyon TL kiminden 500 bin TL , isim isim para istendi. İşin başlama yeri burası. Ben buna önce cevap vermedim. Bizden ayrılan Nebi Hatipoğlu bana soran ilk odur. ‘Partinin parası mı yok neden bizden para istiyorlar?’ dedi. Bunu bana sormanıza gerek yok ben bundan 3 ay önce kongrede yaklaşık 130 milyon TL parayla partiyi devrettim dedim. Seçim kazanılsın kazanılmasın bir parayı bütçenize ayırmak zorundasınız. Ocağın sonuna kadar yetecek parayı ben ayırdım. Biz 2022’yi 65 milyon TL ile bitirdik. Ben 6 ay için yaklaşık 130 milyon ayırdım. Orada parti eksi 16 milyonda denildi. “Olamaz” dedim, siyasi partinin parası ya vardır ya da yoktur. Geçenlerde parti bütçesini açıkladılar, 27 milyon TL paramız var dediler. Ben haklı çıktım gene. Bunu genel başkana “Ümit Dikbayır partinin parasına ne oldu? diye hesap soruyor” diye götürdüler. Bizim şirketimizde bu kadar para konuşulmuyor.

    “AKŞENER İLE BENİM ARAMA FİTNE SOKMAK İSTENDİ”

    Genel başkan ile benim arama fitne sokmak, duvar sokmak için bunlar söylendi. Ben yıllarca iftiralarla uğraşmış genel başkanın iftiralar üzerinden nasıl gittiğini hala anlamış değilim.

    “ESMA BEKER “DİKBAYIR’IN AKÇELİ İŞLERİ VAR MI?” DİYE BELEDİYELERİ ARAMIŞ”

    Genel başkan diyor ki “bir milletvekili tarafından benim hesaplarım araştırılmış.” Uğur Poyraz “bu içeriden mi dışarıdan mı” deyince genel başkan “hayır içeriden” diyor. Baktık, kendimizden asla şüphelenmeyiz ama arkadaşlarımıza da konduramadık. Bizim vekillerimizden kimseye konduramadık. Kim genel başkanın ailesinin hesaplarını merak etsin? Bu bir suçtur. Bu dedikodular büyüdü. Ben bu süreçte Özel Kalem Müdürü Esma Beker’in Ankara, İstanbul belediyelerini arayıp “Ümit Dikbayır’ın sizinle akçeli işleri var mı?” diye araştırdığını duydum. Hiç ses etmedim, çünkü ben kendimi biliyorum. Aradığı kişileri söyledi bana. Ben bir kere bile kimseyi arayıp böyle yapıyor demedim. Belediyelerle iş yapıyor dedikodusu çıktı. Genel başkanın bunlara itibar etmeyeceğini düşünüyorum.

    “ÇOCUKLARIMIN ÜZERİNE YEMİN ETTİM”

    Akşener sonra grup toplantısında yüzümüze baka baka bize bir şeyler ima etti. Arkadaşlar sana söylüyor dedi. Akşener “Belediyelerle iş yapanın elini kıracağım” filan dedi. Ben yine inanmadım, Sakarya’dan birilerine söylemiş. Grup toplantısı çıkışında hem avukatı hem de genel başkan yardımcısı Sedat Aksakallı’ya “görüşebilir miyiz” dedim. Bundan önce Akşener’e attığım Whatsapp mesajında “Ben bunları yapmadım, çocuklarımın üzerine yemin ederim” dedim. Mesajıma dönüş yapmadı, çağrılmadım. Aksakallı ile görüşmek zorunda kaldım. “Sizden tek bir şey istiyorum, benim genel başkanım hesaplarımı incelettiğimi söylüyorsunuz, ben böyle bir şey yapmadım. Savcılığa suç duyurusunda bulunan, bankaya dilekçe yazın” dedim. Sürekli olarak buradan sektirmeye çalıştı, “işte şeyler seni gösteriyor, devletten bilgi geldi” dedi. Genel başkanın bundan emin olduğunu söyledi. Benim ismimi geçirin, bundan hak doğsun bu işlemi ben yapayım dedim, olmaz dedi. Belediyelerle iş yaptığımı söyledi. Belediyelerle benim ne işim var? Benim normal hayattaki işimde de belediyelerle işim yok. Kendi ilimdeki belediye ile işim yok.

    “BELEDİYELERLE İLİŞKİMİ ORTAYA ÇIKARSINLAR İSTİFA EDERİM”

    Benim, ailemin, sülalemin belediyelerle ticari ilişkisini ortaya çıkarsından bugün milletvekilliğinden istifa edeceğim.

    “AKSAKALLI İŞ ADAMLARINDAN PARA ALIP ESMA HANIMA VE KOCASINA VERDİĞİNİ SÖYLEDİ”

    Aksakallı sonra iş adamlarından para alıp getirdiğini söyledi. “Nasıl yani” dedim? Orada ben başka bir şey gördüm. “Ben bu partinin mali işler başkanıyım, senden bana para gelmedi?” dedim. Aksakallı “ben Esma hanıma verdim, kocasına verdim” dedi. Oradan bana veya partinin kasasına para gelmedi. Aksakallı bana bir kuruş vermedi.  

    “GENEL BAŞKANLIK KATINDA BİRİSİYLE İLİŞKİSİ VARDI”

    5 sene önce partiden atılmış bir kız, neden atıldığını biliyorum. Bu kız genel başkanlık katında birisiyle ilişkisi vardı. İsmini söylemeyeceğim, ikisinin de ailesi var. Bu işleri öyle ortaya atmak kolay değil. Ben isim söylersem bu insanların yuvası yıkılır. Bu işler kolay değil. Ben o zaman bu ilişkiyi fark ettim. Bu herife dedim ki “bu ilişkiyi bitir, bu iş genel başkana zarar verir, yoksa genel başkana söylemek zorunda kalırım” dedim. Bu çocuk, ilişkiyi bitirecek ama doğal olarak kıza da söyledi. “Ümit Dikbayır fark etti” derken, kendi şeyinde yakalanıyor. Sonra bu çocuk, özel kalem Esma Beker bu işi kapatıyor. Kızı işten çıkartıyorlar ama bu kız benden dolayı çıktığını zannediyor. Şimdi bir nefret var, birkaç yerde yazmış çizmiş. Ben de kendimden emin olduğum için yanıt vermedim. Şimdi bu kızdaki nefreti bildikleri için 5 sene sonra “biz sana yeniden iş vereceğiz” diyorlar. Eline muhtemelen üç beş kuruş para verecekler. Kızcağız da nasıl bir çaresizlik içindeyse “yaparım” diyor. Partiden de iki şahit, ortada hiçbir şey yok. Ben diyorum ki yukarıda Allah var. Benim bu kızla bir resmim, videom, konuşmam, HTS kayıtlarına girsinler bu kızla telefonum 1 dakika yan yana gelmiş mi? Alnım açık, yüzüm pak.

    “YÜREKLERİ YETİYORSA 5 DAKİKA DELİKANLI OLUP TACİZ MADDESİYLE BENİ İHRAÇ ETSİNLER”

    Beni sadece bundan disiplin kurulundan atamıyorlar, bu yüzden yanına birkaç şey daha ekliyorlar. Medyada partiyi yıpratıyorlar diye. Yürekleri yetiyorsa 5 dakika delikanlı olup tek maddeyle beni ihraç etsinler. Taciz davasının tek maddesiyle beni ihraç etsinler. Bu işe kim alet oluyorsa kim yalancı şahitlik yapıyorsa hepsiyle tek tek hukukun önünde hesaplaşacağım.

    “ESMA HANIM, KORUMANIN KARDEŞİN İŞTEN ÇIKARTTI”

    Genel başkanın yanında bir koruma arkadaşımız vardı, Esma Hanım ile anlaşamadı. Bir yıl önce gönderdiler koruma arkadaşımızı. Bu arkadaşımızın Antalya’daki kız kardeşi asgari ücretle belediyede büfede çalışıyor. Esma Hanım o kurumun genel müdürünü arayarak bu kızı işten çıkarttı. O kızın ne günahı var?

    “AKŞENER’İN OĞLU 7-8 POŞETLE 200’ER BİN TL PARA DAĞITTI

    Bizim partimizin seçim kampanyasını her anlamda Fatih Akşener yönetti. Nedenini bilmiyorum. Böyle bir şey olur mu? Biz bu ülkenin refahı için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu parti kimsenin oyun alanı değil. Seçime gidiyoruz, seçim kampanyamızı genel başkanın elektrik mühendisi oğlu yönetiyor. İtiraz ettiğimiz ödemelerle alakalı. Ben bunu da yeni duydum. Seçim bitti, Fatih Akşener bana “kampanya ekibine para vermem lazım” dedi. Ben de “biz bütün çalışanlara birer maaş verelim, genel başkandan bunun onayını alırım, onlar daha fazla çalıştı, onlara iki maaş veririz, paramız var” dedim. Elden para vermenin doğru olmayacağını söyledim. Ben elden para verme yöntemini uygulamadım. Benden sonra elinde 7-8 tane İYİ Parti poşetiyle her birinin içinde 200 bin TL var, kendi ekibine para dağıtmış. Ben bunu anlamış değilim.  

    Ben partinin bir tane kasası var ben de onun başındayım zannediyordum. Birkaç tane kasası varmış.

    “İSTİFA ETMEYECEĞİM”

    Partiden istifa etmeyi düşünmüyorum. Ben partinin kurucularındanım. Üzerimde böyle çirkin istifalar varken asla istifa etmem. Bu parti benim ve arkadaşlarımın. Neden istifa edeceğim? Emeğim var, kanım var? Kürşad Zorlu ‘siyaset kalpazanları’ diyor, Bilge Yılmaz ‘çürük elmalar’ diyor. Siz kimsiniz ya? Delikanlı iseler beni tacizden ihraç etsinler, hiçbir soruya veremeyeceğim yanıt yok. Bunu disiplinle kapatmasınlar, götürsünler suç duyurusu yaptırsınlar. Varsa cezam çekeyim. Böyle kaypakça işlere gerek yok. Benim eşim her gün ağlıyor, ilaç kullanıyor. Eşim 10 gün çarşıya çıkamadı.

    “AKŞENER BELEDİYELERLE İŞ YAPANI ARIYORSA ODASININ 3 METRE ÖTESİNE BAKACAK”

    Akşener belediyelerle iş yapanı arıyorsa odasının 3 metre ötesine bakacak. Bütün Ankara biliyor. Makam odasının 3 metre ötesine bakacak. Bu partide başka oyunlar, kumpaslar dönüyor. Seçimden sonra genel başkan gitsin, biz onun yerine oynayalım diyen arkadaşlar var.

    “DANIŞMANIMA AJANLIK TEKLİF ETTİLER“

    Benim danışmanıma ajanlık teklif ettiler. Esma Hanım Sakarya’da 3-5 çakalı bulmuş bunların üzerinden, bunları aparat olarak kullanarak benim danışmanıma diyor ki ‘Bu nereye giderse bize haber ver, böcek koy, araç takip cihazı koy’ çocukta diyor ki ‘Sen bana ekmek verdin Ben bunu sana yapamam ama bunu bilmen lazım’ dedi.

    “UĞUR POYRAZ DAHİL HERKES KORKUYOR”

    Gürel’in “Uğur Poyraz istifa edecek mi sizce, onunla ilgili başka iddialar var mı?” sorusuna Dikbayır “Uğur Poyraz’ı yıllardır tanırım. Onun tarzı bu değil, ‘O öyle yaptı bu böyle yaptı’ diyecek tarzı yok onun. Nebi Hatipoğlu’nu Uğur Poyraz’a referans ettiler. ‘Bunu sen getirdin senin yüzünden gitti’ dediler. Nebi Hatipoğlu temayülde birinci çıktı Eskişehir’de Uğur Poyraz’ın oraya müdahale etmesi mümkün değil.” Dedi. Uğur Poyraz “niye süreci takip ediyorum” diyor, korkuyor çünkü. Bu partide kimi istemiyorlarsa taciz diyorlar.

    “ESMA BEKAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM”

    Esma Bekar hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Bir kişi bu işe yaltaklık yapsın hem ceza hem de tazminat davası açacağım. Savcılığa versinler, telefonlarıma baksınlar. Her şeye açığım ben.

    “AKŞENER PARTİYİ KONGREYE GÖTÜRMELİ”

    Akşener bu partiyi kongreye götürüp rahatlatsın. Bence kongreye götürmeli, bu kadar çalkantalı durumda. Ben istiyorum ki bu parti Türkiye’nin gündeminden düşsün. Benle mezara gidecek sırlar var. Genel başkan gereğini yapsın. Böyle kepazelik görmedim.

    Akşener’in masadan kalkma sürecinde yanında değildim. Bunlar sırdır, mezara gidecek şeylerdir.

    “AKŞENER’E ASLA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

    Söylediklerim yalansa Akşener mahkemeye versin. Bu süreçte Akşener’in eşiyle muhatap olmadım. Akşener’e çok kırgınım, asla hakkımı helal etmiyorum. Benim çoluğumu çocuğumu medyanın önüne attı. Beni istemiyorsa çağırıp söyleyebilirdi. Bu kadar alavereye gerek yoktu. Benim eşim her gün ağılıyor. Gücümün yettiği yere kadar mücadele edeceğim.

    “İSİM VERİRSEM AKŞENER ÇOK MAHÇUP OLUR”

    4-5 sene önce işten çıkardığınız birini niye işe alıyorsunuz? Gariban insanları kullanmasınlar. Ben ilişkisi olan kişinin ismini verirsen Meral Akşener çok mahcup olur. Akşener’e çok yakın. Beni zorlamasınlar. Bu kişi hala genel merkezde.

     

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com