Kategori: Bilgi Arşivi

  • Edgar Allan Poe Kimdir? Nerelidir? İşte Poe’nun Hayat Hikayesi

    Edgar Allan Poe Kimdir? Nerelidir? İşte Poe’nun Hayat Hikayesi

    Edgar Allan Poe, Amerikalı bir yazardır ve 19. yüzyılın en etkileyici korku hikayeleri ve gotik şiirleriyle tanınır. 19 Ocak 1809’da Boston, Massachusetts’te doğdu ve 7 Ekim 1849’da hayatını kaybetti. Poe’nun eserleri, sıklıkla karanlık ve gizemli temalarla doludur ve insan psikolojisi, hüzün, ölüm ve çılgınlık gibi konuları keşfeder.

    Poe, babasının terk etmesiyle küçük yaşta annesini kaybetti ve Richmond, Virginia’da John Allan tarafından evlat edinildi. Üniversite eğitimine devam etti, ancak maddi sıkıntılar ve Allan ile sorunlar nedeniyle eğitimini tamamlayamadı.

    Yazarlık kariyerine gazetecilikle başlayan Poe, edebiyat dünyasında da isim yapmaya başladı. 1839’da “The Fall of the House of Usher” ve 1843’te “The Tell-Tale Heart” gibi hikayeleri yayımlanarak büyük bir çıkış yakaladı. Poe’nun en ünlü eserleri arasında “The Raven”, “The Pit and the Pendulum” ve “The Masque of the Red Death” yer alır.

    Poe, öncü bir yazardır ve modern korku ve dedektif hikayelerinin temellerini atmıştır. Kurgusal eserleri ve eleştirel yazıları, edebi türlerin sınırlarını zorlamış ve edebi dünyada derin bir etki bırakmıştır.

    Ne yazık ki, Poe’nun hayatı trajik bir şekilde sona erdi. Alkolizm ve kişisel zorluklarla mücadele ederken, tüm potansiyeline rağmen 40 yaşında hayatını kaybetti. Poe’nun edebi mirası, onun özgün ve kederli eserleriyle sonsuza kadar yaşayacaktır.

    Not: Yukarıdaki biyografi yapay zeka aracı tarafından üretilmiştir.

  • KPSS HAKKINDA MERAK EDİLENLER

    KPSS HAKKINDA MERAK EDİLENLER

    Kamu Personeli Seçme Sınavı, Ülkemizde devlet kurumlarına atanmak isteyenler için önemli bir bariyerdir. Kamu personeli seçme sınavı kamu sektöründe çalışmak için çoğu kişi için zorlu kapıları açar.KPSS sınavından alınan sonuçların ne kadar süreyle geçerli olduğu konusunda da belirsizlikler bulunabilir. ‘’KPSS kaç yıl geçerlidir?’’ sorusuna cevap arayarak sınav hakkında önemli bilgiler vereceğiz.KPSS nedir?Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), Ülkemizde devletin çeşitli kurumlarına atanmak isteyen adayları değerlendirmek için yapılan bir sınavdır. KPSS, Türkiye genelinde yıl içerisinde düzenlenen ve milyonlarca adayın katıldığı bir sınavdır. Bu sınav, özellikle devlet kurumlarında memur, uzman veya sözleşmeli personel olarak görev yapmak isteyen kişiler için vazgeçilmez bir adımdır.KPSS sınavının sonuçlarının geçerlilik süresi sık sık değişme ihtimali olsa da genel olarak 2 yıl boyunca geçerlidir. Yani, bir KPSS sınavına katıldığınızda, sınav sonuçlarınız 2 yıl boyunca bu sonuçlarla devlet kurumlarına başvurabilirsiniz. Örneğin, 7 Temmuz 2023 tarihinde KPSS sınavına katıldınız 2 yıl boyunca yani 7 Temmuz 2025 tarihine kadar kamu kurumlarına o puan ile başvuru yapabilirsiniz.KPSS sınavına kimler içindir?KPSS değerlendirme sınavına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları başvuru yapabilir. Ayrıca, belirli şartları taşıyan yabancı uyruklu adaylarda sınava başvurabilir. Her sene sınav dönemi için gerekli başvuru şartları ve detayları ÖSYM tarafından ilan edilir.Kamu personeli seçme sınavının sonuçlarını öğrenmek için ÖSYM’nin resmi internet sitesini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz. Sınav sonuçları açıklandığı ilan edildiğinde adaylar ÖSYM sitesi üzerinden sonuçlarım kısmını tıklayarak girmiş oldukları sınavın puanlarını öğrenebilirler. Bunun yanı sıra sonuçlar SMS ile de bildirilebilir, bundan dolayı iletişim bilgilerinizi doğru ve eksiksiz bir şekilde kaydetmeniz önemlidir.

  • 18 Mayıs 1944 Kırım sürgünü ve soykırımı

    18 Mayıs 1944 Kırım sürgünü ve soykırımı

    Sovyetler Birliği’nin Nazilerle işbirliği yapmakla suçladığı Kırım Tatarlarını Orta Asya’ya sürmesinin üzerinden 75 yıl geçti.

    10 Mayıs 1944’te Beriya tarafından, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı
    Stalin’e Kırım Türkleri’nin Sovyet halkına karşı “ihanet” ettikleri
    gerekçesiyle sürgünlerini talep eden ve bu konuda Devlet Güvenlik Komitesi’nin (GKO) onayını isteyen bir belge ulaşmıştır. Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te “Kırım Türkleri”ni sürgün kararı uygulanmaya başlanmıştır. Çocuk, kadın, ihtiyar ayrımı yapılmadan Kırım Türkleri’ne karşı amansız bir zulüm başlamıştır. Hayvan vagonlarına bindirilerek Özbekistan başta olmak üzere SSCB’nin çeşitli yerlerine doğru sürgün edilmişlerdir. Yolculuk boyunca yeterli yiyecek ve içecek verilmeyen Kırımlılar’ın çoğu açlıktan, susuzluktan ve hastalıklardan dolayı vefat etmiştir.

    2016 Eurovision şarkı yarışmasında birinci olan Jamala’nın 1944 isimli şarkısı.

    İkinci Dünya Savaşı’na kadar ve savaş yıllarında Kırım Türkleri, gördükleri eza, baskı, işkence ve ölümlerle tükenişin eşiğine gelmişti. İkinci Dünya Savaşı sonunda SSCB Devlet Başkanı Stalin, Kırım Türklerinin savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle top yekûn sürgün kararı almıştır.

    Emir, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Türklerine iletildi. İki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün, kasabanın, şehrin meydanında toplanmaları isteniliyordu. Aynı gece Kırım Türklerinin evlerine zorla giren Kızıl ordu askerleri 10 dakika içerisinde evlerini terk etmelerini emrediyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürüldü. 423.100 kişiden oluşan Kırım Türkleri, hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarına, âdeta istif eder gibi yerleştirildiler. Vagonlara doldurulanların 57.000’i 0–5 yaş arası çocuk, 68.000’i ise 60’ın üzerinde yaşlı insanlardı.

    Ertesi gün, Arabat bölgesinde bir köyde, 150 civarında Türk’ün unutulduğu anlaşıldı. Haber Stalin’e ulaştırıldığında emir verdi: ‘Bunların işini 24 saat içerisinde bitirin ’ Emir yerine getirildi: Bebek, çocuk, kadın ihtiyar ve genç köy halkı, küçücük bir tekneye dolduruldu. Tekne, kıyıdan bir-kaç mil açılınca batırıldı. Türklerle birlikte Kırım’da yaşayan Musevî dinine mensup Türkler ile aynı dine mensup Yahudiler de sürgün edildiler.

    Sürgün 300’den fazla insanın doldurulduğu hayvan vagonları içinde, bir aydan fazla süren yolculuk sırasında, kimsenin vagonlardan inmesine asla izin verilmeden, hiç kapıları açılmadan, hiç yemek verilmeden, cesetler dahi boşaltılmadan gerçekleştiriliyordu. Tüm ihtiyaçlar, vagon içerisinde karşılanıyor, ölenlerin cesetleri kokmaya başlayıp teneffüs edilen hava, tehlikeli ölçüde zehirlenince, pencerelerden rast gele atılıyordu. Yolculuk sırasında 195.371 kişi ölmüştü.

    İlgili:
    http://habernida.com/kirim-tatar-surgunusoykirimi-18-mayis-1944/
    https://onedio.com/haber/12-maddede-kirim-tatar-surgun-ve-soykirimi-510343
    https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/743223-18-mayis-1944

    https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/05/160518_kirim_tatarlari_surgun

  • Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz’da neredeydi?

    Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz’da neredeydi?

     

    Kılıçdaroğlu 15 Temmuz’da neredeydi? – Murat Kelkitlioğlu

    CHP lideri, 15 Temmuz gecesini İstanbul’da Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinde geçirdiğini daha önce açıklamıştı zaten. Benim anlatacağım ise, İstanbul Atatürk Havalimanı VIP salonuna indiği anda neler yaşandığı…

    Tarih 15 Temmuz, saat 23.00-23.30 civarları…

    Vatan hainleri havalimanını işgal etmiş, VIP salonunun önünde de bir tank konuşlanmış. Bu arada, CHP liderinin uçağı iniş yapıyor. CHP’nin İstanbul yöneticileri de Kılıçdaroğlu’nu karşılamak için VIP’e doğru yola çıkıyor. Salonun önünde konuşlanmış tankın içindekiler, partililerin araçlarını içeri sokmuyor. CHP’li yöneticiler bunun üzerine araçlarından iniyor ve asker bozuntularını selamlayarak VIP salonuna giriyor. Durum Kılıçdaroğlu’na anlatılıyor ve salondan nasıl çıkılacağının planı yapılıyor.

    O sırada beklenmedik bir gelişme yaşanıyor ve salonun önündeki tank başka bir yöne hareket ediyor. Bunu fırsat bilen CHP’liler, genel başkanlarını da yanlarına alıyor ve hızla hareket ederek, tankın içeri almadığı araçlarına binerek olay yerinden uzaklaşıyor.
    Kaynak: https://www.aksam.com.tr/murat-kelkitlioglu/yazarlar/kilicdaroglu-15-temmuzda-neredeydi-c2/haber-562270

    Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Kılıçdaroğlu’nun ifadelerini köşesine şöyle taşıdı: 

    “Darbeci askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne çıktığı saatlerde Kemal Kılıçdaroğlu, 21.50 uçağıyla İstanbul’a gidiyordu. 1-a numaralı koltukta Kılıçdaroğlu, 1-B’de ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı* oturuyor. Uçağın tekeri Atatürk Havalimanı’nın pistine 23.00 civarında değiyor. Uçak körüğe yanaşırken, cep telefonunu açıp, askerlerin köprüye çıktığı haberini gören basın danışmanı Okan Konuralp hemen Kılıçdaroğlu’na koşup bilgi veriyor. Kılıçdaroğlu’na o an haberi alınca ne düşündüğünü sordum. “Arkadaşlar iki köprünün kapatıldığı ve uçakların uçmadığını haber verince önce espri yapıyorlar zannettim” dedi. Ama espri yapılacak bir durum yoktu. Kılıçdaroğlu, kısa süre içinde bir darbe ile karşı karşıya olduğumuzu fark ediyor. O sırada yanındaki koltukta oturan Hayati Yazıcı’ya dönüyor. “Darbeye karşıyız Hayati Bey” diyor. Apar topar VIP salonuna geçiyorlar. “Ankara’ya dönmek istedim, ‘Uçaklar kalkmıyor’ dediler. ‘Havaalanından çıkalım’ dedim, ‘Tanklar kapatmış’ dediler”

    Bu sırada CHP yöneticileriyle irtibat kuruluyor. Kılıçdaroğlu’nun ilk talimatı, “Bu bir darbedir. Başarılı olsa da başarısız olsa da değişmez. Kesinlikle karşı çıkacağız” oluyor. Havaalanı tanklarla ablukaya alınmış. İtiş kakış arasında Kılıçdaroğlu’nun aracı havaalanından dışarı çıkarılıyor. Bu kez CHP liderinin nereye götürüleceği gündeme geliyor. Kılıçdaroğlu, “Otel güvenli olmaz diye bir arkadaşımın evine gittik” diyor. Kılıçdaroğlu, daha güvenli olacağı düşüncesiyle Bakırköy Belediye Başkanı Kerimoğlu’nun evine götürülüyor. “Evde TV’leri açınca işin vahametini anladık. Kısa bir açıklama yaparak, darbeye karşı olduğumuzu duyurdum. Ardından TV’lere bağlanıp, darbeye karşı olduğumuzu açıkladım.”

    […]

    Kılıçdaroğlu ile bu konuşmayı 17 Temmuz sabahı yapmıştım. Dün bir kez daha görüşüp, diyalogları güncelledim. Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’da darbeye karşı doğru bir duruş sergiledi. Ama “15 Temmuz kontrollü darbe” tartışmasını açarak, yanlış yaptı. Başta kendi duruşuna gölge düşürdü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Darbe gecesi sen neredeydin” diye sormasına neden oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da milleti ile birlikte tanklara karşı çıkıp darbeyi püskürten lider olarak tarihte yerini aldı. Peki Kılıçdaroğlu, niye tankın üzerine çıkmadı, milletle beraber sokağa çıkmadı? Tankın üzerine çıksa ya da milletle birlikte sokağa çıksa tek kelime ile kahraman olurdu. Ama Erdoğan’dan bir tane oluyor.
    Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/kilicdaroglu-o-geceyi-anlatti-40423523

    Erdoğan: Kılıçdaroğlu, havalimanında darbecilerle temas kurdu!
    15 Temmuz gecesi Kılıçdaroğlu’nu misafir eden CHP’li başkan konuştu
    15 Temmuz gecesi Kılıçdaroğlu’nun kaçış anı
    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz Darbe girişiminin 2. yıldönümü mesajı
    Kılıçdaroğlu 15 Temmuz’a hem “kontrollü darbe” hem de “destan” dedi
    Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’da Çekilmiş Fotoğrafı Ortaya Çıktı

  • Susurluk Kronolojisi (Öncesi, Kaza, 1997, 1998, 1999, 2000)

    Susurluk Kronolojisi (Öncesi, Kaza, 1997, 1998, 1999, 2000)

    Susurluk’un Öncesi

    22 Mayıs 1947: ABD Başkanı Truman, Türkiye ve Yunanistan’a komünizm tehlikesine karşı mali yardım yasasını imzaladı.
    5 Haziran 1948: İstanbul’da Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu. İlk kongresini 30 Ekim 1948’de yapan dernek, 1963 yılında 9, 1968 yılında 141 şubeye sahipti.
    4 Nisan 1949: Washington’da NATO anlaşması imzalandı.
    7 Temmuz 1950: Türkiye Kore Savaşı ile ilgili BM kararını onayladı  ve ABD önderliğinde oluşturulacak Birleşik Komutanlığa 4500 asker yollamayı kabul etti. (Savaş sonrasında, Kore’ye yollanan askerlerin 717’sinin öldüğü, 2246’sının yaralandığı ve 167’sinin de kayıp olduğu bildirildi.)
    20 Eylül 1951: Türkiye NATO üyesi olarak kabul edildi.
    27 Eylül 1952: Seferberlik Tetkik Kurulu, Amerikan Askeri Yardım Kurumu JUSMAT binasında kuruldu.
    6/7 Eylül 1955: Selanik’te Atatürk’ün evinin bombalandığı iddiası ile başlayan olaylar azınlıklara yönelik bir yağma harekatı şekline dönüştü. Hükumet İstanbul, Ankara ve İzmir’de sıkıyönetim ilan etti ve olayları başlatanların komünistler olduğunu açıkladı.
    27 Mayıs 1960: Türk Silahlı Kuvvetleri içinde Milli Birlik Komitesi adıyla faaliyet gösteren bir grup subay yönetime el koydu. Devlet Başkanlığı, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığı görevlerini Orgeneral Cemal Gürsel üstlendi. Başbakanlık Müsteşarlığına Kurmay Albay Alparslan Türkeş getirildi.
    31 Temmuz 1964: 13 Kasım 1960’da Milli Birlik Komitesinden ihraç edilen Alparslan Türkeş CKMP’ye girdi ve genel başkanlığa getirildi.
    1965: Ülkü Ocakları Derneği kuruldu.
    14 Temmuz 1968: CKMP sözcüsü Rıfat Baykal, partili gençleri “her bakımdan dinamik ve etkili bir kadro haline getirmek için parti gençlik kamplarında komando dersleri verileceğini açıkladı.
    9 Şubat 1969: CKMP’nin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi.

    22 Kasım 1970: İstanbul’da Kültür Sarayı kimliği belirsiz kişilerce yakıldı.
    12 Mart 1971: Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Deniz Kuvvetleri Komutanı Cemal Eyicioğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri adına hükümete, Millet Meclisine ve Cumhuriyet Senatosuna yönelik hazırlanan 12 Mart Muhtırasını verdi. Demirel kabinesi istifa etti.
    5 Mart 1972: Marmara Yolcu Gemisi kimliği bilinmeyen kişilerce batırıldı.
    28 Haziran 1972: Eminönü Araba Vapuru, kimliği bilinmeyen  kişilerce batırıldı.
    1 Ekim 1973: MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, ‘Emanet olan davayı kucakladım. Hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum.  Geri dönersem vurun. DAVADAN DÖNENİ VURUN.’ dedi.
    20 Temmuz 1974: Türk Ordusu Barış Harekatını başlattı ve  Kıbrıs’a çıkartma yaptı. Lefkoşe ele geçirildi. ABD Kongresi Türkiye’ye yönelik silah ambargosu başlattı.
    31 Mart 1975: Milliyetçi Cephe Hükumeti AP, MSP, MHP ve CGP tarafından Süleyman Demirel’in başbakanlığında kuruldu.
    8 Ağustos 1975: Beyrut’ta görev yapan bir Türk diplomatının arabasına Ermenilerce bomba konuldu. Bunu 22 Ekim 1975’de Viyana, 24 Ekim 1975’de Paris,9 Haziran 1977’de Vatikan, 29 Ocak 1982’de Los Angeles, 5 Mayıs 1982’de Boston Büyükelçilerinin, 16 Şubat 1976’da Beyrut Büyükelçiliği Birinci Katibinin, 2 Haziran 1978’de Madrid Büyükelçisinin eşinin ve şoförünün, 12 Ekim 1979’da Hollanda Büyükelçisinin oğlunun,  7 Haziran 1982’de Lizbon Büyükelçiliği İdari Ateşesinin, 10 Eylül 1982’de Burgaz Konsolosluğu İdari Ateşesinin öldürülmesi; 15 Mayıs 1977’de Paris Türk Turizm Bürosunun, 29 Mayıs 1977’de Yeşilköy Havaalanı ve Sirkeci Garının, 3 Ocak 1978’de Brüksel Büyükelçiliğimizin, 8 Temmuz 1979’da Paris THY bürosu ve Turizm Ateşeliğimizin çeşitli Ermeni terör örgütlerince bombalanması eylemleri izledi.

    25 Aralık 1976: Silopi ilçesi Jandarma Komutanı Üstteğmen Ahmet Cem Ersever, halkın üzerine ateş açtırdı. Olayda 3 kişi yaralandı. TMBB konu ile ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verdi.
    27 Ocak 1977: Ankara Emniyet Müdürlüğü Abdullah Çatlı hakkında polise ateş açtığı gerekçesi ile işlem yapıyor.
    1 Mayıs 1977: İstanbul Taksim’de düzenlenen 1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlamalarında göstericilerin üzerine çeşitli noktalardan açılan ateş sonucu 34 kişi öldü çok sayıda insan  yaralandı. Polis 350 kişiyi gözaltına aldı.
    29 Mayıs 1977: CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in Çiğli’de yaptığı seçim gezisinde kimliği belirsiz kişilerce suikast girişiminde bulunuldu. Ecevit olayı yara almadan atlattı.
    2 Haziran 1977: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Namık Kemal Ersun ve 200 subay emekli edildi. 1 Mayıs 1977 olayları, Çiğli Suikasti gibi operasyonlar ordu içinden tasfiye edilen bu kanat ile ilşikilendirilmişdi.
    24 Haziran 1975: MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, ‘Ülkücü Gençler Devletin Güvenlik Kuvvetlerine Yardımcı Oluyorlar’ dedi.
    21 Temmuz 1977: İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti Demirel tarafından kuruldu.
    30 Ağustos 1977: Kara Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Kenan Evren getirildi.
    24 Aralık 1977: MİT İstihbarat Başkanlığı Yardımcısı Emekli Albay Sabahattin Savaşman, Genel Kurmay Askeri Mahkemesi tarafından, CİA hesabına casusluk yapmak suçundan tutuklandı.
    2 Şubat 1978: Bülent Ecevit Hükümetinin Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık, ‘Ordu içinde kontrgerilla yoktur’ dedi.
    16 Mart 1978: İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde sol görüşlü öğrencilerin, saldırılardan korunmak amacıyla toplu olarak okuldan ayrıldıkları sırada, üzerlerine atılan bir bombanın patlaması ile 7 öğrenci öldü, 41 öğrenci yaralandı. İstanbul Emniyet müdürlüğü 7 Mart tarihinde kampüs polisine sağ görüşlü öğrencilerin bombalı bir saldırı hazırlığında olduğunu bildirmişti.
    24 Mart 1978: Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz, ülkücü  İbrahim Çiftçi ve arkadaşları tarafından öldürüldü.
    7 Nisan 1978: İstanbul Hukuk Fakültesi Doçenti Server Tanilli evinin önünde açılan ateş sonucu ağır yaralandı.
    17 Nisan 1978: Malatya Belediye Başkanı Hamido, eşi ve bir çocuğu, evine yollanan bir bomba sonucu yaşamını kaybetti. Malatya’da çıkan olaylarda solculara yönelik saldırılar yüzünden askeri birlikler müdahale etmek durumunda kaldı.
    Mayıs 1978: Ankara valiliği Ülkü Ocakları Derneği hakkında suç duyurusunda bulundu. Dernek yöneticileri Ülkü Ocaklarını feshetti ve Ülkücü Gençlik Derneği kuruldu. Ülkü Ocakları Derneği’nin başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Ülkücü Gençlik Derneği başkanlığını üstlendi.
    19 Mayıs 1978: Ankara Etlik Piyangotepe’de ülkücü bir grup, solculara ait bir kahvehaneyi bastı. 7 kişiyi öldürdü.
    11 Temmuz 1978: Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert öldürüldü. Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi Abdullah Çatlı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarttı.
    3 Eylül 1978: Sivas’ta iki çocuğun kavgası sağ-sol çatışmasına dönüştü. 2’si kadın, 1’i çocuk 9 kişi öldü, 60 kişi yaralandı.
    9 Ekim 1978: Ankara Bahçelievler’de 7 TİP üyesi Abdullah Çatlı’nın planladığı  bir eylem sonucu , Haluk Kırcı ve arkadaşlarınca öldürüldüler.
    20 Ekim 1978: İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Bedri Kalafakioğlu öldürüldü.
    27 Kasım 1978: Diyarbakır ili Lice ilçesi Fis  köyünde yapılan bir toplantıda Abdullah Öcalan liderliğinde PKK (Kürdistan İşçi Partisi) isimli örgüt kuruldu. PKK, Temmuz 1979’da Milletvekili Celal Bucak’a yönelik bir saldırı düzenleyerek varlığını kamuoyuna duyurdu.
    21 Aralık 1978: Kahramanmaraş’ta öldürülen sol görüşlü iki öğretmenin cenazesinde olaylar çıktı. Dört gün boyunca sağ ve sol gruplar arasında süren çatışmalarda 111 kişi öldü, 1760 kişi yaralandı.
    1 Şubat 1979: Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi İstanbul’da kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu öldürüldü.
    19 Mayıs 1979: Doğan Öz’ü öldürmekten aranan ülkücü Hüseyin Kocabaş ve arkadaşları Balıkesir’de yakalandılar.
    30 Mart 1979: Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Lokman Kundakçı, 70 bin marka ulaşan kumar borcu yüzünden önce Aydınlık gazetesine, daha sonra da İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’e “siyasi cinayetlerin arkasında hareketin lideri olan kişi vardır” dedi.
    7 Haziran 1979: Malatya’da öğretmen Nevzat Yıldırım, Oral Çelik ve Bedri Ateş tarafından öldürüldü.
    5 Haziran 1979: Kaldığı yer MİT tarafından İstanbul Emniyet’ine bildirilen Mehmet Ali Ağca, İstanbul’da yakalandı.
    10 Temmuz 1979:  Mehmet Ali Ağca, İstanbul Emniyet Müdürü Hayri Kozakçıoğlu tarafından basın önüne çıkartıldı. Ağca’nın silahı temin ettiği Mehmet Şener aranmaya başlandı.
    3 Ağustos 1979: Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi Doğan Öz’ü öldürmekten sanık İbrahim Çiftçihakkında idam cezası kararı aldı.
    20 Ağustos 1979: Bahçelievler’de 7 TİP üyesinin öldürülmesi ile ilgili dava Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde görülmeye başlandı.
    26 Eylül 1979: Abdi İpekçi’nin öldürülmesi ile ilgili olarak sanık Mehmet Ali Ağca hakkında idam istemi ile İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesinde kamu davası açıldı.
    20 Kasım 1979: İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit DOğanay öldürüldü.
    25 Kasım 1979: Mehmet Ali Ağca, tutuklu bulunduğu Kartal-Maltepe Askeri Cezaevinden kactı.
    7 Aralık 1979: İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyoloji Kürsüsü Başkanı Cavit Orhan Tütengil öldürüldü.
    24 Ocak 1980: Ekonomiyi düze çıkartmak amacı ile AP azınlık hükümeti bir dizi karar aldı.
    27 Mayıs 1980: MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Gümrük ve Tekel eski Bakanı Gün Sazak öldürüldü.
    4 Temmuz 1980: Çorum’da olaylar çıktı. 26 kişi öldü. Solculara ait çok sayıda ev ve işyerleri ateşe verildi.
    19 Temmuz 1980: Eski Başbakanlardan Nihat Erim İstanbul’da öldürüldü. Olayı Dev-Sol üstlendi.

    21 Temmuz 1980: Maden İş Başkanı Kemal Türkler İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
    12 Eylül 1980: Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği yetkiye dayanarak, emir ve komuta zinciri içerisinde yönetime el koydu. Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren oluşturulan Milli Güvenlik Konseyi’nin de başkanlığını üstlendi.  Türk-İş dışındaki sendikalar, Kızılay dışındaki dernekler ve tüm partiler kapatıldı. Bazı milletvekilleri ve parti liderleri gözaltına alındılar.
    20 Ağustos 1980: Mehmet Özbay Urfa Emniyet Müdürlüğüne başvurarak bir pasaport aldı.
    8 Ekim 1980: Abdullah Çatlı yurtdışına çıktı.
    11 Ekim 1980: MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş tutuklandı.
    24 Ekim 1980: Mehmet Ali Ağca, İsviçre Lucoma’da Hotel Krone’a yerleşti. Otelde 4 gün kalan Ağca, Mehmet Şener, Oral Çelik ve Abdullah Çatlı ile görüştü.
    15 Kasım 1980: Bahçelievler Katliamı davasında zanlılardan Ercüment Gedikli, albay olan babası sayesinde tahliye edildi.
    17 Kasım 1980: Bahçelievler Katliamı davasında zanlılardan Haluk Kırcı,Abdullah Çatlı’nın liderliğinde 7 TİP’liyi nasıl öldürdüğünü anlattı.
    29 Nisan 1981: Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde 587 sanıklı MHP davasına başlandı. 1971-1980 tarihleri arasında 694 kişinin sağ görüşlü kişilerce öldürüldüğünü açıklayan Savcı, Türkeş ve 498 sanık hakkında idam cezası istedi.
    13 Mayıs 1981: Abdi ipekçi cinayetinin firari sanığı Mehmet Ali Ağca, Vatikan’da Papa II. Jan Paul’ü vurdu. Papa saldırıdan yaralı olarak kurtulurken, Ağca’nın kaldığı otelde yapılan aramada ele geçen bir mektupta ABD ve Sovyet Emperyalizmine dünyanın dikkatini çekmek için bu eyleme giriştiği yazıyordu.
    22 Şubat 1982: Oral Çelik, Mehmet Şener, Abdullah Çatlı Zürih’te uyuşturucu kaçakçılığı suçundan yakalandı. İnterpol tarafından aranan Şener dışındakiler  serbest bırakıldılar.
    4 Mart 1982: Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Nolu Askeri Mahkemesi Abdullah Çatlı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı.
    25 Mart 1982: Oral Çelik hakkında Abdi İpekçi cinayetinde görev aldığı iddiası ile tutklama kararı çıkartıldı.
    8 Temmuz 1982: Abdullah Çatlı, Türk İnterpol’ünün isteğiyle, Kırmızı Bülten ile aranmaya başlandı.
    8 Ağustos 1982: ASALA Militanları Esenboğa Havaalanına bir saldırı düzenlediler. 16 kişiyi rehin alan militanlar polis ile çatıştı. 9 kişi öldü, 72 kişi yaralandı. Operasyon sonucu yaralı olarak yakalanan Leo Ekmekçiyan tutuklandı.
    28 Ağustos 1982: ASALA, Ottowa Askeri Ateşemiz Albay Atilla Altıkat’ı öldürdü. Altıkat Ermeni terör örgütlerince öldürülen ilk subaydı.
    Devlet Başkanı Kenan Evren, Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı yetkileri ile köşkte bir görüşme yaptı. Görüşmede ASALA’ya karşı yurtdışı operasyonlara başlanılması kararı alındı.

    9 Eylül 1982: Kırmızı Bülten ile İnterpol tarafından aranan Abdullah Çatlı gerçek ismini kullanarak Miami’den ABD’ye girdi.  İtalyan Gladio şeflerinden Stefano Della Chiaie ile birlikte seyahat etmekte olan  Çatlı, idiiaya göre WACL (Dünya Anti-Komünistler Birliği) toplantısına katıldıktan sonra Henry Arsan ve Bekir Çelenk ile görüşmek için Bolivya’ya gitmişti.
    4 Ekim 1982: MHP davasınıda 162 savunma avukatı hazırladıkları dilekçede ‘MHP’nin seçim bildirgesindeki vaadleri ve MHP’nin tutum ve davranışları bugün fiilen iktidardadır’ diyerek sanıkların beraatini talep ettiler.
    6 Ocak 1983: MİT kaçakçılık ile ilgili olarak Güvenlik Dairesi’ni kurdu.
    1 Haziran 1983: MİT Müsteşarlığı Güvenlik Daire Başkanlığına Mehmet Eymür getirildi.
    15 Haziran 1983: Türk kökenli mafyanın kaçakçılıkla uğraşan gayrimüslümlere karşı tutumu yüzünden Behçet Cantürk’ün isteği doğrultusunda ASALA militanı Mıgırdıç Madaryan, Kapalıçarşı’da silahlı bir eylem düzenledi. 2 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.
    22 Ekim 1983: MİT ASALA’ya karşı çeşitli eylemler düzenlemesi için Avrupa’daki çeşitli Türk kuruluşlarına başvurdu. Paris’de Abdullah Çatlı ile anlaşmaya vardı.
    5 Aralık 1983: Paris’te ASALA liderlerinden Ara Torayan’ın arabasına bomba kondu.
    9 Şubat 1984: Babalar Operasyonu başlatıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık İstihbarat ve Harekat Daire Başkanlığı’ndan Atilla Aytek  ve MİT Güvenlik Dairesi’nden Mehmet Eymür, Genel Kurmay Başkanlığının oluru ileDündar Kılıç, Behçet Cantürk ve Abuzer Uğurlu’yu gözaltına aldı.
    17 Mart 1984: Marsilya’da Ermeni Gençlik Örgütüne bombalı bir saldırı düzenlendi.
    29 Nisan 1984:Paris’in Alfortville mahallesinde “Ermeni Soykırım Anıtı” açıldı.
    1 Mayıs 1984: Paris’te Henry Papazyan’ın arabasına bombalı bir saldırı düzenlendi.
    3 Mayıs 1984: Alfortuille ‘de Ermeni Anıtına bombalı bir saldırı düzenlendi. Aynı gün bir Paris’de Ermeni Kahvesi ve bir spor salonu da bombalandı.
    24 Haziran 1984: Paris’te Ermeni Gençlik Yurduna bombalı bir saldırı düzenlendi.
    24 Ekim 1984: Hasan Kurdoğlu sahte kilmiği taşıyan, Abdullah Çatlı Paris’te uyuşturucu ticareti yapmaktan dolayı tutuklandı. 27 Ekim’de Sante Ceezaevine kondu.

    25 Haziran 1985: Ankara 1 nolu Askeri Mahkemesi İbrahim Çiftçi’nin Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü, ancak hukuki zorunluluk nedeni ile Çiftçi’nin beraatine karar verdi.
    (daha&helliip;)

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com