Kategori: Bilim & Teknoloji

  • Dünyanın konuştuğu Prigojin suikastı ile ilgili dikkat çeken iddia: Talimatı veren isim Putin’in sağ kolu Patruşev çıktı

    Dünyanın konuştuğu Prigojin suikastı ile ilgili dikkat çeken iddia: Talimatı veren isim Putin’in sağ kolu Patruşev çıktı

    Rus paralı asker grubu Wagner’in kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin’in 23 Ağustos 2023’te Rusya’nın başkenti Moskova yakınlarında düşen uçakta dokuz kişiyle birlikte ölümünün bir suikast planı sonucunda olduğu, suikastın ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘sağ kolu’ Nikolay Patruşev tarafından onaylandığı iddia edildi.

    ABD’nin The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin Batılı istihbarat yetkililerine ve eski bir Rus istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberine göre, uçak kazasından aylar önce ülkenin askeri yetkililerine karşı ‘silahlı ayaklanma’ girişiminde bulunan Prigojin’in beraberindeki dokuz kişiyle birlikte St. Peterburg’a gitmek üzere bindiği uçağın kanadının altına küçük bir patlayıcı yerleştirilmişti.

    Söz konusu suikast planının bundan iki ay öncesine dayandığını ileri süren gazete, planı Putin’in ‘en eski müttefiki ve sırdaşı olan eski ajan’ Patruşev’in onayladığını belirtti. Kremlin ise Prigojin’in ölümünde dahil olduğu iddialarını reddediyor.

    “Temelli bertaraf” planı

    WSJ’ye göre, Patruşev, uzun bir süre boyunca Moskova’nın Ukrayna’da Wagner’e güvenmesinin ‘Prigojin’e çok fazla siyasi ve askeri nüfuz sağladığı’ konusunda uyarıda bulunmuş, bu nüfuzun Kremlin’i gittikçe daha fazla tehdit ettiğini belirtmişti. Buna göre, haziran sonunda Prigojin ve Wagner’in Rusya’daki üst düzey askeri yetkililere karşı silahlı bir isyan girişiminde bulunması sonrasında Patruşev devreye girdi. WSJ’ye göre, Patruşev burada aynı zamanda Prigojin’i temelli bertaraf etme fırsatı da görmüştü.

    Patruşev’in Putin’in Rusya üzerindeki otoritesini yeniden sağlamasına önemli bir rolü olduğunu savunan gazeteye göre, 72 yaşındaki Patruşev, ‘Putin’in politikalarını yorumlayarak ve emirlerini yerine getirerek tepeye tırmanmayı’ başarmıştı.

    “Patruşev ekimdeki görüşmeyi sebep olarak öne sürdü”

    ABD’li yetkililere göre, Yevgeniy Prigojin’in ölümünden kısa bir süre sonra yapılan ilk hükümet değerlendirmeleri, Moskova yakınlarındaki uçak kazasının bir suikast planının sonucu olduğunu ortaya koydu. İddiaya göre, KGB’nin devamı niteliğindeki Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) başkanlığını yapan Patruşev, 2022 yılının yaz aylarında Prigojin’le ilgili olarak Putin’e uyarılarda bulunmaya başlamıştı. Ancak Wagner’in Ukrayna’daki savaşta ilerleme kaydetmesiyle bu uyarılar dikkate alınmamıştı.

    Bu durum, Prigojin’in Putin’i arayarak Wagner güçlerine yeterince mühimmat sağlanmadığıyla ilgili şikayette bulunmasının ardından değişti. Ekim ayında gerçekleşen bu ‘kaba’ telefon görüşmesinin ardından Patruşev, bu konuşmayı Putin’in Prigojin’le arasına mesafe koyması gerektiğiyle ilgili bir sebep olarak öne sürdü. Buna göre, Prigojin, tehlikeli bir hale gelmişti ve Kremlin’in otoritesine hiçbir saygısı yoktu.

    “Putin planlara itiraz etmedi”

    Patruşev’in hazirandaki silahlı ayaklanma girişimi sırasında Prigojin’i ikna etmek için de çaba gösterdiği ifade edilen haberde, Patruşev’in ağustosta asistanına ‘Prigojin’den kurtulmak için bir operasyonu şekillendirmek üzere ilerlemesi’ emrini verdiği, bu planların daha sonra Putin’e de gösterildiği ve Putin’in bu planlara itiraz etmediği ileri sürüldü.

    Batılı istihbarat çalışanlarına göre, bundan haftalar sonra, Prigojin, Moskova’daki havalimanında uçakta yapılan kontrollerin bitmesini beklerken uçağın kanadının altına küçük bir bomba yerleştirildi. Yerel saatle 17.00 sıralarında havalanan uçak, 28 bin fite ulaştıktan ve aradan yaklaşık yarım saatten fazla geçtikten sonra düştü.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bu da Karadeniz usulü teslimat! Sipariş götürme şekli herkesi şaşırttı: Gören bir daha bakıyor

    Bu da Karadeniz usulü teslimat! Sipariş götürme şekli herkesi şaşırttı: Gören bir daha bakıyor

    Yıllar önce televizyonda izlediği bir görüntüden etkilenerek çalıştığı kahvehanede çay bardakları ile dolu tepsiyi kafasında taşımak isteyen Yıldırım bir türlü başarılı olamadı. Denemelerinde 150 çay bardağı kıran Yıldırım, bir süre sonra işten ayrılarak lokantada çalışmaya başladı.

    Sanayi mahallesinde bulunan bir lokantada çalışmaya başlayan İsmail Yıldırım hayalini gerçekleştirmek için bir kez daha deneme yapmak istedi.

    Yemek tabakları ile dolu tepsiyi kafasına koyan Yıldırım, yaptığı denemede bu kez başarılı oldu. O günden sonra yemek tabaklarını koyduğu tepsiyi eliyle değil de kafasına koyarak götürmeye başlayan Yıldırım, esnaf ve vatandaşların ilgisini çekti.

    10 yıldır günde yaklaşık 20 kilometre yol yürüyerek siparişleri yetiştiren Yıldırım yolun karşısına geçmeye çalışırken bir kaç kez trafik kazası da geçirdi.

    Yaşadığı kazada yaralanmasına rağmen yılmayan Yıldırım, kafasındaki tepsiyle sosyal medyada ilgi gördü. Kafasındaki tepsiyle yürürken Yıldırım’ı gören vatandaşlar cep telefonu ile kaydettikleri görüntüleri sosyal medyada yüklerken, lokantanın sıra dışı çalışanı İsmail Yıldırım kimi zaman elleri cebinde kimi zaman ise cep telefonu ile konuşarak siparişi verilen yemekleri teslim ediyor.

    ” ‘Yapabilirsem yaparım, yapamazsam en kötü işten atarlar’ deyip bu şekilde yemek taşımaya başladım “Evli ve 3 çocuk babası İsmail Yıldırım, tepsiyi elinde taşıdığı zaman yorulduğunu belirterek işten atılmayı bile göze alarak tepsiyi kafasında taşıdığını söyledi. Yıldırım, “Televizyonda izlemiştim. Nasıl yaptığını merak ettim. Denediğim zaman 150 tane çay bardağı kırdım. Ondan sonra bu işi yapamayacağını düşündüm. Sorasında lokantada çalışmaya başladığımda tekrar denedim. Burada yapabildiğimi gördüm. 10 senedir bu lokantada çalışıyorum. Bir tabak bile kırmadım. Tepsiyi diğer türlü taşıyınca elim ağrıyordu. ‘Yapabilirsem yaparım, yapamazsam en kötü işten atarlar beni’ düşüncesiyle yemek tepsisini kafamda taşımaya başladım. Baktım gidiyor öyle devam ettim. Lokantadan uzak yerlere de bu şekilde gidiyorum” dedi.

    “Günde yaklaşık 20 kilometre kafamın üzerindeki tepsi ile yemek taşıyorum”

    Kafasının üzerinde taşıdığı yemek tepsisi ile yoldan karşıdan karşıya geçerken bir kaç kez kaza da geçirdiğini dile getiren Yıldırım, “Görenler bu tepsiyi nasıl götürüyorsun, düşürmüyor musun diyorlar. Bende düşürse parası cebinde hazır diyorum. Çok kişi ‘dikkat düşüreceksin’ diyor. Yolun karşısına geçerken birkaç kez araba da çarptı bana. 10 senedir sadece bu işi yapıyorum. Bir işe acemice yaklaşırsan o işi yapamazsın. Ama oluruna bıraktığın zaman hiçbir şey olmaz. Günde yaklaşık 20 km kafamın üzerindeki tepsi ile yemek taşıyorum. Görenler cep telefonu ile beni çekiyor. Sosyal medyada çok videom var. Yemek siparişine göre tepsideki ağırlık değişiyor. Kimi zaman 2 tane kimi zaman 20 tane oluyor. Benim için fark etmiyor. Önemli olan onu kafamın üzerine koymam. Bazıları kafamın üstü düz mü diye bakıyorlar veya tepsinin altında bir şey mi var diye bakıyorlar. Bazıları tepsiyi kafamda taşıdığım için düzlendiğini söylüyor” şeklinde konuştu.

    “İlk gördüğümde o tepsinin düşmesi bekledim”

    Çevre esnaflardan Harun Kurnaz ise İsmail Yıldırım’ı ilk kez gördüğünde tepsinin düşmesini beklediğini kaydederek, “İsmail ağabey bizim yıllardır emekçimiz. Allah razı olsun yemeğimizi getirir. İsmail ağabeyin en önemli özelliği ellerini kullanmadan yemekleri kafasının üstünde tepsiyle beraber servis yapması. Boyu 10 cm daha uzun olsaydı bu tepsiyi taşıyamazdı. Bunun örneğini daha önce hiç görmedim. İlk gördüğümde o tepsinin düşmesi bekledim. Aradan dakikalar geçti bu daha düşmez dedim” ifadelerini kullandı.

    Esnaf İbrahim Turhal da “20 yıldır İsmail Yıldırım’ı tanıyorum. Daha önce bu şekilde simit taşıyanı görmüştüm ancak yemek taşıyanı hiç görmedim” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Çanakkale’de şiddetli sağanak: Kepez Çayı taştı

    Çanakkale’de şiddetli sağanak: Kepez Çayı taştı

    Çanakkale’de dün öğleden itibaren etkili olan şiddetli yağış nedeniyle debisi yükselen Kepez Çayı taştı. Çevrede yaz aylarında yaşanan yangınlar sonrası toprağa tutunamayan ağaçlar, çayda akan suyun şiddetiyle sürüklendi.

    Çayın denizle bağlandığı noktadaki köprünün akış menfezlerini tıkayan ağaçlar, iş makineleriyle bulundukları yerden kaldırıldı. Tıkanan çayın denize daha kolay akması sağlandı.

    Kepçeye binerek, taşan Kepez Çayı’nda incelemelerde bulunan Vali Aktaş, muhabirine, aşırı yağışlar öncesinde meteorolojik uyarılar yapıldığını söyledi.

    Çanakkale’de kuvvetli yağışın devam ettiğini belirten Aktaş, son orman yangınlarında zarar gören ağaç kalıntılarının dereleri kapatmasından dolayı Kepez Çayı’nda ve çevre köylerde sıkıntılar yaşandığını anlattı.

    Aktaş, son duruma ilişkin şu bilgileri aktardı:

    “Çok şükür herhangi bir insanımızda mağduriyetimiz söz konusu değil, herhangi bir kaybımız yok. DSİ, Özel İdare, jandarma, emniyet, AFAD, Kızılay herkes sahada. Herkes görevini yapıyor. Tüm tedbirlerimiz alınmış vaziyette. Afet Koordinasyon Merkezi gece boyunca çalıştı, bugün de çalışacak. Motosikletli kuryelerinin mağdur olmamaları için trafiğe çıkmamalarını istedik. Çalışmalarımız devam ediyor. Yağışlar gün boyu devam edeceğinden vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını, risk olan bölgelerden uzak olmalarını istirham ediyoruz”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Haliç’te ürküten görüntü: Resmen istila ettiler! Birinci sebebi kirlilik

    Haliç’te ürküten görüntü: Resmen istila ettiler! Birinci sebebi kirlilik

    Kirlilik ile gündemden düşmeyen Haliç’te havadan çekilen görüntülerde denizanası sürüsünün nasıl geniş bir alana yayıldığı gözler önüne serildi.

    Uzaktan bakıldığında müsilajı andıran görüntüsü ile görenleri tedirgin eden denizanası yoğunluğunu konunun uzmanı İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar değerlendirdi.

    “Denizanalarının artışına etken olarak birinci sebep kirliliktir”

    Denizanalarının yaklaşık 500 milyon yıldır dünya üzerinde yaşadığını ifade eden İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, “Denizanalarının hayatta kalma tecrübeleri hepimizden daha fazladır. Bu nedenle olumsuz her türlü koşula adaptasyon gösterip baskın hale geçebiliyorlar. Marmara Denizi uzun yıllardır kirletişmiş bir denizdir. Denizanalarının artışına etken olarak birinci sebep kirliliktir.

    Bunların üzerinden beslenen canlıların balıkçılık ile ortamdan çekilmesi, endüstriyel balıkçılık yapılması. Denizanası artışında önemli bir etken olabiliyor.

    Küresel ısınmaya bağlı olarak iklim değişikliği, daha tropik bölgelerde yaşayan türlerin akıntılarla Marmara denizine gelmesine olanak sağlıyor. İleri biyolojik arıtma olmayınca suyun kalitesini ve ekosistemin dengesini bozacak unsurları suya vermiş oluyorsunuz.

    Bu da denizanaları popülasyonu için bir fırsattır. Kıyı tahribatının durdurulması gerekiyor. Park yol yapmak adına kıyı ekosisteminin tahrip edilerek doldurulması, denizanalarının larvalarının üremesi için alan oluşturuyor” dedi.

    “Denizanaları müsilajın oluşmasında katalizör rolü var”

    2021 yılında ekolojik bir felaket yaşadığımızı hatırlatan İşinibilir, “Müsilaj olayını yaşadık, gerçekten korkutucu ve kötüydü. Her an yeniden yaşayabiliriz çünkü müsilajı oluşturan organizmalar Marmara Denizinde mevcut. Uygun koşullar meydana geldiğinde müsilaj tekrara görülebilir.

    Biz bakanlığımız ile olan ortak çalışmamız ile denizanalarının müsilajı tetikleyip tetiklemediğine baktık. Denizanaları müsilajın oluşmasında katalizör rolü var. Denizanalarının toplu ölümleri ile birlikte müsilajı destekleyecek koşullar meydana geliyor. Hemen dibimizde lağım çukuru gibi bir ortam olabilir. Marmara Denizi için hiçbir zaman umutsuz değilim çünkü kendini yenileyebilen bir deniz” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bolu’da keşfedildi! Bitki türünü bilim literatürüne kazandırdı: Yabani soğana babasının adını verdi

    Bolu’da keşfedildi! Bitki türünü bilim literatürüne kazandırdı: Yabani soğana babasının adını verdi

    Türkiye’nin doğal yabani soğan üzerine yaklaşık 20 yıldır bilimsel çalışmalar yapan Eker, Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yeni bir bitki türü keşfetti.

    Eker, keşfettiği yabani soğan türünü, dünyada başka örneklerinin bulunup bulunmadığını belirlemek için çevre ülkelerdeki floralarla da karşılaştırdı.

    İsmail Eker; Orta Doğu, Rusya, Avrupa ve Kafkasya bölgelerinin floralarında benzeri bulunmayan bitki türünü bilim literatürüne kazandırarak aynı zamanda bu türlerin isim babası oldu.

    Bilim insanı, keşfettiği yabani soğan türüne 13 yıl önce kaybettiği babası Mehmet Yaşar Eker’in adını verdi.

    Bilimsel ismi “Allium mehmetyaschari Eker” olan bitkinin Türkçe ismi ise “Tüylübaba soğanı” olarak belirlendi.

    Eker, bugüne kadar yaptığı keşiflerle oğlu, annesi ve yeğeninin yanı sıra üniversitenin kurucusu İzzet Baysal ile çok sayıda bilim insanının ismini verdiklerinin de aralarında bulunduğu 15 bitki türünü literatüre kazandırdı.

    “Bilim dünyasına yeni bir bitki türü kazandırmanın sevincini yaşıyorum”

    Prof. Dr. İsmail Eker, bilim dünyasına yeni bir bitki türü kazandırmanın sevincini yaşadığını söyledi.

    Bitkiyi keşfetme sürecini ve sonrasındaki çalışmalarını anlatan Eker şunları kaydetti:

    “Yakın türlerle karşılaştırmalarını yapıp bilimsel makale haline getirdim. Makalemizi, Finlandiya menşeli dergi olan ‘Annales Botanici Fennici’ye gönderdim. Bitki, orada alanında uzman hakemler tarafından da incelendi. Bizim savlarımız desteklendi. Bu bitkinin yeni bir tür olduğuna karar verildi. Daha sonra dergide yayımlandı. Bu bir bakıma bitkinin patent alması. Bilim literatürüne bu makaleyle girmiş oldu.”

    Eker, her yeni türün isminin, bulan bilim insanı tarafından belirlendiğini dile getirerek “Vefa olsun diye bitkiye, 2010 yılında erken yaşta kaybettiğim babamın adını verdim. Bunu çok kere düşünmüştüm. Babama uygun bir tür bulunca bitkinin ismini ‘Allium mehmetyaschari Eker’ olarak bilim dünyasına duyurmuş olduk. Türkçe ismini de ‘Tüylübaba soğanı’ olarak önerdik. Literatüre de bu şekilde girdi.” diye konuştu.

    Daha önce yaptığı keşiflerle oğlu, annesi ve yeğeninin yanı sıra üniversitenin kurucusu İzzet Baysal ile çok sayıda bilim insanının ismini verdiklerinin de aralarında bulunduğu 15 bitki türünü literatüre kazandırdığını belirten Eker, “Bununla birlikte 16 tür oldu. Bitkinin ismini bir bilim adamına ya da bir bölgeye, bir şehre ithaf ediyoruz. Bunun yanı sıra aile bireylerimin isimlerini de verdim. Oğlum Pamir Yiğit’in ismini verdiğim bir bitki var Bolu Abant Dağları’nda; ‘Yiğit sümbülü’ olarak geçiyor. Annemin ve yeğenimin adını verdiğim bitkiler de var.” ifadelerini kullandı.

    Eker, Adana’da keşfettiği bitkinin yayılım alanının yapılan çalışmalarla ortaya çıkacağına değinerek bu türün Tahtalı Dağları, Kahramanmaraş, Adana ve Niğde çevrelerinde de bulunma ihtimalinin olduğunu sözlerine ekledi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com