Kategori: Hayat

  • Afetzede Ayşe Sudem’den mutlu haber: Yeniden doğdu!

    Afetzede Ayşe Sudem’den mutlu haber: Yeniden doğdu!

    Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerde 1400 kişiye mezar olan Ebrar Sitesi enkazından çıkarılan Ayşe Sudem Akçam (13) 9 ay sonra yürümeye başladı. Enkazdan 6 saat sonra kurtarılan Ayşe Sudem, kangren teşhisiyle Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yaklaşık 2 ay tedavi gören küçük kız, hayatını tekerlekli sandalyeyle sürdürüyordu. Ekim ayında fizyoterapist Rabia Türkoğlu çalışmaya başlayan Akçam, gösterdiği gayretle kısa sürede tekerlekli sandalye ve koltuk değneklerini bırakarak kendi başına yürümeyi başardı.

    BACAĞINI SPOR KURTARDI

    Annesinin depremde vefat ettiğini ve babası ile hayata tutunmaya çalıştıklarını anlatan Akçam,”8 yaşında spora başlayıp kaslarımı bu kadar güçlendirmeseydim kangren olan bacağım kesilecekti. Depremden bir ay önce Kahramanmaraş’ta gençlik spor kulübümüzle il birincisi olmuştuk. 4 yıldır voleybol oynuyordum. Bu yüzden kaslarım bayağı güçlenmişti. Tedaviyle birlikte çok daha iyi hissettim” diye konuştu.

    VOLEYBOLA DÖNECEK

    9 ay sonra koltuk değneği ve tekerlekli sandalyeyi bırakınca öz güveninin yerine geldiğini ifade eden Akçam, “Artık bazı şeyleri başarabileceğimi gördüm. Şu an hedefim kol ve ayağım daha iyi hale geldiğinde yeniden voleybol oynamak. Filenin Sultanları ile oynamayı ve antrenör olmayı, orada oynayıp bayrağımızı göğsümde gururla taşımayı istiyorum” şeklinde konuştu.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bileti kesildi

    Bileti kesildi

    Gazze’ye yönelik insanlık dışı saldırılarının 100’üncü gününde verdiği mesajla büyük tepki toplayan Antalyaspor’un İsrailli oyuncusu Sagiv Jehezkel ülkesine geri dönecek. Antalyaspor- Trabzonspor maçında attığı golün ardından, bileğinde sarılı bandaja yazdığı İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını destekleyici yazıyı kameralara gösteren Jehezkel, büyük tepki topladı. Yaşananların ardından gözaltına alınan İsrailli oyuncu, Antalya Adliyesi’nde tercüman aracılığıyla 45 dakika ifade verdi.Sahaya çıkmadan önce soyunma odasında, sol bileğinde sakatlığından dolayı bulunan beyaz bandaja “100 days” ve “07.10” yazdığını, Davut Yıldızı amblemi çizdiğini belirten Jehezkel, “Amacım Hamas ve İsrail arasında devam eden savaşın 100. gününe dikkati çekmekti” dedi.

    TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLİYORUM

    Bileğine yazı yazarken yanında kimsenin olmadığını vurgulayan oyuncu, kişisel olarak savaşa karşı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir an önce savaşın bitmesini istiyorum. Maçın 68. dakikasında golü attıktan sonra saha kenarındaki fotoğraf çeken kişilere sol bileğimdeki bandaja yazdığım yazıyı gösterdim. Yarım kalp işareti yaptım. Maç bittikten yaklaşık 2 saat sonra maç sırasında yaptığım hareketin sosyal medyada yayıldığını ve tepkilere neden olduğunu anladım. İsrail’de bulunan menajerim beni aradı. ‘Herhangi bir kimse ya da basına konuşma’ dedi. Bir müddet sonra da Bitexen Antalyaspor yöneticilerinin beni süresiz kadro dışı bıraktığını, menajerim bana söyledi. Maç sırasında yaptığım bu hareket nedeniyle bütün Türk halkından, bütün kalbimle özür diliyorum. Pişmanım. Herhangi bir provokasyon yapmak istemedim. Böyle bir tepkiye neden olabileceğini de düşünmedim.”

    Başakşehir’den disiplin soruşturması

    RAMS Başakşehir Futbol Kulübü, sosyal medyadaki paylaşımı dolayısıyla İsrailli futbolcusu Eden Karzev hakkında disiplin soruşturulması başlatıldığını açıkladı. Turuncu-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “Kişisel sosyal medya hesabından, ülkemizin hassasiyetlerine ters düşen paylaşım yaparak, kulüp disiplin talimatlarını ihlal eden Eden Karzev hakkında kulübümüzce disiplin soruşturması başlatılmış olup, bu hususta oyuncunun yazılı savunması talep edilmiştir” ifadeleri yer aldı.

    FESİH İÇİN İŞLEMLER SÜRÜYOR

    Antalyaspor Basın Sözcüsü Alkan Evren, Jehezkel’in bugün özel uçakla ülkesine gideceğini söyledi. Evren, Antalyaspor’un sözleşmeyi fesihle ilgili hukuki işlemleri sürdürdüklerini ifade etti.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Çarıklı milyoner olduk: Paraları kapıştılar

    Çarıklı milyoner olduk: Paraları kapıştılar

    Kamuoyunda “yüksek kârlı gizli fon” adıyla bilinen dolandırıcılık davasında, Seçil Erzan’ın da aralarında bulunduğu 2’si tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü duruşmasına, tutuklu sanıklar Erzan ve Ali Yörük ile tutuksuz sanıklar Nazlı Can ve Asiye Öztürk katıldı. Müştekiler Mert Zeydanlı ve Nuray Şengüler ile tarafların avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada söz alan müşteki Nuray Şengüler, Seçil Erzan’ı 15 yıldır tanıdığını belirterek, eşinin hastane masrafları için sürekli para çektiği dönemde kendisine fon teklifinde bulunduğunu söyledi. Şengüler, toplamda 10 milyon lira ve 56 bin dolar verdiğini belirterek, “Bu paradan 312 bin lira verdi. Ama sonradan geri aldı. Çok mağdur oldum. İnsanlara yardıma etmeyi seven birisiyim yardım ederken yardım alacak duruma düştüm. Eşimi dokuz aydır hastaneye götüremiyorum. Çarıklı milyoner olduk. Kağıtta milyonlar yazıyor. Evde beş kuruş para yok. Şikayetçiyim” diye konuştu.

    TEHDİT ETMEMİŞ

    Semih Kaya da mahkemede tanık sıfatıyla dinlendi. Mahkeme başkanının “Seçil Erzan size fazla para verdiğini söylüyor, ne dersiniz?” sorusu üzerine Kaya, yurt dışında Çekya’nın en büyük kulüplerinden birinde oynadığını hatırlatarak, “Sözleşmelerine imza attığım bedeller görülürse benim böyle bir paraya ihtiyacımın olmadığı anlaşılacaktır. Ben zaten o güce sahibim. Seçil Erzan kim ki bana ev alacak, benim ona ihtiyacım olacak?” sözlerini sarf etti.

    Seçil Erzan’ın avukatı tarafından, “Paranızı almak için mi baskı yaptınız?” sorusu üzerine Kaya, baskı yapmadığını ifade etti.

    Erzan, eski sevgilisi olduğu öne sürülen avukat Candaş Gürol ile mahkemede ilk kez karşılaştı. Tanık olarak ifade veren Gürol, Erzan ile Temmuz 2022’de tanıştığını belirterek, “Benim tanıdığım dönemde Seçil bankada çalışıyordu, sevilen, başarılı ve çalışkan bir kadındı. Herhangi bir illegal davranışını görmedim. Aralık ayının sonları, Ocak ayının bu zamanları Seçil ile ilgili her şey 180 derece bozulmaya başladı. Hayat dolu insan gitti, gizli telefon konuşmaları olmaya başladı. Birkaç defa denk geldim, Candaş geldiği anda telefon kapanmaya başlar oldu. Beni aldattığını bile düşündüm. Açıkçası ben Seçil ile her şey çok iyiyken bir anda 180 derece dönmesine şaşırdım” şeklinde konuştu. Gürol ifadesinin devamında, “Seçil’in böyle bir işin içinde olması hayal gücümün de ötesindeydi” ifadelerini kullandı.

    ZORLA GETİRİLECEKLER

    Seçil Erzan’ın tutukluluk halinin devamına karar veren Mahkeme, müştekiler Arda Turan, Emre Belözoğlu, Selçuk İnan ve Fernando Muslera’nın avukatlarına müvekkillerini hazır etmeleri için son kez süre verilmesine, aksi takdirde haklarında zorla getirme kararı çıkarılmasına hükmetti.

    Emre’nin parası 10 kişiye dağıtıldı

    Emre Çolak’a karşı banka müdürü olarak sorumlu olduğunu, HTS kayıtlarının ortaya çıkması gerektiğini belirten Erzan, “ Herkes bu paranın nerede olduğunu soruyor. Bu para bende değil” dedi. Sanık Erzan, Emre Belözoğlu’nun parasının 10 kişiye dağıtıldığını, kendisine teslim edilen paraların ise müştekilerce yüksek faiz beklentisiyle verildiğini iddia etti. Gerçek mağdurlar adına üzüldüğünü dile getiren sanık Erzan, banka kayıtlarını yazdığı ajandalarını, bankanın kendisinden aldığını öne sürdü.

    Paralar kapışılıyordu

    Duruşmada söz alan Erzan, “Parayı aldığımda bagajın kapağı açılınca kapışılıyordu. Canımla buradayım. Kim ne aldığını söylemezse gerçeği ortaya çıkaramayız. İlk fonu Semih Kaya’ya söyledim. Ben bir süre sonra daha fazla faiz isteyenlere para yetiştirmeye çalıştım” dedi. Semih Kaya ise, “Erzan’dan 3.5 milyon dolar parça parça para aldım. Aldıklarımın hepsini Denizbank hesabına yatırdım” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Mehmet Eymür’ün üç dönemi

    Mehmet Eymür’ün üç dönemi

    81 yaşında ölen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, güvenlik bürokrasisindeki kavgaları, başına buyruk adımları, tartışmalı raporları, açıklamaları ve ifşaatlarıyla 90’lara damga vuran bir isimdi. Eymür, asker babasının görevleri nedeniyle güvenlik birimlerine her zaman yakın, çekirdekten istihbaratçı olarak yetişti. Kurtarıcı mı, işkenceci mi, devleti temizleyen bir isim mi, yoksa karanlıklar prensi mi? Kimse tam olarak cevap veremedi. Siyasi bir tercihi var mıydı? Sağcı mı, solcu mu, liberal mi halen bilinmiyor. Hiçbir istihbaratçı onun kadar tartışılmadı. Eymür, üç büyük olayla gündeme geldi. İlki binlerce genç insanın öldüğü sağ-sol olayları. Meşhur Ziverbey sorguları. İkincisi, siyasi konulardan uzaklaştığı ve yeraltı dünyasının düzeni bozmaya başladığı bir dönemde gerçekleştirilen Babalar Operasyonu. Üçüncü olarak da ASALA ve PKK ile mücadelesi, PKK elebaşı bebek katili Abdullah Öcalan’a Suriye’de düzenlenen bombalı suikast girişimi.

    SOL KARŞITI İLK DÖNEM

    1943 tarihinde dünyaya gelen Eymür daha öğrenciyken MİT’te çalışmaya başladı. 9 Mart 1971 darbe teşebbüsünden sonra Hiram Abas ile birlikte MİT’in sorgulama üssü olan Ziverbey Köşkü’nde

    1. Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün’ün emrinde çalıştı. Kızıldere operasyonu ve Ulaş Bardakçı’nın öldürüldüğü operasyonlara katıldı. Sol ve marjinal grupların sokaklara hakim olma çabalarına engel olmaya çalıştı. Burada yaşadıkları, onun özellikle istihbaratta asker karşıtı bir konum taşıdığı yorumlarına neden oldu.

    ASALA VE YERALTI DÜNYASI

    Ankara MİT Bölge Dairesi Başkanlığı Takip Şube Müdürlüğü de yapan Eymür, 1980’de Bulgaristan’a gitti. 1982’de Kenan Evren’in damadı Erkan Gürvit tarafından çağrıldı ve ASALA’ya karşı yapılması planlanan eylemler için görev verildi. ASALA’nın cinayetlerine karşılık verecek, örgütün üst düzey isimlerine suikast yapabilecek kişilerin arayışına girildi. İllegal işlerle adını duyuran mafya ve tetikçilerle irtibat kurdu, onları eğitti. Abdullah Çatlı ve Alaattin Çakıcı’yla da bu dönemde tanıştı. Türkiye’ye döndükten sonra Mardin MİT Bölge Müdürlüğü’ne getirildi. Daha sonra Ankara’da Kontrespiyonaj Dairesi içinde kurulan Kaçakçılık ve İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne atandı. Başkan yardımcılığı görevine getirildikten sonra 1984 yılında Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınan izinle Babalar Operasyonu’nu başlattı. Birçok ünlü kabadayı gözaltına alınıp sorgulandı. Dündar Kılıç, Behçet Cantürk bu dönemde yakalandı. Babalar Operasyonu devlet-mafya ilişkisinin boyutlarını göstermesi bakımından epey tartışılan bir çalışma oldu. Sadece siyasilerin değil askerlerin de mafyaya göz yumduğu, çıkar ilişkisine girdiği ortaya çıkmıştı.

    BÖLÜCÜ ÖRGÜTLE MÜCADELE

    Tansu Çiller’in 1993 yılının ortalarında Başbakan olmasının ardından Eymür, Mayıs 1994’te MİT’in Özel İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na atandı. Çiller’in yönetime geldiği dönemde Türkiye terör kıskacına girmişti. 31 Ocak 1995’te yeni kurulan Terörle Mücadele Şubesi’ne geçti. O tarihte PKK, Güneydoğu’da büyük bir güce ulaşmış sürekli askerlerin şehit edildiği baskınlar yapıyordu. TSK ve MİT, terör örgütüyle ayrı ayrı mücadele ediyordu. Ancak her iki kurumun kullandığı isimler, bunlardan biri “Yeşil” olarak bilinen Mahmut Yıldırım’dı. Yıldırım daha çok askerlerle operasyona katılırken adını duyurdu. Acımasız olduğu, işkence ettiği söylentileri vardı. Sonradan askerle ilişkisinin kesildiği haberleri yayıldı. MİT’e çalıştığı dönem başlamıştı. Yeşil, bu kez Ankara’da Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesi ve bazı kaçakçıların infaz edilmesinde kullanılmıştı. Eymür, Yeşil ile tanıştıklarını ancak Yeşil’in hiçbir zaman MİT’te resmi olarak görev yapmadığını savundu.

    ÖCALAN’A BOMBALI SUİKAST

    Terör olayları, ülkede derin bir huzursuzluğa yol açıyordu. Terörle Mücadele Dairesi’nin başında bulunan Eymür, 1996’da aralarında askerlerin de bulunduğu özel bir ekip kurdu. Operasyona Öcalan’ın bindiği aracın markası olan “Mercedes” adı verildi. Öcalan’ın Suriye’de kaldığı yer ile PKK kampı arasındaki yola yaklaşık 1 ton C4 plastik patlayıcı yerleştirildi. Ancak eylem başarılı olamadı. İddiaya göre 28 Şubatçı bazı askerler, PKK elebaşına önceden operasyonu haber vermişlerdi. Mesut Yılmaz Başbakan olduğunda 50 kişilik dairenin feshedilmesini emretti. Yılmaz, Eymür’e bağlı ekibin çeteleştiğini ve çetesine MİT’in şiddetle karşı çıktığını söyledi. Bu grubun Fetullah Gülen’e bağlı olduğu dillendiriliyordu. Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı, Susurluk skandalını araştıran Susurluk Komisyonu’na verdiği ifadede Eymür’ün, Mehmet Ağar’ın Emniyet’te yaptığı gibi bir çeteleşmeye gittiğini öne sürdü.

    ERGENEKON SORUŞTURMASINDA TANIK

    İlerleyen yıllarda FETÖ’cü polislerin Mehmet Eymür’e ait bir yere baskın yaptığı ve önemli belgelere ulaştıkları konuşuldu. FETÖ’cülerin 2007’de başlayan Ergenekon soruşturmasında Eymür’ü tanık sandalyesine oturtmasının da bu baskınla ilgilisi olduğu belirtiliyordu. Anlatılanlara göre Eymür’ün bilgisayarında çok gizli belgeler ve özellikle failimeçhullerle ilgili önemli bilgiler vardı. Bu iddia üzerine zor durumda kalacağını düşünen Eymür tanık olmayı kabul etmişti. Eymür, 2012 yılında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Doğu Perinçek ve Veli Küçük ile ilgili iddialarda bulundu.

    15 TEMMUZ ÖNCESİ DARBE İMASI

    Belli aralıklarla ortaya çıkan Mehmet Eymür, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden önce katıldığı bir programda, yazın çok sıcak geçeceğini ve işaretlere bakılırsa bir dönemin sona erebileceğini söyledi. Kısa süre sonra FETÖ 252 vatandaşın şehit edildiği bir darbe girişimine kalkıştı. Eymür’ün sessiz dönemi yeni başlamıştı.

    BASINA BİLGİ SIZDIRDI İNTERNET SİTESİ KURDU

    Eymür 1. ve 2. MİT raporu olarak bilinen bilgileri, basına vererek büyük bir tartışmanın yaşanmasına neden oldu. Burada siyasiler ve Mehmet Ağar gibi bazı bürokratların yasa dışı işler yapan kişilerle ilişkisi üzerine bir çalışmayı paylaştı. Basınla önemli ilişkiler kurdu. Verdiği bilgiler bazı yazarlar tarafından gündeme taşındı. Eymür emekli olduktan sonra da “atin.org” isimli bir internet sitesi açarak gündemdeki konularla ilgili sürekli bilgi paylaştı.

    ATASAGUN VE AVCI NE DEDİ?

    Eymür’ün ölümünün ardından görüştüğümüz eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, “Bir süre birlikte çalıştık. Uyumlu olduğumuz ancak zaman zaman ters düştüğümüz konular oldu. Fikir ayrılığımız oldu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum” demekle yetindi. Hanefi Avcı ise karşılıklı şikayet nedeniyle mahkemelik olduğu Eymür için “Birçok konuda olumsuz, eleştirilecek yönleri olmakla birlikte, kendisi farklı amaçlarla yapmış olsa da devlet içerisinde görevlilerin karıştığı, yolsuzlukları ortaya koyan 1. ve 2. MİT raporlarını yazması iyi olmuştur” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • TCG Derya teslim ediliyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılacak

    TCG Derya teslim ediliyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılacak

    Yalova’nın Altınova ilçesindeki tersaneler bölgesinde inşa edilen ve testleri tamamlanan TCG Derya, düzenlenen törenle TSK’ya teslim edilecek. 19 Ocak 2024 tarihinde gerçekleştirilecek törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.

    TCG Derya’nın özellikleri neler?

    TCG Derya ile yüzer birliklerin, helikopter yakıtı dahil olmak üzere akaryakıt ve su ikmallerinin denizde süratli şekilde yapılması sağlanacak. 199,9 metre uzunluğuna ve 24,4 metre genişliğe sahip olan TCG Derya, 9 bin ton dizel, bin ton jet yakıtı, bin 200 ton su ve 400 ton mühimmat taşıma kapasitesine sahip.

    Gemide ayrıca insanlı ve insansız su üstü ve su altı araçların, helikopterlerin ve insansız hava araçlarının belirli seviyede bakım ve onarımları da yapılacak.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bu çağın hedefi Özgür Filistin

    Bu çağın hedefi Özgür Filistin

    Filistin’e yönelik İsrail saldırılarının sona ermesi ve Gazze’deki direnişe destek için uluslararası Arap dernekleri İstanbul’da bir araya geldi. 2 gün sürecek konferans için İstanbul’a gelen Güney Afrika eski Devlet Başkanı Nelson Mandela’nın torunu Zwelivelile Mandla Mandela, “Bizler özgürlüğe erişebildik asla pes etmedik. Bunun Filistin için de olacağına inanıyorum” dedi. Filistin özgürlüğünü insan haklarının en temel maddesi olarak gördüğünü ifade eden Mandela, “Özgür Filistin bu çağın hedefi, bunun için çalışıyoruz. Mandela’nın öğretisine göre, yeryüzündeki tek bir insan dahi zarar görüyorsa ona karşı durmalıyız. Bizler de bu katliama bütün gücümüzle karşı çıkıyoruz” diye konuştu.

    BELGELER DEHŞET VERİCİ

    Apartheid İsrail’in hastaneleri, ibadethaneleri, okulları hedef aldığını vurgulayan Mandela, “Yapılanları belgeleriyle Güney Lahey’deki soykırım davasına sunduk. Belgeler dehşet verici ve İsrail savunmasında asla bunlara karşı çıkamadı. 7 Ekim’e odaklanarak Hamas’ı suçladı. Halbuki bu işgal 75 senedir var. İsrail’in soykırımla yargılanması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    YAHUDİLERİN KARA LEKESİ

    New York’tan İsrail’in soykırımını lanetlemek için gelen Haham Rabbi Yısroel David Weiss de 7 Ekim’den bu yana akıl almaz katliamların gerçekleştiğini belirterek, “24 binin üzerinde sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor fakat biz biliyoruz ki bu sayı çok daha fazla. Müslümanlar canice katledilirken, biz bu zulme sessiz kalamayız. Bugün Filistin’in kan gölüne dönmesinin yegane sebebi İsrail’in bölgede zorla devlet kurma çabasıdır. Bizler Siyonist İsrail’i devlet olarak tanımıyoruz. İşgalci İsrail zorla devlet kurmaya çalıştığı için 75 senedir Filistinlileri katlediliyor. Bu devlet kurulmadan önce Müslümanlar ve Yahudiler komşuydu ve hiçbir sorun yaşamazdı. Bu ırkçı örgüt geldi ve hepimizin hayatı cehenneme döndü. Siyonist düşüncenin din ile hiçbir alakası yok. Yahudi dini 3 bin senedir var. Siyonistler ise Yahudi dininin kara lekesi” ifadelerini kullandı.

    İSRAİL ORDUSUNA KATILMAK HARAM!

    İsrail ordusuna katılmanın haram olduğu yönünde fetva çıkardıklarını vurgulayan Haham Weiss şu ifadeleri kullandı: “İnsanların vatanlarını işgal edip, zorla hükmetmeye çalışırsanız onlar da karşılık verir. İnsanların aklıyla alay ediyorlar, İsrail düpedüz katildir ve dünyaya siyonizm adı altında yaptıklarını meşrulaştırıyor. Pek çok Yahudi İsrail’in sunmuş olduğu argümanlara inanıyor, biz Yahudi din adamları gerçeği haykırıyoruz, deliller gösteriyoruz. Onlar kendi bildiklerini okuyor. İsrail, Yahudi dininin bir temsilcisi olamaz. Derhal bu devletin yıkılmasını istiyoruz.”

    Siyonizm terörünün merhameti yok!

    Bu konferansın Gazze direnişini daim kılmak ve işgalcinin suçlarını ortaya koymayı amaçladığını ifade eden Kudüs Uluslararası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Şeyh Hamid Al-Ahmar, “Siyonist düşmanla başa çıkabilecek bilinçte olmalıyız. İnsanları, ağaçları hedef alan, merhameti olmayan korkunç bir Siyonizm terörüyle karşı karşıyayız. Siyonist yerleşim projesi yalnızca Filistin’i değil, Arap ve İslam dünyasını hedef alıyor. Bugün Filistin davasının yanında duran yeni kişi, kurum ve devletlerin öne çıkmasını sağlamıştır. Güney Afrika’nın bugün yaptıkları bu haklı davanın en büyük göstergesi. Onlara çok teşekkür ederiz” değerlendirmesi yaptı. Konferansa, Uluslararası Kudüs Vakfı, Doha Uluslararası Dinlerarası Diyalog Merkezi, Dünya Moderasyon Forumu, Uluslararası Müslüman Alimler Birliği, Uluslararası Arap İletişim ve Dayanışma Merkezi ve Kuala Lumpur’un girişimiyle düzenlendi. Programa parti liderleri, yazarlar ve dini liderler katıldı.

    Şerefinizle yendiniz!

    Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof.Dr. Ali Karadaği, “Yenilmez denen orduyu, sizler şerefinizle yendiniz ey Gazze. Aksa Tufanı sonrası batıda yer alan İslam merkezlerinden, günbegün artan ihtida haberleri alıyoruz. Bu mücadele tüm dünyayı harekete geçirdi. Unutulmamalıdır ki Filistin’de yapılan bu cihat şerî bir cihattır. Oradaki kardeşlerimiz dünyada çok büyük bir ses getirerek dönüşüme neden oldu” değerlendirmesi yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Mehmet Eymür toprağa verildi

    Mehmet Eymür toprağa verildi

    Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, toprağa verildi.

    Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 81 yaşında yaşamını yitiren Eymür için Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazı kılındı. Ailesinin taziyeleri kabul ettiği cenazenin ardından Eymür, Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    ÇAKICI VE PEKER’DEN ÇELENK

    Cenazeye ailesinin yanı sıra Eski MİT Dış Operasyonlar Başkanı Yavuz Ataç, Emekli Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Bayar, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Fatih Bucak ve emekli generaller katıldı. Başta Alaattin Çakıcı, Sedat Peker olmak üzere pek çok kişi de cenazeye çelenk gönderdi.

    KONTRTERÖR DAİRESİ BAŞKANIYDI

    1943 yılında doğan Eymür, 1983 yılında, yeni kurulan MİT Kaçakçılık Şubesi ve ardından 1995 yılında kurulan Kontrterör Dairesi’nin başkanı olarak görev yaptı. Görev süresince Emniyet Kaçakçılık ve Harekât Dairesi Başkanı Atilla Aytek ile birlikte ünlü ‘Babalar Operasyonu’na imza atan Eymür, 1970’lerde, THKP-C üyesi Ulaş Bardakçı’nın İstanbul’da, Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de etkisiz hale getirildiği operasyonlarda görev aldı. 1988’de, eski Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ, Ünal Erkan ve Mehmet Ağar’ı hedef alan bir MİT raporu hazırladı. Eymür hakkında Ergenekon operasyonları sırasında gözaltı kararı çıkılmıştı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Son 24 saatte 57 terörist öldürüldü

    Son 24 saatte 57 terörist öldürüldü

    Irak’ın kuzeyinde terör örgütü PKK ile girilen çatışmada, dokuz askerimiz şehit oldu. Milli Savunma Bakanlığı dün gece yaptığı duyuruda 15 PKK’lı teröristin de öldürüldüğünü bildirdi.

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, son 24 saatte Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarda etkisiz hale getirilen terörist sayısının 57’ye yükseldiği ifade edildi.

    “Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı, kalmayacak”

    Açıklamada,

    “Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı, kalmayacak. Kahraman Mehmetçik en zorlu arazide PKK’lı teröristlere hain saldırının bedelini ödetmeye devam ediyor. Operasyonlarımız kararlılıkla devam ediyor”

    ifadelerine yer verildi.

    Ayrıntılar geliyor…

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Cuma hutbesi: Allah’ın rahmeti ve inayetine sığınmanın adı Eûzü-Besmele

    Cuma hutbesi: Allah’ın rahmeti ve inayetine sığınmanın adı Eûzü-Besmele

    Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı bu haftaki Cuma hutbesinin konusu “Allah’ın rahmeti ve inayetine sığınmanın adı: Eûzü-Besmele” olarak belirlendi.

    Muhterem Müslümanlar!

    Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

    “De ki: Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Onların yanı başımda bulunmalarından da sana sığınırım.” [Mü’minûn, 23/97, 98.]

    Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

    “Bismillâhirrahmânirrahîm  ile başlanmayan her önemli iş, bereketsiz ve sonuçsuzdur.” [Süyûtî, el-Fethü’l-kebîr, II, 303.]

    Aziz Müminler!

    Cenâb-ı Hak, peygamberleri aracılığıyla her türlü sıkıntı ve zorluktan kurtaran, iyilik ve hayır kapılarını açan iki önemli cümle öğretmiştir bizlere. Bu iki cümle, Eûzü-Besmele olarak bildiğimiz

    اَعُوذُ بِا للّٰهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ

    ve

    بِسْــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـمِ

    ’dir.

    Eûzü-Besmele,

    Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım”

    ,

    “Söz ve işlerime Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım”

    demektir. Rabbimizin emir ve yasaklarına göre hayatımızı tanzim etme kararlılığını göstermektir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Eûzü-Besmele, imkânları ve gücü sınırlı olan insanın, sonsuz kudret ve merhamet sahibi Allah’a sığınmasıdır. Allah’ın her an ve her yerde kendisini gördüğü bilinciyle yaşamasıdır. Eûzü-Besmele, ibadetlerimizin anahtarıdır. Dilimizin süsüdür.

    Eûzü-Besmele ile açılır gönül kapıları Allah’a. Zorlukların üstesinden gelmek için Eûzü-Besmele ile niyazda bulunulur Yüce Mevlâ’ya. Sorumluluklar yerine getirildikten sonra Eûzü-Besmele ile hastalıklara şifa istenir Allah’tan. Bütün tedbirler alındıktan sonra Eûzü-Besmele ile sıkıntılara çare beklenilir Cenâb-ı Hak’tan.

    Değerli Müminler!

    Eûzü-Besmele, kitaplara ve levhalara sığdırılamayacak kadar değerli ve kıymetli bir hazinedir. Rabbimiz, onları anlayalım ve hayatımızın her alanında kılavuz edinelim diye bizlere göndermiştir. Nitekim tertemiz yaşantılarıyla insanlara örnek olan bütün peygamberler, davetlerine Eûzü-Besmele ile başlamışlardır. İnsanları tevhit ve vahdete Eûzü-Besmele ile çağırmışlardır. Haramlardan, gayri meşru işlerden, kin, nefret ve öfkeden, fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınmışlardır. Şeytana, şeytani duygu ve düşüncelere, her türlü şerre ve şer odaklarına karşı Allah’tan yardım istemişlerdir. Yüce Rabbimizin bu husustaki emri gayet açıktır:

    وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِۜ

    “Eğer şeytandan seni kötülüğe sevk edecek bir düşünce gelirse, hemen Allah’a sığın.” [Fussilet, 41/36.]

    Öyleyse Aziz Müslümanlar!

    Bizler de hayatımızın her ânını Eûzü-Besmele ile ilmek ilmek dokuyalım. Eûzü-Besmele ile başlayalım her sözümüze ve işimize. İyiliklerle kuşatalım dört bir yanımızı; yaklaşmayalım hiçbir kötülüğe. Eûzü-Besmele ile öğrenelim ilmi, bilimi ve teknolojiyi. Allah’ın adıyla okuyalım, okutalım. Öğrendiklerimiz bizi Allah’ın rızasına ulaştırsın, dünya ve ahiretimizi mamur kılsın. Eûzü-Besmele ile girelim evimize. Huzur ve mutluluğu hâkim kılalım ailemizde; şiddet ve nefretten uzak duralım her zaman ve her yerde. Eûzü-Besmele ile işyerlerimizi açalım, mesaimize başlayalım. Helalinden kazanıp helale harcayalım; haramdan, kul ve kamu hakkından sakınalım. Eûzü-Besmele birleştirsin gönüllerimizi. Sağlamlaştıralım birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi; aramıza fitne, fesat ve ayrılık sokmaya çalışanlara asla fırsat vermeyelim.

    Kıymetli Müminler!

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) evinden çıkarken, evine girerken, yatarken, kalkarken daima Eûzü-Besmele çekerdi. Eûzü-Besmele ile sözlerine ve işlerine başlar, Eûzü-Besmele ile Rabbine niyazda bulunurdu. Bizler de mübarek üç ayların birincisi Receb’in şu ilk gününde samimiyetle açalım ellerimizi Yüce Rabbimize. Tevazu ile boyun eğelim Cenâb-ı Hakk’a. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in kendisini örnek almamızı isteyerek yaptığı şu duayla sığınalım Allah’a:

    “Allah’ım! Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in senden istediği bütün hayırları biz de istiyoruz, lütfeyle. Sana sığındığı bütün kötülüklerden biz de sana sığınıyoruz, muhafaza eyle. Yardım sendendir ve dönüş sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.” [Tirmizî, Deavât, 88.]

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Manevi hasat vakti

    Manevi hasat vakti

    Rabbimizin rahmet deryasının coştuğu üç aylar olarak isimlendirilen günler, geceler ve kandillere kavuştuk çok şükür. Birbirinden kıymetli geceleri içinde barındıran Recep, Şaban ve Ramazan aylarına Peygamber Efendimiz’in (sav) verdiği kıymeti biliyoruz. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, insani özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Özetle üç aylar ve kandiller, dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz; yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece kıymetli fırsatlardır. Peki üç ayları nasıl ihya etmeliyiz?

    İYİ BİR MUHASEBE, TEVBE VE İSTİĞFAR

    Cenab-ı Hakk’ın “Düşünmez misiniz?” (Âl-İ İmrân-65) “Umulur ki tefekkür edersiniz” (Bakara-219) âyetleri ve “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” hadisi muhasebenin önemini ortaya koyar. Eksikleri tespite ve bilinmeyenleri keşfe götüren bu yol, başkasında eksik ve ayıp aramaya fırsat da bırakmaz. Bu nedenle bir saatlik tefekkür nice yılların nafile ibadetine denk kabul edilmiştir. Ardından da “Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tevbe edin!” (Tahrim-8) ayeti hasebince bolca tevbe ve istiğfar edilmelidir. Tevbe için iyi bir hazırlık yapılmalı, güzelce abdest alınmalı, helal lokma yemeye gayret edilmeli, pişmanlık duyup, bir daha günaha düşmemeye karar verilmelidir.

    BOL BOL KUR’AN-I KERİM OKUNMALI

    Hayat rehberimiz Kur’an, insanlar için doğru yolu gösteren bir hidayet rehberidir. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.” Bu sebeple gündüz ve geceleri bol bol Kur’an-ı Kerim okuyarak, hatim başlayarak geçirmek geleceğimizi ve geçmişlerimizi nurlandırır. Kur’an’ı anlamak için meal ve tefsir okumak da bu günlerde yapılacak en kıymetli çalışmalardan biridir.

    SALÂTÜ-SELÂM VE ZİKİR

    Allah Teâlâ Ahzab Suresi 56. ayette şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” Biz de her daim kendisine yapılan selama karşılık veren Peygamber Efendimize olan bağlılığımızı ve O’na olan sevgimizi, bu aylarda ve gecelerde, çokça salât ve selam getirmekle ifade edelim.

    Yine Allah Hicr Suresi 6. ayette, “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” buyurur. Kalplerin sukûnete ermesi için dil ve kalp ile zikir halinde olmalıyız.

    NAMAZLARA ÖZEL DİKKAT

    Bu aylarda ve ayların içine gizlenmiş kandil gecelerinde en az bir günlük geçmiş namazlardan kaza edilmeli. Eğer kaza borcu yok ise nafile namaz kılınarak mübarek zamanlar ibadetle ihya edilmeli. Yine bu günlerde vakit namazlarda cemaate devam etmeye dikkat edilmeli.

    ÇOKÇA DUA EDELİM

    “De ki: Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” (Furkan-77) Bu mübarek geceler, Rabbimize dua ve niyazda bulunma zamanlarıdır. Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duanın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.

    SADAKA VE NİFAKI ARTIRALIM

    Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belalardan muhafaza edeceği, buna ilaveten sadaka sahibini Allah’ın rızasını kazandıracağı unutulmamalıdır. Bu müstesnâ günler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir. Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (Bakara-195)

    BAĞIŞLANMA UMUDU

    Bunlar haricinde bu güzel günlerde, kabirleri ziyaret edelim, hayır ve hasenatımızı çoğaltma yarışına girelim, çocuklara hediyeler verelim ve onları camiye getirip manevi hazzı onlara yaşatalım, nafile oruçlar tutalım, Peygamberimizin hayatını ve hadislerini okuyalım, yetimlere fakirlere ve kimsesizlere sofralarımızda yer açalım. Bu aylar ve geceler rahmet iklimine açılma zamanlarıdır, arınma mevsimleridir, bağışlanma umudumuzdur. Özetle bu ay ve gecelerde ellerimizi semaya gönlümüzü Mevla’ya açalım inşallah.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com