Kategori: Gündem

  • Kredi borcu olan konut depremde yıkılırsa ne olur?

    Avukat Barış Günaydın, depremden zarar gören konutların kredi borçları hakkında konuştu. Günaydın ayrıca sigortaların afet durumunda hasar alan konut ve araç zararlarını kısmen karşıladığını ifade ederek, hukukçuların bu süreçte rehberlik ettiğini de aktardı. Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) görev sorumluluklarını da hatırlatan Günaydın sözlerine ilave olarak insanların hayat sigortalarını ertelediklerini de vurguladı.

    Av. Günaydın, sözlerine deprem nedeniyle vefat eden vatandaşlar için baş sağlığı dileyerek başlayarak, “Acı günler yaşadık fakat sonuçta bu işin hukuki süreci var. Birçok hukukçu da bu anlamda rehber olma niteliği gösteriyor. Tartışılan konulardan biri de zarar gören binaların yapısı ne olacak? Ayrıca bu çerçevede kredi borcu olup sigorta yaptırmamış kişiler ne ile karşılaşacak? DASK denilen bir sigorta kurumu var. DASK, 1 metrekare üzerinden bir hesaplama yapıp ödeme gerçekleştiriyor. Bu durumda zarar görenlerin zararını tam anlamıyla karşılamak mümkün değil. Sigorta ihmal edilen husustur ve insanlar hayat sigortalarını erteliyor. Kişiye bağlı sigortalar var. Kişinin vefatı halinde, kişi eğer bir sigorta yaptırmışsa çektiği kredi sona eriyor. Kalan rakam ise sigortadan karşılanıyor. Fakat biz toplum olarak böyle durumlarda mağduriyetler yaşıyoruz. Ferdi kaza sigortası olabilir ama şu anlamda bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü bunlar yenilenmiyor. Bizim için önemli olan yıllık yenilenmesi gereken sigorta çeşitleridir. DASK’ın ödeyeceği rakamların düşük olması maalesef ki hasarı karşılamıyor” dedi.

    “ZARARIN BİR KISMINI GİDERMEK MÜMKÜN”

    “Konut sigortaları yaptırmışsanız; konutun zarar gören kapı ve pencere gibi diğer kısımları için hem belli bir meblağ ön görülüyor hem de zararın bir kısmı sigortadan karşılanıyor” diyen Günaydın, “Sigorta ettirene ve ettirilen şeye bağlıdır. Bahsettiğimiz gibi bu konut da olabilir. Zorunlu olan DASK dediğimiz sigorta türlerinden var ise zarar gören kişilerin ilgili yere başvurarak ve süreçleri takip ederek zararın bir kısmını gidermeleri mümkündür. Deprem nedeniyle konut dışında zarar gören araçlar da olabilir. Bunlar, yine araç sigortasının çerçevesinde yer alması gerekiyor. Bir doğal afet nedeniyle aracın zarara uğraması halinde ve zararın giderilmesinde araç sahiplerinin bu haklardan yararlanmaları da mümkündür” şeklinde konuştu.

    Kaynak: Hürriyet

  • İletişim Başkanı Altun, yalan bilgi ve haber sayısını açıkladı

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Dezenformasyon Bildirim Servisi’ne (DBS) bildirilen yalan bilgi ve haber sayısını paylaştı.

    Sosyal medyadan açıklamalarda bulunan Altun, deprem felaketinin ardından depremzedelerin hayatını tehlikeye atan ciddi derecede bilgi kirliliği ile karşılaşıldığını ifade etti.

    İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyona karşı vatandaşlarla birlikte mücadele etmek için “Dezenformasyon Bildirim Servisi”ni devreye aldıklarını hatırlatan Altun, şunları kaydetti:

    “DBS’ye e-Devlet ve mobil uygulamalarla bildirilen yalan bilgi ve haber sayısı şu saat itibarıyla yaklaşık 6 bin 200 olmuştur. Vatandaşlarımız DBS’ye yalan bilgiyi bildirirken çoğu zaman konunun doğrusunu da aktarmışlardır. DBS’ye bildirilen ve uzmanlarımızca doğrusu belirlenen birçok yalan haber, günlük olarak yayınladığımız Dezenformasyon Bültenimiz ve İletişim Başkanlığı ile Dezenformasyonla Mücadele Merkezi sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

    Milletçe büyük bir felaketi yaşadığımız bugünlerde, dezenformasyonun insan hayatını ne denli tehlikeye atan bir unsur olduğunu ne yazık ki tekrar gördük. Doğruların açığa çıkması için çabalayan sağduyulu ve sorumluluk sahibi tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

  • AÖF Kayıt Yenileme Ne Zaman Yapılacak? AÖF Kayıt Yenileme Tarihi Ertelendi mi?

    Anadolu Üniversitesi tarafından daha önce yayımlanmış AÖF takviminde, kayıt yenileme işlemlerinin 13 Şubat’ta başlayacağı ve 24 Şubat’ta son bulacağı ifade edilmişti. Fakat YÖK’ten gelen karara göre üniversitelerin bahar yarıyılı başlangıcı ertelenmiş ve uzaktan eğitim kararı alınmıştı. Bu doğrultuda AÖF kayıt yenileme sürelerine ilişkin de yeni bir haber geldi. AÖF kayıt yenileme tarihleri ertelendi mi? İşte detaylar…

    Açıköğretim fakültesinde eğitimlerini devam ettiren öğrenciler için kayıt yenileme dönemi 13 Şubat 2023 Pazartesi bugün başlayacaktı.

    Ülkemizde yaşanan büyük Kahramanmaraş afetinin ardından eğitime ilkokul, ortaokul, liselerde kısa süreli ara verilmesinin yanı sıra, YÖK tarafından yapılan açıklama sonrası üniversiteler uzaktan eğitime geçmiş ve bahar yarıyılını da ertelemişti.

    AÖF tarafından da konuya ilişkin yeni bir açıklama geldi. Deprem dolayısıyla 13 Şubat – 24 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek AÖF kayıt yenileme işlemi ertelendi.

    AÖF Kayıt Yenileme İşlemi Ne Zamana Ertelendi?

    Kayıt yenileme tarihiyle ilgili kesin bir bilgi verilmezken, ‘YÖK’ ten gelen açıklamaya göre belirlenecektir.’ açıklaması yapıldı.

  • Tarihi Anadolu köprüleri nasıl yapıldı?

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, ‘Tarihin Tanıkları: Köprüler’ başlığıyla, Türkiye’nin en görkemli 13 köprüsünü listeledi. İşte bazısı filmlere set olan, bazıları türkülere konu olan medeniyetlerin birleşim noktaları tarihi köprüler…

    BELKIS SULTAN ALAEDDİN KÖPRÜSÜ – ANTALYA

    Aspendos Akropolü’nün 2 km güneyinde ve Köprüpazar Çayı üzerinde yer almaktadır. Literatürde Köprü Pazar, Köprü Çayı, Sultan Alâeddin ya da Belkıs köprüsü gibi adlarla geçmektedir.

    Köprünün inşa kitâbesi, mansap cephesinde ve kuzeybatı kanattaki ilk kemer ayağının tempan duvarı üzerindeki korkuluktadır.

    Zamanla eksilen kitâbenin yeniden ele alınması sonucunda, köprünün, Sultan I. Alâeddin Keykubad’ın oğlu Sultan II. Gıyâseddîn Keyhüsrev tarafından 1239-1240 yılında inşa ettirildiği kanıtlanmıştır.

    ORTACALAR ÇİFTE KÖPRÜLER – ARTVİN

    18. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Ortacalar Çifte Köprüleri, Küçükköy ve Arılı yol ayrımında birbirine dik olacak şekilde planlanmıştır.

    İki köprü de birbirine benzemekte ve tek gözden oluşmaktadır.

    MALABADİ KÖPRÜSÜ – DİYARBAKIR

    1147 tarihli inşa kitabesine göre, Timurtaş b. İlgazi b. Artuk tarafından Artukoğulları döneminde inşa ettirilmiştir. 12. yüzyıl Selçuklu dönemi anıtsal mühendislik-mimarlık başyapıtlarındandır.

    Tarihi Malabadi Köprüsü, 40,86 metre açıklığındaki sivri ana kemeri ile dünyanın günümüze ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsüdür.

    Malabadi Köprüsü, üzerinde bulunan insan, güneş ve aslan figürlü kabartmaları ve bünyesinde bulunan barınağı, helası ile özgün ve az sayıdaki köprü örneklerimizdendir.

    EKMEKÇİZADE AHMET PAŞA (TUNCA) KÖPRÜSÜ – EDİRNE

    Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü ya da diğer adıyla Tunca Köprüsü 1608-1615 yılları arasında Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından Tunca Nehri üzerine yaptırılmıştır.

    Mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’dır. 11 ayak 10 kemerden oluşmaktadır. Yarısı ve ortadaki yazıtlı köşkü su taşkınlarıyla yıkılmış, 2008 yılında aslına uygun olarak restore edilmiştir.

    ŞAHRUH KÖPRÜSÜ – KAYSERİ

    Kayseri-Sivas arasındaki Orta Çağ yol güzergâhında ve Kızılırmak üzerinde yer alan Şahruh Köprüsü, doğu-batı yönünde uzanan kargir bir tarihi köprüdür.

    Köprünün menba cephesinde ve batı yönündeki son kemer gözü üzerinde çerçeveli bir taşa kabartma olarak işlenmiş aslan ve üzüm tasvirleri vardır.

    KESİKKÖPRÜ – KIRŞEHİR

    Kırşehir merkez Kesikköprü köyünde, Kızılırmak üzerinde kurulu olan köprü 1248 yılında Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılmıştır.

    Kırşehir ile Konya’yı birbirine bağlamak için yapılan köprü, Türk mimarisinin önemli eserlerindendir.

    MERAM KÖPRÜSÜ – KONYA

    Meram Köprüsü Meram ilçesi sınırlarında ve Meram Deresi üzerindedir. Kuzey- güney yönünde uzanan yapı beş̧ kemer gözünden oluşur.

    Köprü, düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş olup, korkulukları, kemer ayakları ve tabliyesi onarılmıştır. Kitabesi bulunmayan köprünün 13. ya da 14. yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir.

    DİCLE KÖPRÜSÜ – DİYARBAKIR

    Dicle Köprüsü Diyarbakır-Silvan yolunda ve Dicle nehri üzerinde doğu-batı yönünde uzanan köprü, sivri kemerli on kemer gözünden oluşur.

    Güneybatı yönünde ve kara bölümünde kalan ilk kemer ayağındaki kitabe kuşağının sol kanadında ve bir bazalt bloğuna yürür vaziyette profilden işlenmiş yüksek kabartma aslan tasviri dikkat çekmektedir.

    Kitabe kuşağında köprü mimarının adı olarak “el-bennâ Ukayl bin Sencer” yazılı olduğu genel bir kabul görmüştür.

    Güneybatı yönünde ve kara bölümünde kalan ilk kemer ayağındaki kitabe kuşağının sol kanadında ve bir bazalt bloğuna yürür vaziyette profilden işlenmiş yüksek kabartma aslan tasviri dikkat çekmektedir.

    Kitabe kuşağında köprü mimarının adı olarak “el-bennâ Ukayl bin Sencer” yazılı olduğu genel bir kabul görmüştür.

    TAŞ KÖPRÜ – ADANA

    Taş Köprü Seyhan Nehri üzerindedir. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından 4. yüzyılda yaptırılmıştır. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü olmuştur.

    319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğindedir. 21 kemerinden 14’ü ayaktadır. Dünya’nın halen kullanılan en eski köprülerinden biri olarak kabul edilmektedir.

    JUSTİNİANUS KÖPRÜSÜ – SAKARYA

    Sapanca Gölü’nün sularını Sakarya Nehri’ne boşaltan Çark Deresi (Melas Çayı) üzerinde yer alan Justinianus Köprüsü, Erken Bizans Dönemi’nin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarındandır.

    Bizans İmparatoru Justinianus (527-565) tarafından MS 558-560 yıllarında yaptırılan taş köprü, 365 metre uzunluğunda 9.85 metre genişliğinde olup toplam 12 kemerlidir. Köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunmaktadır.

    VARDA KÖPRÜSÜ – ADANA

    Varda Köprüsü, Adana ili Karaisalı ilçesi Hacıkırı (Kıralan) mahallesi’nde bulunmaktadır.

    200 metre uzunluğunda ve 99 metre yüksekliğindedir. Hacıkırı Demiryolu Köprüsü olarak ya da 1912 yılında Almanlar tarafından inşa edildiği için Alman köprüsü olarak da bilinmektedir. James Bond serisinin Skyfall filminde plato olarak kullanıldı ve aksiyon dolu sahneler çekildi.

    PALU KÖPRÜSÜ – ELAZIĞ

    Palu Kalesi’nin doğu yamacında ve Fırat Irmağının kolu olan Murat suyu üzerinde kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan Palu köprüsü, farklı genişlik ve yüksekliklerde sivri kemerli on kemer gözünden ibarettir. Köprü uzunluğu 300-350 metre olup, tabliye genişliği 4 metredir.

    Köprünün inşa kitabesi yoktur. Köprüdeki süsleme, kuzeybatı ucunda 1. sivri kemerli ayağın iç yüzünde ayakta insan figürü, başka bir taşta yine ayakta duran bir insan figürü ile altı dallı bir ağaç motifi, üçüncü bir taşta, seçilemeyen bir motifle beraber makas motifi vardır.

    OSMANLI (TİMİSVAT) KÖPRÜSÜ – RİZE

    Rize’de, Karadeniz’e kavuşan Fırtına Deresi’nden Ayder Yaylası’na uzanan güzergâh boyunca yer alan çok sayıda kemer köprüden biri olan Osmanlı dönemi eserlerinden Timisvat Köprüsü, Köprüköy ile Hoşdere köyleri arasında ulaşımı sağlıyor.

    Anıtlar Kurulu tarafından tescil edilen yapı 35 metre uzunluğunda, 13 metre yüksekliğinde ve 2,7 metre genişliğinde olup, bugün yaya geçişinde kullanılmaktadır.

    Kaynak: NTV

  • Seyyid Kutub’un idam edilmeden önceki son anları

    Seyyid Kutup Kimdir?

    9 Ekim 1906’da Mısır’ın Asyût vilâyetine bağlı Mûşâ köyünde doğdu. Hindistan kökenli olan babası el-Hâc Kutub b. İbrâhim, Mısır’ın İngiliz işgalinden kurtulması için çalışan el-Hizbü’l-Vatanî’nin aktif bir üyesiydi. Seyyid Kutub ilk öğrenimini köyünde tamamladı. 1921 başlarında Kahire’ye giderek eğitimine devam etti. 1926’da Öğretmen Okulu’ndan mezun olunca Külliyyetü Dâri’l-ulûm’un hazırlık sınıfına girdi, iki yıl sonra da Dârü’l-ulûm’a kaydoldu. Öğrencilik yılları sırasında Abbas Mahmûd el-Akkād ile tanıştı ve görüşlerinden etkilendi. Üniversitedeki öğrenci hareketlerine katıldı. Ayrıca edebiyatla ilgilendi. 1933’te üniversiteden mezun oldu ve ardından altı yıl kadar ilkokul öğretmenliği yaptı. Eğitim sisteminin düzelmesi için çeşitli reform taslakları hazırladı. Seyyid Kutub’un Akkād’a olan yakınlığı edebiyat dünyasında hızla yükselmesinde büyük rol oynadı, Akkād ve çevresiyle birlikte edebî tartışmalara katıldı (geniş bilgi için bk. Adnan Ayyub Musallam, The Formative Stages, s. 87-93; Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Seyyid Ḳuṭub, s. 135-189). Öğrencilik yıllarında girdiği Vefd Partisi’nden 1942’de ayrılarak Sa‘diyyîn Partisi’ne üye oldu. Ancak 1945’te siyasî partilerle ilişkisini kesti.

    Seyyid Kutub’un II. Dünya Savaşı sonrasında edebî konulara ilgisi devam etse de yazılarında siyasî ve içtimaî meseleler ağırlık kazanmaya başladı. Nisan 1947’den itibaren finansmanını hıristiyan Yûsuf Şehâte’nin sağladığı aylık el-ʿÂlemü’l-ʿArabî dergisini çıkardı. 4. sayısından sonra bu dergiyi bırakarak Dârü’l-kütübi’l-Arabî’nin sahibi ve İhvân-ı Müslimîn mensubu Muhammed Hilmî el-Minyâvî’nin finanse ettiği haftalık el-Fikrü’l-cedîd dergisini yayımlamaya başladı. Ancak derginin siyasî üslûbu hükümet çevrelerini rahatsız etti ve Mart 1948’de kapatıldı. Seyyid Kutub da eğitim araştırmaları yapmakla görevlendirilen heyet içinde Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. Kasım 1948’de New York’a giden Kutub burada Batı hayat tarzını yakından tanıma imkânı buldu. New York ve Colorado’da eğitimle ilgili araştırmalarda bulundu, bazı yüksek öğretim kurumlarında derslere katıldı, Amerika’nın değişik eyaletlerini gezdi. Mısır’a dönüşü sırasında İngiltere, İsviçre ve İtalya’ya uğradı. Düşüncelerinin değişeceği beklentisiyle gönderildiği Amerika’dan Ağustos 1950’de Batı sisteminin en keskin karşıtlarından biri olarak döndü. Bir süre Maarif Bakanlığı’nda murakıp yardımcılığı yaptı. Bundan sonra görev yeri sık sık değiştirildi. 18 Ekim 1952’de bakanlıktaki görevinden istifa etti.

    Temmuz 1952’deki askerî darbe öncesinde ve sonraki aylarda Seyyid Kutub ile darbeyi yapan Hür Subaylar arasında yakın ilişki mevcuttu. Darbe öncesinde Cemal Abdünnâsır ve arkadaşları Seyyid Kutub’un evinde toplantılar düzenliyordu. İhtilâlin ardından devrim konseyinin isteği üzerine Ağustos 1952’de verdiği İslâm’da ruhî ve fikrî hürriyet konulu konferans Hür Subaylar’ın takdirini kazandı. Bu sırada sempati duyduğu İhvân-ı Müslimîn teşkilâtıyla Hür Subaylar arasında yakınlık kurmaya çalıştı. Ocak 1953’te oluşturulan Hey’etü’t-tahrîr’in genel sekreterliğini yürüten Cemal Abdünnâsır’a bir ay kadar yardımcılık yaptı. Cemal Abdünnâsır’ın, İhvân-ı Müslimîn’in ileri gelenlerinden teşkilâtı kapatıp Hey’etü’t-tahrîr’e katılmalarını istemesi yüzünden iki taraf arasında anlaşmazlık çıktı. Seyyid Kutub arabuluculuk yapmaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve İhvân-ı Müslimîn yanında yer alarak Şubat 1953’te teşkilâta üye oldu. 15 Ocak 1954’te İhvân-ı Müslimîn teşkilâtının kapatılması üzerine örgütün önde gelenleriyle birlikte Seyyid Kutub da tutuklandı; ancak ülke çapındaki gösterilerin ardından diğer tutuklular gibi o da serbest bırakıldı. Daha önce kapatılmış bulunan el-İḫvânü’l-müslimûn adlı haftalık gazete Seyyid Kutub yönetiminde Mayıs 1954’ten itibaren tekrar yayımlanmaya başlandı. Fakat Seyyid Kutub, iktidar tarafından sansüre uğradığı gerekçesiyle 5 Ağustos 1954’te gazetenin neşrine son verdi. 26 Ekim 1954’te Cemal Abdünnâsır’a karşı girişilen başarısız suikasttan sorumlu tutulan İhvân-ı Müslimîn örgütü yöneticileriyle birlikte Seyyid Kutub da tutuklandı ve on beş yıl hapse mahkûm edildi. Kahire’de hapiste bulunduğu süre içerisinde Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân adlı tefsiri üzerinde çalışmaya devam etti. Hapishane şartlarında sağlığı iyice bozulan Seyyid Kutub cezasının on yıllık kısmını çektikten sonra Irak Devlet Başkanı Abdüsselâm Ârif’in girişimiyle Mayıs 1964’te tahliye edildi. Hapisten çıkınca çok tartışılan kitabı Meʿâlim fi’ṭ-ṭarîḳ’ı yazdı. Bu eserinde savunduğu görüşleri ve bir grup İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte teşkilâtı yeniden canlandırma faaliyetlerine katılması yüzünden 9 Ağustos 1965’te tekrar tutuklandı. Uzun süren yargılama sonunda idam cezasına çarptırıldı ve 29 Ağustos 1966’da cezası infaz edildi; cesedi bilinmeyen bir yere gömüldü.

    Kaynak: TDV Ansiklopedisi

  • Bütün yönleriyle Fazilet durağı olayı

    İDDİA: İBB’nin salgına yönelik tedbirlerde yetersiz kalması sonucu İETT’nin 29 Mart 2020 Pazar sabahı Bakırköy – Boğazköy hattında büyük yığılma yaşandı. 

    İDDİAYA İBB TARAFINDAN CEVAPLAR

    İddia üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi sözcüsü Murat Ongun söz konusu olayın kurgu olduğunu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik kasten böyle bir olayın kurgulandığını ve bir itibar suikastı yapıldığını iddia etti.

    Ekrem İmamoğlu: Görüntüleri izledim kanım dondu

     SÖZCÜ  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medyada dolaşıma sokulan ‘dolu İETT otobüsü’ paylaşımlarıyla ilgili konuştu: Görüntüleri izlerken kanım dondu. Maça gitmiyorlar, sabah namazına gitmiyorlar, pazar günü iş güç de yok. Eğer siyaset buysa lanet olsun siyasete! Dünya değişti ama kafalar değişmedi dedi. devamı»

     

    Habere Tepkiler

     

    İBB’nin “Organize kötülük” açıklamasına tepkiler

     Yeni Şafak  Fazilet Durağı yalanı tescillendi: ’47 kişi organize şekilde otobüse bindirildi’ denilen Fazilet durağından otobüse kimsenin binmediği ortaya çıktı
    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 29 Mart’ta Fazilet Durağında oluşan kalabalıkla ilgili ‘organize kötülük’ iddiası asılsız çıktı. Başsavcılık, 47 yolcu bindi denilen duraktan yolcu alınmadığını tespit etti. İBB sözcüsü Murat Ongun’un karşılaştırmak için kullandığı “22 Mart’ta 1 yolcu” ifadesinin de doğru olmadığı, o tarihte duraktan 57 yolcunun bindiği anlaşıldı. devamı»

    via: medya adamıhttps://twitter.com/medyaadami/status/1263850191318327296
    Emin Pazarcı

    Olayla ilgili resmi gelişmeler

     KARAR  Danıştay, İBB Başkanı İmamoğlu ile Murat Ongun’un 29 Mart 2020’de, Kağıthane’deki Fazilet Durağı’nda bir otobüse 47 yolcunun bindiğini iddia etmesiyle başlayan tartışmalara son noktayı koydu. Kararda, soruşturmaya gerek olmadığı kaydedildi. devamı»

     

    İlgili Haberler:

    Son güncelleme: 15 Ocak 2022

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com