Kategori: Manşet

  • Torbalı Belediyesi Meclisi, yeni dönemin ilk meclis toplantısını gerçekleştirdi

    Torbalı Belediyesi Meclisi, yeni dönemin ilk meclis toplantısını gerçekleştirdi

    Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir’in başkanlığında toplanan meclis toplantısı, halkın da katılımıyla İsmail Uygur Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı.

    Torbalı’da yeni dönemin ilk meclisi toplandı

    Torbalı Belediyesi Meclisi, yeni dönemin ilk meclis toplantısını gerçekleştirdi. Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir’in başkanlığında toplanan meclis, halkın da katılımıyla İsmail Uygur Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı. 800’ü aşkın vatandaşın katıldığı meclis toplantısına, Cumhur İttifakı üyeleri mazeret göstermeden katılmadı. Yeni dönemin ilk meclis toplantısı olması nedeniyle belediye meclisinde 2 yıl süreyle görev yapacak başkan vekilleri, katip üyeler, komisyon üyeleri ve denetim kurulu üyeleri seçildi. Cumhur İttifakı grubunun toplantıya katılmamasıyla ilgili Başkan Demir, “Mevzuat gereği mazbatayı aldığımızın 5.günü meclisi toplamamız gerekiyor. Bugün de beşinci gün. Cumhur İttifakı grubuna, yeri, mekanı ve zamanı arkadaşlarımız bildirdiler. Biliyorsunuz hep şeffaf belediyecilikten bahsettik, sizleri de davet ettik. Ne kararlar aldığımızı herkes bilsin istedim. Herhalde bu durum bazı arkadaşlarda rahatsızlık yaratmış. Ama biz sorumluluğumuz gereği meclisimize devam ediyoruz” dedi.

    KOMİSYON ÜYELERİ SEÇİLDİ
    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra, meclis katip üyelerinin seçimiyle devam eden meclisin, katip üyeliklerine CHP grubu tarafından aday gösterilen Sultan İpekli Aksoy ve Ali Yaşlak oy birliği ile seçildi. Meclisin birinci başkanvekili olarak Ertan Çelik, ikinci başkanvekilliğine ise Serkan Birinci seçildi. Meclis daimi encümenleri  Zimur Timur Mert, Ali Yaşlak ve Ertan Çelik seçildi. Denetim Komisyonu’na ise Mehmet Demir ve Serkan Birinci yine oy birliği ile seçildi. 3 kişiden oluşmasına karar verilen belediyenin ihtisas komisyonlarına alınan karar gereği CHP Grubundan iki, Cumhur İttifakı grubundan ise bir üye verilmesi gerekiyordu. Cumhur İttifakı’nın yokluğunda CHP Grubunun ihtisas komisyonları üyeleri de meclis toplantısında açık oyla seçildi. Buna göre Bütçe ve Kesin Hesap Komisyonu’na Zimur Timur Mert ve Sultan İpekli Aksoy, İmar Komisyonu’na Semiha Memiş Saraç ve Engin Gülten, Hukuk Komisyonu’na Sultan İpekli Aksoy ve Ali Yaşlak, Torbalı Belediyesi İktisadi İşletmesi Yönetim Kurulu’na Mithat Kazan ve Necmettin Tanır, Deprem ve Afet Komisyonu’na İbrahim Öz ve Ayhan Yıldırım, Kentsel Dönüşüm Komisyonu’na Osman Sargın ve Mesut Güler, Engelli Komsiyonu’na Serkan Birinci ve Bahadur Kun, Doğalgaz Komisyonu’na Aysun Benli ve Akan Şengül seçildi.

    İLK MAAŞINI SMA’LI BEBEĞE VERECEK
    Toplantıda ayrıca diğer komisyon ve belediyenin temsil ettiği birliklerin temsilcilerinin seçimi de gerçekleşti. Buna göre, Gayrimenkul Satış Komisyonu’na Zimur Timur Mert, Kıyı Ege Birik Meclisine Sultan İpekli Aksoy, Mesut Güler ve Akan Şengül, Pancar OSB Torbalı Belediye temsilciliğine Övünç Demir, Tarihi Kentler Birliği Meclisi’ne Aysun Benli, Ege Belediyeler Birliği Meclisi’ne Semiha Memiş Saraç, TORBEL A.Ş.’de belediye tüzel kişiliğini temsil etmeye Övünç Demir seçildi.  Öte yandan belediye başkan yardımcılarının maaşlarının meclisçe belirlenmesiyle ilgili gündem maddesinde Belediye Başkanı Övünç Demir, “Daha önce bir canlı yayında söz verdiğim üzere ilk maaşımı, SMA hastası bebeğimiz İkbal Kardeş’e bağışlayacağım” ifadelerini kullandı.

    KAFETERYALARDA FİYATLAR İNDİ, KENT LOKANTASI YOLDA
    Meclis toplantısı sonrasında söz alan Başkan Demir, “Belediyemizin kafeteryalarında fiyatların aşağıya doğru güncelleneceğini söylemiştik. Arkadaşlarımız bununla ilgili çalıştılar. Bugünden itibaren çay ve su 5 liraya indirildi. Kahve ve diğer ürünlerde de indirimlerimiz olacak. Belediyenin tabi ki zarara uğramaması gerekiyor, ancak kar amacı da gütmemesi gerekiyor.  Görevimiz boyunca hep sizlerin lehine hareket edeceğimizi söylemiştik. Ve onu da hissettirmeye çalışıyoruz. En kısa zamanda emeklilerimize, engellilerimiz ve engelli ailelerimize, şehit ve gazi yakınlarımıza, öğrencilerimize bir kent lokantası açıp, çok uygun fiyata yemek vereceğiz. Onunla ilgili de yer arıyoruz. Sosyal ve halkçı belediyecilik neyi gerektiriyorsa ben ve arkadaşlarımız onu yapacağız” ifadelerini kullandı.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Mekke’nin Fethi: İslam’ın Yükselişinin En Önemli Kilometre Taşlarından Biri

    Mekke’nin Fethi, İslam tarihinde büyük bir dönüm noktasıdır. İşte Mekke’nin Fethi ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler ve tarihçesi:

    • Mekke’nin Fethi, 10. yüzyılın başında gerçekleşti. Hazreti Muhammed’in liderliğindeki Müslümanlar 629 yılında Hudeybiye Antlaşması’nı imzaladıktan sonra Mekke’ye saldırmamak hususunda anlaşmışlardı. Anlaşmaya göre, Mekkelilerle barışçıl bir ilişki sürdürme kararı alındı.
    • Ancak, Mekke’nin Müslümanları tehdit etmeye devam ettiği ve anlaşmayı bozduğu haberleri geldikten sonra, Hazreti Muhammed ordusunu hazırladı ve 629 yılının sonlarında Mekke’ye doğru ilerlemeye karar verdi.
    • 11 Ocak 630 tarihinde Hazreti Muhammed, büyük bir Müslüman ordusuyla Mekke’ye doğru yola çıktı. Ordusu, toplamda 10.000 civarındaydı ve Mekke’ye karşı üstünlük sağlamak için yeterliydi.
    • Müslüman ordusu, Mekke’ye yaklaştığında, Mekkeliler direniş göstermeden teslim oldu. Hazreti Muhammed, şehri kan dökmeden ele geçirmek için Mekkelilere İslam’a karşı direnmemeleri halinde affedilecekleri güvencesi verildi. Bunun sonucunda Mekke hiç kan dökülmeden fethedildi.
    • Mekke’nin Fethi sırasında, Hazreti Muhammed Kâbe’yi ziyaret etti ve içerideki putları kendi elleriyle kırdı. Kâbe, İslam’ın tevhid prensibine uygun olarak yeniden inşa edildi ve putperestlik unsurlarından arındırıldı.
    • Mekke’nin Fethi, Arabistan Yarımadası’ndaki diğer kabileler arasında da etkili oldu. Birçok kabile, İslam’a gönüllü olarak katıldı ve Müslüman olmaya başladı.
    • Mekke’nin Fethi, İslam’ın hızla yayılmasını sağladı ve Hazreti Muhammed’in liderliğindeki Müslümanlar Arap Yarımadası genelinde güçlerini pekiştirdi.

    Mekke’nin Fethi, İslam tarihinde büyük bir dönüm noktasıdır. Bu olay, İslam’ın yayılışı ve güçlenmesinde büyük bir rol oynamıştır. Mekke, o zamandan beri Müslümanların en kutsal şehirlerinden biri olarak kabul edilir ve her yıl milyonlarca Müslüman, hac ibadeti için Mekke’ye ziyaret gerçekleştirir.

  • Emre Erciş: Dilan Polat Davasından Çıksa Çıksa Vergi Kaçırma Çıkar.

    Emre Erciş: Dilan Polat Davasından Çıksa Çıksa Vergi Kaçırma Çıkar.

    İşte Emre Erciş’in o paylaşımları:

    MİLDA GAYRİMENKUL ve KARA PARA İDDİALARI ÜZERİNE:

    1-)Dilan ve Engin Polat hakkında yürütülen soruşturma kapsamında en çok üzerinde durulan şirketlerden birisi, Engin Polat’ın yöneticisi olduğu Milda Gayrimenkul Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.

    Hazırlanan MASAK raporuna göre bu şirket üzerinden Vergi Usul Kanununa Muhalefet yönünde iddialar mevcut lakin ‘Bahis Üzerinden Elde Edilen Kara Parayı Aklama’ iddiasına dayanak olacak soyut veya somut bir delil yok. Hatta bu iddiaya yönelik hiç bir tespit yok.

    Yine bununla birlikte ‘Kara Para Aklama’ konusunda cevap bulması gereken detaylar var. Çünkü ‘Kara Para’ böyle aklanmaz.

    MASAK Raporu ve 29/09/2022 tarih ve 10649 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi kaydına göre MİLDA Gayrimenkul, 29/08/2022’de kuruluyor. Gerek Engin Polat olsun gerekse babası Sezgin Polat olsun, ifadelerinde MİLDA Gayrimenkul şirketine taşınır ve taşınmazların getirilme nedeni, Tuzla’da yapılması planlanan ‘Villa Kent’ projesi için şirketin kredibilitesini yükseltmek amacı taşıyor.

    Bu sebepten dolay içinde o meşhur Ferrari, Range Rover, Porsche, Mercedes gibi lüks araçların yer aldığı 24 araç ile 16 taşınmaz, MİLDA Gayrimenkul şirketinin mal varlığı olarak geçiriliyor.

    TAŞINMAZLAR:

    İstanbul Sancaktepe: 3 tane Dubleks Mesken
    İstanbul Ataşehir: Konut
    Ankara Çankaya: 2 Katlı Kafe
    Ankara Etimesgut: Dublex depolu dublex İş yeri
    İstanbul Sultanbeyli: Ofis
    İstanbul Sultanbeyli: Dükkan
    İstanbul Sultanbeyli: 3 adet Mesken
    İstanbul Ataşehir: Arsa
    Edirne Uzunköprü: Tarla
    İstanbul Tuzla: Arsa
    Tekirdağ Şarköy: Bağ
    Ankara Etimesgut: Büro

    ARAÇLAR:

    2022 Mercedes-Benz 2 adet
    2018 Hyundai
    2019 Audi
    2020 Ford
    2019 Volkswagen
    2020 Honda
    2017 Fiat
    2019 Renault
    2022 Dacia
    2017 Mercedes-Benz
    2018 Volkswagen
    2018 BMW
    2022 Ferrari
    2019 Audi
    2019 Volkswagen
    2017 Ford
    2022 Porsche
    2018 Dacia
    2019 Renault
    2016 Renault
    2021 Fiat
    2020 Fiat

    MİLDA Gayrimenkul Şirketinden yapılan 107 MİLYON 632 BİN 240 TL’lik bir ödeme var. Bu ödeme listesinde 2 önemli ödeme çok önemli…

    MİLDA GAYRİMENKUL ve KARA PARA İDDİALARI ÜZERİNE: (DEVAMI)

    2-) MİLDA Gayrimenkul üzerinden yapılan bu ödemeler satın alınan araçlar, kasko ve sigorta ödemeleriyle birlikte Erdoğan Çelebi’ye ödenen 59 MİLYON 800 BİN TL + 200 BİN TL olmak üzere toplamda 60 MİLYON TL ile BRH Mimarlık ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketine 4 kalemde ödenen 7 YÜZ 23 BİN 6 YÜZ TL.

    Engin Polat, ifadesinde Erdoğan Çelebi’ye ödenen 60 MİLYON TL için ‘Villa Kent Projesi İnşaat’nın yapılacağı Tuzla’da satın aldığı arsa açıklamasını yaptı. 7 YÜZ 23 BİN 6 YÜZ TL içinde 60 MİLYON TL’ye alınan arsaya yapılacak ‘Villa Kent Projesi’nin BRH Mimarlığa plan çizimleri adına ödediği para olarak beyan etti.

    Araştırdım, böyle bir arsa da mevcut çizilmiş planda.

    MASAK raporunda bu arsanın alım süreci hakkında da küçük bir bilgi var. Raporda, 09/03/2023’te Erdoğan Çelebi’ye 59 MİLYON TL ödendi diyor. 06/03/2023’te de Dilan Polat Güzellik Kozmatik Sanayi ve Ticaret A.Ş, Rise And Shine Kozmetik İthalat İhracat Sanayi Ticaret ve A.Ş. ile Dp Güzellik Kozmetik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. 15 MİLYON 865 BİN TL, MİLDA Gayrimenkule yollandı deniliyor. Engin Polat, zaten ifadesinde MİLDA Gayrimenkul için babasından da para aldığını beyan ediyor ve 06/03/2023’te bu 3 şirketten MİLDA Gayrimenkul’e yollanan para ile birlikte 09/03/2023’te yani 3 gün sonra 59 MİLYON TL Erdoğan Çelebi’ye banka üzerinden yollanarak Tuzla’daki arsa satın alınıyor.

    Bu bilgilerle ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet çıkarabilirsin, naylon fatura çıkarabilirsin ama ‘Kara Para Aklama’ çıkaramazsın. Dünyanın hiç bir yerinde böyle ‘Kara Para’ aklanmaz. Tabi şayet amaç ve hedef başka birileri değilse!

    ‘Kara Para’ aklayacak adam, 2017, 2019, 2020 model arabalar alıp filo yapmaz.

    ‘Kara Para’ aklayacak adam ‘Villa Kent’ diye bir proje için arsa alıp mimarlara plan çizdirmez.

    ‘Kara Para’ aklayacak adam Altın alır, döviz alır, zaten sistemden çıkardığı parayı yurt dışına çıkarmanın yollarını bulur.

    Yurt dışına firar etmiş bir meczubun üzerinden devlet büyüklerine veya eski bakanlara birileri yürümeye çalışıyor ya da bu komploya alet edilmeye çalışılıyor. Sanal Bahis, Mail Order vb.

    Ben bu filmi geçmiş dönemlerde başka dosyalarda gördüm ve bu yüzden Dilan Polat ve Engin Polat soruşturmasının bende takipçisi olacağım. Bu da konuyla alakalı ilk giriş twitlerim olsun.

    https://x.com/e_ercis/status/1726166015816380885?s=20

  • Edirne’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi

    Edirne’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi

    Edirne‘de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında yaşamını yitiren çocuklar için anma etkinliği düzenlendi.

    Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Özgür Çocuklar Parkı’nda toplanan, aralarında çocukların da bulunduğu Edirne Çocuk Hakları Derneği üyeleri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden çocukların anısına mum yaktı. Mumlar toprağa dizilerek “barış” yazıldı.

    Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nur Yılmaz Ercin, bu yıl Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutlamanın çok zor olduğunu söyledi.

    Çocukların, eğitim, sağlık ve oyun haklarından özgürce yararlanması gerektiğini vurgulayan Ercin, “Bunu sağlamak en önemli önceliğimiz diyecek yerde, çocuklar öldürülmesin demek zorunda kalmak çok zor. Ama daha fenası, son derece utanılacak, son derece acınası bir durumda olmak çok ağır, çok zor. Savaşları başlatanlar çocuklar değil, silahlarla, bombalarla ayrım gözetmeksizin sivilleri öldürenler çocuklar değil.” dedi.

    Ercin, dernek olarak öncelikle çocuklardan alınan yaşam hakkının geri verilmesi için tüm dünyaya çağrıda bulundu.

    Bu yıl dernek olarak 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü, Gazze’de öldürülen yaklaşık 5 bin çocuğun yasını tutmak adına kutlamadıklarını ifade eden Ercin, “Bu yıl sadece anıyoruz. Çocuklar için sözde laflarla bu günü geçirmek istemiyoruz. Dünyanın gözü önünde, bile isteye gerçekleşen ölümler durduğunda belki yine çocuk haklarından söz edebileceğiz. Ama bu yıl, öldürülen veya yaralanan her bir çocuk için tüm karanlıklara karşı, şiddete ve tüm savaşlara karşı herkesi birer mum yakmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

    Kaynak: AA / Dünya
  • Ürdün, Gazze’ye destek için kritik enerji ve su anlaşmasından çekildi

    Ürdün, Gazze’ye destek için kritik enerji ve su anlaşmasından çekildi

    Hamas’ın 7 Ekim saldırılarından sonra Filistin’in Gazze Şeridi’ni önce ablukaya alıp bombalayan, ardından da işgal eden İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri’nin aracılığında Ürdün’le yaptığı enerji ve su anlaşmasından oldu. İsrail’in 2020’de BAE ile normalleşme anlaşmasının bir meyvesi olarak, İsrail-BAE-Ürdün Kasım 2021’de bir enerji-su anlaşması imzaladı. Anlaşma gereğince Ürdün, İsrail’e güneş enerjisi tahsis ederken; İsrail de karşılığında tuzdan arındırılmış temiz su verecekti.

    Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, haftasonu El Cezire’ye yaptığı açıklamada anlaşmadan çekildiklerini duyurdu: “İsrail, tüm bölgeyi cehenneme doğru itiyor ve sonuçlarına katlanmak zorunda kalacak. Filistin halkını desteklemeye yardımcı olacağına inandığımız her şeyi yapıyoruz.” 11.1 milyonluk nüfusunun yarısının Filistinli olduğu tahmin edilen Ürdün, İsrail’in Gazze harekâtını defalarca kınadı.

    1 Kasım’da Amman’ın İsrail’deki büyükelçisini geri çağıran Safadi, bu adımın “Ürdün’ün, masum insanları öldüren ve benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açan İsrail’in Gazze’ye yönelik şiddetli savaşını reddeden ve kınayan tutumunun bir ifadesi” olduğunu söyledi. Öte yandan Gazze’deki hükümetin Basın Ofisi, Telegram hesabından saldırıların 43’üncü gününde Gazze Şeridi’ndeki toplam ölü ve yaralı sayısı ile yıkıma ilişkin son durumu paylaştı.

    Bu sayılardan bazısı aynı kalırken bazısı değişti. Buna göre, 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılarda 12 bin 300 kişi yaşamını yitirdi; ölenlerden 5 binini çocuklar, 3 bin 300’ünü kadınlar oluşturdu, ölen kadın ve çocuk sayısında güncelleme yapılmadı. Saldırılarda 200 doktor, hemşire ve ilk yardım görevlisi, 22 sivil savunma çalışanının öldürüldüğü bilgisi de değişmedi ancak gazeteci sayısı 56 olarak güncellendi ve bunlar arasında “büyük gazeteci ve yazar” Mustafa es-Savvaf da yer aldı.

  • Gazze Şeridi’ndeki saldırılarda hayatlarını kaybedenler toplu mezarlara defnedildi

    Gazze Şeridi’ndeki saldırılarda hayatlarını kaybedenler toplu mezarlara defnedildi

    – Gazze Şeridi’ndeki saldırılarda hayatlarını kaybedenler toplu mezarlara defnedildi

    GAZZE – Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatlarını kaybeden onlarca Filistinli için bugün cenaze töreni düzenlendi. Cenazeler toplu mezarlara defnedildi.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları devam ederken, bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler bir yandan hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da kaybettikleri yakınlarını toplu mezar kazarak defnediyor. Onlarca Filistinli bugün, İsrail saldırılarında kaybettikleri yakınları için Maghazi ve Bureij mülteci kampları arasındaki bölgede cenaze töreni düzenledi. Törendekiler gözyaşlarına hakim olamazken, cenazeler kazılan toplu mezarda yan yana defnedildi.

    Filistin’de can kaybı 12 bin 300’e yükseldi

    Gazze Şeridi’ndeki Hükümet Sözcüsü İsmail Al-Thawabta, İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli sayısının 5 bini çocuk, 3 bin 300’ü kadın olmak üzere 12 bin 300’e yükseldiğini açıkladı.

  • Netanyahu’ya ‘bebek katili’ Herodes benzetmesi: Uluslararası hukuk öldü

    Netanyahu’ya ‘bebek katili’ Herodes benzetmesi: Uluslararası hukuk öldü

    Venezuela ziyareti kapsamında katıldığı “Venezuela Uluslararası Kitap Fuarı”nda (FILVEN) konuşan Petro,

    “Uluslararası insan hakları tamamen ayaklar altına alınıyor. Hepimizin gözü önünde deli bir adam var, adı Netanyahu. Tek başına müttefiki ABD’yi bölgeye getirtmeye muktedirdir. Çünkü İsrail’in başkenti yani ABD bankalarının sahibi Kuzey Amerikalılardır.”

    ifadesini kullandı.

    “Hitler’in yaptığının aynısının dillendirmemesi için uluslararası bir dayanışma yapılıyor”
    Petro, İngiliz şarkıcı Roger Waters’ın Filistin’in haklarını savunduğu için ülkesinin başkenti Bogota’da hiçbir otel tarafından kabul edilmediğini belirterek,

    “Bu demokrasi midir? Uluslararası hak mıdır? Hitler’in Yahudi halkına yaptığının aynısının şu anda dillendirmemesi için uluslararası karşıt bir dayanışma yapılıyor.”

    dedi.

    Netanyahu’ya ‘bebek katili’ Herodes benzetmesi: Uluslararası hukuk öldü

    Filistin halkına yapılan baskılara değinen Cumhurbaşkanı Petro, şu ifadeleri kullandı:

    “Yani şu anda bir soykırımla karşı karşıyayız. Üstelik her gün ‘demokrasi demokrasi’ diye konuşanların gözü önünde bu olay yaşanılıyor. Tam anlamıyla bir tutarsızlıktır. Sadece insanları, bebekleri değil, pek çok insanı öldürdüklerinin farkında değiller. Bebek katliamı işleniyor. Herodes var mıydı bilmiyorum, Herodes çok güçlüydü ve o topraklarda çocukları öldürüyordu. Bu uluslararası hukuk değildir. Uluslararası hukuk öldü.”

    Herodes kimdir?

    Tarih kaynaklarında “Büyük Hirodes” adıyla da bilinen ve Roma İmparatorluğu tarafından Yahudiye eyaletine atanan Yahudi Kralı Herodes, Matta İncili’ndeki anlatıya göre, Yahudilere liderlik edecek İsa peygamberin doğum haberini aldığında tahtını korumak için Beytüllahm’de iki yaşın altındaki tüm erkek bebeklerin öldürülmesi emrini veren zalim bir lider olarak anılıyor.

    Kaynak: Yeni Şafak

  • “Blinken’la çok açık konuştum” diyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Kabul etmediğimizi söyledim

    “Blinken’la çok açık konuştum” diyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Kabul etmediğimizi söyledim

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli El-Cezire kanalına Gazze‘de yaşanan son gelişmeler ve İsrail saldırıları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Fidan, ABD’li mevkidaşı Blinken ile yaptığı görüşmede “İsrail’in yaptıkları ile kendi aranıza mesafe koymazsanız -ki şu anda koymuyorsunuz-, bu tüm dünya için daha büyük bir kriz demek. Blinken ile çok açık konuştum. Tam ateşkes istedik. Gazze‘deki nüfusun tehcir edilmesini kesinlikle kabul etmediğimizi söyledim.” dedi.

    “HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ DAVRANAMAZDIK”

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera televizyon kanalına İsrail’in Gazze‘deki saldırılarına ve bunun durdurulması için harcanan uluslararası çabalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 7 Ekim’den önce bölgede bir normalleşme havası olduğunu ve Türkiye’nin de bölgedeki normalleşme havasına kendi katkısını vermek üzere bir politika benimsediğini anlatan Fidan, “Ama 7 Ekim’den sonra gördük ki, esas itibarıyla Filistin davasında herhangi değişen bir şey yok, özellikle Gazze‘de 13 bine yakın şehit edilen Filistinli kardeşimizin kanı ortadayken bizim hiçbir şey yokmuş gibi davranmamız mümkün değildi.” dedi.

    “ŞU AN DİPLOMASİ YOLUNU TERCİH EDEN BİR AŞAMADAYIZ”

    Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukanın kırılmasına ilişkin Fidan, “İslam ülkeleri şu an itibarıyla ellerindeki bütün diplomatik ve insani araçları kullanma yoluyla problemi çözme yolunu tercih etmiş durumda. Burada elimizdeki bütün diplomatik araçları kullanarak, özellikle bölge dışındaki Filistin davasını destekleyen, İsrail zulmüne karşı duran Güney Amerika’dan, Afrika’dan, Avrupa’dan, Asya Pasifik’ten ülkelerle bir araya gelerek Birleşmiş Milletler’de ve diğer platformlarda İsrail’in bu ayrımı gözetmeksizin öldürme faaliyetine bir son vermek gerekiyor. Şu andaki aşama diplomasi yolunu tercih eden bir aşama.” ifadelerini kullandı.

    ÖNÜMÜZDEKİ HAFTAYI İŞARET ETTİ

    Bununla ilgili basına yansıyan veya yansımayan çok farklı çalışmaların devam ettiğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti: “İslam ülkeleri şu anda bir araya gelmiş durumda, oluşturulan 7 ülkelik bir Eylem Grubu var, bu Eylem Grubu içerisinde Türkiye, Endonezya, Nijerya, Ürdün, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan yer almakta. Önümüzdeki hafta itibarıyla bu ülke temsilcilerinin, dışişleri bakanlarının çeşitli ülke başkentlerinde belli temaslarda bulunmaya başlayacağını görüyoruz. Diğer taraftan, biliyorsunuz alınan Riyad’daki zirve kararında kuşatmanın kırılması yönünde bir çağrı var.”

    “HEDEF ORTAK EYLEM PLATFORMU OLUŞTURMAK”

    7 ülkelik Eylem Grubu’nun, Riyad’da Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerinin aldığı ortak zirve kararının uygulanmasını hayata geçirecek bir grup olduğunu kaydeden Fidan, “Dediğim gibi, bir numaralı görevi, uluslararası çapta bir lobi faaliyeti yapıp özellikle İslam ülkelerinin ve Arap İş Birliği Teşkilatı’nın bu konudaki görüşlerini ilgili ülkeler nezdinde paylaşmak, bir ortak eylem platformu oluşturmak. Bunu yaparken ben inanıyorum çok büyük fikirler ve eylemler ortaya çıkacak.”

    “KARDEŞ ÜLKELERLE BERABER EYLEM YAPMA KARARI ALDIK”

    “Türkiye’nin, İsrail’i boykot etme ve büyükelçisini çekme konusunda neden bazı ülkelerden geç hareket ettiği” şeklindeki soruyu Fidan, şöyle yanıtladı: “Biz bu krizi yönetirken şöyle bir prensip kararı aldık: Diğer kardeş ülkelerle beraber eylemlerimizi yapalım. Yani tek başımıza kararlar alıp uygulamaktansa, kararların daha etkili olması için diğer İslam ülkeleriyle, bölge ülkeleriyle, hatta Latin Amerika ülkeleriyle, Afrika ülkeleriyle bir araya gelip mümkünse bazı Avrupa ülkeleriyle bu kararları alalım. Çünkü tek taraflı alacağımız kararlar özellikle kendi halkımız nezdinde siyasi olarak ciddi rahatlama getirse de, esas itibarıyla problemin çözmesine etki etmesi için kolektif olarak hareket etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla biz bu konuyu ilk İslam İş Birliği İcra Komitesi Olağanüstü Toplantısı’ndan itibaren gündeme getirdik ve çeşitli ülkelerin teker teker bunu yapmaya başladığını gördük ve biz de bu eylemi gerçekleştirdik, büyükelçimizi geri çağırdık.”

    “HALKIMIZIN DURUŞU BU KONUDA ÇOK NET”

    Türkiye’nin tek taraflı adım atma ve yaptırım uygulama konusunda sıkıntısı olmadığını vurgulayan Fidan, “Odaklandığımız nokta, hangi metodoloji daha etkili olur? Biz bunu geçmişte yaptık biliyorsunuz Mavi Marmara olayından sonra, yani bu konuda Türkiye’nin bir sıkıntısı yok. Özellikle Cumhurbaşkanımızın duruşu, hükümetimizin duruşu, halkımızın duruşu bu konuda çok net, yani bizim bu kararları almada hiçbir sıkıntımız yok.”

    Yaşanan en büyük krizin, Gazze‘deki zulüm dışında başta Amerika olmak üzere Batı dünyasının bu zulme sessiz kalması olduğunu dile getiren Fidan, “Bu, İslam dünyasında, bölgede ve dünyanın geri kalanında büyük bir kırılmaya sebep oluyor ve bu kırılmanın ortaya çıkartacağı ciddi fay hatları var.” dedi.

    “BUNUN İÇİN BİR ENGELİMİZ YOK”

    Fidan, Türkiye’nin, ABD’nin, Ukrayna savaşında Rusya’ya karşı izlenen ekonomik, siyasi ve askeri boykot benzeri bir bloklaşmaya öncülük yapıp yapmayacağı ve buna neyin engel olduğuyla ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı: “Hiçbir engel yok. Bu bizim gündemimizde olan bir konu. Dediğim gibi ilk önce İslam İşbirliği Teşkilatı’yla biz gündemi başlatmak istedik, daha sonra bunu daha geniş büyük bir halka içerisinde muhakkak ki değerlendirip ortaya koyacağız. Esas itibarıyla bunun bir uygulaması da yapıldı, yani Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ev sahipliğinde biliyorsunuz Latin Amerika’dan, Afrika’dan, Ortadoğu’dan ve dünyanın geri kalanından, Uzak Asya’dan çağırılan misafirler oldu, devlet başkanları, hükümet başkanları eşleri İstanbul’da toplandılar, bu ilk denemeydi.

    Ama esas itibarıyla biz birinci aşamada Gazze‘ye ve Filistin’e komşu olan İslam dünyası ve Arap dünyası üyelerinin ortak alanı olan İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği’yle ortak platform oluşturmaya başlayıp buradaki konsolidasyonun gerçekleştirilmesinden sonra Latin Amerika, Afrika Birliği, Birleşmiş Milletler’in geri kalan ülkeleriyle de bir geniş dayanışma platformu oluşturma yolunda bütün adımları atacağız.”

    BLINKEN İLE KONUŞMASINI ANLATTI

    ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile Türkiye’yi ziyareti sırasında gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin de bilgi veren Fidan, “Bizim durduğumuz yer esas itibarıyla şöyle: “Biz bu zulmün durması için bir an önce bir ateşkesin hayata geçmesini ve yardımların kesintisiz olarak içeriye sokulmasını istiyoruz. Özellikle Gazze‘deki nüfusun tehcir edilerek başka yerlere gönderilmesi konusunun bir politika olmasını kesinlikle kabul etmediğimizi söyledik. Bizim Amerikalılarla anlaşamadığımız konu şu; onlar ateşkes konusunda kesinlikle İsrail’i destekler pozisyondalar, ateşkesi istemiyorlar. Ama insani ateşkes konusunda bir noktaya gidebildiğimizi düşünüyorum.”

    “NÜKLEER KABİLİYETLERİNİ GELİŞTİRİYORLAR”

    İsrail’in Gazze‘de nükleer silah kullanma tehdidiyle ilgili de konuşan ve bunun “herkesin bildiği bir sır” olduğuna işaret eden Fidan, “İsrail’in nükleer silahların yayılma anlaşmasına taraf olmamasını kullanarak kendi nükleer kabiliyetini geliştirdiğini görüyoruz ve bu konuda da Amerika’dan, Avrupa’dan büyük destek aldığını da biliyoruz, yani bu bir sır değil.” dedi. “Bazı çılgın İsrailli politikacıların nükleer silah kullanma yolundaki dillendirmeleri dikkate alındığında, büyük bir problem” olduğunun görüldüğünü kaydeden Fidan, “İsrail’in nükleer silah sahibi olmaya devam etmesi, nükleer silahla ilgili yarışı artıracak. Bu, bölgenin ve dünyanın lehine olan bir durum değil.” diye konuştu.

    Bakan Fidan, şöyle devam etti: “Bölge ya tamamıyla nükleer silahlardan arındırılmalı ya da başka ülkeler bu konuda kendilerini daha güvende hissetmek için adım atmak zorunda kalacaklar, yani buna bir çözüm bulmamız gerekiyor. Bu da, bizim önümüzde duran ve muhakkak çözmemiz gereken önemli stratejik konulardan biri ve bu konuda çalışmaya devam edeceğiz.”

    “KENDİNİ YÖNETMEDEN GAZZE’NİN BİR PROBLEMİ YOK”

    Gazze‘de savaş sonrası durumla ilgili Türkiye’nin tek bir perspektifi olduğunu kaydeden Fidan, şunları söyledi:

    “İki devletli çözüm olmadan Gazze‘yi kim yönetecek sorusunun doğru bir soru olduğunu açıkçası kabul etmiyoruz. Gazze zaten savaştan önce yönetiliyordu, şimdi de yönetilmeye devam edebilir, kendi kendini yönetmede Gazze’nin bir problemi yok. Gazze’nin problemi, işgal altında tutulması ve ateş altında tutulması, altyapısının yok edilmesi, üstyapısının yok edilmesi. Biz şu anda Gazze’nin yönetimiyle ilgili değil, korunmasıyla ilgili bir sorun olduğunu düşünüyoruz.”

    “HAMAS BİR PARTİDİR”

    Türkiye’nin Hamas’ı terör örgütü olarak kabul etmediğini yineleyen Fidan, “Cumhurbaşkanımız da deklare etti, ben de deklare ediyorum, daha önceki basın toplantılarında da söyledim, biz Hamas’ı terör örgütü olarak tanımıyoruz. Hamas, Filistin devlet sistemi içerisinde faaliyet gösteren bir parti. Biz Filistin Devleti’ni tanıyan bir ülkeyiz, bizimle beraber 140’a yakın ülke de tanıyor. Dolayısıyla biz herhangi bir devletin içerisinde faaliyet gösteren partileri ‘bir terör örgütüdür-değildir’ diye bir sınıflandırmaya tabi tutmuyoruz. Hamas Filistin’in bir gerçeğidir, işgal şartlarında ortaya çıkan bir harekettir, işgal ortadan kalktığı zaman Filistin normalleştiği zaman Hamas gibi organizasyonların da normal hayata geri döneceğini düşünüyoruz.” dedi.

    Esir takası konusuna da değinen Fidan, Katar’ın bu konuda krizin başından bu yana muazzam bir çaba gösterdiğini ve Türkiye’nin de bu konuda elinden geleni yaptığını dile getirdi. Fidan, Refah Sınır Kapısı’ndan yardım girişleri konusunda da Mısır yönetiminin elinden geleni yaptığını ancak bazı hassasiyetleri olduğunu söyledi. Mısır nezdinde Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve başka ülkelerin ciddi girişimlerde bulunduğunu aktaran Fidan, Mısır’ın özellikle El-Ariş Limanı’na insani yardımların getirilmesi ve içeriye sokulması yönünde ciddi bir gayret içerisinde olduğunu sözlerine ekledi.

    Kaynak: Haberler.com
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com