Etiket: İsrail

  • Bileti kesildi

    Bileti kesildi

    Gazze’ye yönelik insanlık dışı saldırılarının 100’üncü gününde verdiği mesajla büyük tepki toplayan Antalyaspor’un İsrailli oyuncusu Sagiv Jehezkel ülkesine geri dönecek. Antalyaspor- Trabzonspor maçında attığı golün ardından, bileğinde sarılı bandaja yazdığı İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını destekleyici yazıyı kameralara gösteren Jehezkel, büyük tepki topladı. Yaşananların ardından gözaltına alınan İsrailli oyuncu, Antalya Adliyesi’nde tercüman aracılığıyla 45 dakika ifade verdi.Sahaya çıkmadan önce soyunma odasında, sol bileğinde sakatlığından dolayı bulunan beyaz bandaja “100 days” ve “07.10” yazdığını, Davut Yıldızı amblemi çizdiğini belirten Jehezkel, “Amacım Hamas ve İsrail arasında devam eden savaşın 100. gününe dikkati çekmekti” dedi.

    TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLİYORUM

    Bileğine yazı yazarken yanında kimsenin olmadığını vurgulayan oyuncu, kişisel olarak savaşa karşı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir an önce savaşın bitmesini istiyorum. Maçın 68. dakikasında golü attıktan sonra saha kenarındaki fotoğraf çeken kişilere sol bileğimdeki bandaja yazdığım yazıyı gösterdim. Yarım kalp işareti yaptım. Maç bittikten yaklaşık 2 saat sonra maç sırasında yaptığım hareketin sosyal medyada yayıldığını ve tepkilere neden olduğunu anladım. İsrail’de bulunan menajerim beni aradı. ‘Herhangi bir kimse ya da basına konuşma’ dedi. Bir müddet sonra da Bitexen Antalyaspor yöneticilerinin beni süresiz kadro dışı bıraktığını, menajerim bana söyledi. Maç sırasında yaptığım bu hareket nedeniyle bütün Türk halkından, bütün kalbimle özür diliyorum. Pişmanım. Herhangi bir provokasyon yapmak istemedim. Böyle bir tepkiye neden olabileceğini de düşünmedim.”

    Başakşehir’den disiplin soruşturması

    RAMS Başakşehir Futbol Kulübü, sosyal medyadaki paylaşımı dolayısıyla İsrailli futbolcusu Eden Karzev hakkında disiplin soruşturulması başlatıldığını açıkladı. Turuncu-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “Kişisel sosyal medya hesabından, ülkemizin hassasiyetlerine ters düşen paylaşım yaparak, kulüp disiplin talimatlarını ihlal eden Eden Karzev hakkında kulübümüzce disiplin soruşturması başlatılmış olup, bu hususta oyuncunun yazılı savunması talep edilmiştir” ifadeleri yer aldı.

    FESİH İÇİN İŞLEMLER SÜRÜYOR

    Antalyaspor Basın Sözcüsü Alkan Evren, Jehezkel’in bugün özel uçakla ülkesine gideceğini söyledi. Evren, Antalyaspor’un sözleşmeyi fesihle ilgili hukuki işlemleri sürdürdüklerini ifade etti.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bu çağın hedefi Özgür Filistin

    Bu çağın hedefi Özgür Filistin

    Filistin’e yönelik İsrail saldırılarının sona ermesi ve Gazze’deki direnişe destek için uluslararası Arap dernekleri İstanbul’da bir araya geldi. 2 gün sürecek konferans için İstanbul’a gelen Güney Afrika eski Devlet Başkanı Nelson Mandela’nın torunu Zwelivelile Mandla Mandela, “Bizler özgürlüğe erişebildik asla pes etmedik. Bunun Filistin için de olacağına inanıyorum” dedi. Filistin özgürlüğünü insan haklarının en temel maddesi olarak gördüğünü ifade eden Mandela, “Özgür Filistin bu çağın hedefi, bunun için çalışıyoruz. Mandela’nın öğretisine göre, yeryüzündeki tek bir insan dahi zarar görüyorsa ona karşı durmalıyız. Bizler de bu katliama bütün gücümüzle karşı çıkıyoruz” diye konuştu.

    BELGELER DEHŞET VERİCİ

    Apartheid İsrail’in hastaneleri, ibadethaneleri, okulları hedef aldığını vurgulayan Mandela, “Yapılanları belgeleriyle Güney Lahey’deki soykırım davasına sunduk. Belgeler dehşet verici ve İsrail savunmasında asla bunlara karşı çıkamadı. 7 Ekim’e odaklanarak Hamas’ı suçladı. Halbuki bu işgal 75 senedir var. İsrail’in soykırımla yargılanması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    YAHUDİLERİN KARA LEKESİ

    New York’tan İsrail’in soykırımını lanetlemek için gelen Haham Rabbi Yısroel David Weiss de 7 Ekim’den bu yana akıl almaz katliamların gerçekleştiğini belirterek, “24 binin üzerinde sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor fakat biz biliyoruz ki bu sayı çok daha fazla. Müslümanlar canice katledilirken, biz bu zulme sessiz kalamayız. Bugün Filistin’in kan gölüne dönmesinin yegane sebebi İsrail’in bölgede zorla devlet kurma çabasıdır. Bizler Siyonist İsrail’i devlet olarak tanımıyoruz. İşgalci İsrail zorla devlet kurmaya çalıştığı için 75 senedir Filistinlileri katlediliyor. Bu devlet kurulmadan önce Müslümanlar ve Yahudiler komşuydu ve hiçbir sorun yaşamazdı. Bu ırkçı örgüt geldi ve hepimizin hayatı cehenneme döndü. Siyonist düşüncenin din ile hiçbir alakası yok. Yahudi dini 3 bin senedir var. Siyonistler ise Yahudi dininin kara lekesi” ifadelerini kullandı.

    İSRAİL ORDUSUNA KATILMAK HARAM!

    İsrail ordusuna katılmanın haram olduğu yönünde fetva çıkardıklarını vurgulayan Haham Weiss şu ifadeleri kullandı: “İnsanların vatanlarını işgal edip, zorla hükmetmeye çalışırsanız onlar da karşılık verir. İnsanların aklıyla alay ediyorlar, İsrail düpedüz katildir ve dünyaya siyonizm adı altında yaptıklarını meşrulaştırıyor. Pek çok Yahudi İsrail’in sunmuş olduğu argümanlara inanıyor, biz Yahudi din adamları gerçeği haykırıyoruz, deliller gösteriyoruz. Onlar kendi bildiklerini okuyor. İsrail, Yahudi dininin bir temsilcisi olamaz. Derhal bu devletin yıkılmasını istiyoruz.”

    Siyonizm terörünün merhameti yok!

    Bu konferansın Gazze direnişini daim kılmak ve işgalcinin suçlarını ortaya koymayı amaçladığını ifade eden Kudüs Uluslararası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Şeyh Hamid Al-Ahmar, “Siyonist düşmanla başa çıkabilecek bilinçte olmalıyız. İnsanları, ağaçları hedef alan, merhameti olmayan korkunç bir Siyonizm terörüyle karşı karşıyayız. Siyonist yerleşim projesi yalnızca Filistin’i değil, Arap ve İslam dünyasını hedef alıyor. Bugün Filistin davasının yanında duran yeni kişi, kurum ve devletlerin öne çıkmasını sağlamıştır. Güney Afrika’nın bugün yaptıkları bu haklı davanın en büyük göstergesi. Onlara çok teşekkür ederiz” değerlendirmesi yaptı. Konferansa, Uluslararası Kudüs Vakfı, Doha Uluslararası Dinlerarası Diyalog Merkezi, Dünya Moderasyon Forumu, Uluslararası Müslüman Alimler Birliği, Uluslararası Arap İletişim ve Dayanışma Merkezi ve Kuala Lumpur’un girişimiyle düzenlendi. Programa parti liderleri, yazarlar ve dini liderler katıldı.

    Şerefinizle yendiniz!

    Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof.Dr. Ali Karadaği, “Yenilmez denen orduyu, sizler şerefinizle yendiniz ey Gazze. Aksa Tufanı sonrası batıda yer alan İslam merkezlerinden, günbegün artan ihtida haberleri alıyoruz. Bu mücadele tüm dünyayı harekete geçirdi. Unutulmamalıdır ki Filistin’de yapılan bu cihat şerî bir cihattır. Oradaki kardeşlerimiz dünyada çok büyük bir ses getirerek dönüşüme neden oldu” değerlendirmesi yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Doğum günü ölümsüz oldu

    Doğum günü ölümsüz oldu

    23 Aralık, Gazze’de dedesinden koparılan 3 yaşındaki Rim ve başta Gazze’dekiler olmak üzere tüm “Dünya Şehit Çocuklar Günü” kabul edildi. Geçtiğimiz hafta İsrail’in katliamlarında hayatını kaybeden Rim’i gözlerinden öperek uğurlayan ve “Ruhumun ruhu” dediği torununun küçük küpesini kalbinin üzerine broş yapan Halit dedenin hikayesi milyonları etkiledi. Türkiye’de binlerce sosyal medya kullanıcısı Rim’in doğum günü olan 23 Aralık’ın “Dünya Şehit Çocuklar Günü” olarak anılması için çağrı yaptı. Onlarca vatandaş sivil toplum kuruluşları ve aktivistler öncülüğünde, bu anlamlı günde Rim’in doğum gününü kutlamak ve soykırımı dünyaya duyurmak için birçok etkinliğe imza attı.

    KARŞI KOYAMADIĞIMIZ İÇİN BİZİ AFFET RİM!

    İstanbul’daki Levent’ Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde dün bir araya gelen vatandaşlar, Rim’in doğum günü için gökyüzüne Filistin bayrağını temsil eden kırmızı, yeşil, beyaz ve siyah balonları bıraktı. Cami önünde açıklama yapan sosyal medya fenomeni Zeynep Şensoy, “Bugün burada büyümelerine izin verilmeyen Rim’i, masum çocukları ve insanları anmak için bir araya geldik. Son 3 aydır Gazze’de 10 bin çocuğun yaşam hakları ellerinden alındı. Bunu sayılara indirgeyerek aslında olayın ruhunu ıskalıyoruz. Ama bu bile insanın kanını donduruyor. Bir kişi kocasını kaybetse ona “dul” derler. Annesini, babasını kaybederse “öksüz” “yetim” kalır. Peki soruyorum “evladını kaybedene” ne denir? Bunun için bir kelime yok. Ne Türkçe’de ne de dünyanın herhangi bir dilinde bunun tanımı yok” dedi. “İsrail Devleti, hak ve hukuk tanımaz bir tutumla katliam yaparak hiç kimseye değil, kendisine karşı nefret tohumları ekiyor” diye belirten Şensoy, “Bu soykırımda göçen çocuklardan biriydi Rim. Onun doğum günü bugün. 4 yaşına giren Rim’in bir daha hiç kesemeyeceği doğum günü pastasını İsrail Konsolosluğu’na bırakacağız. Umarım hayattayken bu düzene karşı koyamadığımız için bir özür olur. Ve bugüne kadar bu zulme ses çıkarmayanlar için bir uyanış” ifadelerini kullandı. Kalabalık, basın açıklamasının ardından “İyi ki doğdun Rim” şarkısını söyleyerek İsrail Konsolosluğu’na yürüdü. Konsolosluk önüne Rim’in yaşıtları çocuklar tarafından doğum günü pastası bırakıldı. Rim’in doğum günü için konsolosluk önünde de hayır lokması dağıtıldı. Kalabalık, gösterinin ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

    Kefen biçtiler çocuklara

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü” dolayısıyla mesaj yayınladı. Erbaş, “Zalimler kundaklarından kefen biçtiler çocuklara. Gülüşlerini, evlerini, ailelerini, yarınlarını, her şeyi çaldılar onlardan. Cennete giden tertemiz ruhları ile elbet zalimlerin nefesini söndürecekler bıraktıkları bu dünyada. Zalimlerin yerle yeksan olduğu o günde ve inşallah cennette buluşmak umuduyla.” ifadelerini kullandı.

    Şehitler anıtından gökyüzüne balon

    15 Temmuz Derneği öncülüğünde, Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği işbirliğinde “23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü” programı düzenlendi. Gazze’de İsrail’in saldırıları sonrası şehit olan 3 yaşındaki Rİm’in doğum gününün 23 Aralık olması dolayısıyla yapılan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde gerçekleştirildi. Dünya Şehit Çocuklar Günü fikrini ortaya atan çevirmen Ayçin Kantoğlu, “Rim, Gazze’de dedesinin kucağında gördüğümüz o evladımız. Bugünün onun doğum günü olduğunu öğrendik. Artık bugünü kutlamalarına imkan yok. Biz 23 Aralık’ta Rim’in şahsında bu savaşta katledilen ve şehit edilen bütün çocukları anmak, bunun bir daha dünyada tekrar etmemesi için unutulmasının da önüne geçmek üzere böyle bir teşebbüste bulunduk.” dedi. Konuşmaların ardından çocukların katılımıyla 15 Temmuz Şehitler Abidesi’nin önünden gökyüzüne kırmızı balonlar bırakıldı.

    Şehit Çocuklar Gününde sokaklara çıktılar

    Gazze’de İsrail’in saldırıları sonrası şehit olan 3 yaşındaki Rim’in doğum günü, “23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü” ilan edildi. Bu acı günde, Türkiye’nin dört bir yanında anma etkinlikleri düzenlendi. Meydanlarda, ‘Çocuklar ölmesin’ sloganları atıldı. Programlara çocuklar da eşlik etti. Anadolu Gençlik Derneği Bursa Şubesi öncülüğünde toplanan grup, Kent Meydanı’ndan Fevzi Çakmak Caddesi’ni takip ederek 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Kütahya’da, İl Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Şubesi öncülüğünde “23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü” programı düzenlendi. Alanya Dayanışma Platformu (ALDAP) öncülüğünde Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen etkinlikte çok sayıda kadın ile çocuk, ellerinde Türk ve Filistin bayrakları, Gazze’de çekilen fotoğraflar ve öldürülen bebekleri sembolize eden kefenlenmiş bebek kundakları ile toplandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Katledilen gazeteciler anısına ‘Gazze’te

    Katledilen gazeteciler anısına ‘Gazze’te

    Öldürülen gazeteciler anısına basılan ve ve Türkiye’den bölgeye giden gazetecilerin yazılarının da yer aldığı Gazzete, dün İstanbul’un çeşitli meydanlarında dağıtıldı.

    GAZETECİLERİ HUSUSİ HEDEF ALIYOR

    Grup, Beşiktaş Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Filistin için Gazeteci Dayanışması Sözcüsü Hayrunnisa Çiçek, Gazze’de tarihin en büyük gazeteci katliamının yaşandığını vurguladı. İsrail’in küresel medyayı kullanarak “meşru müdafaa” yalanı yaymaya çalıştığını belirten Çiçek, “Filistinli gazeteciler tüm dünyada küresel intifadanın fitilini ateşledi. Bu sayede işgalci İsrail eliyle dolaşıma giren yalanlar halkların vicdan duvarına çarpıp parçalandı. İsrail’in işlediği savaş suçlarını Filistinli gazeteciler açığa çıkardı” dedi. İsrail’in bu yüzden Filistinli gazetecileri susturmaya çalıştığını anlatan Çiçek, “İsrail, savaş suçlarını belgeleyip dünyaya duyuran gazetecileri bilerek hedef alıyor. Bugüne kadar öldürülen gazeteci sayısı 97’ye ulaştı” diye konuştu.

    KATLİAMI DÜNYAYA DUYURDULAR

    Söz alan Filistinli Gazeteciler Derneği Başkanı Amir Lafi de Gazze’de yaşananın soykırım ve katliamı ancak gazetecilerin dünyaya duyurabileceğini belirtti. Lafi, bu yüzden İsrail için en önemli hedefinin gazeteciler olduğunu, kısa sürede bu kadar gazetecinin öldürüldüğünü söyledi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Katil Netanyahu’nun sonu yakın: Tüm dünyadan ABD’ye ‘İsrail’ baskısı

    Katil Netanyahu’nun sonu yakın: Tüm dünyadan ABD’ye ‘İsrail’ baskısı

    Görev aldığı her kademede ve ele geçirdiği her fırsatta Filistinlilere saldıran İsrail Başbakanı katil

    Binyamin Netanyahu

    için koltuğundan kovulma vakti yaklaşıyor. Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana sayısız vahşetin emrini veren Netanyahu, hem kendi ülkesinde hem de en büyük destekçisi Avrupa ve ABD tarafından kaderine terk ediliyor. Ancak bir yandan da Gazze’de 71 gündür 19 bine yakın Filistinlinin katledilmesinden sadece Netanyahu’nun sorumlu tutulmasının doğru olmadığı ve soykırımda parmağı olan herkesin hesap vermesi için çağrılar da sürüyor.

    İşgalci İsrail ordusunun önceki gün Şucaiye’deki çatışmalar sırasında 3 İsrailli rehineyi yanlışlıkla öldürdüğünü açıklaması ülkeyi karıştırdı. Bu, zaten ülkede haftalardır protesto edilen ve istifası istenen Netanyahu’ya öfkeyi artırırken İsrail başbakanının uluslararası arenada da giderek yalnızlaştığı görülüyor. İngiliz basınında yer alan analizde, ABD Başkanı Joe Biden’a ‘Netanyahu’dan kurtul’ çağrısı yapıldı.

    Guardian Gazetesi’ndeki analizde Netanyahu’nun sadece kendisi için hareket ettiği ileri sürüldü. Biden’ın İsrail için yapabileceği son iyiliğin Netanyahu’yu uzaklaştırmak olduğuna vurgu yapılan analizde, “Binyamin Netanyahu iktidardan uzaklaştırılmalı ve geri dönmemesini sağlamak için her şey yapılmalı” denildi.

    Açlık grevine başlayacaklar

    İsrail’in Yediot Ahronot Gazetesi’nin haberine göre, Gazze’deki Esirlerin Aileleri Koordinasyon Merkezi Medya Müdürü Ronan Tzur, Netanyahu’nun, Gazze’deki 100 esirin ailesinin görüşme talebini reddettiğini belirtti.

    Esirlerin ailelerinin, “Netanyahu’nun, aralarındaki birliği bozmaya çalıştığını” söylediğini kaydeden Tzur, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının, esirlerin geri getirilmesi çabalarıyla çeliştiğini vurguladı.

    Tzur ayrıca, esirlerin ailelerinin, süresiz açlık grevine başlayacakları konusunda Netanyahu’yu tehdit ederek, esirlerin serbest bırakılmasına yönelik savaş kabinesiyle toplantı yapması için süre verdi.

    Öte yandan birçok İsrailli sosyal medya hesaplarından ordunun, 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldürmesine tepki gösterdi. Ayrıca İsrail ile Hamas arasındaki esir takası mutabakatı çerçevesinde kızı ve eşi serbest bırakılan Hen Avigdori, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya gönderdiği mektupta Gazze’ye saldırıları durdurmasını talep etti.

    İsrailliler sokaklara döküldü

    İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldürdüğünü duyurmasının ardından çok sayıda esir yakını, Tel Aviv’de gösteri düzenledi.

    Genelkurmay Başkanlığı binası önünde toplanan göstericiler, “Tüm esirler serbest bırakılmadıkça zafer yoktur”, “Zamanları azalıyor. Onları hemen evlerine getirin” yazılı pankartlar taşıdı. Göstericiler, İsrail hükümetine, Filistinli direnişçilerle acilen yeni bir anlaşma yapması çağrısı yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Katil İsrail havadan ve karadan saldırılara devam ediyor: 18 bini aşkın Filistinli katledildi

    Katil İsrail havadan ve karadan saldırılara devam ediyor: 18 bini aşkın Filistinli katledildi

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in devam eden saldırılarına ilişkin bilgi verdi.

    Son 24 saatte Gazze’deki hastanelere 207 cenaze ile 450 yaralının getirildiğini aktaran Kudra, çok sayıda cenazenin enkaz altında ve yol kenarlarında kaldığını belirtti.

    Kudra, İsrail’in saldırılarında 7 Ekim’den bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısının 18 bin 412’ye, yaralıların sayısının da 50 bin 100’e çıktığını bildirdi.

    İsrail güçlerinin yaralılara ulaşması için ambulanslara izin vermediğini vurgulayan Kudra, yaralıların kan kaybından öldüğünü kaydetti.

    Sözcü Kudra, İsrail’in Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya kentinde yer alan Kemal Advan Hastanesi’ne yaptığı baskını hatırlatarak, İsrail ordusunun Cibaliya’daki El-Avde Hastanesi’ni de kuşatıp hedef aldığını aktardı.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, “İşgalci İsrail, hastaneye su ve yiyecek girişine izin vermiyor, elektrikten mahrum bırakıyor, hasta ve yaralıların ulaşmasına engel oluyor. Kemal Advan Hastanesi’nden sonra buraya da baskın düzenlemesinden endişe duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Kudra, İsrail’in Gazze’nin kuzeyindeki hastanelere yönelik saldırılarıyla, sağlık sistemini çökertmeyi ve bölge halkını göçe zorlamayı amaçladığını vurguladı.

    Gazze Şeridi’nin güneyindeki sağlık durumuna ilişkin Kudra, hastanelerin durumunun felaketin de ötesinde olduğunu ve yaralılara en düşük düzeyde sağlık hizmeti dahi verilemediğini belirtti.

    Gazze’de öldürülen sağlık çalışanı sayısı 300’e çıktı

    Kudra, güneydeki hastanelerde sağlık ekiplerinin çok sayıdaki yaralının tedavisine yetişemediğine vurgu yaparak, uluslararası kuruluşlara ilaç, tıbbi malzeme, yakıt ve sağlık ekibi desteği sağlama çağrısı yaptı.

    İsrail’in 2 sağlık çalışanını daha alıkoyduğunu belirten Kudra, 7 Ekim’den bu yana İsrail güçlerinin alıkoyduğu sağlık çalışanı sayısının 38’e çıktığını açıkladı.

    Kudra, 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusunun 300 sağlık çalışanını öldürdüğünü, 102 ambulansı kullanılamaz hale getirdiğini belirtti.

    Yaralıların Gazze’den çıkışı için etkili mekanizma oluşturma çağrısı

    Tedavi için Gazze’den ayrılan Filistinlilere ilişkin Kudra, şunları kaydetti:

    “Tedavi için ayrılanların sayısı hala yüzde 1’in altında, bu da yaralıların ayrılması için kullanılan mekanizmanın, yaralılar için öldürücü olduğu anlamına geliyor. Uzun süre bekledikten sonra çıkışı onaylananların büyük bir kısmı hayatını kaybetti.”

    Kudra, İsrail saldırılarında yaralanan Filistinlilerin Gazze’den ayrılmaları için etkili bir mekanizma oluşturulması gerektiğini belirtti.

    “Barınma merkezlerinden gelen 326 bin bulaşıcı hastalık vakası tespit edildi”

    Kudra, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı merkezlerdeki sağlık durumunun, yetersiz beslenme, hijyen malzemesi eksikliği ve salgın hastalıklar gibi çeşitli nedenlerden dolayı ölümcül olduğuna dikkati çekti.

    Tespit edilen bulaşıcı hastalıklara dair Kudra, “Sağlık ekipleri, barınma merkezlerinden sağlık merkezlerine ulaşan 326 bin bulaşıcı hastalık vakası tespit etti. Bu sağlık merkezlerine ulaşabilenlerin sayısı, asıl sayının daha yüksek olduğunu tahmin ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kudra, uluslararası kurumlara, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı barınma merkezlerine, başta hamile kadınlar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar için olmak üzere, hayati ve tıbbi gereksinimlerinin sağlanması için etkin bir yol bulma çağrısı yaptı.

    Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah’ta binlerce yerinden edilmiş Filistinli için sağlık merkezleri ve mobil klinik kurulmasını talep eden Kudra, uluslararası kurum ve kuruluşlara barınma merkezlerine gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanması için çağrısını yineledi.

    Kudra, İsrail saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin hizmet dışı kalmasının ardından hem yaralı ve hastalar hem yerinden edilen kişilerin sığındığı bölgenin en büyük sağlık tesisi Şifa Hastanesi’nin ilaç ve yakıt ihtiyacının karşılanması için uluslararası kurumlara acil müdahale çağrısı yaptı.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, tüm uluslararası kurumları ve ülkeleri, yaralı ve hastaların kurtarılması için Gazze Şeridi’nin kuzeyinde sahra hastaneleri kurmaya çağırdı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İşgalci İsrail Gazze’de en iyi askerlerinden bazılarını kaybettiğini açıkladı

    İşgalci İsrail Gazze’de en iyi askerlerinden bazılarını kaybettiğini açıkladı

    İsrail ordusu, Gazze’de “en iyi askerlerinden” bazılarını kaybettiğini duyurdu.

    İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında,

    “Bu savaşta (Gazze) en iyi evlatlarımızdan bazılarını kaybettik ve savaşın bedeli ağır.”

    dedi.

    Hagari, İsrail ordu güçlerinin, Gazze Şeridi’nin güney ve kuzeyinde Hamas’ın ağırlık merkezlerindeki çatışmaları derinleştirmek için çalıştığını kaydetti.

    İsrail’in Gazze’yi işgalinde son durum

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail’in “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme” gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken İsrail ordusu da Gazze Şeridi’ne yoğun hava bombardımanı başlattı.

    İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 416’sı asker olmak üzere bin 200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi’ne düzenlenen kara saldırılarında 89, Lübnan sınırında ise 6 İsrail askeri öldürüldü.

    Gazze’deki hükümete göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısı 7 bin 112’si çocuk, 4 bin 885’i kadın olmak üzere 17 bin 177’ye yükseldi.

    İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 265 Filistinli hayatını kaybetti.

    İsrail ordusu, Gazze’de on binlerce yaralı ile sivilin sığındığı onlarca hastaneyi zorla tahliye ettirmek için yerleşkelerini ya da ana binalarını vurdu. İşgal sırasında bazı hastaneleri bastı. Saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı.

    İsrail ordusunun 8 Ekim’den bu yana Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarında 22 sivil hayatını kaybederken, Hizbullah ile sınırda girdiği çatışmalarda ise 93 Hizbullah mensubu öldü.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    • “Bu Meclis yeni bir anayasa yapma gücüne sahip değildir demek, ‘yeni anayasayı sadece askerin dipçiğiyle yaparız’ demekle eş değerdir.”
       
    • “Hiç kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın. Yasama-yürütme-yargı birbirinden bağımsızdır.”
       
    • “Eğer Orta Doğu’daki bu süreç devam eder, özellikle komşu ülkelere sıçrarsa, bu kadar ısınan suyun kimi yakacağı belli olmaz.”

    Son dakika haberi: TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gündemdeki konulara ilişkin açıklama yaptı. Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

    SİYASETTE 50+1 TARTIŞMASI

    “Referandumla birlikte sistem değişikliğine gidildi. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Uzunca bir süredir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili birtakım revizyonların yapılabileceği iktidar tarafında da muhalefet tarafında da konuşuluyor. 50+1 gibi konuları münferit olarak ele almak yerine Anayasa değişikliği kapsamında bu ve benzeri konuların beraber tartışılması taraftarıyım.

    Şahsen tercih edeceğim yöntem ve yol Anayasa tartışmaları içinde doğru zaman gelince bu konunun tartışılmasıdır.

    İttifak ile 50+1 aynı tartışma değil. Meclis’te grubu olan 6 siyasi parti var, 14 parti de temsil ediliyor. 28’inci dönemin en büyük avantajlarından biri. İttifakların olması işin akışının gereğidir.

    YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

    Önce iklimin oluşturulması gerekiyor. Mühim olan partiler arasında müzakere ortamının oluşturulabilmesidir. Partilerin fikirleri A ve Z kadar zıt olabilir. Ama Türkiye’de yeni Anayasa çalışması fantezi değildir. Türkiye’deki bütün siyasi partilerin 12 Eylül Anayasa’sıyla sorunları vardır.

    Daha önce 64 maddenin üzerinde partilerin uzlaştığı çalışmalar yapıldı. Önyargıları kenara bırakmamız gerekiyor. ‘Anayasa müzakerelerine katılmayız’ demenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Her partinin çalışmaları var. Bunların hepsi ortaya konulur.

    Yapabilirsek bu benim değil, Meclis’in başarısı olur. Hiçbir partinin de meselesi değildir. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili düzeltme gereği varsa burada muhalefet partilerine de büyük görev düşüyor. Makul bir noktada konsensüs oluşursa bu noktalarda adımı atarak yolumuza devam ederiz.

    Bu Meclis, Türkiye’de istediği Anayasa değişikliğini yapmaya muktedirdir. Sivil irade artık Türkiye’de sistemin sahibidir. Ne yaparsanız yapın, yüzde 100 herkesin kabul edeceği bir metin ortaya çıkmayabilir. Devlet eksenli değil, millet eksenli bir Anayasa’ya ihtiyaç var.

    CAN ATALAY’IN DURUMU

    Bu tartışma mevcut Anayasa’dan kaynaklandığını görüyoruz. Meclis’in bu konuda tavrı belliydi. Yemin günü Meclis’te isminin okunması, komisyona seçilmesi Meclis’in tavrını ortaya koyuyor. 

    Hiçbir gücün TBMM’ye görev verme hakkı yoktur. TBMM, yasamanın merkezi olarak gerektiğinde Anayasa’yı değiştirecek güce sahiptir. Başından bunun için TBMM’nin tartışmanın tarafı olmaması için gayret sarf ediyorum. Hiç kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın. Yasama-yürütme-yargı birbirinden bağımsızdır. Ama yasama görevini üstelenen TBMM gerektiğinde yasaları değiştirecek tek güçtür.

    ÖZEL’İN ‘KÜRTLER DAHA AZ EŞİT’ SÖZÜ

    Siyasetçilerin kullandıkları dile dikkat etmesi lazım. Türk de Kürt de Alevi de Sünni de birdir. Ayrımcılığı kabul etmek mümkün değildir. Etnik ve mezhebi konularda bütün siyasetçilerimizin uyanık olması gerektiğini tavsiye ederim.

    İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ KATLİAMLARI

    Beş uluslararası toplantıya katıldık. Sürekli olarak bu konuyu gündeme taşıyoruz. ‘İsrail’den fazla İsrailli’ ülkeler tanımı abartılı değildir. Hatta bazı Meclis Başkanlarıyla görüşmede insanlık adına üzülüyorsunuz. Hastaneler bombalanıyor, bebekler ölüyor, ses çıkarmamız lazım’ dedi. ‘Nereden biliyoruz o hastaneye İsrail’in bombaladığını, belki Hamas bombaladı?’ dedi. İsrailli yetkililer bile saldırıyı bu kadar pişkin savunamazdı.

    İnşallah ateşkes kalıcı olur. Bundan sonra yapılması gerekenleri de ‘insanlık cephesi’ olarak hep beraber yapmamız lazım. Batı’ya kalsa bu ateşkes olmazdı. Sokağa çıkıp katliama tepki gösteren insanları tebrik ediyoruz. O sesler olmasaydı ateşkes olmayacaktı.

    (Hamas, Filistin’de kalıcı çözümün aktörü olacak mı?) Bugün Hamas’ı konuşuyoruz, 20 sene evvel el Fetih’ten bahsediyorduk. Filistin direniş örgütleri bir sonuçtur. Bu işin dünü var. Orta Doğu’daki bu kadar dağınıklığın sonucunda İsrail çok ileri adımlar atmıştır. Ama bir de bunun önceki günü var. O da 1917’de başlar. Osmanlı o topraklardan çekilmek zorunda kalınca burada önce terör örgütleri kurdurulmuştur. Uzun dönemdir devam eden sorunun kalıcı çözümünü istiyor muyuz. İstiyorsak üç temel sorun çözülmelidir. 1967 sınırlarına bağlı tam manasıyla toprak bütünlüğü sağlanmış Filistin devleti kurulmalı. Yahudi yerleşimcilerin gasp ettikleri yerlerden sökülüp atılması ve Müslümanların kutsal mekanlarının korunması şarttır. Filistin bunun için direniyor. Çok ağır bedeller ödüyor. Ümit ederiz ki bu sorun çözülür.

    Tarih boyunca dünya barışının kapısı Orta Doğu barışıdır. Bu sağlanmadan dünya barışı sağlanmaz.

    “BU KADAR ISINAN SUYUN KİMİ YAKACAĞI BELLİ OLMAZ”

    İsrail’deki faşistler öyle görünüyor ki hazır burada bu kadar gücü varken işimizi bitirelim diye düşünüyor. Avrupa ülkelerinin verdiği siyasi desteği kesmesi lazım. Herkesin aklını başına toplaması lazım. Dünya zaten ateş çukurunun içinde. Eğer Orta Doğu’daki bu süreç devam eder, özellikle komşu ülkelere sıçrarsa, bu kadar ısınan suyun kimi yakacağı belli olmaz. Soykırıma varan bu katliamların durdurulması şarttır.

    İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ

    Türkiye, verdiği sözü yerine getirir ama muhataplarından da sorumluluklarını yerine getirmesini ister. Dışişleri Komisyonu kendi gündemi içinde meseleyi değerlendirecek, ondan sonra Genel Kurul’a gelecek. Meclis’te süreç kendi gündemi içinde işliyor.

    Kaynak: Haber7.com

  • BM, Gazze’deki korkunç tabloyu açıkladı! Guterres’ten tüm dünyaya çağrı

    BM, Gazze’deki korkunç tabloyu açıkladı! Guterres’ten tüm dünyaya çağrı

    BM Güvenlik Konseyi, Orta Doğu’daki durumu görüşmek üzere ABD’nin New York kentinde bulunan BM Genel Merkez’inde bir araya geldi.

    GUTERRES KORKUNÇ TABLOYU AÇIKLADI

    Toplantıda konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail-Filistin arasında 7 Ekim’de patlak veren çatışmalarda İsrail tarafında 33’ü çocuk bin 200’den fazla kişinin, Filistin tarafında ise üçte ikisinden fazlası çocuk ve kadın olmak üzere 14 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, “Konseye sunduğum Çocuklar ve Silahlı Çatışma konulu yıllık raporlarda da açıkça belirtildiği üzere, birkaç hafta içinde İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarında öldürülen çocuk sayısı, Genel Sekreter olduğumdan bu yana herhangi bir çatışmanın herhangi bir tarafı tarafından bir yıl içinde öldürülen toplam çocuk sayısından çok daha fazladır” dedi.

    Gazze Şeridi’ndeki insani aranın bir umut ışığı olduğunu aktaran Guterres, 2712 sayılı kararın tüm taraflardan, özellikle çocuklar olmak üzere sivillerin korunmasına, uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymalarını talep ettiğini hatırlattı.

    ‘GAZZE HALKININ YÜZDE 80’İ EVLERİNDEN ZORLA ÇIKARILMIŞ DURUMDA’

    İnsani aradan önce ciddi ihlallere tanık olunduğunu belirten Guterres, “Sözünü ettiğim çok sayıda sivilin öldürülmesi ve yaralanmasının ötesinde, Gazze halkının yüzde sekseni şu anda evlerinden zorla çıkarılmış durumda. Bu nüfus, Gazze’nin güneyinde giderek küçülen bir alana doğru itiliyor ve elbette Gazze’de hiçbir yer güvenli değil” dedi.

    ‘BM DOKUNULMAZDIR!’

    Gazze Şeridi’ndeki tüm evlerin tahminen yüzde 45’inin hasar gördüğünü ya da yıkıldığını ifade eden Guterres, “Bugün BM bayrağı altında güvenli bir yer arayan 1 milyondan fazla sivili barındıran Birleşmiş Milletler tesislerinin dokunulmazlığını vurgu yapmak istiyorum. UNRWA Gazze Şeridi’ndeki tüm tesislerinin koordinatlarını çatışmanın tüm taraflarıyla paylaşmaktadır. Ajans, 82 UNRWA tesisini etkileyen 104 olayı doğrulamıştır. Bu olayların 24’ü kararın kabulünden bu yana meydana gelmiştir. UNRWA okullarında barınan toplam 218 yerinden edilmiş kişinin öldüğü ve en az 894 kişinin yaralandığı bildirilmiştir” dedi.

    ‘BM TARİHİNİN EN BÜYÜK PERSONEL KAYBI’

    Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başlamasından bu ayna 111 BM personelinin hayatını kaybettiğini aktaran Guterres, “Bu, örgütümüzün tarihindeki en büyük personel kaybını temsil etmektedir. Açıkça ifade etmeme izin verin. Birleşmiş Milletler personeli de dahil olmak üzere siviller korunmalıdır. Hastaneler de dahil olmak üzere sivil yerleşimler korunmalıdır. BM tesisleri vurulmamalıdır. Uluslararası insancıl hukuka çatışmanın tüm tarafları tarafından her zaman saygı gösterilmelidir” dedi.

    ‘GAZZE’YE İLK DEFA YEMEKLİK GAZ GİRDİ’

    Katar, Mısır ve ABD’nin desteğiyle İsrail ve Filistin arasında varılan esir takası anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını belirten Guterres, “Bu anlaşmanın Gazze’deki insani durum üzerindeki olumlu etkilerini en üst düzeye çıkarmak için çalışıyoruz. Örneğin, 7 Ekim’den bu yana ilk kez kurumlar arası bir konvoy Gazze’nin kuzeyine, özellikle de Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki dört UNRWA barınağına gıda, su, tıbbi malzeme ve barınma malzemeleri ulaştırdı. Bundan önce, on binlerce insan barınmak için buralara yığılmış olsa da, bu yerlere ya çok az yardım ulaşmış ya da hiç ulaşmamıştı. Ayrıca Gazze’ye ilk defa yemeklik gaz girdi” dedi.

    Yardımların artırılmasına rağmen hala yetersiz olduğuna dikkat çeken Guterres, “İhtiyaç sahibi herkese güvenli ve engelsiz insani erişim sağlanması kritik önem taşımaktadır” dedi.

    ‘TÜM REHİNELER DERHAL VE KOŞULSUZ OLARAK SERBEST BIRAKILMALIDIR’

    Hamas’ın esir takası anlaşması kapsamında 29’u kadın, 31’i çocuk toplam 60 esiri serbest bıraktığını ifade eden Guterres, “Aynı süre zarfında anlaşma dışındaki 21 esir daha serbest bırakıldı. Bu memnuniyet verici bir başlangıçtır. Ancak ilk günden beri söylediğim gibi, tüm rehineler derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin onları ziyaret etmesine izin verilmelidir. Anlaşma kapsamında ayrıca çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 180 Filistinli tutuklu ve hükümlü İsrail hapishanelerinden serbest bırakıldı” dedi.

    ‘ÇOCUKLAR, HAMİLE KADINLAR, YAŞLILAR BÜYÜK RİSK ALTINDA’

    Gazze Şeridi’nde su ve elektrik hizmetleri yeniden sağlanması gerektiğini vurgulayan Guterres, “Gıda sistemleri çöktü ve özellikle kuzeyde açlık yayılmakta. Barınaklardaki sıhhi koşullar dehşet verici. Az sayıda tuvalet ve kanalizasyon taşkınları halk sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmakta. Çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar büyük risk altında. Gazze’nin gıda, su, yakıt, battaniye, ilaç ve sağlık malzemeleri de dahil olmak üzere insani yardımların derhal ve sürekli olarak arttırılmasına ihtiyacı var” dedi.

    Refah Sınır Kapısı’nda güvenlik prosedürlerinin yavaş işlediğini aktaran Guterres, Refah Sınır Kapısı’nın insani yardımların ulaştırılması konusunda yeterli kapasiteye sahip olmadığını belirterek, “Bu nedenle Kerem Şalom da dahil olmak üzere diğer geçiş kapılarının açılması ve hayat kurtarıcı yardımların gerekli şekilde arttırılabilmesi için denetim mekanizmalarının kolaylaştırılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    ‘DÜNYAYI SONU GELMEYEN BİR ÖLÜM VE YIKIM DÖNGÜSÜNE MAHKUM EDECEK’

    Gazze halkı dünyanın gözleri önünde büyük bir insani felaket yaşadığını aktaran Guterres, “Gözlerimizi başka tarafa çevirmemeliyiz. Ateşkesin uzatılması için yoğun müzakereler yürütülüyor ki bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak gerçek bir insani ateşkese ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası hukuk temelinde, İsrail ve Filistin’in barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayacağı iki devletli bir çözümün sağlanması yönünde kararlı ve geri dönülmez bir şekilde ilerleyerek bölge halklarının nihayet bir umuda sahip olmasını sağlamalıyız. Başarısızlık Filistinlileri, İsraillileri, bölgeyi ve dünyayı sonu gelmeyen bir ölüm ve yıkım döngüsüne mahkum edecektir” dedi.

    Kaynak: Haber7.com

  • İspanya’dan, İsrail’e kötü haber! Resmen hükümete rest çektiler!

    İspanya’dan, İsrail’e kötü haber! Resmen hükümete rest çektiler!

    Son dakika İspanya haberleri: İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası Filistin’de yeniden başlattığı katliam saldırıları sürerken, İsrail karşıtı ülkelerin başını çeken İspanya’dan yeni bir adım daha geldi.

    200’DEN FAZLA KURULUŞTAN İSRAİL ADIMI

    İspanya’nın iki büyük işçi sendikası CCOO ve UGT, Gazeteciler Sendikaları Federasyonu, Barış İçin Araştırma İspanyol Ajansı, Ekolojistler Eylemde Örgütü, İspanya Kalkınma İçin Örgütler Koordinasyonu ve İpotek Mağdurları Platformunun da aralarında bulunduğu 200’den fazla kuruluş, “İsrail ile silah ticaretini sonlandıralım” başlıklı bir kampanya başlattıklarını duyurdu.

    Söz konusu kuruluşların yayımladığı ortak açıklamada, İspanya ve Avrupa’nın İsrail’e yaptığı silah, askeri teknoloji ve teçhizat ihracatının kontrolünü düzenleyen ortak standartları tanımlayan Avrupa Birliği Antlaşması’nın bazı maddelerinin mevcut durumda ihlal edildiği kaydedildi.

    İSPANYA VE DİĞER AVRUPA ÜLKELERİ İSRAİL’E SİLAH SATIŞINI DURDURSUN’

    Barselona’da yapılan basın toplantısında konuşan Barış Promosyonu Katalan Konseyi Başkanı Gabriela Serra, “İmkansız bir şey istemiyoruz. İspanya, ve diğer Avrupa ülkeleri İsrail’e silah satışını durdursun” dedi.

    ‘FİLİSTİN HALKI SADECE KURU SÖZ İSTEMİYOR’

    İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bir taraftan ateşkes isteyip, İsrail’in Gazze’ye saldırılarını kınarken diğer taraftan silah satışına izin vermesinin “tutarsızlık” olduğunu belirten Serra, İspanyol yasalarına göre, İsrail’e silah ticaretinin yasaklanmasını sağlayacak yasal unsurların olduğunu savundu.

    İspanya’nın 2000 yılından bu yana İsrail’e toplam değeri 139 milyon avroyu bulan silah satışı yaptığını belirten Katalonya Filistin Toplumu adlı kuruluşun sözcüsü Salah Jamal da “Filistin halkı sadece kuru söz istemiyor. Silah satışının yasaklanması gibi somut adımlar bekliyor” diye konuştu.

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com