Etiket: Türk

  • Bahçeli’den İstanbul ve Ankara mesajı: Savurup indireceğiz!

    Bahçeli’den İstanbul ve Ankara mesajı: Savurup indireceğiz!

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

    “Sırat-ı müstakim üzerine mücadelemizi yürütüyoruz. Bozgunda zafer düşü gören zavallı güruhu sürekli rahatsız ediyoruz.

    “HUZURLU KALE MHP VE CUMHUR İTTİFAKI’DIR”

    Aynı gökte uçan kargayla kartalın dünyası başkadır. Bizim gündemimizin mihenk taşı Türkiye’dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, büyük bir fikir hamlesine, yüksek bir idrak seviyesine, muazzam bir vatan sevgisine haiz siyaset erdemidir. Sözde aydın ve kalem sahiplerini cesaretle tenkit eden soylu bir mizacın kalesi üç hilaldir.

    Huzurlu bir kale arayanlar için tek çare Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.

    “KOFLUĞU MAHALLİ İDAREDEN ATMAK İÇİN YANIP TUTUŞUYORUZ”

    Milletimizi aydınlık iddiasıyla karanlığa çekenlerin ipliğini pazara çekmek için sabırsızlanıyoruz. Siyaset kofluğunu mahalli idarelerden silip atmak için yanıp tutuşuyoruz. Cumhur’un 14 ve 28 Mayıs’ta tezahür eden başarısına yeni bir halka eklemek istiyoruz.

    Bir karar vericinin değil, rehin altındaki bir protestocunun haliyle siyaset yapanlara günlerini göstermenin, tarihin ve milletin gündeminden tamamen çıkarmanın arayışındayız.

    Bölge istişare toplantılarımızın sonuncusunu 26 Kasım Pazar günü Ankara’da yaptık. 81 ilin tamamında milletimizin her güzel insanıyla görüştük, konuştuk, hasret giderdik, düşüncelerimizi açıkladık, inanç ve irade birliği çatısı kurduk.

    Iğdır’dan Aras’ın, Aydın’dan Menderes’in, Tunceli’den Munzur’un, Antalya’dan Keykubat’ın, Karaman’dan Mehmet Bey’in, Bursa’dan Orhan Gazi’nin, İstanbul’dan Fatih’in, Çanakkale’den Mehmetçiğin, Kahramanmaraş’tan Sütçü İmam’ın, Erzurum’dan ilk duruşun ve nihayet Ankara’dan kurtuluşun mesajlarıyla milli ve manevi emanetleri kucakladık.

    Bakın, daha önce ne demiştik: Biz, horon kadar Karadeniz, zeybek kadar Ege’yiz, halay kadar Güneydoğuluyuz. Biz, Anadolu’yuz. Adımız bir anımız bir acımız birdir, biz büyük bir aileyiz. Kuzeyden güneye, doğudan batıya tek bilek, tek yüreğiz. Biz Türkiye’yiz, Türk milletiyiz.

    “CHP, HEDEP’E KATILSIN”

    CHP Genel Başkanı’na önerim ya HEDEP’i içlerine almaları ya da HEDEP’e katılmalarıdır. HEDEP demek CHP demektir. Artık CHP ile PKK arasındaki teğet noktalar sayılamayacak kadar fazlalaşmıştır.

    Cumhur İttifakı İstanbul’da, Ankara’da zilleti savurup indirecektir.

    CHP Genel Başkanı kulağını Kandil’e ve yeminli Türkiye düşmanlarına verdiği müddetçe hüsran ve hezimetten kurtulamayacaktır.

    “BİZİ BÖLEMEZLER”

    31 Mart 2024’e 125 günlük bir süre vardır. Çalışmalarımızı yoğunlaştırıp hızlandıracağız. Bizi bölemezler, bizi yıkamazlar.

    Siyaset hayatımızda testiye değil hep içine baktık. Her insan üsluptur, dildir, manadır, muhtevadır. Her insan özeldir, şeref ve hak sahibidir. Buna diyecek bir şeyimiz yoktur. Er ya da geç iyi veya kötü gün yüzüne çıkar. Hiç kimse geçmişinden kaçamaz. Birisine ahlaklı ve iyi demekle maksat hasıl olmaz. Kelimelerin neye vurgu yaptığından ziyade mühim olan manayla bütünleşmiş kavramların ruhudur.

    Bir teröristin, bölücünün insan haklarından, soysuz bir özgürlükten, soyup soğana çevirmiş demokrasiden bahsetmesi kavramların ve kelimelerin infazıdır. İyiyim, cesurum diyenlerin kötülükleri lağım gibi patladıkça bedeli ödeyen bizzat kavramın mana zenginliği olmaktadır. Milli ve insani değerlerimiz yıpratılmaktadır.

    DOLANDIRICILIK OPERASYONLARI

    Kurulan saadet zincirleri, saçlarına dolardan bukleler yapan şaibeli soytarılar milletimizde haklı bir öfkeye neden olmaktadır. TikTok rezaleti ise salgın gibi yayılmaktadır.

    Toplumsal arınma ertelenemez. Türkiye, bu kirliliğe daha fazla maruz kalmamalıdır. Burada önemli olan samimiyet, dürüstlük ve tutarlılıktır.

    Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’nın yeri ve konumu bellidir. Milli değerlerimiz ve toplumsal ahlakımıza saldırılara karşı yegane duruş sergileyen MHP ve Cumhur İttifakı’dır.

    Ne CHP, ne İYİP, ne HEDEP karşımızda tutunamayacaktır.

    GAZZE’DE GEÇİCİ ATEŞKES KARARI

    Demokrasiye yürekten bağlıyız. İnsan hak ve hürriyetine ön şartsız saygı duyuyoruz. Laiklik, din ve vicdan hürriyetini bir arada korumanın peşindeyiz. Yozlaşmanın dip akıntısını önlemek için mücadele ediyoruz. Sosyal devleti oluşturmak için elimizden gelen katkıyı veriyoruz. İlkeli, seviyeli, şeffaf ve temiz siyasetin tarafıyız. Adalet ve huzurun temin edildiği küresel bir barışı savunuyoruz. 

    İsrail ve Filistin arasında geçici değil kalıcı barışın ve adil çözümün yanındayız. Yine de geçici ateşkes ve esir takasının ümit verici olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimiyle insani yardım koridorunun açılmasından, geçici ateşkes kararından bahtiyarız ve haklı mücadelesinin arkasındayız.

    İspanya ve Belçika Başbakanlarının açıklamaları küresel vicdana daha fazla sessiz kalınamayacağını göstermiştir. Bir halkın toplu katliamına, insanım diyen hiç kimse seyirci duramaz. MHP, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin alacağı her kararın, politikanın samimiyetle ve sonu ne olursa olsun yanındadır.

    EMEKLİLERE İKRAMİYE

    Çalışmayan emeklilerimize verilen 5 bin TL ikramiyenin, çalışan emekliye de yansıtılması memnuniyet vericidir. “

    Kaynak: Haber7.com

  • Goldman Sachs ve BofA’dan Türk bankacılık sektörü değerlendirmesi

    Goldman Sachs ve BofA’dan Türk bankacılık sektörü değerlendirmesi

    Goldman Sachs ve Bank of America, Türk bankacılık sistemi ve banka hisselerine ilişkin araştırma raporları yayınladı.

    ABD’nin önemli bankalarından Goldman Sachs’ın raporunda, TCMB’nin, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 23 Kasım’da 500 baz puan artırarak yüzde 40’a çıkardığı ve faiz artırım döngüsünü yakında sonlandıracağı sinyali verdiği belirtildi.

    Goldman Sachs ekonomistlerinin “TCMB’nin aralık toplantısında politika faizini 250 baz puan daha artıracağını ve faiz artırım döngüsünü yüzde 42,50 seviyesinde tamamlayacağını tahmin etmeye devam ettiği” aktarılan raporda, şöyle denildi:

    “Tahminlerimizde Türk bankaları için yılın üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını da göz önünde bulundurarak, son makro ve bankacılık sektörü trendlerini dikkate alarak değişiklikler yapıyoruz. Zorlu makro ortamda Türk bankalarına yönelik temkinli görüşümüzü sürdürüyoruz. İyileşen ve istikrarlı bir makro ortam, bankaların faaliyetleri görünümü konusunda bizi daha yapıcı hale getirebilir ve buna bağlı olarak daha istikrarlı bir döviz ve faaliyet görünümü, Türk bankalarındaki yatırımcıların risk/getiri algısını iyileştirebilir.”

    Raporda, Goldman Sachs’ın, izlediği Türk bankalarında, hisse başına kazanç tahminlerini artırdığı belirtilerek, “Fiyat hedeflerimiz, Türk bankaları için ortalama yüzde 5 civarında artışı gösteriyor.” denildi.

    “TÜRK ÖZEL BANKALARININ ÖZ KAYNAK KARLILIĞININ YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞMESİ GEREKİR”

    Bank of America da müşterilerine gönderdiği “Büyük normalleşme-özel banka hisseleri al” başlıklı raporunda, Türk bankacılık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Normalleşmenin” belki de Türk bankacılık sisteminde süregelen dinamikleri tanımlayacak en iyi kelime olduğu belirtilen raporda, son 2 yılda Türk bankalarının büyüme dinamikleri, varlık tahsisleri ve temel faiz oranlarında kilit rol oynayan düzenlemelerin kısmen basitleştirildiği aktarıldı.

    Türk bankacılık sisteminde varlık kalitesi risklerinin yönetilebilir olarak görüldüğü vurgulanan raporda, “Sürdürülebilir yüzde 30 ile öz sermaye karlılığı açısından Türk özel bankalarının iyi bir değer sunduğuna inanıyoruz. Türk özel bankalarının öz kaynak karlılığının yüzde 30’un üzerinde gerçekleşmesi gerektiğini bekliyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

    Bu arada, Borsa İstanbul’da bugün yüzde 4,5 artarak 8.450,29 puana kadar çıkan bankacılık endeksi, şu dakikalarda 8.390 seviyelerinde dengelendi.

    Kaynak: Haber7.com

  • Güven geldi fon akışı hızlandı! 1 ayda 10 milyar dolar

    Güven geldi fon akışı hızlandı! 1 ayda 10 milyar dolar

    Yeni ekonomi yönetiminin para politikasındaki normalleşme adımları, enflasyonla mücadeledeki kararlılık, yabancı yatırımcılarla gerçekleşen görüşmeler ve risk primindeki düşüş Türkiye’ye fon akışını hızlandırdı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile özel sektör son 1 ayda yurtdışı piyasalarda gerçekleştirdiği borçlanmalarla 8.7 milyar dolar kaynak sağlandı. Son 3 haftada hisse senedi- tahvil piyasasına net giriş ise 1 milyar 432 milyon dolara ulaştı. Proje finansmanı kapsamında sağlanan kaynak ise 7.5 milyar dolara ulaştı.

    3 HAFTADA 1.4 MİLYAR DOLAR GİRİŞ

    Yabancılar 17 Kasım haftasında hisse senedinde 119.5 milyon dolarla eylül başından bu yana en yüklü alımı yaptı. Tahvilde ise 1 milyar 62 milyon dolarlık alım oldu. Son 3 haftada 1 milyar 432 milyon dolarlık net giriş gerçekleşti. Deutsche Bank analistleri Türk tahvillerinin 2024’ün en iyi yatırımı olabileceğini açıklarken, Türkiye’ye 75 milyar dolarlık bir sermaye girişi olabileceğine işaret eden BNP Paribas Türk tahvillerinin daha cazip hale geldiğini vurguladı.

    TÜRK TAHVİLİNE HUCÜM

    Son 1 ayda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türk şirketleri uluslararası piyasalardan 9 milyar dolara yakın finansman sağladı. Seçim öncesinde yüzde 80’e inen bankaların Sendikasyonları yenileme oranı, son dönemde yüzde 110’a ulaştı. Ziraat Bankası uluslararası iki yatırım bankası ile 625 milyon dolar tutarında dış finansman işlemi gerçekleştirdi. Denizbank, sendikasyon kredisini yüzde 134 oranında yenileyerek 845 milyon dolara yükseltti. Türk Eximbank, sendikasyon kredisini yüzde 100’ün üzerinde yenilerken, Türk ihracat sektörüne destek amacıyla toplam 658 milyon dolar tutarında kaynak sağladı. QNB Finansbank, 2021’den bu yana uluslararası piyasalarda sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştiren ilk Türk bankası oldu. 300 milyon dolarlık ihraca 4 kat talep geldi.

    ZİRAT İLKE İMZA ATTI

    Ziraat Katılım, ilk uluslararası sukuk ihracını gerçekleştirdi. 500 milyon dolar tutarlı ihraç, Türkiye’de bir kamu katılım bankası tarafından gerçekleştiren ilk uluslararası sukuk ihracı oldu. İhraca 5 kattan fazla talep geldi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 5 yıl vadeli 2.5 milyar dolarlık kira sertifikası ihracına da 200 yatırımcı 3 kat talep gösterdi. Söz konusu kira sertifikası ihracıyla, 2023 yılında, uluslararası sermaye piyasalarından toplam 10 milyar dolarlık finansman sağlanmış oldu. Vakıfbank, 19 ülkeden 34 bankanın katılımıyla 323 milyon dolar ve 303 milyon euro olmak üzere toplam 653 milyon dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisi temin etti.

    ZİRVE İŞ BANKASI’NDA

    İş Bankası 915 milyon dolar ile yılın ikinci yarısında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı sendikasyon kredisine imza attı. Kasım ayının ilk haftasında 755 milyon dolar sendikasyon kredisi sağlayan Yapı Kredi Bankası, son olarak eylül ayında gerçekleştirdiği sürdürülebilir eurobond işlemine, 300 milyon dolar tutarında ek ihraç gerçekleştirdi. ING Türkiye ve ING Leasing, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile 100 milyon euro ve 5 milyon dolar tutarında kredi anlaşmaları imzaladı.

    REZERVLER ARTIYOR, RİSK PRİMİ DÜŞÜYOR

    Eylülde 1 milyar 876 milyon dolarla aylık bazda son 2 yılın en yüksek cari fazlası verildi. Mayısta 60.3 milyar dolar olan yıllık cari açık, eylülde 51.7 milyar dolarla 9 ayın en düşük seviyesine geriledi.

    Mayıs ayında 700 baz puanı geçen Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) yaklaşık 3 yılın ardından ilk kez 350 baz puanın altına inerek 339 seviyesine indi.

    10 Kasım’da 128 milyar 614 milyon dolar olan toplam döviz rezervi 17 Kasım’da 134 milyar 468 milyon dolarla 9 yılın zirvesine çıktı. Döviz rezevlerinde 26 Mayıs’tan bu yana 36 milyar doların artış sağlandı.

    Kur Korumalı Mevduat (KKM) 17 Kasım haftasında 71 milyar TL azalarak 2 trilyon 767 milyar liraya indi.

    KKM’de 18 Ağustos’tan bu yana yaşanan düşüş 641 milyar liraya ulaştı.
    Yabancılar 17 Kasım haftasında hisse senedinde 119.5 milyon dolarla eylül başından bu yana en yüklü alımı yaptı. Tahvilde ise 1 milyar 62 milyon dolarlık alım oldu. Son 3 haftada 1 milyar 432 milyon dolarlık net giriş gerçekleşti.

    PROJE FİNANSMANI İÇİN 7.5 MİLYAR DOLAR

    AVRUPA Yatırım Bankası’ndan (AYB) depremin yaralarını sarmak ve kentlerin yeniden inşasına katkı sağlamak amacıyla 400 milyon euro finansman sağlandı. Bu yıl kasım itibarıyla proje finansmanı amacıyla sağlanan dış kaynak miktarı 7.5 milyar dolara ulaştı. Ayrıca Dünya Bankası, Yeşil Finans Projesi için TSKB’ye 155 milyon dolar kredi sağladı. Dünya Bankası’nın Türkiye’ye sağladığı finansman imkanı 2023 yılında 3.3 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. Dünya Bankası, Türkiye’ye yönelik kaynak tutarını 18 milyar dolar ilaveyle 35 milyar dolara yükseltmişti.

    KAYNAK: SABAH

    Kaynak: Haber7.com

  • TFF son noktayı koydu! “Final Suudi Arabistan’da”

    TFF son noktayı koydu! “Final Suudi Arabistan’da”

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanacak Süper Kupa maçının Suudi Arabistan oynanacağını ve yerinin değiştirilmeyeceğini açıkladı.

    Türkiye Futbol Federasyonu’ndan yapılan açıklamada;

    “Türkiye Futbol Federasyonu olarak Türk futbolunun marka değerini yükseltmek için çalışmalar yürütürken diğer taraftan yeni pazarlara ulaşarak futbolumuzu dünyaya açmak için çalışıyoruz.

    Son dönemde Milli Takımımızın elde ettiği başarılar ve kulüp takımlarımızın Avrupa Kupaları’nda yükselen grafiği Türk futbolunun marka değerini artırma yönündeki çabalarımızın en önemli göstergesidir.

    Tarihimizde ilk kez grubumuzda lider olarak katılmaya hak kazandığımız 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası ve İtalya ile ortaklaşa düzenleyeceğimiz 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası da Türk futbolunu dünya vitrinine taşıyacak çok önemli organizasyonlar olacaktır.

    Bu başarıların sürdürülebilirlik kazanması için özellikle kulüplerimizin mali açıdan rekabet edebilir seviyelere ulaşması gerekmektedir.

    TFF olarak bu çerçevede Türk futbolunun ekonomisini güçlendirmek ve kulüplerimize alternatif gelir kaynakları oluşturmak üzere çok önemli projeler yürütmekteyiz.

    Bu sezon öncesinde Trendyol ile yaklaşık 700 milyon TL’lik bedelle Süper Lig ve 1. Lig tarihinin en büyük sponsorluk anlaşmasına imza attık.

    Dünyanın marka ve piyasa değeri en yüksek ligleri olan Premier League, La Liga ve Serie A’nın yaptığı gibi futbolumuzun prestijini yurt dışına taşıyarak, yeni sponsorluk ve işbirliği modelleriyle daha çok gelir elde edebilmeyi hedefliyoruz.

    Bu vizyonla, futbolumuzun marka değerini yükseltmek adına organizasyon yetkisi Federasyonumuza ait olan 2023 Turkcell Süper Kupa müsabakası daha önce de açıkladığımız üzere, 29 Aralık 2023 Cuma TSİ 20.45’te Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Al-Awwal Park (Kral Suud Üniversitesi) Stadyumu’nda oynanacaktır. Aynı zamanda, yayıncı kuruluşumuz Turkuaz Medya Grubu kanallarından olan ATV’de canlı olarak yayınlanacaktır. Konuyla ilgili olarak Federasyonumuz tarafından yapılan resmi açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini önemle rica ediyoruz.
    ifadeerine yer verildi.

    Kaynak: Haber7.com

  • Fenerbahçe’de istifa çağrısı! Tam 43 isim imza attı

    Fenerbahçe’de istifa çağrısı! Tam 43 isim imza attı

    Geçmişte Fenerbahçe Spor Kulübü’nde başkanlık ve yöneticilik yapmış olan 43 isim, son günlerde Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve MHK Başkanı Ahmet İbanoğlu arasındaki gelişmelere dair bir bildiri yayınladı.

    Açıklamada, MHK’nin kulüplere eşit şekilde yaklaşmadığı ve Ahmet İbanoğlu’nun derhal görevinden istifa etmesi gerektiği belirtildi.

    İşte o açıklama metninin tamamı;

    “Sporumuzu Yönetenler, Türk Spor Kamuoyu ve Camiamızın Dikkatine,

    Dünyanın en büyük spor kulübü olan Fenerbahçe, 116 yıldır taraftarlarını hem duruşu hem de başarılarıyla gururlandırmak için elinden geleni yapmaktadır.

    116 yıllık yolculuğu boyunca kendine sadece Cumhuriyet ilkelerini rehber edinen Kulübümüz, ülkemizin nerede bir ihtiyacı varsa orada hazır bulunmuş ve her adımıyla ‘örnek’ olmuştur.

    Fenerbahçe, dünyada hiçbir spor kulübüne nasip olmamış şekilde hem kadın hem erkek basketbol takımlarımızla Euroleague şampiyonluğuna ulaşmıştır.

    Bugün, ülkemizi voleybolda “Dünyanın 1 numarası” yapan Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımımızın nüvesini oluşturan da Fenerbahçeli sporculardır.

    Fenerbahçe yıllardır olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulüp olma özelliğini korumakta ve bu bayrağı bir misyon gibi taşımaktadır. Ay-yıldızımız için mücadele eden her sporcumuz bizim için birer şeref madalyasıdır. Bu başarıların altında Kulübümüzün uzun yıllardır kesintisiz devam eden yatırımları ve emeği yatmaktadır.

    Ancak bu dev kulüp, yıllardır, benzer başarıları futbolda yaşamasına engel olan ellerin düşmanlığıyla boğuşmaktadır.
    2011 sezonunda beş branşta beş şampiyonluk kazanan ve “Avrupa’nın 25 elit kulübü” arasına giren Fenerbahçe’nin, 3 Temmuz 2011 sabahından itibaren hain terör örgütü FETÖ’nün kumpasıyla yok edilmek istendiği ve bu operasyonla önünün kesilerek, Türk sporunun ve özellikle futbolunun seyrinin açıkça değiştirildiği herkesin malumudur. Bu operasyondan 4 sene sonra yine Fenerbahçe ligin zirvesindeyken Rizespor deplasmanından dönüş yolunda bırakın Türkiye’yi dünya tarihinde bile görülmemiş bir saldırıyla otobüsü kurşunlanmış ve futbol takımı yok edilmek istenmiştir.

    Kulübümüzün mevcudiyetini bitirmek isteyen, tarihte eşi benzeri görülmemiş tüm bu örgütsel operasyonlar yetmemiş gibi, Türkiye’nin en büyük spor kulübü olan Fenerbahçe’ye halen her sezon aynı oyunlar oynanmakta, iftiralar atılmaktadır.

    Bu sezona gelirsek; Süper Lig’de henüz 12. hafta geride kalmışken, sadece Fenerbahçelilere değil ekranlarda yorumculuk yapan eski hakemlere ve vicdan sahibi herkese “bu kadar da olmaz” dedirten hakem hataları yaşanmakta, bu hatalara ve ortalığa saçılan onca rezalete karşın, TFF ve başta MHK olmak üzere tüm kurulları ise gözlerini, kulaklarını kapatmaktadır.

    Yardımcı hakem Kemal Yılmaz’ın, Fenerbahçe lehine verdiği ‘doğru penaltı kararı’ nedeniyle maç alamadığını ve cezalandırıldığını ifşa ederek hakemlikten istifa etmesi, ülke futbol tarihinde eşi görülmemiş bir olaydır!

    En son örnek;
    Geçen hafta Adana Demirsporlu Rodrigues’in oyuncumuz Oosterwolde’nin boğazını sıkıp kırmızı kart görmemesi akılla mantıkla açıklanabilir bir durum mudur? Mümkün değil lâkin maçın orta hakemi, yan hakemi, dördüncü hakemi görmediyse bile VAR
    ekibinin bu rezaleti görmeme ihtimali VAR mıdır? Eski MHK Başkanı Serdar Tatlı’nın hazırladığı ve ‘bir an önce futboldan uzaklaştırılsınlar’ dediği saha ve VAR hakemlerine ilişkin rapor, neden yıllardır sumen altı edilmektedir? Ve bu hakemlerin herkesin gözleri önünde Fenerbahçe’nin haklarını katletmesine neden göz yumulmaktadır?

    Son olarak;
    MHK Başkanlığını yürüten şahsın, yine tarihte eşi görülmemiş bir şekilde Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunması ve bunu da açıkça duyurması; yıllardır atama ve dinlendirme kararları üzerinden “ödül ve ceza sistemi” ile mesajlar verilen hakemlerin, Fenerbahçe ve şampiyonluk yolundaki rakibinin maçlarında objektif kararlar almasını artık
    tamamen imkansız hale getirmiştir!

    Bu dakikadan itibaren Türk futbolunun tarihi bir kaosa sürüklenmemesi ve hakemlerin adil ve tarafsız şekilde maçları yönetebilmesi için MHK Başkanı bir dakika bile o koltukta oturmamalı, derhal görevinden istifa etmelidir! Aksi takdirde; tüm kulüplere eşit mesafe duran bir TFF ve tüm takımlara karşı adil düdük çalan hakemlerden mahrum kaldığımız her gün, hepsi hapiste veya firarda
    olan terör örgütü iltisaklı polisler, savcılar ve hâkimler eliyle Fenerbahçe’ye istedikleri zararı veremeyenlerin, bu amaçlarına “hakemler eliyle” ulaşmaya çalıştıklarına dair kanaatimiz kesinleşecektir.

    Fenerbahçe Spor Kulübü’nde geçmişte Başkanlık ve yöneticilik yapmış, Türk sporuna karşılıksız hizmet vermiş isimler olarak tek isteğimiz; Herkese eşit mesafede, adil ve tarafsız yönetimlerin olduğu, sadece ve sadece hak edenin kazandığı bir yarışma ortamının tesis edilmesidir.

    Camia olarak her zaman yanında olduğumuz Devletimizden, sporu yönetenlerden ve tüm spor kamuoyundan beklentimiz toplumun sükûnetine zarar veren bu adaletsizliğe artık dur denmesidir! Fenerbahçe’nin ve ortaya koyduğu mücadelenin yanındayız!”

    Bildiriye imza atan isimler şu şekilde;

    Ali Şen
    Uğur Dündar
    Vefa Küçük
    Abdullah Kiğılı
    Alper Pirşen
    Barış Aydil
    Burak Karabacak
    Burhan Karaçam
    Davut Dişli
    Emre Can
    Ercan Karasu
    Ferruh Tanay
    Hakan Bilal Kutlualp
    Hulusi Belgü
    Hüseyin Topbaş
    İsfendiyar Zülfikari
    Kenan Şişik
    Metin Doğan
    Metin Sipahioğlu
    Metin Şen
    Murat Aşık
    Murat Özaydınlı
    Nazlı Ercan
    Necdet Ersoy
    Neşet Yalçın
    Orhan Demirel
    Orhan Keçeli
    Ozan Balaban
    Ozan Korman Tarman
    Ömer Temelli
    Rahmi Eyüboğlu
    Raif Dinçkök
    Sadettin Saran
    Semih Özsoy
    Serhat Çeçen
    Sevil Becan
    Şevket Yılmaz
    Talat Yılmaz
    Tuncay Uzun
    Turhan Şahin
    Uğur Pasiner
    Ünal Uzun
    Yavuz Kayral

    Kaynak: Haber7.com

  • Cardiff’te Türk Milli Takımı coşkusu

    Cardiff’te Türk Milli Takımı coşkusu

    2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu son maçında A Milli Futbol Takımı, TSİ 22.45’te Galler ile deplasmanda karşılaşacak.

    Müsabaka öncesi Cardiff meydanında toplanan Türk taraftarlar, tezahüratlarla maç saatini beklemeye başladı. Türk bayraklarıyla yüzlerce vatandaşın toplandığı alanda güvenlik önlemlerinin de alındığı görüldü.

    Müsabakayı stadyumda izleyeceğini aktaran Bülent Ekrem, “Türkiye Milli Takımı’nın Galler’e gelmiş olması bizi gururlandırıyor. İngiltere’de yaşıyoruz, Türkiye’yi desteklemeye geldik. Her zaman, her yerde gidiyoruz. Buradaki Türk taraftarlar ile gurur duydum. Biz erken geldik, saat 2’den beri buradayız. Londra’nın, Avrupa’nın her yerinden gelen Türk taraftarlar var. Onlarla birlikte maça doğru gideceğiz, heyecanlıyız” ifadelerini kullandı.

    Türk taraftarlar daha sonra toplu bir şekilde maçın oynanacağı Cardiff City Stadyumu’na doğru hareket edecek.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bahçeli: Cumhurbaşkanımız ile aramıza hiç kimse giremeyecek!

    Bahçeli: Cumhurbaşkanımız ile aramıza hiç kimse giremeyecek!

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. 

    Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:

    Coğrafyanın mesajı, tarihin akış istikameti milletin şuuruyla kavrandığı takdirde Türk vatanına hiç kimse zarar veremeyecektir. Fırat’ın batısı Fırat’ın doğusuyla dengelenir. Karabağ’dan Kudüs’e Gazze’den Kahire’ye gelişen her menfi hadisenin gelip dayandığı yer Türk vatanıdır. Kaotik meselelere karşı “Bizi ne ilgilendirir” dediğimiz gün bağrımıza hançerin saplandığını çok geçmeden görürüz. 

    Dün sancağımız olan Gazze’nin bugün felaketine sırt dönmemiz, suskun kalmamız milli ve manevi emanetlerimize saygısızlık olacaktır. Gazze’yi Kudüs’ten Kudüs’ü İstanbul’dan ayırmak boşuna kürek çekmektir. Filistinli masumların gözyaşları telafi edilmelidir. Haksızlık karşısında suskun kalmak, dilsiz şeytanlıktır. Zulme sessizlik de aynı şekilde zulümdür. İsrail ile Filistin arasında ateşkesin olması için daha kaç çocuğun ölmesi lazım. 

    Bize göre haddini bilen nefsini bilir, nefsini bilen de Rabbini bilir. Biz kendimizi de haddimizi de nefsimizi de Rabbimizi de bilenlerdeniz. 

    “ALMANYA BAŞBAKANI YANLIŞ TARAFTADIR”

    Zafer her zaman inananların hanesine yazılacaktır. Berlin’de geçtiğimiz cuma akşamı düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanımızın çekinmeden haykırdığı gerçekler Türk milletinin bazı Arap ülkelerinin sessiz kaldığı doğruları haykırmasıdır. İsrail’e destek veren ülkeler katliam tablosundan sorumludur. Almanya da bu kategoridedir. Bizim geçmişimizin hiçbir sayfasında toplama kamplarının lekesi yoktur. Bizim tarihimizde Holokost yok. Almanya Başbakanı yanlış taraftadır. Kaldı ki bunların kendilerine bile hayırları yoktur.

    SİYASETTE 50+1 TARTIŞMASI

    Yeni sistemin gerekli, yeterli, siyasi ve fikri demlenme süresi devam etmekte. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tek kullanımlık reçete hiç değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk milletinin huzur, barış ve kardeşlik iradesinin temel harcıdır. Sistemin aksayan yönleri varsa mutabakat ile düzeltilmelidir. İster iyileştirilesin isterse de güçlendirilsin parlamenter sistemin dejenere olması, devlet yönetimini krize sokması hayat gerçeği haline gelirdi. 

    Sayın Cumhurbaşkanımız sistemin ana omurgası, can evi yüzde 50+1 oy hesabıyla ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Cumhurbaşkanımızın tespitleri tutarlı ve anlamlıdır. Bizim geçmişten bugüne söylediğimiz sözler de bellidir ve değişme göstermemiştir.

    Türkiye aradığı parlak sistemini pek çok badireye uğraya uğraya sonunda bulmuş ve benimsemiştir. 

    “KENELER BİZİ ANLAYAMAZ”

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’yi sırtından atacak” diyenler iyi dinlesin! AK Parti ile MHP’nin arasını açmak isteyenler iyi dinlesin!

    “Siyasi hayatımız boyunca hiç kimsenin sırtına binmedik. Hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik. Onun bunun sırtından geçinen keneler bizi anlayamaz.

    MHP yancı değildir. İkbale meraklı değildir. Türk milletinin serden geçti şuuru, düşmana sıkılacak son kurşunudur. Tekrar hatırlatayım, Sayın cumhurbaşkanı ile diyaloğumuz harbidir. Saygı ve sevgi temellidir. Hiç kimse de aramıza giremeyecektir. Biz zillet değil, Türk milletinin kendisiyiz. Terörle mücadelede kesin sonuç almak için, iç ve dış sorun alanlarının birer birer üstesinden gelmek için, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin gerçekleşmesi için cumhur ittifakının devam etmesinden yanayız.”

    ÖZGÜR ÖZEL’E TEPKİ

    CHP’nin yeni Genel Başkanı, ciddiye alınacak biri değildir. CHP’de yeni bir şey yoktur. Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı’nın bir operaya HEDEP’lilerle birlikte katılması, ‘Kürdistan’ diyen sözde kadın sanatçının elini öpmesi rezalettir. Öpecek eli tanımayanların milletten tekme yemeleri muhakkaktır. CHP Genel Başkanı maalesef kukladır. Kuklacı da İBB makamında oturan şahıstır.

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • Erdoğan: Bu savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür

    Erdoğan: Bu savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

    Öncelikle Cumartesi gecesi Berlin Olimpiyat Stadı’nda oynanan hazırlık maçında Almanya karşısında tarihi galibiyete imza atan A milli futbol takımımızı cani gönülden tebrik ediyorum. Millilerimiz deplasmanda 72 yıl sonra gelen 3-2’lik skorla tarifsiz bir gurur yaşattılar. Gurbetçi kardeşlerimizin coşkuyla takımımızın yanında yer almaları da bizim için ayrıca anlamlıydı.

    Türkiye Yüzyılı’nın inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. İçeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan’ın ev sahipliğinde Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde birliğimizi, beraberliğimizi bir kez daha perçinledik.

    “KKTC’deki kardeşlerimizin 15 kasım Cumhuriyet Bayramını tebrik ediyorum”

    Merhum Gaspıralı İsmail Bey’in ‘Dilde, fikirde işte birlik” idealine adım adım yaklaşıyoruz. Geçen sene KKTC’nin anayasal ismiyle teşkilata gözlemci üye olması tarihi adımdı. Kıbrıs Türkü kardeşlerimize uygulanan tecridin kırılması yanında Türk dünyasının Kıbrıs halkına desteğini ortaya koymuştuk. KKTC’deki kardeşlerimizin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramını tekrar tebrik ediyorum. Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı bir kez daha rahmetle yâdediyorum.

    Son olarak 4 ay önce 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda Ercan Havaalanının yeni terminal binası ve pistinin açılışını gerçekleştirdik. Zaman verdiği sözlerin hilafına davranarak AB’nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya’da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz.

    “Kimi batılı güçler yeni bir dönemin başladığını hala idrak edemiyor”

    Kimi Batılı güçler bölgemizde yeni bir dönemin başladığını hala idrak edemiyor. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeğin de Ermenistan’ın görüp kabullenmesi gerekiyor. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin barış fırsatını farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamak en büyük temennimizdir. Ermenistan’a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barı elini tutması çağrısında bulunuyorum.

    “TOGG ile küresel rekabetteki yerimizi aldık”

    Kazakistan dönüşü açılışını yaptığımız Ford Otosan Yeniköy fabrikası toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli yatırımdır. Otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Bu sektörde dünyanın 13. en büyük otomotiv üreticisi konumundayız.

    TOGG’un üretimi ve satışa başlamasıyla kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle ‘Türk araba yapamaz, fabrikada üretim bandı yok, vatandaş bunu almaz’ diyenleri, bundan 60 yıl önce Devrim otomobilini garaja mahkum edenlerin bugünkü uzantılarını hüsrana uğrattık.

    “TOGG 12 bin teslimat yaptı”

    TOGG şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır.

    Rize’de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı 2 milyar 886 milyon lira yatırım bedeli olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. 36,7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesile ile attık.

    İran ve Pakistan ile ekonomik işbirliği

    Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 8-9 Kasım tarihlerindeki Taşkent’te Özbekistan Cumhurbaşkanı ve katılımcı ülkenin liderleriyle bir araya geldik. İran ve Pakistan’la birlikte kurduğumuz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğiz.

    10 Kasım’da Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal ve kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha yâdettik. Her yıl milli ağaçlandırma günü olarak kutladığımız 11 Kasım’ı bu kez ülkemiz genelinde ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Her ilimizde 100. Yıl Cumhuriyet Ormanları’nın kuruluşunu gerçekleştirdik.

    Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. Türkiye Yüzyılı’na Nefes sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese teşekkür ediyorum.

    “Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sağlık sistemini kazandırdık”

    Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihten tevarüs ettiği kerim devlet vasfına tam manasıyla ilk kez bizim dönemimizde kavuşmuştur. Kurucu kadronun hayallerini süsleyen, kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet özlemi, 21 yılda bir idealden çıkıp hakikate dönüşmüştür. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sağlık sistemini kazandırdık. Devletimizin şefkat şemsiyesi dışında hiçbir vatandaşımızın kalmaması için özel çaba harcadık.

    Çeşitli destek programlarından evde bakım hizmetlerine farklı alanlarda yeni düzenlemeleri devreye aldık. Diğer alanlar gibi sosyal devlet uygulamalarında mevcutla yetinmiyor kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Darülaceze Sosyal Yaşam bunun en son örneğiydi.

    “Kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz”

    Filistin’deki mazlumların acısı nasıl bizim acımız ise Uygun Türkü, Ahıska Türkü, Kerkük Türkmeni’nin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Bunların hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Türkiye’nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti bizim dönemimizde zirveye çıkmıştır. Bundan sonra da her daim kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

    İsrail’in 7 Ekim’den beri süren ahlaksız ve alçak saldırılarına maruz kalan Gazze halkına bu anlayışla sahip çıkıyoruz. 11 uçak dolusu malzeme ile bir sivil insani yardım gemisini Mısır’a gönderdik. Gazze’li kardeşlerimiz için 800 tona varan malzemeyi bölgeye sevk etmiş olduk.

    Yardım malzemelerinin Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye ulaştırılmasını sağlıyoruz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimini komple keserek Gazze halkını sadece öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda taammüden hastanelerini bombalayarak Gazze’lilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor.

    “Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet yapılmaktadır”

    Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgali, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık yapılmaktadır. Hamile kadınları katletmekle övünen bir cinnet hali içindeler. Çocukları, yaşlı erkek ve kadınları uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak, üzerlerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür.

    Netenyahu İsrail halkı üzerinde yitirdiği itibarı hastaneleri, ibadethaneleri, okulları bombalayarak yeniden canlardırmak peşindedir. Neredeyse tüm hastaneler ya yıkıldı, ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. El Ehli Baptist ve Şifa hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail’in ortaya attığı iddiaların tamamen safsata olduğu anlaşıldı.

    “Güya medeni dünya İsrail’in hastanelere dönük saldırılarını sessizce seyretti”

    Güya medeni dünya İsrail’in hastanelere dönük saldırılarını sessizce seyretti. Savaş hukukunun açık ihlali olan İsrail’i kendisini savunma hakkı olarak diyen ülkeler gördük. Gazze’deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının ülkemize sevki ile girişimimizi başlattık. Toplam 88 hasta ve 61 refakatçısı ile ülkemize getirdik.

    Gazze’de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleri ile ilgili çabalarımız sürüyor. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye tarihi misyonunu, nemelazımcılık yaparak değil başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirmektedir.

  • Atatürk’ün, ‘Kürtlere özerklik’ ve ‘Devletin dini olacak mı’ sorularına cevabı

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Alev Coşkun, 100 yıl önce yapılan İzmit Basın Toplantısında Atatürk’e yöneltilen sorulara verdiği cevapları dönemin basınından aktardı.

    Coşkun, “Devletin dini olacak mı”, “Başkent neresi olacak”, “Kürtlere özerklik verilecek mi” gibi sorulara Atatürk’ün nasıl cevap verdiğini dönemin gazetecilerinin kaleminden köşesine taşıdı.

    5 BUÇUK SAAT SÜREN TOPLANTI

    Coşkun’un Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bugünkü yazısından önemli bölümler;

    16 Ocak 1923’te saat 21.30’da başlayıp sabaha karşı 03.00’e kadar süren bu toplantıda Atatürk’e çok yakıcı sorular soruldu ve Atatürk’ün yanıtları da çok kapsamlı ve önemliydi. Toplantıya İstanbul’da yayımlanan önemli gazetelerin başyazarları katıldı.
    Atatürk, Batı Anadolu’daki askeri birlikleri denetlemek ve halkla görüşmek amacıyla 14 Ocak 1923’te yurt gezisine çıkmış ve 16 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te gazetecilerle buluşmuştu.

    Bu toplantıda ayrıca “Devletin dini olacak mı”, “Başkent neresi olacak”, “Kürtlere özerklik verilecek mi” gibi hassas sorular da sorulmuş, Atatürk de bunlara açık yanıtlar vermiştir.

    KÜRTLERE ÖZERKLİK

    Kürt azınlığa özerklik verilmesi konusu daha sonraları tartışma konusu yapılmış, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı’nda Kürtlere özerklik verilmesini kabul ettiği belirtilmiştir. Oysa işin esası şöyledir: Vakit gazetesi başyazarı Ahmet Emin (Yalman), “Kürt meselesine temas buyurmuştunuz. Kürtlük meselesi nedir? Bir iç sorun olarak temas buyurursanız çok iyi olur” diye bir soru sordu.

    Atatürk’ün yanıtı şöyledir: “Kürt meselesi; bizim yani Türklerin menfaatına olarak da katiyen söz konusu olamaz. Çünkü bildiğiniz gibi bizim milli sınırımız dahilinde mevcut Kürt unsurlar o surette yerleşmiştir ki pek sınırlı yerlerde yoğunluğa sahiptir. Fakat yoğunluklarını kaybede kaybede ve Türk unsurlarının içine gire gire öyle bir sınır ortaya çıkmıştır ki Kürtlük namına bir sınır çizmek istersek Türklüğü ve Türkiye’yi yok etmek lazımdır.

    Örneğin, Erzurum’a kadar giden, Erzincan’a, Sivas’a kadar giden, Harput’a kadar giden bir sınır aramak lazımdır. Ve hatta, Konya çöllerindeki Kürt aşiretlerini de göz önüne almak lazım gelir. Dolayısıyla başlı başına bir Kürtlük düşünmektense, Teşkilatı Esasiye Kanunu (Anayasa) gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. O halde hangi livanın (sancak) topluluğu (yerel halkı) Kürt ise onlar kendi kendilerini muhtar (özerk) olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin halkı söz konusu olurken onları da beraber ifade etmek lazımdır. İfade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait sorun çıkarmaları daima söz konusudur.

    ‘AYRI BİR SINIR ÇİZMEYE KALKIŞMAK DOĞRU OLMAZ’

    Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin yetki sahibi vekillerinden meydana gelmiştir ve bu iki unsur bütün menfaatlarını ve geleceklerini birleştirmiştir. Yani onlar bilirler ki bu müşterek (ortak) bir şeydir. Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olmaz.”

    ‘DEVLETİN DİNİ OLACAK MI’ SORUSUNA ATATÜRK’TEN YANIT

    İzmit Basın Toplantısı’nda İleri gazetesi yazarı Kılıçzade Hakkı Bey, “Yeni hükümet bir din ile bağlı olacak mı” diye bir soru yöneltmiş, Mustafa Kemal de buna karşılık “Edecek mi, etmeyecek mi bilmem. Bugün mevcut olan kanunlarda aksine bir şey yoktur. Millet dinsiz değildir, dine bağlıdır. Dini de İslamdır. Dini reddedecek ortada bir sebep yoktur” karşılığını vermişti.

    ‘DİN VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE SAYGI GÖSTERMEK…’

    İzmit Basın Toplantısı’nda Mustafa Kemal’in karargâh subaylarından “refakat subayı” olarak hazır bulunmuş olan Mahmut Soydan, bu konuşma ile ilgili olarak altı yıl sonra, 17 Aralık 1929 tarihli Milliyet gazetesinde bir değerlendirme yaptı.

    Dikkat edileceği gibi Mustafa Kemal, “Devletin dini olmaz” demiyor, “Dini reddedecek bir sebep yoktur” diyor.

    Atatürk daha sonra bu soru ile ilgili olarak şunları söylemiştir: “Açıkça söyleyeyim ki bu soruyla karşılaşmayı hiç istemiyordum. Çünkü pek kısa olması gereken karşılığın o günkü koşullar içinde ağzımdan çıkmasını henüz istemiyordum. Vatandaşlar arasında çeşitli dinlerden topluluklar bulunan ve her dinden olanlar için adaletli ve eşit işlemler yapmak ve mahkemelerinde adaleti kendi uyruğuna ve yabancılara eşit olarak uygulamakla yükümlü olan bir hükümet, din ve düşünce özgürlüğüne saygı göstermek zorundadır. Hükümetin bu doğal niteliğini, şüpheli anlam çıkmasına yol açacak niteliklerle sınırlamak elbette doğru değildir.”

    ‘TÜRKİYE DEVLETİ’NİN DINI, İSLAMDIR’ CÜMLESİ

    “Türkiye Devleti’nin resmi dili Türkçedir” dediğimiz zaman bunu herkes anlar. Hükümetle yapılacak resmi işlerde Türk dilinin kullanılması gereğini herkes doğal bulur. Ama “Türkiye Devleti’nin dini, İslamdır” cümlesinin elbette açıklanması ve yorumlanması gerekir.

    MİLLİYET GAZETESİ BAŞYAZARI MAHMUT SOYDAN’IN GÖZLEMİ

    İzmit Basın Toplantısı ile ilgili 17 Aralık 1929 tarihli Milliyet gazetesinde gözlemlerini şöyle anlatmaktadır: “Bu konuşmaları, salonun bir köşesine çekilmiş sessizce takip ediyordum. Gazi Hazretleri’nin Kılıçzade Hakkı Bey’e verdikleri cevaplarla yakından bildiğim asıl düşünceler arasında tam bir uygunluk yoktu. Görüşmeler bittikten, misafirler gittikten sonra bunu bizzat kendileri de belirttiler. Bu tarihten dört sene sonra Gazi Hazretleri, partide yaptıkları uzun ve tarihi nutuklarında İzmit’teki görüşmeyi hatırladılar ve olayı şu biçimde parti azasına anlattılar…”

    ATATÜRK: ‘HÜKÜMETİN DİNİ OLAMAZ DİYEMEDİM’

    Atatürk yıllar sonra duruma açıklık getiriyor:

    “Gazetecinin sorusuna karşı “Hükümet dini olamaz” diyemedim; tersini söyledim: “Vardır efendim, İslam dinidir” dedim. Ama hemen “İslam dininde düşünce özgürlüğü vardır” diye sözlerimi açıklamak ve yorumlamak gereğini duydum. Demek istedim ki hükümet, düşünce ve inançlara saygı göstermekle bağlı ve yükümlüdür.

    Gazeteci, verdiğim karşılığı elbette akla yatkın bulmadı ki yeniden şöyle bir soru sordu: “Yani hükümet bir dine bağlı olacak mı?”

    “Olacak mı, olmayacak mı bilmem” dedim. İşi kapatmak istedim. Ama kapatamadım. “Öyleyse” dediler ve yeni sorular sordular. O gün İzmit’te bu konuda gazetecilerle daha çok konuşmayı uygun bulmadım.Atatürk yıllar sonra duruma açıklık getiriyor:

    “Gazetecinin sorusuna karşı “Hükümet dini olamaz” diyemedim; tersini söyledim: “Vardır efendim, İslam dinidir” dedim. Ama hemen “İslam dininde düşünce özgürlüğü vardır” diye sözlerimi açıklamak ve yorumlamak gereğini duydum. Demek istedim ki hükümet, düşünce ve inançlara saygı göstermekle bağlı ve yükümlüdür.

    Gazeteci, verdiğim karşılığı elbette akla yatkın bulmadı ki yeniden şöyle bir soru sordu: “Yani hükümet bir dine bağlı olacak mı?”

    “Olacak mı, olmayacak mı bilmem” dedim. İşi kapatmak istedim. Ama kapatamadım. “Öyleyse” dediler ve yeni sorular sordular. O gün İzmit’te bu konuda gazetecilerle daha çok konuşmayı uygun bulmadım.

    Cumhuriyet

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com