Kategori: Hayat

  • Trabzon’un Sürmene ilçesinde örtü yangını: Yedi ev tedbir amaçlı tahliye edildi

    Trabzon’un Sürmene ilçesinde örtü yangını: Yedi ev tedbir amaçlı tahliye edildi

    İlçeye bağlı Yeniay Mahallesi’nde henüz belirlenemeyen nedenle başlayan örtü yangını için Trabzon’un ilçelerinin yanı sıra Rize’den itfaiye ekipleri sevk edildi.

    Ekiplerin bulunduğu alana gelerek bilgi alan Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, gazetecilere yaptığı açıklamada, Maçka ve Akçaabat ilçelerinde meydana gelen yangınların söndürüldüğünü, Sürmene’deki yangında ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.

    Tedbir amaçlı olarak 17 evden 7’sinin tahliye edildiğini bildiren Vali Yıldırım, “Bunların hepsi tedbir amaçlı. Bu evlerden çıkan vatandaşlarımız güvenli yerlere yerleştirildi. Yangınlar çok büyük orman yangınları değil ancak çok büyük bir rüzgar var, bu rüzgar da her zaman aynı yönden esmiyor. Farklı yönlerden estiği için de arkadaşlarımız kendilerini güvenli bir duruma alarak yangını söndürme çalışmalarını yapmaları gerekiyor.” diye konuştu.

    Yıldırım, yangında dumandan etkilenen 3 itfaiye erinin de hastanede tedbir amaçlı müşahede altına alındığını kaydetti.

    Öte yandan, Yıldırım’ın açıklamasının ardından başlayan şiddetli yağışla birlikte yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Zonguldak’ta eğitime 1 gün ara verildi

    Zonguldak’ta eğitime 1 gün ara verildi

    Karadeniz’de şiddetli rüzgar ve fırtına günlük hayatı olumsuz etkiliyor. Zonguldak’ta eğitime bir günlük ara verildi.

    ZONGULDAK’TA EĞİTİM ARA! VALİLİK DUYURDU

    Zonguldak Valiliği, eğitime 1 gün ara verildiği, kamu kurum ve kuruluşunda çalışan engelli ve hamile personelin bir gün idari izinli sayılacağını duyurdu.

    Kuvvetli yağış ve fırtınanın meydana getirebileceği su baskını, çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklar dolayısıyla İLİMİZ GENELİNDE 27 Kasım 2023 Pazartesi günü tüm resmi-özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarında (rehabilitasyon merkezleri ve özel kurslar dahil) eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. İlimiz Genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 27 Kasım 2023 tarihinde bir gün idari izinli sayılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

  • Mehmet Âkif Ersoy 150. doğum yıldönümünde Türk Dünyası ve Balkanlarda da anılıyor

    Mehmet Âkif Ersoy 150. doğum yıldönümünde Türk Dünyası ve Balkanlarda da anılıyor

    Kurulduğu 1978 yılından bu yana Âkif’in, tanınması, hatırlanması ve anılması amacıyla ülkemizin dört bir yanında çok sayıda sempozyumlar, paneller düzenleyen, eserler neşreden Türkiye Yazarlar Birliği, şimdi de Türk Dünyası ve Balkanlarda da şairimizin anılması amacıyla bilgi şölenleri düzenliyor.

    Bilgi şöleninin ilki; Âkif’in annesinin memleketi Özbekistan’da Buhara Devlet Üniversitesi’nde yapıldı .

    22 Kasım 2023 tarihinde Özbekistan’ın Buhara şehrinde başlayan ve iki gün süren programa TYB kurucu ve şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, TYB Genel Başkanı ve ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Türkiye’den ve Türk dünyasından Âkif üzerine eserleri bulunan akademisyenler, yazar ve düşünce adamları katıldı.

    Programın açılış dersini veren D. Mehmet Doğan yaptığı konuşmada, “ Mehmed Âkif’in Safahat isimli şiir külliyatında Buhara birçok yerde zikredilen bir isimdir. Ve biz bugün Mehmed Âkif’i Buhara’da 150. yaşında yâd ediyoruz. Sırf şiirlerinde Buhara’da bahsettiği için mi? Onun için “Buharalı” desek yeri var. Annesi Emine Şerif’e Hanım, Buhara’dan Türkiye’ye göçüp Tokat vilayetine yerleşmiş bir aileden. Onu annesinin vatanında anmak, Türkiye Yazarlar Birliği’nin programında yıllardır vardı, bugün büyük şairimizi burada yâd etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Böyle bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde emeği geçen, desteği ve katkısı olan kurum ve kuruluşlara ve kişilere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Böylece batıdan doğuya 4 bin kilometrelik bir yol katederek burada büyük şairimize vefamızı gösteriyoruz. Bir asır önce, 1910’lu-20’li yıllarda Türkiye ve Türkistan edebî ve fikrî ilişkileri, diyebiliriz ki, bugünden daha gelişkindi. 19. asrın sonunda Gaspıralı İsmail’in Tercüman gazetesi bu geniş coğrafyaları uyandıran bir tesir meydana getirmişti. “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının bu geniş coğrafyalarda yankılanmasından sonra bilhassa Azerbaycan ve Türkiye’de yayınlanan iki gazete-dergi bu tesiri devam ettirmiştir.” dedi.

    TYB Genel Başkanı Arıcan’da yaptığı konuşmada, “Mehmet Akif Ersoy, kayıp medeniyet dediğimiz bu toprakların, bu coğrafyanın aslına, özüne yeniden dönmesini istiyordu. İşte, Özbekistan’ın bağımsız bir devlet olması, Buhara’nın yeniden ilmin, irfanın, sanatın, edebiyatın merkezi olmasını diliyordu. Biz şuan Âkif adına buralara geldik ve burada yeniden o Akif’in özlemini çektiği ilmin yeniden yeşerdiğini görüyoruz. Dünya’ya yeniden bir medeniyetin buradan doğacağını görüyoruz ve buna inanıyoruz.” diye konuştu.

    Türk Dünyasının edebiyatçılarını, düşünce adamlarını anmamız, anlatmamız ve yeni nesillere de tanıtmamız gerekir” diye konuşan Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Âkif; Buhara Şehrinden Anadolu’ya göç eden bir aileye mensup Emine Şerife Hanım’la evlenmesi Türkistan kültürünü, Kosovalı babasından Balkan kültürünü ve doğup büyüdüğü İstanbul’dan Türk-İslam kültürünü almış ve geleceğe iz bırakan bir hayat yaşamıştır. Ayrıca, Türk-İslam dünyasıyla ilgilenmesinde ve edebi şahsiyetinin oluşmasında anne ve babası büyük rol oynamıştır.”

    Bilgi şöleninde, Buhara Vali Yardımcısı Tilavov Sherzad Beshimovich, TÜRKSOY Yazarlar Birliği Genel Koordinatörü Murat Kahraman, Buhara Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Obidijon Xamidov, Buhara Devlet Tıp Üniversitesi Rektör Yardımcısı Lazic Niyazov, ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Aynur Feyzioğlu da konuştu.

    TC. Kültür Bakanlığı, ASBÜ, Özbekistan Medeniyet Nazırlığı, TİKA, Buhara Devlet Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Mehmet Akif İnan Vakfı, Burdur Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi, İçişleri Bakanlığı – Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, Hacettepe Üniversitesi, Yunus Emre Enstitüsü, ADAM Vakfı iş birliği ile düzenlenecek bilgi şölenleri:

    * 26-30 Kasım 2023 tarihleri arasında; Azerbaycan – Bakü’de,

    * 19-24 Aralık 2023 tarihleri arasında; Kosova’da,

    * 22-24 Aralık 2023 tarihleri arasında; Burdur’da,

    * 27-28 Aralık 2023 tarihleri arasında; Ankara’da.

    Programlara, Türkiye’den, Balkanlar’dan ve Türk Dünyasından Âkif üzerine araştırmalar yapan bilim adamları, akademisyenler, eserler veren yazarlar konuşmacı olarak katılıyorlar ve bilgi şöleninde Âkif’in hayatı, eserleri, düşünce dünyası, Milli Mücadeledeki rolü ve Türk – İslam dünyasına ilişkin görüş ve düşünceleri konuşuluyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Garkad yalnızca ağaç mı?

    Garkad yalnızca ağaç mı?

    Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Müslümanlarla Yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç Yahudiyi kovalayan kimseye, ‘Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız garkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır.”

    (Buhârî, Cihâd 94, Müslim, Fiten 82)

    Hz. Peygamber (sav), başta kıyamet alametleri olmak üzere ahir zamanda meydana gelecek hadiseler hakkında sahâbîlere bilgiler aktarmıştır. Bu bilgiler, vahye dayanır. Garkad Hadisi’nde Yahudilerle Müslümanlar arasında kıyamet kopmadan önceki bir zamanda savaş çıkacağı bilgisinin de vahiy yoluyla elde edilmiş bilgi olduğu anlaşılır. Klasik İslam alimlerinin çoğunun Hadis literatüründe yaptığı yorumların çoğu, garkad ağacının özelliklerini açıklamanın ötesine geçmez. Hadis şerhlerinde Garkad Hadisi’nin derinlikli bir tahlili yapılmamıştır. Müslümanlar hadisin lafzî anlamına bakarak “Nasıl olsa bir gün savaşta Yahudilere galip geleceğiz” anlayışıyla beklentiye girerler. Halbuki hadiste geçen ve anahtar rol oynayan “garkad”, Müslümanlarla Yahudiler arasındaki mücadelenin boyutunu gösteren bir şifre niteliğinde uyarılarla doludur. Bu yönüyle garkadın anlaşılması, Müslümanların odaklanmaları gereken asıl noktaları ortaya çıkarması bakımından büyük önem arz eder.

    GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİNE UYMAZ

    Hadisin zâhirî anlamı dikkate alındığında Yahudilerle Müslümanlar arasında bir kara harbinin gerçekleşeceği anlaşılır. Hz. Peygamber döneminde yapılan kara harbi anlayışıyla, günümüzdeki anlayış birbirinden çok farklıdır. Günümüz teknolojisi ve savaş stratejisi açısından değerlendirildiğinde hadisin zâhirî anlamının maksûd manayı ifade etmede yetersiz kaldığı görülür. Ormanlık arazilerin yoğun olmadığı, Orta Doğu gibi ülkelerde ağaçların arkasına saklanma fikrinin makul bir tarafı yoktur. Aynı şekilde taşların arkasına sipere yatıp saklanma tekniğinin de bilinen bir uygulama olmadığı söylenebilir. Hadise göre garkad, Yahudiler için bir kalkan gibidir ve onları koruyacaktır. Hadiste garkadın istisna edilmesi, garkadın ötesine geçişin olmayacağı anlamına gelir. Ayrıca taş ve ağacın konuşması, imtihan sırrına aykırıdır. Çünkü taş ve ağacın konuşması mucizevi bir olaydır ve mucizeler peygamberlere has bir durumdur.

    PERDE ARKASINA GİZLENİRLER

    Hadiste Müslümanların Yahudilerle savaşacağı “Müslümanlar, Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz” cümlesiyle ifade edilir. Cümle, gerçek bir savaş anlamında anlaşılacağı gibi mecazî manada soğuk savaş, mücadele, çatışma ve düşmanlık manalarına da gelir. Bilindiği gibi Theodor Herzl’in çabaları ve önderliğinde 29 Ağustos 1897’de Basel’de toplanan ilk Dünya Siyonist Kongresi ile Dünya Siyonist Teşkilâtı kurulur. Siyonizm, arz-ı mev’ûd idealinin gerçekleşmesi arzusudur. Yahudiler bu ideallerini gerçekleştirmek için Müslümanlarla doğrudan savaşmak yerine onları zayıflatma ve kaleyi içten fethetme planını uygulamak için perde arkasına gizlenmişlerdir. Bu stratejinin temelleri, İngiliz siyasetçi William Ewvart Gladstone’un fikirlerine dayanır. Gladstone bir bildirisinde şöyle demiştir: “Bu Kur’ân, Müslümanların ellerinde kaldıkça onlara hükmedemeyiz; biz Kur’ân’ı Müslümanlardan uzaklaştırmak veya onları Kur’ân’a yabancılaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.” Gladstone’un II. Abdülhamid döneminde söylediği bu söz, Balkan Harbi ve I. Dünya Savaşı sonrası doğrudan savaşma yerine Müslümanlarla perde arkasından savaşma stratejisine dönüştü.

    SİNEMANIN İCADINA DENK GELİR

    Gladstone’un bildirisiyle sinemanın icadı yaklaşık aynı tarihlere denk gelir. II. Abdülhamit 1896 yılında Bertrand adlı bir Fransız vasıtasıyla sinematografik gösterimi izledikten sonra bu yeni icadın seyirci üzerindeki tesirini anlar ve Fransızlar’ın İstanbul’da yerleşik bir sinema salonu açmasına izin vermez. Bu sebeple, Osmanlı’da ilk sinema sayılan Pathe, ancak II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, 1909 yılında Tepebaşı’nda açılabilir.

    ‘PERDE’ ARKASINDAN SAVAŞ

    Amerikan sineması olarak adlandırılan Hollywood, holly ve wood kelimelerinden meydana gelir. Holly, Noel’de kullanılan bir bitki olan çobanpüskülüdür. Wood ise, “tahta, odun, ağaçlık ve ormanlık” gibi anlamlara gelir. Tanımda her iki kelimenin de ağaçla ilgili olduğu görülür. Birleşik isim olan Hollywood, kelime anlamı itibariyle “sihirli değnek” şeklinde tercüme edilebilir. İngiltere sinemasının “Pinewood/yeşil çam”, Türk sinemasının “Yeşilçam” ve Hind sinemasının “Bollywood” şeklinde ağaç simgeleriyle isimlendirilmesi ağaç-sihirli değnek ilişkisini ortaya koyar. Bu ilişkiler ve bağlantılar çerçevesinde ağaç ve garkad sembolü yorumlandığında dünyayı perde/ağaç arkasından yöneten sistemin Yahudileri sembolize ettiği ifade edilebilir. Siyonist Yahudiler, Müslümanlara galip gelmek için sinema ve görsel medyayı bir silah aracı gibi kullanarak, Müslüman halkın hakikatleri görme yetilerini yok etmeye çalışırlar. Müslümanların, taşın ve ağacın arkasındaki Yahudi’yi göremeyip bizzat taşın ve ağacın kendi arkasındaki Yahudi’yi ihbar etmesi Müslümanların basiret gözlerinin köreldiğine de işarettir. Müslümanlar ancak Yüce Allah’ın yardımı sayesinde Yahudilere galip geleceklerdir.

    SOYAĞACININ KAST EDİLMESİ MÜMKÜN

    Hadiste geçen ve dikkatlerden kaçan en önemli kısım ise “Çünkü o Yahudi ağacıdır” ibaresi. Bir ağacın Yahudilere ait olduğundan dolayı konuşmayıp onları deşifre etmemesi hususunda düşünmek gerek. Yahudilerin arkasında saklandığı, sinema ve görsel medya kadar önemli olan bir başka husus da garkadın, bir soyağacı olabileceğidir. Soyağacı bir soyun, bir ailenin bilinen en eski atasından başlayarak son üyelerine kadar bütün bireylerini bir kökten çıkan ağaç görünümü içinde gösteren bir çizelgedir. Soyağacı, Arapçada şeceretü’n-neseb olarak geçer. Her iki dilde de şecere/ağaç, kelimesi ortaktır. Ağacın dile gelmesi ve “Arkamda Yahudi var gel de onu öldür” demesi, Yahudilerin Müslüman ya da diğer ülkelerde bulunan soyağacı yoluyla tespit edilebileceğini göstermektedir. Hadisten “Çünkü o Yahudi ağacıdır” ifadesi, bazı Yahudilerin kendilerini gizlemek için tespit edilmesi zor, özel bir sistem kurduklarına işaret eder. Garkad sistemi, Yahudilerin kurdukları bir sistem olmasından ötürü garkad, Yahudilere ait/hâs bir ağaç olarak zikredilmiş olabilir. Osmanlı’nın duraklama, gerileme ve çöküş dönemlerinde Sabetaizm gibi gizli Yahudiler hareketi ortaya çıktı. Sabetaist Yahudiler, kimliklerini genellikle Müslüman ve Türk adı-soyadı alarak nüfus kayıtlarında izlerini kaybetme politikası güttüler. Yahudilerin soyağacı şeklinde kurdukları sistemin garkad ağacının morfolojik yapısıyla bir benzerliğinin olup-olmadığı ise ayrı bir tartışma konusu.

    FİTNELERE SEBEP OLABİLİRLER

    Müslümanların neden Yahudilerin peşine düşüp onları öldüreceği ya da etkilerini yok edeceği konusu üzerinde de ayrıca düşünmek gerekir. Zira İslam hukuku açısından Ehl-i kitap, İslam ülkelerinde müste’men (İslam ülkesine emanla giren yabancı gayrimüslim) konumundadır. Bu sebeple de onların can ve mal güvencesi vardır. Hadiste bahsi geçen Yahudilerin doğrudan Müslümanlara zarar veren ve İslam ülkelerinde fitne ve kaos çıkaran kişiler olduğu söylenebilir. Hadisin lafzî anlamına göre Yahudi askerleri, mecazî anlamına göre Müslüman ülkelerinde güç sahibi olup da savaş, kaos, isyan, iç karışıklık ve fitne çıkaran kimselerin kastedildiği ifade edilebilir. Deccal ile hareket edecek olan Yahudilerin, dünya çapında savaş, karmaşa, kaos, anarşi ve tıbbî ölümler gibi büyük fitnelere sebep olmaları, başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünya milletlerinin uyanışını sağlayacaktır.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • ChatGPT’nin Q* kodu insanlığa tehdit

    ChatGPT’nin Q* kodu insanlığa tehdit

    Son dönemde büyük popülarite yakalayan yapay zeka robotu ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI şirketinin, “Q*” kod adıyla yeni bir sistem geliştirdiği ve bunun “insanlığı tehdit edecek” potansiyele sahip olduğu bildirildi. Yeni tartışma, Sam Altman’ın OpenAI CEO’luğundan kovulup Microsoft’a geçmesinin ardından birkaç gün içerisinde geri gelmesiyle devam eden kaos sürecini daha da alevlendirebilir.

    Tehlikeli sonuçlar

    Reuters’ın OpenAI’daki bazı kaynaklara dayandırdığı haberine göre bazı OpenAI çalışanları, Altman CEO’luk görevinden kovulmadan kısa süre önce, yönetim kuruluna bir mektup yazdı ve “Q*” ismiyle bilinen yeni bir sistemin tehlikelerinden bahsetti. Geliştiriciler, Q*’nun “genel yapay zeka” (AGI) olarak bilinen sistemlerde büyük bir atılım olabileceğini inandıklarını söyledi. AGI, OpenAI tarafından, ekonomik açıdan değerli sayılan görevlerin çoğunda insanları aşan otonom sistemler olarak tanımlanıyor. Q*’nun diğer sistemlerden farkının, matematiksel işlemlerde başarılı olması olarak açıklanıyor. Şu anki yapay zeka sistemleri, istatistiksel tahminler yoluyla yazma ve dil konusunda başarı yakalarken, tek bir doğrunun bulunduğu matematik alanında oldukça zayıf durumdalar. Matematikteki gelişmenin, yapay zekanın insan zekasına benzeyen bir muhakeme yeteneği geliştirmesinin önünü açacağına inanılıyor. Bazı bilgisayar bilimcileri, yüksek zekalı ve muhakemeye sahip makinelerin, örneğin insanlığın yok edilmesinin kendi çıkarlarına olduğuna karar verip veremeyecekleri gibi oldukça tehlikeli sonuçlar ortaya koyabileceğine inanıyor.

    Kim durduracak?

    OpenAI’daki görevine çarşamba günü geri dönen Altman’ın, geçen hafta görevden alınmasında yapay zekanın tehditleri konusunda şirket yönetimi ile arasındaki görüş ayrılıkları olabileceği kaydedilmişti. Altman yapay zeka konusunda tehditleri görmezden gelerek bu teknolojinin gelişimini ve fonlanmasını agresif şekilde savunurken, Ilya Sutskever başta olmak üzere OpenAI’ın bazı yönetim kurulu üyelerinin potansiyel tehditleri azaltma amacıyla ihtiyatlı bir gelişimi savunuyordu. Altman’ın CEO’luğa dönmesiyle yönetim kurulu da yenilenirken, Q* gibi sistemlerde ne kadar ihtiyatlı davranılacağı da daha büyük bir soru işareti haline geldi. Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk da, Altman’ın ChatGPT’den kovulmasının ardından, “OpenAl’ın yönetim kurulu, neden bu kadar sert bir karar almak zorunda hissettiğini kamuoyuna açıklamalı” şeklinde konuşmuştu. Musk ayrıca şirketi geliştirdikleri teknolojiler konusunda daha şeffaf olmaya da çağırdı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulabilir misiniz? Bu mücadeleyi insanların sadece %5’i tamamlayabiliyor!

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulabilir misiniz? Bu mücadeleyi insanların sadece %5’i tamamlayabiliyor!

    Optik yanılsama testleri, insan beyninin nesneleri görme ve gördüğü bu nesneleri de algılama biçimine meydan okumak ve göz yanılsaması için hazırlanmış bir çeşit zekâ testi görüntüsüdür. Fiziksel, fizyolojik ve bilişsel başta olmak üzere birçok optik yanılsama testi bulunur. Bu optik yanılsama testleri çoğunlukla psikanaliz alanında danışanların algılama durumlarına ışık tutmak için sıklıkla kullanılır.

    Normal insan beyni görüntülere ilk bakışta algıladığı görüntü dışında farklı şekillerde de inceleme yaparak bakabilir. Bu yüzden optik yanılsama testleri görseller içerisine gizli nesne ya da nesneler saklayarak ve bunları da görselle bütünleştirerek bulunmasını ister.

    Optik yanılsama testlerinde gizli nesne ya da nesneler bazen olabildiğince belirgin şekilde gizlenirken bazen de resmin içine fark edilmeyecek şekilde yerleştirilir. Gizli nesneleri bulmak için gözlem yeteneğinizi en iyi şekilde kullanmanız gerekir. Bu konuda kendinize güveniyorsanız, aşağıda yer alan optik yanılsama testine sizleri alalım.

    RESİMDEKİ GİZLİ NESNELERİN TAMAMINI 60 SANİYE İÇERİSİNDE BULUN



    Yukarıda yer alan görselde yaşlı tonton bir teyzenin koltuğuna oturmuş yün çorap ördüğünü görüyorsunuz. Etrafında birbirinden yaramaz kedileri onu izliyor. İç ısıtan bu görselde toplam 10 tane gizlenmiş nesne bulunuyor. Sizden resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulmanızı istiyoruz.

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bularak üstün gözlem yeteneklerinizi kanıtlamanın tam zamanı! Süreyi başlatmadan önce görselin bütününe bir göz gezdirin. Resmin tamamını beyniniz algıladıktan sonra resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniyede bulmak için sürenizi başlatıyoruz.

    Evet, süre başladı. Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniyede bulmanız için mücadele başladı. Tüm gizli nesneleri bulmak için gözlem yeteneklerinizi zorlamanız gerekiyor. Bu resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde insanların yalızca %5’i bulabiliyor. Bakalım siz o %5’in içerisine girebilecek misiniz?

    Bazı gizli nesneler direkt gözünüze çarparken bazıları için ayrıntılara çok dikkat etmeniz gerekebilir. İtiraf etmeliyiz ki 4. farkı bulana kadar bizde uzun bir süre uğraştık. Bakalım siz kaçıncı saniyede açık konserve kutusunu gizlendiği yerden bulacaksınız…

    MÜCADELE İÇİN SÜRE BİTİYOR

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulmanız için verilen süre bitti bitiyor. Kaç tane gizli nesneyi bulabildiniz ve hangilerini bulmakta zorlanıyorsunuz? Son saniyeleri iyi değerlendirmeye çalışın.

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulan okuyucularımızı tebrik ederiz. Artık gerçekten kendinizi kanıtladınız. Bu zorlu mücadeleden de üstün başarı ile çıktınız.

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulamadıysanız, dilerseniz süreyi tekrar başlatıp kendinize bir şans daha verebilirsiniz. Gözlem yeteneklerinizi test etmek için sitemizde yer alan optik yanılsama testlerini çözerek egzersizler de yapabilirsiniz.

    Resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulmanız için hazırlanan mücadelenin sonuna geldik. Bulduğunuz nesnelerin yerlerini kontrol etmek ve bulamadığınız gizlenmiş nesnelerin yerlerini tespit etmek için çözüm görselini aşağıya bırakıyoruz.

    İşte resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinde bulmanız için hazırlanan mücadelenin cevap anahtarı;



    Gizli nesnelerin yerleri bu şekildeydi. Peki, siz resimdeki gizli nesnelerin tamamını 60 saniye içerisinden bulabildiniz mi yoksa bazı nesnelerin ustaca saklanması sizi zorladı mı? Yorumlarda bizimle paylaşın!

    Kaynak: Haber7.com

  • Kazazede öğretmene evinde “24 Kasım” sürprizi!

    Kazazede öğretmene evinde “24 Kasım” sürprizi!

    Kayseri’de geçirdiği trafik kazası sonrası tedavisine evinde devam edilen Öğretmen Çiçek Develi’yi ziyaret eden İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse ve beraberindeki yetkililer, Develi’nin Öğretmenler Günü’nü kutladı.

    DUYGULANDIRAN ZİYARET

    Kocasinan ilçesinde bulunan Şehit Yiğitcan Çiga Özel Eğitim Okulu’nda okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan Çiçek Develi’ye okul çıkışında bir otomobil çarptı. Kazanın ardından ameliyat olan ve 1 hafta hastanede kaldıktan sonra tedavisine evinde devam edilen Develi, okulundan ayrı kaldı. İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürü Adnan Göllüoğlu ve okul yönetimi ile birlikte Çiçek Develi’yi evinde ziyaret ederek, Öğretmenler Günü’nü kutladı.

    Çok mutlu olduğunu belirten Develi, “2 Ekim tarihinde okuldan çıkıp otobüs durağına doğru giderken bana araba çarptı. Öncesinde olay sıcak olduğu için böyle olduğunu bilemedik. Sonrasında acil ameliyat olmam gerektiğini söylediler ve ameliyat oldum. 1 hafta hastanede yattıktan sonra eve geçtim. Çok duygulandım. Beni ziyaret ettikleri için çok mutlu oldum. Bambaşka bir duygu. Öğrencilerimden, okulumdan ayrıyım. Buruk ama buraya geldikleri için çok mutlu oldum. Çok farklı duygular yaşıyorum” dedi.

    İl Milli Eğitim Müdürü Karaköse, “Bugün çeşitli sebeplerden dolayı okullarında olamayacak öğretmenlerimiz var. Çiçek öğretmenimiz de kaza geçirmiş. Biz de kendilerini yalnız hissetmesinler ve buruk olmasınlar istedik. Onlar yalnız değiller. Eğitim camiası çok büyük camia. Bizim ilimizde 22 bin tane öğretmenimiz var. Biz hayatın hangi sürecinde olursa olsun o birlik ve beraberlik mesajını verebilmek, bu duruşu sergilemek ve bu hislerimizi paylaşmaya çalışıyoruz. Öğretmenlerimiz bizim için sadece bugün değil, her gün çok değerli. Bütün öğretmenlerimizin gününü kutluyorum” şeklinde konuştu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Şırnak’ta akılalmaz olay! Koyunu bagaj açık şekilde taşıdılar

    Şırnak’ta akılalmaz olay! Koyunu bagaj açık şekilde taşıdılar

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde seyir halindeki bir aracın bagajının kapağı açık bir şekilde koyun taşıması gündem oldu. Sürücüsü ve plakası belirlenemeyen aracın bagajına koyulan koyunun can güvenliğinin hiçe sayılması bir vatandaşın cep telefonunun kamerasında anbean yansıdı.

    Herhangi bir ufak hatada koyunun feci bir şekilde can vermesine sebebiyet verebilecek olan bu görüntüler sosyal medyada tepkilerin odak noktası haline geldi.

    Kaynak: Haber7.com

  • 515 gram doğan Elif bebek hayata tutundu

    515 gram doğan Elif bebek hayata tutundu

    Kentte, yaklaşık 4 ay önce yaşadığı sağlık şikayetleri nedeniyle Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden hamile Makbule Çelik’e (30) yüksek tansiyon ve protein kaçağı teşhisi konuldu. Çelik’in bebeği zorunlu olarak gebeliğin 26’ncı haftasında sezaryenle alındı. 515 gram ağırlığında, 26 santimetre boyunda prematüre olarak dünyaya gelen bebeğe aile, Elif ismini verdi. Elif bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi’nde Doç. Dr. Esra Beşer ve ekibinin gözetiminde 98 gün boyunca tedavi gördü. Bu süreçte 2 kilo 375 gram olan ve sağlığına kavuşan kızını kucağına alan Makbule Çelik, bundan büyük bir mutluluğun olamayacağını söyledi. Çelik, “Benim kucağıma alıp koklayamadığım, öpüp, okşayamadığım kızıma hemşireler ve doktorlar o kadar iyi baktı ki; Allah da onu bana bağışladı. Sağlık ekibimize çok teşekkür ediyorum, büyük emek verdiler. Bebeğim 98 gün bu hastanede yattı. Ben bu şekilde olacağına hiç inanamamıştım. Ama şu anda kendini toparlamış, kilosu 2 kilo 375 gram, boyu ise 41 santimetre olmuş. Kontrolleri güzel yapılıyor” dedi.

    ‘AĞRI, DOĞUM ORANI EN YÜKSEK İLK 3 İLİMİZDEN BİRİ’

    Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nden Doç. Dr. Esra Beşer, Elif bebeğin, Ağrı’da prematüre olarak 515 gram ağırlığında hayata tutunan en küçük bebek olduğunu belirtti. Dünya Prematüre Farkındalık Ayı’nda Elif bebeğin prematüre yolu gözleyen ailelere bir umut olmasını istediklerini dile getiren Doç. Dr. Esra Beşer şunları söyledi:

    “Ağrı, doğum oranı en yüksek ilk 3 ilimizden biri. Bizim burada da prematüre doğum oranımızda beklenenin üzerinde. Biz, yenidoğan hekimleri olarak biliyoruz ki bebeklerin haftası ve doğum ağırlığı düştükçe mortaliteleri (ölüm oranı) artmakta ve sekelsiz (sakat kalma) sağ kalım oranı oldukça düşmekte. Şu an Türkiye’de bin gram altı yaşayan bebek sayısı gittikçe artmakta. Ancak 550 gram altında yaşayan bebek sayısı oldukça az. Biz kliniğimizde 26’ncı haftasında annesinde protein kaçağı ve yüksek tansiyon nedeni ile 515 gram ağırlığındaki Elif bebeğimizi karşıladık. 98 gün boyunca hastanemizde misafir ettik. Hemşirelerimizin desteği ile çok özveri ile baktık. Yaklaşık 40 gün boyunca solunum cihazına bağlı kaldı. 40 gün sonunda cihazdan ayırdık. Takibinde prematüre sorunlarından çok azını yaşadık. Yalnız bebeğin tabii bazı prematüre sorunlarını yaşadık. Bunlardan bir tanesi de göz içi enjeksiyonuydu. Bu nedenle Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Dr. Özkan Önal Bey tarafından göz içi enjeksiyonu başarılı bir şekilde sağlandı. Bebeğimiz şu an 98’inci gününde. 40’ıncı haftasında bebeğimizi taburcu ettik. Haftasındaki bebeklere göre oldukça iyi düzeyde ve kilosu da 2 bin 300 gramı aşmış durumda.”

    ‘PREMATÜRE TAKİBİ OLDUKÇA MEŞAKKATLİ, SABIR İSTEYEN BİR SÜREÇ’

    Prematüre takibinin oldukça meşakkatli, sabır isteyen bir süreç olduğunu dile getiren Doç. Dr. Beşer, “Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde taburcu ettiğimiz en küçük bebeğimiz 650 gram ağırlığındaydı. Ancak Elif bebek ile Ağrı’da bir milat yaşadık. Kendi rekorumuzu kırdık. 515 gram olan bir bebeği sağlıkla ailesine kavuşturabildik. Dünya Prematüre Farkındalık Ayı’nda Elif bebeği prematüre yolu gözleyen ailelere bir umut olur” diye konuştu. 

    Kaynak: Haber7.com

  • Merkez Bankası’nın rezervleri 9 yılın zirvesine çıktı: Altı ayda 36 milyar dolar geldi

    Merkez Bankası’nın rezervleri 9 yılın zirvesine çıktı: Altı ayda 36 milyar dolar geldi

    TCMB tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı.

    Buna göre, 17 Kasım itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 4 milyar 582 milyon dolar artışla 89 milyar 226 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri, 10 Kasım’da 84 milyar 644 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

    Söz konusu dönemde altın rezervleri 1 milyar 271 milyon dolar artarak 43 milyar 970 milyon dolardan 45 milyar 241 milyon dolara çıktı.

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 17 Kasım haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 854 milyon dolar yükselişle 128 milyar 614 milyon dolardan 134 milyar 468 milyon dolarla son 9 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

    Toplam rezervlerde mayıs sonundan 17 Kasım ile biten haftaya kadar geçen sürede artış, 36 milyar 10 milyon dolar olurken, söz konusu artış yüzde 36,6’ya karşılık geldi.

    Bu dönemde toplam rezerv, 15 hafta üst üste artarak 1987 başlangıçlı veri tarihindeki en uzun artış rekorunu kaydetmişti.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com