Kategori: Gündem

  • Akşener’den Özel’in ittifak çağrısına yanıt

    Akşener’den Özel’in ittifak çağrısına yanıt

    Son dakika haberi: CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti. Akşener, Özel’in ittifak çağrısıyla ilgili konuştu. Akşener şunları söyledi: 

    “Bizim bir kararımız var, 81 ilde tek başımıza seçime girmek şeklinde. O konuyu Genel İdare Kurulunda tekrar, hiç değilse bazı yerlerde iş birliği yapabilir miyiz sorusunu götürebilir misiniz sorusuydu bu. Biz de pazartesi günü doğal olarak GİK’imizi toplayacaktık zaten, orada bu soruyu kurulumuza soracağız. Onlar nasıl bir cevap verecek, o zaman göreceğiz.

    Özgür Özel ise görüşmeye ilişkin şunları söyledi: 

    “Yerel seçimlere kendi adaylarıyla girme irade beyanları kararları vardı. Biz bu karar saygı duyduğumuz belirterek somut bir öneriyle değil, yerel seçim biraz daha esnekliği, ikili iş birliklerini kapsar. Yerel seçime yönelik olarak iş birliği içinde olup olamayacağımızı, bu kararın genel idare kurulu tarafından gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sorduk. Sayın genel başkanımızdan bir yanıt aldık. Ben sözü kendisine bırakıyorum.”

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • ‘TRT World Forum 2023’ için geri sayım başladı

    ‘TRT World Forum 2023’ için geri sayım başladı

    Hazırlıkları yaklaşık 1 yıldır süren “TRT World Forum 2023” için geri sayım başladı. 8-9 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek olan dev etkinlik, dünyadan önemli isimleri bir araya getirecek. Bugüne kadar birçok ülkeden 8 bin 500’den fazla konuk ve 651 konuşmacıyı bir araya getiren “TRT World Forum”, bu yıl da dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyen, siyasetçi, sivil toplum çalışanı, düşünce kuruluşu uzmanı, bürokrat ve gazeteciden oluşan 153 ayrı konuşmacının katılımıyla dünya gündemine ışık tutacak. Bu yıl “Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler” teması ile 7’ncisi düzenlenecek; hem küresel hem de bölgesel öncelik ve gündemleri tanımlayan uluslararası bir konferans olan “TRT World Forum 2023”, küresel problemleri masaya yatırmayı ve çözüm önerileri getirmeyi hedefliyor.

    2017 yılından bu yana gerçekleştirilen tüm TRT World Forumlara katılarak Türkiye ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan ve söylemleri dünya basınında da yoğun ilgi gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu seneki foruma da katılacak.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayacak olan etkinlikte; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanlar da yer alarak önemli konu başlıklarında açıklamalarda bulunacak.

    8-9 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikte öne çıkan konu başlıkları arasında uluslararası güvenlik, enerji ve iklim, ekonomi, teknoloji, yapay zekâ, medya ve kamu yayıncılığı ve politika yer alıyor. Açılış konuşmaları, açık oturumlar ve uzmanlarla yuvarlak masa toplantılarının yer alacağı etkinlikte, dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı yüzlerce siyaset yapıcı, iş insanı, akademisyen, gazeteci gibi birçok fikir önderi bir araya gelecek.

    Açık oturum başlıkları arasında; “Türkiye Yüzyılı Vizyonu: Sistem Kurucu Bir Aktör Olarak Türkiye”, “İsrail’in Gazze Savaşı: İnsani Kriz ve Barış Beklentileri”, “Jeopolitiğin Geri Dönüşü: Yeni Yüzyılda Rekabetler ve Yeniden İttifaklar”, “Dijital Çağda Kamu Yayıncılığı: Zorluklar ve Fırsatlar”, “Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirmek”, “Çok Bilmiş Yapay Zeka: Yaratıcı Potansiyel mi, Yıkıcı Musibet mi?”, “Bölünmüş/Birleşmiş Milletler: Etkin Çok Taraflılık İçin Çalışmak”, “İnsanlığı Güçlendirmek: Sosyal Krizlerin ve Eşitsizliklerin Ele Alınması”, “Gıda, Su ve Enerji Güvenliğinin Kritik Bağlantısı” yer alıyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    • “Bu Meclis yeni bir anayasa yapma gücüne sahip değildir demek, ‘yeni anayasayı sadece askerin dipçiğiyle yaparız’ demekle eş değerdir.”
       
    • “Hiç kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın. Yasama-yürütme-yargı birbirinden bağımsızdır.”
       
    • “Eğer Orta Doğu’daki bu süreç devam eder, özellikle komşu ülkelere sıçrarsa, bu kadar ısınan suyun kimi yakacağı belli olmaz.”

    Son dakika haberi: TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gündemdeki konulara ilişkin açıklama yaptı. Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

    SİYASETTE 50+1 TARTIŞMASI

    “Referandumla birlikte sistem değişikliğine gidildi. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Uzunca bir süredir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili birtakım revizyonların yapılabileceği iktidar tarafında da muhalefet tarafında da konuşuluyor. 50+1 gibi konuları münferit olarak ele almak yerine Anayasa değişikliği kapsamında bu ve benzeri konuların beraber tartışılması taraftarıyım.

    Şahsen tercih edeceğim yöntem ve yol Anayasa tartışmaları içinde doğru zaman gelince bu konunun tartışılmasıdır.

    İttifak ile 50+1 aynı tartışma değil. Meclis’te grubu olan 6 siyasi parti var, 14 parti de temsil ediliyor. 28’inci dönemin en büyük avantajlarından biri. İttifakların olması işin akışının gereğidir.

    YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

    Önce iklimin oluşturulması gerekiyor. Mühim olan partiler arasında müzakere ortamının oluşturulabilmesidir. Partilerin fikirleri A ve Z kadar zıt olabilir. Ama Türkiye’de yeni Anayasa çalışması fantezi değildir. Türkiye’deki bütün siyasi partilerin 12 Eylül Anayasa’sıyla sorunları vardır.

    Daha önce 64 maddenin üzerinde partilerin uzlaştığı çalışmalar yapıldı. Önyargıları kenara bırakmamız gerekiyor. ‘Anayasa müzakerelerine katılmayız’ demenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Her partinin çalışmaları var. Bunların hepsi ortaya konulur.

    Yapabilirsek bu benim değil, Meclis’in başarısı olur. Hiçbir partinin de meselesi değildir. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili düzeltme gereği varsa burada muhalefet partilerine de büyük görev düşüyor. Makul bir noktada konsensüs oluşursa bu noktalarda adımı atarak yolumuza devam ederiz.

    Bu Meclis, Türkiye’de istediği Anayasa değişikliğini yapmaya muktedirdir. Sivil irade artık Türkiye’de sistemin sahibidir. Ne yaparsanız yapın, yüzde 100 herkesin kabul edeceği bir metin ortaya çıkmayabilir. Devlet eksenli değil, millet eksenli bir Anayasa’ya ihtiyaç var.

    CAN ATALAY’IN DURUMU

    Bu tartışma mevcut Anayasa’dan kaynaklandığını görüyoruz. Meclis’in bu konuda tavrı belliydi. Yemin günü Meclis’te isminin okunması, komisyona seçilmesi Meclis’in tavrını ortaya koyuyor. 

    Hiçbir gücün TBMM’ye görev verme hakkı yoktur. TBMM, yasamanın merkezi olarak gerektiğinde Anayasa’yı değiştirecek güce sahiptir. Başından bunun için TBMM’nin tartışmanın tarafı olmaması için gayret sarf ediyorum. Hiç kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın. Yasama-yürütme-yargı birbirinden bağımsızdır. Ama yasama görevini üstelenen TBMM gerektiğinde yasaları değiştirecek tek güçtür.

    ÖZEL’İN ‘KÜRTLER DAHA AZ EŞİT’ SÖZÜ

    Siyasetçilerin kullandıkları dile dikkat etmesi lazım. Türk de Kürt de Alevi de Sünni de birdir. Ayrımcılığı kabul etmek mümkün değildir. Etnik ve mezhebi konularda bütün siyasetçilerimizin uyanık olması gerektiğini tavsiye ederim.

    İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ KATLİAMLARI

    Beş uluslararası toplantıya katıldık. Sürekli olarak bu konuyu gündeme taşıyoruz. ‘İsrail’den fazla İsrailli’ ülkeler tanımı abartılı değildir. Hatta bazı Meclis Başkanlarıyla görüşmede insanlık adına üzülüyorsunuz. Hastaneler bombalanıyor, bebekler ölüyor, ses çıkarmamız lazım’ dedi. ‘Nereden biliyoruz o hastaneye İsrail’in bombaladığını, belki Hamas bombaladı?’ dedi. İsrailli yetkililer bile saldırıyı bu kadar pişkin savunamazdı.

    İnşallah ateşkes kalıcı olur. Bundan sonra yapılması gerekenleri de ‘insanlık cephesi’ olarak hep beraber yapmamız lazım. Batı’ya kalsa bu ateşkes olmazdı. Sokağa çıkıp katliama tepki gösteren insanları tebrik ediyoruz. O sesler olmasaydı ateşkes olmayacaktı.

    (Hamas, Filistin’de kalıcı çözümün aktörü olacak mı?) Bugün Hamas’ı konuşuyoruz, 20 sene evvel el Fetih’ten bahsediyorduk. Filistin direniş örgütleri bir sonuçtur. Bu işin dünü var. Orta Doğu’daki bu kadar dağınıklığın sonucunda İsrail çok ileri adımlar atmıştır. Ama bir de bunun önceki günü var. O da 1917’de başlar. Osmanlı o topraklardan çekilmek zorunda kalınca burada önce terör örgütleri kurdurulmuştur. Uzun dönemdir devam eden sorunun kalıcı çözümünü istiyor muyuz. İstiyorsak üç temel sorun çözülmelidir. 1967 sınırlarına bağlı tam manasıyla toprak bütünlüğü sağlanmış Filistin devleti kurulmalı. Yahudi yerleşimcilerin gasp ettikleri yerlerden sökülüp atılması ve Müslümanların kutsal mekanlarının korunması şarttır. Filistin bunun için direniyor. Çok ağır bedeller ödüyor. Ümit ederiz ki bu sorun çözülür.

    Tarih boyunca dünya barışının kapısı Orta Doğu barışıdır. Bu sağlanmadan dünya barışı sağlanmaz.

    “BU KADAR ISINAN SUYUN KİMİ YAKACAĞI BELLİ OLMAZ”

    İsrail’deki faşistler öyle görünüyor ki hazır burada bu kadar gücü varken işimizi bitirelim diye düşünüyor. Avrupa ülkelerinin verdiği siyasi desteği kesmesi lazım. Herkesin aklını başına toplaması lazım. Dünya zaten ateş çukurunun içinde. Eğer Orta Doğu’daki bu süreç devam eder, özellikle komşu ülkelere sıçrarsa, bu kadar ısınan suyun kimi yakacağı belli olmaz. Soykırıma varan bu katliamların durdurulması şarttır.

    İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ

    Türkiye, verdiği sözü yerine getirir ama muhataplarından da sorumluluklarını yerine getirmesini ister. Dışişleri Komisyonu kendi gündemi içinde meseleyi değerlendirecek, ondan sonra Genel Kurul’a gelecek. Meclis’te süreç kendi gündemi içinde işliyor.

    Kaynak: Haber7.com

  • Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    Kurtulmuş’tan Can Atalay açıklaması: Kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gündemdeki konulara ilişkin açıklama yapıyor. Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

    SİYASETTE 50+1 TARTIŞMASI

    “Referandumla birlikte sistem değişikliğine gidildi. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Uzunca bir süredir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili birtakım revizyonların yapılabileceği iktidar tarafında da muhalefet tarafında da konuşuluyor. 50+1 gibi konuları münferit olarak ele almak yerine Anayasa değişikliği kapsamında bu ve benzeri konuların beraber tartışılması taraftarıyım.

    Şahsen tercih edeceğim yöntem ve yol Anayasa tartışmaları içinde doğru zaman gelince bu konunun tartışılmasıdır.

    İttifak ile 50+1 aynı tartışma değil. Meclis’te grubu olan 6 siyasi parti var, 14 parti de temsil ediliyor. 28’inci dönemin en büyük avantajlarından biri. İttifakların olması işin akışının gereğidir.

    YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

    Önce iklimin oluşturulması gerekiyor. Mühim olan partiler arasında müzakere ortamının oluşturulabilmesidir. Partilerin fikirleri A ve Z kadar zıt olabilir. Ama Türkiye’de yeni Anayasa çalışması fantezi değildir. Türkiye’deki bütün siyasi partilerin 12 Eylül Anayasa’sıyla sorunları vardır.

    Daha önce 64 maddenin üzerinde partilerin uzlaştığı çalışmalar yapıldı. Önyargıları kenara bırakmamız gerekiyor. ‘Anayasa müzakerelerine katılmayız’ demenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Her partinin çalışmaları var. Bunların hepsi ortaya konulur.

    Yapabilirsek bu benim değil, Meclis’in başarısı olur. Hiçbir partinin de meselesi değildir. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili düzeltme gereği varsa burada muhalefet partilerine de büyük görev düşüyor. Makul bir noktada konsensüs oluşursa bu noktalarda adımı atarak yolumuza devam ederiz.

    Bu Meclis, Türkiye’de istediği Anayasa değişikliğini yapmaya muktedirdir. Sivil irade artık Türkiye’de sistemin sahibidir. Ne yaparsanız yapın, yüzde 100 herkesin kabul edeceği bir metin ortaya çıkmayabilir. Devlet eksenli değil, millet eksenli bir Anayasa’ya ihtiyaç var.

    CAN ATALAY’IN DURUMU

    Bu tartışma mevcut Anayasa’dan kaynaklandığını görüyoruz. Meclis’in bu konuda tavrı belliydi. Yemin günü Meclis’te isminin okunması, komisyona seçilmesi Meclis’in tavrını ortaya koyuyor. 

    Hiçbir gücün TBMM’ye görev verme hakkı yoktur. TBMM, yasamanın merkezi olarak gerektiğinde Anayasa’yı değiştirecek güce sahiptir. Başından bunun için TBMM’nin tartışmanın tarafı olmaması için gayret sarf ediyorum. Hiç kimse TBMM’ye ödev vermeye kalkmasın. Yasama-yürütme-yargı birbirinden bağımsızdır. Ama yasama görevini üstelenen TBMM gerektiğinde yasaları değiştirecek tek güçtür.

    ÖZEL’İN ‘KÜRTLER DAHA AZ EŞİT’ SÖZÜ

    Siyasetçilerin kullandıkları dile dikkat etmesi lazım. Türk de Kürt de Alevi de Sünni de birdir. Ayrımcılığı kabul etmek mümkün değildir. Etnik ve mezhebi konularda bütün siyasetçilerimizin uyanık olması gerektiğini tavsiye ederim.

    İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ KATLİAMLARI

    Beş uluslararası toplantıya katıldık. Sürekli olarak bu konuyu gündeme taşıyoruz. ‘İsrail’den fazla İsrailli’ ülkeler tanımı abartılı değildir. Hatta bazı Meclis Başkanlarıyla görüşmede insanlık adına üzülüyorsunuz. Hastaneler bombalanıyor, bebekler ölüyor, ses çıkarmamız lazım’ dedi. ‘Nereden biliyoruz o hastaneye İsrail’in bombaladığını, belki Hamas bombaladı?’ dedi. İsrailli yetkililer bile saldırıyı bu kadar pişkin savunamazdı.

    İnşallah ateşkes kalıcı olur. Bundan sonra yapılması gerekenleri de ‘insanlık cephesi’ olarak hep beraber yapmamız lazım. Batı’ya kalsa bu ateşkes olmazdı. Sokağa çıkıp katliama tepki gösteren insanları tebrik ediyoruz. O sesler olmasaydı ateşkes olmayacaktı.”

    Kaynak: Haber7.com

  • Özel’den Akşener’e ziyaret

    Özel’den Akşener’e ziyaret

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret ediyor. Görüşmede yerel seçimde iş birliğinin ele alınması bekleniyor. 

    Ziyaretten önce Habertürk’e konuşan Özel, “Sayın Akşener ile yerel seçimleri konuşacağız. Taleple gideceğiz, kendi tutumumuzu anlatacağım. İşbirliği zemini arayacağız, ümitliyim” dedi. Özel, şu değerlendirmelerde bulundu: 

    “Yerel seçimleri de konuşacağımız bir nezaket ziyaretinde bulunuyorum. Bu seçimlerde CHP’nin en yüksek oyu alması için çaba sarf edeceğim. Ama esas olarak en büyük gayret muhalefetin en çok belediyeyi kazanacağı şekilde olmalı. Biz tek başımıza girsek belki çok yüksek bir oy alırız. Ama tek başımıza girdiğimizde ya da herkes ayrı ayrı girdiğinde muhalefetin belli belediyeleri kazanabileceği halde kaybedebileceği, kazanacağı belediyeleri kazanamadığı bir süreç yaşanabilir.

    “RANDEVU TALEP ETTİK, ONLAR VERDİLER”

    Muhalefet partilerinin bu noktada mutlaka diyalog zemini aramaları gerektiğini düşünüyorum. Kimin gittiğini geldiğinin de bir önemi yok. Randevu talep ettik, onlar verdiler. Yerel seçimlerde ben birlikte kazanabilecekmiş ve birbirimize kaybettirmeyeceğimiz, iş birliği yapabilir miyim onun zeminin arayacağız. Bir teklif yok. Ama yarınki toplantının sonucunda eğer birlikte olabileceğimiz yönünde bir şey olursa, onların aldığı kararı yetkili kurullarından bir kez daha tartışma ihtiyacı duyarlarsa arkadaşlarımız daha sonra bir çalışma yapar.

    “KARARLARINI HATIRLATIRSA SAYGI DUYACAĞIZ”

    Kesin ifade varsa ve Meral Hanım yetki kurullarının kararını hatırlatırsa saygı duyacağız. Ama ben bir diyalog zeminin gelişebileceğinden ümitliyim. Bir taleple gideceğiz. Ama çantada dosyalar bölgeler iller falan yok. Ben kendi tutumuzu anlatacağım ne düşündüklerini konuşacağız.”

    KAYNAK: HABERTÜRK, HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • İstanbul’da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

    İstanbul’da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, DEAŞ silahlı terör örgütü ve çatışma bölgeleri ile irtibatlı kişilerin tespit edilerek yakalanması için çalışma başlattı.

    Yapılan çalışmalarda tehdit oluşturduğu tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. 11 ilçede 14 ayrı adrese eş zamanlı yapılan operasyonlarda 9 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler işlemlerinin tamamlanması için emniyete götürüldü.

    Kaynak: Haber7.com

  • İstanbul’da 14 kişilik kalaşnikoflu gasp şebekesi çökertildi

    İstanbul’da 14 kişilik kalaşnikoflu gasp şebekesi çökertildi

     Şüphelilerle birlikte çaldıkları 4 otomobil de sahiplerine teslim edildi. Şüphelilere yönelik gerçekleştirilen operasyonda, 2 kalaşnikof, 3 tabanca ve çelik yelekler ele geçirildi.

    Avcılar’da 18 Ekim günü tarihinde polise başvuran bir mağdur otomobilin içinde otururken, yanına gelen silahlı ve maskeli kişilerin kendisini aşağı indirerek otomobilini gasp ettiğini söyleyip şikayetçi oldu.

    Polis olayla ilgili soruşturma başlatırken 20 Ekim 2023 tarihinde yine Avcılar’da bir başka otomobil daha gasp edildi.

    Polis ekipleri eşgal bilgilerinden aynı kişiler olduğunu tespit ettiği şüphelilerin peşine düşerken 21 Ekim tarihinde aynı bölgede bir otomobil daha gasp edildi.

    İstanbul polisini alarma geçiren olaylar zincirinde 23 Ekim 2023 tarihinde saat 03.30’da bir kez daha ortaya çıkan şüpheliler bu kez gasp etmeyi başaramadıkları bir otomobilin arkasından ateş açtı.

    Şüpheliler aynı gecenin sabahında saat 07.00 sıralarında sürücüsünü zorla araçtan indirdikleri bir başka otomobili daha gasp etti.

    280 SAATLİK GÜVENLİK KAMERASI KAYDI İNCELENDİ
    Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından yürütülen soruşturmada polis çevrede bulunan güvenlik kameralarındaki 280 saatlik görüntüyü inceledi.

    Görüntülerden şüphelilerin ilk olayı gerçekleştirmeden önce olay yerine geldikleri taksinin plakasını belirledi. Bu ipucu takip edilerek şüphelilerin kimliklerini belirleyen polis ekipleri operasyon için düğmeye bastı. Esenler, Avcılar, Beylikdüzü ilçelerinde daha önceden belirlenen 7 adrese baskın düzenlendi.

    ÖZEL HAREKAT DESTEKLİ OPERASYON
    Özel harekat polislerinin de katıldığı operasyonda Liderliğini Oktay B.’nin yaptığı gasp çetesi üyesi 2’si kadın 14 şüpheli gözaltına alındı.

    Baskın yapılan evlerde ve şüphelilerin kullandığı araçlarda yapılan aramalarda 2 adet kalaşnikof otomatik silah, 3 tabanca, bu silahlara ait çok sayıda mermi, 3 adet çelik yelek, 1 adet kar maskesi ele geçirildi.

    Operasyon anları polis kamerası tarafından kaydedildi.

    OTOMOBİLLER SAHİPLERİNE TESLİM EDİLDİ
    Polis soruşturması sonucu şüphelilerin gasp ettiği 4 otomobil bulunarak sahiplerine teslim edildi. Şüphelilerin otomobilleri başka suç çetelerine satmayı planladıkları bu nedenle otoparklarda sahte plaka takarak sakladıkları öğrenildi.

    12 KİŞİ TUTUKLANDI
    Poliste işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden aralarında çete liderinin de bulunduğu 12 kişi tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Fon vurgunu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Fon vurgunu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Futbolcuların milyon dolarlar kaptırdığı vurgunda tutuklu banka müdiresi Seçil Erzan’ın ‘çantacı’sı Nazlı Can’ın köyünden de paralar topladığı ortaya çıktı. Köylülerin kimi tarlasını, traktörünü satıp kimi de kredi çekip parasını ‘gizli fona’ vermiş.

    Türkiye’nin gündemine oturan milyon dolarlık gizli fon vurgunun izini sürdük, savcılıkta ismi geçenlere ulaşmak için çıktığımız yolda ilginç bilgilere ulaştık. Davanın 7 sanığından biri olan ve tutuklu banka müdürü Seçil Erzan’ın çantacısı olarak bilinen Nazlı Can’ın yaşadığı Tekirdağ’ın Kapaklı İlçesi’nin Yanıkağıl Köyü’ne gittik. Fona birikimlerini kaptıranların sadece ünlü futbolcular ve iş adamlarıyla sınırlı olmadığını; tarlasını, traktörünü satan, kredi çeken köylülerin de para kaptırdığını öğrendik. Sistem aynı şekilde işliyordu. Seçil Erzan’ın çocukluk arkadaşı da olan Nazlı Can, köylülerden topladığı paralar karşılığında iddianamedekilere benzer şekilde ‘Falanca teyzeden şu kadar para aldım’ yazılı kağıtlar vermiş.

    “BİR HAFTADIR KÖYDE”

    Büyük bir sessizliğin yaşandığı köyde ilk muhtarlığa uğradık. Muhtar Yücel Başaran, konuşmak istemese de kayıtsız kalamadı, bizimle şu bilgileri paylaştı: “Nazlı Can, tahliye olduktan sonra köye geldi, daha bir hafta oldu. Yeğeni de ‘çantacılık’ yaparak para taşımış. Nazlı hep burada ikamet etti. Seçil Erzan’la hem çocukluk arkadaşı, hem de uzaktan akrabalar. Seçil de buralı, ikisinin de aileleri akrabaları burada yaşıyor ama Seçil köye Nazlı’nın yanına sayılı geldi. Bizim de Nazlı tutuklanınca olaydan haberimiz oldu.”

    “SIK SIK İSVİÇRE’YE GİTTİ”

    “Parayı İsviçre’ye götürdükleri söyleniyor. Biz de biliyoruz İsviçre’ye çok fazla gidip geldiklerini, gezmek için bile olsa o kadar çok gidilmez. Benim çiftliğim var, Nazlı’nın kuzeni veteriner, onunla çalışıyoruz, maddi durumları da gayet iyi. Onunla konuştum. ‘Aramız zaten çok iyi değil kendisiyle. Benden hiç para istemedi, haberim olsaydı belki verirdim’ dedi. Bana da hiç gelmedi. Yaşam standartlarında bayağı değişiklikler olduğunu görüyorduk. Seçil’le ilgili olduğunu tahmin ediyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk. Nazlı burada bir fabrikada çalışıyordu, oradan emekli oldu. Herhangi bir işi yok.”

    “ÇANTACILIK YAPIYORDU”

    Muhtarlıktan ayrılıp, köylülerle konuşmak için kahve kahve, sokak sokak dolaştık. Attığımız her adımın köylülerin birbirine haber verdiğini gördük. Büyük suskunluk; herkesin her şeyden haberi olduğunu ve konuşmamak için anlaştıkları izlenimini veriyordu. İsminin yazılmasını istemeyen köylülerden biri, “Burada zengin köylü yok, hepsi fakir. Zaten bu köyde para veren varsa kâr etse de söylemez, kaybetse de başına bir şey gelmesinden korktuğu için söylemez. Nazlı’nın babası pandemide vefat etti. Biz de bir ay önce televizyondan gördüğümüz kadarını biliyoruz. Bu köyde değil ama Çorlu’da bir otomotiv bayiinin müdürü para verip, faiziyle geri almış. Aynı şekilde fondan kâr eden ünlü bir de kuyumcu varmış. Çorlu’da Seçil’in para ilişkileri incelenmeli.”

    NAZLI CAN’IN EVİNE GİTTİK

    Uğradığımız kahvelerden birinde konuşmaya çalıştığımız iki köylüden biri, kapının önüne çıkıp telefonla konuştu. Daha sonra bize, “Nazlı’nın evi orası, sizi bekliyorlar” diyerek yolun karşısındaki evi gösterdi. Biz eve varmadan, binanın arkasından dolanıp eve girenler oldu. Zile bastık, bir adamla bir kadın karşıladı. Kadın, “Nazlı burada değil, gidin buralardan” diyerek bizi uzaklaştırdı. Sonrasında Nazlı Can’ın avukatı Hikmet Can’ı aradık. Avukat Can, sorularımıza cevap vermek yerine köyde olmamızdan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi, “Köyde ne işin var?” diye sordu. Ondan izinsiz oralarda dolaşamayacığımızı ima ediyordu.

    “PARA DOLU ÇANTAYI TAŞIRKEN ZORLANDIM”

    Seçil Erzan’a, 2 milyon 720 bin dolar kaptıran iş insanı Mert Zeydanlı, “Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, para dolu çantayı taşırken zorlandım’ dedi.

    Futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 18 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen DenizBank’ın eski şube müdürü Seçil Erzan’ın davasında yeni mağdur ortaya çıktı. İdianamede, iş insanı müşteki Mert Zeydanlı’nın, Erzan’a 2 milyon 720 bin dolar verdiği ancak bu zamana kadar Erzan’ın parasını geri vermediği belirtildi. Zeydanlı ifadesinde şunları söyledi: “Bu fona sadece Fatih Terim’in para yatırabildiğini ama ailesinin de fona Terim üzerinden para yatırabildiğini söyledi. Örnek olarak Müfit Erkasap’ın eşi Nur Erkasap’ı gösterdi. Nur Erkasap’ı aradım, kendisi ile ertesi gün şubede Seçil Erzan’ın odasında buluşmak üzere sözleştik. Ertesi gün 1 milyon 525 bin dolar para dolu çantayı Nur Erkasap’ın yanında Erzan’a verdim. Çanta çok ağırdır, ben bile o çantayı üst kata çıkarırken zorlandım. Çantayı arabaya kadar benim taşımamı istedi.’

    ‘ÖDEMELERİ BANKADA YAPTIM’

    Paranın akıbetini sorduğunda Erzan’ın kendisini oyaladığını belirten Zeydanlı, “Parayı elden teslim ettim, ödemeler hep banka içerisindeydi. Ödemeler için Erzan’dan belge almadım. Yatırımcısı gizli olan bir fona dışarıdan yatırdığım paraya dekont verilmesi zaten mümkün olmazdı. Verselerdi ben şaşırırdım. Bana Erzan’ın anlattığı Fatih Terim adına kurulmuş minimum 25 milyon dolarlık özel fon olduğu ve bankanın müdürü olduğu için güvendim. Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, kendisine güvenerek ödeme yapmadım’ dedi.

    FUTBOLCULARIN PARALARI KÖYLÜLERDEN!

    Nazlı Can, Seçil Erzan’ın savcılığa verdiği listede 600 bin dolarla para kaptıran isimler arasında görünüyordu. Bu paranın Nazlı Can’ın köylülerden topladığı para olduğu iddia ediliyor. Fona milyon dolarlar kaptıran bazı futbolculara geri ödemenin de köylülerden alınan paralarla yapıldığı ileri sürülüyor.

    YARGI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARACAK

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, futbol camiasının ve iş insanlarının dolandırıcılığı yüksek gelir vadeden gizli fon olayına ilişkin, “7 sanık ve 18 müşteki var. Bu iddianame İstanbul 41. Ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İkinci duruşma 12 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Yargı elbette iddiaları araştıracak. Kimler suçlu kimler suçsuz ortaya çıkacaktır” dedi.

    SPK: FON DEĞİL DOLANDIRICILIK

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 80 maddelik torba kanun teklifinin görüşmelerinde milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül’e ‘Fatih Terim Fonu’ olarak bilinen ve futbol dünyasından birçok kişinin yüksek getiri vaadiyle dolandırıldığı soruşturmayı sordu. Gönül “Söz konusu olay bir dolandırıcılık olayı ve Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan, fon adı geçmesi bizim mevzuatımıza tabi olmayan bir dolandırıcılık olayı” dedi.

    KUYUMCUDAN 750 BİN DOLAR ALDI

    Seçil Erzan ifadesinde, “Çorlu’da pırlantacı olan Ömer Kahraman da fon vaad ettiğim kişilerdendir. Hatta Ömer, bana vereceği paraları Nazlı’ya teslim etmiştir. Buna ilişkin görsel benim telefonumda yer almaktadır. Nazlı da tam hatırlamamakla birlikte Ömer’den aldığı 750 bin dolar tutarındaki parayı bana getirmiştir. Fakat bu paranın yarısını ödedim, yarısını ödeyemedim” diye konuşmuştu.

    ‘ZAMAN ZAMAN PARA ALDIM’

    İlk duruşmada tahliye edilen Nazlı Can ise ifadesinde, “Zaman zaman birilerinden para almışlığım bu şekilde olmuştur. Daha doğrusu tek başıma sadece bir kez Çorlu’da pırlantacıdan para alıp Seçil’e teslim ettim. Bunun dışında tek başıma kimseden para almadım. Seçil ile birlikte gittiğimizde de parayı her zaman Seçil teslim almıştır. Seçil’in kime ne vaatte bulunduğunu bilmiyorum. Ben kimseyi dolandırmadım” demişti.

    ZABITA AMİRİ 500 BİN DOLARINI KAPTIRMIŞ

    Fon dolandırıcılığının bir kolu da Çorlu’ya uzandı. Seçil Erzan’ın dolandırdığı kişilerden biri olan Hüseyin Eligül’ün, Çorlu Belediyesi’nde zabıta amiri olarak çalıştığı ortaya çıktı. Eligül’ün, Seçil Erzan’a 500 bin dolar verdiği belirlendi. Parasının bir kısmını alamadığını belirten Eligül, ifadesinde Seçil Erzan’ı suçladı. Seçil Erzan’ı 30 yıldır tanıdığını belirten Eligül, “Kendisi bana özel bankacılık faaliyetlerinden bahsederek bu faizlerden yararlanabileceğimi söyledi. Seçil’e güvenerek birden çok kez fona yatırması için para verdim, fakat bana parayı parça parça geri verdi, bir kısmını da vermedi” dedi. Eşi Sermin Eligül’ün, Seçil Erzan’ın annesi rahatsız olduğu için onun Bozcaada’daki evinde kaldığını söyleyen Hüseyin Eligül, “Seçil, bir emaneti getirmem için rica etti. Bozcaada’da bir mimardan poşet içerisine sarılı bir şey aldım emaneti kendisine teslim ettim” dedi. Kendisine para veren kişinin mimar İbrahim Kocabaldır olduğunu kaydeden Eligül, bu kişinin de paralarını alamadığını söyledi.

    KAYNAK: AKŞAM / YELİZ COŞKUN

    Kaynak: Haber7.com

  • Fon vurgununu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Fon vurgununu büyüyor: Seçil Erzan bu köyü de yaktı!

    Futbolcuların milyon dolarlar kaptırdığı vurgunda tutuklu banka müdiresi Seçil Erzan’ın ‘çantacı’sı Nazlı Can’ın köyünden de paralar topladığı ortaya çıktı. Köylülerin kimi tarlasını, traktörünü satıp kimi de kredi çekip parasını ‘gizli fona’ vermiş.

    Türkiye’nin gündemine oturan milyon dolarlık gizli fon vurgunun izini sürdük, savcılıkta ismi geçenlere ulaşmak için çıktığımız yolda ilginç bilgilere ulaştık. Davanın 7 sanığından biri olan ve tutuklu banka müdürü Seçil Erzan’ın çantacısı olarak bilinen Nazlı Can’ın yaşadığı Tekirdağ’ın Kapaklı İlçesi’nin Yanıkağıl Köyü’ne gittik. Fona birikimlerini kaptıranların sadece ünlü futbolcular ve iş adamlarıyla sınırlı olmadığını; tarlasını, traktörünü satan, kredi çeken köylülerin de para kaptırdığını öğrendik. Sistem aynı şekilde işliyordu. Seçil Erzan’ın çocukluk arkadaşı da olan Nazlı Can, köylülerden topladığı paralar karşılığında iddianamedekilere benzer şekilde ‘Falanca teyzeden şu kadar para aldım’ yazılı kağıtlar vermiş.

    “BİR HAFTADIR KÖYDE”

    Büyük bir sessizliğin yaşandığı köyde ilk muhtarlığa uğradık. Muhtar Yücel Başaran, konuşmak istemese de kayıtsız kalamadı, bizimle şu bilgileri paylaştı: “Nazlı Can, tahliye olduktan sonra köye geldi, daha bir hafta oldu. Yeğeni de ‘çantacılık’ yaparak para taşımış. Nazlı hep burada ikamet etti. Seçil Erzan’la hem çocukluk arkadaşı, hem de uzaktan akrabalar. Seçil de buralı, ikisinin de aileleri akrabaları burada yaşıyor ama Seçil köye Nazlı’nın yanına sayılı geldi. Bizim de Nazlı tutuklanınca olaydan haberimiz oldu.”

    “SIK SIK İSVİÇRE’YE GİTTİ”

    “Parayı İsviçre’ye götürdükleri söyleniyor. Biz de biliyoruz İsviçre’ye çok fazla gidip geldiklerini, gezmek için bile olsa o kadar çok gidilmez. Benim çiftliğim var, Nazlı’nın kuzeni veteriner, onunla çalışıyoruz, maddi durumları da gayet iyi. Onunla konuştum. ‘Aramız zaten çok iyi değil kendisiyle. Benden hiç para istemedi, haberim olsaydı belki verirdim’ dedi. Bana da hiç gelmedi. Yaşam standartlarında bayağı değişiklikler olduğunu görüyorduk. Seçil’le ilgili olduğunu tahmin ediyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk. Nazlı burada bir fabrikada çalışıyordu, oradan emekli oldu. Herhangi bir işi yok.”

    “ÇANTACILIK YAPIYORDU”

    Muhtarlıktan ayrılıp, köylülerle konuşmak için kahve kahve, sokak sokak dolaştık. Attığımız her adımın köylülerin birbirine haber verdiğini gördük. Büyük suskunluk; herkesin her şeyden haberi olduğunu ve konuşmamak için anlaştıkları izlenimini veriyordu. İsminin yazılmasını istemeyen köylülerden biri, “Burada zengin köylü yok, hepsi fakir. Zaten bu köyde para veren varsa kâr etse de söylemez, kaybetse de başına bir şey gelmesinden korktuğu için söylemez. Nazlı’nın babası pandemide vefat etti. Biz de bir ay önce televizyondan gördüğümüz kadarını biliyoruz. Bu köyde değil ama Çorlu’da bir otomotiv bayiinin müdürü para verip, faiziyle geri almış. Aynı şekilde fondan kâr eden ünlü bir de kuyumcu varmış. Çorlu’da Seçil’in para ilişkileri incelenmeli.”

    NAZLI CAN’IN EVİNE GİTTİK

    Uğradığımız kahvelerden birinde konuşmaya çalıştığımız iki köylüden biri, kapının önüne çıkıp telefonla konuştu. Daha sonra bize, “Nazlı’nın evi orası, sizi bekliyorlar” diyerek yolun karşısındaki evi gösterdi. Biz eve varmadan, binanın arkasından dolanıp eve girenler oldu. Zile bastık, bir adamla bir kadın karşıladı. Kadın, “Nazlı burada değil, gidin buralardan” diyerek bizi uzaklaştırdı. Sonrasında Nazlı Can’ın avukatı Hikmet Can’ı aradık. Avukat Can, sorularımıza cevap vermek yerine köyde olmamızdan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi, “Köyde ne işin var?” diye sordu. Ondan izinsiz oralarda dolaşamayacığımızı ima ediyordu.

    “PARA DOLU ÇANTAYI TAŞIRKEN ZORLANDIM”

    Seçil Erzan’a, 2 milyon 720 bin dolar kaptıran iş insanı Mert Zeydanlı, “Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, para dolu çantayı taşırken zorlandım’ dedi.

    Futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 18 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen DenizBank’ın eski şube müdürü Seçil Erzan’ın davasında yeni mağdur ortaya çıktı. İdianamede, iş insanı müşteki Mert Zeydanlı’nın, Erzan’a 2 milyon 720 bin dolar verdiği ancak bu zamana kadar Erzan’ın parasını geri vermediği belirtildi. Zeydanlı ifadesinde şunları söyledi: “Bu fona sadece Fatih Terim’in para yatırabildiğini ama ailesinin de fona Terim üzerinden para yatırabildiğini söyledi. Örnek olarak Müfit Erkasap’ın eşi Nur Erkasap’ı gösterdi. Nur Erkasap’ı aradım, kendisi ile ertesi gün şubede Seçil Erzan’ın odasında buluşmak üzere sözleştik. Ertesi gün 1 milyon 525 bin dolar para dolu çantayı Nur Erkasap’ın yanında Erzan’a verdim. Çanta çok ağırdır, ben bile o çantayı üst kata çıkarırken zorlandım. Çantayı arabaya kadar benim taşımamı istedi.’

    ‘ÖDEMELERİ BANKADA YAPTIM’

    Paranın akıbetini sorduğunda Erzan’ın kendisini oyaladığını belirten Zeydanlı, “Parayı elden teslim ettim, ödemeler hep banka içerisindeydi. Ödemeler için Erzan’dan belge almadım. Yatırımcısı gizli olan bir fona dışarıdan yatırdığım paraya dekont verilmesi zaten mümkün olmazdı. Verselerdi ben şaşırırdım. Bana Erzan’ın anlattığı Fatih Terim adına kurulmuş minimum 25 milyon dolarlık özel fon olduğu ve bankanın müdürü olduğu için güvendim. Erzan’a bankanın markası yüzünden güvendim, kendisine güvenerek ödeme yapmadım’ dedi.

    FUTBOLCULARIN PARALARI KÖYLÜLERDEN!

    Nazlı Can, Seçil Erzan’ın savcılığa verdiği listede 600 bin dolarla para kaptıran isimler arasında görünüyordu. Bu paranın Nazlı Can’ın köylülerden topladığı para olduğu iddia ediliyor. Fona milyon dolarlar kaptıran bazı futbolculara geri ödemenin de köylülerden alınan paralarla yapıldığı ileri sürülüyor.

    YARGI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARACAK

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, futbol camiasının ve iş insanlarının dolandırıcılığı yüksek gelir vadeden gizli fon olayına ilişkin, “7 sanık ve 18 müşteki var. Bu iddianame İstanbul 41. Ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İkinci duruşma 12 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Yargı elbette iddiaları araştıracak. Kimler suçlu kimler suçsuz ortaya çıkacaktır” dedi.

    SPK: FON DEĞİL DOLANDIRICILIK

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 80 maddelik torba kanun teklifinin görüşmelerinde milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül’e ‘Fatih Terim Fonu’ olarak bilinen ve futbol dünyasından birçok kişinin yüksek getiri vaadiyle dolandırıldığı soruşturmayı sordu. Gönül “Söz konusu olay bir dolandırıcılık olayı ve Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan, fon adı geçmesi bizim mevzuatımıza tabi olmayan bir dolandırıcılık olayı” dedi.

    KUYUMCUDAN 750 BİN DOLAR ALDI

    Seçil Erzan ifadesinde, “Çorlu’da pırlantacı olan Ömer Kahraman da fon vaad ettiğim kişilerdendir. Hatta Ömer, bana vereceği paraları Nazlı’ya teslim etmiştir. Buna ilişkin görsel benim telefonumda yer almaktadır. Nazlı da tam hatırlamamakla birlikte Ömer’den aldığı 750 bin dolar tutarındaki parayı bana getirmiştir. Fakat bu paranın yarısını ödedim, yarısını ödeyemedim” diye konuşmuştu.

    ‘ZAMAN ZAMAN PARA ALDIM’

    İlk duruşmada tahliye edilen Nazlı Can ise ifadesinde, “Zaman zaman birilerinden para almışlığım bu şekilde olmuştur. Daha doğrusu tek başıma sadece bir kez Çorlu’da pırlantacıdan para alıp Seçil’e teslim ettim. Bunun dışında tek başıma kimseden para almadım. Seçil ile birlikte gittiğimizde de parayı her zaman Seçil teslim almıştır. Seçil’in kime ne vaatte bulunduğunu bilmiyorum. Ben kimseyi dolandırmadım” demişti.

    ZABITA AMİRİ 500 BİN DOLARINI KAPTIRMIŞ

    Fon dolandırıcılığının bir kolu da Çorlu’ya uzandı. Seçil Erzan’ın dolandırdığı kişilerden biri olan Hüseyin Eligül’ün, Çorlu Belediyesi’nde zabıta amiri olarak çalıştığı ortaya çıktı. Eligül’ün, Seçil Erzan’a 500 bin dolar verdiği belirlendi. Parasının bir kısmını alamadığını belirten Eligül, ifadesinde Seçil Erzan’ı suçladı. Seçil Erzan’ı 30 yıldır tanıdığını belirten Eligül, “Kendisi bana özel bankacılık faaliyetlerinden bahsederek bu faizlerden yararlanabileceğimi söyledi. Seçil’e güvenerek birden çok kez fona yatırması için para verdim, fakat bana parayı parça parça geri verdi, bir kısmını da vermedi” dedi. Eşi Sermin Eligül’ün, Seçil Erzan’ın annesi rahatsız olduğu için onun Bozcaada’daki evinde kaldığını söyleyen Hüseyin Eligül, “Seçil, bir emaneti getirmem için rica etti. Bozcaada’da bir mimardan poşet içerisine sarılı bir şey aldım emaneti kendisine teslim ettim” dedi. Kendisine para veren kişinin mimar İbrahim Kocabaldır olduğunu kaydeden Eligül, bu kişinin de paralarını alamadığını söyledi.

    KAYNAK: AKŞAM / YELİZ COŞKUN

    Kaynak: Haber7.com

  • Özel, Akşener’e ziyareti öncesi konuştu: Talebimiz olacak

    Özel, Akşener’e ziyareti öncesi konuştu: Talebimiz olacak

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret edecek. Görüşmede yerel seçimde iş birliği ele alınacak. 

    Habertürk’e konuşan Özel, “Sayın Akşener ile yerel seçimleri konuşacağız. Taleple gideceğiz, kendi tutumumuzu anlatacağım. İşbirliği zemini arayacağız, ümitliyim” dedi. Özel, şu değerlendirmelerde bulundu: 

    “Yerel seçimleri de konuşacağımız bir nezaket ziyaretinde bulunuyorum. Bu seçimlerde CHP’nin en yüksek oyu alması için çaba sarf edeceğim. Ama esas olarak en büyük gayret muhalefetin en çok belediyeyi kazanacağı şekilde olmalı. Biz tek başımıza girsek belki çok yüksek bir oy alırız. Ama tek başımıza girdiğimizde ya da herkes ayrı ayrı girdiğinde muhalefetin belli belediyeleri kazanabileceği halde kaybedebileceği, kazanacağı belediyeleri kazanamadığı bir süreç yaşanabilir.

    “RANDEVU TALEP ETTİK, ONLAR VERDİLER”

    Muhalefet partilerinin bu noktada mutlaka diyalog zemini aramaları gerektiğini düşünüyorum. Kimin gittiğini geldiğinin de bir önemi yok. Randevu talep ettik, onlar verdiler. Yerel seçimlerde ben birlikte kazanabilecekmiş ve birbirimize kaybettirmeyeceğimiz, iş birliği yapabilir miyim onun zeminin arayacağız. Bir teklif yok. Ama yarınki toplantının sonucunda eğer birlikte olabileceğimiz yönünde bir şey olursa, onların aldığı kararı yetkili kurullarından bir kez daha tartışma ihtiyacı duyarlarsa arkadaşlarımız daha sonra bir çalışma yapar.

    “KARARLARINI HATIRLATIRSA SAYGI DUYACAĞIZ”

    Kesin ifade varsa ve Meral Hanım yetki kurullarının kararını hatırlatırsa saygı duyacağız. Ama ben bir diyalog zeminin gelişebileceğinden ümitliyim. Bir taleple gideceğiz. Ama çantada dosyalar bölgeler iller falan yok. Ben kendi tutumuzu anlatacağım ne düşündüklerini konuşacağız.”

    KAYNAK: HABERTÜRK

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com