Blog

  • Bahçeli 50+1’e sahip çıkmıştı: TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan açıklama

    Bahçeli 50+1’e sahip çıkmıştı: TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan açıklama

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Endonezya ziyareti dönüşünde aralarında Kanal7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 Yazarı Mehmet Acet’in de olduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.

    “TÜRKİYE’NİN SÖZÜNÜN GEÇMESİ FEVKALADE ÖNEMLİ”

    SORU: MIKTA Parlamento Başkanları Toplantısına ilişkin genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

    MIKTA, farklı bölgelerden aşağı yukarı birbirine benzer ekonomik durumları olan, farklı kültürleri olan, dünyanın farklı bölgelerindeki halkları temsil eden Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya’nın bir araya gelerek oluşturduğu bir platform. Bu platformun önemli ayaklarından bir tanesi de parlamento başkanları toplantısı. Bu sene 9’uncusu yapıldı. Seneye de Meksika dönem başkanlığını alıyor, orada da 10’uncusu yapılacak.

    Üç temel konuda oturumlar oldu. Birinci oturumda günümüzün meselelerini ve çözüm yollarını, ikincisinde çevre, iklim değişiklikleri ve küresel ısınma konularında ortak olarak neler yapılabilir konuşuldu. Üçüncü oturumda da gençliğin yetiştirilmesinde, geleceğin hiçbir şekilde hazırlanmasını sağlamak için yapılabilecekler başlıkları ele alındı.

    Tabii biz İsrail’in Filistin’e işgali başladığından beri bütün uluslararası platformlarda gündem ne olursa olsun, konuyu mutlaka bir şekilde Gazze’de yaşanan insani dramlara, artık soykırım boyutlarına varmış olan katliamlara çekiyoruz.

    Toplantının gerçekleştiği 20 Kasım günü, Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. Ben konuşmamda, “Ne garip tesadüftür ki Çocuk Hakları Günü’nü kutladığımız bir günde, biz burada konuşurken onlarca Filistinli çocuk İsrail’in saldırgan politikaları sonucu öldürülüyor ve hayattan koparılıyor.” ifadesini kullanmıştım. Buradaki konuşmalarda da Filistin meselesine ilişkin görüşlerimizi detaylıca ifade etme imkanını bulduk.

    Toplantı sonunda açıklanacak nihai bildiriye de özellikle “acil ateşkes” ve “insani yardım koridoru açılması” teklifimizi yazdırmaya çalıştık. Ama bir ülkenin itirazıyla ortak metinde yer almadı. Endonezya Meclis Başkanı ise, ortak bir deklarasyon olmamasına rağmen, ev sahibi olarak yaptığı son açıklamada, bizim de katıldığımız “acil ateşkes”, “insani yardım” ve “iki devletli çözüm” fikrini dile getiren bir bildiri yayınladı.

    “HEPSİNDE BOĞUŞUYORUZ”

    İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı günden itibaren TBMM Başkanı olarak katıldığım beşinci uluslararası toplantı. Neredeyse bunların hepsinde boğuşuyoruz. İsrail’den daha çok İsrailci devletlerin olduğunu görmek insanı hakikaten üzüyor. Bazıları hem İsrail’i rencide etmemek hem de İsrail’in koruyucularına karşı bir şekilde kötü durumda kalmamak için bırakın soykırımı, bırakın katliam kelimesini kullanmayı bu ölümlerde neredeyse Filistin tarafının da suçu olduğunu söyleyebilecek kadar ileriye gidiyor. Bu tabii fevkalade vahim bir durum. Ama dünyanın dört bir tarafında halkların son haftalarda göstermiş olduğu büyük karşı çıkışlar, katılımcıları milyonlarla ifade edilen büyük mitinglerin Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, birçok ülkede gerçekleştirilmiş olması artık farklı dinlerden, dillerden insanların da Filistin halkının yanında yer aldığını ifade etmiş olmasının giderek bu ülkelerin de tavrını değiştireceğini görüyoruz.

    İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ara verecek geçici ateşkesin sağlanmasında, uluslararası camiadaki bu hareketliliğinin ve İsrail’in üzerine konulan siyasi baskıların etkisi olduğunu düşünüyorum.

    En ufak bir toplantıda bile bu ve benzeri konularda ortaya konulacak fikirlerin, tekliflerin, birtakım siyasi baskıların yararlı olduğu kanaatindeyim.

    “GÜYA BİR FİLİSTİN DEVLETİ VAR…”

    SORU: Bu uluslararası platformlardaki izlenimlerinizden yola çıkarak iki devletli çözüm konusunda bir perspektif görebiliyor musunuz? Herkes iki devletli çözüm diyor ama iş, uygulamaya geldiğinde olmuyor.

    Şu anda fiilen ortada iki devletli bir durum söz konusu. Güya, bir Filistin Devleti var… Bu beylerin anladıkları; bir Filistin Devleti olsun ama kağıt üzerinde olsun, fiiliyatta var olmayan bir Filistin Devleti olsun. Bir mahallesinden bir diğer mahallesine geçmek için Filistinli yurttaşların İsrail polisinin insafsızlığına terk edildiği fiili bir durum oluşturuldu.

    Bu beyler, “Uluslararası fonlar kontrollü bir şekilde ancak kullanılabilir olsun, şehirler birbirinden ayrılsın, paramparça, toprak bütünlüğü olmayan, yönetim bütünlüğü ve yönetim kabiliyeti olmayan, kağıt üzerinde bir Filistin Devleti olsun.” istiyor. İşte Filistin Devletinden anladıkları bu… Hayır… Bizim istediğimiz, Filistin halkının istediği bu değildir. Tam manasıyla var olan, bütün kurum ve kuruluşlarıyla devlet olan, tam manasıyla bütünleşik, egemen, toprak bütünlüğüne sahip, halkının kendi kendini yönetme gücüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Böylesi bir Filistin Devleti’nin olmaması, İsrail’in saldırganlığı konusundaki iştahını çok artıyor. Kimse kimseyi kandırmasın…

    Bizim bazı ülkelerle temel farkımız budur. Onlar bu mevcut durumun devam ettirilmesini istiyor… Hatta zaman zaman öyle oluyor ki, şu anda Filistin Devleti’nin bazı yöneticilerinin yurt dışına çıkmak için bile İsrail yöneticilerinin insafına terk edildiği durumlar oluyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Hele hele Gazze’den çıkışta… İşte görüyorsunuz bu kadar savaş oluyor, Gazze, uluslararası sistemin anlayışına göre Filistin toprağıdır ama o topraklarda yaşanan katliamı görmek için Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine dahi izin verilmiyor.

    “İSRAİL’İN GELİŞTİRDİĞİ EN SİNSİ STRATEJİ…”

    SORU: Netanyahu’nun açıklamaları var. “Askerin dört günlük barışa tam destek verdiğini, anlaşmanın, savaşa devam edilmesi için orduya hazırlanma imkanı tanıyacağını’ söyledi. Yani ordu geniş çaplı bir savaşın hazırlığı içinde. Ayrıca İsrail’deki aşırıcılar bu ateşkese de karşılar. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?

    İsrail siyasetinin içerisinde hem sağ-sol, aşırı sağ vesaire bu farklılıklar hep oldu. Başından itibaren iki devletli çözümü savunan İsrailli politikacılar da oldu. Ama sonuç itibarıyla siyasi farklılıklarına rağmen İsrail’de Arz-ı Mev’ud’un kabul edilmiş bir siyaset çerçevesi olduğunu görmemiz lazım. Arz-ı Mev’ud, bir teopolitik aşırılıktır. Yani Nil’den Fırat’a kadar olan bölgede, İsrail’in hegemonyası altına girmeden, burada yaşayan bütün milletlerin Yahudilere tabi olması sağlanmadan İsrail bu hedefinden vazgeçmeyecektir.

    “Burada yaşamayı kabul edenler de ancak İsrail’in kölesi olmayı kabul ederse yaşayabilirler…” Zaten Netanyahu’nun bile bir başbakan olarak bu kadar fütursuz, bu kadar pervasız bir şekilde dile getirdiği teolojik sözler, hiçbir rasyonalitesi olmayan inancından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bütün bu ideolojik formasyonlarının gereğini sadece bugün değil, uzunca yıllardır da yerine getiriyorlar. Şimdi burada Netanyahu ve Likud cephesi var, onlar aşırı şeyler yapıyorlar… Bu politikalara İsrail’in içerisinde de karşı çıkan grupların olduğunu da biliyoruz.

    Özellikle ABD’nin Irak’ı işgaliyle, İsrail için bölgede yeni bir dönem başlamıştır. Bölgedeki neredeyse İsrail’e karşı çıkabilecek bütün ülkeler tarumar edilmiştir, dağıtılmıştır. Irak parçalanmıştır, Suriye parçalanmıştır, Yemen parçalanmıştır, Libya, Lübnan, Mısır, bütün buralarda çok vahim, büyük, kitlesel olaylar gerçekleşmiş ve ülkelerin iradesiz hale getirilmeleri temin edilmiştir.

    İsrail de şimdi diyor ki, “Tamam, bu aşamada zaten bana karşı çıkacak hiçbir ülke yok. Dolayısıyla ben de son vuruşumu gerçekleştireyim ve Arz-ı Mev’ud’a giden yolda belki de son adımı atmayı başarabileyim.” Bunun vermiş olduğu aşırı özgüvenle konuşuyor ve hareket ediyorlar. Aslında, İsrail’in en büyük gücü, İslam dünyasının ve bölge ülkelerinin darmadağınık olmaları, iradesiz olmaları ve inisiyatif kullanamamalarıdır. Bunun da ne kadar büyük bir güç olduğunu İsrail bu süreçte yaşıyor.

    “METİNDE KARARLILIK VAR AMA FİİLİ BİR ADIM ATILMADI”

    Örnek olarak İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi toplantısında; evet, metin olarak kararlı şeyler ortaya çıkmıştır ama sonuç itibarıyla fiili uygulamaya dönük olarak herhangi bir adım atılamamıştır. Rahmetli Kral Faysal’ın OPEC toplantılarında, petrol üretiminin azaltılmasıyla ilgili kararının o dönem yaşanan İsrail-Filistin sorununda ne büyük bir güç oluşturduğunu hatırlıyoruz. Arap dünyası ve İslam dünyası, elindeki stratejik imkanların hiçbirisini kullanamamaktadır. Büyün bu faktörleri yan yana getirdiğinizde yapbozun parçaları tamamlanıyor ve İsrail’in niye bu kadar büyük bir iştahla saldırdığını da daha iyi anlıyoruz. Dolayısıyla Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini korumak, Filistin topraklarının vatan olarak korunmasını temin etmek için bedel ödemek de ne yazık ki bir avuç Filistinliye düşüyor. Çok ağır bir bedel ödüyorlar. Masum, kadın, yaşlı, çocuk insanlığın gözü önünde yeni bir katliam yaşıyor, yeni bir soykırım yaşıyor. Meselenin esas siyasi arka planı budur, bunu görmemiz lazım.

    “DÜNYA ÜÇÜNCÜ BÜYÜK SAVAŞA DOĞRU YOL ALIYOR”

    SORU: Bölgesel çatışmaya doğru evrilir mi? Böyle bir tehlike var mı?

    Esasında bakarsanız dünya üçüncü büyük savaşa doğru yol alıyor. Bugünkü yaşadığımız şartlar İkinci Dünya Savaşı’nın öncesindeki şartlara çok benziyor. Birinci ve ikinci dünya savaşları önce askeri savaşlar olarak başladı, sonra siyasi ve ekonomik savaşlar olarak devam etti. Şimdi üçüncü büyük gerilime doğru gittiğimiz bu süreçte, son 20 yılı gözden geçirdiğimiz zaman, vekalet savaşları veriliyor, yani ülkeler, oluşturdukları terör örgütleri üzerinden kendi bölgesel ve küresel hakimiyetlerini temin etmeye çalışıyorlar. Ticaret savaşları veriliyor, ticareti bir ekonomik savaş unsuru haline getiriyor. Dolayısıyla zaten sular her alanda, her bölgede ısınıyor.

    Henüz Ukrayna-Rusya arasındaki kriz çözülmemişken İsrail’in Gazze’deki saldırılarına, hem de bütün insanlık cephesinin vicdanını yaralayacak bir şekilde devam etmesi, çok yeni çatışmaları da doğurabilir. Onun için Türkiye olarak bizim beklentimiz, bir an evvel bu savaşın, İsrail’in saldırganlığının, İsrail’in bu tutumunun derhal sonlandırılması şarttır. Uluslararası camia, bölgesel ve küresel yeni çatışmaları istemiyorsa, onu önlemenin yolu olarak da Filistin’deki barışı, Filistin halkının hak ve hukukunu korunmasını başarmalıdır. Aksi takdirde bu mesele bölgesel savaşlar haline dönebilir, dünyanın başka yerinde yeni savaşların, çatışmaların fitilini ateşleyebilir. Yani biz güç sahibiyiz, istediğimiz yerde istediğimizi yaparız ve yaptırırız anlayışının artık dünyayı bir felakete doğru sürüklediğini, başta gücü elinde bulunduran ülkeler olmak üzere herkesin görmesi lazım.

    YÜZDE 50+1 DEĞİŞMELİ Mİ?

    SORU: İç politikada en sıcak mesele yüzde 50+1’in yeniden gözden geçirilip geçirilemeyeceği gibi duruyor. Sizin görüşünüz nedir bu konuyla ilgili?

    Şimdi aslında Türkiye’de esas itibarıyla değişen, Başbakanlık sistemidir. Yani Türkiye’de seçimler olur, ondan sonra başbakan, parlamentodaki çoğunluğuna göre belli oluyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle seçim akşamı, Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı da geçmiş dönemde başbakanın kullandığı yetkilerin hemen hemen tamamını kullanıyor. Bu anlamda başbakanlık sisteminden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendi içerisinde, bu beş yıllık uygulamalar çerçevesinde revizyonlar yapılabilir. Tabii ki esas olan, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden geri dönüş yoktur. Milletimiz üç seçimde de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini onaylamış. Hem anayasada hem de iki kez Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini dile getiren Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçerek bunu onaylamıştır. Zaten öyle zannediyorum ki, “Tekrar parlamenter sisteme dönelim” i talebi yakın vadede gündeme gelmeyecektir.

    Ama nihayetinde sisteme dair meseleleri tek tek konuşmak yerine; önümüzdeki dönemde yapmayı ümit ettiğimiz, bütün partilerden de olumlu katkı sağlamasını beklediğimiz, yeni anayasa çerçevesinde tartışılmasını daha doğru buluyorum. Aslolan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’nin geleceğinde sürdürülebilirliğinin ve etkinliğinin sağlanmasıdır. 

    “ORAN TELAFFUZ ETMEYİ DOĞRU BULMUYORUM”

    SORU: Bir dönem yüzde 50+1 değil de yüzde 40 gibi oranlar telaffuz edilmişti. Sizce burada bir oran telaffuz edilmeli mi?

    Ben bir oran telaffuzunu şu aşamada doğru bulmuyorum. Dediğim gibi bu konunun da münferit bir konu olarak ele alınmasını doğru bulmam. Bu konunun, bir anayasa değişikliği kapsamında tartışılabilecek bir konu olduğunu düşünüyorum.

    MECLİS’TEKİ PARTİLERE ANAYASA ZİYARETLERİ

    SORU: Diğer siyasi partilerin genel başkanlarıyla da birtakım görüşmeleriniz oldu. Bu konulardaki yaklaşımlarına dair nasıl bir fikir edindiniz. Yani siz anladığımız kadarıyla bütün partilerin temsil edildiği bir komisyonda çalışmaların başlamasını arzu ediyorsunuz. Muhalefet partilerinde pozitif bir yaklaşım görüyor musunuz?

    Şimdi tabii bu ziyaretlerimin esas nedeni şudur. Partilerimizin grup başkanvekilleri, genel başkanları bazıları birkaç kere, Meclis Başkanı seçildiğimden bu yana hayırlı olsun ziyaretine geldiler. Ben de iadeiziyarette bulunuyorum.

    Partilerimizin çok farklı fikirleri olabilir, münakaşa edebilirler, uzlaşamayabilirler, çok derin tartışmalar içerisinde olabilirler. Ama siyasi partilerin hem ikili olarak hem çok taraflı olarak, meselelerini konuşabilecekleri gerçekten uygar ve olumlu zeminler oluşturulması lazım. Bunun için de esas çabamız, Meclis’te bu ortamın oluşturulabilmesi için iyi niyetli bir çabanın ortaya konulması… Doğru zemin ve doğru yöntemlerle konuları ele almak zorundayız. Burada da tabii ki nihayetinde anayasa çalışması öncelikle Meclis’in bir aritmetik meselesidir, yani bir aritmetiği bulmak durumundasınız. Ama bundan daha önemlisi partilerin anayasası olmaz, milletin anayasası olur. Yapacağımız anayasayı, milletin anayasası olacak şekilde, yani toplumun büyük çoğunluğunun kabul edeceği ittifakla, konsensüsle çıkarmamız lazım. Bunun için de partiler arasında iyi niyetli bir tartışma zeminin oluşmasına gayret sarf etmeliyiz. İnşallah başarabileceğimizi ümit ediyorum.

    BAHÇELİ’NİN YÜZDE 50+1 AÇIKLAMASI CUMHUR İTTİFAKI’NDA SIKINTIYA YOL AÇAR MI?

    SORU: Yüzde 50+1 konusu biz Endonezya’dayken çokça tartışıldı. Sayın Bahçeli ne diyecek, bu merak ediliyordu. Sayın Özgür Özel de partisinin grup toplantısında, ‘AK Parti’yle MHP arasındaki ilişkinin artık yürütülemediğini’ söylemiş. Öyle bir algı oluştu sanki, Sayın Cumhurbaşkanı bunu ifade ederek farklı bir süreç aralayabilir gibi nitelendirildi, değerlendirildi ama Sayın Bahçeli yüzde 50+1’e ciddi bir şekilde sahip çıktı. Bu Cumhur İttifakı’nda bir sıkıntıya yol açabilecek bir süreci aralar mı?

    Hayır açmaz. Başından itibaren Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ile MHP arasında ve özelikle Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bahçeli arasında karşılıklı saygıya dayalı fevkalade nitelikli bir diyaloğun sürdürüldüğünü görüyoruz. Bizim baştan beri söylediğimiz bir pazarlık ittifakı değil, bir ilke ittifakı olarak bugünlere geldi.

    Dolayısıyla bunu bir koalisyon, bir pazarlıkların ittifakı, bir al-ver meselesi olarak değil, Türkiye’nin milli meselelerinde, hemen hemen ana meselelerinin tamamına yakınında ortak fikirlere sahip olan iki farklı partinin ittifakı olarak görmemiz lazım.

    CAN ATALAY MESELESİ

    SORU: Can Atalay meselesinde yine sizin ne söyleyeceğiniz bekleniyor. Sayın Özgür Özel’in de size yönelik eleştirileri var.

    Meclis kimsenin görev vereceği bir yer değildir. TBMM, milli iradenin tecelligâhı olarak 85 milyon milletimizin bütün siyasi farklılıklarının yansıtıldığı, yasaların çıkartıldığı, hatta anayasayı bile değiştirilebilme kudretine sahiptir. TBMM, kendi gündemine sahiptir. Kendi öncelikleri içerisinde nerede, ne zaman, ne adım atılacağını bilir.

    CHP’NİN TBMM’DEKİ EYLEMİ

    SORU: CHP’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki eylemi devam ediyor. Neler söylemek istersiniz?

    Bunlar Meclis’te daha önce de yaşanmış konulardır. Bizim arkadaşlardan beklentimiz, Meclis’te her türlü görüşü söylesinler. Ama Meclis, böyle sanki sokakta bir protesto eylemi yapar gibi oturma eylemlerinin yapılabileceği, pankartların açılarak sloganlarla birtakım gösterilerin yapılabileceği bir yer değildir. Meclis’te milletvekillerimiz olabildiğince özgür bir şekilde kendisine anayasanın vermiş olduğu kürsü masuniyetini de kullanarak her türlü konuşmayı yapabilir. Ama bu oturma eylemlerinin bir an evvel sonlandırılmasını ümit ederim. Bunun, bu eylemi yapan arkadaşlarımıza da bir katkısı, bir faydası olmayacağını düşünüyorum.

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • Manchester United, Avrupa’dan men edilebilir!

    Manchester United, Avrupa’dan men edilebilir!

    Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’la aynı grupta yer alan Manchester United’ın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

    Jim Ratcliffe, Manchester United’ın yüzde 25’lik hissesini 1.3 milyar sterlin karşılığında almaya hazırlanırken, bu durumun İngiliz devinin Kupa 1’den men edilmesine sebep olabileceği aktarıldı.

    Şampiyonlar Ligi’nde izin yok

    İngiliz basınında yer alan haberlerde Jim Ratcliffe’in an itibarıyla Nice’in de sahibi olduğu ve bu konunun UEFA’da sorun teşkil ettiği vurgulandı.

    UEFA’nın çok kulüplü mülkiyet kurallarına göre iki takımın da Şampiyonlar Ligi’nde oynayamayacağı hatırlatıldı.

    Hem Manchester United hem de Nice’in Şampiyonlar Ligi bileti alması durumunda, katılımı daha yüksek bir sıralamada bitirerek sağlayan kulübün organizasyona dahil edileceği, diğer ekibin ise men edileceği kaydedildi.

    Nice, Ligue 1’de PSG’nin 1 puan gerisinde 2. sırada yer alıyor. Manchester United ise lider City’nin 7 puan gerisinde 6. sırada.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Bak: Son yıllarda sporda çok önemli başarılar elde ettik

    Bakan Bak: Son yıllarda sporda çok önemli başarılar elde ettik

    Açılış töreninde konuşan Bakan Bak, önemli yatırımlara vurgu yaparak, “Son yıllarda çeşitli spor dallarında önemli başarılar elde ettik” dedi.

    Şahinbey Belediyesi tarafından Yeşilvadi Millet Bahçesi içerisine yapılan Şahinbey Geleneksel Spor Merkezi’nin açılışı törenle yapıldı. İçerisinde at binme, okçuluk, aba güreşi, yağlı güreş gibi geleneksel spor etkinliklerinin profesyonel bir şekilde gerçekleştirilebildiği merkezin açılışına Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloglu, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, kent protokolü, sporcular, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Bakan Bak: “Son yıllarda sporda çok önemli başarılar elde ettik”

    Açılış programında konuşan Gençlik ve Bakanı Osman Aşkın Bak, son yıllarda çeşitli spor dallarında önemli başarılar elde edildiğine dikkat çekti. Bakan Bak, “Sporun içinden gelen Cumhurbaşkanımızın önderliğinde her ilimizde yüzme havuzları, spor tesisleri, dünyanın en modern spor salonları, en modern stadyumlarına sahibiz ve bunların sonucunda da 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı, İtalya’yla beraber Türkiye organize edecek. Sizler de takip ettiniz A Milli Futbol Takımımız grubunu lider olarak tamamlayarak, Almanya’da 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecek. Zaten Almanya’daki Türkler stadyumları dolduracak, yine Türkiye’de oynuyormuş gibi oynayacaklar. Onlara da başarılar diliyoruz. Voleybolcularımız Avrupa şampiyonu oldular. Filenin Sultanları, Avrupa Şampiyonu oldular. Dünya kupasında şampiyon oldular. Her kategoride başarılar geliyor. Bilal Bey’in de ifade ettiği gibi Türkiye’de geleneksel sporlarla, Etnospor vasıtasıyla pek çok vatandaşımızın tanışmasına vesile oldular. Onları tebrik ediyoruz. Geleneksel spor dallarında federasyonlarımız aktif olarak çalışıyorlar. Böylesine spora yatkın, sporla beraber büyüyen bir Türkiye var, güçlü Türkiye var. Türkiye Yüzyılı, inanıyoruz ki sporun da yüzyılı olacak. Gençlerin, kültürün yüz yılı olacak. Büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye’nin adımları olacak. Bu tesisin yapımında emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Yarın 24 Kasım, 24 Kasım öğretmenler gibi bizlere emek veren öğretmenlerimizi kutluyorum, saygılarımı sunuyorum. Ayrıca Şahinbey’in, Ampute Futbol Takımı tekrar Avrupa şampiyonu oldular. Onlar da burada. Onlara da bir alkış verelim. Üst üste 2 defa şampiyon oldular, Türkiye’de ampute sporunun da gelişmesi artarak devam ediyor. Milli takımımız dünya şampiyonu oldu, Avrupa şampiyonu oldu. Bu noktada da Şahinbey’in, Gaziantep’in buna çok büyük katkıları var. Şimdi spor kenti Gaziantep geleceğe emin adımlarla yürüyecek. Geleneksel spor merkezinin Gaziantep’e, Şahinbey’e ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Biz çok şanslıyız. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde sporda da devrimler yapan bir Türkiye var. Tesisler yapan bir Türkiye var, güçlü bir gençlik var. Geleceğe güçlü bakan bir Türkiye var diyorum. Tesisin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Bilal Erdoğan: “Bu tesis Gaziantep’e ve geleneksel sporlarımıza büyük katkı sağlayacak”

    Törende konuşan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan da sporda önemli yatırımlar yapıldığını ifade ederek, “Gaziantep’imize büyük katkı sağlayacak bu tesisi hayata geçirdiği için, Gaziantep’imize kazandırdığı için Şahinbey Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Biz geleneksel sporların yaygınlaştırılmasını, güçlendirilmesini bir kültür meselesi olarak görüyoruz. Biz gençlerin her türlü spor yapmasını istiyoruz. Gençlerimiz spor seçerken oydu, buydu derdine düşmeyecek kadar alt yapımızın oluşmuş olması büyük bir kazanım. Dolayısıyla gençlerimizin bir şekilde muhakkak bir spor dalıyla iştigal etmesini istiyoruz ama geleneksel sporlarımızın da güçlü olmasını istiyoruz ki bize ait hikayeleri, bize ait dokuları, bize ait estetiği, bize ait hikayeleri de gençlerimiz öğrenerek, hissederek yetişsinler. Bu sporların gelişiminde belediyelerimizin, yerel yönetimlerimizin desteğini önemsiyoruz. Bugün buradaki bu tesis yine geçtiğimiz yıllarda Kayseri’de hayata geçirilen tesis, Uşak’taki cirit tesisi, Erzurum’da yapılan tesis, Anadolu’nun dört bir yanında bu geleneksel spor tesislerinin hayata geçirilmesiyle milli sporcularımızı, ata sporlarımızı, geleneksel sporlarımızı da geleceğe güçlü bir şekilde taşınmış oluyoruz” şeklinde konuştu.

    Mehmet Tahmazoğlu: “Geleneksel Spor Merkezimiz milletimize hayırlı uğurlu olsun”

    Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ise geleneksel sporlar için önemli bir merkezin açılışını yaptıklarını belirterek, “Bugün değerli konuklarımızın katılımıyla Geleneksel Spor Merkezimizin açılışını yapıyoruz, tesisimiz milletimize hayırlı uğurlu olsun. Burası içerisinde at binme, okçuluk, aba güreşi, yağlı güreş gibi geleneksel spor etkinliklerinin profesyonel bir şekilde yapabildiği merkez. Değerli başkanımız Bilal Erdoğan’a, Gaziantep’e böyle bir eser yapabilir miyiz, diye sorduğumuzda, Allah razı olsun, ‘Olur’ dedi ve bize gerek teknik konuda gerekse Fatih Kalender beyi göndererek her türlü desteği verdi. Sonuçları üzerinde defalarca konuştuk ve çalıştık. Başkanım da inşaat esnasında da birkaç defa gelme, ziyaret etme fırsatı buldu ve biz bu sayede bu eserin fikir babası, teşvikçisi Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanımız Bilal Erdoğan, kendisine buradan yürekten teşekkür ediyorum. Yine başkan yardımcımız Hakan Kazancı’ya ve Fatih Kalender beye ve burada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Konuşmalarının ardından kesilen kurdele ile Şahinbey Geleneksel Spor Merkezi’nin açılışı yapıldı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Alman Bakan’dan Müslümanlarla ilgili acı itiraf

    Alman Bakan’dan Müslümanlarla ilgili acı itiraf

    Almanya’nın başkenti Berlin’de İslam Konferansı dolayısıyla konuşma yapan İçişleri Bakanı Nancy Faeser, haziran ayında Müslüman Düşmanlığı Bağımsız Uzman Grubu tarafından yayımlanan rapora atıfta bulundu. Raporun ülkedeki iki kişiden birinin “Müslüman düşmanlığı” içeren ifadeleri onayladığını ortaya koyduğunu belirten Bakan Faeser, “Almanya’da Müslüman düşmanlığı sorunumuz da var.” dedi.

    Müslümanlara yönelik yapılan saldırıların resmi rakamların gösterdiğinden çok daha fazla olduğunu varsaydıklarını dile getiren Faeser, bu bağlamda oluşan Müslüman karşıtlığının belgelenmesine ilişkin olanakların ve danışma merkezlerin artırılacağını söyledi. Bakan Faeser, düşmanlıktan etkilenenleri daha fazla koruma ve destekleme imkânı sunulacağını da dile getirdi.

    Pek çok Müslüman’ın günlük hayatta saldırı kurbanı olma tehdidi altında bulunduğunu aktaran Alman Bakan, “Bunun güvenlik duygusu açısından çok korkunç sonuçları var, kabul edemeyiz. Almanya’da her insanın güven ve huzur içinde yaşama hakkı var. Müslüman, Yahudi karşıtlığına, aşırı sağcılığa, ırkçılığa ve insan düşmanlığının diğer biçimlerine sıfır tolerans gösterilmeli.” dedi.

    Toplumun bölünmemesi gerektiğini vurgulayan Faeser, “Müslüman karşıtlığına, aşırı sağcılığa, Yahudi karşıtlığına, ırkçılığa ve insan düşmanlığının diğer biçimlerine sıfır tolerans gösterilmeli. Aşırı sağcılık hepimiz ve demokrasimiz için en büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor. Bunun tehdit potansiyellerini çok ciddiye almalıyız. Orta Doğu’daki ihtilaf Alman sokaklarına yansımamalı.” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Gözaltına alınan Banu Parlak hakkında karar! İfadesi ortaya çıktı

    Gözaltına alınan Banu Parlak hakkında karar! İfadesi ortaya çıktı

    Sosyal medya hesaplarından silah paylaşımları yaptığı gerekçesiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Parlak’ın emniyetteki işlemleri tamamlandı.

    Güzellik merkezi sahibi ve sosyal medya fenomeni Parlak, daha sonra polislerce Büyükçekmece Adliyesine getirildi. Cumhuriyet savcılığındaki işlemlerinin ardından Parlak, adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılması talebiyle hakimliğe sevk edildi.

    İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

    Parlak savcılık ifadesinde, videodaki beyaz renkli silahın yaklaşık 1,5 yıl önce işyerine gelen hatırlamadığı bir kişiye ait olduğunu, seans sırasında silahı alıp sosyal medya için hikaye çektiğini, silahın da gerçek olmadığını belirtti.

    Herhangi bir silah ruhsatı olmadığını ifade eden Parlak, “Bahçeşehir’deki işyerim kurşunladığı için ekim ayının başında silah aldım. Bu silahı internetten ‘Aydın’ isimli şahıstan aldım. WhatsApp üzerinden iletişime geçmiştik. Bu kişi bana numaramı kaydetme dediği için kaydetmedim. Numarası mevcut değil. Bu silahı işyerime farklı bir şahısla gönderdi. Parayı nakit verdim. Bu silahı ruhsatsız bulundurduğumu kabul ediyorum. Silahı herhangi bir yerde kullanmadım. Aramada polisler başlangıçta silahı bulamamıştı. Ben kendi rızamla teslim etmiştim. Serbest bırakılmayı talep ediyorum.” dedi.

    Nöbetçi Büyükçekmece Sulh Ceza Hakimliği, Parlak’ın adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.

    Banu Parlak, sosyal medya hesabından silahlı video paylaşması üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde gözaltına alınmış, evindeki aramada ruhsatsız tabanca ve 9 mermi ele geçirilmişti.

    Kaynak: Haber7.com

  • Gelin-kaynana tartışması kanlı bitti

    Gelin-kaynana tartışması kanlı bitti

    Ankara’da bir kişi, tartıştığı kayınvalidesini ekmek bıçağıyla öldürdü.

    OIay, sabah saatlerinde Polatlı ilçesi Mehmet Akif Mahallesi’nde bir evde meydana geldi.

    KAHVALTIDA TARTIŞMA ÇIKTI

    K.D. (29), beraber yaşadığı kayınvalidesi M.D. (65) ile kahvaltı sırasında tartışma yaşadı.

    GELİN, EKMEK BIÇAĞIYLA SALDIRDI

    K.D., tartışmanın ardından ekmek bıçağı ile M.D.’ye saldırdı. Komşuların ihbarıyla eve gelen sağlık ekipleri, M.D.’nin hayatını kaybettiğini belirledi.

    Gelin K.D. polis ekiplerince gözaltına alındı. Komşuları, gelin ve kayınvalidesi arasında geçimsizlik olduğunu söyledi.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Koca karşıladı: Türkiye Gazze’den ilk kez yaralı getirildi

    Bakan Koca karşıladı: Türkiye Gazze’den ilk kez yaralı getirildi

    Türkiye, uluslararası mecralar başta olmak üzere her fırsatta Gazze’de yapılan zulme karşı çıkıyor, savaş ve insanlık suçu işlendiğini haykırıyor.

    Gazze’de abluka altında kalan insanlara yardım elini uzatmak için çok sayıda yardım yapılıyor.

    TÜRKİYE YARALI ÇOCUKLAR İÇİN DEVREDE 

    Türkiye, kanser hastaları ve durumu acil olan Gazzelilerin bir kısmını uçaklarla ülkeye getirerek tedavi altına aldı. İlk kez de yaralı Gazzeli çocukların Türkiye’ye getirilmesi için girişim başlatıldı.

    3 yaralı çocuk Mısır El Ariş Havalimanı’ndan T.C Sağlık Bakanlığı ambulans uçağı ile alınarak Ankara’ya getirildi. 

    BAKAN KOCA KARŞILADI

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Esenboğa Havalimanı’nda yaralı çocukları karşılıyor. Buradan ambulanslara alınacak çocuklar, tedavileri için hastaneye sevk edilecek.

    ÜÇÜNCÜ TAHLİYE YARIN 

    Bakan Koca “Gazze’den üçüncü tahliyenin yarın olmasını bekliyoruz. Çocuk ve gençlerden oluşacak üçüncü bir grup yaralı getirilecek. Sahra Hastaneleri ile ilgili daha önce bahsetmiştim İsrail Mısır ve Türkiye koordinasyonunda oluşan bir ekip özellikle saha araştırması yapmak üzere Mısırdalar. Bununla ilgili yer tespiti yapılma aşamasında.” dedi.

    KAYNAK: TRT HABER

    Kaynak: Haber7.com

  • Tur otobüsü ile otomobil çarpıştı; 29 yaralı

    Tur otobüsü ile otomobil çarpıştı; 29 yaralı

    Kaza, saat 12.00 sıralarında Denizli-Afyonkarahisar kara yolu Çardak ilçesi girişindeki Havaalanı Kavşağı’nda meydana geldi. Denizli’den Konya’ya Taylandlı turistleri taşıyan İbrahim Tork’un kullandığı 34 AE 1422 plakalı tur otobüsü, kavşakta tali yoldan kontrolsüz çıktığı öne sürülen avukat Şükriye Şule Usta yönetimindeki 64 ABN 370 plakalı otomobille çarpıştı. Savrulan tur otobüsü, kavşak içindeki yön tabelasına çarparak durabildi. Kazada her iki araç sürücüsü ile 27 turist yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla kaza yerine acil sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Çevre güvenliğini alan polis ekipleri, yolu trafiğe kapatıp, ulaşımı yan yollardan sağladı. Otobüsteki yaralılar, itfaiye ekipleri tarafından çıkarıldı.

    Yaralılar, ambulanslarla Çardak ve Denizli’deki hastanelere kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan 2 turistin durumunun ağır olduğu bildirildi.

    Polis ekiplerinin olay yeri incelemesinin ardından otomobil ve tur otobüsü çekicilerle kaldırıldı.

    Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bahçeli’den öğretmen ataması açıklaması

    Bahçeli’den öğretmen ataması açıklaması

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla açıklama yaptı.

    Açıklamasında Bahçeli, “Öğretmen demek dünya demektir. Aynı zamanda öğretmen demek cehaletin avcısı, ümitlerimizin kamçısı, öğrenme susuzluğumuzun pınarı, kendimizi ve çevremizi tanıma arayışımızın mihmandarı ve müşahidi anlamına gelecektir. Biliyoruz ki eğitim ve öğretim dediğimiz çok boyutlu süreç, satırlar ve sınıflar arasında değil, elbette gönüller arasındadır. Öğretmen de gönülleri buluşturan, geleceğimizin hamurunu yoğuran emek, fedakarlık, özveri, merhamet ve aydınlık meşaledir. Öğretmenlerimizin her daim yanında olacağız. Atanamayan hiçbir öğretmen bırakılmamalıdır. Ücretli, sözleşmeli veya bir başka ad ve tanım altında hiçbir öğretmen kalmamalı, etap etap hepsi kadroya geçirilmelidir. Kanaatimiz ve kararlılığımız budur. Çünkü öğretmen; Türk milletinin varlık güvencesi, istikbal ve istiklal güvenliğidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız ve Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere görevleri başında hain terör saldırıları sonucunda şehit düşen, ayrıca bir sebeple hayatını kaybetmiş bütün öğretmenlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, çalışan veya emekli tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor, hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Haber7.com

  • Türkiye Gazze’den ilk kez yaralı getiriyor: 3’ü de çocuk

    Türkiye Gazze’den ilk kez yaralı getiriyor: 3’ü de çocuk

    Türkiye, uluslararası mecralar başta olmak üzere her fırsatta Gazze’de yapılan zulme karşı çıkıyor, savaş ve insanlık suçu işlendiğini haykırıyor.

    Gazze’de abluka altında kalan insanlara yardım elini uzatmak için çok sayıda yardım yapılıyor.

    TÜRKİYE YARALI ÇOCUKLAR İÇİN DEVREDE 

    Türkiye, kanser hastaları ve durumu acil olan Gazzelilerin bir kısmını uçaklarla ülkeye getirerek tedavi altına aldı. İlk kez de yaralı Gazzeli çocukların Türkiye’ye getirilmesi için girişim başlatıldı.

    3 yaralı çocuk Mısır El Ariş Havalimanı’ndan T.C Sağlık Bakanlığı ambulans uçağı ile alınarak Ankara’ya getiriliyor.

    Uçak saat 14.00 civarı El Ariş Havalimanı’ndan hareket etti.

    KAYNAK: TRT HABER

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com