Etiket: Türkiye

  • Türkiye, Fransa’yı geride bırakıp 2. olacak

    Türkiye, Fransa’yı geride bırakıp 2. olacak

    Turizmin 2023 yılı boyunca patlama yapmasıyla birlikte, Avrupa’nın ziyaretçi sayıları pandemi öncesi seviyelere ulaştı.

    Dünya Seyahat Pazarı’nın Küresel Seyahat Raporu’na göre, Türkiye ziyaretçi sayısında artış yaşandı.

    Rapora göre, Türkiye’nin 2024 yılında Avrupa’da en çok ziyaret edilen ikinci ülke olarak Fransa’yı geçeceği tahmin ediliyor.

    Avrupa’ya yapılan toplam ziyaret sayısı 2019’da 440 milyondan 2023’te 428 milyona düşerek yüzde 3 azaldı. Ancak Türkiye’de bu rakamlar yükselişte.

    Türkiye, 2019 yılına kıyasla ziyaretçi sayısında yüzde 73’lük bir artış kaydetti.

    Böylece Türkiye, 2019’a göre sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 31 artış gösteren Avrupa’nın en büyük iki pazarı Fransa ve İspanya’dan daha iyi performans gösterdi.

    Bölgenin 10. büyük pazarı olan Hırvatistan, 2023 yılında pandemi öncesi seviyelerin yüzde 51 üzerinde gerçekleşmesi beklenen bir diğer dikkat çekici performans sergileyen ülke oldu.

    TÜRKİYE TURİZMDE ATAĞA GEÇTİ

    2023 yılına Kahramanmaraş merkezli büyük ve yıkıcı deprem felaketiyle giren Türkiye, yaz ayları başında turizm açısından toparlanmakta zorlandı. Ancak ilerleyen aylarda Türkiye, turizmde atağa geçti.

    Rapora göre, Türkiye’nin bu kadar çok sayıda turist çekmesinin en başta gelen nedeni doğal güzelliği ve tarihi zenginliği olsa da, ekonomik açıdan cazip bir seçenek sunması çok önemli.

    Ayrıca Türkiye, Avrupa’da Rusya’dan uçuşların yasaklanmadığı tek ülke olarak bu ülkeden turistleri ağırlamaya devam etti.

    2022’de Türkiye’yi yaklaşık 5 milyon Rus ziyaret etti. 2023’te bu sayının toplam 7 milyona çıkması bekleniyor.

    WTM raporu’na göre turizm açısından en popüler Avrupa ülkesi İspanya, ikinci ülke ise Fransa oldu.

    Ancak rapor, Türkiye’nin cazibesinin 2024 yılında da devam edeceğini ve Avrupa’da en çok ziyaret edilen ikinci ülke olarak Fransa’yı geçeceğini öngörüyor.

    WTM İspanya, Fransa ve Türkiye’de turizm açısından büyümenin devam edeceğini ve sırasıyla yüzde 74, 80 ve 72 oranında artacağı tahmininde bulunuyor.

    Kaynak: Haber7.com

  • Türkiye’deki konutları dayanıklı hale getirmeni bedeli 500 milyar dolar

    Türkiye’deki konutları dayanıklı hale getirmeni bedeli 500 milyar dolar

    9’uncu Sürdürülebilir Finans Forumu’nda 6 Şubat depreminin maliyetleri ve finans sektörünün dış kaynak temininde sürdürülebilir kalkınma odağı konuları ele alındı. Forumda konuşan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, mevcut evlerin güçlendirilmesi konusunda toplamda 500 milyar dolar harcanması gerektiğini belirtti.

    9’uncu Sürdürülebilir Finans Forumu Borsa İstanbul’da başladı. Forumun teması Finans sektörünün dış kaynak temininde sürdürülebilir kalkınma odağı ve 6 Şubat depremleri” oldu. Depreme dirençli ve yeşil kentleri oluşturmak ile afet bölgesinin kalkınması için sürdürülebilir kaynaklara erişim konuları işlendi. Forum, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ve SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Depremin Türkiye’ye oluşturduğu maliyetlere değinen konuşmacılar, depremin ekonomiye yükünün 2023 yılının ilk yarısında milli gelirin yüzde 9’una denk geldiğini belirttiler. Ayrıca Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremin bu yılın ilk yarısında yaşanan ekonomik kaybın 2011 yılından beri yaşanan kayıpların arasında en yükseği olduğu belirtildi.

    “MEVCUT EVLERİ DAYANIKLI HALE GETİRMEK İÇİN YARIM TRİLYON DOLAR HARCAMAK GEREKİYOR”

    Türkiye’de bulunan mevcut evlerin dayanıklaştırılması konusunu ele alan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, “Türkiye’de bulunan mevcut konutları dirençli hale getirmek istesek maliyeti toplam 465 milyar dolar olur. Yaklaşık yarım trilyon dolar yani gayri safi milli hasılanın yüzde 50’sinden fazlasını bahsediyoruz. Tabi ki bunu finanse etmek gerçekten zor. Doğal afetler dışında iklim değişikliğini maliyeti azaltma konusunda baktığımızda Türkiye’de 600 milyar doların üzerinde bir maliyet oluşuyor. 100 milyar dolar bir deprem 500 milyar dolar mevcut evlerin dayanıklı hale getirilmesi ve iklim değişikliğini azaltma konusunda da 500 milyar dolar yani toplamda maliyet 1 trilyon doların üzerine çıkmış oluyor. Bu durumda maliyetimiz gayri safi milli hasılanın tamamı demek oluyor.

    “TÜRKİYE VE SURİYE’DE YAŞANAN DEPREMLER 2023 YILININ İLK YARISINDA TOPLAMDA 91 MİLYAR DOLARLIK EKONOMİK KAYIP OLUŞTURDU”

    Doğal afetler sonrası ekonomik götürülerden bahseden İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, “Doğal afetler sonrası ekonomik götürüleri gözle görülür derecede artıyor. Dünyada 2023 yılının ilk yarısında doğal afetlerden kaynaklı ekonomik kayıplar 194 milyar doları buldu. Ne yazık ki bunun 91 milyar doları da şubat ayında Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremler oluşturdu. Bu yılın ilk yarısındaki ekonomik kayıplar tüm zamanların en yüksek 5’inci 2011 den beri ise en yüksek kayıp olarak tarihe geçti. Söz konusu maliyet şimdiden küresel çapta yıllık toplam ortalama maliyetin yüzde 60’ına denk geliyor” dedi.

    “DEPREMİN YÜKÜ 2023 MİLLİ GELİRİN YÜZDE 9’UNA DENK”

    Dildar Edin, “2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin Türkiye ekonomisi üzerinde toplam yükünün en önemli bileşeni konut hasarı oluşturuyor. Bunun oranı yüzde 54.9 yani 57 milyar dolara denk geliyor. İkinci ağırlıktaki hasar kaybı ise kamu alt yapı ve hizmet binalarındaki yıkım buda yaklaşık 13 milyar dolar. Konut haricinde özel kesim hasarı ise yaklaşık 12 milyar dolar. Hepsini topladığımızda yaklaşık 2023 milli gelirinin yüzde 9’una denk geliyor. Dünya bankası, Türkiye deprem sonrası iyileşme ve yeniden imar projesi kapsamında 1 milyar dolarlık finansman desteği verdi. Dünya bankasının mevcut programına ilaveten yeni operasyonlar ile birlikte 35 milyar dolara finansman paketini deprem bölgesinde rehabilitasyon yeşil dönüşüm başta olmak üzere reel sektörün yeni yatırımlarına kullanılması bekleniyor” şeklinde konuştu.

    Kaynak: Haber7.com

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail köşeye sıkıştı Netanyahu pılını pırtısını toplayıp gidecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail köşeye sıkıştı Netanyahu pılını pırtısını toplayıp gidecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    SORU: İsrail, Gazze’yi işgal planını ‘Gazze’nin sonraki dönemde kontrolü güvenlik açısından bizde olacak’ sözleriyle açık etti. Bunun akabinde ABD’den çeşitli mekanizmalarla bir geçiş dönemi ve sonrasında yeniden canlandırılmış bir Filistin yönetimine Gazze’nin devri konuşuluyor. Almanya’dan “BM kontrolüyle bir Gazze” gibi açıklamalar geliyor. Tüm bu süreçte Türkiye’nin yaklaşımı, tutumu nedir?

    MAŞERİ VİCDAN HAREKETE GEÇTİ

    Her şeyden önce herkes bir defa şunu bilmeli, Gazze bir Filistin toprağıdır. Her ne kadar Filistinlilerin kadim yurtları kademe kademe İsrail tarafından 1947’den itibaren işgal edilmişse de Gazze, Filistin toprağı olarak inşallah kalacaktır. İsrail’in aşama aşama Filistin topraklarını işgali adeta bir kapkaç olayıydı. Ama artık devran böyle dönmüyor. Şu anda tüm dünyanın İsrail’e karşı nasıl bir tavır takınmaya başladığını görüyorsunuz. Gazze’de gerçekleşen işgal, bazı ülkelerin yönetimlerini sessizliğe gömse de toplumların vicdanlarını Allah’a hamdolsun harekete geçirdi. Sokaklarda Filistin’e destek olanların sayısı artıyor. İşte Almanya’ya bakın. Geçen oradaydım, aynı gün Berlin’de yürüyüşler oldu. İngiltere aynen bu şekilde. Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ın önünde neler olduğunu görüyorsunuz.

    NETANYAHU’YA ARTIK HERKES GİT DİYOR

    Fransa’da, Latin Amerika ülkelerinde neler olduğunu görüyorsunuz. Artık maşeri vicdan harekete geçti ve bununla birlikte İsrail’in sokakları bile hareketlendi. Herkes Netanyahu’ya “artık git” der hale geldi. Bazı yabancı ülke yetkilileri bize “bundan kurtulmalıyız” diyor. Bu sürecin ileri düzeyde devam edeceğine ihtimal vermiyorum. İnşallah çok kısa bir zamanda Netanyahu pılını pırtısını toparlayıp, buradan çekilecek. Zaten Netanyahu’nun mahkemelik bir durumu da var biliyorsunuz. Belki de oradan kurtulmak için böyle bir adımı atmış da olabilir. Fakat hangi yönde adım atarsa atsın, kurtulamayacak. Şu anda biliyorsunuz Filistin’de tutulan İsrailliler dahi “Bizi buraya sen mahkum ettin, bir an önce bu işten elini eteğini çek. Biz de kurtulalım” deme noktasına geldiler.

    SORU: Sizin de saydığınız gibi ABD, Avrupa ülkeleri, dünyanın bir ucundan diğerine kadar yüz binlerce insan hem İsrail’i hem kendi ülkelerinin pozisyonlarını protesto ediyorlar. Siz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak da bu davaya önderlik eden bir isimsiniz. Bütün bu sokaklardaki milletlere, içlerinde çoğunlukta olmasa bile Yahudi asıllı olanlar da bulunuyor, ne söylemek istersiniz?

    Yani benim bakışım şu, herhangi bir etnik unsur ayırt etmeden Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Musevi’siyle, hiçbir ayrıma gitmeden, olaya insan unsuru itibariyle bakmamızın gereğine inanıyorum. Şu anda insanlık feryat ediyor.

    Onlar tarihin doğru tarafında duranlardır. Günlerdir konuşuyoruz, Holokost cenderesinde batı toplumu doğru bir sınav veremedi, tarihin yanlış tarafında durdu. Bosna’da, Kosova’da yine aynı şekilde yaşanan katliamlar görmezden gelindi, sessiz kalındı. Irak’ta, Suriye’de yine utanç verici sessizlik hakimdi.

    SOKAKLARIN ÇAĞRISI İSRAİL’İ KÖŞEYE SIKIŞTIRIYOR

    Bu kez öyle olmadı. Ülkelerin yönetimleri yine bildiğiniz gibiydi ancak, halklar artık “yeter bunca zulüm” diyor. Gazze’de öldürülen bebekleri görüyor, isyan ediyorlar. Sokaklardan yükselen ses bir vicdani haykırıştır. Sokakların çağrısı İsrail’i her geçen gün köşeye sıkıştırmaktadır. O sese kulak tıkayan siyasetçiler çok yakında bunun karşılığını halklarının demokratik tepkisiyle alacaklardır. Halklarının gözünde İsrail yanlısı tutumlarıyla soykırım destekçisi durumuna düşen liderlerin bir an önce bu yanlıştan dönmesi gerekir. Vakit çok geç olmadan İsrail’in arkasında saf tutan devletlerin yönetimleri, uluslararası hukuka, insan haklarına, vicdani ve ahlaki değerlere uygun bir zemine gelmeli ve bu suçlara ortak olmamalıdır.

    Dolayısıyla biz hep birlikte mazlumların yanında yer almak suretiyle, zalimlerin attığı adımlardan onları kurtarmamız lazım. Ben Hamas’ın elinde bulunan sivillere yönelik herhangi bir olumsuz davranışının olduğuna veya olacağına inanmıyorum. İsrail’in elinde ciddi sayıda Filistinli var. Hamas şu anda onları kurtarmanın gayreti içerisinde. Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler.

    SORU: Riyad Zirvesi’nden sonra Refah Sınır Kapısı sorunu, sonuç bildirgesindeki ifadelere göre biraz daha fazla gündem oldu. Refah’tan daha fazla yaralının ve yardımın daha kolay geçebilmesi için Mısır’ın tutumu hayati önemde. Bu çerçevede sizin yakın zamanda bir Mısır ziyaretiniz, Refah Sınır Kapısı’nın durumuna ilişkin bir girişiminiz olacak mı? Ablukayı kırmak için neler yapılacak?

    Refah Sınır Kapısı’nda Mısır yönetimi olumlu adımlar atıyor. İlk etapta Gazze’deki kanser hastalarından 40’ı ülkemize geldi. İkinci etapta bu sayı ciddi manada arttı ve 88 hasta, 67 refakatçiye ulaştık. Bunların tedavilerini biz şehir hastanelerimizde yapıyoruz, buna devam edeceğiz. Gazzeli hastaların oradan çıkartılarak ülkemize getirilmesinin artarak devamını istiyoruz. En kısa zamanda bir Mısır seyahati düzenleyebilirim. Mısır’da ağırlıklı gündemimiz bu konular olacak. “Ne gibi adımlar atabiliriz, hastaların tahliyesinin önünü nasıl açarız?” bunları konuşacağız. Bir an önce istiyoruz ki bu hastaların tamamını getirebilelim. Hatta benim arzum, cerrahi müdahale gerekenleri de bir an önce alalım. Hele hele çocukları bir an önce alalım, tıbbi müdahaleleri yapalım. Bu konuda arkadaşlarımızla mutabıkız ve süreci de inşallah bu şekilde işleteceğiz.

    ABLUKAYI KIRMAK İÇİN TAKIM OYUNU LAZIM

    Ablukayı kırmak, sadece bir ya da iki ülkenin değil, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği ülkelerinin tamamının atacağı adımlar, oluşturacağı stratejilerle mümkün olacaktır. Siyasette sıkça kullanılan takım oyunu yaklaşımının eksiksiz sergilenmesi gerekiyor. Ablukayı kırmak sadece bir miktar yardımın Gazze’ye sokulması ile gerçekleşmez. Ekonomik, siyasi, diplomatik, sosyolojik, kültürel birçok unsuru kullanarak hem ateşkesi sağlamalı, hem de Gazze’ye yeterince yardımı ulaştırıp, İsrail tarafından yerle bir edilen kenti yeniden ayağa kaldırmalıyız.

    İSRAİL YAPTIKLARININ HESABINI VERMELİ

    Abluka sadece İsrail’in Gazze çevresine yığdığı askerler ve silahlardan ibaret değil. İsrail’i uluslararası hukuka uymaya ve yaptıklarının hesabını vermeye zorlamalıyız. Mesela Birleşmiş Milletler zeminindeki ablukayı da kırmalıyız. Filistin’de yaşananları, oradaki İsrail zulmünü hakkıyla anlatıp, Filistinli mazlumların on yıllardır yaşadıklarını, onların seslerini duymayanlara duyurup, halkların bakış açılarını değiştirip, zihinlerdeki ablukayı kırmalıyız. “Müslüman öldüğünde sorun yok, Hıristiyan ya da Yahudi ölürse ancak problem vardır” şeklindeki faşizan yaklaşımı darmadağın edip, “ölen insansa orada sorun vardır” kavrayışını hakim kılmalı ve bu sayede idraklerdeki ablukayı kırmalıyız. Filistin’in tarihsel sınırlarını, oradaki halkın kendi kaderini tayin hakkını, mülkiyet hakkını, yaşama hakkını, özgürlüklerini elinden alan Siyonistlerin ve destekçilerinin, dünyanın dilini ve gözünü bağlayan tüm ablukalarını yok etmeliyiz. Ancak böyle kalıcı barışı sağlamak mümkün.

    SORU: Hem Batılı ülkelerin hem de bazı Müslüman ülkelerin bu katliamlara sessiz kaldığını görüyoruz. Sizi bu konuda hayal kırıklığına uğratan ülke var mı?

    Batılı ülkelerde bir ülke hariç, maalesef bu işi sahiplenen yok. Hemen hemen Avrupa ülkelerinin hepsi de bu konuda sessiz. Katliamı durdurmak üzere müdahaleleri söz konusu değil. Burada yalnız İspanya’nın yaklaşım tarzı olumlu istikamette gelişiyor. İspanya’da malum hükümet kuruldu. İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez ile haftaya bir görüşmem de olacak, onun durumu farklı. Bu ülkelere dirsek çevirmemek lazım. Görüşeceğiz, “bunları Filistin’in yanına nasıl çekeriz?” konusuna da bir taraftan bakacağız.

    TEPKİSİZ KALMAK UTANÇ VESİLESİ

    En son Almanya’daydık. Neler olduğunu görüyoruz. İslam dünyasının da bu işgale sessiz kalmaması gerekir. Gazze’nin düşmesi demek, İslam dünyasının birlik ve beraberliğinin de derin yara alması anlamına gelir. İsrail’in pervasızca Gazze’yi işgal etmesi, uluslararası hukuk, insan hakları, etik değerleri tanımadan etrafa saldırması karşısında sessiz, tepkisiz kalmak bir utanç vesilesidir.

    GAZZE İÇİN YUMRUK MASAYA VURULMALI

    İslam dünyası Riyad’da sergilediği kararlılığın arkasında durmak ve alınan kararları uygulamak için birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmeli ve tek yumruk olmalıdır. O yumruk masaya olanca gücüyle vurulduğunda, İsrail’in işgale devam etmesi de zulümlerini sürdürmesi de mümkün olmayacaktır.

    Buradaki en önemli nokta tek yumruk olmak, olabilmektir. İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin şehirlerinde uyguladığı devlet ve işgalci terörü bir insanlık suçudur, soykırımdır. Buna sessiz ve tepkisiz kalınamaz. İslam dünyasında diriliş tohumu toprağa en son Riyad’da düşmüştür. O tohum yeterince sulanmazsa boy veremez, büyüyemez. O can suyunu hep birlikte verecek ve Filistin’deki şehitlerimize ve ecdada karşı sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getireceğiz.

    Bunu sağlamak için durmak dinlenmek bilmeden çalışıyoruz. Netice alacağımıza olan umudumuz diridir. Umarım bu yaşadığımız sancılar, yıllardır bölgemizde arzu edilen barışın ve onu sağlayacak Filistin devletinin doğum sancılarıdır.

    SORU: 7 Ekim’den bu yana ve öncesinde İsrail’in katliamları ve terör devleti kimliğiyle yürüttüğü bütün bu acımasız tabloyu eleştiren ve ilkesel duruş sergileyen bir liderliğiniz var. Ama öte yandan küresel sermayeye de baktığımızda bir Musevi etkisi, bir Yahudi lobisi etkisi var. Acaba Türkiye’ye dönük fon akışında bu ilkeli duruşu cezalandırmak üzere herhangi bir hareket hamle görüyor musunuz? Ya da bu noktada ülkenin ilkesel duruşu, antisemitizme karşı olan duruşuyla birlikte uluslararası sermayeye çağrınız ne olur?

    Türkiye’yle ilgili olarak bir şeyi iyi tespit etmemiz lazım. Yahudiler ayrıdır, Siyonistler ayrıdır ve şu anda zaten İsrail’deki olay Siyonizmin en önemli adımlarından bir tanesidir. Batının İsrail’e karşı olan tavrında da Siyonizme karşı bir dik duramayış vardır. Maalesef Türkiye’de de buna mağlup olan, mağlup olmanın yanında onların eşiğinde giden yapılar mevcut. Bunların içinde siyasi yapılar da bulunuyor.

    ANA MUHALEFET NETANYAHU AĞZIYLA KONUŞUYOR

    Mesela ana muhalefetin başındaki isim Netanyahu’nun ağzıyla konuşuyor. Benim ülkemde ana muhalefetin başındaki insan Netenyahu’nun ağzıyla konuşursa, Türkiye’de bizim topraklarımızın suyundan hiçbir şey alamamış demektir. Bunlara gereken dersi vakti saati geldiğinde ben inanıyorum ki benim milletim verecektir. Yine bakıyorsunuz ana muhalefetin başını çektiği ittifakın içerisinde yer alanlardan, Siyonist yapıyla beraber hareket edenler bulunuyor. Bunları tek tek saymama da gerek yok. Fakat benim milletimin iradesi bunların hepsinin iradesini ters yüz edecektir.

    DÜNYA TÜRKİYE’NİN KIYMETİNİN FARKINDA

    Yaklaşık 4,5 ay sonra gereken cevabı milletimden alacaklarına ben inanıyorum. İsrail’in katliamlarını desteklemeyen, bunların karşısında duran Yahudilerin sayısı da az değil. Bunlar arasında sözünü ettiğiniz uluslararası sermaye tanımına dahil olanlar da bulunuyor. Onlar açısından Türkiye’ye yatırım sorun olmaz diye düşünüyorum. Türkiye’nin çocukların öldürülmesine karşı çıkmasından, barışı ve insan haklarını savunmasından rahatsız olan sermaye sahipleri ise ancak İsrail’in katliamına kayıtsız şartsız destek verirseniz sizden memnun kalırlar. Bizim böyle bir tutum sergilememiz asla düşünülemez. Bu nedenle biz bir endişe duymuyoruz. Dünya Türkiye’nin kıymetinin farkında, küresel yatırımcılar da farkında. Birkaç marjinalin dışında küresel yatırımcıların İsrail’in etkisiyle Türkiye gibi bir ülkeden yüz çevireceklerini düşünmüyorum. Küresel sermayeyi ülkemize çekmek için, kazan kazan ilkesiyle hareket etmeye de, Türkiye’ye yakışır şekilde insani duruş sergilemeye de devam edeceğiz.

    Kaynak: Haber7.com

  • Başkan Erdoğan’dan genç sporculara çağrı!

    Başkan Erdoğan’dan genç sporculara çağrı!

    Cezayir dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, genç sporculara da çağrıda yaptı.

    Başkan Erdoğan uçakta kendisine sorulan, “Siz Kabine toplantısı sonrasında yaptığınız açıklamada A Milli Futbol takımımızın Almanya’yı yenmesi dolayısıyla tebrik ettiniz. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na katılmayı hak etti. Muhalefet diyor ki, “Türk gençleri Türkiye’yi terk ediyor ve bu ülkeden umudunu kesti” Oysa Milli takıma baktığımızda Avrupa’da oynayan ve iki vatandaşlığı olan sporcularımızın Türkiye Milli Takımı’nı tercih ettiğini görüyoruz. Bu çerçevede tüm sahalardaki gençlerimize mesajınız ne olur?” sorusuna yanıt verdi.

    “Gençlerimiz bu vatana faydalı olmanın yolunu bulsun”

    “Bizim Avrupa’da oynayan gençlerimizin neredeyse yarısı Milli takımımıza aday ve Milli takımımızda da yer aldılar. Aynı zamanda Türkiye’deki takımlarda artık ciddi manada bir dönüşüm var.” diyen Erdoğan, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

    Yabancı futbolculardan çok bizim Avrupa’daki çocuklarımız takımlarımızda oynasalar herhalde o daha iyi olur.  Başarı bildiğiniz gibi devamlı olmalıdır, aynı performansı milli takımımızdan Euro 2024 Avrupa Şampiyonası’nda da görmeyi isteriz. Spora ve sporculara verdiğimiz destek ortada. Bu destekleri artırarak sürdüreceğiz. Sadece sporda değil, bilimde ve teknolojide de çok yetenekli gençlerimiz var ve hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli yerlerinde göğsümüzü kabartan işlere imza atıyorlar. Gençlerimize çağrım şudur; Ne iş yaparlarsa yapsınlar, bu millete, bu vatana hizmet etmenin ve faydalı olmanın bir yolunu bulsunlar. Bunların hepsi bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuza dahildir.  Bu hedeflere ulaşmak için yaptığımız işlerde en iyiyi yakalamanın çabası içinde olmalıyız.”

    Kaynak: Haber7.com

  • Galler’in hocası Rob Page’den Türkiye’ye övgü!

    Galler’in hocası Rob Page’den Türkiye’ye övgü!

     UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) Elemeleri D Grubu sekizinci ve son maçında sahasında Türkiye ile 1-1 berabere kalan ve grubu 3. sırada tamamlayan Galler Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü Rob Page, Türkiye’nin grubu lider bitirmeyi hak ettiğini söyledi.

    Cardiff City Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Page, “İlk yarı ve ikinci yarı oyunumuz arasında fark vardı. Çünkü rakibimiz farklı bir oyuna geçti. Türkiye oyuncu değişikliklerinde bulunarak strateji değiştirdi, biz de buna uyum sağlamakta zorlandık. İkinci yarıda daha farklı bir düzene geçmek zorunda kaldık. Rakibimize daha fazla baskı uygulamamız gerekti ve bu, daha fazla enerji harcamamıza neden oldu. Bek oyuncularını ön alana çıkarmaya çalıştık ve oyuncular istediğim performansı gösterdiler ancak ikinci yarı bizim için daha zorluydu. İlk yarı istediğimiz baskıyı yaptık, ikinci yarı ise yapamadık.” ifadelerini kullandı.

    “Kesinlikle hak ettiler”

    “Türkiye’yi grup liderliği için tebrik ederim.” diyen Page, “Türkiye, grubu lider bitirmeyi kesinlikle hak etti. Şu ana kadar çok istikrarlı bir oyun sergilediler ve bu sonucu elde ettiler. Liderliği hak ettikleri yönünde hiç şüphem yok.” şeklinde konuştu.

    Rob Page, “Forvetiniz Moore’u neden ilk 11’de düşünmediniz?” sorusuna, “Kulübünde çok fazla süre alamadığı için onu kullanmak istemedim. Maç temposu yoktu ve risk almak istemedim.” yanıtını verdi.

    Galler Milli Takımı Teknik Direktörü, ilk yarıda penaltı bekledikleri pozisyonun ise yüzde yüz penaltı olduğunu iddia etti.

    Kaynak: Haber7.com

  • Türkiye devasa bir platform satın aldı: Gaz üretimi 20 milyon metreküpe çıkaracak!

    Türkiye devasa bir platform satın aldı: Gaz üretimi 20 milyon metreküpe çıkaracak!

    Pazartesi günü yayınlanan bir habere göre, devlet enerji şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında keşfedilen büyük doğal gaz rezervini işlemesini sağlayacak geniş bir yüzer platform satın aldı.

    Enerji ihtiyacı için büyük ölçüde ithalata bağımlı olan Türkiye, Ağustos 2020’den bu yana kademeli olarak keşfedilen Karadeniz’deki 710 milyar metreküplük (bcm) doğal gaz sahasını geliştirmektedir.

    Nisan ayında, Zonguldak ilinin kuzeybatısındaki Sakarya gaz sahasından gelen gazı, karadaki işleme tesisine bağlı bir boru hattı aracılığıyla ulusal şebekeye pompalamaya başladı.

    360 METRE GENİŞLİĞİNDE 4 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE

    Sabah gazetesinin haberine göre TPAO, denizin ortasında gaz işleme kapasitesini arttırmak için gemiye benzeyen ve 360 metre (1.180 feet) genişliğinde, yaklaşık dört futbol sahası büyüklüğünde bir platform satın aldı.

    Brezilya’dan satın alınan ve şu anda Singapur’da modernizasyon süreci devam eden platformun Haziran 2025’e kadar Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor.

    Türkiye günlük gaz üretimini yaklaşık 4 milyon metreküpe (mcm) yükseltmiştir. Başlangıçta günde 10 milyon metreküp doğal gaz üretmeyi hedefleyen sahanın üretim hedefinin birinci aşaması yolunda ilerliyor.

    GAZ ÜRETİMİ 20 MİLYON METREKÜPE ÇIKARACAK!

    Yüzer platformun kullanılması üretimin 20 milyon metreküpe çıkarılmasına yardımcı olacaktır. Önümüzdeki yıllarda diğer kuyuların da faaliyete geçmesiyle üretim günlük 40 milyon metreküpe yükselecektir.

    KARADENİZ’DE KEŞFEDİLEN GAZI HEM İŞLEYECEK HEMDE KIYIYA TAŞIYACAK

    Platform, Karadeniz’in derinliklerinden gelen ham gazı işleyecek, denizin ortasında işleme operasyonlarını yürütecek ve işlenen gazı boru hattı sistemleri aracılığıyla kıyıya taşıyacaktır.

    Tipik bir geminin aksine, platformun kendi motoru olmayacak ve başka gemiler tarafından çekilecektir. Sadece denizdeki ham gazı işlemekle kalmayacak, aynı zamanda gemide çalışan teknik personel için gerekli tüm yaşam alanlarını da sağlayacaktır.

    Sabah’ın haberine göre, platformun faaliyete geçmesiyle birlikte Norveç’ten yabancı uzman ekipler getirilecek. Bu ekipler platformun operasyonlarına katkıda bulunacak ve aynı zamanda Türk ekiplere eğitim verecek.

    TÜRKİYE BU KADAR BÜYÜK BİR PLATFORMA SAHİP OLAN 6. ÜLKE OLACAK

    Yapılan hesaplamalar, kullanılmış bir platformun satın alınması ve revize edilmesinin maliyetinin, sıfırdan yeni bir platform inşa etmekten yaklaşık %60 daha avantajlı olduğunu ve bu sürecin en az beş yıl sürdüğünü gösteriyor.

    Sabah’ın haberinde bu durumun ikinci el platform tercihinde önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.

    Türkiye, ABD, Rusya, Brezilya, Norveç ve Malezya’dan sonra böyle bir platforma sahip olan altıncı ülke olacak. Gemi halihazırda Türk bayrağı ile süslenmiş durumda.

    KAYNAK: DAİLYSABAH | SABAH

    Kaynak: Haber7.com

  • EBRD: Türkiye’de yatırım tutarı 2,4 milyar doları aşabilir

    EBRD: Türkiye’de yatırım tutarı 2,4 milyar doları aşabilir

    Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso, Türkiye’de yatırım tutarında bu yıl 2,4 milyar doların aşılabileceğini açıkladı. 

    “EBRD’NİN OPERASYON YAPTIĞI EN BÜYÜK ÜLKE”

    EBRD Başkanı Renaud-Basso, Türkiye yatırımları hakkında değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye, EBRD’nin operasyon yaptığı en büyük ülke. 2009’da biz ilk yatırımımızı yaptık. Blokun dışında yatırım yaptığımız ilk ülke Türkiye. Biz biraz daha özel sektöre odaklanıyoruz dolayısıyla bizim yatırımlarımızın yüzde 90’ı özel sektöre ve sanıyorum ki operasyonlarımız başladığından bu yana 19 milyar dolar civarında bir yatırım yaptık. Bugün de bizim yatırımlarımızın daha da arttığı bir yıl olacak. 2,4 milyar dolar yatırım yaptık. Özel sektöre çok yatırım yapıyoruz, Türk şirketleri ile üretim yapan şirketlerle bir araya geliyoruz. Aynı zamanda finans kurumları ile çalışıyoruz ve bir şekilde KOBİ’leri destekleyici kanallarla ilerlemeye çalışıyoruz” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE YATIRIM TUTARI 2,4 MİLYAR DOLARI AŞABİLİR”

    Renaud-Basso, Yatırımların toplam hacimleri hakkında ise 2,4 milyar dolar ve üzeri bir seviye çıkacaklarını belirtti. EBRD Başkanı, yıl sonunda yatırımların 2,5 milyar dolar seviyesinde olmasını beklediklerini söyledi. 

    Renaud-Basso, “Biz üretim istiyoruz, özellikle de deprem konusunda. Büyük altyapı projeleri de var. Yeşil Şehir programımıza Türkiye’de 5 farklı şehir katılıyor. Örneğin İstanbul’da ya da Ankara’da bir şehir programımız var ve burada 5 farklı şehir dahil olacak. İstanbul, İzmir, Ankara, Gaziantep gibi şehir belediyeleri ile çalışıyoruz. Onların yatırım süreçlerini ve burada bütün bu şehirleri nasıl daha kaliteli hale getirebileceğimizi değerlendiriyoruz” diye konuştu.

    “EKONOMİ POLİTİKALARI İLE İLGİLİ DEĞİŞİMİ İYİ KARŞILIYORUZ”

    EBRD Başkanı Renaud-Basso, Türkiye’de uygulanan ekonomi politikalarını da değerlendirdi. “Yüksek enflasyonla mücadele kapsamında atılması gerekenler buydu ve iyi düşünülmüş şekilde adımlar atılıyor. Biz burada makro ekonomik yaklaşımı çokça destekliyoruz. Politikadaki değişimler ekonomiyi istikrara kavuşturmak için önemli. Biz doğru yönde adım atıldığını düşünüyoruz” dedi.

    EBRD Başkanı, deprem ile ilgili yapılan ve yapılacak destekler hakkında da bilgi verdi. 2023-2024 yıllarını kapsayacak 1,5 milyar dolarlık bir paket hazırladıklarını hatırlattı. şimdiye kadar bölgede 700 milyon dolarlık yatırım için imzaların atıldığını belirten Renaud-Basso, “Bankalarla ilgili bazı şirketlere ve bireylere daha fazla kredi verilmesi konusunda projeler var. Aynı zamanda da belediyelerle yaptığımız projeler var” dedi.

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com