Kategori: Gündem

  • ‘Sürdürülebilirlik’ ödülünün sahibi Aydınlı Grup

    ‘Sürdürülebilirlik’ ödülünün sahibi Aydınlı Grup

    Bu yıl ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla 6. Kez düzenlenen törende, 10 farklı sektörden 10 şirkete ödülleri takdim edildi. Ülkemizi ulusal ve uluslararası alanda başarıyla temsil eden Aydınlı Grup, gerçekleştirdiği sürdürülebilirlik faaliyetleriyle ödül kazanmaya hak kazandı.

    Sürdürülebilirlik alanında ödül almaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Şeref Safa,

    “Şahsım, kurumum ve 7500’ü aşan çalışma arkadaşım adına teşekkür ediyorum. Aydınlı Grup olarak, bünyemizde yer alan Pierre Cardin, Cacharel ve U.S. Polo Assn. markalarımızla hazır giyim sektöründe Türkiye’de lider marka konumundayız. İlke edindiğimiz kaliteli hizmet anlayışıyla, evrensel değerlere özen göstererek faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Üretim bantlarımızda çevre bilincine duyarlı şekilde, müşteri odaklı çalışma anlayışıyla hizmet veriyoruz. Önümüzdeki süreçte sürdürebilirlik alanında daha kapsamlı çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Türkiye yüzyılında bizi ödüle layık gören tüm katılımcılara teşekkürlerimi iletmek isterim”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İnsanlığa savaş açılmış

    İnsanlığa savaş açılmış

    Küresel çapta sürdürülen cinsiyetsiz-leştirme ve aileyi ortadan kaldırma projesine, psikiyatrist-yazar Mustafa Merter, yeni kitabıyla bilimsel olarak cevap veriyor. Yazar, Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Hekaton’la Son Tango” isimli kitabıyla dünyada ve ülkemizde yapılan araştırmalarla ‘eşcinsellik ve cinsiyet değişimi eğilimi’ üzerine bilimsel verilerle bir bakış açısı ve çözüm önerileri sunuyor.

    CELAL VE CEMAL ORTADAN KALKAR

    LGBT endüstrisi üzerine Türkiye’de kaleme alınan ilk araştırma niteliğindeki “Hekaton’la Son Tango” çalışmasının tanıtım toplantısında konuşan Merter, kitabının içeriğine değindi. Dünyada eşcinselliğin küresel çapta teşvik edilmesinin uzun soluklu bir plan olduğuna dikkati çeken Merter, “Yazar Juliet Butler diyor ki bizim derdimiz LGBT değil, biz insanlığı yeniden yapılandırmak istiyoruz. O yüzden karşı karşıya olduğumuz savaşı iyi görmemiz lazım.” ifadesini kullandı. Merter, cinsiyetin ortadan kaldırılmasının insanlık adına bir felaket teşkil ettiğinin altını çizdi ve “Cinsiyet ve erkek kadın farkı ortadan kalkarsa, tasavvuf felsefesinde var olan celal ve cemal ortadan kalkar, kısacası tevhit bozulmuş ve insanlık bitmiş olacak. Dolayısıyla bu insanlığa karşı bir savaş.” dedi.

    FİLM VE DİZİLER ONAYDAN GEÇMELİ

    Etkinliğin ardından Yeni Şafak’a konuşan Merter, ülkemizde de artan aileyi ve evliliği kötü gösteren yapımlara değindi. Merter, “Bu çok ciddi bir olay. Kitapta önerdiğim ‘Yüksek Stratejik Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nde, bütün ne yayınlıyorsak bize gelen ve bizden çıkan yayınların bir analizini yapmamız lazım. Film endüstrisine bir otokontrol sistemi uygulamak, cezai müeyyidelerle müdahale etmek lazım” yorumunu yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Tehlikede birlik nimette paylaşım

    Tehlikede birlik nimette paylaşım

    Müslümanların birlikte yaşam projesi, bir vahiy projesidir. Bu proje, iç ve dış hukukumuzu düzenler. Hakça/adil bir düzen kurmayı hedefler. Birlikte yaşama projesinin amentüsü ise ‘tehlikede iştirak, nimette taksimat’tır. Bu projenin ihlali ve ihmali, vahyin tevhidi projesine bir isyan hareketidir. Birey ve toplumların sosyal güvenliği ve sigortası/cennet ve cehennem buna göre belirlenir.

    Naslar, parçacı ve dar açıyla değil de bütünsel ve geniş açıyla okunduğunda; bu ilkenin ana ilke olduğu görülecektir. İslam’ın anayasal ve genel ruhuna vakıf olanlar, İslam dinini tek kelime ile ifade edecek olurlarsa; bu tevhidi projeyi temel ilke olarak bulacaklardır. Bu ilkeye iman etmeyen gerçek ve tüzel kişilerin, toplumsal birlikteliği sağlamaları, ‘Müslümanlar kardeştir’ ilkesini gerçekleştirmeleri mümkün olamayacaktır. Sözde kardeş olsalar da özde kardeş olamayacaklardır.

    GELİR ADİL PAYLAŞILMALI

    Bu vahiy projesinden anlaşılan, tehlikede tevhit olma yanında, gelirin de adil paylaşılması zorunludur. Böylece sosyal hukuk ve sosyal adalet gereği, Allah’ın nimetlerinden kardeşler olarak birlikte istifade etme yoluna gireceklerdir. Yoksa Müslümanlar arasında toplumsal birlikteliğin kurulması mümkün olamayacaktır. Birlikte yaşam projesinin olmazsa olmaz ilkesi olan bu ilkenin ihlali ve ihmali kaos ve mutsuz bir toplum yapısı oluşmasına sebep olacaktır. Aksi takdirde Müslümanlar bir bataklıktan bir bataklığa sürüklenip duracaklardır. Bu tevhit projesi, adeta Müslümanların tek vücut, bir beden olma projesidir. Bu vahiy projesi sayesinde Medine’de tevhidi bir kurtuluş güneşi doğmuştur.

    TEMEL İLKE İHMAL EDİLİYOR

    Müslümanlar, bugün sadece Kelime-i Tevhit ve Kelime-i Şehadet getirerek ahireti alırsın mantığına yönlendirilmişlerdir. Birlikte yaşamanın temel ilkesi ve şehadeti ihmal edilmiş, toplu yaşamda vahiy projesine virüs sokulmuştur. Bugün zenginlerin dünyada cenneti yaşadığını, orta sınıfın şikayet ettiğini, fakirlerin ise şükür tespihini çektiğini görüyoruz. Fakirler için cennete erken girme akidesi oluşturularak zenginlerin dünya hayatı sigortalanmıştır. Oysa birlikte yaşamanın temel ilkesi, tehlikede tek vücut olma, nimette ise adil bir paylaşım olmalıdır. Zihinsel kirlilik akidevi olarak da sigortalanmış, kapitalizmin mabedine çaput bağlanmıştır.

    Sonuçta kapitalizmin zehrini almış olanlar, piyasa İslam’ını İslam olarak algılayanlar, tehlikede iştirak, nimette taksimat ilkesini anlamakta zorlanacaklardır. Zira zenginler, dünyada huzurları kaçmasın, malları yağma ve müsadere edilmesin diye bazı rivayetleri çok sevmişlerdir. Bu zenginler, kendi rahatlarını devam ettirmek maksadıyla, tevhit ilkesini ihlal ederek, tehlikede iştirak etmek, nimetlerde paylaşmak yerine fakirler zenginlerden daha önce cennete girecek şeklindeki rivayetlere sığınarak kendilerini koruma altına almışlardır.

    MEDİNE’DE ADİL BİR DÜZEN KURULDU

    Bu kapitalist ve sınıflı toplum yapısını benimsemeyen Mekke müşrikleri, Hz. Peygambere hep karşı koydular. Menfaatleri zedelenir diye Hz. Muhammed’i Mekke’den çıkardılar. Sonuçta Hz. Peygamber (sav) Medine’de adil bir düzen kurdu. Bu düzenin temel esası tehlikede iştirak, nimette taksimat olan vahiy projesini, birlikte yaşam projesi olarak kabul etti. Bu vahiy projesi Emevîler’den bu yana ihmal edilerek sadece ahirete yönelik olan tevhit inancı benimsendi. Hz. Peygamber’den sonra izlenen sinsi sosyal siyasetlerle, bu ilkeden geri dönüldü. Bu makas değişimi, bir süre sonra İslam dünyasının perişanlığını getirdi. Üretmiş oldukları yıkım projesinde başarılı oldular. Bu projenin başarılı olması için de kendi değerlerimizi kullandılar. Naslar, adeta miyop bir gözlük yerine hipermetrop bir gözlükle okundu.

    ESAS OLAN TEVHİDİ BİR DÜNYA KURMAK

    Bugün Müslümanların bu zilleti yaşamalarına sebep olundu. Bu zilleti halen göremeyen, hasta toplumun tanısını koyamayan, tehlikede iştirak edemeyen, nimeti adil paylaştıramayan, vahiy projesine isyan eden kapitalist sistem anlayışına son verilmelidir. Adeta çakıl taşı olan dünya malını kardeşlik çimentosuyla karıştırıp tevhit suyuyla yoğurmak tevhidi bir dünya kurmak esastır. Ancak böyle bir kardeşlikten bahsedilebilir ve tevhidi ilke yerine getirilmiş olur. Yoksa dünya hayatına adeta razı olunmuş bireyler olarak kabukta kalmış oluruz. İman ise bu yozlaştırılmış inancı reddetmektedir.

    Gelin İslam dininin bu medeniyet güneşini yeniden ilkeleriyle pratiğimize hâkim kılalım. Sadece yukarıda ifade ettiğim temel ilkenin pratiğe aktarılması bile birlikte yaşamın damarlarımıza kan, soluduğumuz oksijeni kadar bize heyecan katacaktır. Kelime-i Şehadet getirilerek İslam’a girmekle birlikte, toplu yaşamın şehadeti olan “tehlikede iştirak, nimette taksimat” ilkesinin makas değişimini bile anlasak çok şeyler değişecektir.

    BU VAHİY PROJESİ UYGULANMALI

    İslam dinine sadece girmekle yaptığımız şehadetle tevhit sağlanamamıştır. İslam’ın birlikte yaşam projesinin şehadeti, İslam’a girip İslam’ın ilkelerinin devamı için zorunlu şartlardandır. Peygamberimizin uyguladığı bu vahiy projesi bırakın Türkiye’yi, dünyamıza yeniden adil bir düzen kurmak için bir meşale yakmış olabiliriz.

    İslam öncesi Arap kültürünün örf ve adetlerine gerisin geri döndüğümüz unutturulmuştur. Bu da din kavramını kültürle destekleyip geleneğe iman ettirilmesiyle sağlanmıştır. Sonuçta bugün her bir Müslüman bir kenarda gözyaşı dökmektedir. Artık bedenen, ruhen ve kalben yorulmuş bir İslam âlemi, can çekişirken; vahiy projesinin pratik uygulamasına derhal geçmemiz geleceğimiz açısından, hararetle ihtiyacımız bulunmaktadır. Geçici dünya hayatını ebedi dünya hayatına tercih eden bir toplum haline gelmiş bulunmaktayız. Kapitalizm gözlerimizi kör ettiğinden gerçeği göremez hale geldik.

    Gelin birlikte yaşamın temel ilkesi olan “tehlikede iştirak, nimette taksimat” ki Kur’an’ın bize verdiği bu tevhit ruhunu tekrar dünyamıza hâkim kılalım. Gerisi boş söz ve insanları kandırmaktan öteye bir çözüm yolu olmayacağı açıktır. Buyurun…! Er kişi niyetine…!

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Rami’de kitapla terapi

    Rami’de kitapla terapi

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Rami Kütüphanesi ve Marmara Üniversitesi’nin ortaklığında hazırlanan “İyileştiren Kütüphaneler Projesi”nin lansmanı, dün Rami Kütüphanesi’nde yapıldı. Kitaplarla iyileşmek anlamına gelen ‘bibliyoterapi’ çalışmalarını içeren proje, ilk altı aylık pilot aşamayı tamamladı. Bu süreçte okuma etkinlikleri, kitap kulüpleri ve rehberlik oturumları gibi çeşitli etkinliklerle desteklenen projede toplamda 8583 kişiye ulaşıldı.

    OKUMA GRUPLARINDA İYİLEŞECEKLER

    Dün gerçekleştirilen lansman sonrası projenin ikinci altı aylık süreci başlamış oldu. Lansmanın ardından protokol anlaşması Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt ve Kültür ve Turiz Bakanlığı Kütüphaneler ve Yaymlar Daire Başkanı Mehmet Demir imzaladı. Bu kapsamda artık Rami Kütüphanesi’nde bibliyoterapi uygulamaları rutin bir hizmet olarak sunulacak. İkinci yılında “Bibliyoterapi Eğitim Merkezi” kurulacak. Proje diğer kütüphanelerde de yaygınlaştırılacak. Rami Kütüphanesi Müdürü Ali Çelik, “Akademik camiadan arkadaşlarımızın rehberliğinde belli problemleri yaşayan insanlarımızı kütüphanemizde bu projeyle buluşturacağız. Ve onları bir okuma programı, okuma atölyeleri önereceğiz. Bu aşamada kitabın onlara iyileştirici hale geleceğini umuyoruz.” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Dersimiz ‘düşünmek’

    Dersimiz ‘düşünmek’

    Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce hazırlanan “dersin müfredatı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının onayından geçti. Dersin öğretim programı ile öğrencilerin, çok ve farklı uygulamalar yoluyla düşünme becerileri kazanmaları sağlanacak. Öğrencilerin bu derste akıl yürütmeyi ve akıl yürütme türlerini kullanarak yaşamın her alanında doğru düşünmeyi öğrenebilmesi ve uygulaya-bilmesi sağlanacak.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Siyonist aklın büyük tuzağı ve küresel sapkınlığın şifreleri: Mustafa Merter’in ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabı çok ses getirecek

    Siyonist aklın büyük tuzağı ve küresel sapkınlığın şifreleri: Mustafa Merter’in ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabı çok ses getirecek

    ‘Hekaton’la Son Tango’ adlı eseri hakkında bir basın toplantısı gerçekleştiren Dr. Mustafa Merter, bu kitabında, yeni medyanın da tetiklediği cinsel kimlik karmaşası üzerine beş ana konu başlığı altında hem dünya hem de ülkemiz adına geniş çaplı araştırmaların sonuçlarını aktarırken meseleye devlet ve toplum bazlı çözüm önerileri sundu.

    Türkiye’de alanında bir ilk

    Türkiye’de ilk kez LGBT ve diğer marjinal akımlar üzerine bilimsel, psikiyatrik ve sosyolojik olarak kapsamlı bir çalışma sunan Dr. Mustafa Merter, Hekaton’la Son Tango, kitabında yıllar içerisinde uluslararası boyutta edindiği iş ve akademik hayat tecrübelerini aktarırken vurguladığı bir diğer husus ise küresel çapta sürdürülen propagandanın, politikadan hukuk sistemine kadar yayıldığı oluyor. Eser, yeni medya düzeninin de yarattığı cinsel kimlik karmaşasından, İstanbul Sözleşmesi’ne kadar geniş bir yelpazede bilimsel veriler sunuyor. Merter, meseleye devlet ve toplum bazında net çözüm önerileri sunmasıyla alandaki çalışmalara yön verecek referans bir eser haline geldi.

    “Küresel propaganda karşıtı bir psikiyatrist”

    Aileyi kurumunun bozguna uğraması konusunda propaganda çalışmalarına yönelik detaylı araştırmalar sunarak Netflix, Disney+ ve TikTok’a kadar analiz eden Merter, tüm bu sürecin sonucunda özellikle devlet eliyle, “Yüksek Stratejik Araştırmalar Enstitüsü” ile “Nefs İlmi Enstitüsü”nün kurulmasını önererek topluma düşen görev ve sorumluluklardan da söz ediyor. Merter, gerek çalışmaları gerekse bilimsel bakışıyla küresel propaganda karşısında Hekaton’la Son Tango eseriyle söylenecek yeni sözlerin olduğunu bizlere gösteriyor.

    Akademik ön kabuller, değişmez, hatta değiştirilmesi tartışmaya dahi açılamaz gibi işlenen hükümlerle, bilimsel ve kültürel bir perspektif ışığında yüzleşen Merter, Hekaton’la Son Tango eserinde, yeni materyalizm, cinsel kimlik, nefret söylemi, akademik objektiflik ve insan hakları gibi içi giderek boşaltılan terim ve söylemlere dair, bu zamana kadar yapılmış en kapsamlı bilimsel araştırmalardan birini sunuyor. Merter, bu çalışmayla küresel propaganda karşısında bir psikiyatrist olarak duruyor.

    “Mustafa Merter kimdir?”

    1947 yılında İstanbul’da doğan Mustafa Merter, ilkokulu Cihangir’de, ortaokulu ise Avusturya Lisesi’nde okudu. Ailesi tarafından eğitimine devam etmesi için İsviçre’ye gönderilen Merter, burada, St. Moritz’de Montalya Lisesi’nden Lozan Lemania Lisesi’ne geçerek 1969 yılında İsviçre Federal Lise Diploması alarak mezun oldu. Bir süre Almanya’da dahiliye asistanlığı da yapan Merter, branş değişikliği yaparak İsviçre’de psikiyatri eğitimine başladı. Uzmanlığını Zürih Üniversitesi Hastanesi’ne bağlı Burghölzli Psikiyatri Hastanesi’nde tamamladı. İlerleyen süreçteyse “Flufenazin Dekanoat” nöroleptik çalışmasıyla doktora eğitimini tamamladı. 1977 yılında Teresa Spescha ile evlenen Merter’in bu evlilikten iki çocuğu dünyaya geldi. 1987 yılında Türkiye’ye yerleşen Merter, Turgutreis’te serbest psikiyatr olarak mesleğini icra etmiştir. Merter’in yayımlanmış 3 kitabı ve çeşitli akademik makaleleri bulunmaktadır.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Asrın felaketinde dokuz kişinin ölümüne sebep olmuştu: Mahkeme tutukluluğuna karar verdi

    Asrın felaketinde dokuz kişinin ölümüne sebep olmuştu: Mahkeme tutukluluğuna karar verdi

    Adıyaman’da gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde 9 kişinin vefat ettiği iki apartmanın yıkılmasına ilişkin 1 şüpheli tutuklandı.

    Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, 11 kenti etkileyen depremlerde yıkılan binalara ilişkin soruşturmalar devam ediyor .

    Bu çerçevede Adıyaman’da yıkılan ve 8 kişinin hayatını kaybettiği Burak Yapı’nın şirket yetkilisi ile 1 kişinin öldüğü İsra Sitesi’nin yapı denetim şirketi yetkilisi olan S.S.A. İstanbul’da gözaltına alındındı adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Rıfat’ın hikayesini bu kez Cox anlattı

    Rıfat’ın hikayesini bu kez Cox anlattı

    Emmy ve Altın Küre ödüllü İskoç aktör Brian Cox, İsrail saldırısında hayatını kaybeden 44 yaşındaki Filistinli akademisyen ve şair Rıfat El Arir’in ölmeden önce yazdığı ‘Ölmem Gerekirse’ başlıklı şiirini okudu. El Arir, şirinde “Eğer ölmem gerekiyorsa/Yaşamalısın/Hikayemi anlatmak için…” diyordu. Cox’un şiir okuduğu anları yayınlayan Filistin Edebiyat Festivali’nin paylaşımına binlerce beğeni yağdı.

    Öte yandan Avustralyalı kriket oyuncusu Usman Khawaja’nın Filistin’e destek mesajı, “siyasi” olduğu gerekçesiyle engellendi. Fransız yayınevi Fayard ise, İsrailli tarihçi Profesör Ilan Pappe’nin, 1948’de İsrail’in kuruluşu ile Filistin halkına yapılan etnik temizliği konu aldığı kitabının satışını durdurdu.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Kalbimiz Gazze ile atıyor

    Kalbimiz Gazze ile atıyor

    Harper’s Bazaar tarafından dünyada her yıl düzenlenen “Women of the Year Awards” (Yılın Kadınları Ödülleri) töreni Türkiye’de bu yıl ilk defa gerçekleştirildi. İstanbul’daki bir otelde düzenlenen törende ödüller sahiplerini buldu. Geceye sanat, spor ve iş dünyasından çok sayıda tanınmış isim katıldı. Törende ’Yaşam Boyu İkon’ ödülünün sahibi Ajda Pekkan’dan anlamlı bir konuşma geldi. İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama tepki göstereren Ajda Pekkan, “Kalbimin ve kalbimizin Gazze için attığını biliyorum ve Gazze’de savaşın bitmesini diliyorum” dedi. Ajda Pekkan’a ödülünü Kenan İmirzalıoğlu verdi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Halil Umut Meler taburcu edildi

    Halil Umut Meler taburcu edildi

    MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçının ardından saldırıya uğrayan hakem Halil Umut Meler, taburcu edildi. Trendyol Süper Lig’in 15. haftasındaki karşılaşmanın bitiminde MKE Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın yumruk attığı Meler’in, Acıbadem Ankara Hastanesi’ndeki tedavisi sona erdi. Hastane çıkışı demeç vermeyen FIFA kokartlı hakem, aracına binmeden önce el sallamakla yetindi. Meler’in polis eşliğinde kara

    yoluyla İzmir’e gideceği öğrenildi.

    ŞİŞLİK DIŞINDA SORUNU KALMADI

    Meler’in sağlık durumu hakkında açıklama yapan Acıbadem Ankara Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Yörübulut, “Hakemimizi taburcu ettik. Gayet iyi, moralli. Gittiği yerde de kontrollerini olacaktır ama şu an gözündeki şişlik dışında herhangi sorunu kalmadı. Hocamıza sonraki hayatında sağlıklı, başarılı bir mesleki kariyer diliyoruz” ifadelerini kullandı. Yörübulut, Meler’in tedavi sürecinde neden boyunluk taktığına yönelik soruya, “Kendisi sporcu olduğu için boyun fıtığı olabiliyor. Travma sonrası boynunda düzleşme oluşmuş sadece. Eski bir fıtığı vardı. Ona yönelik tedbir amaçlı boyunluk taktık. Kırık zamanla iyileşecek. Küçük bir çatlaktı aslında. Kanama da zaten azalmaya başladı” yanıtını verdi. Meler’i saha içinde darp ettiği için tutuklanan Faruk Koca, MKE Ankaragücü Kulübü Başkanlığı görevinden istifa etmişti.

    Sporda şiddete caydırıcılık düzenlemesi

    Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da “caydırıcılık” düzenlemesi yapılacak. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da yasaklanan fiilleri işleyenlere yönelik ceza hükümlerinin, “caydırıcılık” açısından yeniden değerlendirileceğini bildirdi. Yeşil sahaları dostluk ve kardeşlik alanı haline getirmek için el birliği ile çalışılacağını kaydeden Tunç, şu ifadeleri kullandı:”6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunumuzda düzenlenen yasak fiilleri işleyenlere yönelik ceza hükümlerini, caydırıcılık açısından yeniden değerlendireceğiz. Spor alanlarında taşkınlık yapanlar, spor alanlarına yasak madde sokanlar, müsabaka ve seyir alanlarının güvenlik ve düzenine ilişkin tedbirlerin alınmasında görevini yapmayanlar, belirli bir spor müsabakası sonucunu etkilemek için bir başkasına menfaat temin edenler, spor alanlarında hakaret ve tehdit içeren tezahürat yapanlar, sporda şiddeti teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla açıklama yapanlar hakkında uygulanacak yaptırımların, cezanın caydırıcılığı açısından yeniden değerlendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Yeşil sahalarımızı, dostluk ve kardeşlik alanı haline getirmek için el birliği ile çalışacağız.”

    Koca’ya jet tebligat

    Hakem Halil Umut Meler’i darp eden Ankaragücü Başkanı Faruk Koca’yı jet hızıyla ihraç istemiyle disipline sevk eden AK Parti, savunmasını vermesi için de tebligatı gönderdi. Koca’nın 7 gün içinde savunmasını partiye göndermesi gerekiyor. Savunmanın ardından MDK’da oylama yapılacak. Koca, 7 gün içinde eğer herhangi bir savunma göndermez ise MDK yine toplanarak karar alacak. AK Parti, MKYK’da kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen Koca’ya tebliğ gönderdi. Koca’nın partiden ihracı için tüzüğün 111’inci maddesinin 9’uncu fıkrası işletilecek. Buna göre, disiplin kuruluna sevk edilen partilinin savunması alınmadan veya savunma vermekten vazgeçtiği anlaşılmadan ihraç edilemiyor. Savunma için gerekli süre, çağrının bildiriminden itibaren 15 gün olurken, seçimlerde veya kamuoyu önünde açıkça veya yayın yolu ile işlenen disiplin suçları için bu süre 7 gün.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com