Kategori: Gündem

  • Katledilen gazeteciler anısına ‘Gazze’te

    Katledilen gazeteciler anısına ‘Gazze’te

    Öldürülen gazeteciler anısına basılan ve ve Türkiye’den bölgeye giden gazetecilerin yazılarının da yer aldığı Gazzete, dün İstanbul’un çeşitli meydanlarında dağıtıldı.

    GAZETECİLERİ HUSUSİ HEDEF ALIYOR

    Grup, Beşiktaş Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Filistin için Gazeteci Dayanışması Sözcüsü Hayrunnisa Çiçek, Gazze’de tarihin en büyük gazeteci katliamının yaşandığını vurguladı. İsrail’in küresel medyayı kullanarak “meşru müdafaa” yalanı yaymaya çalıştığını belirten Çiçek, “Filistinli gazeteciler tüm dünyada küresel intifadanın fitilini ateşledi. Bu sayede işgalci İsrail eliyle dolaşıma giren yalanlar halkların vicdan duvarına çarpıp parçalandı. İsrail’in işlediği savaş suçlarını Filistinli gazeteciler açığa çıkardı” dedi. İsrail’in bu yüzden Filistinli gazetecileri susturmaya çalıştığını anlatan Çiçek, “İsrail, savaş suçlarını belgeleyip dünyaya duyuran gazetecileri bilerek hedef alıyor. Bugüne kadar öldürülen gazeteci sayısı 97’ye ulaştı” diye konuştu.

    KATLİAMI DÜNYAYA DUYURDULAR

    Söz alan Filistinli Gazeteciler Derneği Başkanı Amir Lafi de Gazze’de yaşananın soykırım ve katliamı ancak gazetecilerin dünyaya duyurabileceğini belirtti. Lafi, bu yüzden İsrail için en önemli hedefinin gazeteciler olduğunu, kısa sürede bu kadar gazetecinin öldürüldüğünü söyledi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Ağrı’da ‘JASAT Mercek-2’ operasyonu: 73 kişi yakalandı

    Ağrı’da ‘JASAT Mercek-2’ operasyonu: 73 kişi yakalandı

    Ağrı’da İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, “Şehit Uzman Jandarma Serdar Dağ-JASAT Mercek-2 Operasyonu” kapsamında, aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma yapıldı.

    Ekiplerce, 13-17 Aralık tarihinde gerçekleştirilen operasyonlarda, “kasten yaralama, basit yaralama, kasten öldürme, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma, resmi belgede sahtecilik, kaçakçılık, uyuşturucu madde imal ve ticareti” gibi suçlardan aranma kaydı bulunan 73 şüpheli yakalandı.

    Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Türkiye’ye gelen Gazzeli sevinçten secdeye kapandı: Çok şükür!

    Türkiye’ye gelen Gazzeli sevinçten secdeye kapandı: Çok şükür!

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye, Mısır ve İsrail koordinasyonda yürütülen 6. tahliye sürecinde toplam 102 hasta ve yaralı ile 105 refakatçinin Türkiye’ye getirileceğini duyurmuştu. Bu çerçevede İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından tedavilerine devam edemeyen 75 hasta ve beraberindeki 74 refakatçiyle Mısır’ın El-Ariş Havalimanı’ndan havalanan Milli Savunma Bakanlığı’na ait uçak, önceki gün saat 16.00 sıralarında Etimesgut Askeri Havalimanı’na ulaştı.

    HASTANELERE SEVK EDİLDİLER

    Havalimanında hazır bekletilen ambulanslar ise uçak içerisindeki hasta ve yaralıları tedavi edilecekleri hastanelere götürmek üzere uçak içerisindeki hastaları teslim almaya başladı. O sırada uçaktan inen Gazzelilerin ambulanslara bindirildiği sırada bir Gazzeli mutluluktan secdeye kapandı. Ardından hastalar, hızlı bir şekilde Bilkent ve Etlik Şehir Hastanesi ile Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Saat 18.55’te ise El Ariş’ten Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) ait ikinci uçak geldi. 7. tahliye seferiyle birlikte gelen 26 hasta ve 32 refakatçi daha ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Böylelikle Türkiye, Mısır ve İsrail koordinasyonda gerçekleştirilen 6 ve 7. tahliyelerle birlikte bugüne kadar getirilen hasta ve yaralı sayısı toplam 283’e ulaştı.

    ÇOĞUNLUĞU ÇOCUK

    Mısır’dan getirilen hastalarla ilgili bilgi veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Gazzeli 101 hasta ve yaralı daha 106 refakatçiyle birlikte ülkemize getirildi. 30 hasta Bilkent, 43 hasta Etlik Şehir Hastanesine, 28 hasta Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Çoğunluğu çocuklar oluşturuyor. Bilindiği gibi Gazze’de 36 hastane bombalanmış durumda” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Şampiyondan Gazze resti

    Şampiyondan Gazze resti

    İstanbul’da düzenlenen Avrupa Wushu Kungfu Şampiyonası’nda birincilik elde eden Türk sporcu Necmettin Erbakan Akyüz, madalyasını almasının ardından Gazze’deki soykırıma sessiz kalmayarak Filistin bayrağı açıp dabke dansı yaptı. Akyüz’ün bu anları sosyal medya da paylaşmasının üzerine Avrupa Wushu Kungfu Federasyonu, videonun kaldırılmasını istedi. Yeni Şafak’a konuşan Milli sporcu Necmettin Erbakan Akyüz, “Avrupa Kung Fu Federasyonu bana videoyu kaldırmam gerektiğini yoksa İsrail Federasyonu ile aralarında sıkıntı çıkacağını söyledi. Ben de kaldırmayacağımı hatta gönderi olarak atacağımı, gelip yüzüme karşı söylemeleri gerektiğini söyledim.” dedi.

    ‘İSRAİL SIKINTI ÇIKARIR’ DEDİLER

    Akyüz, federasyonla olan konuşmasını şöyle anlattı: “Ben videoyu sosyal medya hesabımda paylaşınca Avrupa Wushu Federasyon Başkanı Patrick Van Campenhout hikayeyi kaldırmamı istedi. Bana bunun İsrail Federasyonu ile aralarında sıkıntı çıkaracağını söyledi. ‘Avrupa Kungfu Federasyonu Başkanı Belçikalı Patrick’in İsraillilerle zaten arası iyi değil daha fazla sıkıntı çıkmasın, kaldır o hikayeyi’ diye bana aracılarla haber gönderdi. Ben de silmedim, hatta ikinci gönderiyi atacağımı söyledim’.” Akyüz, “Babam Necmettin Erbakan’ın eski korumasıydı. Rahmetli olana kadar 30 yıl boyunca yanında bulundu. Ablalarım, ben ve küçük kardeşim dünya şampiyonlukları aldık. Biz ailecek Kudüs davasını güden ve İslam davasını benimseyen bir aile olduğumuz için böyle yetiştirildik.” ifadelerini kullandı.

    Diğer sporcular kaçtı

    Akyüz’ün Filistin bayrağı açması orada bulunan Ukraynalı ve Yunanlardan tepki gördü. Akyüz, “Diğer ülkelerden de bu konuyla ilgili rahatsızlık duyan ülkeler oldu. Ben bayrağı açınca 2. ve 3.’lük kürsüsünde olan Ukraynanlılar bayrağı gördüğü gibi kaçtı. Daha sonra ‘Ukrayna’da da savaş var niye ona tepki göstermiyorsunuz?’ dediler. Babam, “Biz Cumhurbaşkanı’mızın damadının size SİHA gönderdiğini biliyoruz. Tepkisiz kaldığımızı söyleyemezsiniz’ diye cevap verdi. Orada bulunan Ukraynalılar ve Yunanlar çok tepki gösterdi. Yuhlamaya çalıştılar, ben alkış tutunca orada bulunan Türkler de alkışlamaya başladı” şeklinde konuştu.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Modern tıbba ‘doğal’ destek

    Modern tıbba ‘doğal’ destek

    İlim Yayma Vakfı’nın düzenlediği Akademi Ödülleri’nde ‘Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri’ alanında ödül kazanan Prof. Dr. İlhami Gülçin, bitkisel tıbbi tedavi yöntemiyle modern tıbba destek oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımlarıyla önceki gün gerçekleşen törende Gülçin’in ‘Filistin’e destek’ konuşması da alkış topladı. Gülçin, çalışmalarını Yeni Şafak’a anlattı.

    EN DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMİ

    1975 yılında Ağrı’da dünyaya gelen Gülçin, dereceyle bitirdiği Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kimya Bölümü’nün ardından Erzurum’da akademi hayatına başladı. Gülçin, “Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı, Türkiye Bilimler Akademisi asli üyesi olarak görev yapıyorum. Benim çalışmalarım doğal kaynaklardan bozulmayı önleyici moleküllerin saflaştırılması ve bunların etki mekanizmalarının irdelenmesi konusunda. Bu bağlamda özellikle memleketimizde Türk mutfağında sıklıkla kullanılan başta ısırgan olmak üzere rezene, anason buna benzer milli birçok endemik bitkileri inceleyip antioksidan mekanizmalarını inceledik. Bu bitkiler özellikle metabolizmayı dış strese karşı korur. Dünyada yaygın hastalıklar bulunuyor. Bizim çalıştığımız bileşenler doğal kaynaklı olunca metabolik safhalarda olumsuz etkileri olmuyor. Metabolik hastalıklar Alzheimer, diyabet, kanser gibi hastalıklara karşı yan etkisi olmayan modern tıbbi destekleyen bitkisel tedaviler bizim ilgi alanlarımızdır.” dedi. “Bitkisel tıbbi tedaviyi modern tıbbi alternatif olarak değil destekleyici olarak görüyoruz.”

    diyen Gülçin, şunları söyledi:

    OLUMLU DÖNÜŞLER ALDIM

    Kanser tedavisi görüp özellikle benim önerdiğim bitkileri kullandıktan sonra sağlıklarında ciddi değişimler olan insanlar beni telefonla arayıp teşekkürler etti. Vatandaşlarımızdan çok güzel geri dönüşler alıyorum.” ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesine giren Gülçin, “Bir Türk bilim adamı olarak bu şekilde ödüller almak ve uluslararası alanda çok önemli görevlere imza atmak mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Fırat ve Dicle’ye ‘toz’ takibi

    Fırat ve Dicle’ye ‘toz’ takibi

    Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün ‘Fırat ve Dicle Havzalarında Toz Kaynak Alanlarının İncelenmesi’ projesiyle toz kaynak alanları ve toz fırtınaları arttı veya azaldıysa bunun sebepleri bilimsel olarak tespit edilecek. 2024 yılında başlayacak proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında toz fırtınaları ve toz kaynaklarını etkileyebilecek olan arazi kullanımı, iklim değişikliği ve sosyal etmenler incelenecek. Arazi örtüsü değişimi yapay zekâ ile takip edilecek ve uydu görüntüleri işlenecek. Böylece arazi kullanımı, su kütleleri ve toz alanlarındaki değişim ortaya konulacak. Geçmişte yaşanan toz fırtınalarına ilişkin uydu veri analizlerinden de yararlanılacak. En uygun uydu verileri kullanımı ile toz fırtınası tahmini yapılacak. Böylelikle toz fırtınası olaylarının şiddeti ve frekansı analiz edilecek. Arazi kullanım analizlerinde eğer tarım alanı terkedilmiş ve toz kaynak alanına dönmüş ise buralarda sosyal olayların etkisi hesaba katılacak. Araştırma, bölgede geliştirilebilecek projelere yönelik fayda sağlayacak. Ortaya çıkan sonuçlara göre de çözüm önerileri sunulacak.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Hürriyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Kılıç hayatını kaybetti

    Hürriyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Kılıç hayatını kaybetti

    79 yaşındaki Hasan Kılıç, Kadıköy’deki evinde geçirdiği kalp krizinin ardından hayatını kaybetti. Kılıç’ın cenazesi, yarın ikindi vakti Şakirin Camisi’nden Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilecek.

    Hasan Kılıç kimdir?

    1944 yılında Samsun’un Bafra ilçesinde dünyaya gelen Kılıç, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Yüksekokulu’ndan mezun olduktan sonra 1970 yılında gazeteciliğe başladı. Günaydın, Tan ve Sabah Gazetelerinde çalıştıktan sonra 1989 yılında Hürriyet Gazetesi’ne transfer oldu. 2015 yılında emekli olan Kılıç, 2017 yılında tekrar Hürriyet Gazetesi’nde Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmaya başladı. Evli olan Kılıç’ın Baran isminde bir oğlu var.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Türkiye’de ilk olacak: Deniz üstü rüzgar santrali için teknik çalışmalar 2024’te başlayacak! Alanlar belirlendi

    Türkiye’de ilk olacak: Deniz üstü rüzgar santrali için teknik çalışmalar 2024’te başlayacak! Alanlar belirlendi

    Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Durak, enerji ihtiyacının üçte ikisinden fazlasını ithal eden Türkiye’nin arz güvenliği ve yerli kaynak çeşitliliğini artırması gerektiğini belirtti.

    Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi projelerini gerçekleştireceği YEKA alalarının netleştiğini anımsatan Durak,

    “Bandırma açıklarında 1111 kilometrekare, Bozcaada açıklarında 299 kilometrekare, Gelibolu açıklarında 75,6 kilometrekare ve Karabiga kıyılarında 410 kilometrekare alan deniz üstü rüzgar enerjisi için tahsis edildi.”

    dedi.

    Durak, tahsis edilen YEKA için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüşler alınmasının ardından belirli sahalarda meteorolojik ve oşinografik analiz ve ölçümlerden oluşan ön fizibilite etütlerinin yapılacağını ifade ederek, “2024’te denizlerde teknik çalışmalara başlanabilecek. Deniz üstü rüzgar enerjisi santral projeleri için Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) taban fiyatı kilovatsaat başına 6,75 cent/dolar, tavan fiyatı ise kilovatsaat başına 8,25 cent/dolar olarak belirlendi.” diye konuştu.

    Ayrıca YEKDEM’in uygulama süresinin 10 yıl olduğu bilgisini paylaşan Durak, bu tesisler için yerli katkı fiyatı uygulama süresinin de 5 yıl olarak düzenlendiğini hatırlattı.

    Deniz üstü rüzgar enerjisi sektörüne ilgi artıyorDurak, Türkiye’de rüzgarda yüzer ve sabit temelli kurulumlar için potansiyeli yüksek bölgeler bulunduğuna işaret ederek, “Karadeniz’de yüzer kurulumlar için 13,9 gigavat ve sabit temelli kurulumlar için 1,3 gigavatlık potansiyel tespit edildi. Marmara Denizi’nde yüzer kurulumlar için 19,2 gigavat ve sabit temelli kurulumlar için 2,8 gigavatlık potansiyel mevcut.” dedi.

    Türkiye’nin deniz üstü rüzgar kurulumu hedefinin 2035’te 5 gigavat olduğunu belirten Durak, toplam rüzgar kapasitesi hedefinin ise 29,6 gigavat olduğunu söyledi.

    Durak, dünya genelinde de deniz üstü rüzgar alanında önemli hedeflerin açıklandığına dikkati çekerek, “2019’de işletmeye alınan dünyadaki toplam rüzgar enerji kapasitesinin yüzde 10’u deniz üstünden oluşurken, 2025’ten sonra bu oranın yüzde 20’ye çıkacağı öngörülüyor.” şeklinde konuştu.

    Dünyada 2030’a kadar 460 gigavat deniz üstü rüzgar enerji kapasitesi olacağının tahmin edildiğini dile getiren Durak, şunları kaydetti:

    “Japonya’nın 2003’te Asya’daki ilk deniz üstü rüzgar projesini devreye almasına rağmen, Asya’da deniz üstü rüzgar enerji piyasasının gerçek anlamda başlangıcı 2014’te oldu. Çin, 2014’te ulusal planını açıklayarak ilk adımı attı. 2017’de 1 gigavat deniz üstü rüzgar kurulu gücüne ulaşan Çin, 1 yıl sonra İngiltere’yi de geçti. Asya pazarında ikinci büyük deniz üstü rüzgar piyasası ise Tavyan’dır. 2030 yılına kadar Asya’da deniz üstü rüzgar enerjisinin yıllık yüzde 8,4 büyümesi öngörülüyor. ilk 5 pazar Çin (52 gigavat), Tavyan (10,5 gigavat), Güney Kore (7,9 gigavat), Japonya (7,4 gigavat) ve Vietnam (5,2 giavat) olarak sıralanmaktadır.”

    Durak, Kuzey Amerika’da ilk ticari deniz üstü rüzgar enerjisinin ise 30 megavat kurulu gücünde ve Aralık 2016’da Rhode Island’da kurulduğunu anımsattı.

    Amerika kıtasında halihazırda birçok deniz üstü rüzgar enerji projesinin geliştirilme aşamasında olduğunu dile getiren Durak, “Kapasite projeksiyonuna göre, 2030’da 10 gigavat kapasite tahmin edilmiştir. Bunun 1 gigavatı Kanada, 9 gigavatı ise ABD’de olarak planlandı.” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İstanbul’da akılalmaz görüntü: Velilere uyarı geldi!

    İstanbul’da akılalmaz görüntü: Velilere uyarı geldi!

    İstanbul’da bazı bölgelerde öğrencilerin korsan servis araçlarıyla taşındığı görüntülerin ortaya çıkması gözlerin korsan servis taşımacılığına çevrilmesine neden oldu.

    Görüntülerde güvenlik önlemi alınmadan öğrencilerin araçlara bindirildiği anlar dikkat çekerken, velilere korsan servis araçlarıyla ilgili dikkatli olmaları uyarısı geldi. İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Günhan Sinar, İstanbul’da korsan servis taşımacılığına dair sık sık şikayet aldıklarını belirtti. Sinar velileri uyararak, “Öğrenci velisi mutlaka servis şoförünü tanımalı, servis personelini tanımalı. Kayıt yaparken şoförün plakalı aracına, şoförün şoför kartına bunlara mutlaka dikkat etmeli” diye konuştu.

    ‘Korsan servis taşımacılığıyla ilgili sık sık şikayet alıyoruz’

    İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Günhan Sinar, “İstanbul’da meslektaşlarımızdan korsan servis taşımacılığıyla ilgili sık sık şikayetler almaktayız. Okul ve personel taşımacılığı İstanbul’da 34 LLA 001 – 34 LZZ 999 kombinasyonunu tahditli servis plakasıyla yapılmaktadır. Hatta biz korsan servis şikayeti değil korsan kapalı kasada öğrenci personel taşıma şikayetleri, ufak binek araçlarda öğrenci personel taşıma şikayetleri artık servisi de geçtik; bu tür araçlarla bile korsan taşımacılığı yapıldı şikayetleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Bu şikayetlerle ilgili biz de bize gelen şikayetleri her ay düzenli olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğümüze, büyükşehir belediyemize, kaymakamlıklara, ilçe emniyet müdürlüklerine sık sık bildiriyoruz” şeklinde konuştu. 

    ‘Servis taşımacılığı tahditli servis plakasıyla yapılıyor’

    Sinar, “İstanbul’da biraz önce söylediğim gibi servis taşımacılığı 34 LLA 001- 34 LZZ 999 kombinasyonlu tahditli servis plakasıyla yapılıyor. Bu plakanın özelliği nedir? Bu plakanın dışındaki araçlar kayıtlı araçlar değil. Bu plakanın dışındaki araçların kim olduğunu, ne emniyet biliyor ne belediye biliyor ne ilgili bakanlıklar biliyor. Kimse bilmiyor. Şimdi biz bu plakalı araçlara, şoförlerimiz taşımacılık yapmak için bu araçları kullanmaya çıkarken, bir sürü evrak hazırlıyor. Bunlar nedir? Sağlık raporu, psikoteknik muayenesi, alkol ve uyuşturucu testi. Bunlar çok önemli testler. Sadece Erenköy ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden alınabilen alkol ve uyuşturucu testi, sabıka kaydı, ehliyet GBT’si. Bunlar yetmiyor, şoför olabilmek için bu arabalara. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden kurs alınıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan eğitim alınıyor. Bütün bunların sonucu olarak ancak bu araçlara meslektaşlarımız şoför olarak çıkabiliyor ve bu araçları kullanabiliyor” ifadelerini kullandı.  

    ‘Öğrenci velisi servis şoförünü tanımalı’

    Velileri korsan taşımacılığa karşı uyaran Sinar, “Öğrenci velisi mutlaka servis şoförünü tanımalı, servis personelini tanımalı. Kayıt yaparken şoförün plakalı aracına, şoförün şoför kartına bunlara mutlaka dikkat etmeli. Kayıtlı şoförlere, kayıtlı araçlara, öğrencilerini mutlaka taşıtmalı. Bakın bu araçların şoförlerinin kimler olduğu belli değil; uyuşturucu mu kullanıyor, alkol mü kullanıyor, sabıka kaydı mı var, büyük farklı bir cezası mı var, tacizden içeri girdi çıktı mı? Bunlar hiçbir şekilde bilinmiyor. Bilinmeyen araçlara öğrenci taşıtmak, personel taşıtmak bunlar akıl karı şeyler değil. Bizim en kıymetli varlıklarımız öğrencilerimiz” diye konuştu. 

    ‘İki plaka yöntemine karşı da önlemler alınmalı’

    İkiz plaka yöntemiyle de korsan taşımacılık yapıldığını belirten Sinar, “İstanbul’da korsan taşımacılığın bir başka yöntemi de ikiz plaka yöntemi. İkiz plaka nedir ? Aslında ikiz plaka hem korsan taşımacılık hem de sahtekarlık, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik de içeriyor. Şöyle ki yasal statüde örneğin 34 LAA 001 plakalı bir aracın plakasını yolda görüyorlar. Aynı marka model yani o araçla çalışan aynı marka model araca o plakayı koyuyorlar ve sahte evraklarla bu aracı çalıştırıyorlar. Dolayısıyla denetimlerde bu ikiz plaka tehlikesine karşı da sıkı önlemler alınması gerekmekte” dedi.  

    ‘Kazancımızdan çalıyorlar’

    Servis şoförü Osman Şahin ise, “Tabii ki her şekilde korsana biz de karşıyız, yani her türlü vergimizi ödüyoruz. Evrak kayıtlarımız, bütün belgelerimiz tam bir şekilde çalışıyoruz. Onlar piyasada haksız rekabet yapıyorlar ve kazancımızdan çalıyorlar” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İngiltere’den ithal ürünlere karbon vergisi: 2027 yılından itibaren uygulayacak

    İngiltere’den ithal ürünlere karbon vergisi: 2027 yılından itibaren uygulayacak

    İngiltere Hazine Bakanlığının açıklamasına göre, sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasıyla gelecekte ülkeye yönelik karbon kaçağı riskinin azaltılması ve ekonominin karbonsuzlaşmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

    Bu kapsamda, alüminyum, çelik, seramik, gübre, cam, hidrojen, demir ve çelik sektörlerinde ithal edilen ürünlere 2027’den itibaren karbon vergisi uygulanacak.

    Uygulanacak vergi, ithal edilen malın üretimi sürecindeki karbon emisyonu miktarına ve varsa menşe ülkede uygulanan karbon fiyatıyla İngiltere’deki üreticilere uygulanan arasındaki farka göre belirlenecek.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com