Blog

  • Modern tıbba ‘doğal’ destek

    Modern tıbba ‘doğal’ destek

    İlim Yayma Vakfı’nın düzenlediği Akademi Ödülleri’nde ‘Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri’ alanında ödül kazanan Prof. Dr. İlhami Gülçin, bitkisel tıbbi tedavi yöntemiyle modern tıbba destek oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımlarıyla önceki gün gerçekleşen törende Gülçin’in ‘Filistin’e destek’ konuşması da alkış topladı. Gülçin, çalışmalarını Yeni Şafak’a anlattı.

    EN DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMİ

    1975 yılında Ağrı’da dünyaya gelen Gülçin, dereceyle bitirdiği Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kimya Bölümü’nün ardından Erzurum’da akademi hayatına başladı. Gülçin, “Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı, Türkiye Bilimler Akademisi asli üyesi olarak görev yapıyorum. Benim çalışmalarım doğal kaynaklardan bozulmayı önleyici moleküllerin saflaştırılması ve bunların etki mekanizmalarının irdelenmesi konusunda. Bu bağlamda özellikle memleketimizde Türk mutfağında sıklıkla kullanılan başta ısırgan olmak üzere rezene, anason buna benzer milli birçok endemik bitkileri inceleyip antioksidan mekanizmalarını inceledik. Bu bitkiler özellikle metabolizmayı dış strese karşı korur. Dünyada yaygın hastalıklar bulunuyor. Bizim çalıştığımız bileşenler doğal kaynaklı olunca metabolik safhalarda olumsuz etkileri olmuyor. Metabolik hastalıklar Alzheimer, diyabet, kanser gibi hastalıklara karşı yan etkisi olmayan modern tıbbi destekleyen bitkisel tedaviler bizim ilgi alanlarımızdır.” dedi. “Bitkisel tıbbi tedaviyi modern tıbbi alternatif olarak değil destekleyici olarak görüyoruz.”

    diyen Gülçin, şunları söyledi:

    OLUMLU DÖNÜŞLER ALDIM

    Kanser tedavisi görüp özellikle benim önerdiğim bitkileri kullandıktan sonra sağlıklarında ciddi değişimler olan insanlar beni telefonla arayıp teşekkürler etti. Vatandaşlarımızdan çok güzel geri dönüşler alıyorum.” ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesine giren Gülçin, “Bir Türk bilim adamı olarak bu şekilde ödüller almak ve uluslararası alanda çok önemli görevlere imza atmak mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Fırat ve Dicle’ye ‘toz’ takibi

    Fırat ve Dicle’ye ‘toz’ takibi

    Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün ‘Fırat ve Dicle Havzalarında Toz Kaynak Alanlarının İncelenmesi’ projesiyle toz kaynak alanları ve toz fırtınaları arttı veya azaldıysa bunun sebepleri bilimsel olarak tespit edilecek. 2024 yılında başlayacak proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında toz fırtınaları ve toz kaynaklarını etkileyebilecek olan arazi kullanımı, iklim değişikliği ve sosyal etmenler incelenecek. Arazi örtüsü değişimi yapay zekâ ile takip edilecek ve uydu görüntüleri işlenecek. Böylece arazi kullanımı, su kütleleri ve toz alanlarındaki değişim ortaya konulacak. Geçmişte yaşanan toz fırtınalarına ilişkin uydu veri analizlerinden de yararlanılacak. En uygun uydu verileri kullanımı ile toz fırtınası tahmini yapılacak. Böylelikle toz fırtınası olaylarının şiddeti ve frekansı analiz edilecek. Arazi kullanım analizlerinde eğer tarım alanı terkedilmiş ve toz kaynak alanına dönmüş ise buralarda sosyal olayların etkisi hesaba katılacak. Araştırma, bölgede geliştirilebilecek projelere yönelik fayda sağlayacak. Ortaya çıkan sonuçlara göre de çözüm önerileri sunulacak.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Hürriyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Kılıç hayatını kaybetti

    Hürriyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Kılıç hayatını kaybetti

    79 yaşındaki Hasan Kılıç, Kadıköy’deki evinde geçirdiği kalp krizinin ardından hayatını kaybetti. Kılıç’ın cenazesi, yarın ikindi vakti Şakirin Camisi’nden Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilecek.

    Hasan Kılıç kimdir?

    1944 yılında Samsun’un Bafra ilçesinde dünyaya gelen Kılıç, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Yüksekokulu’ndan mezun olduktan sonra 1970 yılında gazeteciliğe başladı. Günaydın, Tan ve Sabah Gazetelerinde çalıştıktan sonra 1989 yılında Hürriyet Gazetesi’ne transfer oldu. 2015 yılında emekli olan Kılıç, 2017 yılında tekrar Hürriyet Gazetesi’nde Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmaya başladı. Evli olan Kılıç’ın Baran isminde bir oğlu var.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Türkiye’de ilk olacak: Deniz üstü rüzgar santrali için teknik çalışmalar 2024’te başlayacak! Alanlar belirlendi

    Türkiye’de ilk olacak: Deniz üstü rüzgar santrali için teknik çalışmalar 2024’te başlayacak! Alanlar belirlendi

    Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Durak, enerji ihtiyacının üçte ikisinden fazlasını ithal eden Türkiye’nin arz güvenliği ve yerli kaynak çeşitliliğini artırması gerektiğini belirtti.

    Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi projelerini gerçekleştireceği YEKA alalarının netleştiğini anımsatan Durak,

    “Bandırma açıklarında 1111 kilometrekare, Bozcaada açıklarında 299 kilometrekare, Gelibolu açıklarında 75,6 kilometrekare ve Karabiga kıyılarında 410 kilometrekare alan deniz üstü rüzgar enerjisi için tahsis edildi.”

    dedi.

    Durak, tahsis edilen YEKA için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüşler alınmasının ardından belirli sahalarda meteorolojik ve oşinografik analiz ve ölçümlerden oluşan ön fizibilite etütlerinin yapılacağını ifade ederek, “2024’te denizlerde teknik çalışmalara başlanabilecek. Deniz üstü rüzgar enerjisi santral projeleri için Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) taban fiyatı kilovatsaat başına 6,75 cent/dolar, tavan fiyatı ise kilovatsaat başına 8,25 cent/dolar olarak belirlendi.” diye konuştu.

    Ayrıca YEKDEM’in uygulama süresinin 10 yıl olduğu bilgisini paylaşan Durak, bu tesisler için yerli katkı fiyatı uygulama süresinin de 5 yıl olarak düzenlendiğini hatırlattı.

    Deniz üstü rüzgar enerjisi sektörüne ilgi artıyorDurak, Türkiye’de rüzgarda yüzer ve sabit temelli kurulumlar için potansiyeli yüksek bölgeler bulunduğuna işaret ederek, “Karadeniz’de yüzer kurulumlar için 13,9 gigavat ve sabit temelli kurulumlar için 1,3 gigavatlık potansiyel tespit edildi. Marmara Denizi’nde yüzer kurulumlar için 19,2 gigavat ve sabit temelli kurulumlar için 2,8 gigavatlık potansiyel mevcut.” dedi.

    Türkiye’nin deniz üstü rüzgar kurulumu hedefinin 2035’te 5 gigavat olduğunu belirten Durak, toplam rüzgar kapasitesi hedefinin ise 29,6 gigavat olduğunu söyledi.

    Durak, dünya genelinde de deniz üstü rüzgar alanında önemli hedeflerin açıklandığına dikkati çekerek, “2019’de işletmeye alınan dünyadaki toplam rüzgar enerji kapasitesinin yüzde 10’u deniz üstünden oluşurken, 2025’ten sonra bu oranın yüzde 20’ye çıkacağı öngörülüyor.” şeklinde konuştu.

    Dünyada 2030’a kadar 460 gigavat deniz üstü rüzgar enerji kapasitesi olacağının tahmin edildiğini dile getiren Durak, şunları kaydetti:

    “Japonya’nın 2003’te Asya’daki ilk deniz üstü rüzgar projesini devreye almasına rağmen, Asya’da deniz üstü rüzgar enerji piyasasının gerçek anlamda başlangıcı 2014’te oldu. Çin, 2014’te ulusal planını açıklayarak ilk adımı attı. 2017’de 1 gigavat deniz üstü rüzgar kurulu gücüne ulaşan Çin, 1 yıl sonra İngiltere’yi de geçti. Asya pazarında ikinci büyük deniz üstü rüzgar piyasası ise Tavyan’dır. 2030 yılına kadar Asya’da deniz üstü rüzgar enerjisinin yıllık yüzde 8,4 büyümesi öngörülüyor. ilk 5 pazar Çin (52 gigavat), Tavyan (10,5 gigavat), Güney Kore (7,9 gigavat), Japonya (7,4 gigavat) ve Vietnam (5,2 giavat) olarak sıralanmaktadır.”

    Durak, Kuzey Amerika’da ilk ticari deniz üstü rüzgar enerjisinin ise 30 megavat kurulu gücünde ve Aralık 2016’da Rhode Island’da kurulduğunu anımsattı.

    Amerika kıtasında halihazırda birçok deniz üstü rüzgar enerji projesinin geliştirilme aşamasında olduğunu dile getiren Durak, “Kapasite projeksiyonuna göre, 2030’da 10 gigavat kapasite tahmin edilmiştir. Bunun 1 gigavatı Kanada, 9 gigavatı ise ABD’de olarak planlandı.” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İstanbul’da akılalmaz görüntü: Velilere uyarı geldi!

    İstanbul’da akılalmaz görüntü: Velilere uyarı geldi!

    İstanbul’da bazı bölgelerde öğrencilerin korsan servis araçlarıyla taşındığı görüntülerin ortaya çıkması gözlerin korsan servis taşımacılığına çevrilmesine neden oldu.

    Görüntülerde güvenlik önlemi alınmadan öğrencilerin araçlara bindirildiği anlar dikkat çekerken, velilere korsan servis araçlarıyla ilgili dikkatli olmaları uyarısı geldi. İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Günhan Sinar, İstanbul’da korsan servis taşımacılığına dair sık sık şikayet aldıklarını belirtti. Sinar velileri uyararak, “Öğrenci velisi mutlaka servis şoförünü tanımalı, servis personelini tanımalı. Kayıt yaparken şoförün plakalı aracına, şoförün şoför kartına bunlara mutlaka dikkat etmeli” diye konuştu.

    ‘Korsan servis taşımacılığıyla ilgili sık sık şikayet alıyoruz’

    İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Günhan Sinar, “İstanbul’da meslektaşlarımızdan korsan servis taşımacılığıyla ilgili sık sık şikayetler almaktayız. Okul ve personel taşımacılığı İstanbul’da 34 LLA 001 – 34 LZZ 999 kombinasyonunu tahditli servis plakasıyla yapılmaktadır. Hatta biz korsan servis şikayeti değil korsan kapalı kasada öğrenci personel taşıma şikayetleri, ufak binek araçlarda öğrenci personel taşıma şikayetleri artık servisi de geçtik; bu tür araçlarla bile korsan taşımacılığı yapıldı şikayetleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Bu şikayetlerle ilgili biz de bize gelen şikayetleri her ay düzenli olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğümüze, büyükşehir belediyemize, kaymakamlıklara, ilçe emniyet müdürlüklerine sık sık bildiriyoruz” şeklinde konuştu. 

    ‘Servis taşımacılığı tahditli servis plakasıyla yapılıyor’

    Sinar, “İstanbul’da biraz önce söylediğim gibi servis taşımacılığı 34 LLA 001- 34 LZZ 999 kombinasyonlu tahditli servis plakasıyla yapılıyor. Bu plakanın özelliği nedir? Bu plakanın dışındaki araçlar kayıtlı araçlar değil. Bu plakanın dışındaki araçların kim olduğunu, ne emniyet biliyor ne belediye biliyor ne ilgili bakanlıklar biliyor. Kimse bilmiyor. Şimdi biz bu plakalı araçlara, şoförlerimiz taşımacılık yapmak için bu araçları kullanmaya çıkarken, bir sürü evrak hazırlıyor. Bunlar nedir? Sağlık raporu, psikoteknik muayenesi, alkol ve uyuşturucu testi. Bunlar çok önemli testler. Sadece Erenköy ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden alınabilen alkol ve uyuşturucu testi, sabıka kaydı, ehliyet GBT’si. Bunlar yetmiyor, şoför olabilmek için bu arabalara. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden kurs alınıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan eğitim alınıyor. Bütün bunların sonucu olarak ancak bu araçlara meslektaşlarımız şoför olarak çıkabiliyor ve bu araçları kullanabiliyor” ifadelerini kullandı.  

    ‘Öğrenci velisi servis şoförünü tanımalı’

    Velileri korsan taşımacılığa karşı uyaran Sinar, “Öğrenci velisi mutlaka servis şoförünü tanımalı, servis personelini tanımalı. Kayıt yaparken şoförün plakalı aracına, şoförün şoför kartına bunlara mutlaka dikkat etmeli. Kayıtlı şoförlere, kayıtlı araçlara, öğrencilerini mutlaka taşıtmalı. Bakın bu araçların şoförlerinin kimler olduğu belli değil; uyuşturucu mu kullanıyor, alkol mü kullanıyor, sabıka kaydı mı var, büyük farklı bir cezası mı var, tacizden içeri girdi çıktı mı? Bunlar hiçbir şekilde bilinmiyor. Bilinmeyen araçlara öğrenci taşıtmak, personel taşıtmak bunlar akıl karı şeyler değil. Bizim en kıymetli varlıklarımız öğrencilerimiz” diye konuştu. 

    ‘İki plaka yöntemine karşı da önlemler alınmalı’

    İkiz plaka yöntemiyle de korsan taşımacılık yapıldığını belirten Sinar, “İstanbul’da korsan taşımacılığın bir başka yöntemi de ikiz plaka yöntemi. İkiz plaka nedir ? Aslında ikiz plaka hem korsan taşımacılık hem de sahtekarlık, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik de içeriyor. Şöyle ki yasal statüde örneğin 34 LAA 001 plakalı bir aracın plakasını yolda görüyorlar. Aynı marka model yani o araçla çalışan aynı marka model araca o plakayı koyuyorlar ve sahte evraklarla bu aracı çalıştırıyorlar. Dolayısıyla denetimlerde bu ikiz plaka tehlikesine karşı da sıkı önlemler alınması gerekmekte” dedi.  

    ‘Kazancımızdan çalıyorlar’

    Servis şoförü Osman Şahin ise, “Tabii ki her şekilde korsana biz de karşıyız, yani her türlü vergimizi ödüyoruz. Evrak kayıtlarımız, bütün belgelerimiz tam bir şekilde çalışıyoruz. Onlar piyasada haksız rekabet yapıyorlar ve kazancımızdan çalıyorlar” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İngiltere’den ithal ürünlere karbon vergisi: 2027 yılından itibaren uygulayacak

    İngiltere’den ithal ürünlere karbon vergisi: 2027 yılından itibaren uygulayacak

    İngiltere Hazine Bakanlığının açıklamasına göre, sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasıyla gelecekte ülkeye yönelik karbon kaçağı riskinin azaltılması ve ekonominin karbonsuzlaşmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

    Bu kapsamda, alüminyum, çelik, seramik, gübre, cam, hidrojen, demir ve çelik sektörlerinde ithal edilen ürünlere 2027’den itibaren karbon vergisi uygulanacak.

    Uygulanacak vergi, ithal edilen malın üretimi sürecindeki karbon emisyonu miktarına ve varsa menşe ülkede uygulanan karbon fiyatıyla İngiltere’deki üreticilere uygulanan arasındaki farka göre belirlenecek.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Yazar Osman Fatih Cengiz’in yeni kitabı ‘Hiç böyle düşünmemiştim’ raflardaki yerini aldı

    Yazar Osman Fatih Cengiz’in yeni kitabı ‘Hiç böyle düşünmemiştim’ raflardaki yerini aldı

    Marka iletişimcisi ve yazar Osman Fatih Cengiz’in “Hiç Böyle Düşünmemiştim” adlı yeni kitabı çıktı.

    Hikaye anlatıcılığının kendi yaşamında çok dönüştürücü bir yeri olduğunu belirten yazar kitapta da hayata dair “hiç böyle düşünmemiştim” dedirten gerçek hikayeler anlatıyor.

    Çınaraltı Yayınları’ndan çıkan kitabın açıklamasında şu ifadeler yer alıyor:

    “Hiç böyle düşünmemiştim!” bir hayret cümlesi…

    Daha önce bakmadığınız bir açıyı, ermediğiniz bir sırrı, görmediğiniz bir detayı, hiç aklınıza getirmediğiniz bir noktayı fark ettiğinizde hissettiğiniz duyguyu anımsayın.

    Nasıl da heyecan verici ve hayret uyandırıcıdır!

    Sanki kapkaranlık bir odada bir ışık yanar ve birden ortalık aydınlanıverir. Aklınız berraklaşır. İçiniz kıpır kıpır olur. Taşlar birden şakır şakır yerine oturmaya başlar. İnanamazsınız.

    İşte o an muhteşem bir andır.

    Eğer kıymeti bilinirse…

    Çünkü o anda büyülü bir şey olmuştur.

    Bir fikir doğmuştur.

    Bir problem çözülmüştür.

    Bir anda taşlar yerine oturmuştur.

    Parçalar birleşmiştir.

    Ve böyle anlarda sizin için mutlaka yepyeni bir şey ortaya çıkmıştır.

    Yepyeni bir bakış açısı.

    Yepyeni bir hayal kırıklığı.

    Yepyeni bir hayat dersi.

    Yepyeni bir karar.

    Belki de yepyeni bir başlangıç.

    Çünkü hayat, ‘hiç böyle düşünmemiştim’ dediğiniz anlarda anlamlanır.”

    Osman Fatih Cengiz kimdir?

    1979’da Afyon-Sandıklı’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme bölümünden mezun olduktan sonra yine aynı üniversitede Pazarlama İletişimi ve Marka alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2004 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde satış, pazarlama ve kurumsal iletişim ekiplerini yönetti. İletişimin en yaşamsal ihtiyaç ve en güçlü silah olduğuna inanan yazarın iletişim odaklı gerçek hikayelere yer verdiği ilk kitabı İletişimin Kadarsın, 2019’da yayınlanmıştı. “Adı: Mutluluk” ve “Tüketme Şükret” adlı kitapların ortak yazarlarından olan Cengiz çeşitli dergi, gazete ve dijital platformlarda marka ve iletişim odaklı yazılar yazıyor. Aynı zamanda profesyonel konuşmacı ve eğitmen olan Cengiz şirketlere ve liderlere, marka ve kültür iletişimi alanında danışmanlık yapıyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İstanbul barajlarındaki doluluk oranı yüzleri güldürdü

    İstanbul barajlarındaki doluluk oranı yüzleri güldürdü

    İstanbul’da kurak geçen yaz ve sonbaharın ardından, barajlardaki doluluk oranları yükselişe geçti.

    Kent genelinde son günlerde etkili olan yağışlar İstanbul’un barajlarına yaradı. İSKİ verilerine göre bugün itibariyle barajlardaki ortalama doluluk oranı yüzde 49,34 olarak ölçüldü. 1 ay önce barajlardaki doluluk oranı yüzde 17.65 olarak ölçülmüştü. İstanbul’a su sağlayan önemli barajlardan biri olan Alibey Barajı, yağışlı havalardan olumlu etkilendi. Barajdaki doluluk oranı hızlı bir artışla 59.17’ye ulaştı. Kuraklık nedeniyle doluluk oranı yüzde 3.5’e kadar gerileyen Sazlıdere Barajında ise doluluk oranı yüzde 28.37’ye ulaştı. İstanbul’un doluluk oranı en yüksek Istırancalar oldu. Yüzde 19.11’li seviyelere kadar gerileyen barajdaki doluluk oranı İSKİ verilerine göre yüzde 100 olarak ölçüldü.

    İstanbul Barajlarının güncel doluluk oranları; Elmalı yüzde 86.88, Ömerli yüzde 67,05, Darlık yüzde 59,66, Alibey yüzde 59,17, Istırancalar yüzde 100, Büyükçekmece 35,82, Terkos 34,53, Sazlıdere 28,37, Kazandere 37,79, Papuçdere 24,52.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Ödüller Gazze’ye ithaf

    Ödüller Gazze’ye ithaf

    Türkiye’de bilimsel çalışmaların ve araştırmaların desteklenmesini, başarının ülke ve insanlık hizmetine sunulmasını hedefleyen “İlim Yayma Ödülleri” töreninin üçüncüsü önceki akşam Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende, 3 farklı kategorideki ödüller ile 50’nci yıl özel ödülü sahiplerine takdim edildi.

    GAZZE’DEKİ EĞİTİMCİLERİN SÖZCÜSÜ OLMALIYIZ

    Ödül verilen kategorilerden ilki Sosyal Bilim Ödülü oldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan ödül sahibi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zekeriya Kurşun oldu. Törenin ardından Yeni Şafak’a konuşan Kurşun, ödülünü tüm Gazze şehitlerine ithaf etti. Kurşun, “Akademik araştırma alanlarımdan biri olan Filistin coğrafyasında şu an ciddi bir soykırım işleniyor. İnsafsız saldırılar neticesinde binlerce insanın hayatını kaybetmiş olması bizim açımızdan da insanlık açısından da büyük bir utanç. İsrail’in oluşturduğu korku dünyasında bazı akademisyenler de tepkilerini gösteremez hale geldi. Önce insanlık gelir ardından mesleklerimiz devreye girer. Bu katliam karşısında sessiz kalmak bizlere yakışmaz. Biz akademisyen olmadan önce insanız. Oradaki insanlık dramı karşısında sesimizi yükseltme mecburiyetindeyiz. Orada haksız yere hayatını kaybeden eğitimcilerin, kalem ehlinin sözcüsü ve varisi olmak zorundayız” dedi.

    DİRENİŞİN SEMBOLÜ

    Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimler Ödülü’nün sahibini TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş açıkladı. Ödül Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. İlhami Gülçin’e verildi. Gülçin ödül kabul konuşmasında Gazze’deki direnişe dikkat çekti, “Ben bu ödülümü özellikle Filistin’de direnişin sembolü olan Ebu Ubeyde’lere ve Türkiye’deki çalışan genç akademisyen kardeşlerime ithaf ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı. Töreninin ardından konuşan Gülçin, “Bir bilim adamı zulme ve haksızlığa karşı her zaman dimdik durmalı. Bizler yalnızca Filistin de yapılan zulme değil dünyadaki bütün zulümlere karşıyız. Fakat 7 Ekim’den bu yana görüyoruz ki Gazze’de yaşanan zulüm insanlığın daha önceden şahit olmadığı büyük bir vahşetle gerçekleşti. Filistin davasını savunan bütün Ebu Ubeyde’lere selam gönderiyor ve aldığım ödülü Filistinli bütün direnişçilere ithaf ediyorum. Bizler bilim insanıyız ve yaşanan zulme ne olursa olsun tepki göstermek boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.

    VAHŞETİ SONUNA KADAR KINIYORUZ

    İlim Yayma Vakfı 2023 Büyük Ödülü’nün kime verildiğini ise Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Büyük Ödülü’ün sahibi İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Akduman oldu. Akduman, “Bizler insanları yaşatmak için yeni cihazlar hayata geçirmek için bütün gücümüzle çalışıyoruz. Fakat yanı başımızda bulunan Gazze’de İşgalci İsrail büyük bir katliama imza atıyor. Bizler bilim insanları olarak bu vahşeti sonuna kadar kınıyor ve karşısında duruyoruz. İsrail terörist bir devlettir. Bu katliama karşı çıkmak insani bir duruşun göstergesidir” diye konuştu.

    Özel Ödül Aziz Sancar’a

    İlim Yayma Vakfı 50. Yıl Özel Ödülü’nün sahibi de Prof. Dr. Aziz Sancar oldu. Sancar’ın yerine ödülü TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal aldı. Törene video mesaj gönderen Sancar ise şunları söyledi: “İyi bir araştırmacı meraklı olmalıdır. Dünyada olup biten tüm gelişmeleri çalışmaları bilmelisiniz. Nobel’i aldığım gün Sayın Cumhurbaşkanı Japonya’daydı. Özellikle Cumhur-başkanımız ile olan iletişimimizi anlatmak isterim. Bir Türk’ün Nobel aldığı öğrenmiş. Öğrenir öğrenmez beni aradı ve tebrik etti. Tüm Türkiye çok sevindi. Ben doktorluk yaptım. İnsanların acılarını gördüm. Kanserli hastalara karşı çaresizliğimi gördüm. Anladım ki bunların çözümü temel bilim yapmak. İlim Yayma Vakfı’nın temel bilimlere önem vermesi beni mutlu etti, umarım böyle devam ederler.”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bu zulüm güçlü olursak durur

    Bu zulüm güçlü olursak durur

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstanbul Beykoz’daki Hz. Yuşa Camisi’nde “Mazlumlara Dua, Filistin’e Vefa” Sabah Namazı Buluşması’na katıldı. Burada cemaate hitap eden Erbaş, Gazze’deki zulmün engellenmesinin Müslümanların birliğine ve beraberliğine bağlı olduğunu söyledi. “Kanın durması, zulmün durması, katliamın durması, bizim gücümüze bağlı. Bizim daha çok güçlenmemiz lazım” diyen Erbaş, devlet ve millet olarak birliği ve beraberliği korumak gerektiğinin altını çizdi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com