Blog

  • Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Aile Bakanlığına sözleşmeli personel alınacak: Bakan Göktaş müjdeyi duyurdu

    Göktaş, Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerine Genel Kuruldaki konuşmasına, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’e rahmet dileyerek başladı.

    Dünyanın gözleri önünde acı bir katliamın yaşandığını belirten Göktaş, “Bugün ne yazık ki, Gazze’de büyük bir insanlık suçu işleniyor. Bu vesileyle Cumhurbaşkanı’mızın Filistin’de yaşanan bu insanlık dışı zulmün durması yönündeki çağrısını yineliyor, bir an evvel son bulmasını diliyorum. Türkiye olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın dört bir yanında mazlumun yanında yer almaya, zalime karşı hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz. İnsanlık tarihinin en korkunç saldırılarının açtığı yaraları el birliğiyle saracağız.” diye konuştu.

    “Asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin herkes için acının ve hüznün tarihi olduğunu kaydeden Göktaş, “Depremin meydana geldiği ilk andan itibaren devletimiz sahada, milletimizin yanında oldu. Tüm kurumlarımızla üstün bir gayret göstererek gece gündüz demeden her türlü yardımı vatandaşlarımıza ulaştırdık.” ifadelerini kullandı.

    Depremin ardından yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren, deprem bölgesini hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını vurgulayan Göktaş, “İlk günkü gibi, depremden etkilenen kardeşlerimiz için canla başla sahada aktif bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kendileri de birer depremzede olan çalışma arkadaşlarımızla vatandaşlarımızın derdine derman olmaya devam ediyoruz.” dedi.

    İkamesi olmayan en temel kurumu aile olarak nitelendiren Göktaş, “Aileye yönelik her türlü tehdide karşı duruşumuz nettir. Bu anlamda aile değerlerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Aile bağlarımızı sarsacak yaklaşım ve uygulamalara karşı teyakkuzda olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun pek çok meydan okumayla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu olumsuzluklara karşı ailelerimizi bilinçlendirmek ve desteklemek için bugün, her zamankinden çok daha fazla sorumluluğumuz olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda aileyi koruma ve güçlendirme politikalarımıza yön verecek 8. Aile Şurası’nı geniş bir katılımla gerçekleştirdik. Şura kararlarını da ocak ayı içerisinde milletimizle paylaşacağız. Ayrıca oluşturduğumuz Bilim Kurulu, tüm politikalarımızın hayata geçirilmesinde bizlere mihmandar olacak. Bunun yanı sıra kuracağımız Aile Enstitüsü ile bir yandan akademik çalışmalarla politikalarımıza yön verecek, diğer taraftan çalışanlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini artıracak programlar yürüteceğiz. 2024’ün ilk çeyreğinde Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’nı açıklayacağız. Bu eylem planıyla aileyi çevre, iklim değişikliği, dijitalleşme ve demografik değişimlerin olumsuz etkilerine karşı güçlendirmeye yönelik farkındalık çalışmaları yürüteceğiz.”

    Aile ve Gençlik Fonu

    Göktaş, gençlere yönelik Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını belirterek, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız. Gençlerimizi, evlilik süreçlerinde destekleyecek, onları sosyal risklerden korumaya yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti sunacağız. Bunun yanı sıra kendi işini kurmak isteyen gençlerimizin girişimlerine ve projelerine destek olacağız. İlk uygulamalarını deprem bölgesinden başlatacağımız Fonu, kısa bir süre içerisinde tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin istikbali için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu.

    Çocukların milli değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri için çalıştıklarını vurgulayan Göktaş, “Çocuğun üstün yararı ilkesini şiar edinerek her bir çocuğun güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlayacak ve sosyal refahlarını iyileştirecek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla aile bütünlüğünü koruyarak 164 bin çocuğun sağlıklı gelişimine katkı sunuyoruz. Psikososyal desteğe ihtiyacı olanlara sosyal hizmet, maddi zorluk yaşayan ailelere aylık 3 bin 571 lira maddi destek sağlıyoruz.” dedi.

    Koruyucu aile programı kapsamında 9 bin 655 çocuğun bugün aile şefkatiyle büyüdüğünü aktaran Göktaş, “Her bir çocuk için ailelere 5 bin 705 lira destek sağlıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğümüz Gönül Elçileri Projesi ile koruyucu aile programını daha da yaygınlaştırıyoruz. Bunun yanı sıra Evlat Edinme hizmetiyle 19 bin 496 çocuğu sıcak bir yuvaya kavuşturduk.” diye konuştu.

    Gerçekleştirdikleri dönüşümle 14 bin 325 çocuğun 1365 çocuk evi ve çocuk evleri sitelerinde aile sıcaklığında büyümelerini sağladıklarını dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:

    “Korumamız altındaki 2 bin 828 engelli çocuğa özel koruma ve bakım hizmeti veriyoruz. Şu an kuruluşlarımızda 20’si milli olmak üzere 5 bin 517 sporcu çocuk bulunuyor. Çocukların sporun yanı sıra kültür, sanat, teknoloji ve bilişim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirecek programlara katılmalarını sağlıyoruz. Her birine bir mesleki beceri kazandıracak özel staj programları hazırlıyoruz. Bugüne kadar devlet korumasında yetişmiş 61 bin 480 gencin kamuda istihdam edilmesini sağladık. Bu yıl sonuna kadar 1044 gencimizin atamasını gerçekleştireceğiz. İnsanı koruyan her şeyin ailenin ve toplumun kimliğini koruduğu inancıyla RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine İlişkin İş Birliği Protokolü kapsamında çalışmalarımızı başlattık. Ayrıca Sosyal Medya Çalışma Grubu ile geleneksel ve sosyal medya ortamında çocukları ve aileleri tehdit eden içeriklerle ilgili hukuki süreçleri 7/24 takip ediyoruz. Zararlı içeriklere anında müdahale ediyoruz. Çocuk dostu içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmalarını güçlendireceğiz. Çocukların, yazılı, görsel ve dijital yayınların zararlarından ve diğer risklerden korunması amacıyla zararlı içeriklerle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz.”

    “Çocuklar Güvende” ekipleri

    Çocukların dijital dünyanın sunduğu imkanlardan faydalanabilmesi ve zararlı içerikleri tanıma becerilerinin arttırılması için çocuklara akran destekli öğrenme tekniği ile dijital okuryazarlık eğitimi verdiklerini ifade eden Göktaş, çocukları her türlü zararlı içerikten ve yayından korumak için çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

    Ebeveynlere, bakım verenlere ve çocukla temas halinde olan personele yönelik “çocuklarda mahremiyet bilinci” eğitimlerini verdiklerini belirten Göktaş, şöyle konuştu:

    “Çocuklar Güvende ekiplerimizle okulları ziyaret ediyor, onları karşılaşabilecekleri tehlikelerden uzak tutmaya gayret ediyoruz. 352 bin öksüz ve yetim çocuğa sosyal hizmetlerimizi ve yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Ailesinden ayrı düşmüş, yabancı uyruklu çocuklara psikososyal destek ve sosyal uyum hizmeti sağlıyoruz. Yeşilay ile işbirliğinde aileleri, çocukları ve gençleri tehdit eden her türlü bağımlılığa karşı mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Rehberlik birimlerimiz aracılığıyla çocukları ve aileleri yakından takip ediyor, riskli durumları önceden tespit ederek erken müdahaleye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.”

    Engelli vatandaşların aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını öncelediklerini bildiren Göktaş, “560 bin 647 engelli vatandaşın evde bakımları için ailelerine aylık 5 bin 97 lira ödeme yapıyoruz. Bu kapsamda toplam 113,4 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Bakıma ihtiyacı olan 7 bin 49 engelli için 107 Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizde gece gündüz demeden hizmet veriyoruz. 310 özel bakım merkezi, 136 Gündüzlü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve 149 Umut Eviyle, engelli vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu ile engelli haklarının korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar doğrultusunda ülkemizin koşullarına uygun uzun süreli bakım güvence sistemini hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Engelli ve yaşlıların toplumsal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla şehir içi toplu taşıma imkanlarından ücretsiz yararlanmalarını sağladıklarını bildiren Göktaş, temmuz ayında ücretsiz seyahat için araç başına yaptıkları ödemeyi yüzde 100 artırdıklarını hatırlattı.

    Şiddete karşı sıfır tolerans

    Toplumun güçlü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmesinin ancak kadınların her alanda güçlü olmasıyla mümkün olacağını dile getiren Bakan Göktaş, şöyle konuştu:

    “Bu anlamda kadının güçlenmesi demek hem toplumun hem ailenin güçlenmesi demektir. Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye demektir. Bugün toplumumuzun temel direği olan kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, refahının artırılması, her alanda etkin bir şekilde yer almaları için çok büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra 2002’den bugüne, genel istihdam oranı yüzde 12 artarken, kadın istihdamını yüzde 25 oranında artırdık. Kadın istihdamında çok büyük bir gelişme kaydetmiş olsak da elbette bunu yeterli görmüyoruz. Yeni çalışmalarımızla kadınları ekonomik, sosyal, sağlık ve eğitim başta olmak üzere her alanda daha da güçlü kılacağız. Uygulamaya koyacağımız Mahalle Odaklı Kreş Modeli ile kadınların ev veya iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda olmalarının önüne geçmek istiyoruz. Biz istiyoruz ki, kadınlar ilgi ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri meslekte yer alsın, bireysel ve toplumsal hayata daha aktif katılım sağlasın, bunu yaparken de çocukları için gözü arkada kalmasın. Bu kapsamda 0-3 yaş dönemi çocuklara bakım ve eğitim hizmeti veren kurumlarımızı Türkiye’nin dört bir yanında yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

    Kadına yönelik şiddetin fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları bulunan küresel bir sorun olduğunu kaydeden Göktaş, şunları söyledi:

    “Tüm bu boyutlarını göz önünde bulundurarak mücadelemizi, ‘şiddete sıfır tolerans’ ilkesiyle büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu ile bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye sahibiz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı’nın, 2024 yılı faaliyet programını 25 Kasım’da açıkladık. Bu faaliyet planı ile adalete erişim, mevzuat, politika, koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler ile toplumsal farkındalık başlıkları altında çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Aynı gün yayımlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Koordinasyon Kurulunu yeniden yapılandırdık. Böylece kurumlarımızla daha güçlü bir işbirliği ile kadına yönelik şiddetle mücadelemizi etkin bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. 11 dil desteği bulunan KADES uygulaması ile şiddet ihbarlarına daha hızlı ve daha etkili bir şekilde cevap veriyoruz. Alo 183 Şiddetle Mücadele Hattı ve farklı iletişim uygulamaları ile anlık danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Şiddet mağduru kadınların ve beraberindeki çocukların adalete erişimlerini kolaylaştırıyoruz. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizle (ŞÖNİM) 81 ilde kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin rol oynayan ŞÖNİM’lerle 2012’den bugüne kadar toplam 1 milyon 646 bin kişiye hizmet verdik. Bu başvuruların büyük bölümü rehberlik ve psikososyal desteklerden oluşuyor.”

    Açacakları yeni merkezlerle hizmetleri daha da yaygınlaştıracaklarını dile getiren Göktaş, “Bugün 149 kadın konukevinde 3 bin 650 kadına hizmet veriyoruz. Kadınların ve çocuklarının risk durumları ve farklı ihtiyaçlarına göre 15 ilde 17 kadın konukevini ihtisaslaştırdık. Bu kapsamda konukevlerimizde anne-çocuk ilişkisine destek oluyor, kadınların ve çocukların psikolojik gelişimlerine katkı sağlıyoruz” dedi.

    Konukevlerinde kalan kadınların bilgi ve becerilerini artırarak toplumsal ve ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde yeniden katılımlarına destek olduklarını bildiren Göktaş, şöyle konuştu:

    “Kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Biz bu konuya her zaman bu anlayışla yaklaştık. Bu soruna asla müsamaha göstermedik, göstermeyeceğiz. Şiddete maruz kalan, şiddet riski taşıyan herkesi koruma altına alıyoruz. 81 ilde avukatlarımızla kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik her türlü tehdit, şiddet, istismar ve ihmal vakalarının hukuki süreçlerini büyük bir titizlikle takip ediyor, davalarda mağdurların yanında yer alıyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadına yönelik şiddetle mücadele topyekun yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Bu, hepimizin sorumluluğundadır. Şiddeti ortadan kaldıracak değerler sevgi, saygı ve merhamettir. Bu değerleri, toplumun her alanında çarşıda, pazarda, okulda, ailede, iş yerlerinde, sporda, sanatta, doğada hakim kılabildiğimiz müddetçe şiddet asla hiçbir yerde barınamaz. Aksi takdirde de karşısında önce bizi bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın.”

    Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirdiklerini, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:

    “Sosyal yardımlardan faydalananların yüzde 82’si çalışamayacak durumda olan vatandaşlarımızdır. Yani yardım alanların yüzde 82’si yaşlı, çocuk ve engellilerden oluşuyor. Bugün 50’den fazla sosyal yardım programıyla çeşitli kalemlerde daha fazla vatandaşımıza dokunuyoruz. Sosyal Hizmet Merkezlerimizle, geliştirdiğimiz dijital uygulamalarla, 7/24 çalışan destek hattımızla vatandaşlarımız yardımlara artık daha kolay erişebiliyor. Bu kanallarla vatandaşlarımız yardım talebini en fazla 4 dakika içerisinde bize ulaştırabiliyor. Biz de vatandaşımızın ihtiyacını gidip yerinde tespit ediyoruz ve ihtiyaç duyulan hizmetleri sunuyoruz. Bu kapsamda sel, deprem, yangın gibi afetlerde mağdur olan vatandaşlarımıza durumlarına bakılmaksızın yaptığımız tek seferlik yardımlar dahil, sosyal yardımların farklı kalemlerinden 4,4 milyon hanemizi yararlandırdık.”

    Sözlerinin sonunda “müjde paylaşmak” istediğini dile getiren Göktaş, “Yakın zamanda Bakanlığımıza sözleşmeli personel alımı gerçekleştireceğiz. Aramıza katılacak yeni çalışma arkadaşlarımızla kurumlarımızın kapasitesini daha da güçlendirecek, sosyal hizmetlerin niteliğinin ve erişilebilirliğinin artırılmasını sağlayacağız” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • MİT’ten 230 kilometre ötede nefes kesen operasyon: PKK/YPG’nin sözde sorumlularından Şirvan Hasan etkisiz hale getirildi

    MİT’ten 230 kilometre ötede nefes kesen operasyon: PKK/YPG’nin sözde sorumlularından Şirvan Hasan etkisiz hale getirildi

    MİT, terör örgütü PKK/YPG’nin sözde sorumlularından Şirvan Hasan’ı, Türkiye’ye yaklaşık 230 kilometre mesafedeki Suriye Deyrizor’da düzenlediği operasyonla etkisiz hale getirdi.

    Ayrıntılar geliyor..

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Bu da Karadeniz usulü teslimat! Sipariş götürme şekli herkesi şaşırttı: Gören bir daha bakıyor

    Bu da Karadeniz usulü teslimat! Sipariş götürme şekli herkesi şaşırttı: Gören bir daha bakıyor

    Yıllar önce televizyonda izlediği bir görüntüden etkilenerek çalıştığı kahvehanede çay bardakları ile dolu tepsiyi kafasında taşımak isteyen Yıldırım bir türlü başarılı olamadı. Denemelerinde 150 çay bardağı kıran Yıldırım, bir süre sonra işten ayrılarak lokantada çalışmaya başladı.

    Sanayi mahallesinde bulunan bir lokantada çalışmaya başlayan İsmail Yıldırım hayalini gerçekleştirmek için bir kez daha deneme yapmak istedi.

    Yemek tabakları ile dolu tepsiyi kafasına koyan Yıldırım, yaptığı denemede bu kez başarılı oldu. O günden sonra yemek tabaklarını koyduğu tepsiyi eliyle değil de kafasına koyarak götürmeye başlayan Yıldırım, esnaf ve vatandaşların ilgisini çekti.

    10 yıldır günde yaklaşık 20 kilometre yol yürüyerek siparişleri yetiştiren Yıldırım yolun karşısına geçmeye çalışırken bir kaç kez trafik kazası da geçirdi.

    Yaşadığı kazada yaralanmasına rağmen yılmayan Yıldırım, kafasındaki tepsiyle sosyal medyada ilgi gördü. Kafasındaki tepsiyle yürürken Yıldırım’ı gören vatandaşlar cep telefonu ile kaydettikleri görüntüleri sosyal medyada yüklerken, lokantanın sıra dışı çalışanı İsmail Yıldırım kimi zaman elleri cebinde kimi zaman ise cep telefonu ile konuşarak siparişi verilen yemekleri teslim ediyor.

    ” ‘Yapabilirsem yaparım, yapamazsam en kötü işten atarlar’ deyip bu şekilde yemek taşımaya başladım “Evli ve 3 çocuk babası İsmail Yıldırım, tepsiyi elinde taşıdığı zaman yorulduğunu belirterek işten atılmayı bile göze alarak tepsiyi kafasında taşıdığını söyledi. Yıldırım, “Televizyonda izlemiştim. Nasıl yaptığını merak ettim. Denediğim zaman 150 tane çay bardağı kırdım. Ondan sonra bu işi yapamayacağını düşündüm. Sorasında lokantada çalışmaya başladığımda tekrar denedim. Burada yapabildiğimi gördüm. 10 senedir bu lokantada çalışıyorum. Bir tabak bile kırmadım. Tepsiyi diğer türlü taşıyınca elim ağrıyordu. ‘Yapabilirsem yaparım, yapamazsam en kötü işten atarlar beni’ düşüncesiyle yemek tepsisini kafamda taşımaya başladım. Baktım gidiyor öyle devam ettim. Lokantadan uzak yerlere de bu şekilde gidiyorum” dedi.

    “Günde yaklaşık 20 kilometre kafamın üzerindeki tepsi ile yemek taşıyorum”

    Kafasının üzerinde taşıdığı yemek tepsisi ile yoldan karşıdan karşıya geçerken bir kaç kez kaza da geçirdiğini dile getiren Yıldırım, “Görenler bu tepsiyi nasıl götürüyorsun, düşürmüyor musun diyorlar. Bende düşürse parası cebinde hazır diyorum. Çok kişi ‘dikkat düşüreceksin’ diyor. Yolun karşısına geçerken birkaç kez araba da çarptı bana. 10 senedir sadece bu işi yapıyorum. Bir işe acemice yaklaşırsan o işi yapamazsın. Ama oluruna bıraktığın zaman hiçbir şey olmaz. Günde yaklaşık 20 km kafamın üzerindeki tepsi ile yemek taşıyorum. Görenler cep telefonu ile beni çekiyor. Sosyal medyada çok videom var. Yemek siparişine göre tepsideki ağırlık değişiyor. Kimi zaman 2 tane kimi zaman 20 tane oluyor. Benim için fark etmiyor. Önemli olan onu kafamın üzerine koymam. Bazıları kafamın üstü düz mü diye bakıyorlar veya tepsinin altında bir şey mi var diye bakıyorlar. Bazıları tepsiyi kafamda taşıdığım için düzlendiğini söylüyor” şeklinde konuştu.

    “İlk gördüğümde o tepsinin düşmesi bekledim”

    Çevre esnaflardan Harun Kurnaz ise İsmail Yıldırım’ı ilk kez gördüğünde tepsinin düşmesini beklediğini kaydederek, “İsmail ağabey bizim yıllardır emekçimiz. Allah razı olsun yemeğimizi getirir. İsmail ağabeyin en önemli özelliği ellerini kullanmadan yemekleri kafasının üstünde tepsiyle beraber servis yapması. Boyu 10 cm daha uzun olsaydı bu tepsiyi taşıyamazdı. Bunun örneğini daha önce hiç görmedim. İlk gördüğümde o tepsinin düşmesi bekledim. Aradan dakikalar geçti bu daha düşmez dedim” ifadelerini kullandı.

    Esnaf İbrahim Turhal da “20 yıldır İsmail Yıldırım’ı tanıyorum. Daha önce bu şekilde simit taşıyanı görmüştüm ancak yemek taşıyanı hiç görmedim” dedi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Katil Netanyahu’nun sonu yakın: Tüm dünyadan ABD’ye ‘İsrail’ baskısı

    Katil Netanyahu’nun sonu yakın: Tüm dünyadan ABD’ye ‘İsrail’ baskısı

    Görev aldığı her kademede ve ele geçirdiği her fırsatta Filistinlilere saldıran İsrail Başbakanı katil

    Binyamin Netanyahu

    için koltuğundan kovulma vakti yaklaşıyor. Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana sayısız vahşetin emrini veren Netanyahu, hem kendi ülkesinde hem de en büyük destekçisi Avrupa ve ABD tarafından kaderine terk ediliyor. Ancak bir yandan da Gazze’de 71 gündür 19 bine yakın Filistinlinin katledilmesinden sadece Netanyahu’nun sorumlu tutulmasının doğru olmadığı ve soykırımda parmağı olan herkesin hesap vermesi için çağrılar da sürüyor.

    İşgalci İsrail ordusunun önceki gün Şucaiye’deki çatışmalar sırasında 3 İsrailli rehineyi yanlışlıkla öldürdüğünü açıklaması ülkeyi karıştırdı. Bu, zaten ülkede haftalardır protesto edilen ve istifası istenen Netanyahu’ya öfkeyi artırırken İsrail başbakanının uluslararası arenada da giderek yalnızlaştığı görülüyor. İngiliz basınında yer alan analizde, ABD Başkanı Joe Biden’a ‘Netanyahu’dan kurtul’ çağrısı yapıldı.

    Guardian Gazetesi’ndeki analizde Netanyahu’nun sadece kendisi için hareket ettiği ileri sürüldü. Biden’ın İsrail için yapabileceği son iyiliğin Netanyahu’yu uzaklaştırmak olduğuna vurgu yapılan analizde, “Binyamin Netanyahu iktidardan uzaklaştırılmalı ve geri dönmemesini sağlamak için her şey yapılmalı” denildi.

    Açlık grevine başlayacaklar

    İsrail’in Yediot Ahronot Gazetesi’nin haberine göre, Gazze’deki Esirlerin Aileleri Koordinasyon Merkezi Medya Müdürü Ronan Tzur, Netanyahu’nun, Gazze’deki 100 esirin ailesinin görüşme talebini reddettiğini belirtti.

    Esirlerin ailelerinin, “Netanyahu’nun, aralarındaki birliği bozmaya çalıştığını” söylediğini kaydeden Tzur, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının, esirlerin geri getirilmesi çabalarıyla çeliştiğini vurguladı.

    Tzur ayrıca, esirlerin ailelerinin, süresiz açlık grevine başlayacakları konusunda Netanyahu’yu tehdit ederek, esirlerin serbest bırakılmasına yönelik savaş kabinesiyle toplantı yapması için süre verdi.

    Öte yandan birçok İsrailli sosyal medya hesaplarından ordunun, 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldürmesine tepki gösterdi. Ayrıca İsrail ile Hamas arasındaki esir takası mutabakatı çerçevesinde kızı ve eşi serbest bırakılan Hen Avigdori, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya gönderdiği mektupta Gazze’ye saldırıları durdurmasını talep etti.

    İsrailliler sokaklara döküldü

    İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldürdüğünü duyurmasının ardından çok sayıda esir yakını, Tel Aviv’de gösteri düzenledi.

    Genelkurmay Başkanlığı binası önünde toplanan göstericiler, “Tüm esirler serbest bırakılmadıkça zafer yoktur”, “Zamanları azalıyor. Onları hemen evlerine getirin” yazılı pankartlar taşıdı. Göstericiler, İsrail hükümetine, Filistinli direnişçilerle acilen yeni bir anlaşma yapması çağrısı yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Çanakkale’de şiddetli sağanak: Kepez Çayı taştı

    Çanakkale’de şiddetli sağanak: Kepez Çayı taştı

    Çanakkale’de dün öğleden itibaren etkili olan şiddetli yağış nedeniyle debisi yükselen Kepez Çayı taştı. Çevrede yaz aylarında yaşanan yangınlar sonrası toprağa tutunamayan ağaçlar, çayda akan suyun şiddetiyle sürüklendi.

    Çayın denizle bağlandığı noktadaki köprünün akış menfezlerini tıkayan ağaçlar, iş makineleriyle bulundukları yerden kaldırıldı. Tıkanan çayın denize daha kolay akması sağlandı.

    Kepçeye binerek, taşan Kepez Çayı’nda incelemelerde bulunan Vali Aktaş, muhabirine, aşırı yağışlar öncesinde meteorolojik uyarılar yapıldığını söyledi.

    Çanakkale’de kuvvetli yağışın devam ettiğini belirten Aktaş, son orman yangınlarında zarar gören ağaç kalıntılarının dereleri kapatmasından dolayı Kepez Çayı’nda ve çevre köylerde sıkıntılar yaşandığını anlattı.

    Aktaş, son duruma ilişkin şu bilgileri aktardı:

    “Çok şükür herhangi bir insanımızda mağduriyetimiz söz konusu değil, herhangi bir kaybımız yok. DSİ, Özel İdare, jandarma, emniyet, AFAD, Kızılay herkes sahada. Herkes görevini yapıyor. Tüm tedbirlerimiz alınmış vaziyette. Afet Koordinasyon Merkezi gece boyunca çalıştı, bugün de çalışacak. Motosikletli kuryelerinin mağdur olmamaları için trafiğe çıkmamalarını istedik. Çalışmalarımız devam ediyor. Yağışlar gün boyu devam edeceğinden vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını, risk olan bölgelerden uzak olmalarını istirham ediyoruz”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İzmir’de göçmen hareketliliği: 100 düzensiz göçmen karaya çıkartıldı

    İzmir’de göçmen hareketliliği: 100 düzensiz göçmen karaya çıkartıldı

    İzmir’de Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, 14 Aralık günü saat 12.15 sıralarında, Menderes ilçesi açıklarında can salları içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine harekete geçti.

    Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itildiği belirlenen 4 can salı içerisindeki toplam 57 düzensiz göçmen, görevlendirilen Sahil Güvenlik botları tarafından kurtarıldı.

    Ekipler, saat 00.20 sıralarında ise, Dikili ilçesinde görevli Sahil Güvenlik Mobil Radarı (MORAD-10) tarafından lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğunun tespit edilmesi üzerine bölgeye gitti. Görevlendirilen Sahil Güvenlik Botları (TCSG-905, KB-32) tarafından hareketli lastik bot durdurularak içerisindeki 43 düzensiz göçmen yakalandı.

    Karaya çıkartılan toplam 100 düzensiz göçmen, sağlık kontrolleri ve işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine sevk edildi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Karadenizlilerden tepki geldi: Karalahanayı yedirmeyiz!

    Karadenizlilerden tepki geldi: Karalahanayı yedirmeyiz!

    Karadenizliler, karalahana çorbasının dünya mutfağından otantik yemek tariflerinin yanı sıra yemek eleştirmenlerin incelemeleri ve yemekler hakkında araştırmaların da yer aldığı bir internet sitesinde yayımlanan (TasteAtlas) “dünyanın en kötü yemekleri” listesinde yedinci sırada gösterilmesi üzerine yöreye özgü yemeğe sahip çıktı. Ağustos 2023’te Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaretli ürün olarak tescillenen karalahana çorbası, yöre mutfağının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor.

    Ordu Zuver Kaya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yiyecek İçecek Hizmetleri Öğretmeni Ünal Baz, sonucu asla kabul etmediklerini ifade ederek Baz, “En iyi yemek ya da en kötü yemek diye bir kavram yoktur. Özel yemek ya da en özel yemek vardır.” dedi. Aşçı Hasan Aktaş ise karalahana çorbasının restoranların ana menülerinde yer aldığına değinerek, “Pancar çorbasına müşteriler çok ilgi gösteriyor. Günde ortalama 250 kase çorba satışı yapıyoruz” diye konuştu.

    Giresun merkezde 30 yıldır lokanta işleten Mehmet Yavuz, “Lokantamızda en çok sattığımız çeşit karalahana çorbasıdır. Karalahana çorbası hele ki mısır ekmeğinin yanında bambaşka bir ürünümüz, vazgeçilmez bir ürünümüz.” dedi. Yavuz’un birlikte çalıştığı eşi Arzu Yavuz ise “Bir gün karalahana çorbasını yapmasak, ‘Neden bugün yok?’ diye çok tepkiler de alıyorum.” dedi.

    YANLIŞ YERDE YEMİŞTİR

    Rize’de yöresel yemekler yapan lokantanın işletmecesi Ahmet Oflu, “Bu açıklama bize dokundu. Bunu nerede yedi? Yanlış yerlerde yemiş olabilir.” şeklinde konuştu. Trabzon’da ev yemeklerinin yapıldığı restoranın işletmecisi Nur Kadıoğlu Muhcu, karalahana çorbasının talep dolayısıyla her gün menüde yer aldığını söyledi. Müşterilerden Derya Kadıoğlu da karalahana çorbasını sürekli tükettiğini ifade etti. 16 yıldır aşçılık yapan Melahat Tiryaki ise turistlerin yöresel lezzetlerden karalahana çorbasını severek tükettiklerini anlattı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Biyomimetik Müzesi Rami Kütüphanesi’nde açılıyor

    Biyomimetik Müzesi Rami Kütüphanesi’nde açılıyor

    Biyomimetik, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü ifade eden bir terim. Bu alanda çalışmak üzere İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle kurulan ve biyomimetik ile ilgili Türkiye’de kurulan ilk kurumsal yapı olan Biyomimetik Merkezi’nin amacı; çocuklar ve gençlerin hayatlarına doğa, bilim ve biyomimetik kavramlarını taşıyıp onlar için unutulmaz bir katma değer sağlamak.

    İSTKA, İstanbul Valiliği, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi, destekleri ile Çatalca’da hayata geçirilen Biyomimetik Merkezi’nin müzesindeki objelerden oluşan özel seçki ilk kez 23-25 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Türkiye Innovation Week 23 etkinliğinde görücüye çıktı. 19 Aralık 2023- 28 Şubat 2024 tarihleri arasında Rami Kütüphanesi’nde sergilenecek.

    Biyomimetik Merkezi’nin kurucularından Düşün Taşın Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Selim Çavuş, “Çatalca’da kurduğumuz ve dokuz ana konseptten oluşan Biyomimetik Müzesi’nde sergilediğimiz ürünlerimizden özel bir seçki hazırladık ve Doğadan İlham Alan İnovasyon başlığıyla Türkiye Innovation Week ziyaretçilerinin beğenisine sunduk. Havacılık, denizcilik, askeri teknoloji, bilim tarihi gibi farklı disiplinlerden oluşan sergimiz tahminimizden de büyük bir ilgi gördü. Özellikle çocuklarımızın ve üniversiteli gençlerimizin gösterdiği ilgi bizi çok mutlu etti ve motivasyonumuzu arttırdı” diye konuştu.

    Biyomimetik Merkezi’nin kurucularından olan ve bu alanda uzun yıllardır çeşitli araştırmalar yapan Dr. Ahmet Talat Us ise “Doğadan İlham Alan İnovasyon Biyomimetik” çalışmalarımızı binlerce öğrencinin ziyaret ettiği Rami Kütüphanesi’nde sergileyecek olmak bizler için çok değerli. Özellikle teknoloji ve tasarıma meraklı gençlerin doğadan ilham alarak gerçekleştirecekleri ürün ve projelerin Türkiye’nin geleceği için büyük bir potansiyel olduğunu belirtti.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • ‘Sürdürülebilirlik’ ödülünün sahibi Aydınlı Grup

    ‘Sürdürülebilirlik’ ödülünün sahibi Aydınlı Grup

    Bu yıl ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla 6. Kez düzenlenen törende, 10 farklı sektörden 10 şirkete ödülleri takdim edildi. Ülkemizi ulusal ve uluslararası alanda başarıyla temsil eden Aydınlı Grup, gerçekleştirdiği sürdürülebilirlik faaliyetleriyle ödül kazanmaya hak kazandı.

    Sürdürülebilirlik alanında ödül almaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Şeref Safa,

    “Şahsım, kurumum ve 7500’ü aşan çalışma arkadaşım adına teşekkür ediyorum. Aydınlı Grup olarak, bünyemizde yer alan Pierre Cardin, Cacharel ve U.S. Polo Assn. markalarımızla hazır giyim sektöründe Türkiye’de lider marka konumundayız. İlke edindiğimiz kaliteli hizmet anlayışıyla, evrensel değerlere özen göstererek faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Üretim bantlarımızda çevre bilincine duyarlı şekilde, müşteri odaklı çalışma anlayışıyla hizmet veriyoruz. Önümüzdeki süreçte sürdürebilirlik alanında daha kapsamlı çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Türkiye yüzyılında bizi ödüle layık gören tüm katılımcılara teşekkürlerimi iletmek isterim”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İnsanlığa savaş açılmış

    İnsanlığa savaş açılmış

    Küresel çapta sürdürülen cinsiyetsiz-leştirme ve aileyi ortadan kaldırma projesine, psikiyatrist-yazar Mustafa Merter, yeni kitabıyla bilimsel olarak cevap veriyor. Yazar, Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Hekaton’la Son Tango” isimli kitabıyla dünyada ve ülkemizde yapılan araştırmalarla ‘eşcinsellik ve cinsiyet değişimi eğilimi’ üzerine bilimsel verilerle bir bakış açısı ve çözüm önerileri sunuyor.

    CELAL VE CEMAL ORTADAN KALKAR

    LGBT endüstrisi üzerine Türkiye’de kaleme alınan ilk araştırma niteliğindeki “Hekaton’la Son Tango” çalışmasının tanıtım toplantısında konuşan Merter, kitabının içeriğine değindi. Dünyada eşcinselliğin küresel çapta teşvik edilmesinin uzun soluklu bir plan olduğuna dikkati çeken Merter, “Yazar Juliet Butler diyor ki bizim derdimiz LGBT değil, biz insanlığı yeniden yapılandırmak istiyoruz. O yüzden karşı karşıya olduğumuz savaşı iyi görmemiz lazım.” ifadesini kullandı. Merter, cinsiyetin ortadan kaldırılmasının insanlık adına bir felaket teşkil ettiğinin altını çizdi ve “Cinsiyet ve erkek kadın farkı ortadan kalkarsa, tasavvuf felsefesinde var olan celal ve cemal ortadan kalkar, kısacası tevhit bozulmuş ve insanlık bitmiş olacak. Dolayısıyla bu insanlığa karşı bir savaş.” dedi.

    FİLM VE DİZİLER ONAYDAN GEÇMELİ

    Etkinliğin ardından Yeni Şafak’a konuşan Merter, ülkemizde de artan aileyi ve evliliği kötü gösteren yapımlara değindi. Merter, “Bu çok ciddi bir olay. Kitapta önerdiğim ‘Yüksek Stratejik Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nde, bütün ne yayınlıyorsak bize gelen ve bizden çıkan yayınların bir analizini yapmamız lazım. Film endüstrisine bir otokontrol sistemi uygulamak, cezai müeyyidelerle müdahale etmek lazım” yorumunu yaptı.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com