Blog

  • Kurbanlarından pasta ve sabun yapan katil

    Leonarda Cianciulli, 18 Nisan 1894’te küçük bir İtalyan kasabasında dünyaya geldi. Yaşamının ilk yıllarından itibaren intihara meyilliydi. Karmaşık ruh halleri nedeniyle ilk kez intihara teşebbüste bulunmuştu. Genç bir kadın olduğunda gittiği bir falcıdan geleceği hakkında bir takım şeyler öğrenmek istedi. Bu elbette onu iyileştiren bir adım olmaktan çok uzaktı. Medyum ona genç yaşta evlenip çocuk sahibi olacağını anlattı. Hikayenin başlangıcı oldukça iç açıcı görünüyordu. Fakat anlatmaya devam ettikçe dehşete düştü.

    Genç yaşta intihar eğilimi

    Ona tüm çocuklarının öleceğini söylemişti. Bu tür bir cümle henüz anne olmamış bir kadını derinden sarsmak için yeterliydi. Sıra el falına geldiğinde; sağ elinde bir hapishane sol elinde bir tımarhane gördüğünü açıkladı. Anlaşılan hayatı trajediyle bütünleşecekti. Ürkütücü görüşmeden sonra eskisinden çok daha kötü oldu.

    Gelgitli bir hayat

    Hayatının geri kalanında batıl inançlara sıkı sıkıya sarılacaktı. Birkaç yıl boyunca gelgitli halini sürdürdü. Bu durum, 20’li yaşlarının başında evlenmesine mani olmadı.1917 yılında memur RaffaelePansardi ile nikah masasına oturdu. Annesi kızının başka biriyle evlenmesini istediği için bu evliliği onaylamadı. Cianciulli bir müddet sonra annesi tarafından lanetlendiğini iddia etti. Muhtemelen başına gelen her türlü felaket için laneti anımsayacaktı. Çözümü 1921’de eşiyle beraber farklı bir kasabaya taşınmakta buldu.

    Gittiği yerde örnek bir vatandaş olmadığı, 1927’de dolandırıcılık suçundan mahkum edildiği ortaya çıktı. Evlilikleri sırasında yolunda gitmeyen tek şey, onun hapse düşmesi değildi. Birbiri ardına on yedi kez hamile kalmış ve çocuklarından üçünü düşük nedeniyle kaybetmişti. Diğer on çocuk ise ölümün pençesinden kurtulamadı. Falcının sözleri ve aklındaki lanet onu paranoyaya sürüklüyordu. Zihninde kurduğu hayallerin ne denli tehlikeli olabileceği henüz bilinmiyordu. Bu hayaller hayatta kalan dört çocuğunu korumak için vahşi bir yönünü uyandıracaktı. Serbest kaldıktan sonra o ve ailesi yeniden taşındı. Talihsizlik onları gittikleri yerde de buldu. 1930’da gerçekleşen Irpinia Depremi’nde binlerce aile gibi evsiz kalmışlardı. Bu defa kuzey İtalya’nın bir bölgesine taşındılar. Buraya kolayca uyum sağlamışlardı. Cianciulli, kendine ait küçük bir dükkan işletiyordu. İnsanlar onun hakkında oldukça iyimserdi. Yıllar içinde saygı duydukları ve sevgi besledikleri biri haline dönüşmüştü. 1939’un sonlarına doğru oğlunun tek bir sözü ile halka sergilediği bu illizyonu sonlandıracaktı. Giuseppe, orduya katılmaya karar verdiğinden söz etti.

    Çocuğunu ne pahasına olursa olsun koruyacaktı

    Cianciulli için bu yıkım anıydı. Oğlunun savaşta öleceğini varsayıyordu. İçten içe onu yiyip bitiren korkularıyla baş başa kalmıştı. Ona göre bir annenin yapması gereken tek şey çocuğu ne pahasına olursa olsun korumaktı. Düşündü, düşündü ve sonunda insan kurban etmeye karar verdi. İlk kurbanı Faustina Setti adında bekar bir kadındı. Ona uygun bir eş bulması için yardımcı olacağını söyledi. Kadın evlilik vaadinden hoşlandı. Hatta aracı olduğu düşüncesiyle ödeme bile yaptı. Cianciulli, sohbet arasında ondan aile üyelerine hitaben, evleneceği kişiyi ziyaret etmeye gideceğini belirten bir mektup yazmasını istedi. Bundan sonra onu uyuşturdu ve bir baltayla öldürdü.

    Kadını birkaç parçaya ayırdı ve bu parçalardan sabun üretti. Setti’nin vücudundan dökülen kana gelince, gerekli malzemelerin eşliğinde lezzetli bir pasta hazırlamıştı. En azından ziyarete gelen komşuları tarafından öyle söyleniyordu. Kalıntılardan hazırladığı yiyecekleri sadece yabancılara ikram etmedi. Kendisi ve oğlu da yedi. 1940’ın sonbaharında Francesca Soavi ikinci kurbanı oldu. İlkinden farklı olarak Sovai’yi iş vaadiyle kandırdı. Aile üyelerine mektup yazmasını istedikten sonra hikayenin devamı bir öncekiyle aynı akışta ilerledi. Üçüncü kurbanı ve aynı zamanda bilinen son kurbanı Virginia Cacioppo ünlü bir sopranoydu. Bu kadına da yurt dışında iş vadetti. Ölümü ve ortadan kayboluş şekli diğerlerinden farksızdı. Cianciulli hem cinayetlerde yakayı ele vermemiş hem de oğlunun hayatını korumanın rahatlığı içindeydi. İşlediği suçların yanına kar kalacağını zannediyordu ama öyle olmadı.

    Sonunda yakayı ele verdi

    Diğer iki kadının aksine, Virginia Cacioppo’nun geride bıraktığı mektup bir akrabasına inandırıcı gelmedi. Polislere kayıp ihbarında bulundu ve en son Cianciulli’nin evine girerken gördüğünden bahsetti.Yapılan ufak çaplı soruşturma, kayıp kişi sayısını bir anda üçe çıkardı. Bu kadınların hepsi de baş şüpheliyle bağlantılıydı. Leonardo Cianciulli, kendini savunmak istedi fakat başarısız oldu.

    Sonunda gerçekleri itiraf etmekten başka çıkar yol bulamadı. Davası 1946’da görüldü ve üç yılını akıl hastanesinde olmak şartıyla 33 yıl cezaya mahkum edildi. O sıralar savaşın keşmekeşi arasında insanlar düşmanı başka topraklarda arıyordu. Halbuki düşman yanı başlarındaydı. Birinin evladı, birinin eşi, birinin annesi ve diğerlerinin komşusuydu. Oğlunun canı uğruna üç masumu kurban etti. Çok daha fazlası, onları ölümden sonra bile çıkarları uğruna kullandı. Bu düşman, 15 Ekim 1970’de akıl hastanesindeyken öldü. 79 yaşında ölen Cianciulli, geride müzede sergilenmek üzere çeşitli cinayet silahları bıraktı.

  • MyMecra Kanalından: “Ben Bir Hayal Kurdum Şimdi Yaşıyorum”

    Orhan Karaağaç’ın hazırlayıp sunduğu “Son 33” farklı konu ve konuklarıyla kaldığı yerden devam ediyor. Son 33’ün bu haftaki konuğu Rafadan Tayfa ve Galaktik Tayfa’nın Yapımcısı İsmail Fidan oldu.

    Son 33’ün bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu:

    Orhan Karaağaç: Ben normalde gelen konuklara şunu çok sormuyorum ama sizin çok özel bir alanınız olduğu için burada bence girişte bunu da konuşmamız lazım. “İsmail Fidan kimdir, ne iş yapar; biz İsmail Fidan’ın hangi işiyle muhatabız?” sorusunu -özelde ailemin de merak ettiğini bildiğim için- konuşmak isterim. Aslında sweatshirt bana bir fikir veriyor ama, siz ne iş yapıyorsunuz?

    İsmail Fidan: Biz aslında hayal kuruyoruz ve kurduğumuz hayalleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. En iyi anlatımı bence bu. Bu arada biz çocuk kelimesini hiç kullanmayız. Her katıldığım yerde söylüyorum. Arkadaş deyince lütfen çocukları kastettiğimi anlayın. Çünkü ben de daha büyümedim, ben de çocuğum. O yüzden biz hep arkadaşlarımız için hayaller kuruyoruz, devasa hayaller kuruyoruz ve bu hayalleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Peki bunu nasıl yaparım diye sorduğumda kendime ben aslında…

    Devamı videomuzda…

    Gelin, Beraber Yürüyelim…

    #İsmailFidan #OrhanKaraağaç #Bellona #Son33 #MyMecra

  • Mühendis ve Mucit – Nikola Tesla | TRT Arşiv

    Buluşları ile dünya bilim tarihine yön veren büyük dahi: Nikola Tesla

    Kaynak kanal: TRT Arşiv
    📌 Türkiye’nin görsel hafızası TRT Arşiv’i yakından takip etmek için kanalımıza abone olun.

    https://www.youtube.com/channel/UCQkPrgNhhdOJR3OzTdWd5lQ

    📌Sosyal platformlarda takip edin:

    Twitter: https://twitter.com/trtarsiv
    Facebook: https://facebook.com/trtarsiv
    Instagram: https://instagram.com/trtarsiv
    YaaY: https://yaay.com.tr/trtarsiv
    TikTok: https://www.tiktok.com/@trtarsiv

    📌 Diğer içerikler ise şimdi TRT İzle ve TRT Dinle’de!

    https://www.trtizle.com/trtarsiv
    https://www.trtdinle.com/genre/trt-arsiv

  • Anime Tarih’ten Yeni Video: Türkiye Cumhuriyeti’nin En Büyük 15 Depremi

    Türkiye cumhuriyeti deprem bakımından dünyadaki en aktif ülkelerden hatta beklide ilk 10a girmektedir. Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından beri bugüne kadar 7 şiddeti üzerinde meydana gelen depremleri , şiddetini ve kaybettiğimiz vatandaşlarımızın sayısını içeren bir video derledik. Hadi gelin daha detaylı inceleyelim.

    Kaynak kanal bilgisi:
    💥Kanala katıl👉  https://www.youtube.com/channel/UCIJiJvIq2lASL9xxe8MU1jg/join

    💥İnstagram :👉 https://www.instagram.com/anime_tarih

  • Bütün yönleriyle Fazilet durağı olayı

    İDDİA: İBB’nin salgına yönelik tedbirlerde yetersiz kalması sonucu İETT’nin 29 Mart 2020 Pazar sabahı Bakırköy – Boğazköy hattında büyük yığılma yaşandı. 

    İDDİAYA İBB TARAFINDAN CEVAPLAR

    İddia üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi sözcüsü Murat Ongun söz konusu olayın kurgu olduğunu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik kasten böyle bir olayın kurgulandığını ve bir itibar suikastı yapıldığını iddia etti.

    Ekrem İmamoğlu: Görüntüleri izledim kanım dondu

     SÖZCÜ  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medyada dolaşıma sokulan ‘dolu İETT otobüsü’ paylaşımlarıyla ilgili konuştu: Görüntüleri izlerken kanım dondu. Maça gitmiyorlar, sabah namazına gitmiyorlar, pazar günü iş güç de yok. Eğer siyaset buysa lanet olsun siyasete! Dünya değişti ama kafalar değişmedi dedi. devamı»

     

    Habere Tepkiler

     

    İBB’nin “Organize kötülük” açıklamasına tepkiler

     Yeni Şafak  Fazilet Durağı yalanı tescillendi: ’47 kişi organize şekilde otobüse bindirildi’ denilen Fazilet durağından otobüse kimsenin binmediği ortaya çıktı
    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 29 Mart’ta Fazilet Durağında oluşan kalabalıkla ilgili ‘organize kötülük’ iddiası asılsız çıktı. Başsavcılık, 47 yolcu bindi denilen duraktan yolcu alınmadığını tespit etti. İBB sözcüsü Murat Ongun’un karşılaştırmak için kullandığı “22 Mart’ta 1 yolcu” ifadesinin de doğru olmadığı, o tarihte duraktan 57 yolcunun bindiği anlaşıldı. devamı»

    via: medya adamıhttps://twitter.com/medyaadami/status/1263850191318327296
    Emin Pazarcı

    Olayla ilgili resmi gelişmeler

     KARAR  Danıştay, İBB Başkanı İmamoğlu ile Murat Ongun’un 29 Mart 2020’de, Kağıthane’deki Fazilet Durağı’nda bir otobüse 47 yolcunun bindiğini iddia etmesiyle başlayan tartışmalara son noktayı koydu. Kararda, soruşturmaya gerek olmadığı kaydedildi. devamı»

     

    İlgili Haberler:

    Son güncelleme: 15 Ocak 2022

  • Rahmi Turan’ın Erdoğan’ın CHP genel başkanını değiştirmeye çalıştığı iddiası

    Sözcü gazetesi başyazarı Rahmi Turan’ın 20 Kasım 2019 tarihinde kaleme aldığı ve “müthiş bir haber” başlığı ile okuyucuya sunduğu yazısına yönelik tüm tepkileri derledik.

    • Müthiş Bir Haber

      Saray’a yakın olan haber kaynağım:

      “Sana müthiş bir haber vereceğim. Bomba gibi bir haber.” dedi.
      “Bomba gibi müthiş haberler, doğru olsa bile, çoğu zaman tekzip edilir. Bu da yalanlanacak cinsten olmasın?” dedim.
      Haber kaynağım ısrar ederek:
      “Hayır, yüzde yüz doğru ve tekzip edilmesi mümkün değil!” dedi ve anlattı:

      9 Kasım akşamı çok önemli bir siyasetçi sizin ‘Saray’ bizim ‘Külliye’ dediğimiz yerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzuruna çıktı.
      CHP’li olduğu belirtilen o önemli kişi Külliye’ye kendi aracıyla değil, değişik plakalı başka bir araçla girdi. Kapıdaki görevliler talimat aldıkları için bilinmeyen plakalı aracın Külliye’ye girmesine izin verdiler.
      Önemli kişi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la bir süre sohbet ettikten sonra yine değişik plakalı başka bir araçla Külliye’yi terk etti.
      CHP’li önemli kişinin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile memleket meselelerini konuştuğu, Erdoğan’ın ona:
      “Türkiye’nin güvenliği için senin CHP Genel Başkanı olman gerekir.” dediği belirtildi. CHP’li siyasetçinin önce ses çıkartmadığı, sonra itiraz eder gibi bir ifadeyle:
      “Engellerim var” şeklinde cevap verdiği ifade edildi.
      AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise:
      “Düşün, karar ver. Memleketin iyiliği için bu gerekli. Ben de yardımcı olurum!” şeklinde yanıt verdiği belirtiliyor.
      Şimdi “Kim bu önemli CHP’li?” diye soracaksınız değil mi?
      Külliye’ye, yani Saray’a yakın haber kaynağım bana önemli bir CHP’linin adını söyledi. Ben de bunu sormak için o kişiyi aradım fakat tüm çabalarıma rağmen ulaşamadım.
      Onayını almadığım için de hiçbir isim açıklamıyorum.”

      Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/rahmi-turan/yargi-reformu-5460962/

    • Cumhurbaşkanlığı İddiaları Yalanladı

      Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi ancak İletişim Başkanı Fahrettin Altun bir açıklama yaptı:

      Fahrettin Altun, açıklamasında şunları kaydetti:

      “Son günlerde bir köşe yazısında mesnetsiz bir şekilde ortaya atılan ve ne yazık ki medyamızda da yoğun tartışmalara neden olan “Sayın Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde CHP’li bir siyasetçiyle görüştüğü ve aralarında bu kişinin CHP genel başkanı olması yönünde bir diyalog geçtiği” iddiası tamamen gerçek dışıdır, hayal ürünüdür.

      Sayın Cumhurbaşkanımızın ne Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ne de başka bir yerde böyle bir görüşmesi olmamış, söz konusu köşe yazısında geçen böyle bir diyalog gerçekleşmemiştir.

      Yaklaşık 43 yıllık siyasi hayatında Sayın Cumhurbaşkanımızın herhangi bir siyasi partinin dizayn edilmesine yönelik adım atması ya da iç işlerine müdahale etmesi hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Bunu da en iyi hakem olan milletimiz çok iyi bilmektedir.

      Terörle mücadelede böylesine kritik günler yaşanırken, diplomasi ve dış politikada elde edilen başarıların sürmesi için tüm dikkatimizi ülkemizin geleceği üzerinde toplamışken, kamuoyunu siyasi magazin haberleriyle meşgul etmenin, kendi siyasi ikbalini korumaya çalışan çevrelere fayda sağlamayacağını da belirtmek isteriz.

      Söz konusu haberleri gerçek kabul edip, bunun üzerine daha fazla gerçek dışı ifadelerle siyaset iklimini zehirlemeye çalışan kimi siyasetçilerin yaptıkları açıklamaları da kaygıyla izliyor, kendi siyasi hesap ve çıkarlarını korumak namına yaptıkları bu iftira ve yalan siyasetinden vazgeçmelerini umuyoruz.”

    • Kılıçdaroğlu : İddialar doğrudur


      Sözcü Gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın “Saray’a çıkan CHP’li” yazısını yorumlayan Kılıçdaroğlu,” Ben şaşırmadım efendim. Doğrudur… CHP’yi nasıl dağıtırız diye çalışan ekipleri var. Arkadaşlarıma, partililere söyledim. Adamlar tutuldu, paralar verildi biz bunu gayet iyi biliyoruz. Akıl var mantık var, başka işin mi gücün mü yok. Erdoğan, CHP’yi dağıtmak için elinden geleni yapıyor. Devletin en kilit noktasındaki isimleri devreye soktuğunu biliyorum. Okuduğumda doğrudur dedim. İsim vermek istemiyorum” dedi.

    • Köşe yazarlarından Rahmi Turan’a tepkiler

      Fatih Portakal:
      #RahmiTuran’in bugun “saraya bir #CHP’li gitti” yazısı dikkat çekiyor. Yazılması için belirlenmiş, muhalif, duayen bir isme uçurulmuş aspar bir haber olabilir mi?Yok eğer doğru ise kim, kime oyun çekiyor? Bu durum parti dizayn ediyor denilerek #Erdogan’i da zorda bırakır.

      Nedim Şener:
      Ahmet Hakan: Rahmi Turan’a Açık Mektup
      http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/rahmi-turana-acik-mektup-41379698

      İsmail Saymaz:

  • Meral Akşener: Okçuluk Vakfı’na İBB’den 16.5 milyon aktarılmış

    Meral Akşener: Okçuluk Vakfı’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinden 16.5 milyon aktarılmış, yahu Malazgirt Meydan Muharebesi’nde bu kadar ok atılmadı!

    Milletimizi açlığa sefalete mahkum edenler maalesef bir takım değerlerimizi perde yaparak altına saklanıyorlar. Vakıf işi de böyle. Bizim bildiğimiz vakıf insanların mallarını hayır için bağışlamasıdır. Vakıflar milletten almaz. Ama yeni moda şu bir akrabaya vakıf kurduruluyor sonra devletin kaynaklarını buralara aktarıyorlar. Allah’tan korkun. Sadece İBB’den bu vakıflara 850 trilyon lira aktarılmış. Mesela okçular vakfı diye bir vakfı var. Kimin olduğunu biliyorsunuz. Bu vakfa sadece İBB’den 16,5 trilyon lira aktarılmış. Yahu Malazgirt Meydan muhaberesinde bu kadar ok atılmadı. Koca Anadolu fethedildi bu kadar ok atılmadı. Gençler bu nasıl oktur? Sanki S-400 füzesi. İstanbul seçimin iptal edilmesinin asıl amacı budur. Yaptıkları yağmanın devam etmesini sağlamak. Bir avuç yağmacının saltanatı sürsün diye milletin iradesini yok saydılar.

    İBB’den Meral Akşener’in Okçular Vakfı iddialarına yanıt

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Twitter hesabından Meral Akşener’in “Okçular Vakfı’na İBB’den 16,5 trilyon lira aktarılmış, yahu Malazgirt Meydan muhaberesinde bu kadar ok atılmadı” iddialarına ilişkin paylaşımda bulunarak, “İBB’den hiçbir vakfa nakit para aktarımı kesinlikle söz konusu değildir” açıklaması yapıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi sosyal medya hesabı Twitter’den İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki iddialara ilişkin açıklamada bulundu. İBB’den yapılan açıklamada, “Sayın Meral Akşener’in bugün partisinin grup toplantısında dile getirdiği iddialar, daha önce de (02/02/2019) açıkladığımız gibi gerçek dışıdır. İBB’den hiçbir vakfa nakit para aktarımı kesinlikle söz konusu değildir” denildi.

    Okçular Vakfı: İBB’den herhangi bir para aktarımı söz konusu değildir

    Okçular Vakfı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Okçular Vakfı‘na bugüne kadar İBB’den herhangi bir para aktarımı söz konusu değildir.” denilen, açıklamada, “Sayın Meral Akşener, Okçular Vakfı’nın sosyal ve kurumsal yapısındaki bu hassasiyetini dikkate alarak açıklama yapması gerekirken, tamamen asılsız, mesnetsiz, hukuksuz ve gerçekle bağdaşmayan bu açıklamayı yapmasını akıl tutulması olarak niteliyor, reddediyor ve şiddetle kınıyoruz. Sayın Meral Akşener iddiasını ispatla mükelleftir. Bu iddiasını ispatlamaya davet ediyoruz. Aksi halde kendisini ‘müfteri’ ilan edeceğiz ve hakkında hukuki ve yasal yollara başvuruyoruz.” denildi.

    Kaynaklar:
    http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/1403289
    https://t24.com.tr/haber/ibb-den-meral-aksener-in-okcular-vakfi-iddialarina-yanit,822434

  • 18 Mayıs 1944 Kırım sürgünü ve soykırımı

    18 Mayıs 1944 Kırım sürgünü ve soykırımı

    Sovyetler Birliği’nin Nazilerle işbirliği yapmakla suçladığı Kırım Tatarlarını Orta Asya’ya sürmesinin üzerinden 75 yıl geçti.

    10 Mayıs 1944’te Beriya tarafından, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı
    Stalin’e Kırım Türkleri’nin Sovyet halkına karşı “ihanet” ettikleri
    gerekçesiyle sürgünlerini talep eden ve bu konuda Devlet Güvenlik Komitesi’nin (GKO) onayını isteyen bir belge ulaşmıştır. Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te “Kırım Türkleri”ni sürgün kararı uygulanmaya başlanmıştır. Çocuk, kadın, ihtiyar ayrımı yapılmadan Kırım Türkleri’ne karşı amansız bir zulüm başlamıştır. Hayvan vagonlarına bindirilerek Özbekistan başta olmak üzere SSCB’nin çeşitli yerlerine doğru sürgün edilmişlerdir. Yolculuk boyunca yeterli yiyecek ve içecek verilmeyen Kırımlılar’ın çoğu açlıktan, susuzluktan ve hastalıklardan dolayı vefat etmiştir.

    2016 Eurovision şarkı yarışmasında birinci olan Jamala’nın 1944 isimli şarkısı.

    İkinci Dünya Savaşı’na kadar ve savaş yıllarında Kırım Türkleri, gördükleri eza, baskı, işkence ve ölümlerle tükenişin eşiğine gelmişti. İkinci Dünya Savaşı sonunda SSCB Devlet Başkanı Stalin, Kırım Türklerinin savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle top yekûn sürgün kararı almıştır.

    Emir, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Türklerine iletildi. İki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün, kasabanın, şehrin meydanında toplanmaları isteniliyordu. Aynı gece Kırım Türklerinin evlerine zorla giren Kızıl ordu askerleri 10 dakika içerisinde evlerini terk etmelerini emrediyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürüldü. 423.100 kişiden oluşan Kırım Türkleri, hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarına, âdeta istif eder gibi yerleştirildiler. Vagonlara doldurulanların 57.000’i 0–5 yaş arası çocuk, 68.000’i ise 60’ın üzerinde yaşlı insanlardı.

    Ertesi gün, Arabat bölgesinde bir köyde, 150 civarında Türk’ün unutulduğu anlaşıldı. Haber Stalin’e ulaştırıldığında emir verdi: ‘Bunların işini 24 saat içerisinde bitirin ’ Emir yerine getirildi: Bebek, çocuk, kadın ihtiyar ve genç köy halkı, küçücük bir tekneye dolduruldu. Tekne, kıyıdan bir-kaç mil açılınca batırıldı. Türklerle birlikte Kırım’da yaşayan Musevî dinine mensup Türkler ile aynı dine mensup Yahudiler de sürgün edildiler.

    Sürgün 300’den fazla insanın doldurulduğu hayvan vagonları içinde, bir aydan fazla süren yolculuk sırasında, kimsenin vagonlardan inmesine asla izin verilmeden, hiç kapıları açılmadan, hiç yemek verilmeden, cesetler dahi boşaltılmadan gerçekleştiriliyordu. Tüm ihtiyaçlar, vagon içerisinde karşılanıyor, ölenlerin cesetleri kokmaya başlayıp teneffüs edilen hava, tehlikeli ölçüde zehirlenince, pencerelerden rast gele atılıyordu. Yolculuk sırasında 195.371 kişi ölmüştü.

    İlgili:
    http://habernida.com/kirim-tatar-surgunusoykirimi-18-mayis-1944/
    https://onedio.com/haber/12-maddede-kirim-tatar-surgun-ve-soykirimi-510343
    https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/743223-18-mayis-1944

    https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/05/160518_kirim_tatarlari_surgun

  • Tüm yönleri ile Tevfik Göksu’nun Trabzonlulara “Yunan” benzetmesi iddiası

    İddia: Esenler Belediye başkanı Tevfik Göksu CHP’nin İBB başkan adayı Ekrem İmamoğlu üzerinden Trabzonlulara Yunan ve Pontus benzetmesi yaptı. 

    Cevap: Tevfik Göksu Yunan basınında çıkan “İstanbul’u Yunan kazandı” manşetine gönderme yaptı, Trabzonlular ile ilgili herhangi bir imada bulunmadı.

    Tevfik Göksu’dan açıklama geldi

    Eleştirilerin odağındaki Göksu, bir video çekerek konuya açıklık getirdi ve şunları söyledi:

    -“Benim konuşmamın hiçbir yerinde hiçbir şekilde ne Trabzonlu kardeşlerimizi ima eden ifade bulunmamaktadır. Şunu herkes bilsin ki bu toprakların kardeşliği, bu ülkenin insanlarının kardeşliği hepimiz aynı dağın yeli aynı Allah’ın kulları olarak biz Trabzonuz Trabzon biziz.

    İlgili Haberler:
    https://odatv.com/akpli-baskandan-trabzonlulari-ofkelendiren-sozler-15051905.html
    https://tr.sputniknews.com/turkiye/201905151039061156-ak-partili-goksu-agzimdan-trabzonla-ilgili-ne-bir-kelime-ne-bir-cumle-ne-bir-ima-cikti/
    https://www.internethaber.com/tevfik-goksunun-trabzon-ve-imamoglu-sozleri-pontus-imasina-aciklama-geldi-2021857h.htm
    https://www.sabah.com.tr/yasam/2019/05/17/trabzonlular-tevfik-goksuya-sahip-cikti
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/tevfik-goksu-ile-ilgili-yargi-dagitiyorum-41216457
    https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/ibb-meclisine-akpli-tevfik-goksunun-trabzonlular-icin-soyledikleri-damga-vurdu-son-dakika-4818632/

  • Ahmet Hakan: “Sen de kızına sahip çıksaydın” diyen alçak

    23 yaşındaki üniversite öğrencisi genç kızı bir plazanın 20. katından atarak öldürdükleri iddiasıyla yargılanan iki sanıktan biri, mahkemede kızın babasına şöyle demiş:

    “Sen de kızına sahip çıksaydın.”

    *

    Bunu diyen o sanığa şöyle sesleniyorum:

    *

    A be sahipli alçak!

    “Sahip çıkmak” ne demek, “sahip çıkmamak” ne demek? Ne yani? Sahip çıkılmadığını düşündüğün genç kızlara tecavüz edip plazaların yirminci katından aşağı mı iteceksin?
    Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/tevfik-goksu-ile-ilgili-yargi-dagitiyorum-41216457

    İlgili:
    Sanıktan Şule Çet’in babasına utanmaz çıkış: Sahip çıksaydın
    siz de kızınıza sahip çıksaydınız

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com