Blog

  • ‘Gül Yetiştiren Adam’a vefa

    ‘Gül Yetiştiren Adam’a vefa

    Oğuzhan Ürüşan

    23 Temmuz 2022’de vefat eden Özdenören, yaşamının önemli bir kısmını geçirdiği Ankara’da ruh ve fikir dünyasına dokunduğu kişilerce vefa ve minnetle anıldı. Programda Özdenören’in kişiliği, karakteri ve Yeni Şafak Gazetesi’ndeki yazılarına yer verildi.

    KÖŞE YAZILARI KİTAP OLACAK

    Programa Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Şükrü Karatepe, eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Mehdi Eker, OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, Yazar Bülent Ata ve Yazar-Çevirmen Manolya Gürocak konuşmacı olarak katıldı. Karatepe, “Mutedil karakterinin yanında muzip bir karakterdi de kendisi. Heykel elinden çıkmış karakterlerden ziyade çarpık karakterleri merak ediyordu.” dedi. Yazar ve çevirmen Manolya Gürocak da yakın bir zamanda Özdenören’in Yeni Şafak’taki köşe yazılarının İz Yayıncılık tarafından basılacağı müjdesini verdi.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Ali Palabıyık kariyerini bitiren maçı açıkladı

    Ali Palabıyık kariyerini bitiren maçı açıkladı

    25 Temmuz 2023’te düdüğünü asan FIFA kokartlı eski hakem Ali Palabıyık, kendisini istifaya götüren süreci anlattı. Hürriyet’e konuşan Palabıyık’ın sorulara verdiği cevaplardan öne çıkanlar şöyle:

    Ali Palabıyık’ın kariyeri neden bitti?

    “Rizespor – Galatasaray maçının son dakikasında verdiğim kararla hakemlik kariyerim bitirildi. Ülkemde hakemlik yapamadığım gibi UEFA’da da hem maçım hem de UEFA kış semineri davetim geri çekildi. Bu olaylar sonrası UEFA’nın bana bakış açısı değişti, Avrupa’da yönettiğim maçların kalitesi dahi düştü. Türkiye’de bize ağabeylik ve hocalık yapan, içimizde olan faktörler de devreye girdi. Şampiyonlar Ligi’nde görev almak benim için büyük gururdu. Daha da yukarılara giderim derken, son çıktığım Şampiyonlar Ligi maçındaki gözlemci notum UEFA Hakem Kurulu müdahalesiyle değiştirildi. Şampiyonlar Ligi’ndeki 3 maçım da çok güzel geçti lakin devamı gelmedi maalesef. MHK Başkanı Ahmet İbanoğlu’na ‘TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin beni kadroda tutmak istemediğini, eğer kendisine böyle bir baskı gelirse gereğini yapacağımı’ belirttim. Nihayetinde ‘TFF bünyesinde bana bakışın olumlu olmadığını’ söyledi ve FIFA hakemi olarak istifamı gönderdim. Bu karar TFF’de paylaşıldıktan sonra MHK başkanı sezon başı seminere davet ederek, TFF başkanının teşekkür plaketi vereceğini söyledi. TFF başkanının çevresinin etkisinde kalarak, güvenmediği ve hakemliği bıraktırdığı birine ‘Türk futboluna katkılarınız için teşekkür ederiz’ diyerek plaket vermesini kabul etmem söz konusu olamazdı.”

    “VAR neden olmadı?”

    “Önce ‘neden olmasın’ dendi. Hatta TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin onayıyla bu görevi kabul edip, 01.08.2023 tarihinde dilekçemi göndermeme rağmen, aynı gün cevap geldi: ‘F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş seni istemiyor!’ Asıl gerekçenin sayın TFF başkanının saydığı takımların istekleri olduğuna inanmıyorum. Hakemliğimi bıraktırmak için bütün gücünü kullanmış isimler hala etkili yerlerde bulundukları için VAR kadrosu için verilen sözün de arkasında duramadılar.”

    “Ali Palabıyık ismine bu denli öfke neden?”

    “Türkiye’nin en şanssız hakemi benim aslında. Bana söylenen “Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray seni istemiyor!” Sebebi de yönettiğim müsabakalarda hatalı karar olsun ya da olmasın çoğunlukla Üç Büyükler’in puan kaybetmeleri. Bir hakem için en önemli şans, eğer aleyhine hata yaptığı takım galip geldiyse problem olmaması. Bu kriter maalesef benim için hiç geçerli olmadı. Sahaya çıktığımda önce vicdanım, UEFA-MHK eğitimleri ve oyun kuralları kitabına uygun maç yönetmeye çalıştım, bir kesimin mutlu olması veya olmaması için değil.”

    “VAR benim sonum oldu”

    “Büyük hatalarda VAR’ın devreye girmesini bekliyorsunuz. Bazen müdahele etmediği ve zor durumda kaldığım pozisyonlar da oldu. Aslında VAR benim sonum oldu diyebiliriz. VAR hayatımızda değilken bu kadar sorun yaşamadık. Spor camiasının da hakemliğe bakışı VAR’dan önce daha saygılıydı. Baskının şiddeti günden güne arttı.”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • İşgalci İsrail Gazze’de en iyi askerlerinden bazılarını kaybettiğini açıkladı

    İşgalci İsrail Gazze’de en iyi askerlerinden bazılarını kaybettiğini açıkladı

    İsrail ordusu, Gazze’de “en iyi askerlerinden” bazılarını kaybettiğini duyurdu.

    İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında,

    “Bu savaşta (Gazze) en iyi evlatlarımızdan bazılarını kaybettik ve savaşın bedeli ağır.”

    dedi.

    Hagari, İsrail ordu güçlerinin, Gazze Şeridi’nin güney ve kuzeyinde Hamas’ın ağırlık merkezlerindeki çatışmaları derinleştirmek için çalıştığını kaydetti.

    İsrail’in Gazze’yi işgalinde son durum

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail’in “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme” gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken İsrail ordusu da Gazze Şeridi’ne yoğun hava bombardımanı başlattı.

    İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 416’sı asker olmak üzere bin 200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi’ne düzenlenen kara saldırılarında 89, Lübnan sınırında ise 6 İsrail askeri öldürüldü.

    Gazze’deki hükümete göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısı 7 bin 112’si çocuk, 4 bin 885’i kadın olmak üzere 17 bin 177’ye yükseldi.

    İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 265 Filistinli hayatını kaybetti.

    İsrail ordusu, Gazze’de on binlerce yaralı ile sivilin sığındığı onlarca hastaneyi zorla tahliye ettirmek için yerleşkelerini ya da ana binalarını vurdu. İşgal sırasında bazı hastaneleri bastı. Saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı.

    İsrail ordusunun 8 Ekim’den bu yana Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarında 22 sivil hayatını kaybederken, Hizbullah ile sınırda girdiği çatışmalarda ise 93 Hizbullah mensubu öldü.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Son nefese kadar Kur’an

    Son nefese kadar Kur’an

    Dava arkadaşları onu, büyük alim, kâmil insan ve değeri ölçülemez bir kıymet olarak tanımladı. Merhum Doğan’ın 4 Aralık gecesi hayatını kaybettiği gece ibadet ettikten sonra hadis dersini yaptığını anlatan Oğlu Yahya Doğan, “Gece yarısı aniden fenalaştı. Apar topar yoğun bakıma alındı. Yaklaşık 10 dakika sonra ruhunu teslim etti” dedi.

    ÖLÇÜLEMEZ BİR DEĞERDİ

    Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Erbakan hocamızın en yakını ve vazgeçilmeziydi. Büyük alim, kamil insan ve değeri ölçülemez bir kıymetti. Sultan Abdulhamid’de olan kibarlık onda da vardı. Diyanet İşleri Başkanıyken dönemin hükümeti onu geçici vaiz yaptı, yani sürgüne uğradı ancak buna hiç ses çıkarmadı, o kadar da alçak gönüllüydü. Siyaset yaptığı yıllarda onu her parti ve görüşten insan sever, saygı duyardı. Mecliste yılda bir kez konuşur, herkes huşu içinde dinler ve en son gelip tebrik ederdi” dedi. Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop da şöyle konuştu: “Lütfi Doğan hoca, farklı bir kişilikti. Erbakan ve arkadaşları onun görüşlerine çok kıymet verirdi. Düşünceli, ahlaklı ve tevazu sahibi bir insandı. Bulunduğu ortamlara sûkunet ve edep iklimi getirirdi. Bu yaşına rağmen vakıfta yaptığı çalışmalarından istifade edilirdi.”

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • 60 yıl sonra dönüyorlar

    60 yıl sonra dönüyorlar

    ABD’de ele geçirilen Anadolu’ya ait 41 tarihi eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ABD’li yetkililerle ortak çalışması sonucu New York’ta Türk yetkililere teslim edildi. Uzun süren davaların ardından Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan MÖ 7. yüzyıldan MS 7. yüzyıla uzanan geniş bir döneme ait eserlerin teslimi için Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu’nda tören düzenlendi.

    5 YILLIK DİRSEK TEMASI

    Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, eserlerin ele geçirilmesinde Türk kurumlarıyla işbirliği yapan Manhattan Bölge Savcılığı ve ekibine teşekkür etti. İki ülkenin ilgili kurumlarında çalışkan ve adanmış bir ekibin 5 yıldır kaçakçılığın önlenmesi için sürekli dirsek temasında bulunduğunu vurgulayan Yazgı, “Bu ekip ABD’nin bu alandaki uluslararası imajına olumlu katkı sağlamaktadır” dedi.

    BU İADE AÇIK BİR MESAJ

    Türkiye’nin New York Başkonsolosu Reyhan Özgür de, törenin kaçakçı ve koleksiyonculara kültürel eserlerin yasa dışı alım bulundurma ve satışının cezasız kalmayacağına dair açık bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi.

    KUTLANMAYI HAK EDİYOR

    Manhattan Bölge Savcılığı Eski Eserler Kaçakçılığı Birimi Şefi Matthew Bogdanos da, bugünün uzun süren bir çalışmanın neticesinin alındığı bir gün olarak kutlanmayı hak ettiğini söyledi. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Yazgı ve Bogdanos tarafından atılan imzalarla devir teslim işlemi tamamlandı.

    Eserler türkevi’nde sergileniyor

    60 yıl kadar önce Türkiye’de bulunan Boubon Antik Kenti’nin yağmalanmasıyla ABD’ye kaçırılan eserler arasında çeşitli müzelere satılan bazı parçalar da yer alıyor. Roma Dönemi’ne ait heykeller, pişmiş toprak kap ve figürinler, bazı bronz başlıklar ile Geç Kalkolitik Döneme ait 22 Kiliya tipi idol başından oluşan eserler New York Türkevi’nde sergileniyor.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Lütfi Hoca ebediyete uğurlandı

    Lütfi Hoca ebediyete uğurlandı

    Ankara’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden eski Diyanet İşleri Başkanı ve İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı (İSİLAY) Mütevelli Heyeti Başkanı Lütfi Doğan, dün son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın naaşı, önceki gün ikindi vakti Ankara Hacı Bayram Camisi’nde gerçekleştirilen cenaze töreninin ardından İstanbul’a getirildi. Dün öğle vakti Süleymaniye Camisi’nde düzenlenen cenaze töreninde, Doğan’ın yakınları taziyeleri kabul etti.

    GERİDE ÖRNEK BİR HAYAT BIRAKTI

    İstanbul İl Müftüsü Safi Arpaguş’un kıldırdığı cenaze namazına, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, AK Parti Mersin Milletvekili Nureddin Nebati, eski bakanlar İsmet Yılmaz ve Fikri Işık ile bazı belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı. Namazın ardından merhum için dua edilirken, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen de tezkiye konuşması yaptı. Lütfi Doğan’ın cenazesi, daha sonra Süleymaniye Camisi Haziresi’nde toprağa verildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Siyaset camiamıza, Diyanet ve ilim camiamıza başsağlığı diliyoruz. Geride güzel ve örnek bir hayat bıraktı.” diye konuştu.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Kuşakların ortak tercihi Türk kahvesi

    Kuşakların ortak tercihi Türk kahvesi

    Araştırmada Türkiye’deki kahve kültürü kuşaklara göre ele alındı. Tüm kuşakların ortak tercihi olan Türk kahvesini yüzde 76,1 ile en çok tüketen ve yüzde 81 ile en çok keyif alan kuşak yaşlı kuşağı olarak adlandırılan Baby Boomers oldu. Bunu yüzde 75,1 ile X kuşağı, yüzde 59,7 ile Y kuşağı ve son olarak yüzde 51,6 ile Z kuşağı takip etti. Z kuşağı yüzde 21 oranında ‘Ortama uyum sağlamak için kahve tüketiyorum’ cevabını verirken bu oran Y kuşağında yüzde 13,9 olarak karşımıza çıkıyor. Baby Boomer’ların yüzde 14,8’i kahveyi bir ‘alışkanlık’ olarak görürken X kuşağının 9,9’u kahvenin ‘kokusunu sevdiği için’ tükettiğini belirtiyor.

    Türk kahvesinden sonra en çok tüketilen kahve türleri filtre kahve, Americano, üçü bir arada, sütlü köpüklü ve menengiç kahvesi oldu.

    KAHVEYİ ERDOĞAN’LA İÇMEK İSTİYORLAR

    ‘’Kahvenizi hangi ortamda tüketmeyi tercih edersiniz?’’ sorusuna Y, X ve yaşlı kuşak en çok ‘Ev’ cevabını verirken, Z kuşağı yüzde 41’lik bir oranlakahveyi kafelerde içtiğini belirtti. Kahveyi hangi siyasetçiyle içmek istersiniz sorusuna ‘En çok Erdoğan ile birlikte kahve içmek isterim’ cevabı verildi. Z kuşağının yüzde 27,8’i, X kuşağının yüzde 32,2’si, Y kuşağının yüzde 27,3’ü ve Baby Boomers’ın yüzde 62’si Recep Tayyip Erdoğan ile kahve içmek istedi. Z kuşağının birlikte kahve içmek isteyeceği ilk üç isim; yüzde 19,1 ile Morgan Freeman, yüzde 16,4 ile Beren Saat ve yüzde 15,9 ile Türkan Şoray. Y kuşağına bakıldığında Kıvanç Tatlıtuğ hayranlığı dikkat çekti.

    KAYNAK: Yeni Şafak

  • Lütfi Doğan Hoca Hakk’a yürüdü

    Lütfi Doğan Hoca Hakk’a yürüdü

    Eski Diyanet İşleri Başkanı ve İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı (İSİLAY) Mütevelli Heyeti Başkanı Lütfi Doğan Hakk’a yürüdü. Doğan, bir süredir Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Doğan, dün sabah saatlerinde, 93 yaşında hayatını kaybetti. Doğan için dün Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde ikindi vakti cenaze namazı kılındı. Namazı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kıldırdı. Cenaze törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Valisi Vasip Şahin, milletvekilleri, eski bakanlar, siyasiler, Doğan’ın ailesi ve yakınları ile çok sayıda kişi katıldı. Doğan’ın cenazesi, bugün İstanbul’daki Süleymaniye Camii’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Süleymaniye Camii Haziresi’ne defnedilecek.

    ERDOĞAN’DAN TAZİYE

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğan için taziye mesajı yayınladı. Erdoğan, “Diyanet İşleri eski başkanlarından, ülkemizin yetiştirdiği en önemli İslam alimlerinden, dava ve gönül adamı Lütfi Doğan Hoca’mızın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Muhterem Lütfi Doğan Hoca’mıza Allah’tan rahmet; yakınlarına, dava ve yol arkadaşlarına sabır niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve siyaset dünyasındaki birçok isimden taziye mesajı yağdı.

    İslami ilim vakfını kurdu

    1930’da Gümüşhane’de dünyaya gelen Doğan, 1942’de hıfzını tamamladı. Dönemin önemli ilim adamlarının tedrisinde dini ilimleri tahsil edip icazet alan Doğan, imam hatip olarak göreve başladı. Doğan, müftülük, müftü yardımcılığı ve vaizlik yaptı, Din İşleri Yüksek Kurulu üyesiyken Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına tayin edildi. Diyanet İşleri Başkanlığı vazifesine 1968’de vekaleten atanan Doğan, bu görevini 1972’ye kadar yürüttü. Daha sonra Milli Görüş hareketinin kurucusu ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın daveti üzerine siyasete giren Doğan, Milli Selamet Partisinden 1973-1980 arasında, iki dönem Erzurum Senatörü olarak görev yaptı. 1980 askeri darbesi döneminde 8 ay tutuklu kalan Doğan, 1991’den itibaren 3 dönem Gümüşhane Milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. Doğan, 1987’de İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı’nı (İSİLAY) kurdu.

    KAYNAK: Yeni Şafak

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com