Blog

  • Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Bakan Şimşek, “Ana hedefimiz enflasyonda tek hane. OVP çerçevesinde bütçe açığımızı daha da azaltacağız” dedi.

    Şimşek, “Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak bir programa odaklanmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı” diyen Bakan Mehmet Şimşek, “Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü” dedi.

    Dolar kuruna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek,Kur oynaklığı mayıs ayında neredeyse yüzde 57 civarındaydı. Kasımda bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa Türkiye şu anda kur oynaklığının en düşük olduğu ülkelerden birisi haline geldi. Bu programa güven var, ilgi var” bilgilerini paylaştı.

    Kur Korumalı Mevudat hesaplara ilişkin de konuşan Şimşek, KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık” dedi.

    Bakan Şimşek, “Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak” ifadelerini sözlerine ekledi.

    Bakan Şimşek’in açıklamalarından satır başları:

    Büyüme güçlü ve ne kadar önümüzdeki dönemde yavaşlama ihtimali varsa da 2023’e ilişkin OVP’ye ilişkin paralel gidiyor. Programda yüzde 4,4’lük büyüme öngörmüştük, küresel büyüme yüzde 3. Dolayısıyla küresel büyümenin 1,5 katı hızlı büyüyor olacağız. İstihdam artışı çok güçlü.

    ‘BÜYÜME YENİDEN DENGELENMEYE BAŞLADI’

    Büyümenin yeniden dengelenmesi. Burada da yeniden dengelenme başladı. Net ihracatın etkisi örneğin bir önceki çeyrekte – 4.9’du. Şimdi onun negatif etkisi azaldı, -2,6’ya düştü. İç talebin etkisi daha önce yüzde 8,8’di, 8,5’e geriledi.

    “BU ÇOK ANLAMLI VE CESARET VERİCİ”

    Daha kaliteli büyümeyi sağlamak programın amacı. Bu çok anlamlı ve cesaret verici. Bizim OVP’nin hedefi kalite noktasında da hedeflerimizi gerçekleştirmek. İç talep daha ılımlı hale dönerken net ihracatın etkisinin olumluya dönmesini bekliyoruz. Böylece daha sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına girmiş olacağız. Fiyat istikrarını sağlayarak yapacağız, enflasyonu tek haneye düşürerek yapacağız. Yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliriz. Verimlilik artışı doğru yatırım ve reformlarla olur. Büyümenin iki ana motoru bir taraftan verimlilik artışı bir taraftan da fiyat istikrarını sağlayacak var olan imkanları üretken imkanlara kanalize ederek verimliliğin yüksek tutulması.

    “BUNA HAZIRLIKLI OLMAMIZ LAZIM”

    Büyümenin beklenenden yüksek çıkması olumlu, dengelenme olumlu ama bu yeterli değil. Önümüzdeki dönemde büyüme bir miktar yavaşlayacak, buna hazırlıklı olmak lazım. OVP ile yüksek sürdürülebilir patikasına girmeyi başaracağız.

    “TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İSTİYORUZ”

    OVP Eylül ayında başlatıldı. OVP’nin birkaç önemli bileşeni ve hedefi var. Birinci bileşen dezenflasyon programı. Enflasyonu önce kontrol altına alıp sonra tek haneye indirecek bir program. En önemli bileşen fiyat istikrarıdır. Enflasyonun düşürülüp tek hanede tutulmasıdır. Hedefimiz bu sene enflasyon kontrol altına almak, gelecek sene yüzde 34’e indirmek, 2025-2026’da tek haneye düşürmek. Para politikasında rasyonelleşmeye gittik. Bozulan fiyatlama davranışlarını düzeltmek için para politikasında iyileştirmeye gittik. MB burada gerekeni yapıyor. Depreme rağmen mali disiplini tesis etme çabamız var. Mali disiplin noktasındaki duruşumuz hükümetlerimiz döneminde çok güçlü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4. Bu açığın deprem nedeniyle yüzde 6,4’e kadar büyümesini öngördük. Gelir performansımız çok daha güçlü. Harcamalarda da çok tutumlu davranıyoruz. İkisinin bileşeni olarak bütçe açığı OVP’de öngörülenden biraz daha düşük olabilir. Üçüncü hedef yapısal reformlar. Reformları yaparak Türkiye’nin hareket gücünü artırmak istiyoruz.

    “KKM’NİN ZAMANLA BİTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    90’lı yıllara giderseniz büyümemiz çok düşük, enflasyon yüksek ve oynak. 2000’li yıllarda büyüme 90’lı yılların 2 katına çıkıyor, enflasyon tek haneye düşürülmüş ve oynaklık azaltılmış. İş alemi önünü görebiliyor. Bütçe açığını milli gelire göre yüzde 3’ün altına düşüreceğiz. Enflasyonu kontrol altına alacak büyümede dengelenme lazım. Rezervlerin güçlendirilmesi. Türkiye’nin uluslararası rezervlerini daha da güçlendireceğiz. Geniş anlamda rezervlerin vadesi bir yıldan az olan dış borçlarına oranını 1’e doğru yükseltmek. Şu an 0,84 civarındayız, bunu 1 düzeyine çıkarmak istiyoruz. Kısa vadeli borçların çok üzerine çıkarmak istiyoruz. Burada KKM’den çıkış. KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık. KKM’nin azaltılması konusunda ilerleme sağlıyoruz, önümüzdeki dönemde ilave adımlar atabiliriz.

    “CDS’LERDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR”

    Bu program çalışıyor, iş tutarlılığı, güvenilirliği var. İnanç artıyor. Bazı soru işaretleri yok mu var, bu olur. Türkiye’nin küresel risk algısı düşüyor. En önemli göstergesi risk primidir, CDS diyorlar. CDS Türkiye’de literatüre girmiş durumda. Bu çok teknik bir terim. CDS, bir ülkenin iflasına karşı sigortalamanız gerekiyorsa sigorta prim düzeyini ima eden enstrüman. CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı. Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü. Türkiye’de muazzam bir düşüş var, Türkiye’nin risk algısı iyileşiyor. Programa ciddi bir güven var. Sermaye girişi başladı. Ocak-Mayıs döneminde Türkiye portföy akımlarına baktığınızda net olarak 2,9 milyar dolarlık çıkış olmuş. Halbuki Haziran-Eylül döneminde 5 milyar dolarlık net artış var. Bu çok ciddi bir rakam. Sermaye girişi güçlendi. Eylül ayında yanlış hatırlamıyorsam gelişmekte olan ülkelerden 14 milyar dolar çıkış varken, Türkiye’ye giriş var. Ekim’de de çıkış varken Türkiye’ye giriş var. Türkiye’nin hikayesi güçlü. Türkiye siyasi belirsizliği geride bırakmış, çok güçlü bir dezenflasyon, reform programı var.

    “TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ ARTTI”

    Rezervlerimiz güçlendi. Türkiye’nin rezervleri Mayıs’tan bu yana 36 milyar dolar arttı. Güven olmazsa kaynak girişi olmazsa 36 milyar dolarlık artış mümkün değil. Kur oynaklığı 1 aylık opsiyonların ima ettiği konsept var. Kur oynaklığı Mayıs ayında yüzde 57 civarındaydı. Kasım’da bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa gelişmekte olan ülkeler için Türkiye kur oynaklığının en düşük olduğu ülke haline geldi.

    Gelecek senenin ikinci yarısında küresel finansal koşullar daha elverişli hale gelecek. Fed, AMB faiz indirimlerine başlayacaklar büyük ihtimalle. Risk iştahını artıracak. Türkiye’ye ilgi daha da artacak. Gelecek senenin ikinci yarısından kastım bu.

    “KATAR-BAE İLE KONUŞUYORUZ”

    Dış temaslarda ne yaptık, tüm dünyaya , yatırımcılara gittik, Türkiye’nin programını, yol haritasını paylaştık. Buna ilgi yoğun. Dünya Bankası OVP açıklandıktan sonra ben Türkiye’ye taahhüt ettiğim kaynak miktarını 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkarıyorum, bu programın başarılı olacağına inanıyorum. Körfez’den çok ciddi ilgi var, bu kaynak yatırıma dönüşecek. Katar, BAE ile konuşuyoruz, program sonuçlandırdık.

    “TÜRKİYE’YE KAYNAK AKIŞI BAŞLADI VE ÇOK GÜÇLÜ”

    Küresel finansal koşullar çok sıkı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı zayıf. Türkiye bu dönemde kaynak çekiyor. Türkiye’ye kaynak girişini göstermek için bankaların yurt dışı borçlarını Ocak Mayıs döneminde yüzde 96’ydı. Bakın, Haziran-Eylül döneminde yüzde 142’ye çıkmış. Bankalar 100 dolar borç öderken 142 dolar borç bulmuşlar. Türkiye’ye kaynak akışı başladı ve çok güçlü. Kaynak akışı olmazsa vadesine 1 yıldan az kalmış 211 milyar dolarlık dış borcu nasıl idare ederiz, nasıl rezerv artırırız? Ciddi kaynak girişi var ve artarak devam edecek. 2024’ün ikinci yarısından itibaren güçlenerek artacak.

    “YÜZDE 40 VERGİ İÇİN SADECE YETKİ ALINDI”

    Yüzde 40’a kadar vergi için yetki alınıyor. Yüce Meclis’ten Cumhurbaşkanı’na yetki alınıyor, bu olacağı anlamına gelmiyor. Liralaşmayı desteklemek için piyasa koşulları el verdiğinde vergiyi kullanıp bu sürece katkıda bulunabiliriz. Zamanlama olarak doğru olduğuna inanmıyorum. Önümüzdeki dönemde oturup daha adil vergi sistemi konusunda ciddi adımlar atacağız. Kamu harcamalarını nasıl verimli alanlara kanalize edebiliriz, tasarruf harcamamak değildir aslında kamuda. Tasarruf kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesidir. Gereksiz harcamaların da kaldırılmasını içeriyor. Türkiye’nin altyapısına yatırım yapacağız. Şu anda yüzde 40 vergi getirmiyoruz, piyasa koşullarına bakacağız. Liralaşmanın ana motoru para politikasındaki rasyonelleşmedir. Liraya güveni portföyde daha ağırlıklı TL tutmanın yolu tabi ki para politikası üzerinden geçiyor. Burada bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak yapı içinde gidiyoruz.

    “VERGİ ARTIŞLARI TEKRARLANMAYACAK”

    Programın ana bileşeni dezenflasyondur. Faizler arttı, enflasyon yükseliş trendinde. Para politikası gecikmeli olarak çalışıyor. Bugün gidin ABD’de, İngiltere, AB’deki deneyimlere bakın. Bütün ülkelerde parasal sıkılaşma başlar fakat enflasyon yükseliş trendini bir süre korur ve daha sonra düşmeye başlar, hemen etkili olmuyor, gecikmeli oluyor. Sadece zamana ihtiyacımız var. Aktarım mekanizmasını zorlaştıran bir iki faktör var. Bunlardan biri KKM, birisi de Türkiye’de mevduatların önemli kısmı döviz cinsinden. Para ikamesi var. Bu iki faktör Türkiye’de aktarım mekanizmasını bir miktar zayıflatmış durumda. Para politikasında iyileştirmeyle birlikte gelecek senenin ikinci yarısından itibaren çok güçlü dezenflasyon sürecine gireceğiz. Tabi ki baz etkisi olacak. Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak. Deprem Şubat ayında oldu ama enkazın kaldırılması zaman alıyor. Depreme ilişkin güçlü kaynak aktardığımız, şehirleri yeniden imar edelim çabamız bazı ürünlerin fiyatlarını artırdı. İnşaat malzemelerinin fiyatları arttı. İnşallah Türkiye bir daha deprem görmez, bunlar baz etkisi. Esas etki, para politikasındaki güçlü etkisyle gecikmeli devreye girmesi.

    İkinci husus maliye ve gelirler politikası. Deprem nedeniyle maliye politikası gevşek sayılır. Gelecek sene muhtemelen biraz daha iyiye gidecek diye bekliyoruz, maliye politikası da eşgüdümlü olacak. Para politikası, maliye politikası, gelirler politikası burada birlikte çalışacak eşgüdüm içinde enflasyonun tek haneye düşürülmesi için yoğun çabaya dönüşecek. Mayıstan sonra yıllık enflasyon güçlü ve hızlı şekilde düşecek. Yılı yüzde 36’yla bitirmeyi ümit ediyoruz. Önümüzdeki seneden itibaren enflasyonun aylığında düşüş trendi başladı, kalıcı şekilde düşüşe devam edeceğini öngörüyoruz. Aylık bazda çekirdek enflasyonu takip ederek bizim hedefimizle uyumlu olup olmadığı incelenebilir.

    KİRALARDA DÜŞÜŞ OLACAK MI?

    Kiraların artmasının iki sebebi var, biri arzi diğeri politika çerçevesiyle etkili. Çok büyük deprem felaketi başladı. Deprem bölgesinde olsun, dışında olsun çok ciddi konut talebi oluştu. Bunun etkisi var, konut seferberliğindeyiz. Biz bir an önce şehirlerin yeniden imar edilmesi, vatandaşların yeniden sağlıklı konutlara kavuşmasını istiyoruz. Önümüzdeki birkaç ay içinde vatandaşlara 200 bin konut tamamlanmış ve hizmetlerine sunulmuş olacak. Deprem nedeniyle ortaya çıkan kira artışını sınırlayacak. Son yıllarda reel faiz düşük olduğu için konut fiyatları çok hızlı arttı, kira da ona göre şekillendi. şimdi konut arzını artıracağız, bir taraftan da değişik sektörlerdeki aşırı fiyat artışları dezenflasyon kapsamında kontrol altına alınacak. Bütün bu hususlar bir araya geldiğinde ben inanıyorum ki kira artışlarında normalleşmeye gideceğiz.

    İŞ DÜNYASINA: MÜŞTERİ BULAMAYACAKSINIZ

    İş alemine seslenmek istiyorum. Fiyatlama davranışlarında ciddi bozulma var, OVP’yi baz almaları kendileri için hayırlı olacak. Para, maliye ve gelirler politikasını şekillendireceğiz. Eski alışkanlıklarıyla devam ederlerse müşteri bulamayacaklardır.

    Ağustos’ta KKM zirveyi buldu. Kasım ayı itibariyle de 2,8 trilyon liraya kadar indi, bu düşüşün devam etmesini bekliyoruz. MB’nin attığı adımlar var. TL mevduatı cazip hale geldi. Bu devam edecek. Biz şu anda rezerv biriktiriyoruz. Türkiye’nin rezervleri Mayıs sonundan bu yana 36 milyar dolar arttı. KKM’de şirketlere vergi teşviği vermişiz, çıkacağız diyeceğiz ki vergi teşviğini kaldırıyoruz. Sonuçta bu bir enstrüman, hukuki zemini var. Para politikası aktarım mekanizmasının önünde belirsizlik kaynağı olması, biz buradan çıkacağız, KKM’den çıkış başladı, tedrici olarak devam edecek. Rezerv birikimiyle birlikte bir noktada hareket edeceğiz.

    “KAMUDA TOGG ALINMASINI ZORUNLU TUTUYORUM”

    Deprem nedeniyle bütçe açığımız arttı. Bu sene bütçe açığını yüzde 6’nın altında tutmak, gelecek sene yüzde 6’nın altında tutmak, 2025-2026’dan sonra yüzde 3’e yakınsayıp, yüzde 3’ün altına çekmek. Mali disiplin çok önemli. Bir taraftan cari açığı azaltıyoruz. Cari açıkta kalıcı başarıyı sağlayacağız. Cari açığın milli gelire oranını yüzde 2’nin altına getirmek istiyoruz. Doğrudan yatırımlarla borç olmaksızın finanse edilebilir seviyeye çekeceğiz. Bütçe açığını yüzde 3’ün altına, cari açığı da yüzde 2’nin altına çekerek Türkiye’nin makro finansal imkanlarını genişleteceğiz. Vatandaşımız kamuda tasarruf da bekliyor. Bu konuda yoğun çaba içindeyiz. Bizden kurumların planlanmış taşıt talepleri var. Üniversite rektörü taşıtım eski, yenilenmesi lazım. Onay verirken sadece yerli ve milli olan kullanımı ucuz olan elektrikli Togg’u alabilirsin diyoruz, ikincisi mevcudu satacaksın diyoruz. Muhtemelen mevcut daha pahalıdır, dizel ya da benzinlidir, gideri yüksektir. Dolayısıyla biz bu konularda hassasız. Yurt dışı gezilerinde yoğun şekilde inceliyoruz. Gerekli mi, bir kişi gitse olur mu? Bu konularda da hassasiyet gösteriyoruz. En büyük tasarruf üretken alanlara kaynakların kanalize edilmesidir.

    BAKAN ŞİMŞEK’TEN İŞ DÜNYASINA ÇAĞRI

    Önümüzdeki dönemde iç talep yavaşlayacak. Mutlaka iş alemi dış pazar arayışına girsinler. Her türlü desteği vereceğiz. İhracat reeskont kredilerini 10 kat artırdık, faize üst limit getirdik. Şu anda 25,9 üst limit. Hizmet ihracatına konu olan alanlarda dışarıdan kazandığı geliri getirsin, yüzde 80 vergi avantajı sağlıyoruz. Dolayısıyla burada sembolik düzeye getirdik. Eximbank’ın sermayesini yüzde 49 artırdık ama yetmez. Yakın dönemde, Eximbank’a 10 yıl vadeli yüksek montanlı sermaye benzeri kredi bulacağız. Onun müzakerelerinin son evresine girildi. Bir taraftan ihracatçıya destek vereceğiz, kredi imkanı, düşük faiz imkanlar ve düşük vergi. İhracat Türkiye’nin çıkış yoludur. Dış talep zayıf. Olsun biz pazar payını büyütelim. Düşük de büyüseler başkalarına göre rekabetçi konuma gelin ilave pazar payı alın.

    YTAK KREDİLERİ

    Sanayi Bakanlığımız Türkiye’nin dış ticaretinde önemli olan 281 kalemi belirledi. Bu ürünü yayınladı, biz özel sektörden dünyadaki tüm yatırımcılardan şunu bekliyoruz, ben şu ürünü üretebilirim. Süreç Sanayi Bakanlığı’nda başlayacak. Teknik olarak yeterli deyince, finansal fizibilitesini bankalar yapacak. Cari açığı azaltıyor mu enflasyonda düşüş yaratır mı kararını Merkez Bankası verecek. 300 milyar lira, 1’er milyardan potansiyel büyük 300 yatırımdan bahsediyorsunuz. OVP’yi açıklarken yatırım dedik, yatırım olunca istihdam olur, sonra üretim olur. Bunun önemli kısmının ihracat olmasını istiyoruz.

    Kaynak: Haber7.com

  • Türkiye tüketim ve yatırımlarla büyüdü

    Türkiye tüketim ve yatırımlarla büyüdü

    Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 ile beklentilere paralel olarak büyüdü. Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, Türkiye’nin büyüme performansını Haber7’ye değerlendirdi. 2023 yılının tamamına ilişkin büyüme beklentisinin ise yüzde 4 – 4,5 aralığında olduğunu belirtti.

    TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜZDE 5,9 BÜYÜDÜ

    Türkiye ekonomisinin büyüme performansı açısından her dönem direnç gösterdiğine dikkat çeken Soylu, Türkiye’nin büyüme performansı olarak OECD ve Avrupa ülkelerinden pozitif ayrıştığını belirtti. Beklentilere paralel bir büyüme gerçekleştiğini söyleyen Soylu, inşaat sektöründe ve sanayi tarafındaki büyümenin ve hanehalkı tüketim harcamalarının büyümeyi tetiklediğini vurguladı. Soylu, “Net ihracatın etkisine baktığımızda her ne kadar eksi 2.6’lık bir negatif etkisi olsa da 2. çeyrek büyümeye nazaran pozitif bir gelişme olduğunu gözlemliyoruz” diye konuştu. Tüketime dayalı büyüme performansının üçüncü çeyrekte de devam ettiğine işaret eden Soylu, önümüzdeki süreçte cari dengenin ve yatırımın büyümeyi teşvik edeceği bir döneme girileceğinin altını çizdi.

    TÜRKİYE 2023’ÜN TAMAMINDA NE KADAR BÜYÜR?

    OECD ve IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini değerlendiren Soylu, yüzde 4 – 4,5 aralığında bir büyüme ile Türkiye’nin 2023 yılını tamamlayacağını belirtti. 2024 yılında da Türkiye ekonomisinin 2023’e benzer bir büyüme performansı sergileyeceğine işaret eden Soylu, “2023’ü tüketim talepli bir büyüme ile kapattık ancak 2024’te hedeflenen cari dengenin sağlanması ve yüksek teknolojik ürünlerin ihracatına önem verildiği bir dönem yaşanacak” dedi. Enflasyonla mücadele noktasında büyümeyi desteklemek için ihracatı artırıcı politikaların önemli olduğuna dikkat çeken Soylu, “Türkiye ekonomisinin büyümeden taviz verecek bir lüksü yok” diye konuştu.

     

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Bakan Şimşek, “Ana hedefimiz enflasyonda tek hane. OVP çerçevesinde bütçe açığımızı daha da azaltacağız” dedi.

    Şimşek, “Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak bir programa odaklanmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı” diyen Bakan Mehmet Şimşek, “Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü” dedi.

    Dolar kuruna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek,Kur oynaklığı mayıs ayında neredeyse yüzde 57 civarındaydı. Kasımda bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa Türkiye şu anda kur oynaklığının en düşük olduğu ülkelerden birisi haline geldi. Bu programa güven var, ilgi var” bilgilerini paylaştı.

    Kur Korumalı Mevudat hesaplara ilişkin de konuşan Şimşek, KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık” dedi.

    Bakan Şimşek, “Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak” ifadelerini sözlerine ekledi.

    Bakan Şimşek’in açıklamalarından satır başları:

    Büyüme güçlü ve ne kadar önümüzdeki dönemde yavaşlama ihtimali varsa da 2023’e ilişkin OVP’ye ilişkin paralel gidiyor. Programda yüzde 4,4’lük büyüme öngörmüştük, küresel büyüme yüzde 3. Dolayısıyla küresel büyümenin 1,5 katı hızlı büyüyor olacağız. İstihdam artışı çok güçlü.

    ‘BÜYÜME YENİDEN DENGELENMEYE BAŞLADI’

    Büyümenin yeniden dengelenmesi. Burada da yeniden dengelenme başladı. Net ihracatın etkisi örneğin bir önceki çeyrekte – 4.9’du. Şimdi onun negatif etkisi azaldı, -2,6’ya düştü. İç talebin etkisi daha önce yüzde 8,8’di, 8,5’e geriledi.

    “BU ÇOK ANLAMLI VE CESARET VERİCİ”

    Daha kaliteli büyümeyi sağlamak programın amacı. Bu çok anlamlı ve cesaret verici. Bizim OVP’nin hedefi kalite noktasında da hedeflerimizi gerçekleştirmek. İç talep daha ılımlı hale dönerken net ihracatın etkisinin olumluya dönmesini bekliyoruz. Böylece daha sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına girmiş olacağız. Fiyat istikrarını sağlayarak yapacağız, enflasyonu tek haneye düşürerek yapacağız. Yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliriz. Verimlilik artışı doğru yatırım ve reformlarla olur. Büyümenin iki ana motoru bir taraftan verimlilik artışı bir taraftan da fiyat istikrarını sağlayacak var olan imkanları üretken imkanlara kanalize ederek verimliliğin yüksek tutulması.

    “BUNA HAZIRLIKLI OLMAMIZ LAZIM”

    Büyümenin beklenenden yüksek çıkması olumlu, dengelenme olumlu ama bu yeterli değil. Önümüzdeki dönemde büyüme bir miktar yavaşlayacak, buna hazırlıklı olmak lazım. OVP ile yüksek sürdürülebilir patikasına girmeyi başaracağız.

    “TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İSTİYORUZ”

    OVP Eylül ayında başlatıldı. OVP’nin birkaç önemli bileşeni ve hedefi var. Birinci bileşen dezenflasyon programı. Enflasyonu önce kontrol altına alıp sonra tek haneye indirecek bir program. En önemli bileşen fiyat istikrarıdır. Enflasyonun düşürülüp tek hanede tutulmasıdır. Hedefimiz bu sene enflasyon kontrol altına almak, gelecek sene yüzde 34’e indirmek, 2025-2026’da tek haneye düşürmek. Para politikasında rasyonelleşmeye gittik. Bozulan fiyatlama davranışlarını düzeltmek için para politikasında iyileştirmeye gittik. MB burada gerekeni yapıyor. Depreme rağmen mali disiplini tesis etme çabamız var. Mali disiplin noktasındaki duruşumuz hükümetlerimiz döneminde çok güçlü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4. Bu açığın deprem nedeniyle yüzde 6,4’e kadar büyümesini öngördük. Gelir performansımız çok daha güçlü. Harcamalarda da çok tutumlu davranıyoruz. İkisinin bileşeni olarak bütçe açığı OVP’de öngörülenden biraz daha düşük olabilir. Üçüncü hedef yapısal reformlar. Reformları yaparak Türkiye’nin hareket gücünü artırmak istiyoruz.

    “KKM’NİN ZAMANLA BİTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    90’lı yıllara giderseniz büyümemiz çok düşük, enflasyon yüksek ve oynak. 2000’li yıllarda büyüme 90’lı yılların 2 katına çıkıyor, enflasyon tek haneye düşürülmüş ve oynaklık azaltılmış. İş alemi önünü görebiliyor. Bütçe açığını milli gelire göre yüzde 3’ün altına düşüreceğiz. Enflasyonu kontrol altına alacak büyümede dengelenme lazım. Rezervlerin güçlendirilmesi. Türkiye’nin uluslararası rezervlerini daha da güçlendireceğiz. Geniş anlamda rezervlerin vadesi bir yıldan az olan dış borçlarına oranını 1’e doğru yükseltmek. Şu an 0,84 civarındayız, bunu 1 düzeyine çıkarmak istiyoruz. Kısa vadeli borçların çok üzerine çıkarmak istiyoruz. Burada KKM’den çıkış. KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık. KKM’nin azaltılması konusunda ilerleme sağlıyoruz, önümüzdeki dönemde ilave adımlar atabiliriz.

    “CDS’LERDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR”

    Bu program çalışıyor, iş tutarlılığı, güvenilirliği var. İnanç artıyor. Bazı soru işaretleri yok mu var, bu olur. Türkiye’nin küresel risk algısı düşüyor. En önemli göstergesi risk primidir, CDS diyorlar. CDS Türkiye’de literatüre girmiş durumda. Bu çok teknik bir terim. CDS, bir ülkenin iflasına karşı sigortalamanız gerekiyorsa sigorta prim düzeyini ima eden enstrüman. CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı. Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü. Türkiye’de muazzam bir düşüş var, Türkiye’nin risk algısı iyileşiyor. Programa ciddi bir güven var. Sermaye girişi başladı. Ocak-Mayıs döneminde Türkiye portföy akımlarına baktığınızda net olarak 2,9 milyar dolarlık çıkış olmuş. Halbuki Haziran-Eylül döneminde 5 milyar dolarlık net artış var. Bu çok ciddi bir rakam. Sermaye girişi güçlendi. Eylül ayında yanlış hatırlamıyorsam gelişmekte olan ülkelerden 14 milyar dolar çıkış varken, Türkiye’ye giriş var. Ekim’de de çıkış varken Türkiye’ye giriş var. Türkiye’nin hikayesi güçlü. Türkiye siyasi belirsizliği geride bırakmış, çok güçlü bir dezenflasyon, reform programı var.

    “TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ ARTTI”

    Rezervlerimiz güçlendi. Türkiye’nin rezervleri Mayıs’tan bu yana 36 milyar dolar arttı. Güven olmazsa kaynak girişi olmazsa 36 milyar dolarlık artış mümkün değil. Kur oynaklığı 1 aylık opsiyonların ima ettiği konsept var. Kur oynaklığı Mayıs ayında yüzde 57 civarındaydı. Kasım’da bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa gelişmekte olan ülkeler için Türkiye kur oynaklığının en düşük olduğu ülke haline geldi.

    Gelecek senenin ikinci yarısında küresel finansal koşullar daha elverişli hale gelecek. Fed, AMB faiz indirimlerine başlayacaklar büyük ihtimalle. Risk iştahını artıracak. Türkiye’ye ilgi daha da artacak. Gelecek senenin ikinci yarısından kastım bu.

    “KATAR-BAE İLE KONUŞUYORUZ”

    Dış temaslarda ne yaptık, tüm dünyaya , yatırımcılara gittik, Türkiye’nin programını, yol haritasını paylaştık. Buna ilgi yoğun. Dünya Bankası OVP açıklandıktan sonra ben Türkiye’ye taahhüt ettiğim kaynak miktarını 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkarıyorum, bu programın başarılı olacağına inanıyorum. Körfez’den çok ciddi ilgi var, bu kaynak yatırıma dönüşecek. Katar, BAE ile konuşuyoruz, program sonuçlandırdık.

    “TÜRKİYE’YE KAYNAK AKIŞI BAŞLADI VE ÇOK GÜÇLÜ”

    Küresel finansal koşullar çok sıkı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı zayıf. Türkiye bu dönemde kaynak çekiyor. Türkiye’ye kaynak girişini göstermek için bankaların yurt dışı borçlarını Ocak Mayıs döneminde yüzde 96’ydı. Bakın, Haziran-Eylül döneminde yüzde 142’ye çıkmış. Bankalar 100 dolar borç öderken 142 dolar borç bulmuşlar. Türkiye’ye kaynak akışı başladı ve çok güçlü. Kaynak akışı olmazsa vadesine 1 yıldan az kalmış 211 milyar dolarlık dış borcu nasıl idare ederiz, nasıl rezerv artırırız? Ciddi kaynak girişi var ve artarak devam edecek. 2024’ün ikinci yarısından itibaren güçlenerek artacak.

    “YÜZDE 40 VERGİ İÇİN SADECE YETKİ ALINDI”

    Yüzde 40’a kadar vergi için yetki alınıyor. Yüce Meclis’ten Cumhurbaşkanı’na yetki alınıyor, bu olacağı anlamına gelmiyor. Liralaşmayı desteklemek için piyasa koşulları el verdiğinde vergiyi kullanıp bu sürece katkıda bulunabiliriz. Zamanlama olarak doğru olduğuna inanmıyorum. Önümüzdeki dönemde oturup daha adil vergi sistemi konusunda ciddi adımlar atacağız. Kamu harcamalarını nasıl verimli alanlara kanalize edebiliriz, tasarruf harcamamak değildir aslında kamuda. Tasarruf kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesidir. Gereksiz harcamaların da kaldırılmasını içeriyor. Türkiye’nin altyapısına yatırım yapacağız. Şu anda yüzde 40 vergi getirmiyoruz, piyasa koşullarına bakacağız. Liralaşmanın ana motoru para politikasındaki rasyonelleşmedir. Liraya güveni portföyde daha ağırlıklı TL tutmanın yolu tabi ki para politikası üzerinden geçiyor. Burada bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak yapı içinde gidiyoruz.

    “VERGİ ARTIŞLARI TEKRARLANMAYACAK”

    Programın ana bileşeni dezenflasyondur. Faizler arttı, enflasyon yükseliş trendinde. Para politikası gecikmeli olarak çalışıyor. Bugün gidin ABD’de, İngiltere, AB’deki deneyimlere bakın. Bütün ülkelerde parasal sıkılaşma başlar fakat enflasyon yükseliş trendini bir süre korur ve daha sonra düşmeye başlar, hemen etkili olmuyor, gecikmeli oluyor. Sadece zamana ihtiyacımız var. Aktarım mekanizmasını zorlaştıran bir iki faktör var. Bunlardan biri KKM, birisi de Türkiye’de mevduatların önemli kısmı döviz cinsinden. Para ikamesi var. Bu iki faktör Türkiye’de aktarım mekanizmasını bir miktar zayıflatmış durumda. Para politikasında iyileştirmeyle birlikte gelecek senenin ikinci yarısından itibaren çok güçlü dezenflasyon sürecine gireceğiz. Tabi ki baz etkisi olacak. Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak. Deprem Şubat ayında oldu ama enkazın kaldırılması zaman alıyor. Depreme ilişkin güçlü kaynak aktardığımız, şehirleri yeniden imar edelim çabamız bazı ürünlerin fiyatlarını artırdı. İnşaat malzemelerinin fiyatları arttı. İnşallah Türkiye bir daha deprem görmez, bunlar baz etkisi. Esas etki, para politikasındaki güçlü etkisyle gecikmeli devreye girmesi.

    İkinci husus maliye ve gelirler politikası. Deprem nedeniyle maliye politikası gevşek sayılır. Gelecek sene muhtemelen biraz daha iyiye gidecek diye bekliyoruz, maliye politikası da eşgüdümlü olacak. Para politikası, maliye politikası, gelirler politikası burada birlikte çalışacak eşgüdüm içinde enflasyonun tek haneye düşürülmesi için yoğun çabaya dönüşecek. Mayıstan sonra yıllık enflasyon güçlü ve hızlı şekilde düşecek. Yılı yüzde 36’yla bitirmeyi ümit ediyoruz. Önümüzdeki seneden itibaren enflasyonun aylığında düşüş trendi başladı, kalıcı şekilde düşüşe devam edeceğini öngörüyoruz. Aylık bazda çekirdek enflasyonu takip ederek bizim hedefimizle uyumlu olup olmadığı incelenebilir.

    KİRALARDA DÜŞÜŞ OLACAK MI?

    Kiraların artmasının iki sebebi var, biri arzi diğeri politika çerçevesiyle etkili. Çok büyük deprem felaketi başladı. Deprem bölgesinde olsun, dışında olsun çok ciddi konut talebi oluştu. Bunun etkisi var, konut seferberliğindeyiz. Biz bir an önce şehirlerin yeniden imar edilmesi, vatandaşların yeniden sağlıklı konutlara kavuşmasını istiyoruz. Önümüzdeki birkaç ay içinde vatandaşlara 200 bin konut tamamlanmış ve hizmetlerine sunulmuş olacak. Deprem nedeniyle ortaya çıkan kira artışını sınırlayacak. Son yıllarda reel faiz düşük olduğu için konut fiyatları çok hızlı arttı, kira da ona göre şekillendi. şimdi konut arzını artıracağız, bir taraftan da değişik sektörlerdeki aşırı fiyat artışları dezenflasyon kapsamında kontrol altına alınacak. Bütün bu hususlar bir araya geldiğinde ben inanıyorum ki kira artışlarında normalleşmeye gideceğiz.

    İŞ DÜNYASINA: MÜŞTERİ BULAMAYACAKSINIZ

    İş alemine seslenmek istiyorum. Fiyatlama davranışlarında ciddi bozulma var, OVP’yi baz almaları kendileri için hayırlı olacak. Para, maliye ve gelirler politikasını şekillendireceğiz. Eski alışkanlıklarıyla devam ederlerse müşteri bulamayacaklardır.

    Ağustos’ta KKM zirveyi buldu. Kasım ayı itibariyle de 2,8 trilyon liraya kadar indi, bu düşüşün devam etmesini bekliyoruz. MB’nin attığı adımlar var. TL mevduatı cazip hale geldi. Bu devam edecek. Biz şu anda rezerv biriktiriyoruz. Türkiye’nin rezervleri Mayıs sonundan bu yana 36 milyar dolar arttı. KKM’de şirketlere vergi teşviği vermişiz, çıkacağız diyeceğiz ki vergi teşviğini kaldırıyoruz. Sonuçta bu bir enstrüman, hukuki zemini var. Para politikası aktarım mekanizmasının önünde belirsizlik kaynağı olması, biz buradan çıkacağız, KKM’den çıkış başladı, tedrici olarak devam edecek. Rezerv birikimiyle birlikte bir noktada hareket edeceğiz.

    “KAMUDA TOGG ALINMASINI ZORUNLU TUTUYORUM”

    Deprem nedeniyle bütçe açığımız arttı. Bu sene bütçe açığını yüzde 6’nın altında tutmak, gelecek sene yüzde 6’nın altında tutmak, 2025-2026’dan sonra yüzde 3’e yakınsayıp, yüzde 3’ün altına çekmek. Mali disiplin çok önemli. Bir taraftan cari açığı azaltıyoruz. Cari açıkta kalıcı başarıyı sağlayacağız. Cari açığın milli gelire oranını yüzde 2’nin altına getirmek istiyoruz. Doğrudan yatırımlarla borç olmaksızın finanse edilebilir seviyeye çekeceğiz. Bütçe açığını yüzde 3’ün altına, cari açığı da yüzde 2’nin altına çekerek Türkiye’nin makro finansal imkanlarını genişleteceğiz. Vatandaşımız kamuda tasarruf da bekliyor. Bu konuda yoğun çaba içindeyiz. Bizden kurumların planlanmış taşıt talepleri var. Üniversite rektörü taşıtım eski, yenilenmesi lazım. Onay verirken sadece yerli ve milli olan kullanımı ucuz olan elektrikli Togg’u alabilirsin diyoruz, ikincisi mevcudu satacaksın diyoruz. Muhtemelen mevcut daha pahalıdır, dizel ya da benzinlidir, gideri yüksektir. Dolayısıyla biz bu konularda hassasız. Yurt dışı gezilerinde yoğun şekilde inceliyoruz. Gerekli mi, bir kişi gitse olur mu? Bu konularda da hassasiyet gösteriyoruz. En büyük tasarruf üretken alanlara kaynakların kanalize edilmesidir.

    BAKAN ŞİMŞEK’TEN İŞ DÜNYASINA ÇAĞRI

    Önümüzdeki dönemde iç talep yavaşlayacak. Mutlaka iş alemi dış pazar arayışına girsinler. Her türlü desteği vereceğiz. İhracat reeskont kredilerini 10 kat artırdık, faize üst limit getirdik. Şu anda 25,9 üst limit. Hizmet ihracatına konu olan alanlarda dışarıdan kazandığı geliri getirsin, yüzde 80 vergi avantajı sağlıyoruz. Dolayısıyla burada sembolik düzeye getirdik. Eximbank’ın sermayesini yüzde 49 artırdık ama yetmez. Yakın dönemde, Eximbank’a 10 yıl vadeli yüksek montanlı sermaye benzeri kredi bulacağız. Onun müzakerelerinin son evresine girildi. Bir taraftan ihracatçıya destek vereceğiz, kredi imkanı, düşük faiz imkanlar ve düşük vergi. İhracat Türkiye’nin çıkış yoludur. Dış talep zayıf. Olsun biz pazar payını büyütelim. Düşük de büyüseler başkalarına göre rekabetçi konuma gelin ilave pazar payı alın.

    YTAK KREDİLERİ

    Sanayi Bakanlığımız Türkiye’nin dış ticaretinde önemli olan 281 kalemi belirledi. Bu ürünü yayınladı, biz özel sektörden dünyadaki tüm yatırımcılardan şunu bekliyoruz, ben şu ürünü üretebilirim. Süreç Sanayi Bakanlığı’nda başlayacak. Teknik olarak yeterli deyince, finansal fizibilitesini bankalar yapacak. Cari açığı azaltıyor mu enflasyonda düşüş yaratır mı kararını Merkez Bankası verecek. 300 milyar lira, 1’er milyardan potansiyel büyük 300 yatırımdan bahsediyorsunuz. OVP’yi açıklarken yatırım dedik, yatırım olunca istihdam olur, sonra üretim olur. Bunun önemli kısmının ihracat olmasını istiyoruz.

    Kaynak: Haber7.com

  • MSB açıkladı: Kaç Gazzeli Türkiye’ye getirildi?

    MSB açıkladı: Kaç Gazzeli Türkiye’ye getirildi?

    Türkiye Gazze’ye yönelik insani yardımı sürdürüyor. Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

    MSB’den yapılan açıklamada, “İsrail ve Filistin’de 7 Ekim’den beri devam eden gelişmeleri büyük bir endişe ile takip ediyoruz. Türkiye olarak Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz.” denilerek şu açıklamada bulunuldu:

    “Gazze’de çatışmalara 4 günlük insani ara verilmesi konusunda taraflar arasında varılan mutabakatı ve akabinde insani aranın 3 gün daha uzatılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Mutabakata tam riayet edilmesini ve bu insani aranın, Gazze’deki çatışmaların sona ermesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Beklentimiz; barışa giden, akan kanın durması için sarf edilen tüm gayretlerin amasız ve fakatsız gösterilmeye devam edilmesidir. Filistin meselesi iki devletli ve adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını da bir kez daha vurguluyoruz.

    “GAZZE İÇİN 222.5 TON İNSANİ YARDIM MALZEMESİ TAŞIDIK”

    Ülkemizin Gazze’ye yönelik insani yardımları kapsamında Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarla koordineli olarak, 29 Kasım’da C-130 tipi kargo uçağımız ile 9,5 ton tıbbi malzeme ve 9 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış; çoğunluğu acil tedaviye ihtiyaç duyan hasta ve refakatçilerden oluşan toplam 44 Gazzeli kardeşimiz ülkemize getirilmiştir.

    KAÇ GAZZELİ TÜRKİYE’YE GETİRİLDİ?

    Böylece Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 12 uçakla 222,5 ton insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 188 olmuştur.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Bakan Şimşek’ten ÖTV ve KDV açıklaması: Artış olmayacak

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor…

    Bakan Şimşek, “Ana hedefimiz enflasyonda tek hane. OVP çerçevesinde bütçe açığımızı daha da azaltacağız” dedi.

    Türkiye ekonomisine ilişkin mesaj veren Bakan Şimşek, “Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak bir programa odaklanmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı” diyen Bakan Mehmet Şimşek, “Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü” dedi.

    Dolar kuruna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek,Kur oynaklığı mayıs ayında neredeyse yüzde 57 civarındaydı. Kasımda bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa Türkiye şu anda kur oynaklığının en düşük olduğu ülkelerden birisi haline geldi. Bu programa güven var, ilgi var” bilgilerini paylaştı.

    Kur Korumalı Mevudat hesaplara ilişkin de konuşan Şimşek, KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık” dedi.

    Bakan Şimşek, “Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak” ifadelerini sözlerine ekledi.

    Bakan Şimşek’in açıklamalarından satır başları:

    Büyüme güçlü ve ne kadar önümüzdeki dönemde yavaşlama ihtimali varsa da 2023’e ilişkin OVP’ye ilişkin paralel gidiyor. Programda yüzde 4,4’lük büyüme öngörmüştük, küresel büyüme yüzde 3. Dolayısıyla küresel büyümenin 1,5 katı hızlı büyüyor olacağız. İstihdam artışı çok güçlü.

    ‘BÜYÜME YENİDEN DENGELENMEYE BAŞLADI’

    Büyümenin yeniden dengelenmesi. Burada da yeniden dengelenme başladı. Net ihracatın etkisi örneğin bir önceki çeyrekte – 4.9’du. Şimdi onun negatif etkisi azaldı, -2,6’ya düştü. İç talebin etkisi daha önce yüzde 8,8’di, 8,5’e geriledi.

    “BU ÇOK ANLAMLI VE CESARET VERİCİ”

    Daha kaliteli büyümeyi sağlamak programın amacı. Bu çok anlamlı ve cesaret verici. Bizim OVP’nin hedefi kalite noktasında da hedeflerimizi gerçekleştirmek. İç talep daha ılımlı hale dönerken net ihracatın etkisinin olumluya dönmesini bekliyoruz. Böylece daha sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına girmiş olacağız. Fiyat istikrarını sağlayarak yapacağız, enflasyonu tek haneye düşürerek yapacağız. Yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliriz. Verimlilik artışı doğru yatırım ve reformlarla olur. Büyümenin iki ana motoru bir taraftan verimlilik artışı bir taraftan da fiyat istikrarını sağlayacak var olan imkanları üretken imkanlara kanalize ederek verimliliğin yüksek tutulması.

    “BUNA HAZIRLIKLI OLMAMIZ LAZIM”

    Büyümenin beklenenden yüksek çıkması olumlu, dengelenme olumlu ama bu yeterli değil. Önümüzdeki dönemde büyüme bir miktar yavaşlayacak, buna hazırlıklı olmak lazım. OVP ile yüksek sürdürülebilir patikasına girmeyi başaracağız.

    “TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İSTİYORUZ”

    OVP Eylül ayında başlatıldı. OVP’nin birkaç önemli bileşeni ve hedefi var. Birinci bileşen dezenflasyon programı. Enflasyonu önce kontrol altına alıp sonra tek haneye indirecek bir program. En önemli bileşen fiyat istikrarıdır. Enflasyonun düşürülüp tek hanede tutulmasıdır. Hedefimiz bu sene enflasyon kontrol altına almak, gelecek sene yüzde 34’e indirmek, 2025-2026’da tek haneye düşürmek. Para politikasında rasyonelleşmeye gittik. Bozulan fiyatlama davranışlarını düzeltmek için para politikasında iyileştirmeye gittik. MB burada gerekeni yapıyor. Depreme rağmen mali disiplini tesis etme çabamız var. Mali disiplin noktasındaki duruşumuz hükümetlerimiz döneminde çok güçlü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4. Bu açığın deprem nedeniyle yüzde 6,4’e kadar büyümesini öngördük. Gelir performansımız çok daha güçlü. Harcamalarda da çok tutumlu davranıyoruz. İkisinin bileşeni olarak bütçe açığı OVP’de öngörülenden biraz daha düşük olabilir. Üçüncü hedef yapısal reformlar. Reformları yaparak Türkiye’nin hareket gücünü artırmak istiyoruz.

    “KKM’NİN ZAMANLA BİTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    90’lı yıllara giderseniz büyümemiz çok düşük, enflasyon yüksek ve oynak. 2000’li yıllarda büyüme 90’lı yılların 2 katına çıkıyor, enflasyon tek haneye düşürülmüş ve oynaklık azaltılmış. İş alemi önünü görebiliyor. Bütçe açığını milli gelire göre yüzde 3’ün altına düşüreceğiz. Enflasyonu kontrol altına alacak büyümede dengelenme lazım. Rezervlerin güçlendirilmesi. Türkiye’nin uluslararası rezervlerini daha da güçlendireceğiz. Geniş anlamda rezervlerin vadesi bir yıldan az olan dış borçlarına oranını 1’e doğru yükseltmek. Şu an 0,84 civarındayız, bunu 1 düzeyine çıkarmak istiyoruz. Kısa vadeli borçların çok üzerine çıkarmak istiyoruz. Burada KKM’den çıkış. KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık. KKM’nin azaltılması konusunda ilerleme sağlıyoruz, önümüzdeki dönemde ilave adımlar atabiliriz.

    “CDS’LERDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR”

    Bu program çalışıyor, iş tutarlılığı, güvenilirliği var. İnanç artıyor. Bazı soru işaretleri yok mu var, bu olur. Türkiye’nin küresel risk algısı düşüyor. En önemli göstergesi risk primidir, CDS diyorlar. CDS Türkiye’de literatüre girmiş durumda. Bu çok teknik bir terim. CDS, bir ülkenin iflasına karşı sigortalamanız gerekiyorsa sigorta prim düzeyini ima eden enstrüman. CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı. Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü. Türkiye’de muazzam bir düşüş var, Türkiye’nin risk algısı iyileşiyor. Programa ciddi bir güven var. Sermaye girişi başladı. Ocak-Mayıs döneminde Türkiye portföy akımlarına baktığınızda net olarak 2,9 milyar dolarlık çıkış olmuş. Halbuki Haziran-Eylül döneminde 5 milyar dolarlık net artış var. Bu çok ciddi bir rakam. Sermaye girişi güçlendi. Eylül ayında yanlış hatırlamıyorsam gelişmekte olan ülkelerden 14 milyar dolar çıkış varken, Türkiye’ye giriş var. Ekim’de de çıkış varken Türkiye’ye giriş var. Türkiye’nin hikayesi güçlü. Türkiye siyasi belirsizliği geride bırakmış, çok güçlü bir dezenflasyon, reform programı var.

    “TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ ARTTI”

    Rezervlerimiz güçlendi. Türkiye’nin rezervleri Mayıs’tan bu yana 36 milyar dolar arttı. Güven olmazsa kaynak girişi olmazsa 36 milyar dolarlık artış mümkün değil. Kur oynaklığı 1 aylık opsiyonların ima ettiği konsept var. Kur oynaklığı Mayıs ayında yüzde 57 civarındaydı. Kasım’da bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa gelişmekte olan ülkeler için Türkiye kur oynaklığının en düşük olduğu ülke haline geldi.

    Gelecek senenin ikinci yarısında küresel finansal koşullar daha elverişli hale gelecek. Fed, AMB faiz indirimlerine başlayacaklar büyük ihtimalle. Risk iştahını artıracak. Türkiye’ye ilgi daha da artacak. Gelecek senenin ikinci yarısından kastım bu.

    “KATAR-BAE İLE KONUŞUYORUZ”

    Dış temaslarda ne yaptık, tüm dünyaya , yatırımcılara gittik, Türkiye’nin programını, yol haritasını paylaştık. Buna ilgi yoğun. Dünya Bankası OVP açıklandıktan sonra ben Türkiye’ye taahhüt ettiğim kaynak miktarını 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkarıyorum, bu programın başarılı olacağına inanıyorum. Körfez’den çok ciddi ilgi var, bu kaynak yatırıma dönüşecek. Katar, BAE ile konuşuyoruz, program sonuçlandırdık.

    “TÜRKİYE’YE KAYNAK AKIŞI BAŞLADI VE ÇOK GÜÇLÜ”

    Küresel finansal koşullar çok sıkı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı zayıf. Türkiye bu dönemde kaynak çekiyor. Türkiye’ye kaynak girişini göstermek için bankaların yurt dışı borçlarını Ocak Mayıs döneminde yüzde 96’ydı. Bakın, Haziran-Eylül döneminde yüzde 142’ye çıkmış. Bankalar 100 dolar borç öderken 142 dolar borç bulmuşlar. Türkiye’ye kaynak akışı başladı ve çok güçlü. Kaynak akışı olmazsa vadesine 1 yıldan az kalmış 211 milyar dolarlık dış borcu nasıl idare ederiz, nasıl rezerv artırırız? Ciddi kaynak girişi var ve artarak devam edecek. 2024’ün ikinci yarısından itibaren güçlenerek artacak.

    “YÜZDE 40 VERGİ İÇİN SADECE YETKİ ALINDI”

    Yüzde 40’a kadar vergi için yetki alınıyor. Yüce Meclis’ten Cumhurbaşkanı’na yetki alınıyor, bu olacağı anlamına gelmiyor. Liralaşmayı desteklemek için piyasa koşulları el verdiğinde vergiyi kullanıp bu sürece katkıda bulunabiliriz. Zamanlama olarak doğru olduğuna inanmıyorum. Önümüzdeki dönemde oturup daha adil vergi sistemi konusunda ciddi adımlar atacağız. Kamu harcamalarını nasıl verimli alanlara kanalize edebiliriz, tasarruf harcamamak değildir aslında kamuda. Tasarruf kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesidir. Gereksiz harcamaların da kaldırılmasını içeriyor. Türkiye’nin altyapısına yatırım yapacağız. Şu anda yüzde 40 vergi getirmiyoruz, piyasa koşullarına bakacağız. Liralaşmanın ana motoru para politikasındaki rasyonelleşmedir. Liraya güveni portföyde daha ağırlıklı TL tutmanın yolu tabi ki para politikası üzerinden geçiyor. Burada bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak yapı içinde gidiyoruz.

    “VERGİ ARTIŞLARI TEKRARLANMAYACAK”

    Programın ana bileşeni dezenflasyondur. Faizler arttı, enflasyon yükseliş trendinde. Para politikası gecikmeli olarak çalışıyor. Bugün gidin ABD’de, İngiltere, AB’deki deneyimlere bakın. Bütün ülkelerde parasal sıkılaşma başlar fakat enflasyon yükseliş trendini bir süre korur ve daha sonra düşmeye başlar, hemen etkili olmuyor, gecikmeli oluyor. Sadece zamana ihtiyacımız var. Aktarım mekanizmasını zorlaştıran bir iki faktör var. Bunlardan biri KKM, birisi de Türkiye’de mevduatların önemli kısmı döviz cinsinden. Para ikamesi var. Bu iki faktör Türkiye’de aktarım mekanizmasını bir miktar zayıflatmış durumda. Para politikasında iyileştirmeyle birlikte gelecek senenin ikinci yarısından itibaren çok güçlü dezenflasyon sürecine gireceğiz. Tabi ki baz etkisi olacak. Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak. Deprem Şubat ayında oldu ama enkazın kaldırılması zaman alıyor. Depreme ilişkin güçlü kaynak aktardığımız, şehirleri yeniden imar edelim çabamız bazı ürünlerin fiyatlarını artırdı. İnşaat malzemelerinin fiyatları arttı. İnşallah Türkiye bir daha deprem görmez, bunlar baz etkisi. Esas etki, para politikasındaki güçlü etkisyle gecikmeli devreye girmesi.

    İkinci husus maliye ve gelirler politikası. Deprem nedeniyle maliye politikası gevşek sayılır. Gelecek sene muhtemelen biraz daha iyiye gidecek diye bekliyoruz, maliye politikası da eşgüdümlü olacak. Para politikası, maliye politikası, gelirler politikası burada birlikte çalışacak eşgüdüm içinde enflasyonun tek haneye düşürülmesi için yoğun çabaya dönüşecek. Mayıstan sonra yıllık enflasyon güçlü ve hızlı şekilde düşecek. Yılı yüzde 36’yla bitirmeyi ümit ediyoruz. Önümüzdeki seneden itibaren enflasyonun aylığında düşüş trendi başladı, kalıcı şekilde düşüşe devam edeceğini öngörüyoruz. Aylık bazda çekirdek enflasyonu takip ederek bizim hedefimizle uyumlu olup olmadığı incelenebilir.

    KİRALARDA DÜŞÜŞ OLACAK MI?

    Kiraların artmasının iki sebebi var, biri arzi diğeri politika çerçevesiyle etkili. Çok büyük deprem felaketi başladı. Deprem bölgesinde olsun, dışında olsun çok ciddi konut talebi oluştu. Bunun etkisi var, konut seferberliğindeyiz. Biz bir an önce şehirlerin yeniden imar edilmesi, vatandaşların yeniden sağlıklı konutlara kavuşmasını istiyoruz. Önümüzdeki birkaç ay içinde vatandaşlara 200 bin konut tamamlanmış ve hizmetlerine sunulmuş olacak. Deprem nedeniyle ortaya çıkan kira artışını sınırlayacak. Son yıllarda reel faiz düşük olduğu için konut fiyatları çok hızlı arttı, kira da ona göre şekillendi. şimdi konut arzını artıracağız, bir taraftan da değişik sektörlerdeki aşırı fiyat artışları dezenflasyon kapsamında kontrol altına alınacak. Bütün bu hususlar bir araya geldiğinde ben inanıyorum ki kira artışlarında normalleşmeye gideceğiz. İş alemine seslenmek istiyorum. Fiyatlama davranışlarında ciddi bozulma var, OVP’yi baz almaları kendileri için hayırlı olacak. Para, maliye ve gelirler politikasını şekillendireceğiz. Eski alışkanlıklarıyla devam ederlerse müşteri bulamayacaklardır.

    Ağustos’ta KKM zirveyi buldu. Kasım ayı itibariyle de 2,8 trilyon liraya kadar indi, bu düşüşün devam etmesini bekliyoruz. MB’nin attığı adımlar var. TL mevduatı cazip hale geldi. Bu devam edecek. Biz şu anda rezerv biriktiriyoruz. Türkiye’nin rezervleri Mayıs sonundan bu yana 36 milyar dolar arttı. KKM’de şirketlere vergi teşviği vermişiz, çıkacağız diyeceğiz ki vergi teşviğini kaldırıyoruz. Sonuçta bu bir enstrüman, hukuki zemini var. Para politikası aktarım mekanizmasının önünde belirsizlik kaynağı olması, biz buradan çıkacağız, KKM’den çıkış başladı, tedrici olarak devam edecek. Rezerv birikimiyle birlikte bir noktada hareket edeceğiz.

     

    Haberin Ayrıntıları Geliyor…

    Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.

    App Store Google Play Takip Et

    Kaynak: Haber7.com

  • Son dakika: MSB’den ‘Eurofighter’ ve ‘KAAN’ mesajı!

    Son dakika: MSB’den ‘Eurofighter’ ve ‘KAAN’ mesajı!

    Son dakika haberi… Milli Savunma Bakanlığı Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı’nın bilançosunu açıkladı.

    Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Bugüne kadar 647 terörist etkisiz hâle getirildi, değişik çaplarda toplam 1.391 silah ve 780 bin 57 mühimmat ele geçirildi, 2 bin 515 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edildi, 812 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirildi” dedi.

    Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerine ait 12 uçakla 222 buçuk ton insani yardım malzemesinin bölgeye sevk edildiğini belirten Tuğamiral Aktürk, “Ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 188 olmuştur” açıklamasını yaptı.

    Bakanlıkta düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulunan Tuğamiral Zeki Aktürk, şunları söyledi:

    TERÖRLE MÜCADELE HAREKÂTI

    “Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil son bir haftada 49 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Böylece etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 01 Ocak’tan itibaren bin 976’ya, 24 Temmuz 2015’ten itibaren ise 39 bin 319’a ulaşmıştır. Ayrıca, 24 Kasım’da Irak’ın kuzeyindeki Gara, Metina, Hakurk ve Kandil’de bulunan terör hedeflerine yönelik icra edilen hava harekâtları ile içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak ve depolardan oluşan toplam 17 hedef başarıyla imha edilmiş ve çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir. Yine, 29 Kasım’da Irak’ın kuzeyinde Sinath-Haftanin bölgesinde bir yeraltı sığınağında tespit edilen 10 terörist SİHA atışı ve müteakiben icra edilen hava harekâtıyla etkisiz hale getirilmiştir.

    PENÇE-KİLİT BİLANÇOSU

    Terör inlerine tek tek girmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında son olarak çok sayıda odası bulunan bir mağara ele geçirmiştir. Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar 647 terörist etkisiz hâle getirilmiş, değişik çaplarda toplam bin 391 silah ve 780 bin 57 mühimmat ele geçirilmiş, 2 bin 515 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edilmiş, 812 mağara/sığınak kullanılamaz hâle getirilmiştir. Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin vatan, bayrak ve millet uğrunda döktükleri kanın hesabı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorulacaktır. Hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; asil milletimizden aldığı güçle terörle mücadelesine; Artan bir baskı ve yoğun bir tempoda, Tüm terör inleri yok edilip tek bir terörist kalmayıncaya kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir.

    SURİYE’DE TERÖRLE MÜCADELE

    İstikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına için çalışmalarımızın devam ettiği Suriye’de, harekât alanlarımızda sağlanan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik teröristlerin taciz ve saldırı girişimleri devam etmektedir. 01 Ocak’tan itibaren birliklerimize 461 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiştir. Anında ve misliyle verilen karşılık ile 31’i son bir haftada olmak üzere bin 408 terörist etkisiz hâle getirilmiştir.

    SINIR GÜVENLİĞİ

    Yoğun ve etkin tedbirlerle güvenliği sağlanan hudutlarımızda; Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 220 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 4’ü FETÖ terör örgütü mensubu olmak üzere 5’i teröristtir. 2 bin 391 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 12 bin 687’ye yükselmiştir. Bu şahıslardan 406’sı FETÖ mensubu olmak üzere toplam 581 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 194 bin 157 olmuştur. Ayrıca, icra edilen operasyonlarda 10 kilogramı geçtiğimiz hafta içerisinde olmak üzere 01 Ocak’tan itibaren 15 bin 313 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.

    188 GAZZELİ TÜRKİYE’YE GETİRİLDİ

    İsrail ve Filistin’de 07 Ekim’den beri devam eden gelişmeleri büyük bir endişe ile takip ediyoruz. Türkiye olarak Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz. Gazze’de çatışmalara 4 günlük insani ara verilmesi konusunda taraflar arasında varılan mutabakatı ve akabinde insani aranın 3 gün daha uzatılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Mutabakata tam riayet edilmesini ve bu insani aranın, Gazze’deki çatışmaların sona ermesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Beklentimiz; barışa giden, akan kanın durması için sarf edilen tüm gayretlerin amasız ve fakatsız gösterilmeye devam edilmesidir.

    Filistin meselesi iki devletli ve adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını da bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemizin Gazze’ye yönelik insani yardımları kapsamında Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarla koordineli olarak; 29 Kasım’da C-130 tipi kargo uçağımız ile 9,5 (dokuz buçuk) ton tıbbi malzeme ve 9 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış; çoğunluğu acil tedaviye ihtiyaç duyan hasta ve refakatçilerden oluşan toplam 44 Gazzeli kardeşimiz ülkemize getirilmiştir. Böylece; Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 12 uçakla 222,5 (iki yüz yirmi iki buçuk) ton insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 188 olmuştur.

    ENVANTERE GİREN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ

    Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşviki ile mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu çerçevede; Taktik Tekerlekli Araçlar Projesi kapsamında tedariki planlanan 6 adet Zırhlı Tekerlekli Araç Kurtarıcısı 27 Kasım’da Kara Kuvvetlerimizin envanterine alınmıştır. Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan “8 adet Liman Kontrol Botu Projesi” kapsamında, yerli ve millî asayiş ve emniyet botu ASBOT’un üçüncüsü 24 Kasım’da teslim edilmiştir. “

    ‘EUROFIGHTER’ VE ‘KAAN’ MESAJI

    Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, İngiltere’den talep edilen Eurofighter uçaklarıyla ilgili olarak ilk etapta 20 adet, daha sonra da 20 adet olmak üzere toplam 40 adet son versiyon Eurofighter uçak temin edilmek istendiğini hatırlattı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in İngiliz mevkidaşı ile yaptığı son görüşmede bu konunun ele alındığını, İngilizlerin uçak satışı konusunda Almanların ikna edilmesine yardım edeceklerine ilişkin sözlerini tekrar ettiklerini belirtti. Bakanlık kaynakları, Eurofighter uçaklarının temini konusunun yanı sıra milli muharip uçağı KAAN’ın yakında ilk uçuşu gerçekleştirerek TSK’nın envanterine girmesi için büyük bir hızla çalışıldığına işaret etti.

    Kaynak: Haber7.com

  • Bakan Mehmet Şimşek: Yeniden dengelenme başladı

    Bakan Mehmet Şimşek: Yeniden dengelenme başladı

    Ekonomi gündemini değerlendiren Bakan Şimşek, açıklamalarında şunları kaydetti;

    Büyüme güçlü ve ne kadar önümüzdeki dönemde yavaşlama ihtimali varsa da 2023’e ilişkin OVP’ye ilişkin paralel gidiyor. Programda yüzde 4,4’lük büyüme öngörmüştük, küresel büyüme yüzde 3. Dolayısıyla küresel büyümenin 1,5 katı hızlı büyüyor olacağız. İstihdam artışı çok güçlü.

    ‘BÜYÜME YENİDEN DENGELENMEYE BAŞLADI’

    Büyümenin yeniden dengelenmesi. Burada da yeniden dengelenme başladı. Net ihracatın etkisi örneğin bir önceki çeyrekte – 4.9’du. Şimdi onun negatif etkisi azaldı, -2,6’ya düştü. İç talebin etkisi daha önce yüzde 8,8’di, 8,5’e geriledi.

    “BU ÇOK ANLAMLI VE CESARET VERİCİ”

    Daha kaliteli büyümeyi sağlamak programın amacı. Bu çok anlamlı ve cesaret verici. Bizim OVP’nin hedefi kalite noktasında da hedeflerimizi gerçekleştirmek. İç talep daha ılımlı hale dönerken net ihracatın etkisinin olumluya dönmesini bekliyoruz. Böylece daha sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına girmiş olacağız. Fiyat istikrarını sağlayarak yapacağız, enflasyonu tek haneye düşürerek yapacağız. Yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliriz. Verimlilik artışı doğru yatırım ve reformlarla olur. Büyümenin iki ana motoru bir taraftan verimlilik artışı bir taraftan da fiyat istikrarını sağlayacak var olan imkanları üretken imkanlara kanalize ederek verimliliğin yüksek tutulması.

    “BUNA HAZIRLIKLI OLMAMIZ LAZIM”

    Büyümenin beklenenden yüksek çıkması olumlu, dengelenme olumlu ama bu yeterli değil. Önümüzdeki dönemde büyüme bir miktar yavaşlayacak, buna hazırlıklı olmak lazım. OVP ile yüksek sürdürülebilir patikasına girmeyi başaracağız.

    “TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İSTİYORUZ”

    OVP Eylül ayında başlatıldı. OVP’nin birkaç önemli bileşeni ve hedefi var. Birinci bileşen dezenflasyon programı. Enflasyonu önce kontrol altına alıp sonra tek haneye indirecek bir program. En önemli bileşen fiyat istikrarıdır. Enflasyonun düşürülüp tek hanede tutulmasıdır. Hedefimiz bu sene enflasyon kontrol altına almak, gelecek sene yüzde 34’e indirmek, 2025-2026’da tek haneye düşürmek. Para politikasında rasyonelleşmeye gittik. Bozulan fiyatlama davranışlarını düzeltmek için para politikasında iyileştirmeye gittik. MB burada gerekeni yapıyor. Depreme rağmen mali disiplini tesis etme çabamız var. Mali disiplin noktasındaki duruşumuz hükümetlerimiz döneminde çok güçlü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4. Bu açığın deprem nedeniyle yüzde 6,4’e kadar büyümesini öngördük. Gelir performansımız çok daha güçlü. Harcamalarda da çok tutumlu davranıyoruz. İkisinin bileşeni olarak bütçe açığı OVP’de öngörülenden biraz daha düşük olabilir. Üçüncü hedef yapısal reformlar. Reformları yaparak Türkiye’nin hareket gücünü artırmak istiyoruz.

    90’lı yıllara giderseniz büyümemiz çok düşük, enflasyon yüksek ve oynak. 2000’li yıllarda büyüme 90’lı yılların 2 katına çıkıyor, enflasyon tek haneye düşürülmüş ve oynaklık azaltılmış. İş alemi önünü görebiliyor. 

     

    Haberin Ayrıntıları Geliyor…

    Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.

    App Store Google Play Takip Et

    Kaynak: Haber7.com

  • Akşener’den Özel’in ittifak çağrısına yanıt

    Akşener’den Özel’in ittifak çağrısına yanıt

    Son dakika haberi: CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti. Akşener, Özel’in ittifak çağrısıyla ilgili konuştu. Akşener şunları söyledi: 

    “Bizim bir kararımız var, 81 ilde tek başımıza seçime girmek şeklinde. O konuyu Genel İdare Kurulunda tekrar, hiç değilse bazı yerlerde iş birliği yapabilir miyiz sorusunu götürebilir misiniz sorusuydu bu. Biz de pazartesi günü doğal olarak GİK’imizi toplayacaktık zaten, orada bu soruyu kurulumuza soracağız. Onlar nasıl bir cevap verecek, o zaman göreceğiz.

    Özgür Özel ise görüşmeye ilişkin şunları söyledi: 

    “Yerel seçimlere kendi adaylarıyla girme irade beyanları kararları vardı. Biz bu karar saygı duyduğumuz belirterek somut bir öneriyle değil, yerel seçim biraz daha esnekliği, ikili iş birliklerini kapsar. Yerel seçime yönelik olarak iş birliği içinde olup olamayacağımızı, bu kararın genel idare kurulu tarafından gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sorduk. Sayın genel başkanımızdan bir yanıt aldık. Ben sözü kendisine bırakıyorum.”

    KAYNAK: HABER7

    Kaynak: Haber7.com

  • Adana’da deprem konutları yükseliyor!

    Adana’da deprem konutları yükseliyor!

    Adana’da depremzedeler için yapımına başlanan TOKİ Konutlarının Ocak ayında teslim edilmesi planlanıyor. Konutlarda sona yaklaşılırken, işçiler evleri teslim edebilmek için 7 gün 24 saat çalışıyor.

    Kahramanmaraş merkezli depremlerinin can kayıpları ve yıkımlara yol açtığı Adana’da, TOKİ kalıcı konutlar için çalışmalarını hızla sürdürüyor. Kent genelinde 2 bin 500 konut, 701 de köy evi yapılması planlanıyor.

    Mart ayında başlayan merkez Sarıçam ilçesine bağlı Buruk Cumhuriyet Mahallesi’nde 24 blok ve 590 daireden oluşan projede, inşaat çalışmaları aralıksız devam ediyor. Proje çerçevesinde 9 blok tamamlanırken, diğer blokların da inşası hızla sürüyor.

    İŞÇILER TAM KADRO MESAİDE

    Ocak ayında kent genelinde ilk etapta bin konutun teslim edilmesi planlanırken, işçiler evleri teslim edebilmek için 7 gün 24 saat esasına göre 3 vardiya çalışıyor. 2+1 daireler brüt 110, net 80 metrekare olurken, 3+1 daireler ise brüt 150, neti 127 metrekare olacak şekilde tamamlandı. Ayrıca daire de kullanılan bütün malzemelerin yüzde 100 yerli malı olduğu öğrenildi.

    “OCAK AYINDA BİN KONUT TESLİM EDİLECEK”

    Çalışmaları yakından takip eden Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, Ocak ayında ilk evlerin teslimatının yapılacağını söyledi. Karslıoğlu, “Bin konut projesini Ocak ayında teslim edeceğiz Adana genelinde. Önümüzdeki günlerde 8 bin konut ihale süreci var. Uzun bir süreç. Ancak işçilerimiz gece gündüz depremin yaralarını silmek için cansiparane çalışıyor. Herkes bunun bilincinde” diye konuştu.

    TOKİ’nin literatüre girdiğini anlatan Karslıoğlu, “Dünyada hiçbir ülke depremden sonra bu kadar hızlı ve bu kadar teknik kapasitede bina yapma yeteneğine sahip değil. Ancak biz burada TOKİ’nin tecrübesiyle bunu gerçekleştiriyoruz. Bu dünyada tektir” dedi.

    Kaynak: Haber7.com

  • FEXO Token, 01 Aralık’ta satışa çıkıyor

    FEXO Token, 01 Aralık’ta satışa çıkıyor

    FEXO Token, kilitli ve kilitsiz olmak üzere iki farklı fazda satışa sunulacak. 01-03 Aralık 2023 tarihlerinde gerçekleşecek kilitli token arzında fiyat 0,0075 USDT; 04-06 Aralık 2023 tarihlerinde gerçekleşecek kilitsiz token arzında ise fiyat 0,0095 USDT olacak. Futurance’ın kripto para borsası Fexobit üzerinden, talep toplama yöntemiyle gerçekleşecek arzın ardından, FEXO Token 08 Aralık 2023 tarihinde yine Fexobit borsasında listelenecek.

    2021 yılında faaliyet geçen Türkiye’nin önde gelen finansal teknoloji (fintek) şirketlerinden Futurance, üçüncü yılına yeni token arzıyla giriyor. Fexobit, Nftyzer, Walter ve Tokencept’ten oluşan Futurance ekosisteminin ana işlem birimi olarak faaliyet gösterecek FEXO Token’ın arz süreci, 01 Aralık’ta başlayacak. Token arzı süreci iki faz halinde yönetilecek. 1-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek kilitli arzda yatırımcılar, 0,0075 USDT’lik avantajlı fiyat üzerinden talep işlemlerini gerçekleştirecek. Kilitli arz kapsamında, yatırımcılar, listeleme gününde token’larının yüzde 10’unu kullanabilecek. Geriye kalan token’lar ise 1 aylık boşluğun ardından, 6 ay süresince günlük eşit olarak kullanıma açılacak. 4-6 Aralık’taki kilitsiz arzda ise, token fiyatı 0,0095 USDT olacak; tüm token’lar işlem gününde kullanıma açık olacak. FEXO Token, 8 Aralık’ta da Fexobit borsasında, FEXO/USDT paritesinde işlem görmeye başlayacak. FEXO Token’ın, işlem günündeki dolaşımdaki token değeri üzerinden hesaplanan başlangıç piyasa değeri de 753,750 dolar olacak.

    TALEP TOPLAMA & EŞİT DAĞITIM MODELİYLE SATIŞA SUNULACAK

    Her iki fazda da arz işlemleri talep toplama yöntemine göre gerçekleştirecek. Bu kapsamda, fazlar için belirlenen limitlerin aşılması durumunda, yatırımcıların alacakları token’lar eşit dağıtım yöntemiyle belirlenecek ve arz katılan tüm yatırımcıların cüzdanlarına eşit sayıda token gönderilecek. Halka arz işlemlerinde sıklıkla kullanılan bu yöntemle, arz sürecinde şeffaflığın artırılması, yatırımcılar arasında denge sağlanması ve olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Token arzına ilişkin tüm detaylara, Fexobit internet sitesi ve kurumsal sosyal medya hesaplarından yayınlanacak whitepaper’da ulaşılabilecek.

    FEXO TOKEN’A MAKSİMUM KULLANIM ALANI OLUŞTURACAĞIZ

    Futurance’ın, geleneksel finans sistemlerindeki tecrübeyi ve fintek sektöründeki deneyimi, blockchain teknolojisi ile birleştirerek kullanıcılar ve yatırımcılar için merkeziyetsiz dünyayla gerçek dünya arasında bir köprü kurmayı hedeflediğini ifade eden Futurance Yönetim Kurulu Üyesi Onur Altan Tan, “01 Aralık itibarıyla satışa sunacağımız FEXO Token da işte bu dünyanın ana işlem birimi olacak. Uzun zamandır çalışmalarını sürdürdüğümüz FEXO TOken projesinde artık sona gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yatırımcılarımıza büyük avantajlar sağlayacak FEXO Token’ı, blockchain teknolojisinin bugününü ve yarınını en doğru şekilde yansıtacak şekilde tasarladık. Futurance ekosistemini oluşturan 4 ana iş kolumuzda da FEXO Token’ı kullanarak, kendi yarattığımız bu dijital varlığa maksimum kullanım alanı oluştururken, tasarladığımız farklı modellerle de yatırımcı üzerindeki enflasyon baskısının önüne geçeceğiz” dedi.

    FİYAT PERFORMANSINA BAĞLI OLARAK TAHTADAN ALIM VE YAKIM YAPILACAK

    Fexobit Hazine ve Araştırma Müdürü Sercan Yıldırım da Fexo Token ekonomisinin yatırımcıların orta ve uzun vadede korunması; yüksek enflasyon kaynaklı fiyat düşüşlerinin önüne geçilmesi için, küresel ölçekteki iyi örnekler göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandığını ifade ederken, “Bu kapsamda, en çok üzerinde durduğumuz konu FEXO Token’ın Futurance ekosisteminde deflasyonist bir yapıya sahip olması. Bunun için de, dünya genelinde dahi örnekleri çok fazla görmediğimiz kapsamlı ‘tahtadan alım’ ve ‘yakım’ modelleri oluşturduk. Bunları da whitepaper’ımız aracılığıyla yatırımcılara açıkladık ve aslında tüm bu modelleri daha yolun en başında kurallara bağladık. Örnek vermek gerekirse; FEXO Token’larını ellerinde tutan (hold eden), FEXO Token’ın geleceğine ve vizyonuna inanan, kendisini Fexobit ailesinin bir parçası olarak hisseden yatırımcıların ödüllendirilmesi ve teşvik edilmesi için özel bir program tasarladık. Bu program kapsamında, her ay, FEXO Token tahtasından elde edilen komisyon gelirlerinin belli bölümlerini, tahtadan satın almak için kullanacağız. Satın alınan token’lar, belirlenecek zaman dilimlerinde de yakıma gönderilecek. FEXO Token’ın deflasyonist yapısını destekleyecek bu program kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin tahtaya etkisini ve yakma işlemine ait zincirüstü TXID verilerini de düzenli olarak ve şeffaf şekilde yayımlayacağız” ifadelerini kullandı.

    DEĞERLEME ÇALIŞMALARINI 4 FARKLI MODEL ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRDİK

    Tüm Fexobit ekosisteminin; güven, şeffaflık, hesap verilebilirlik gibi evrensel kurumsal yönetişim ilkelerine göre inşa edildiğini ifade eden Sercan Yıldırım, “Yatırımcının haklarının gözetilip korunması, yatırım yaptıkları enstrümana dair maksimum bilginin kendilerine ulaştırılması Futurance ekibinin her daim önceliği olmuştur. Bu yaklaşım FEXO Token’a dair yapılan değerleme çalışmalarının da odak noktası. Bu yaklaşımı güçlendirmek için, FEXO Token değerleme çalışmaları kapsamında, bankacılık deneyimine sahip profesyonel finans uzmanları tarafından, 4 farklı model üzerinden kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdik. Ayağı yere basan, Türkiye’deki ve dünyadaki kripto para sektörünün gerçekliğiyle uyumlu, ekonomi biliminin ışığından uzaklaşmayan bu yaklaşımlar ile, FEXO Token değerlemesinin yatırımcı için en sağlıklı metrikler üzerinden yapılmasını sağladık” ifadelerini kullandı.

    FEXO Token nerelerde kullanılacak?

    – Fexobit ekosistemi içerisinde yer alan ve her biri yatırımcılara farklı avantajlar sunan 4 farklı kasanın tamamı, FEXO Token yakılarak alınabilecek. Bu kasalar, yatırımcılara 0 (sıfır) komisyon hacim ve işlem limitleri, gelecek yeni token arzlarına yüksek katılım limitleri gibi birçok avantajı beraberinde getirecek.

    – FEXO/USDT paritesindeki işlem hacmine, borsanın aylık komisyon gelirlerine ve FEXO Token fiyat performansına bağlı olarak, her ay değişebilecek miktarlarda tahtadan satın alınarak yakıma gönderilecek.

    – Kasalarında token tutan kullanıcılara, tuttukları zaman, adet ve fiyat performansına bağlı yakım ve airdroplarda kullanılacak.

    – Yarışmalarda ve etkinliklerde verilecek olan diğer ödüllerin yanında hacim ve performans bazlı yakım ve airdroplarda kullanılacak.

    – Fexobit ekosisteminde yeni listeleme yapmak projeler tarafından tahtadan satın alınarak yakıma gönderilecek. Bu şartı yerine getirmeyen projelere, Fexobit ekosisteminde listeleme fırsatı sunulmayacak.

    – Ekosistem gelişimiyle birlikte yukarıda iletilenlerle sınırlı olmayıp kullanım alanlarının genişletilmesi hedefleniyor.

    Kaynak: Haber7.com

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com